KÜLTÜR SANAT - 03 Kasım 2025 Pazartesi 09:32

Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı

A
A
A
Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı

Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi yerleşkesinde 5 bin yıl önce meydana gelen depremde yıkılan boş yapının enkazı ortaya çıkartıldı.


Çayönü Tepesi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani ovası kuzeyinde yer alıyor. İnsanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil eden Neolitik Dönemin çağın ilk aşamalarından dönemlerinden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edildiği yer. Bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında Neolitik Dönem kültür tarihini en iyi yansıtan yerleşimlerden birisi olması nedeniyle dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor. 1964 yılında başlatılan kazı, günümüzde de devam ediyor. Kazılar, 6’ncı ayında da devam ederken, alanda yaklaşık 5 bin yıl önce depremden etkilenerek yıkılan boş bir yapının kerpiç duvar enkazı ortaya çıkartıldı.


Kazı Başkanı Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, bu sene Neolitik Dönemle ilgili birçok çalışma yapmakla beraber, İlk Tunç Çağ yani MÖ. 3000’lere ait bir dönemde de yoğun bir şekilde kazı alanını genişlettiklerini söyledi. Genişletince farklı alanlarda mimari verilerin ve alan kullanımıyla ilgili birçok veri elde ettiklerini belirten Sarıaltun, şu anda üzerinde çalıştıkları konu da bir kerpiç duvarın yıkımı olduğunu kaydetti. İlk Tunç Çağda 2800’lerden sonra yerleşimin kısmen terk edildiği, ya da burada yaşayan ahalinin bu alanı kullanmadığı dönemden sonraki yakın bir zamanda bir deprem oluştuğunu aktaran Sarıaltun, "Bunu nereden biliyoruz. Arkamızdaki dikdörtgen yapının güney duvarında taş temelli kerpiç bir duvar olduğunu biliyoruz. Bu kerpiç duvarın 12-13 sırası kuzeye doğru blok halinde kuzeye (mekanın içine) devrilmiş. Uzunluğu yaklaşık 5 metre 20 santim civarında. Yükseklik ya da genişliği diyebileceğimiz alan da 1 metre 25 santim. Blok halinde mekanın zemini üzerinde devrilmiş düşmüş. Bunu niye yerleşim terk edildikten sonra olduğunu söylüyoruz. Çünkü mekanın içerisinde bir moloz yığını ya da yerleşmenin yaşam alanın kullanımı sırasında yıkıldığını gösteren veri yok, aksine oluşan deprem sırasında önce bu yapı terkedilmiş gibi. Ön incelemelerimiz sonucuna göre muhtemelen yapı depremin oluşumundan kısa bir süre önce bir terk edilme söz konusu. Doğal olarak yapı, zaman içerisinde insanlar gittikten sonra tahribata uğramış. Sanırım 50 yıllık zaman diliminde bina tamamen yok olmadan depremle beraber taş temeller üzerindeki kerpiç duvar blok halinde kuzeye doğru düşmüş. Bu bloklar arasında harçlar var. Kırmızı renkli bir kerpiç. Bu da, bölgedeki topraktan kaynaklı hematit bir renk alışımınım göstergesi. Çevredeki kırmızı toprak kerpiç blok arasında çamur olarak kullanılmış. Yanma değil. Çünkü mekan içerisinde herhangi bir yanma izi bulmadık. Kerpicin kendi yapım tekniğinden kaynaklı kırmızımsı bir renge sahip. Kerpiç duvarın blok halinde düşüş yönü ve şekli, bize bir depremle bu yapının duvarlarının yıkıldığını gösteriyor" dedi.



5 bin yıl önceki yapı depreme maruz kalmış


Sarıaltun, geçen sene alanda jeolojik bir çalışma yaptıklarını aktararak, "Jeolog ekip üyeleriyle birlikte fay hatlarına baktık, çünkü daha önce böyle varsayımlar vardı. Aslında bizim için bir ön çalışmaydı. Çayönü’nün yakın çevresinde belirgin bir fay hattı yok. Ama biliyoruz ki son 5 yıldır Çayönü’nün kuzeyinde Elazığ-Sivrice bölgesinde ciddi deprem hareketlilikleri var. Muhtemelen de yine aynı bölgede kuzeydeki bir depremin dolaylı bir etkisi olarak bir yıkım gerçekleşmiş. Çok yakında veya çok şiddetli bir deprem değil. Çünkü duvarları çok ciddi bir şekilde bozmamış" şeklinde konuştu.


Bunun bir benzerini de yukarı Dicle havzasında Bismil civarındaki bir yerleşim olan Orta Tunç Çağında Salat Tepe yerleşmesinde en az 4-5 defa deprem yaşandığını, bu depremlerinde MÖ. 2300-2200’lerde başlayıp 1600’lere kadar devam ettiğini bildiklerini dile getiren Sarıaltun, "Bu binanın içerisinde ve kültür dolgusunda dönemin temsil eden buluntularımız var. Çanak çömlekler, tüme yakın kaplar var. Bunlar bir yıkıntının sonucu değil, doğal bir süreçle kalan arkeolojik malzeme. Bu anlamıyla iyi bir veriye sahip. En azından hem kronolojik açıdan hem de mekanı anlamamız açısından değerli buluntular bu sene tespit ettik. Son bulduğumuz kerpiç verileri de bizim bu verilerimizi daha nitelikli hale getirdi. Yerleşmenin sürecine, yapının duvarlarının yıkımına ya da bu yaşam alanının terk edilmesinden sonra neler yaşandığına dair bilgiler dışında; deprem veya sel gibi doğal olayla ilgili bir kalıntıları bulmuş olduk. Arkamızda görmüş olduğumuz yapı, günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önceki bu yapı depreme maruz kalmış. Dolayısıyla, Diyarbakır’da 5 bin yıl önce bir deprem izini daha bulmuş olduk" ifadelerinde bulundu.



Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "2 yıl içerisinde Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi " Malatyalı İş Adamları Derneği (MİAD) iftar yemeğinde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, deprem sonrası hakkında konuşarak, "2 yıl içerisinde Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi." dedi. İstanbul Ataköy’de bulunan Hyatt Regency Otel’de MİAD (Malatyalı İş Adamları Derneği) öncülüğünde bir iftar yemeği etkinliği düzenlendi. Düzenlenen organizasyona Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve birkaç davetli katıldı. Verilen iftar yemeğinden sonra katılımcılara seslenen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’da depremden sonra inşa edilen yapılara değinerek geliştirilmekte olan projeler hakkında konuştu. Daha sonrasında Malatya Bilim Merkezi açılışı öncelikli olmak üzere toplanan protokol, imza töreninde sahneye çıkarak imzalarını attı. Asrın felaketinin üstesinden bu ülke geldi Deprem sonrası toparlanma süreci hakkında konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı asrın felaketi diyorlar ama bence asırların felaketiydi. Bu felaketin üstesinden bu ülke büyüklükle geldi." dedi. Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi Malatya’da 121 bin bağımsız bölümün yükseldiğine değinen Er, "Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi. 121 bin. Cumhurbaşkanıma hitaben teşekkür konuşması yapmıştım. Aynı şu ifadeyi kullandım. Cumhurbaşkanıma ’Sayın Cumhurbaşkanım, 121 bin konut diyoruz, insanlar 121 olarak algılıyor. Siz 455 bin konut diyorsunuz, insanlar rakam telaffuzunda zorlanıyor, 455 tane diyorlar.’ Geçen gün dedim bir ortamda, ’121 bin bağımsız bölüm Malatya’da 2 yıl içerisinde yükseldi.’ diyorum." şeklinde konuştu. Bilim merkezleri hayata geçiyoruz Malatya’da hayata geçirilen yeni projelere değinen Sami Er, "Bilim merkezlerini hayata geçiriyoruz. 2 tane cami projemiz var. Bu projelerimizle de inşallah birazdan protokol yapacağız. Çok ciddi manada sanayimiz yapılıyor. Burada biz ayrıca mobilyacılar, mermerciler, hurdacılar bütün iş sınıflarını kümelendirerek şehrin dışına çıkarmayı hedefliyoruz ve Malatya’daki Çavuşoğlu’ndaki sanayi çarşısını Allah’ın izniyle dönüştürerek Malatya’nın cazibe merkezi hâline getiriyoruz." dedi. Malatyamızda 35 milyar lira altyapı yatırımı var Altyapı yatırımlarının varlığından bahseden Belediye Başkanı Er, "Malatyamızda 35 milyar lira altyapı yatırımı var. Bütün Malatya’nın şebekesini değiştiriyoruz. Yıllardır kullanılan asbest borular var, onların tamamını değiştiriyoruz. Bütün su depolarının tamamı değişiyor ve arıtma tesisleri bölgenin en ileri biyolojik arıtmasını yapıyor. Yani altyapı ile ilgili 35 milyar lira bir çalışmamız var." dedi. Çevre ile ilgili çok ciddi çalışmamız var "Yollarla ilgili, çevreyle ilgili çok ciddi çalışmamız var." diyerek sözlerine devam eden Sami Er, "Şu anda Kuzey Çevre Yolu alanı Allah’ın izniyle ağustos ayında bitiyor. Kuzey kuşak ve Güney kuşak yollarını, 6 yıl sürecek olan işi 6 ayda bitirdik. İnşallah Malatya’mıza raylı sistemi de kazandırıyoruz. Kışla Caddesi ve İnönü Caddesi’ni 30 metrelik yola çıkararak buradan raylı sistemi geçirerek 100. Yıl Parkı’na kadar çalışmalar devam ediyor. Ayrıca banliyö treni oluşturarak burasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bunları biz İkizce’ye kadar inşallah devam edeceğiz." dedi. Kürsüde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuştu. Türkiye’nin savunma sanayii alanında yaptığı çalışmalardan bahseden Bakan Kacır, "Savunma sanayiinde attığımız adımlarla Türk Silahlı Kuvvetlerinin dünyanın en modern ve en ileri teknolojilere sahip savunma sistemlerini kullanabilmesini mümkün kıldık. Türkiye bugün harp paradigmasını değiştiren insansız hava araçları alanında yüzde 68’lik pazar payıyla dünyada 1 numara. Türkiye bugün jet motorlu SİHA’sında havadan havaya füzelerle diğer uçakları vurma kabiliyetine sahip dünyadaki tek ülke." dedi. Türkiye bugün balistik füzelerini üretebilen bir ülke Konuşmasının devamında Türkiye’nin balistik füze üretimi hakkında konuşan Bakan Kacır, "Türkiye bugün kendi hava savunma sistemlerini geliştirebilen, üretebilen; kendi seyir füzelerini geliştirebilen, üretebilen; balistik füzelerini geliştirebilen, üretebilen bir ülke ve bütün bunları teknolojinin en ileri imkânlarıyla hayata geçirebilen bir ülke." şeklinde konuştu. Türk milleti mührünü gökyüzüne vurdu Türkiye’nin mührünü gökyüzüne vurduğunu vurgulayan Bakan Kacır, "Türk milleti Bayraktar’la, Anka’yla, Aksungur’la, Akıncı’yla, Hürkuş’la, Hürjet’le, Atak’la, Gökbey’le, KAAN’la, Kızılelma’yla mührünü gökyüzüne vurdu." dedi.