GÜNDEM - 23 Şubat 2026 Pazartesi 11:06

Kaymaz: ’’Bağımlılıkla mücadelede cami görevlileri ve dernekleri aktif rol almalı’’

A
A
A
Kaymaz: ’’Bağımlılıkla mücadelede cami görevlileri ve dernekleri aktif rol almalı’’

Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, Diyanet İşleri Başkanlığının, insanın dini hayatının sadece ibadet hizmeti olarak değil, hayata dokunan bir toplumsal güven ve iyilik modeli olarak yeniden düşünmek zorunda olduğunu belirterek, ‘’Özellikle uyuşturucu ve bağımlılıklarla mücadelede, cami görevlileri ve cami dernekleri ‘seyirci’ değil, ilgili kurumlarla koordineli biçimde aktif rol alan bir yapıya kavuşmalıdır’’ dedi.


Kaymaz, Diyanet İşler Başkanlığının insanın dini hayatının sadece ibadet hizmeti olarak değerlendirmemesi gerektiğini söyledi. Bugüne kadar 657 çerçevesine sıkışan görev tanımının, sahada karşılığı olan, mahalleyi kuşatan, insanın derdiyle temas eden bir yapıya evrilmesi gerektiğini vurgulayan Kaymaz, ’’Anadolu dindarlığının en belirgin özelliği, vücut bulduğu yerde huzur, güven ve dayanışma üretmesidir. Tarihte tekkeler ve irfan ocakları bunun örneğiydi, yetim, yoksul, garip gözetilir, mahallede adalet duygusu canlı tutulurdu. Bugün ise on binlerce camimiz olmasına rağmen, cami ile hayat arasında yer yer kopukluk oluşmuştur. Caminin yanı başında bağımlılıkla zayıflayan bir genç varsa ve bu durum caminin gündemine girmiyorsa, o caminin topluma söyleyecek sözü zayıflar. Bu nedenle özellikle uyuşturucu ve bağımlılıklarla mücadelede, cami görevlileri ve cami dernekleri ‘seyirci’ değil, ilgili kurumlarla koordineli biçimde aktif rol alan bir yapıya kavuşmalıdır. Yeni çağın sorunları, yalnızca güzel tilavet veya diploma ile yönetilemez. Din görevlisinin, temel pedagojik yaklaşım, aile-ergen iletişimi, kriz anında yönlendirme, ilk yardım bilgisi, mahallenin sosyolojisini okuyabilme gibi alanlarda desteklenmesi gerekir. Cami merkezli yeni model eğitim ve rehberlik, hane ziyaretleri ve gönül bağı, gençlik ve spor çalışmaları, şeffaf sosyal dayanışma, suç ve risk analizi, üniversite ve kurum iş birlikleri başlıklarında planlı ve ölçülebilir bir sisteme dönüşmelidir. Bu iş, kişisel gayretlere bırakılmamalı, programlanmalı, denetlenmeli ve toplumsal etki üzerinden performans ölçülmelidir. Elbette bugün bu bağı kuran, mahallesine dokunan, gençleri sahiplenen nice din görevlimiz var, hepsine yürekten teşekkür ediyoruz. Ancak mesele ‘tek tek güzel örnekler’ değil, bu örnekleri kurumsal bir modele dönüştürmektir. Böyle bir model hayata geçtiğinde, mahalle ölçeğinde güvenin artması, bağımlılık ve suç riskinin azalması, gençlerde aidiyetin güçlenmesi ve devlet-millet bağının sağlamlaşması mümkün olacaktır. Cami çevresi yeniden huzurun, sevginin, muhabbetin merkezine dönüşebilir; yeter ki cami ile hayat arasındaki mesafeyi kapatacak cesur ve sahici adımlar atalım’’ diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ÜNİPERSEN’den tayin hakkı için emsal niteliğinde yargı kararı Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) üniversite idari personelinin kurumlar arası tayin hakkına ilişkin önemli bir yargı kararı alındığını duyurdu. Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN), üniversitelerde görev yapan idari personelin kurumlar arası naklen tayin hakkına ilişkin önemli bir yargı kararı alındığını duyurdu. ÜNİPERSEN’den yapılan açıklamaya göre, İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde hizmetli kadrosunda şoför olarak görev yapan sendika üyesi, Silivri Belediye Başkanlığı’na naklen atanma talebinde bulundu. İdare tarafından talebe muvafakat verilmemesi üzerine açılan dava, İstanbul 3. İdare Mahkemesi tarafından karara bağlandı. Mahkeme, 20 Ocak 2026 tarihli kararında ret işlemini iptal edildi. Kararda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca idarelere takdir yetkisi tanındığı ancak bu yetkinin sınırsız olmadığı vurgulandı. Mahkeme, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle bağlı olduğuna dikkat çekerek, ’personel ihtiyacı’ gibi soyut ve genel ifadelerin somut olayın özellikleri karşısında yeterli gerekçe oluşturamayacağını belirtti. Mahkeme kararında; personelin Silivri’de ikamet ettiği, şehit yakını olduğu, yaşlı ve hasta annesine bakmakla yükümlü bulunduğu ve her gün ciddi ulaşım güçlüğü yaşadığı hususlarının birlikte değerlendirildiği ifade edildi. Söz konusu şartlar çerçevesinde Silivri’de görev yapmasının hem personelin verimliliğini artıracağı hem de kamu hizmetine katkısını güçlendireceği tespit edildi. Kararda ayrıca, kamu görevlisinin maddi ve manevi varlığının korunmasının ve geliştirilmesinin anayasal bir yükümlülük olduğuna işaret edildi. Mahkeme, üniversite bünyesinde çıkarılan naklen tayin yönergelerinin 657 sayılı Kanun’da yer almayan sınırlamalar getiremeyeceğini de açıkça ortaya koydu. Normlar hiyerarşisi gereği kanun hükmünün esas alınması gerektiği belirtilerek, alt düzenleyici işlemlerle kanuni hakkın daraltılamayacağı vurgulandı. ÜNİPERSEN’in açıklamasında, kararın, üniversitelerde görev yapan idari personelin kurumlar arası nakil taleplerinde idarenin takdir yetkisinin keyfi biçimde kullanılamayacağı yönünde emsal niteliği taşıdığı değerlendirildi. Ayrıca aile birliği, sağlık durumu ve sosyal şartlar gözetilmeden verilen ret kararlarının hukuka uygun sayılamayacağı yargı kararıyla ortaya konulmuş olduğu ifade edildi. ÜNİPERSEN’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Üniversitelerde adeta gündemi belirleyen bir sendika konumuna gelen ÜNİPERSEN, ortaya koyduğu hukuki başarılar, sahadaki kararlı çalışmaları ve çözüm odaklı yaklaşımıyla dikkat çekerken; üniversite çalışanlarının hak ve menfaatlerini önceleyen duruşuyla üniversite çalışanlarının ilk ve tek temsilcisi olma sorumluluğunu güçlü biçimde taşımaktadır. Çalışma arkadaşlarından aldığı destekle her geçen gün büyüyen sendika, ODTÜ, İTÜ ve Düzce gibi köklü üniversitelerde yetkili konuma ulaşmış olmanın sorumluluğuyla hareket etmekte; bu yetki başarısını Mayıs ayında birçok üniversiteye daha yayacaktır. Sahadan aldığı güçle, üyelerinin tayin hakkı başta olmak üzere tüm özlük ve sosyal haklarının korunması için hukuki süreçleri kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. Sendika, üniversitelerde kanuna uygun, adil ve şeffaf uygulamalar tesis edilinceye kadar sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti."
İstanbul ’Casperlar’ suç örgütüne bilgi sızdırdığı iddia edilen zabıt katibinin hakimlik ifadesine ulaşıldı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ’Casperlar’ suç örgütüne bilgi sızdıran kişilere yönelik başlatılan soruşturma çerçevesinde tutuklanan 7’si polis 14 şahsın Sulh Ceza ifadeleri ortaya çıktı. Tutuklanan zabıt katibi E.B. ifadesinde, "Bir avukata nasıl bilgi veriyorsam, Serkan Cemal Güney’e de o şekilde bilgi verdim. 5 yıl üzeri cezası olan hükümlülere yardımcı olmak adına yaptım bu bilgi aktarımını. Serkan Cemal Güney’den rüşvet konusunda hiçbir talebim olmadı. 1 milyon 86 bin lira paranın yatmasının nedeni, benim yapmış olduğum sorgulamalar sonucunda kendisini borçlu hissederek yatırmış olduğu paralardır" dedi. Bahçelievler, Küçükçekmece ve Bağcılar ilçelerinde liderliğini İsmail Atız’ın yaptığı ve ‘yağma’, ‘kasten yaralama’, ‘tehdit’, ‘uyuşturucu ticareti’, ‘fuhuş’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ gibi suçlara karıştıkları tespit edilen ‘Casperlar’ suç örgütüne yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında Casperlar suç örgütüne bazı kamu görevlileri tarafından bilgi sızdırıldığı ortaya çıkmıştı. Yapılan araştırmalar neticesinde örgüt üyelerinin kamu görevlileriyle menfaat içerisinde olduğu, örgütün adliyelerde ve çeşitli yerlerde görevli memurlardan suç ve arama kaydı sorgulaması yaptırdığı belirlenmişti. Başsavcılık tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nce 9’u polis memuru, 1’i zabıt katibi, 1’i gümrük muhafaza memuru, 1’i görevini terk etmiş polis memuru olmak üzere toplam 17 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verilmişti. Şüphelilerin adreslerine düzenlenen operasyonla 17 şüpheli gözaltına alınmıştı. Devam eden soruşturma kapsamında 1 kişinin daha gözaltına alınmasının ardından sayı 18’e yükselmişti. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün sabah saatlerinde Bakırköy Adalet Sarayına sevk edilmiş, savcılıkta ifade işlemleri tamamlanan 17 şüpheli tutuklama’ 1 şüpheli ise adli kontrol tedbiri talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişti. Hakimlikte işlemleri tamamlanan, 7’si polis 1’i zabıt katibinin de aralarında bulunduğu 14 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. 4 şahıs ise yurt dışına çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakılmıştı. Şüphelilerin nöbetçi hakimlik ifadeleri ortaya çıktı Şüpheli polis memuru A.Ö. hakimlik sorgusunda, "İbrahim Tankoş ile Narkotik Şubeden tanışıyorum. Ailecek görüşürüz. Şüpheli Serkan Cemal Güney ve İbrahim Tankoş’u ziyarete geldiğinde tanıştım. 2 yıldır isim sorgulama yetkim de yoktur. Orkinos operasyonu İçişleri Bakanlığınca da yayınlanmıştır. Operasyon tamamlandıktan sonra listeyi arkadaşım Tankoş’a da atmıştım. Benim listeden isim çıkarttırma gibi bir yetkim yoktur. Orkinos operasyonu sonucunda isim listesi sosyal medyada geziyordu. İbrahim ve Serkan Cemal’e, tanıdıkları olup olmadığını sordum, tanıdıkları varsa gidip yakalayabileceğimizi söyledim. Bunun sebebi de tekrar Narkotik Şubeye dönmemdi. Tankoş’un ihraç olduğunu da bilmiyordum" dedi. Şüpheli polis memuru A.A, Esenyurt’ta suç araştırması yaptığı sırada oto galerici olan Serkan Cemal Güney’le tanıştığını belirttiği ifadesinde, "Serkan Cemal’in eşi H.G şüpheli sıfatıyla tanzim edilen ifade alma ve serbest bırakma evrakını tanzim eden kişi bendim. H.G. de ifadeye geldi, ifadesini verdi. İfadesini alan kişi benim. İfade ve serbest bırakma tutanaklarının ikisini de ben tanzim ettim. Kendi sicilim olan yere imza attım. Grup şefim olan E.Y’nin ismini boş bıraktım. Gün içerisinde yaptığım evrakların hepsini bir kenara toplardım ve toplu imza atılırdı. E.Y. yerine imzayı kimin attığını bilmiyorum. Güven Şener’i Polnet sisteminden sorgulamadım. Karakolda mukayyit olduğum için Polnetim genelde açık oluyor. Ben kısa zaman için çıktığımda da açık oluyor. Sorgulama yapıldığı tarihte Serkan Cemal tarafından hesabıma 3 bin lira gönderilmesi konusunda hiçbir bilgim yoktur. Ben, Serkan Cemal’le sadece arkadaşım" ifadelerini kullandı. "1 milyon 86 bin lira paranın yatmasının nedeni, benim yapmış olduğum sorgulamalar sonucunda kendisini borçlu hissetmesidir" Şüpheli zabıt katibi E.B. ise, savunmasında, "Bir avukata nasıl bilgi veriyorsam, Serkan Cemal Güney’e de o şekilde bilgi verdim. 5 yıl üzeri cezası olan hükümlülere yardımcı olmak adına yaptım bu bilgi aktarımını. Güney’den rüşvet konusunda hiçbir talebi olmadı. UYAP sisteminde örgüt uyarısı olmadığı için Serkan Beyin sorduğu kişilerin örgütle bir ilgisi olup olmadığını düşünmedim, aklıma da gelmedi. Uyuşturucu işiyle herhangi bir ilgim ya da bilgim yoktur. Bana sorgulattığı isimleri Serkan’a sorduğumda hep ’Yakın arkadaşım.’ diye cevap veriyordu. Yardımcı olmak adına bu sorgulamaları yapıp kendisine verdim. Kimseye çıkar amaçlı bir bilgi vermedim. 1 milyon 86 bin lira paranın yatmasının nedeni, benim yapmış olduğum sorgulamalar sonucunda kendisini borçlu hissederek yatırmış olduğu paralardır" şeklinde konuştu. 50 gün önce ‘Casperlar’ suç örgütüne üyeliği nedeniyle tutuklandığı ortaya çıkan şüpheli İbrahim Tankoş da ifadesinde, "Telefonumdan çıkan, kişisel bilgileri sorduğum her şeyi kabul ediyorum. Bununla alakalı memur arkadaşlarımın hiçbiri benden bir talepte bulunmadı. Bu kişisel verileri bana vermeleri konusunda para göndermedim. Paralar, benden borç istemeleri nedeniyle arkadaşlığımızdan ötürü attığım paralardır" dedi. Sevk yazısında, suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller bulunduğu belirtildi Sulh Ceza Hakimliği tarafından yazılan sevk yazısında 14 şahsın, üzerlerine atılı toplam 4 suçtan tutuklandığı, suçların niteliği, şüpheliler Serkan Cemal Güney ve İbrahim Tankoş’un telefonları üzerinde yapılan inceleme tutanakları, hesap hareketleri ile emniyet tutanakları göz önünde bulundurularak atılı suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren delillerin varlığı gerekçesiyle karar verildiği aktarıldı. Kararda ayrıca, hakkında adli kontrol tedbiri verilen 4 şahıs hakkında ‘imza’ ve ‘yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedildiği bilgisi yer aldı.
İzmir Ağır yaralı bulunan saz kedisi, sağlıklı şekilde doğaya salındı Aydın’da yaralı halde bulunan saz kedisi, İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda yaklaşık 6 ay süren yoğun tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. İyileşme süreci boyunca hayvanın doğal davranışları, gece görüşlü ve harekete duyarlı kameralar aracılığıyla takip edildi. Tedavi ve rehabilitasyon sürecinin tamamlanmasının ardından saz kedisi yeniden doğal yaşam alanına bırakıldı. Aydın’da geçen yıl 27 Ağustos’ta Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) ekipleri tarafından yaralı halde bulunan saz kedisi (Felis chaus), tedavi edilmek üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Doğal Yaşam Parkı Kliniği’ne getirildi. Yapılan klinik ve radyografik değerlendirmelerde hayvanda kalça çıkığı, sağ femurda parçalı açık kırık ve kalça bölgesinde kırıklar tespit edildi. Ayağa kalkamadığı ve arka bacağını sürüyerek ilerlemeye çalıştığı gözlenen saz kedisinin genel durumu, uygulanan yoğun bakım ve destekleyici tedavilerle düzeltildi. Doğal davranışları titizlikle takip edildi İleri ortopedik cerrahi müdahale, yoğun bakım uygulamaları ve kontrollü rehabilitasyon süreci sayesinde yeniden ayağa kaldırılan saz kedisinin doğal davranışları, gece görüşlü ve harekete duyarlı kameralar aracılığıyla izlendi. İnsanlarla temasının en aza indirildiği bu süreçte hayvanın hareket kabiliyeti, refleksleri ve doğada yaşamını sürdürebilme becerileri uzman ekipler tarafından değerlendirildi. Yapılan gözlemler sonucunda doğaya dönmeye hazır olduğu belirlenen saz kedisi, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ekipleriyle koordinasyon içinde doğal yaşam alanına bırakıldı. Doğaya salınan saz kedisinin sağlıklı şekilde koşarak bölgeden uzaklaştığı görüldü. Ekosistem açısından faydalı Saz kedisi (Felis chaus), Türkiye’de Akdeniz ve Ege bölgelerinde; özellikle Gediz Deltası ve Büyük Menderes Deltası ile çeşitli sulak alanların çevresinde görülen yabanıl bir kedi türü olarak biliniyor. Sazlıklar, bataklıklar, nehir kenarları ve deltalar başta olmak üzere suya yakın doğal alanlarda yaşamını sürdüren tür, genellikle yalnız yaşıyor ve alacakaranlık ile gece saatlerinde aktif oluyor. Yüzme yeteneği gelişmiş olan saz kedileri suya girmekten çekinmiyor. Tarım alanlarında kemirgen popülasyonunu kontrol altında tutarak ekosistem dengesine katkı sağlayan tür; kuşlar, sürüngenler ve amfibilerle de besleniyor. Yaban hayatı için kararlı mücadele İzmir Büyükşehir Belediyesi, sahipsiz hayvanlarının yanı sıra yaban hayatına yönelik rehabilitasyon çalışmalarıyla da biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlıyor. Doğal Yaşam Parkı bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sayesinde ağır yaralanan pek çok yaban hayvanı yeniden ekosistemine kazandırılıyor.
İstanbul ’Casperlar’ suç örgütüne bilgi sızdırdığı iddia edilen zabıt katibinin hakimlik ifadesine ulaşıldı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ’Casperlar’ suç örgütüne bilgi sızdıran kişilere yönelik başlatılan soruşturma çerçevesinde tutuklanan 7’si polis 14 şahsın Sulh Ceza ifadeleri ortaya çıktı. Tutuklanan zabıt katibi E.B. ifadesinde, "Bir avukata nasıl bilgi veriyorsam, Serkan Cemal Güney’ye de o şekilde bilgi verdim. 5 yıl üzeri cezası olan hükümlülere yardımcı olmak adına yaptım bu bilgi aktarımını. Serkan Cemal Güney’den rüşvet konusunda hiçbir talebim olmadı. 1 milyon 86 bin lira paranın yatmasının nedeni, benim yapmış olduğum sorgulamalar sonucunda kendisini borçlu hissederek yatırmış olduğu paralardır" dedi. Bahçelievler, Küçükçekmece ve Bağcılar ilçelerinde liderliğini İsmail Atız’ın yaptığı ve ‘yağma’, ‘kasten yaralama’, ‘tehdit’, ‘uyuşturucu ticareti’, ‘fuhuş’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ gibi suçlara karıştıkları tespit edilen ‘Casperlar’ suç örgütüne yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında Casperlar suç örgütüne bazı kamu görevlileri tarafından bilgi sızdırıldığı ortaya çıkmıştı. Yapılan araştırmalar neticesinde örgüt üyelerinin kamu görevlileriyle menfaat içerisinde olduğu, örgütün adliyelerde ve çeşitli yerlerde görevli memurlardan suç ve arama kaydı sorgulaması yaptırdığı belirlenmişti. Başsavcılık tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nce 9’u polis memuru, 1’i zabıt katibi, 1’i gümrük muhafaza memuru, 1’i görevini terk etmiş polis memuru olmak üzere toplam 17 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verilmişti. Şüphelilerin adreslerine düzenlenen operasyonla 17 şüpheli gözaltına alınmıştı. Devam eden soruşturma kapsamında 1 kişinin daha gözaltına alınmasının ardından sayı 18’e yükselmişti. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün sabah saatlerinde Bakırköy Adalet Sarayına sevk edilmiş, savcılıkta ifade işlemleri tamamlanan 17 şüpheli tutuklama’ 1 şüpheli ise adli kontrol tedbiri talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişti. Hakimlikte işlemleri tamamlanan, 7’si polis 1’i zabıt katibinin de aralarında bulunduğu 14 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. 4 şahıs ise yurt dışına çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakılmıştı. Şüphelilerin nöbetçi hakimlik ifadeleri ortaya çıktı Şüpheli polis memuru A.Ö. hakimlik sorgusunda, "İbrahim Tankoş ile Narkotik Şubeden tanışıyorum. Ailecek görüşürüz. Şüpheli Serkan Cemal Güney ve İbrahim Tankoş’u ziyarete geldiğinde tanıştım. 2 yıldır isim sorgulama yetkim de yoktur. Orkinos operasyonu İçişleri Bakanlığınca da yayınlanmıştır. Operasyon tamamlandıktan sonra listeyi arkadaşım Tankoş’a da atmıştım. Benim listeden isim çıkarttırma gibi bir yetkim yoktur. Orkinos operasyonu sonucunda isim listesi sosyal medyada geziyordu. İbrahim ve Serkan Cemal’e, tanıdıkları olup olmadığını sordum, tanıdıkları varsa gidip yakalayabileceğimizi söyledim. Bunun sebebi de tekrar Narkotik Şubeye dönmemdi. Tankoş’un ihraç olduğunu da bilmiyordum" dedi. Şüpheli polis memuru A.A, Esenyurt’ta suç araştırması yaptığı sırada oto galerici olan Serkan Cemal Güney’le tanıştığını belirttiği ifadesinde, "Serkan Cemal’in eşi H.G. şüpheli sıfatıyla tanzim edilen ifade alma ve serbest bırakma evrakını tanzim eden kişi bendim. H.G. de ifadeye geldi, ifadesini verdi. İfadesini alan kişi benim. İfade ve serbest bırakma tutanaklarının ikisini de ben tanzim ettim. Kendi sicilim olan yere imza attım. Grup şefim olan E.Y.’nin ismini boş bıraktım. Gün içerisinde yaptığım evrakların hepsini bir kenara toplardım ve toplu imza atılırdı. E.Y. yerine imzayı kimin attığını bilmiyorum. Güven Şener’i Polnet sisteminden sorgulamadım. Karakolda mukayyit olduğum için Polnetim genelde açık oluyor. Ben kısa zaman için çıktığımda da açık oluyor. Sorgulama yapıldığı tarihte Serkan Cemal tarafından hesabıma 3 bin lira gönderilmesi konusunda hiçbir bilgim yoktur. Ben, Serkan Cemal’le sadece arkadaşım" ifadelerini kullandı. "1 milyon 86 bin lira paranın yatmasının nedeni, benim yapmış olduğum sorgulamalar sonucunda kendisini borçlu hissetmesidir" Şüpheli zabıt katibi E.B. ise, savunmasında, "Bir avukata nasıl bilgi veriyorsam, Serkan Cemal Güney’e de o şekilde bilgi verdim. 5 yıl üzeri cezası olan hükümlülere yardımcı olmak adına yaptım bu bilgi aktarımını. Güney’den rüşvet konusunda hiçbir talebi olmadı. UYAP sisteminde örgüt uyarısı olmadığı için Serkan Beyin sorduğu kişilerin örgütle bir ilgisi olup olmadığını düşünmedim, aklıma da gelmedi. Uyuşturucu işiyle herhangi bir ilgim ya da bilgim yoktur. Bana sorgulattığı isimleri Serkan’a sorduğumda hep ’Yakın arkadaşım.’ diye cevap veriyordu. Yardımcı olmak adına bu sorgulamaları yapıp kendisine verdim. Kimseye çıkar amaçlı bir bilgi vermedim. 1 milyon 86 bin lira paranın yatmasının nedeni, benim yapmış olduğum sorgulamalar sonucunda kendisini borçlu hissederek yatırmış olduğu paralardır" şeklinde konuştu. 50 gün önce ‘Casperlar’ suç örgütüne üyeliği nedeniyle tutuklandığı ortaya çıkan şüpheli İbrahim Tankoş da ifadesinde, "Telefonumdan çıkan, kişisel bilgileri sorduğum her şeyi kabul ediyorum. Bununla alakalı memur arkadaşlarımın hiçbiri benden bir talepte bulunmadı. Bu kişisel verileri bana vermeleri konusunda para göndermedim. Paralar, benden borç istemeleri nedeniyle arkadaşlığımızdan ötürü attığım paralardır" dedi. Sevk yazısında, suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller bulunduğu belirtildi Sulh Ceza Hakimliği tarafından yazılan sevk yazısında 14 şahsın, üzerlerine atılı toplam 4 suçtan tutuklandığı, suçların niteliği, şüpheliler Serkan Cemal Güney ve İbrahim Tankoş’un telefonları üzerinde yapılan inceleme tutanakları, hesap hareketleri ile emniyet tutanakları göz önünde bulundurularak atılı suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren delillerin varlığı gerekçesiyle karar verildiği aktarıldı. Kararda ayrıca, hakkında adli kontrol tedbiri verilen 4 şahıs hakkında ‘imza’ ve ‘yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedildiği bilgisi yer aldı.
Diyarbakır DTSO’dan teşvik sistemleri açıklaması DTSO’dan, teşvik sistemleri ile ilgili yapılan açıklamada, ’’Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sistemi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini karşılamamış, aksine bu farkı daha da derinleştiren bir sonuç üretmiştir" sözlerine yer verildi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) tarafından, teşvik sistemleri ile ilgili açıklama yapıldı. Odadan yapılan açıklamada, ’’Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sistemi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini karşılamamış, aksine bu farkı daha da derinleştiren bir sonuç üretmiştir. Yatırım teşviklerinin sistemli biçimde uygulanmaya başlanması, ekonomide planlı döneme geçilen 1963 yılına dayanmaktadır. 1980 sonrası dönemde ise teşvik uygulamaları kapsamlı biçimde hayata geçirilmiş, bugüne kadar yaklaşık 16 farklı yasa, kararname ve Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamalar defalarca revize edilmiştir. Farklı uygulamalar altında yürütülen tüm bu düzenlemelerin temel amacı, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak olmuştur. Ancak aradan geçen on yıllara rağmen bu hedefin gerçekleşmediği, aksine bölgesel eşitsizlikleri derinleştiği açıkça görülmektedir. 1998 yılında kişi başına geliri bin 500 doların altında olan 22 ili kapsayan 4325 sayılı Teşvik Yasası yürürlüğe girmiş, 2002’de çıkarılan 5084 sayılı yasa ile teşvik kapsamındaki il sayısı önce 36’ya, 2005’te yapılan genişletmeyle 49 il ve iki ilçeye çıkarılmıştır. 2009 yılında ise tüm iller dört bölgeye ayrılarak yeni bir teşvik sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Ancak 2009’daki ölçümlerde 1. ve 2. bölgelerde yer alan 24 il teşviklerden yüzde 67,8 oranında faydalanırken, geriye kalan 57 il ise yalnızca yüzde 32,2 oranında pay almıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verileri üzerinden yapılan ve 2004-2013 dönemini kapsayan çalışmalar da bu tabloyu teyit etmektedir. Teşvik belgeleri, yatırım tutarları ve istihdam verileri incelendiğinde, 1. ve 2. bölgelerde yer alan 21 kentin tüm başlıklarda yüzde 60’ın üzerinde pay aldığı, buna karşın 5. ve 6. Bölgelerdeki 29 kentin teşvik yatırımlarında yüzde 12-14 bandında kaldığı görülmektedir. Özellikle en az gelişmiş 16 ilin yer aldığı 6. bölge, yatırım desteklerinden yalnızca yüzde 5 civarında pay alabilmiştir." Açıklamanın devamında, istihdam açısından bakıldığında, 6. bölge emek yoğun sektörler sıralanarak, şu ifadelere yer verildi: ’’Yüzde 23,22 oranında bir istihdam payı oluşturabilmiştir. Ancak hazır giyim gibi sektörlerde yatırımların yurt dışına kayması en fazla bu bölgeleri etkiledi. Bu durum bölgenin istihdam açısından sahip olduğu tek avantajlı konumu da kaybetmesine neden olacaktır. 30 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi de önceki uygulamalardan farklı bir sonuç üretmemiştir. Aksine açıklanan veriler, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak yerine daha da derinleştirmiştir. Eylül ayında 6. Bölge yatırımları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15, 5. Bölge yatırımları ise yüzde 53,6 oranında azalırken, 1. bölge yatırımlarında yüzde 50,6, 2. bölge yatırımlarında ise yüzde 29,9 artış yaşanmıştır. Aynı ayda toplam yatırımların yüzde 65’i 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşmış, 5. ve 6. bölgelerin toplam payı yüzde 14,5’te kalmıştır. Ekim 2025 teşvik verileri de benzer bir tabloyu ortaya koymaktadır. 2024-2025 karşılaştırmasında 5. bölge yatırımları yüzde 66,8, 6. Bölge yatırımları ise yüzde 84,2 oranında gerilerken; buna karşın 1. bölgede yüzde 63,4, 2. bölgede ise yüzde 2,20 oranında artış yaşanmıştır. Mevcut teşvik uygulamaları, Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine katkı sunmuş olabilir. Ancak bölgesel kalkınma ve bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesi açısından beklenen sonucu vermemiştir. Bu tablo, mevcut teşvik sisteminde ısrar edilmesi halinde farklı bir sonuç alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Teşvik sisteminde esas amaç bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmaktır. Ancak bu sadece emek yoğun ve kırılgan sektörleri az gelişmiş bölgelere kaydırarak çözülecek bir sorun değildir. Bu bölgelerdeki yatırımcının mali yetersizliğini ve az gelişmişlik dezavantajlarını minimize edecek, bürokratik süreçlerin en aza indirgendiği kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım sergilenmelidir."
Muğla Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden Ocak ayında 27 Milyon 800 Bin TL sosyal destek Muğla Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyecilik alanında Muğla Kart, Beslenme, Karakış, Sağlık Giderleri, Eğitim, Nakdi, Emekli yardımı, ulaşımda 65 Yaş üstü, Anne Kart, Öğrencilere 1 TL gibi desteklerle vatandaşların yanında olurken 2026 Ocak ayında bu desteklere 27 Milyon 800 Bin TL ayırdı. 2026 yılı sosyal destek bütçesini yüzde 105 oranında arttıran Büyükşehir Belediyesi 7’den 70’e tüm vatandaşları kapsayan sosyal belediyecilik projelerini sürdürüyor. 2026 yılı sosyal destek bütçesini arttırarak dar gelirli aileler, yaşlılar, engelliler, öğrenciler ve dezavantajlı gruplar başta olmak üzere Muğla genelindeki ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik hizmetlerine devam eden Büyükşehir Belediyesi Ocak ayında bu desteklere 27 Milyon 800 Bin TL ayırdı. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik gelişmeler nedeni ile sosyal desteklere büyük önem veren Büyükşehir Belediyesi sağlıktan ulaşıma, beslenmeden emeklilere kadar birçok alanda vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Başkan Aras; "Tüm hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Aras vatandaşları olumsuz etkileyen ekonomik şartlar nedeni ile sosyal destekleri arttırdıklarını söyledi. Başkan Aras; "Yerel yönetimler olarak Muğlamızda birçok alanda hizmet üretirken sosyal desteklerle de vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Öğrencilerimizin eğitimleri, ulaşımları için, vatandaşlarımızın sağlığı için, emeklilerimizin yüzlerinin gülmesi için, soğuk kış aylarına sıcak bir umut olmak için sosyal yardımlarımızı yüzde 105 arttırdık. Muğlamızın kaynaklarını eşit ve adil bir şekilde kullanırken, 13 ilçemize hizmet ederken vatandaşlarımızın da ekonomik şartlardan en az etkilenmesini amaçlıyoruz. Vatandaşlarımızın huzuru, mutluluğu, sağlığı bizler için her şeyden önemli. Büyükşehir olarak tüm hemşehrilerimizin yanında olmaya, başka bir isteğiniz var mı diye sormaya devam edeceğiz"