GÜNDEM - 14 Eylül 2024 Cumartesi 15:08

Belediyeler elektrik borcunu ödemiyor

A
A
A
Belediyeler elektrik borcunu ödemiyor

DEPSAŞ Enerji tarafından elektrik tedariki sağlanan 6 ildeki belediyelerin, içme suyu şebekelerinde kullandıkları elektrik borcu toplamda 1 milyar 750 milyon 300 bin liraya ulaştı. DEPSAŞ Enerji, hizmetin sürdürülebilmesi için söz konusu borçların ödenmesini isteyerek elektrik borcunu ödemeyen belediye veya bağlı iştiraklerinin içme suyu şebekelerine ait elektriği, yasal haklarını kullanarak kesebileceği uyarısında bulundu.


DEPSAŞ Enerjinin yılardır tahsil edemediği içme suyu şebekelerine ait elektrik alacakları 2 milyar TL’ye yaklaştı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 6 ile perakende elektrik dağıtım hizmeti veren şirket, toplamda 1 milyar 750 milyon 300 bin TL olan borcun artık ödenmemesi halinde, söz konusu belediye veya bağlı iştiraklerinin içme suyu şebekelerine ait elektriğin kesileceğini duyurdu.



Belediye iştiraklerinin elektrik borcu 989 milyon 400 bin TL


DEPSAŞ Enerjiden alınan bilgiye göre aboneleri arasında yer alan belediyelerin bir çoğunun içme suyu şebekesi kapsamında elektrik borcu bulunuyor. Borç miktarı en yüksek olan büyükşehir belediyelerinin iştiraklerine ait içme suyu şebekelerinde kullanılan elektrik borcu 989 milyon 400 bin TL’ye ulaştı. Diğer belediyelerin bahse konu elektrik borcunun 287 milyon TL, köy tüzel kişilikleri tarafından ödenmesi gereken köy içme suyu şebekelerinde kullanılan elektrik borcunun ise 474 milyon 400 bin TL’yi bulduğu açıklandı.



En fazla borç MARSU’nun


DEPSAŞ Enerji tarafından verilen bilgilere göre en borçlu olan kurum Mardin Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MARSU). MARSU’nun 691 milyon 948 bin TL elektrik borcu bulunurken bunu 221 milyon TL borçla Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ŞUSKİ) ve 76 milyon 400 bin TL borç ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) izliyor. 3 büyükşehirin içme suyu şebekelerinde kullanılan ve ödenmeyen elektrik borcunun toplamı ise 989 milyon 400 bin TL.



Diğer belediyelerde durum


İçme suyu şebekelerinde kullanılan elektriğe ait borcunu ödemeyenler sadece bölgedeki büyükşehir belediyelerinin iştirakleri olan MARSU, ŞUSKİ ve DİSKİ değil. Batman, Şırnak ve Siirt merkez, ilçe ve belde belediyelerine ait borçların toplamı ise 287 milyon TL. Bu belediyeler arasında en borçlu olan 255 milyon 900 bin lira ile Batman merkez, ilçe ve belde belediyeleri iken Batman’ı 21 milyon 600 milyon TL borçla Şırnak ve 9 milyon 400 bin TL ile Siirt merkez ilçe ve belde belediyeleri izliyor.



En borçlu köyler Şırnak’ta


DEPSAŞ Enerji yetkilileri, köy tüzel kişiliklerinin ödemesi gereken köy içme suyu şebekelerinde kullanılan ve ödenmeyen elektrik borcunun ise toplam 474 milyon 400 bin TL olduğunu bildirdi. Bu anlamda en borçlu köyler, 331 milyon 300 bin TL ile Şırnak iline bağlı olanlar. Onu 139 milyon 800 bin TL ile Batman’ın, 3 milyon 300 bin TL ile Siirt’in köyleri izliyor.



Ödeme iradesi gösteren belediyelere teşekkür


DEPSAŞ Enerji, yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip olan bölge genelinde, halkın kullandığı içme suyu şebekelerinde kullanılan ve aralarında 5 yıldan beri ödenmeyen 2019 yılına ait faturaların da bulunduğu borçların bir an evvel ödenmesini istedi. DEPSAŞ Enerji yetkilileri, elektrik tedarik hizmetinin aksamadan sürdürülebilmesi için tüm aboneler gibi belediyeler ve bağlı iştiraklerinin de bu yükümlülüklerini yerine getirerek kullanılan elektrik bedelini bir an evvel ödemelerini istedi. Şirketten yapılan açıklamada, “Diğer abonelerimizin sıkıntı yaşamaması için borcunu ödemeyen abonelerin elektriğini, istemeden de olsa yasal haklarımızı kullanarak kesmek zorunda kalacağız. Bununla birlikte, ödeme iradesi gösteren belediyelere ve bunun için çaba gösteren iştiraklere teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ancak, ödeme yükümlülüklerini spekülatif açıklamalarla duyuran bazı iştiraklerin tutumları karşısında yaşadığımız zorlukları da ifade etmek isteriz’’ ifadeleri kullanıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Malik Karaahmet: "Haaland’la yeniden aynı sahada mücadele etmek isterim" İzmir’de 2016 yılında düzenlenen Ege Kupası’nda Erling Haland’la aynı sahada mücadele eden ve gol krallığı yarışında Norveçli yıldızı geride bırakan Aliağa FK oyuncusu Malik Karaahmet, "Fiziksel olarak ben de diri duruyorum ancak kıyaslama yapabilmek için onunla yeniden aynı sahada olmayı isterdim" dedi. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 2016 yılında düzenlenen U16 Ege Kupası, Malik Karaahmet için unutulmaz bir anı olarak kayıtlara geçti. İzmir’de oynanan turnuvada Türkiye U16 Milli Takımı ile Norveç U16 Milli Takımı karşı karşıya geldi. O dönem Bryne FC forması giyen Erling Haaland ile Eintracht Frankfurt altyapısında yetişen Malik Karaahmet aynı sahada yer aldı. Türkiye, Haaland’ın da forma giydiği Norveç’i 2-1 mağlup etti. Norveç turnuvaya grup aşamasında veda ederken, Türkiye finalde ABD U16 Milli Takımı’nı 3-1 yenerek şampiyon oldu. Turnuvada en çok gol atan oyuncu, kaydettiği 3 golle Malik Karaahmet olurken, Haaland turnuvayı Çekya’ya attığı tek golle tamamladı. Turnuva sonrasında Haaland kariyerinde önemli bir yükseliş yakalayarak dünyanın en önemli santrforları arasına girerken, Malik Karaahmet de Aliağa FK formasıyla TFF 2. Lig’de mücadele ediyor. Malik Karaahmet, o dönem yaşananları ve Erling Haaland ile aynı sahadaki mücadelesini İHA muhabirine anlattı. "Eski günleri kurcalamak istemiyorum" Erling Haaland ile geçmişte aynı sahada yer aldığını sonradan öğrendiğini vurgulayan Aliağa FK oyuncusu Malik Karaahmet, "Haaland ile o dönemde aynı sahada koşturduğumuzu bilmiyordum, bu haberler sonradan ortaya çıktı. Haberi aldığımda duygularım tabii ki çok farklı oldu ve insanın aklına ’Bu çocuk nerelere gelmiş’ düşüncesi geliyor. Biz de buralarda koşturmaya devam ediyoruz ancak önemli olan pes etmeden bu mücadeleyi sürdürmektir. 4 maçlık bir turnuvada benim 3, onun ise 1 gol atması o dönem için oldukça iyi bir performanstı. Sayısal olarak bakıldığında şu an o benden kat kat fazla gol atmış durumda fakat eski günleri kurcalamak niyetinde değilim. Şu anki durumuma odaklanıyorum ve başkalarının ne yaptığı beni pek ilgilendirmiyor. İçimde kapanmayacak bir yara olsa da pes etme niyetim olmadığı için çalışmaya devam ediyorum" ifadelerini kullandı. "Aynı sahada yer almak isterim" Kariyerindeki dalgalanmaları ve aldığı altyapı eğitimini değerlendirerek, fiziksel bir kıyaslama yapmak istediğini aktaran Karaahmet, "Fiziksel olarak ben de diri duruyorum ancak kıyaslama yapabilmek için onunla yeniden aynı sahada olmayı isterdim. Benim altyapı gelişimim Türkiye’de değil, Almanya’da gerçekleşti. O dönem Eintracht Frankfurt’ta oynuyordum ve Almanya’nın altyapı sistemi Avrupa geneline göre çok daha iyi seviyededir. İyi bir altyapı eğitimi almış ve çalışkan biri olmama rağmen, dönem dönem her futbolcu gibi ben de düşüşler yaşadım. Belki de ben yanlış zamanda bir düşüş yaşarken, o aynı dönemde büyük bir çıkış yakaladı. Bu durum biraz da nasip işidir ve bana nasip olmadı" şeklinde konuştu. "Yanlış yönlendirildim" Eski rakiplerini izlerken farklı duygular hissettiğini ve kariyerindeki gerilemenin asıl sebebinin menajerler tarafından yanlış yönlendirilmesi olduğunu dile getiren 26 yaşındaki futbolcu, "Haaland’ı izlediğimde ’Biz bu çocuklarla aynı sahada koşturuyorduk’ diyorum ve böyle isimlerle aynı sahada bulunmuş olmaktan dolayı seviniyorum. Bazen keşke ben de oralarda olsaydım diye düşünsem de ’keşke’ demeden, ne olursa olsun çalışmaya devam etmek gerekiyor. Hakkımda yapılan yorumlarda sürekli gece hayatı gibi iddialar ortaya atılıyor ancak gerilememin sebebi kesinlikle bu değildir. Yaşadığım durumun yüzde 70 veya 80’lik kısmı tamamen yanlış yönlendirme kaynaklıdır. O dönemde çalıştığım bazı menajerler, iyi yöntemlere sahip olmadıkları için kariyerimi doğru şekilde yönetemediler" dedi.
Kastamonu Binlerce hapla yakalanan sanığın yargılanmasına devam edildi Kastamonu’da gerçekleştirilen operasyonda 69 bin 407 adet sentetik ecza hapıyla yakalanan sanığın yargılanmasına devam edildi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 2025 yılının Mayıs ayında düzenlenen operasyonda F.D. idaresindeki araç durduruldu. Şüpheli şahsın aracında ve ikametinde yapılan aramalarda 69 bin 407 adet sentetik ecza hapı, 975 gram metamfetamin ve 485 gram skunk ele geçirildi. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan F.D., tutuklandı. Olayın ardından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde F.D. hakkında "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan dava açıldı. Davanın devam eden duruşmasında sanık, avukatı ve tanıklar hazır bulundu. "Yakalanan kimyasal uyuşturucu maddeler bana ait değildir" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık F.D., "Bu yakalanan kimyasal uyuşturucu maddeler bana ait değildir. Benim olsaydı, zaten söylerdim. Mahkemenize sunduğum dilekçemde bazı isim ve yerlerden bahsettim. Bazı adreslerde uyuşturucu olabileceğini söyledim. Emniyet güçlerince bu 4 adreste uyuşturucu yakalanmıştır. Bunun üzerine uyuşturucunun sahibi olan Ö.T. tutuklanmıştır. Ben, hap kullanıyorum, metamfetamin kullanmıyorum. Boyun fıtığım olduğu için bu hapları kullanıyorum. Ameliyat edemiyorlar, tehlikeyi yerde olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden ben de ağrılarım dinsin diye hap kullanıyorum. Ayrıca olay günü alınan idrar tahlilinde de amfetamin çıkmış. Ben, 2-3 arkadaşla birlikte o gün viski içiyordum. Arkadaşlarla birlikte alkol alırken viskinin içerisine bir şey attılar, ne attıklarını bilemiyorum. Ben kimyasal uyuşturuculara karşıyım. Şu anda cezaevinde bile hap kullanıyorum. Pişmanım. Ö.T., İstanbul’dan Samsun’a kadar uyuşturucu satıyor. 100’den fazla kişi ile çalışıyor. Ö.T.’den korkusuna kimse ismini söyleyemiyor. Tehlikeli birisi kendisi, bende yaşımdan dolayı cezaevinden çıkmam belki de uzun sürecek. Bu yüzden bildiklerimi sizlere anlattım" dedi. Duruşmada operasyonu gerçekleştiren İl Jandarma Komutanlığı personellerini tanık olarak dinleyen mahkeme heyeti, ifadelerde ismi geçen Ö.T. ve Y.K. isimli şahıslar hakkında Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığına suç durusunda bulunmasına karar verdi. Sanığın tutukluğunun devamına karar veren heyet, duruşmayı ileri bir tarih erteledi. Öte yandan, davanın ilk duruşmasında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanık hakkında 15 ila 25 yıl arasında hapis cezası talep etmişti.
Konya Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasasında hareketlilik artarken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu. (İY-FM-