SAĞLIK - 22 Ocak 2026 Perşembe 09:56

Hekimler, meme kanserine dikkat çekmek için yola çıktı

A
A
A
Hekimler, meme kanserine dikkat çekmek için yola çıktı

’Meme Kanserinde Erken Tanı Farkındalık Eğitimleri Projesi’nin ikinci eğitimi Diyarbakır’da gerçekleşti.


Meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekmek ve toplumsal bilinci artırmak amacıyla Roche İlaç Türkiye’nin katkılarıyla hayata geçirilen ‘Meme Kanseri Erken Tanı Farkındalık Eğitimleri Projesi’nin ikinci halk eğitimi, Türk Cerrahi Derneği, Europa Donna Türkiye ve Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 16 Ocak’ta Diyarbakır’da düzenlendi. Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, meme kanseri hakkında temel bilgiler, erken tanı yöntemleri, risk azaltma stratejileri ve bölgesel tarama programlarına katılımın artırılmasına yönelik çözüm önerileri ele alındı. Etkinliğe Türk Cerrahi Derneği Başkanı, Başkent Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Serdar Karaca, Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Diyarbakır Gazi Yaşargil Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Ay, Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Bahri Çakabay, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Prof. Dr. Sadullah Girgin ve Europa Donna Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Derya Subaşı Sezgin katıldı.



"Eğitimlerle meme kanseri tanısının daha erken evrede konulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz"


Açılış konuşmasını yapan Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, meme kanserinin dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğini söyledi. Çakmak, Türk Cerrahi Derneği’nin, Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde ileri evre meme kanserin önüne geçebilmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla oluşturdukları "Meme Kanserinde Erken Tanı Farkındalık Eğitimleri" projesinin ikinci durağı olarak Şanlıurfa’dan sonra Diyarbakır’da olmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Meme kanserinde erken tanının, kadınların hem yaşam sürelerinin hem de hayat kalitelerinin artması adına büyük bir öneme sahip olduğunu aktaran Çakmak, "Bunun için elimizdeki en önemli güç, mamografik tarama programları. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nca mamografik tarama programları ücretsiz olarak 40 yaşın üzerindeki kadınlarda yapılıyor. Ancak kadınların bu tarama programlarına düzenli olarak katılması çok değerli. Bu proje, özellikle lokal ileri ya da ileri evre meme kanseri vakalarının daha sık görüldüğü bölgelerde, derneğimiz tarafından kadınların tarama programlarına katılımını artırmak amacıyla hayata geçirildi" dedi.


Diyarbakır’da çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleştirilen interaktif toplantıda, kadınların mamografiye erişimde ve taramaya katılımda karşılaştıkları engellerin ele alındığını belirten Çakmak, erken tanı konusunda katılımcıların bilgilendirildiğini ifade etti. Kadınların meme kanserine ilişkin sorularının açık ve anlaşılır biçimde yanıtlandığını vurgulayan Çakmak, bu sayede ülkenin her bölgesinde meme kanseri tanısının daha erken evrede konulmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi.


Toplantının son derece yol gösterici geçtiğini dile getiren Çakmak, 200’ün üzerinde katılımcının yer aldığı etkinlikte yöneltilen soruların, bölgesel düzeyde erken tanının güçlendirilmesine yönelik atılabilecek adımlar açısından önemli bir rehber sunduğunu kaydetti. Bu toplantılardan elde edilen geri bildirimler doğrultusunda hazırlanacak raporların, bölgedeki erken tanı ve tarama programlarına katılımın artırılmasına yönelik atılacak adımlar açısından daha etkili bir yol haritası sunacağını belirten Çakmak, elde edilen verilerin Bakanlık ile paylaşılacağını ifade etti. Şanlıurfa ile başlattıkları saha çalışmalarının ikinci durağının Diyarbakır olduğunu aktaran Çakmak, farkındalık toplantılarının Gaziantep, Kahramanmaraş ve Van’da devam edeceğini söyledi. Bu illerden alınacak geri bildirimler doğrultusunda, farkındalık düzeyindeki eksikliklerin ve kadınların mamografik taramalara katılım nedenlerinin analiz edilerek rapor haline getirileceğini ve Sağlık Bakanlığı’na sunulacağını kaydetti.



"Meme kanserinde doğru bilgiye erişim, kendi kendine meme muayenesi ve düzenli mamografi çok önemli"


Şimdiye kadar ziyaret edilen iki ilden elde edilen izlenimlere de değinen Çakmak, kadınların özellikle sosyal medyada karşılaştıkları yanlış bilgilerin taramalara katılımı olumsuz etkilediğini belirterek, bu yanlış bilgilendirmelerin giderilmesine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekti. "Bilgi güçtür, ama doğru bilgi özellikle meme kanserinde kadınların yaşamasını sağlıyor" diyen Çakmak, konuşmasını şöyle tamamladı:


’’Bu nedenle basında gerçek, doğru ve kanıta dayalı bilgilere yer verilmesi konusunda bazı önlemlerin alınması gerektiği sonucuna vardık. Bir diğer önemli nokta ise mamografiye erişimde yaşanan ulaşım ve erişim zorluklarıydı. Kadınların yaşadıkları yerlere bağlı olarak tarama merkezlerine ulaşmakta sorun yaşadıklarını tespit ettik. Bu noktada Sağlık Bakanlığımızın gezici mamografi üniteleri bulunuyor. Bunların yeniden devreye alınmasının mümkün olabileceğini düşünüyoruz ve bu önerimizi Bakanlığımıza ileteceğiz. Bunun dışında, mamografi sırasında hissedilen ağrı da kadınların mamografiden korkmasında önemli bir faktör. Bu konudaki soru işaretlerini de toplantılarımızda ortadan kaldırdık. Esas amacımız; kadınların kendi kendine meme muayenesini rutin olarak yapmayı öğrenmesi, taramanın ne kadar değerli ve önemli olduğunu bilmesi ve her yıl düzenli olarak mamografi çektirmesi. Bunun yanı sıra, burada edindikleri doğru bilgileri çevrelerindeki kadınlarla paylaşarak her birinin birer meme kanseri konusunda doğru bilgi elçisi olmasını ve bir mum yakarak birçok kadını aydınlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz."


Toplantı sonrasında katılımcılara kendi kendine muayene yöntemleri de uygulamalı olarak anlatıldı.



Hekimler, meme kanserine dikkat çekmek için yola çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep’te 17 yaşındaki Ezgi Alya’nın öldüğü scooter kazası davasında karar onandı Gaziantep’te scooter’daki Ezgi Alya Yiğit’in hayatını kaybettiği, arkadaşı İrem Şimal Toprak’ın ise ağır yaralandığı kazaya ilişkin davada ehliyetsiz sürücü Osman S.’ye verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası onandı. Gaziantep’te scooter kullanan Ezgi Alya Yiğit’in hayatını kaybettiği, arkadaşı İrem Şimal Toprak’ın ise ağır yaralandığı trafik kazasına ilişkin davada, ehliyetsiz sürücüye verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası istinaf incelemesinde onandı. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirtti. Kararda, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun şekilde yapıldığı, iddia ve savunmaların eksiksiz değerlendirildiği, delillerin hukuki çerçevede tartışıldığı ve vicdani kanaatin kesin, tutarlı ve çelişmeyen delillere dayandırıldığı vurgulandı. Eylemin doğru nitelendirildiği ve cezanın kanuni bağlamda uygulandığı gerekçesiyle, SSÇ müdafii ile katılanlar Mehmet Şahin, Elif, Emine Gilay ve Hatice Kübra Yiğit vekilinin istinaf başvuruları esastan reddedildi. Olayın geçmişi Gaziantep’te 12 Nisan 2022 tarihi akşam saatlerinde Batıkent Mahallesi’nde yaşanan kazada Osman S. (17) idaresindeki 27 SR 997 plakalı otomobil, üzerinde Ezgi Alya Yiğit ve Şimal Toprak’ın bulunduğu scooter’a çarpmıştı. Kaza sonucu 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Ezgi Alya Yiğit hayatını kaybederken Şimal Toprak ise ağır yaralanmıştı. Feci kazanın ardından ehliyetsiz olduğu belirlenen Osman S. gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmiş ancak 28 gün sonra serbest bırakılmıştı. Daha sonrasında ise otomobil sürücüsü Osman S. hakkında ’taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırlanmıştı. Heyet, Gaziantep’te scooter’daki Ezgi Alya Yiğit’in ölümü, arkadaşı İrem Şimal Toprak’ın ise ağır yaralandığı kazaya ilişkin davada ehliyetsiz sürücü Osman S.’ye 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti.
Denizli PAÜ Hastanesindeki tehdit ve taciz iddiaları yargıya taşındı Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesinde görevli erkek hemşire mobbing, tehdit ve sözlü tacize maruz kaldığını iddia ettiği ses kayıtlarıyla birlikte suç duyurusunda bulundu. Pamukkale Üniversitesi Hastane Müdürlüğü makamında yaşandığı ileri sürülen ve hastanede görevli bir erkek hemşire K.D.’ye yönelik mobbing, tehdit ve ağır sözlü taciz iddiaları yargıya taşındı. Görev yaptığı birimde gördüğü aksaklıklarla ilgili olarak verdiği dilekçe hakkında görüşmek için çağrıldığı makamda hak etmediği bir tavırla karşılaştığını savunan K.D., yaşadıklarının katını olan ses kayıtları birlikte Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne de müracaat eden K.D., baskı gördüğünü ileri sürdüğü yönetici ve kişiler hakkında idari soruşturma başlatılması talep etti. Sağlık çalışanı K.D.’nin aksaklıklarla ilgili dilekçe vermesi sonrası yapılan görüşmede kayda alındığı belirtilen konuşmalar kamuoyunda büyük tepki topladı. Yaşadıklarının ardından yasal mücadele başlatan erkek hemşire K.D., görüşme sırasında baskı ve tehdit göreceğini öngördüğü için konuşmayı kayıt altına aldığını ve ses kayıtlarını savcılığa delil olarak sunduğunu ifade etti. Yaşananları savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde anlatan K.D.’nin dilekçesinde şu ifadeler yer aldı: "Çalıştığım birimdeki sorunların çözülmesi için resmi dilekçe verdim. Görüşmeye çağrıldım. Hastane Müdürünün odasına girdiğimde yönetici, aynı zamanda bir sendikanın başkan yardımcısı olan A.A. ve sendika temsilcisi vardı. Sorunlarımı konuşmak yerine sendikam sorgulandı. Ardından bana açıkça ‘Sana tecavüz ederlerse ses çıkaracaksın’ denildi. Bu sözleri duyduğumda donup kaldım. Kendimi değersiz, çaresiz ve tehdit altında hissettim. Bana ‘Hangi sendikaya üyesin?’ diye soruldu. İstedikleri sendikada olmadığımı söylediğimde, ‘O zaman sana yardımcı olamayız’ dediler. Nöbetlerim, çalışma koşullarım ve hatta işimle tehdit edildim. Hak aramanın bedelinin bu kadar ağır olacağını düşünmemiştim"
Samsun Dönem dizileri ahşaba olan ilgiyi arttırdı Televizyon ekranlarında izleyiciyle buluşan dönem dizileri ve geçmişe duyulan özlem, ahşap eşyalara olan ilgiyi artırdı. Samsun’da özellikle şimşir kaşıklar, el örmesi sepetler ve bastonlar vatandaşlardan yoğun talep görüyor. Geçmişi konu alan dizi ve filmler, yalnızca hikâyeleriyle değil, kullandıkları eşyalarla da nostalji duygusunu canlandırıyor. Eski zamanlarda günlük yaşamda yer alan ahşap ürünler, bu yapımlarla birlikte yeniden dikkat çekiyor. Vatandaşlar, geçmişe duyulan özlemle tahta kaşıklar, sepetler, yer masaları ve tabureler gibi birçok ahşap ürünü hem kullanım hem de dekoratif amaçla evlerine taşıyor. İnsanların hâlâ ahşaba meraklı olduğunu, satışların güzel gittiğini ifade eden esnaf Abdullah Torun, "İnsanlar ahşaba meraklı. Genelde kaşık ürünlerine çok ilgi oluyor. Dönem dizileri ve filmleri de ahşap eşyalara olan ilgiyi arttırıyor. Geçmişte kullanılan ahşap kap-kaçaklar, kaşıkların rağbet görmesinde bu dizi ve filmlerin etkisi olduğunu düşünüyorum. Bastonlara da yine gençler filmlerden özenip yöneliyorlar. Gençler daha çok dekoratif bastonları tercih ediyorlar. Yaşlılar ise ihtiyaçtan dolayı görsellik yerine daha çok fiyat-performans bastonlarını tercih ediyorlar" dedi. "En çok şimşir kaşıklar rağbet görüyor" Vatandaşların en çok rağbet gösterdiği ürünün şimşir kaşık olduğunu dile getiren Abdullah Torun, "En çok rağbet gören ürün, şimşir kaşıklar. Şimşir ağacından yapılan işlemeli kaşıkların fiyatı 4 bin TL’ye kadar çıkıyor. Bastonlar da 4 bin TL’ye kadar gidiyor. Bastonlarda ise en çok gürgenden yapılan ürünler tercih ediliyor. Satışların çoğu fiziki mağazada oluyor. İnsanlar dokunarak, görerek almayı daha çok seviyorlar. Ahşaba dokunmanın hissiyatı daha güzel olduğundan internetten çok, mağazadan satış yapılıyor" diye konuştu. Sepetlerin de dekoratif olarak çok tercih edilen eşyalar arasında yer aldığına değinen Torun, "Ahşap sepetler de çok rağbet gören ürünler arasında yer alıyor. Plastik çıktığından beri yöresel el örmesi sepetler eskisi kadar çok kullanılmıyor. Yine de birçok insan geleneksel sepetlere ilgi duyuyor. Sepetler de 150 TL’den 2 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Sepetler günümüzde farklı amaçlarda kullanılıyor. Önceden alışveriş çantası olarak kullanılan sepetler, şimdilerde ise dekoratif olarak masa üzeri meyve sergilemek için, şömineye odun koymak için, fındık, ceviz koymak için kullanılıyor" şeklinde konuştu.
Şırnak Vergide dijital devrim: Kağıt fatura tarihe karışıyor Serbest Muhasebeci Mali Müşaviri (SMMM) Mesut Balta, bu yıl Türkiye’de vergi sisteminde köklü bir dijital dönüşümün başlayacağını belirterek, mükellefleri yakından ilgilendiren önemli uyarılarda bulundu. Serbest Muhasebeci Mali Müşaviri Mesut Balta, 2026 yılıyla birlikte Türkiye’de vergi sisteminin kökten değişeceğini belirterek, mükellefleri yakından ilgilendiren çok çarpıcı uyarılarda bulundu. Balta, "2026 artık sadece bir takvim yılı değil, vergi sisteminde bir kırılma noktasıdır" dedi. Balta, bu yılın "tam anlamıyla bir dijital dönüşüm yılı" olacağını vurguladı. Yeni düzenlemelerle birlikte fatura, vergi ve diğer tüm mali işlemlerin dijital yaşamla birebir paralel şekilde yürütüleceğini ifade eden Balta, "2026 yılının bir dijital dönüşüm yılı olacağını başta belirtmekte fayda var. Buna göre dijital yaşamla fatura ve diğer vergisel işlemlerin birebir paralel bir şekilde yürüyeceğini şimdiden söyleyebiliriz. 2026 yılı içerisinde dijital fatura dönemi ile birlikte tüm faturalar artık dijital ortamlarda kesilerek düzenlenmek zorunda. Artık kağıt fatura döneminin 2026 başı ile birlikte bittiğini net bir şekilde ifade edebiliriz" diye konuştu. Kayıt dışı ekonomiye dijital kalkan Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Kurgan Sistemi"nin’ de bu yıl itibarıyla aktif şekilde devrede olacağını aktaran Balta, bu sistemle tüm mali işlemlerin anlık olarak analiz edileceğini söyledi. Balta, "Bunun yanı sıra kayıt dışı ekonomi ile mücadele konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığının Kurgan Sistemi de devreye girmiş bulunuyor. Bu sistemle birlikte bütün mali işlemler, faturalandırılmalar ve vergisel işlemler Kurgan Sistemi tarafından analize tabi tutulacak ve görülen eksiklikler, görülen hatalar anında mükelleflere ve mali müşavirlere bildirilecektir. Bu aynı zamanda sistemin disipline edilmesinde de oldukça önem taşıyan bir hususu ifade etmektedir" şeklinde konuştu. Basit usul dönemi sona eriyor Yeni düzenlemeler kapsamında nüfusu 30 bini aşan ilçelerde basit usul vergilendirmenin de sona erdiğini hatırlatan Balta, "Nüfusu 30 bini aşan ilçelerde basit usul vergilendirme sisteminin artık sona erdiğini ifade edebiliriz. Burada artık bütün mükellefler basit usulde değil, gerçek usulde vergilendirmeye tabi tutulacaklardır" dedi. 2026 yılıyla birlikte birçok parasal sınırın da güncellendiğini aktaran Balta, ’’2026 yılı içerisinde çeşitli parametrelerin de göz önünde bulundurulması lazım. Buna göre fatura düzenleme sınırının 12 bin lira olduğunu, kira gelir istinasının meskenler için 58 bin liraya çıkarıldığını, genç girişimci kazanç istisnasının da 430 bin lira gibi iyi bir rakama yükseltildiğini, günlük yemek bedel istisnasının da 300 artı KDV olduğunu, şüpheli alacak davasının da 25 bin liraya yükseltildiğini belirtmekte fayda var" diye konuştu. Mesut Balta, vergi mükelleflerine önemli bir çağrıda bulunarak, "Tüm bunların özellikle vergi mükellefleri tarafından dikkatle izlenmesi ve göz önünde bulundurulması gereken rakamlar olduğunu, herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamak için özellikle mali müşavirleriyle doğrudan diyalog halinde olmaları kendileri için bir fayda özelliğini taşımaktadır" ifadelerini kullandı.