EKONOMİ - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 09:56

Devlet destekleriyle Diyarbakır’da manda sayısı 21 bin 500’e ulaştı

A
A
A
Devlet destekleriyle Diyarbakır’da manda sayısı 21 bin 500’e ulaştı

Türkiye’de 21 bin 500 manda sayısıyla ikinci sırada olan Diyarbakır, besicilerin devletten aldıkları desteklerle sayısı her geçen gün artarak kentin simgesi haline geliyor.


Kentte, küçükbaş hayvancılığın yanı sıra büyükbaş hayvancılığında da, manda yetiştiriciliği dikkat çekiyor. Samsun ilk sırada yer alırken 21 bin 500 başla ikinci sırada olan Diyarbakır’da mandacılık, devlet destekleri ve üretimle bu sayı her geçen gün artıyor. Yarı evcil hayvan olarak bilinen manda, dirençli yapısıyla hastalıklara karşı korunurken, girdi maliyetlerinin düşük olmasıyla ilgi görüyor. Taşıdığı yüksek protein ve kalsiyumla et ve süt ürünleri de bilenler tarafından sıklıkla tercih ediliyor.


Diyarbakır Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği Başkanı Recep Birtane, manda varlığı bakımından Diyarbakır’ın Türkiye’de ikinci sırada olduğunu söyledi. Bunun, istatistik olarak sadece bir rakam değil Diyarbakırlı yetiştiricilerin alın teri, emeği olduğunu belirten Birtane, manda yetiştiriciliğinin kentin simgesi haline geldiğini ifade etti. Birtane, son zamanlarda da sayıların artmakta olduğuna değinerek, "Az bir sayı farkıyla Türkiye’de ikinci sıradayız. Neden manda, girdi maliyetlerinin çok düşük olması ve sağlık sektörü. Manda, en verimsiz yemi en verimli yeme çevirebilen tek hayvan. Hastalıklara karşı çok dirençli bir yapısı var. Doğal beslenmeden dolayı doğal ürünler sunuyor. Bu da mandacılığın önemini ortaya koyuyor" dedi.


İlde mandacılıkla ilgili bir bütünleşme oluştuğunu aktaran Birtane, "Mandacılık, Diyarbakır’ın simgesi haline gelmiş. Bu, sadece yetiştiricilerle değil, Tarım ve Orman Bakanlığımızın verdiği destekler. Bankanın da sunmuş olduğu sübvanse kredilerle daha da gelişmiş durumda. Yetiştiriciler olarak bizim de taleplerimiz var. Devletimizin 20 seneden fazladır uygulamış olduğu anaç manda desteğinin geri getirilmesi ve bankanın uygulamış olduğu sübvanse kredinin biraz daha düşürülmesi. Bu sektörün başarıya ulaşmasında bayağı faydası olacak" diye konuştu.


"Devletimizin verdiği destekle en azında yetiştiricilerin yükü biraz daha hafifliyor"


Manda yetiştiricilerinden Oya İyibaş, çocukluktan beri bu işin içinde olduğunu, babası ve annesinden kalan geleneksel bir miras olarak devam ettiğini dile getirdi. Mandanın, nazlı ve ilgi isteyen bir hayvan olduğunu söyleyen İyibaş, konuşmasına şöyle devam etti:


"Ama bereketi bambaşka olur. Mandalarımızın sütü yağlı ve kaymağı yoğun olur, özel bir süttür. Doğal ortamın çok büyük katkısı oluyor. Hayvanlar her çeşit ot tüketip, daha güzel verim veriyorlar. Manda etini kimse bilmez ama çok yüksek protein ve kalsiyuma sahiptir. Damızlık dışı olan hayvanlarımızı kesip kavurma şeklinde de tüketebiliyoruz. Yaşlılarımız için de çok önemli bir proteindir. Manda yetiştiriciliğinin önemi, geleneksel kültürümüzü devam ettirmek istiyoruz. En önemlisi, devletimizin bize verdiği destekler çok ön planda. Kendimizi güvende hissediyoruz. Devletimizin verdiği destekle en azında yetiştiricilerin yükü biraz daha hafifliyor."


"Manda ıslah projesinde olduğumuz için günlük ve haftalık defter tutuyoruz"


İhsan Aslan ise manda sütü ve yoğurduna alışan bir insan kolay kolay vazgeçmeyeceğini kaydederek, "Eskiden imkanlarımızla kendi bildiğimiz gibi seçiyorduk. Ama yanılma çok oluyordu. Şu anda manda ıslah projesinde olduğumuz için günlük ve haftalık defter tutuyoruz. Birliğimiz geldiğinde onlarda kayıtlı olan süt verimlerimizi manda kilo artışlarımızı onlar takip ediyor. Bilimsel olarak daha kalite alıyoruz. Onlar bilgisi dahilinde dişi mandayı bırakıp büyük mandaya çeviriyoruz. Bankanın bize verdiği düşük faizli sübvansiyonlar gayet iyi. En azında bizi rahatlatıyor. Çoban bulmakta zorlanıyoruz. Sigorta ve maaş açısından devlet desteği olursa yönelme imkanı olur" şeklinde konuştu.


Bedia Aslan da manda yetiştiriciliğinin hem zor, hem güzel belirterek, "Kadın olarak sağmada, yetiştirmede zorlanıyoruz. Yağ, yoğurt, peynir yapıyoruz. Destek olursa, sigorta olursa herkes bakar" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hakkari Hakkari’de 6 bina çökme riski nedeniyle tahliye edildi Hakkari’de yapımı devam eden Toplum Sağlığı Merkezi’nin temel kazısı sonrası meydana gelen zemin kayması nedeniyle çökme riski bulunan 6 bina tedbir amaçlı tahliye edildi. Vatandaşlar güvenlik gerekçesiyle Öğretmenevi’ne yerleştirildi. Edinilen bilgilere göre olay, Çevreyolu üzerinde Rüya Plaza karşısında, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin arka kısmında yapımı süren yeni Toplum Sağlığı Merkezi inşaat alanında meydana geldi. Temel kazı çalışmalarının ardından çevrede bulunan bazı yapılarda kayma oluştuğu tespit edildi. Risk değerlendirmesi sonrası Beyterler, Seyitler, Erikler, Hacıoğlu ve Korkmazlar binaları başta olmak üzere bitişik 6 bina güvenlik amacıyla boşaltıldı. Bölgeye çok sayıda ekip sevk edilirken, çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı. Kaymanın etkili olduğu alanda özellikle iki eczanenin bulunduğu bölümde kaldırım merdivenlerinde açılmalar meydana gelirken, bazı iş yerlerinin camlarında çatlama ve kırılmalar oluştuğu görüldü. Olay nedeniyle vatandaşlar panik yaşadı. Hakkari Vali Yardımcısı ve Belediye Başkan Vekili Burak Gürbüz, AFAD ve itfaiye ekipleriyle birlikte bölgede incelemelerde bulundu. Ekipler tarafından çevrede ışıklandırma çalışmaları yapılırken, yapılan anonslarla vatandaşlardan binaları acilen tahliye etmeleri istendi. Tahliye edilen vatandaşların güvenlik amacıyla Öğretmenevi’ne yerleştirildiği öğrenilirken, bina çevresi güvenlik şeritleriyle kapatıldı. Yetkililer, can güvenliği nedeniyle vatandaşların binalara girmemeleri için bina ve iş yerlerinin kapılarını mühürledi. Öte yandan bölgede teknik incelemelerin sürdüğü, yapıların risk durumuna ilişkin detaylı rapor hazırlanacağı bildirildi.
Düzce Huzurevinde çıkan yangın kontrol altına alındı Düzce’de Kızılay Huzurevinde asansörden kaynaklı çıkan yangın kontrol altına alındı. Kaynaşlı Kaymakamı Kemal Sefa Gökmenoğlu, "Çok şükür bir problem yaşanmadı. Yaşlılarımızın tahliyesini yaptık. Bir kısmı ilçe devlet hastanemize bir kısmı ise Karayolları misafirhanesine gönderildi" ifadelerini kullandı. Yangın, gece saatlerinde Kaynaşlı‘da bulunan Kızılay Akçakoca Huzurevi’nde meydana geldi. Alınan bilgilere göre asansör akülerinin bulunduğu bölgede belirlenemeyen sebeple yangın çıktı. Dumanların sardığı binayı fark eden personeller durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Düzce Belediyesi’nden 6, Kaynaşlı Belediyesi’nden ise 2 itfaiye aracı kısa süre içerisinde bölgeye sevk edildi. Olay yerine ulaşan ekipler 25’i yatalak 54 huzurevi Sakinini bulunduğu yerden çıkararak bina dışına tahliye etti. Kaynaşlı Kaymakamı Kemal Sefa Gökmenoğlu, Kaynaşlı Belediye Başkanı Efdal Altundal, Kızılay Batı Karadeniz Afet Depo Müdürü İsmail Hakkı Duru ve ilgili kurum amirleri bölgeye gelerek yangın hakkında bilgiler alırken, tahliye edilen vatandaşlarla da bir araya geldi. "Çok şükür bir problem yaşanmadı" Yangın ile ilgili bilgilendirmelerde bulunan Kaynaşlı Kaymakamı Kemal Sefa Gökmenoğlu, "Bu gece 01.00 sıralarında 112 Acil Çağrı Merkezimize düşen ihbar ile Düzce Belediyesi’nden 6 itfaiye aracı, Kaynaşlı Belediyesi’nden 2 itfaiye aracı yangına müdahale etmiş olup, çok şükür ki yaşlılarımızla ilgili bir problem yaşanmamıştır. Kaynaşlı Kızılay Huzurevinde hali hazırda 59 misafirimiz var. 5’i izinde olup 54 yaşlımız ilçe devlet hastanemiz, karayollarına ait kamu misafirhanesinde bu gece misafir kalacaklardır. Geçmiş olsun diyoruz. İtfaiye ekiplerinin aktardığı kadarıyla yangının çıkış nedeni asansörden kaynaklı olduğunu ifade etmekteler. Yaşlılarımız tahliyesi noktasında emniyetimiz, jandarmamız, Kaynaşlı Belediye personelimiz, sağlık teşkilatımız ve Kızılay personelimiz birlikte yardımcı oldular" dedi. Tahliye edilen 54 kişiden 25’i Kaynaşlı Devlet Hastanesi’ne gönderilirken kalan yaşlılar ise Karayolları Misafirhanesi gönderildi. Huzur evinde yangın kontrol altına alınırken, dumanın tahliye çalışmalarına başlandı. Konu ile ilgili ise inceleme başlatıldı.
İstanbul Ollie Watkins: "Bu sadece bir yıllık bir çalışmanın meyvesi değil, birkaç yılın emeği" Aston Villa’nın İngiliz futbolcusu Ollie Watkins, bu sezon sergiledikleri başarılı performansın bir yıllık bir çalışmanın meyvesi olmadığını, birkaç yılın emeği olduğunu söyledi. İstanbul’un ev sahipliğinde oynanan UEFA Avrupa Ligi finalinde Aston Villa, Freiburg’u 3-0 mağlup etti. Mücadelenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Aston Villa’nın santrforu Ollie Watkins, "Stadyuma çıktığımızda atmosfer inanılmazdı. Villa taraftarları çok sesliydi ve şarkı söylüyorlardı. Bence bu durum çocukları maça hazırladı. Taraftar desteğiyle ve sahada sergilediğimiz oyunla rakipten daha üstün olduğumuzu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Avrupa Ligi finali kazandığımızı görmek harika" Bu sezon bireysel olarak sezona iyi başladığını aktaran Watkins, "Arkadaşlarımın beni desteklemek için bugün buraya geldiklerini biliyorum. Bu sezon kişisel olarak pek çok iniş çıkış yaşadım. Bence sezona kötü başladım ama sezonu nerede bitirdiğimi ve kulüp olarak birlikte neler başardığımızı, üstesinden gelip bir Avrupa Ligi finali kazandığımızı görmek harika. Finallerde pek şanslı olamadım, bu maça çıkarken de aklımda bu vardı. Bir mağlubiyet daha olsun istemiyordum. Bu yüzden evet, inanılmaz" diye konuştu. "Bu sadece bir yıllık bir çalışmanın meyvesi değil, birkaç yılın emeği" Kazandıkları kupanın Unai Emery’nin göreve geldiğinden beri yaptıkları sıkı çalışmanın bir sonucu olduğunu belirten Watkins, "O sezonun sonunda Avrupa’ya katılmayı başardık, Konferans Ligi’ne gittik. Yani bu sadece bir yıllık bir çalışmanın meyvesi değil, birkaç yılın emeği. Bu yüzden bunun çok daha tatlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü çok fazla sıkı çalıştık. İnsanların görmediği o uzun deplasman günleri, bir perşembe gecesi geç saatte geri dönüp cuma günü toparlanma antrenmanlarına başlamak. Bu durum insanı yıpratıyor. Bu yüzden Şampiyonlar Ligi’ni garantilemek ve ardından bir de kupa kazanmak çok özel" cümlelerine yer verdi.