GÜNDEM - 02 Nisan 2026 Perşembe 12:14

DOB-DER Başkanı Aydın: "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım"

A
A
A
DOB-DER Başkanı Aydın: "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım"

DOB-DER Başkanı Adnan Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizmli bireylerin ve ailelerin sorun, isteklerini dile getirdi. Aydın, "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım" dedi.


Diyarbakır Otizmli Bireyler Derneği (DOB-DER) Başkanı Adnan Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle otizmli bireylerin yaşadığı sorunları ve ailelerin isteklerini sıraladı. Otizm spektrum bozukluğunun doğuştan gelen ya da yaşamın ilk aylarında ortaya çıkan karmaşık bir nörolojik farklılık olduğunu dile getiren Aydın, şu ifadeleri kullandı:


’’Yapılan çeşitli araştırmalarda, bugün dünya ortalamasında yaklaşık olarak her 36 çocuktan biri otizm spektrumunda yer almaktadır. Bazı araştırmalarda ise bu oran 30’da 1 olarak ifade edilmektedir. Türkiye’de kesin bir kayıt sistemi bulunmamakla birlikte, yapılan araştırma ve tahminlere göre 2 milyonun üzerinde otizmli birey ve aile ferdinin bulunduğu öngörülmektedir. Otizmde erken eğitimin önemi büyüktür. Tanı, yaklaşık olarak 12 aylıktan itibaren konulabilmektedir.’’


"Otizmde en etkili ve temel yaklaşım eğitim"


Günümüz dünya literatüründe otizmde en etkili ve temel yaklaşımın eğitim olduğunun kabul edildiğini aktaran Aydın, sözlerine şöyle devam etti:


"Davranışsal bazı durumların düzenlenmesi için ilaç tedavisi uygulanabilse de asıl ve temel yöntem eğitimdir. Bu nedenle eğitim boyutuna ağırlık verilmeli ve ders saatleri artırılmalıdır. Bugün rehabilitasyon merkezlerinde verilen eğitim süreleri aylık olarak bireysel 8 saat, grup olarak 4 saat ile sınırlıdır ve bu sürelerin yetersiz olduğu bilinmektedir. Avrupa’daki bazı ülkelerde ise bu eğitimlerin günlük 8-9 saate kadar çıktığı görülmektedir. Yapılan gözlemler ve araştırmalar, yoğun ve düzenli eğitim alan bireylerin önemli gelişim gösterdiğini; yaşamlarını daha bağımsız sürdürebildiklerini ve iş hayatına katılabildiklerini ortaya koymaktadır. Eğitim çağını tamamlamış otizmli bireyler için mesleki eğitim atölyelerinin kurulması büyük önem taşımaktadır. Bu atölyeler, bireylerin hem iş hayatına kazandırılmasına hem de sosyal hayata katılımlarına katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda aileler için de önemli bir destek mekanizması olacaktır. Bu kapsamda; eğitim, sağlık, spor, tarım ve mesleki alanların bir arada bulunduğu, yatılı ve gündüzlü hizmet verebilecek "otizm yaşam kampüslerinin" kurulması büyük bir ihtiyaçtır. Böyle bir kampüs; otizmli bireylerin eğitim almasını, meslek edinmesini ve sosyal yaşama katılmasını desteklerken, ailelerin de zorunlu durumlarında taziye, düğün ve benzeri durumlarda çocuklarını güvenle emanet edebileceği bir yapı sunacaktır. Bu tür projelerin hayata geçirilmesi, birçok sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır."


Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün yalnızca bir gün ya da bir hafta ile sınırlı kalmaması yılın 365 günü boyunca farkındalık oluşturacak şekilde ele alınması gerektiğini kaydederek, ’’Otizmli bireylere sahip aileler olarak beklentimiz, acıma duygusuyla değil, anlayış ve destekle yaklaşılmasıdır. Yardım edilemeyecek durumlarda dahi yargılayıcı veya dışlayıcı tavırlardan kaçınılması önemlidir. En büyük sorunlardan biri, özellikle okul çağındaki çocukların eğitimde yaşadığı yetersizlikler ve ailelerin toplum tarafından dışlanmasıdır. Toplu taşıma araçlarında, parklarda, yürüyüş alanlarında ve sosyal yaşamın birçok noktasında olumsuz tepkilerle karşılaşılmaktadır. Aynı şekilde alışveriş merkezlerinde veya restoranlarda otizmli bireylerle birlikte vakit geçirmek, toplumun bakış açısı nedeniyle çoğu zaman zorlaşmaktadır. Bu nedenle toplumsal bilinçlenmenin artırılması, empati kültürünün yaygınlaştırılması ve kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi büyük önem taşımaktadır’’ diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Şirinköy Görme Engelliler Futbol Sahası yenilendi Türkiye’deki görme engelliler futbolunun en gözde tesislerinden biri olan Şirinköy Spor Kompleksi Görme Engelliler Sahası baştan aşağı yenilendi. Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, son dönemde hem tesisleşme hem de organizasyon anlamında önemli bir ivme yakaladı. Yenilenen tesislere son olarak görme engelliler futbol branşına hizmet eden Şirinköy Sahası eklendi. Modernizasyon çalışmaları tamamlanan saha, yepyeni bir yüze kavuştu. Türkiye Görme Engelliler Federasyonu tarafından Milli Takım Kampları, lig ve kupa müsabakaları gibi birçok organizasyona ev sahipliği yapan Şirinköy Sahasında çalışmalar tamamlandı. Tesisin yıpranan zemini İPSA standartlarında sentetik zeminle kaplandı. Sahayı çevreleyen tel örgüler baştan sona yenilendi. Kale direkleri, fileler ve saha kenarı güvenlik bariyerleri bakım onarımdan geçti. Şirinköy Görme Engelliler Futbol Sahası 21-23 Nisan 2026 tarihleri arasında Denizli’de gerçekleşecek Milli Egemenlik Kupası maçlarına ev sahipliği yapacak. Son dört senedir Milli takım kamplarına ev sahipliği yapan tesis, Ağustos 2026’da yapılacak Avrupa Şampiyonası öncesi bir kez daha Görme Engelliler A Milli Takımını ağırlayacak. "Hedefimiz güvenli, konforlu ve standartlara uygun tesisler" Denizli’de yeni yatırımlar ile mevcut tesislerdeki bakım - onarım ve yenileme çalışmalarına ağırlık verdiklerini söyleyen Gençlik Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan, Şirinköy Sahasının tamamlanarak hizmete girmeye hazır olduğunu belirtti. Sporcuların daha güvenli, konforlu ve standartlara uygun bir ortamda antrenman yapmalarını ve müsabakalara katılmalarını amaçladıklarını belirten Erdoğan, bakımlı ve modern tesislerin sporcuların motivasyonunu artırdığını sözlerine ekledi.
Kars Türkiye’de yün krizi: Üretim var, pazar yok Kars Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Ali Gürbüz Sadıkoğlu, Türkiye genelinde koyun yünüyle ilgili ciddi bir kriz yaşandığını belirterek, "Özellikle kırkım dönemlerinde yünlerin değerlendirilememesi, hem ekonomik kayıplara hem de çevresel sorunlara yol açıyor" dedi. Sadıkoğlu, koyun yünüyle ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu. "Özellikle kırkım dönemlerinde yünlerin değerlendirilememesi, hem ekonomik kayıplara hem de çevresel sorunlara yol açıyor" diyen Gürbüz, yün sorununun Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na iletildiği ve çalışmaların başlatılmasının beklendiği ifade etti "Doğu Anadolu’ya yün toplama tesisleri geliyor" Sadıkoğlu, "Şu anda tüm Türkiye genelinde maalesef koyun yünü ile ilgili ciddi sıkıntılar var. Özellikle kırkım dönemlerinde yeterli derecede pazarın olmayışından kaynaklı kırktığımız yünler maalesef meralarda, yaylalarda kalmakta, bu hem çevre kirliliğine, hem görüntü kirliliğine neden olmaktadır. Biz bununla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığımız görüşmeler sonucu özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde iki ayrı yerde yün toplamaya ilişkin tesisin kurulmasına yönelik gerekli talimatlarını DAP Bölge Başkanı’na bildirdi. Yaptığımız görüşmelerde de bizi çok olumlu karşıladılar. Bununla ilgili bir takım çalışmalar yapılacağına dair bize söz verdiler" dedi. "Yün insan sağlığı için son derece yararlı bir materyal" Yünün sanıldığı gibi değersiz olmadığını belirten Sadıkoğlu, farklı kullanım alanlarına dikkat çekti. Sadıkoğlu, "Yün insan sağlığı için son derece yararlı bir materyal. Özellikle yünden doğal gübre yaparak şu anda Ankara’da bir firma bu işi yapmakta, yünlerden doğal gübre yaparak Avrupa’ya ihraç ediyor. Özellikle bu seracılıkta çok önemli bir organik gübre olarak kullanılmakta. Diğer bir husus yünden, yün yağı dediğimiz çok kaliteli bir yağ elde ediliyor. Bununla ilgili Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) ile yaptığımız görüşmelerde, üniversitede bir hocamız ile ortaklaşa yürüttüğümüz bir projemiz var. SERKA’da olumlu baktı buna bu projede yünlerimizden yağ çıkararak, çünkü Türkiye’de bunun üretimi yok. Dışarıdan ithal ediyoruz bu yağı, çok faydalı bir yağ özellikle emziren annelerdeki meme çatlaklarında, hayvanların buzağıların veya kuzuların annelerine vermiş oldukları memelerle ilgili hasarlarda çok etkili ve çok başarılı sonuçları olan bir yağ, tabii endüstriyel bir yağ, kozmetikte kullanılıyor. Eczanelerde satılan bir yağ, ama Türkiye’de üretilmiyor ne yazık ki, dışarıdan getirilerek iç piyasada tüketiliyor" diye konuştu. "Geleneksel kullanım kayboldu kültürel değer de eriyor" Geçmişte yünün halı, kilim, heybe, yatak ve döşek gibi ürünlerde yaygın şekilde kullanıldığını, hatta çeyiz kültürünün vazgeçilmez bir parçası olduğuna dikkat çeken Sadıkoğlu, "Tabii yün çok amaçlı özellikle dokuma sektöründe eskiden annelerimizin halı, kilim, heybe ve yolluk tarzı şeylerde çok fazla tüketilen, hatta evliliklerde çeyiz olarak olmazsa olmazımız yün yatak, yün döşek, tabii günümüzde bunlara talep çok azaldı. O işleri, ya da o yeteneği olan insanlarımız kayboldu. Buna da talep az olduğundan dolayı yün artık atıl, kullanılmayan ya da çöp, belki çöp daha değerli ama yünün hiçbir değeri yok" şeklinde konuştu.
Denizli Ahıska Türkleri ata topraklarına uğurlandı Denizli’nin Honaz ilçesinde yaşayan Ahıska Türkü vatandaşlar için düzenlenen ata topraklarına ziyaret programı öncesi duygusal anlar yaşandı. Honaz Belediyesi tarafından organize edilen gezi kapsamında vatandaşlar, Ahıska’ya uğurlandı. Ahıska Türklerinin yıllardır süren memleket hasretini gidermeyi amaçlayan program çerçevesinde Ahıska Parkı’nda uğurlama töreni düzenlendi. Törende konuşan Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, uzun yıllara dayanan özlemin sona erdiğini belirterek katılımcılara duygusal ifadelerle seslendi. "28 yıllık bir özlemi tamamlıyoruz ve sonlandırıyoruz. Sizleri atalarınızın, dedelerinizin, akrabalarınızın topraklarına, mezarlarına bir dua okumaya gönderiyoruz. Memleket hasreti var. Elbette Anadolu bizim memleketimiz, Honaz bizim evimiz ama geldiğimiz o topraklar da bizim memleketimiz. Oradaki dostlara, toprak altında yatanlara birer Fatiha okuyun. Ve deyin ki; Honaz’da hep birlikte dostça, kardeşçe kendi evimizde yaşıyoruz" diye konuştu. Programda konuşan Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Vatan Tayir ise yapılan organizasyon dolayısıyla memnuniyetini dile getirerek, "Bu yaptığınız eserleri her zaman her yerde anlatıyoruz. Gurur duyuyoruz sizinle. Sizin yaptıklarınız hiçbir zaman unutulmaz. Sizin değerinizi sadece biz değil, bizim çocuklarımız bile bu parklarda oynarken onlarda hatırlayacak ve anlayacak. Honaz’dan vatana gittiğimizde orada da sizin değerinizi anlatacağız. Sizlere çok teşekkür ediyorum" dedi. Belediye tarafından hayata geçirilen projenin yalnızca bir gezi organizasyonu olmadığı, aynı zamanda geçmişle bağ kurma ve kültürel hafızayı yaşatma açısından önemli bir adım olduğu belirtildi. Ayrıca geziye katılamayan vatandaşlar için ilerleyen süreçte yeni bir program düzenlenmesinin planlandığı ifade edildi.