ÇEVRE - 24 Eylül 2025 Çarşamba 10:56

Dicle Nehri’nde balık ölümleri görüldü

A
A
A
Dicle Nehri’nde balık ölümleri görüldü

Dicle Nehri’nin Diyarbakır bölümünden geçen bazı bölgelerinde balık ölümleri görüldü.


Dicle Nehri, su canlıları başta olmak üzere birçok kuş türüne de ev sahipliği yapıyor. Son yıllardaki sıcak hava dalgası, kuraklık ve insan faktörü nehir yapısında canlı türlerinin yaşam alanlarına etki etti. Bu etkiler sonucunda dönemsel olarak balık ölümleri yaşandı.


Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Tarık Çiçek, Dicle Nehri’nde şu an 40’ı aşkın balık türünün yaşadığını söyledi. Nehrin bunun dışında birçok sürüngen, kurbağa çeşidi ve kuş türüne ev sahipliği yaptığını ifade eden Çiçek, son yıllarda yağışların azaldığına ve hava sıcaklıklarının arttığına dikkat çekti. Çiçek, buna bağlı olarak Dicle Nehri’nin farklı kısımlarında son yıllarda dönemsel olarak bazı yerlerde toplu balık ölümlerini görüldüğüne dikkat çekerek, ’’Toplu balık ölümleri daha çok Hevsel Bahçeleri kısım ve onun aşağı taraf, Bismil ilçesine doğru olan kısımda bu tür vakaların artığı görülmekte. Şundan kaynaklanıyor olabilir. Nehir burada durağanlaşıyor. Suyun akıntı hızı yavaşlıyor. Yağışların az olması, suyun debisinin yeteri kadar fazla olmaması, buna bağlı olarak nehir yapısının kirlenmesi ister istemez beraberinde bu tür balık ölümleri gibi olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden oluyor" dedi.


Son yıllarda nehrin doğu ve batı yakasında yerleşim yerlerinin oldukça arttığını görmekte olduğunu kaydeden Çiçek, "Dolayısıyla nehrin hem doğusunda, hem batısında bunların dışında tarım arazilerinin fazla olması ve burada tarımın aktif olarak yapılması sonucu hem nehirden su çekilmekte, hem de tarımda kullanılan ilaçlar ve gübre suları da nehir sistemine katılmakta. Bu da bir kirliliğe sebep olabilmektedir. Muhtemelen nehrin doğu tarafında imara açılan yeni yerleşim yerlerinde ve üniversitenin olduğu taraftaki kanalizasyon ya da atık sular nasıl, nerede nehre katılıyor mu, katılmıyor mu onun araştırılması gerekiyor" diye konuştu.



"20-30 yıl önce gördüğümüz bazı balık türlerini artık göremiyoruz nehirde"


Dicle Nehri’nde genellikle balık ölümlerinin son yıllarda nisan, mayıs aylarında ve ekim aylarında görüldüğüne değinen Çiçek, konuşmasına şöyle devam etti:


"Havaların soğumasıyla beraber, sıcaklığın düşmesine bağlı olarak balık ölümlerinin artık pek görülmeyeceğini kanısındayım. Eskiden balık tür sayısı fazla. Bundan 20-30 yıl önce gördüğümüz bazı balık türlerini nehirde artık göremiyoruz. Gerekçe, kirlenme, bunların hassas olması, temiz suları sevmesi, nehrinde özelikle 20-30 yılda aşırı derecede kirlenmesi. Bunun akabinde meydan gelen olumsuz koşullar bazı balık türlerinin artık yavaş yavaş nehirde azalmasına ve hatta yok olmasına sebep olabilmekte."


Çözümün insanda bittiğinin altını çizen Çiçek, "İnsanların biraz daha duyarlı olması lazım. Suyu tasarruflu kullanması lazım ve nehri kirletmememiz lazım. Sonuçta yağışlar azaldı. Evet, yağmuru yağdıramıyoruz ama en azından kirliliği ve kirliliğe sebep olan etmenleri düşürebiliriz. Burası, aynı zamanda zengin bir biyoçeşitlilik alanı. Buranın mutlak bir şekilde korunması gerekiyor" şeklinde konuştu.



Dicle Nehri’nde balık ölümleri görüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.