ASAYİŞ - 01 Ekim 2023 Pazar 12:41

Diyarbakır’da sağlık ocağını hedef alan hırsızlar 130 saatlik görüntü izlenerek yakalandı

A
A
A
Diyarbakır’da sağlık ocağını hedef alan hırsızlar 130 saatlik görüntü izlenerek yakalandı

Diyarbakır’da sağlık ocağına giren hırsızlar, Yenişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından 130 saatlik kamera görüntüsü izlenerek yakalandı.


Merkez Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesi’nde bulunan Şehit Ali Gaffar Okkan Aile Sağlık Ocağı’nda 6-7 ve 27 Eylül tarihlerinde hırsızlık olayı gerçeklemişti. Yenişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Araştırma ekipleri, gerçekleşen hırsızlık olaylarına ilişkin olay yeri ve çevresinden elde ettiği kamera görüntülerinden tam 130 saatlik görüntü izledi. Hırsızlık şüphelileri M.Ş.Ö. ve R.Y., izlenen görüntülerden tespit edildi. Yapılan takip ve geniş çaplı araştırmalar sonucu şüphelilerin tekrar hırsızlık amaçlı Şehit Ali Gaffar Okkan Sağlık Ocağı’na gideceği tespit edildi. 2 şüpheli, 28 Eylül günü girdikleri sağlık ocağında suçüstü yakalandı. Yakalanan şüphelilerin ifadelerine göre 6 ve 7 Eylül’deki hırsızlık olaylarının B.E. tarafından, 27 Eylül’de gerçekleşen hırsızlık olayının M.Y. ve R.Y. tarafından gerçekleştirildiği öğrenildi. Suç eşyalarını satın alan R.T. de yakalanarak, hakkında adli tahkikat başlatıldı.


Şüphelilerin sadece geçtiğimiz eylül ayında tam 5 ayrı hırsızlık olayına karıştığı tespit edildi. Şüpheliler M.Ş.Ö., R.Y. ve M.Y., adli işlemlerin ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. Şüpheliler, sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. B.E.’nin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise devam ettiği öğrenildi.



Diyarbakır’da sağlık ocağını hedef alan hırsızlar 130 saatlik görüntü izlenerek yakalandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ŞMS Kopuz ve Bunge, yeni nesil özel yağ portföyünü tanıttı Gıda sektörüne yönelik yenilikçi çözümler geliştiren Bunge, Türkiye’deki stratejik iş ortağı ŞMS Kopuz ile birlikte yeni nesil özel yağ portföyünü tanıttı. Etkinlikte tanıtılan ürünlerin, üreticilere operasyonel kolaylık ve ihracatta rekabet avantajı sağlaması hedefleniyor. Tarım, gıda ve içerik çözümleri alanında faaliyet gösteren Bunge, Türkiye pazarına yönelik geliştirdiği yeni nesil özel yağ çözümlerini, Türkiye’deki distribütörü ve stratejik iş ortağı ŞMS Kopuz iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte tanıttı. Organizasyonda; FlexiBetter fırıncılık çözümleri, CBT Gold, Prestine serisi ve shea bazlı özel yağ alternatifleri sektör profesyonellerinin beğenisine sunuldu. ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, etkinlikte yaptığı konuşmada atıştırmalık ürün sektörünün önemine dikkat çekti. Kopuz, tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte dünyada trendlerin atıştırmalık ürünler yönünde çok geliştiğini ve sektörün tüm dünyada hızla büyüdüğünü ifade etti. Türkiye’nin bu alanda 3,4 milyar dolarlık ihracat hacmiyle dünyada ilk beş içerisinde bulunduğunu belirten Kopuz, söz konusu başarının şekerli mamul sektörü açısından önemli bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. ŞMS Kopuz’un yürüttüğü çalışmalar kapsamında, gıda sektöründe 200 yıllık küresel deneyime sahip Bunge’nin yenilikçi çözümlerinin Türkiye’deki sanayicilerle buluşturulduğunu aktaran Kopuz, bu iş birliklerinin Türk gıda sektörünün ihracatta rekabet gücünü artırdığını söyledi. "Özel bitkisel tereyağı vegan tüketim için önemli" Kopuz, özel bitkisel tereyağı ürünlerinin özellikle vegan tüketim açısından önem taşıdığını belirterek, "Özel bitkisel tereyağı diye bir kavram var, bu aslında vegan tüketiminde de çok önemli ve bu ürünün trans yağı sıfır. Bu çerçevede artık pastanelere ve zincir markalarda yediğimiz ürünlere bir farkındalık getiriyor" dedi. Kopuz, Shea bitkisinin kakao yağına alternatif olarak sürülebilir krema ve dondurma sektöründe rekabet gücünü artırdığını ifade ederek, "Shea, kakao yağının alternatifi bir bitki ve lezzeti kakao yağından hiçbir farkı yok, bu özelliğiyle çikolatanın gelişimine, rekabetine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz 2030’lu yıllarda 3,4 milyar dolarlık ihracat rakamını 10 milyar dolarlara taşımak" Bunge’nin bu alanda dünyanın inovasyon merkezi olduğunu belirten Kopuz, Türkiye’deki yapılanmalarıyla birlikte hem tüketicilere daha ekonomik ürünler sunmayı hem de sektörün ihracat gücünü artırmayı hedeflediklerini söyledi. Kopuz, "Bu ürünlerle hem Türkiye’deki insanımıza daha ekonomik ürün sunma anlamında bir köprü vazifesi görüyoruz, hem de ihracatta sektörümüzü Amerika, Latin Amerika dahil, Afrika gibi dünya pazarları ihracatına bir ivme kazandırıyoruz. Hedefimiz 2030’lu yıllarda 3,4 milyar dolarlık ihracat rakamını 10 milyar dolarlara taşımak" diye konuştu. ŞMS Kopuz İcra Kurulu Üyesi ve CEO’su Burak Kopuz ise "Gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle dünyada gıda alanında yer alan global çözümleri Türkiye’ye getirmeyi hedefliyoruz. Bu çözümleri inovatif yaklaşımlarla, rekabet avantajı sağlayacak biçimde sanayiciye sunmayı amaçlıyoruz. Doğru ürün, doğru konumlandırma ve doğru teknik destekle bunu sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Burak Kopuz, lansmanını gerçekleştirdikleri yeni ürünlerin müşterilerine reçetelerinde kolaylık, performans artıları ve rekabet gücü sağlayacağını belirterek, "Yeni ürünlerimiz müşterilerimize bu anlamda önemli avantajlar sunacak" diye konuştu. Bu tür ürün ve çözümlerin ŞMS Kopuz’un vizyonunda her zaman bulunduğunu vurgulayan Kopuz, "Bu vizyonumuzu gelecek dönemde de göstermeyi hedefliyoruz" açıklamasında bulundu. Etkinlikte tanıtılan yeni nesil yağ portföyü Etkinlikte aktarılan bilgilere göre Bunge, Türkiye pazarına yönelik yatırım ve büyüme odağını, yeni nesil özel yağ çözümleriyle güçlendirmeyi sürdürüyor. ŞMS Kopuz ile yürütülen iş birliği kapsamında son üç yılda 20’den fazla özel yağ çözümü Türkiye pazarına sunulurken, bu ürünler 70’in üzerinde aktif müşteriye ulaştı. Lansmanla birlikte bu erişimin daha da genişletilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda tanıtılan CBT Gold, Prestine serisi, FlexiBetter fırıncılık çözümleri ve shea bazlı özel yağ alternatifleri, Türkiye’de büyüyen yüksek performanslı, verimli ve sürdürülebilir gıda üretimi ihtiyacına yanıt vermeyi amaçlıyor. Lansmanda öne çıkan ürünlerden FlexiBetter, kruvasan, milföy ve kurabiye gibi katmanlı hamur ürünleri için geliştirilen, süt yağına alternatif yenilikçi bir çözüm olarak tanıtıldı. Ürün, üretim sürecinde istikrarlı sonuçlar sunması, işlenebilirliği kolaylaştırması ve nihai üründe istenen dokunun korunmasına katkı sağlamasıyla dikkat çekiyor. Şekerleme kategorisine yönelik çözümler arasında yer alan CBT Gold ise çikolata benzeri ürünlerde lezzet, doku ve üretim verimliliğini birlikte sunmayı hedefliyor. Kakao yağına yakın özellikleriyle öne çıkan ürün, üreticilere daha hızlı ve kontrollü bir üretim süreci sağlarken, tüketici deneyiminde de tat ve ağız hissinin korunmasına katkı sunuyor. Prestine serisi ise dolgu yağları kategorisinde konumlanıyor. Sıcak iklim koşullarında ürün kalitesinin korunmasına katkı sağlayan seri, pralinden gofrete, fındık bazlı dolgulardan havalandırılmış ürünlere kadar geniş bir kullanım alanında pürüzsüz doku ve dengeli lezzet profili sunmayı amaçlıyor.
İzmir Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların "beyaz altını" tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük olduğu konusunda uyarıda bulunan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu. Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin" dedi. 11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası’ sebebiyle bir açıklama yapan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuz bağımlığına dikkat çekti. Ural, "Çoğumuz yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanırız. Peki, neden? Bu durum, bir damak tadı tercihinden ziyade beyindeki bir ’ödül mekanizması’. Tuz tüketimi beyinde dopamin salınımını tetikleyerek, zamanla daha fazlasını isteyen bir döngü oluşturuyor. Özellikle stresli anlarda kortizol seviyelerini düşürüp geçici bir rahatlama hissi verdiği için vücudumuz bizi yanıltarak tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Oysa gerçek şu ki; vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu." dedi. Sessiz ve derin hasar: Glomerüler Hiperfiltrasyon Vücudun arıtma tesisi olan böbreklerin kanımızdaki tuzu dengelemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini anlatan Uzman Dr. Orçun Ural, şöyle devam etti: "Ancak bu çaba, ’Glomerüler Hiperfiltrasyon’ denilen bir sürece yol açarak böbreğin o meşhur filtrelerini (nefronları) yoruyor ve zamanla sertleşmelerine neden oluyor. Böbrekler genellikle sessizce mücadele eder. Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez; sadece böbreğinizin henüz bu yükü tolere edebildiğini gösterir. Belirtiler başladığında ise genellikle iş işten geçmiş oluyor." Sadece tansiyon hastaları mı risk altında? Tuzun sadece yüksek tansiyonu olanlara zararlı olduğu büyük bir yanılgı olduğunu belirten Dr. Ural, normal kan basıncına sahip bireylerde bile aşırı tuzun böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini vurguladı. Ural, tuzun damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların temelini atabildiğini söyledi. Tuzu kesmek için sadece masadaki tuzluğu kaldırmanın ne yazık ki yeterli olmadığını belirten Dr. Ural, asıl mücadelenin market raflarında başladığını belirterek, "Sağlıklı sandığımız paketli gıdalardan her gün yediğimiz ekmeğe kadar her yerde gizli sodyum var. Çözüm ise basit ama etkili: Bilinçli bir tüketici olup etiket okumayı alışkanlık haline getirmek. Böbreklerinizi korumak için bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutabilir. Damak tadını yeniden eğitmek için kritik süre 21 gün. Tuzu kademeli azaltıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromalar eklediğinizde, 3 haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek ve yiyeceklerin gerçek tadını almaya başlayacaksınız. Geleceğinizi ’salamura’ etmeyin. Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın size sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek." dedi.
Ankara MODY alanındaki bilimsel çalışma ödülle taçlandı Nadir görülen bir diyabet türü olan Genç Yaşta Başlayan Erişkin Tip Diyabet (MODY) üzerine yürütülen bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini alırken, prestijli bir ödüle de layık görüldü. Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Erkam Sencar’ın da yer aldığı araştırma, 2025 yılında "En İyi 3’ncü Çalışma" ödülünü kazandı. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği’nin resmi akademik dergisi Endocrinology Research and Practice tarafından ödüllendirilen çalışma, MODY hastalığıyla ilgili klinik çalışmalara önemli katkılar sundu. Dört farklı merkezden endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütülen araştırmada, MODY hastalarında obezite ve dislipidemi sıklığı detaylı şekilde incelendi. Araştırma sonuçları, MODY hastalarında metabolik risk faktörlerinin sanılandan daha yaygın olduğunu ortaya koydu. Elde edilen bulgulara göre hastaların yaklaşık yüzde 24’ünde obezite, yüzde 72’sinde ise dislipidemi tespit edildi. Bu veriler, hastalığın yalnızca kan şekeri düzeyiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini, kilo ve lipid profili açısından da düzenli ve kapsamlı takip yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Çalışma ayrıca MODY hastalarında yaş ve obezitenin, dislipidemi gelişimiyle güçlü bir ilişki içinde olduğunu göstererek, bu hastaların yönetiminde metabolik risk faktörlerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bilimsel değeri yüksek olan söz konusu çalışma, yalnızca akademik alanda değil, klinik uygulamalarda da yol gösterici nitelik taşıyor. Çalışma, MODY gibi nadir görülen bir diyabet türünde klinik bilgi ve deneyimin artmasına katkı sağladı.
Kayseri 1 tonluk ‘Kocaoğlan’ alıcısını bekliyor Kurban Bayramı’na sayılı günler kala vatandaşlar kurbanlık bakmaya başlarken, Kayseri’de bulunan 1 tonluk Kocaoğlan isimli boğa da alıcısını bekliyor. Kurban Bayramı’na günler kala vatandaşlar tarafından hazırlıklar başladı. Vatandaşlar kurulacak hayvan pazarlarında ibadetlerini yapmak için hayvan seçmeye hazırlanırken, çiftliklerdeki hayvanlar da alıcıları için hazırlanıyor. Kayseri’de besicilik yapan Celal Alış da Kurban Bayramı için hayvan satışlarını sürdürürken, ahırında bulunan ve 1 ton ağırlığında olan Kocaoğlan ismini verdiği simental cinsi boğanın alıcısını bekliyor. Heybetiyle ahırdaki hayvanların arasında en büyüğü olan Kocaoğlan, 400 bin TL’ye satılacak. Daha önce küçük oğlan dedikleri hayvanın son halinden sonra adını Kocaoğlan koyduğunu söyleyen Besici Celal Alış, "Şimdiye kadar kurbanlıklarımızın hepsini sattık. Sadece elimizle büyüttüğümüz ve Kocaoğlan ismini verdiğimiz büyük bir hayvanımız kaldı. Canlı ağırlığı yaklaşık 1 ton ağırlığında. Önceden küçük oğlandı adı buradaki küçük hayvanlar gibiydi. Şimdi de aşırı büyüdüğünden dolayı Kocaoğlan oldu. Elimizde ve müşterilerini bekliyoruz. Fiyat olarak da 400 bin TL’ye vereceğiz ilk gelene. Hayvanın sağlığı on numara beş yıldız diyelim. Yemesi içmesi güzel, randımanlı, simental et ırkı bir hayvan. Alana şimdiden hayırlı olsun diyelim. Kocaoğlan şu anda 3 yaşında. Ben şimdiden herkesin Kurban Bayramı’nı kutluyorum, kazasız belasız bayram geçirmelerini diliyorum. Kocaoğlan’da sıkı pazarlık yok diyelim ama geleni de üzmem" ifadelerine yer verdi. (EK