SAĞLIK - 06 Mart 2025 Perşembe 11:01

Kiloları başına dert olan hemşire, 8 ayda 25 kilo vererek sağlığına kavuştu

A
A
A
Kiloları başına dert olan hemşire, 8 ayda 25 kilo vererek sağlığına kavuştu

Diyarbakır’da Aile Hekimliğinde görev yapan Merve Ağaoğlu, çarpıntı ve nefes darlığı şikayetiyle kardiyoloji bölümüne, mide ağrısı şikayeti için de gittiği gastroenteroloji uzmanı tarafından kilolarının fazla olduğu ve kilo vermesi gerektiği söylendi. Ağaoğlu, sevk edildiği obezite merkezinde 8 ayda 25 kilo verip 85 kilodan 60 kiloya düşerek sağlığına kavuştu.


Aile Hekimliğinde görev yapan Merve Ağaoğlu (35) 24 Mart 2024 tarihinde Gazi Yaşargil Eğitim Ve Araştırma Hastanesine çarpıntı ve nefes darlığı şikayetiyle kardiyoloji uzmanına, mide ağrısı şikayeti için ise gastroenteroloji uzmanına göründü. Doktorlar, Ağaoğlu’na, kilolarının fazla olduğunu söyleyip obezite merkezine yönlendirdi. Yapılan testler ve çalışmalardan sonra Ağaoğlu’nun obez olduğu ve şikâyetlerinin sebebinin fazla kiloları olduğu anlaşıldı. Ağaoğlu, doktor eşliğinde aldığı tedaviler ile 8 ayda 25 kilo verip 85 kilodan 60 kiloya kadar düşüp sağlığına kavuştu.


Doç. Dr. İhsan Solmaz, İHA muhabirine, obezitenin çağımızın hastalıklarından en önemlilerinden bir tanesi olduğunu ve giderek sıklığının arttığını söyledi. Dr. Solmaz, vücutta fazla yağın birikmesi ile oluşan bir hastalık olan obeziteyi vücut kitle endeksi ile sınıflandırdıklarını ve normalde 19 ve 25 arasında olan bu indeksin obeziteli bireylerde 30’un üzerinde olduğunu ifade etti.


Dr. Solmaz, Merve Ağaoğlu’nu, merkeze geldikten sonra tüm tahlillerin yapıldığını ve herhangi bir sağlık probleminin olmadığını aktararak, "Ölçümlerimizi aldığımızda hastamızın obezite seviyesinde olduğunu gördük ve kendisine diyet egzersiz ve ilaç tedavisi başlattık. Diyetisyen eşliğinde diyetini düzenlediğimiz hastamızın aylık egzersiz programını kendisine anlattık ve kilo vermesine yardımcı olacak medikal tedaviyi başlayarak aylık takiplerimize çağırdık. Hastamız düzenli bir şekilde takiplerine geldi. Takiplerinin sonucunda bize başvurduğu anda 85 kiloydu sonra ayda 4 kilo hedefi ile gittik. Hastamız şu anda 62 kilo. Bize başvurduğunda bel çevresi 98 cm iken, şu anda yaklaşık 26 cm kadar bir incelmesi oldu" dedi.



"Hastamız toplumdan izole edilmişti ve kendisiyle barışık olmayan bir ruh hali mevcuttu" diyen Dr. Solmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Fotoğraf çektirmek bile istemeyen bir ruh hali mevcuttu. Ama şu anda hem kilo vermesi hem vücudunun incelmesi durumu söz konusu olunca kendisiyle, hayatla daha fazla barışık ve işini daha severek yapıyor. Farkındalık oluştursun diye Merve hanımı özellikle bugün davet ettik. Merve Hanım’ın söyleyeceği, merkezimizi tanıtma üzerine kurulacağı cümlelerle merkezimizin tanınırlığını arttırıp obez olarak yaşayan bireylerin obezite ile mücadele etmek için merkezimize gelmelerini sağlamış oluruz."


Merve Ağaoğlu, obezite merkezinin varlığından haberdar olmadığını, kardiyoloji ve gastroenteroloji doktorları tarafından yönlendirildiğini söyledi. Sürece 85 kiloyla başladığını kaydeden Ağaoğlu, "8 aylık güzel ve sakin bir süreçle 60 kiloya kadar düştüm, 25 kilo verdim. Bu süreçte doktorum ve ölçüm hemşirem bana çok destek oldu. Hem psikolojik olarak, hem fiziksel olarak, hem de tıbbi ilaç bilgisi olarak çok destekleri oldu. Diyetimi uyguladım, egzersizimi yaptım ve ilaç tedavisi gördüm güzel bir süreçti" diye konuştu.


Daha önce aynaya bile bakmaya cesaret edemediğini ve çok fazla fotoğraf çekmek istemediğini belirten Ağaoğlu, "Zayıflamaya başladıktan sonra çok daha rahat bir şekilde aynaya bakabiliyorum, fotoğraf çekebiliyorum hatta çok fazla fotoğraf çekiyorum. Uzun bir süredir ritim bozukluğu yaşamıyorum, ritim düzenleyici ilaç kullanmıyorum, düzenli kardiyoloğa gidiyorum. Beni obezite merkezine yönlendiren kalp doktorum hem zayıflamış olmama hem de ilaçsız kalp ritmimin normal olmasına şaşırdığını dile getirmişti. Gastroenteroloji doktoru da aynı şekilde son gittiğim kontrolde, ’artık bir sorunun yok, benimle bir alakan kalmadı, gelmene gerek yok’ demişti" ifadelerini kullandı.



Kiloları başına dert olan hemşire, 8 ayda 25 kilo vererek sağlığına kavuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.