ASAYİŞ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 08:04

Diyarbakır merkezli göçmen kaçakçılığı operasyonu: 115 düzensiz göçmen yakalandı

A
A
A
Diyarbakır merkezli göçmen kaçakçılığı operasyonu: 115 düzensiz göçmen yakalandı

Diyarbakır merkezli 5 ilde eş zamanlı düzenlenen göçmen kaçakçılığı operasyonlarında 115 düzensiz göçmen yakalanırken, 22 şüpheli tutuklandı.


Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında, göçmen kaçakçılığı suçunun men ve takibine yönelik yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takip sonucunda düğmeye basıldı. Diyarbakır merkezli Adana, İzmir, Kayseri ve Şanlıurfa illerini kapsayan eş zamanlı operasyonlarda, yasa dışı yollarla ülke içerisinde taşındıkları tespit edilen 115 düzensiz göçmen yakalanarak ilgili birimlere teslim edildi.


Operasyon kapsamında 30 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda suç organizasyonu içerisinde aktif rol aldığı belirlenen 22 şüpheli tutuklanırken, 2 kişi hakkında adli kontrol kararı uygulandı. Şüphelilere ait adres ve araçlarda yapılan aramalarda dikkat çekici miktarda silah ve mühimmat ele geçirildi. Operasyon kapsamında; göçmen kaçakçılığında kullanılan 1 tır ve dorsesi ile 1 binek araca el konuldu, ayrıca 1 adet AK-47 piyade tüfeği, 2 şarjör ve 103 adet 7,62 mm fişek,1 adet ruhsatsız tabanca, 3 şarjör ve 45 adet fişek,3 adet yivsiz av tüfeği ile 37 fişek ele geçirildi.


Göçmen kaçakçılığıyla mücadele; suç organizasyonlarının deşifre edilmesi, düzensiz göçün önlenmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla kararlılıkla sürdürüleceği bildirildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje; klasik devremülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje; bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine, aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje; termal imkanlar, kapsamlı spa ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, " Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz; Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda; aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle, hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor." (OE-RU
Düzce Düzce’nin gelecek 50 yılını uzmanlar planladı Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İSKİ yetkilileri ile ilçe, belde belediye başkanları, kurum müdürlerini bir araya getirdi. Düzce’nin gelecek 50 yıldaki gelişme stratejisine rehber niteliği taşıyan Çevre Düzeni Planı eksiklerin giderilmesinin ardından uygulamaya koyulacak. Düzce’de imar, tarım, turizm, sanayi ve ticaret stratejilerini yakından ilgilendiren Çevre Düzeni Planı hazırlıkları sona erdi. İlki 2008 yılında hazırlanarak 2020 yılına kadar uygulanan Çevre Düzeni Planı’nın güncellenen veriler ve 2053 yılı projeksiyonunda hazırlanan yeni versiyonu, Başkan Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ile bakanlık yetkilileri ile istişare edildi. Toplantıya İSKİ yetkililerinin yanı sıra Düzce ilçe, belde belediye başkanları ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. "Düzce, gelişmesi bir yana genişlemesi gereken bir şehir" Tüm kurumların katkıları ile hazırlanan ve içeriğinde Düzce özelinde birçok parametrenin değerlendirildiği Çevre Düzeni Planı hakkında konuşan Başkan Faruk Özlü, planın öneminden söz ederek; "Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Düzce İli Çevre Düzeni Planı’nda son aşamaya geldik. Gerçekten uzun bir çalışma oldu. Bu plan üzerinde hep beraber konuşacağız, istişare edeceğiz. Sizlerin de son görüşlerini alarak bu plana son vereceğiz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından onaylanacak olan bu plan önümüzdeki en az 50 yıl boyunca Düzce’nin şehir planlaması konusunda bize rehber olacak. Düzce çok merkezde sıkışık kalmış bir halde, bu şehrin büyümesi lazım. Bizim amacımız şehri her anlamda genişletmek. Yaptığımız çalışmalarda örneğin; spor kampüsü, adalet kampüsü gibi. Şıralık bölgesi, Düzcespor tesislerinin olduğu yer yaklaşık 137 dönüm, artık o bölge spor kampüsü. Merkezden oraya taşıdık, taşıdığımızda bize kızanlar oldu. Bu şehrin biraz genişlemesi ve rahatlaması lazım" dedi. "Deprem gerçeği ile hazırlanmış bir belge" Düzce’de örnek bir şehirleşme hamlesini yürüttüklerinden bahseden Başkan Özlü 2019’da alınan kat sınırlaması kararını işaret ederek şunları söyledi: "Kat konusunda hassasiyetlerimiz var. 2019 yılında aldığımız meclis kararı ile Düzce’de 4 katın üzerinde bina yapılamaz dedik. Bu kararımızdan hiçbir zaman vazgeçmedik, esnemedik. Çevre düzeni planının şehrimizin gelişmesine, büyümesine rehberlik edecek bir plan olduğunu düşünüyorum. Bu önemli çalışmada emeği geçen tüm kurum ve kuruluş temsilcilerine teşekkür ediyorum." "Planın uygulanabilir olması güncel ve doğru verilere bağlı" Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ise yaptığı açıklamada Düzce’de imar çalışmalarının hangi beklentiler çerçevesinde hazırlandığı ve bu planların bakanlıkla paylaşılması çağrısında bulunarak şunları söyledi: "Düzce’nin sahip olduğu konum sebebiyle sanayi, turizm, tarım ve bunlara paralel olarak ticaret sektörünün gelişmesine müsait bir yer olduğunu görüyoruz. Sektörler arası dengenin kurulması adına da bu planın uygulanmasının elzem olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Üzerinde revizyon yaptığımız bu plandan bahsedecek olursak bu plan, Düzce Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi tarafından 2008 yılında 5302 sayılı kanun kapsamında onaylanmış ve bugüne kadar da yürürlüktedir. Bu plan 2020 yılı projeksiyon alınarak hazırlanmış bir plandı. Şimdi bu revizyon çalışmaları ile gelecek 50 yıllık projeksiyona göre yeniden düzenlendi. Bu planın eksiksiz ve uygulanabilir bir seviyeye getirilmesi için Düzce Belediyesi nezdinde bugün aramızda olan ilçe ve belde belediyelerinin de en kısa zamanda, gelecek 50 yılda öngörülen nüfusa esas imar planlarının güncel halini bakanlığımıza iletmelerini istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli bir konu." Çevre düzeni planı ayrıntılarının katılımcılar ile paylaştığı oturumda, ilgili kurumların sorumluluk alanlarına ilişkin soruları alındı, cevapların ardından toplantı sona erdi.
Samsun TUA Başkan Yardımcısı Dulkan: "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" SAMSUN (İHA) – Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, "Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalması yeterli değildir. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" dedi. Uluslararası Uzay Kongresi Kampüs Buluşmaları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. 8’incisi düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresi (IAC) 2026 Kampüs Buluşmaları, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Ardından protokol konuşmaları gerçekleştirildi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Danışmanı ve IAC 2026 Direktörü Emine Doğruok ve IAC Uluslararası Program Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Mustafa Arif Karabeyoğlu’nun da katıldığı programda açılış konuşmalarını OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ve TUA Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan yaptı. "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" Türkiye’nin uzay alanında etkin rol oynaması gerektiğinin altını çizen Türkiye Uzay Ajansı Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, "Dünyanın en büyük ve en prestijli uluslararası uzay etkinliği olan Uluslararası Uzay Kongresi (IAC), tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilecektir. Biz artık uzay faaliyetlerini sadece bir bilimsel macera olarak değil, bugün milyarlarca dolarlık bir ekonomik alan olarak görüyoruz. Bugün 600 milyar dolara erişmiş olan bu hacmin 2030’lu yıllarda 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor ki bu çok ciddi bir rakam. Genellikle ekonomideki büyüme, örneğin OECD ülkelerinde yıllık artış yüzde 3-4 arasındayken, uzay sektöründeki artış yüzde 10’un üzerinde seyretmekte. Bu ciddi bir rakam. Bizim de bu pastada yer almamız lazım. Uzay ekonomisinin sunduğu yüksek ekonomik potansiyelin yanı sıra uzay faaliyetleri, ülkemiz açısından bilimsel ilerleme, teknolojik yetkinlik ve milli güvenlik bakımından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalması yeterli değildir. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" diye konuştu. Uzay alanında üzerlerine düşen görevlerin bilincinde olduklarına değinen Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın ise, "Bugün uzay çalışmaları klasik anlamda keşif kavramının çok ötesine geçmiş, yüksek katma değer üreten stratejik ve sürdürülebilir bir ekonomik alan haline gelmiştir. Günümüzde küresel uzay ekonomisi yaklaşık 700 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış; mevcut projeksiyonlar ise bu rakamın 2035 yılında 1,8 trilyon dolara yaklaşacağını göstermektedir. Bu büyüme, uydu ve fırlatma gibi doğrudan uzay faaliyetlerinin yanında uzaydan elde edilen veri ve teknolojilerin tarımdan ulaşıma, çevreden savunmaya kadar pek çok alanda küresel ekonomiye sağladığı katkılardan kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle uzay ekonomisi artık yalnızca devletlerin faaliyetleri olmaktan çıkmış; üniversitelerin bilgi üretimi, girişimcilerin yenilikçi çözümleri ve genç araştırmacıların üretken gücüyle beslenen dinamik bir yapıya dönüşmüştür. Bu alanlarda sürdürülebilir ilerleme; nitelikli araştırma altyapıları, disiplinler arası iş birlikleri ve güçlü insan kaynağı ile mümkündür. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik anlayışımızla yürüttüğümüz akademik çalışmalar, uzay teknolojileriyle birleştiğinde güçlü bir toplumsal etki oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. Bir gün süren buluşma programı, katılımcıların sunum ve tecrübe paylaşımlarının ardından sona erdi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor"- "18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını çok önemsiyoruz"- "Artık Suriye’nin kaynaklarının yer altı ve yerüstü zenginliklerinin, tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir"- "Türkiye olarak Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz"- "Buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum: Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir"- "Burada şunu da milletimizin dikkatine getirmek zorundayım: Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür"- "Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koçbaşlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır"- "Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Suriyeliler, ne başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi"- Açıkçası biz CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı"- "Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin"- "Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de ’gelen gideni aratır’ gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini ’oturduğu koltuğun hakkını vermiyor’ diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı"- "Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar"- "Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı"- "Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi... Ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimizi, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin"