GÜNDEM - 07 Ekim 2024 Pazartesi 09:19

Bursa’dan sonra Diyarbakır Ulu Cami’de yabancı turistler etek giydi

A
A
A

Diyarbakır Ulu Cami’yi ziyaret eden yabancı turistler, adaba uygun etek giydikleri anlar cami rehberi tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Geçtiğimiz hafta Bursa’da tarihi Yeşil Cami’ye şortla girmemek için mekanda kadınlara yönelik bulundurulan etekleri şortlarının üzerine giyen erkek turistlerin videosu, sosyal medyada dikkat çekip viral olmuştu. O görüntülerin benzeri İslam aleminin 5. Harem-i Şerif’i olarak kabul edilen tarihi Ulu Cami’de de yaşandı. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin geldiği Diyarbakır’da uğrak yerlerin başında Ulu Cami yer alıyor.

Bursa’dan sonra Diyarbakır Ulu Cami’de yabancı turistler etek giydi

Buraya gelen yabancı turistler, cami adabına uygun davranmak için girişte bulunan giyim kuralına uyuyor. Kadınlar örtünerek camiye girerken, şort giyen erkekler ise pijama gibi kıyafetler yetersiz kalınca kadınların kullandığı etekler ile bacaklarını kapatıp içeri giriyor.

Sur İlçe Müftülüğüne bağlı cami rehberi Yaser Aydın, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine, Diyarbakır Ulu Cami’nin Türkiye ve Anadolu için önemli bir mekan, yerli ve yabancı turistlerin gözdesi durumunda olduğunu söyledi. Yabancı turistler geldikleri zaman ilk uğramak istedikleri yerin başında Diyarbakır Ulu Cami’nin geldiğini gördüklerini belirten Aydın, şöyle konuştu:

“Geldikleri zaman, camimizin girişinde giyiniş kurallarıyla alakalı oluşturmuş olduğumuz 6 dilde panomuz bulunuyor. Ziyaretçiler içeri girdikleri zaman başörtü ihtiyacı olan misafirler başörtü alarak cami ziyaretlerine başlıyorlar. Yabancı grupları çoğunlukla ağırladığımız sezonlar oluyor. Bu süreç içerisinde geçen hafta Bursa’da renkli görüntüler şahitlik ettik. Aslında o görüntülerde Diyarbakır Ulu Cami’sinde 5 yıl içinde birçok kez karşılaştığımız görüntüler olduğunu ifade edebilirim.”

Bursa’dan sonra Diyarbakır Ulu Cami’de yabancı turistler etek giydi

“Bu 5 yıl içerisinde birçok defa, birçok grupta aynı şekilde gördüm”

“Yabancı ziyaretçilerimiz, erkek, kadın içeri girdiği zaman kadınlar için hazırlamış olduğumuz ücretsiz başörtü, etek, uzun kıyafetler kabininde bulunan materyalleri aynı şekilde gelen yabancı erkek ziyaretçilerinde kullandıklarını görüyoruz” diyen Aydın, “Bazen burada öyle bir yoğunluk oluşuyor ki, materyalsiz kaldığımız günlerde yabancı erkek ziyaretçilerin kadınların kullanmış olduğu etekleri giyip, bacaklarını örtüp o şekilde cami ziyaretlerini gerçekleştirdiklerine bu 5 yıl içerisinde birçok defa, birçok grupta aynı şekilde gördüm. Yabancı turistlerin camiye, cami girişine olan hassasiyetleri bizleri, cami cemaatini çok mutlu ettiğini ifade edebilirim” şeklinde konuştu.

Rıdvan Kılıç - Zehra Gayretli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da kayısıda iklim endişesi devam ediyor MTB Başkanı Ramazan Özcan, Malatya’da yağış ve soğuk hava nedeniyle kayısıda riskin sürdüğünü, net tablonun mayıs ortasında ortaya çıkacağını belirterek, "Yağışlara rağmen çiftçilerimiz gerekli tedbirleri almaya çalışıyor. Risk tamamen geçmiş değil. Bir süre daha sabırlı olunması gerekiyor" dedi. Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, kentte etkili olan yağış ve soğuk hava dalgasının kayısı üretimi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Her yıl mart ayı itibarıyla üreticilerin iklim değişikliklerini yakından takip ettiğini belirten Özcan, bu yıl da mart ortasında başlayan sağanak yağışların kayısıda endişeye neden olduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yıl nisan ayında yaşanan olumsuz hava şartlarını hatırlatan Özcan, "Bu yıl da aralıklarla devam eden yağışlar ve soğuk hava nedeniyle kayısıda riskin sürdüğünü söyleyebiliriz. Ancak meyve oluşumu ve mahsule ilişkin şu aşamada net bir değerlendirme yapmak mümkün değil" dedi. Nisan ayı sonu ve mayıs ortasına kadar sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini kaydeden Özcan, meteorolojik verilere göre kısa süreli soğuk hava dalgasının da etkili olduğunu yüksek kesimlerde kar yağışının görüldüğünü kaydetti. Özcan, akademik kurumlar ve Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün sahadan düzenli veri topladığını belirterek, bu veriler ışığında ilerleyen süreçte daha sağlıklı değerlendirmeler yapılacağını bazı bölgelerde monilya hastalığına dair ihbarların alındığını ve yetkili kurumların sahadaki durumu inceleyip raporlayacağını aktardı. Üreticilerin süreci bilinçli şekilde yönettiğini belirten Özcan, özellikle ilaçlama konusunda hızlı hareket edildiğini de ifade ederek, "Yağışlara rağmen çiftçilerimiz gerekli tedbirleri almaya çalışıyor. Risk tamamen geçmiş değil. Bir süre daha sabırlı olunması gerekiyor" diye konuştu.
İzmir Titremeden daha fazlası: Parkinson hastalığında ’sinsi’ belirtilere dikkat İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, parkinsonun sadece bir yaşlılık hastalığı veya titreme bozukluğu olmadığını belirterek, koku kaybından uyku bozukluklarına, hatta duran kol saatlerine kadar pek çok sinsi belirtiye karşı vatandaşları uyardı. Her yıl 11 Nisan’da, hastalığı ilk kez tanımlayan James Parkinson’un doğum gününde kutlanan "Dünya Parkinson Günü", bu yıl da erken teşhisin hayati önemine odaklanıyor. İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği’nde hastalarını ağırlayan Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, hastalığın bilinmeyen yönlerini ve tedavi süreçlerini ele aldık. Sinsi belirtiler öncü olabilir Parkinson denince akla ilk olarak istirahat halindeki titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği gelse de Prof. Dr. Uludağ, hastalığın bu majör bulgulardan yıllar önce işaretler verebileceğini belirtiyor. Uludağ, "Koku alma duyusunda azalma, uykuda bağırma veya ani hareketlerle rüyayı yaşama (REM uyku bozukluğu), yazının küçülmesi ve kabızlık gibi belirtiler genellikle başka nedenlere bağlanıp göz ardı ediliyor. Oysa bu bulgular tanı için altın değerindedir," dedi. İlginç bir vaka: Bozuk sanılan otomatik saatler Hastalığın günlük hayattaki yansımalarına dair literatürden çarpıcı bir örnek paylaşan Prof. Dr. Uludağ, otomatik saatinin sürekli durması şikayetiyle tamirciye giden bir hastayı anlattı. Yapılan incelemede saatin bozuk olmadığı, ancak hastanın kolunu parkinson nedeniyle yeterince sallamadığı için saatin şarj olamadığı anlaşıldı. Uludağ, bu durumun hastalığın erken dönemindeki kol salınımı azalmasının tipik bir örneği olduğunu ifade etti. Kol ağrısı parkinson çıkabilir Tanı sürecindeki zorluklara da değinen Uludağ, 58 yaşındaki bir erkek hastasının sadece kol ağrısı şikayetiyle ortopedi ve fizik tedavi birimlerini gezdiğini, kendisine "bursit" teşhisi konduğunu aktardı. Kliniğe başvurduğunda yapılan muayenede koldaki tutukluk ve yavaşlığın fark edilmesiyle Parkinson tanısı konan hastanın, uygun tedaviyle ağrılarından kurtulduğu belirtildi. Tepecik EAH’da kişiye özel tedavi yaklaşımı İzmir Tepecik SUAM bünyesinde her hafta Perşembe günü özel Parkinson polikliniği hizmeti verdiklerini hatırlatan Prof. Dr. Uludağ, tedavi sürecinin tamamen bireyselleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Tedavide sadece ilaçların değil, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin de kritik olduğunu belirten Uludağ, "Amacımız sadece belirtileri yönetmek değil, hastanın bağımsızlığını ve yaşam kalitesini korumaktır. Özellikle ilaç kullanımındaki zamanlama başarının anahtarıdır" dedi. "Aileler de sürecin bir parçası" Parkinson’un sadece hastayı değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu ifade eden Uludağ, hasta yakınlarının bakım yükü ve duygusal zorluklar altında kalabildiğine dikkat çekti. Kliniğinde hasta yakınlarını da sürece dahil ederek bilgilendirdiklerini belirten profesör, doğru destekle hastaların uzun yıllar aktif bir sosyal yaşam sürebileceğinin altını çizdi. Prof. Dr. İrem Fatma ULUDAĞ son olarak "Parkinson ile yaşam mümkündür. Belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun. Erken tanı, hayat kalitesini korumanın en güçlü yoludur." diye konuştu.