ÇEVRE - 23 Eylül 2025 Salı 11:02

Araba geçerken bile sallanıyor: Yıkım esnasında ağır hasara dönüşen binanın sakinleri adına ’tam yargı’ davası açıldı

A
A
A
Araba geçerken bile sallanıyor: Yıkım esnasında ağır hasara dönüşen binanın sakinleri adına ’tam yargı’ davası açıldı

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde ağır hasarlı binanın yıkımı sırasında aldığı darbelerle ağır hasar alan binanın sakinleri adına, Diyarbakır Valiliği hasım gösterilerek idare mahkemesinde ’tam yargı’ davası açıldı.


Merkez Bağlar ilçesi Mevlana Halit Mahallesi 478. Sokak’ta bulunan bir apartman, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar aldı. Yüklenici firma, 10 Aralık 2024 tarihinde binanın yıkımını gerçekleştirdiği sırada bitişiğindeki Buhara Apartmanı’na zarar vererek ağır hasarlı duruma düşürdü. 30 daire sakininin çoğu, binanın oturulmayacak hale gelmesiyle taşındı.


Bazı bina sakinleri geri gelerek evlerinde oturma kararı aldı. Bina sakinleri, mağduriyetlerinin giderilmesi için avukatın yolunu tuttu. Avukat Zein Kızılaslan, hukuki süreci başlattı. Süreçle birlikte bilirkişi raporunda da yüklenici firmanın yıkım esnasında binaya zarar verdiği belirlendi. Kızılaslan, hak sahipleri adına Diyarbakır Valiliği’ni hasım göstererek Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi’ne başvurarak ’tam yargı’ davası açtı.


Avukat Kızılaslan, 10 Aralık 2024 tarihinde Buhara Apartmanı’nın zarar gördüğünü söyledi. Burada yıkım yapan firmanın dikkat ve özen göstermeden binayı yıktığını belirten Kızılaslan, yıkıldıktan sonra apartmanın çok büyük zarar gördüğünü ifade etti. Kızılaslan, apartman sakinlerinin kaymakamlığa gidip başvuru yaptığını aktararak, "Başvuru neticesinde idari dava açmaları gerektiği söyleniyor. Vatandaşlar bayağı mağdur oldu. Yanıma gelip ’avukat hanım ne yapabilir bu konuda’ dediler. Önce kuruma, sonra idare mahkemesine başvurduk. Süreç şu şekilde ilerledi. Bilirkişi raporu geldi. Burada bina, bitişik nizamda, ortak taşıyıcı sisteme sahip olmadığını, depremden kaynaklı olmadığını, yıkan firma dikkat ve özen göstermediği için binaya zarar vermiş durumda" dedi.



"Burada en büyük kusur yıkan firmaya aittir, bilirkişi raporunda da yazmakta"


Binada şu an 8 aile kaldığını kaydeden Kızılaslan, "Kalan 8 aile de daha önce taşınıp yine geri dönmek zorunda kaldı. Ekonomik şartları zor olduğu için, kira ödemesinde zorlandılar. Bundan dolayı bina sakinleri yine geri döndü. Binanın boşaltılması gerekiyor, bina ağır hasarlı. Burada vatandaş mağdur oldu. Vatandaşın mağduriyetin giderilmesi için dava açıldı. Dava şu anda başlangıç sürecinde. Sonuçlanması da 1-2 yıl bulabilir. Bu süreçte bir hak mücadelesi veriliyor. Vatandaşların mağduriyeti umarım en yakın zamanda çözülür. 30 aile için İdare Mahkemesi’nde ’tam yargı’ davası açıldı. Davamızı Bağlar Kaymakamlığı’na karşı açtık, idari kusur bulunmakta. Burada en büyük kusur yıkan firmaya aittir. Bilirkişi raporunda da yazmakta" diye konuştu.



’’Bina araba geçerken bile sallanıyor’’


Bina sakini Sabiha Candan, binalarının hasar aldığını, bu süreçte kaymakamlık, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü gibi yerlere gittiklerini söyledi. "En son bize dediler ki, bizlik bir şey yok. Siz gidin mahkemeye verin. Biz de mahkemeye verdik" diyen Candan, "Şu an mahkeme sonuçlanmasını bekliyoruz. Ama sonuçlanana kadar 3 sene geçecek dediler. Biz, bu 3 sene içinde burada durmak istemiyoruz, mağduruz. Bina, araba geçerken bile sallanıyor. Uçak geçti mi sallanıyor. Mağduriyetimiz çabuk giderilmesini istiyoruz. Yan bina ağır hasarlıyken yıkımı gerçekleştiği esnada bizim binaya zarar verdi. Bizim bir şey yokken, binamız ağır hasar oldu. Hiçbir mağduriyetimiz de giderilmedi. Kiraya çıkmıştık. 6 boyunca bayağı süründük, tekrar geri gelmek zorunda kaldık. 8 daire var. Dış cephe felaket. Gelip geçenler durup bakıyor" şeklinde konuştu.



Araba geçerken bile sallanıyor: Yıkım esnasında ağır hasara dönüşen binanın sakinleri adına ’tam yargı’ davası açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.