ÇEVRE - 02 Ocak 2026 Cuma 11:31

Kulp’ta kar çekildi, dondurucu soğuk etkisini artırdı

A
A
A
Kulp’ta kar çekildi, dondurucu soğuk etkisini artırdı

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 4 gün boyunca etkili olan yoğun kar yağışı, yerini güneşli ancak dondurucu soğuklara bıraktı. İlçe merkezi ve kırsal mahallelerde beyaz örtü etkisini sürdürürken, kar ve don nedeniyle günlük yaşamda aksamalar yaşandı.


İlçe merkezinde kar kalınlığı yarım metreyi aşarken, kırsal mahallelerde yer yer 1 metreyi geçtiği öğrenildi. Yoğun yağışın ardından çok sayıda köy yolu ulaşıma kapanırken, belediye ekipleri yolların yeniden açılması için aralıksız çalışma yürüttü. İş makineleriyle sürdürülen kar küreme ve tuzlama çalışmalarının özellikle yüksek kesimlerde yoğunlaştığı bildirildi. Kar yağışının etkisini azaltmasıyla birlikte ilçe merkezinde hareketlilik yeniden başladı. İş yerlerini açan esnaf, dükkanlarının önünde biriken kar kütlelerini temizleyerek günlük faaliyetlerine dönmeye çalıştı. Ancak gece saatlerinde hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle birlikte buzlanma ve don riski devam etti. Yetkililer, vatandaşları buzlanmaya karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Gerekmedikçe araçla trafiğe çıkılmaması, özellikle kış lastiği bulunmayan araçların yola çıkmasının ciddi tehlikelere yol açabileceği hatırlatıldı. Ayrıca yaya güvenliği açısından kaldırımlarda ve ara sokaklarda oluşan buzlanmaya karşı tedbirli olunması istendi.


Öte yandan bina çatılarında biriken kar kütlelerinin düşme riskine dikkat çekilerek, vatandaşların bina önlerinden geçerken tedbirli davranmaları gerektiği vurgulandı. Yetkililer, olumsuz hava koşullarının önümüzdeki günlerde de etkisini sürdürebileceğini belirterek, güncel uyarıların takip edilmesi çağrısında bulundu.



Kulp’ta kar çekildi, dondurucu soğuk etkisini artırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri ’Dijital’, vicdanı yok ediyor Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, bireylerin ekranda gördüklerine karşı bir şeyler yapma isteği ile zamanla çökme yaşadıklarını söyleyerek, "Dijitalde yapılan paylaşımlarla vicdan rahatlatması yapılıyor ve gerçek hayattaki sorumluluklar erteleniyor" dedi. Beynin duyguları ve duygusal süreçleri aynı anda işleyemediğini ve iki uçtan birinin yaşandığını söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Dijital vicdan, kişinin ekranda gördüğü felaketlere, yardım çağrılarına, mükemmel hayatlara, başarılı performanslara karşı vermiş olduğu sorumluluk, suçluluk ve yetersizlik duygularının toplamına verilmiş bir kavram aslında. Çünkü dijital vicdan ne kadar yeni bir kavrammış gibi görünse de aslında birçoğumuzun çoktan hayatının içine girmiş bulunmakta. Eskiden insanlar vicdanı tek bir olayla ya da birkaç olayla karşılaştırıp kendi vicdanlarına iç seslerine göre yorum yapıyorlar iken artık ekranın sesiyle yapılan bir yorum haline geldi. Artık telefonumuzu açtığımızda, bildirimlere baktığımızda onlarca felaket, binlerce yardım haberi, muazzam hayatlar, muhteşem başarılar görürken insanda bıraktığı duygu artık yetişmek, bir şeylere ulaşmak, ben de bir şeyler yapmalıyım hissiyatı ile geride kalan bir psikoloji haline geliyor. Bunun en büyük örneklerinden birisi artık bireylerin üzerinde görmüş olduğumuz bir yorgunluk hali. Artık bir çökkünlük görüyoruz. Çünkü insanlar ‘bir şeyler yapmalıyım, ben bu kadar duyguyla nasıl baş edeceğim’ diye düşünmeye başlıyorlar. Beyin bu kadar bilgiyi aynı anda işleyebiliyor olsa bile aslında duyguları ve duygusal süreçleri aynı anda sindiremiyor. Haliyle iki uçtan birini yaşıyoruz. Ya bütün bu haberlere duyarsız kalıyoruz ya da artık bir şeyler yapmalıyım suçluluğu ve sorumluluğuyla en azından aktif olan birisi olayım diyerek paylaşımda bulunuyoruz, beğenilerde bulunuyoruz, destekler yapmaya çalışıyoruz ya da kampanyalara bir şekilde katılmaya çalışıyoruz. İşin bu kısmı zaten etik ve ahlaki bir süreçte yürütülmediği zaman hem bireysel hem de toplumsal olarak çok ciddi zararlar verebiliyor. Kaldı ki biz bunu yaparken bir başkasını da bunun üzerinden yani ‘paylaşım yapmıyor’ şeklinde yargılayabiliyor ve onun da iyi bir insan olmadığını sorgulamaya başlıyoruz. Şimdi burada aslında vicdan rahatlatması dediğimiz kısımda burası. Çünkü ben sadece bir fotoğraf paylaşarak, sadece bir beğeni butonuna basarak gerçek hayattaki sorumluluğumu ertelemiş oluyorum. İşte gerçek vicdanla dijital vicdan arasındaki en önemli fark burasıdır. Gerçek vicdan gerçekten bir insana temas etmektir. Gerçekten bir bağ kurmaktır. Ben bir paylaşım yaptığımda aslında kaç insana ve kaç noktaya gerçekten temas ediyorum? Sadece bir şeyler yapmış olmak için sadece bir kampanyaya katılmış olmak için mi paylaşıyorum yoksa gerçekten bir insana yardımcı olmak için mi paylaşıyorum?" diye konuştu. Hamurcu, bireylerle bağın ekranda değil hayatta kurulduğunu söyleyerek, "Dijital dünyanın en önemli ahlaki kısmında durup şunu sorgulamamız lazım. ‘Ben şu an bu paylaşımı gerçekten kimin için yapıyorum? Eğer ben yardımcı olmak için yapıyorsam ben bir kahraman değilim. Ben dünyayı kurtaramayacağımı, kendime hatırlatarak kendi yapabileceğim yardımı görmem lazım’. Yani gerçek dünyada benim yardım etmem ve gerçek dünyada gerçek bir bağ kurarak insanlara temas etmem gerekiyor. Gerçek haberler, gerçek iletişim kaynakları, gerçek kampanyalarla benim hayatımı oturtmam ve düzenlemem gerekiyor. Çünkü bağ, gerçek hayatın en içerisinde samimi bir şekilde kurulan bir bağ olduğunda vicdanımız işliyor. Diğer türlü sadece bir yarışın içerisinde bir performans kaygısıyla ‘ben de geç kalmayayım, ben de onlar gibi olayım’ diye paylaşılan bütün paylaşımlar ne yazık ki sahte paylaşımlar oluyor ve günün sonunda bize elimizde kalan bir geç kalmışlık, suçluluk ya da duyarsızlaşma ile bize dönüş yapmış oluyor. Burada en önemli ve son olarak söyleyeceğim kavram şudur ki artık hayata yetişmeye çalışmaktansa kendimize yetişmek ve kendimize kurduğumuz bağı insanlara gerçek bir şekilde yansıtmak gerekmektedir. Yani dijitalin vicdanımızı ne kadar kararttığını bu örneklerden de görebiliyoruz. Çünkü sürekli maruz kaldığımızda artık merhametimiz de azalıyor ve körelme duygularına başlayabiliyoruz. O yüzden istediğimiz şey burada ekran süresini değil kalbinizin süresini tutmanız ve ekrandan bir performans olarak değil kalbinizden geçen gerçek bir bağ ile temas kurarak vicdanınızı kullanmanızdır. Çünkü vicdan bir performans değildir, bir bağdır ve bağ, ekranda değil, hayatta kurulur" ifadelerini kullandı.
Kars Sarıkamış’ta kardan heykellerin yapımı tamamlandı Sarıkamış Harekatı’nda Allahuekber Dağları’nda donarak şehit olan askerlerin temsili heykellerinin yapımı tamamlandı. Kars’ın Sarıkamış ilçesinde 3-4 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler kapsamında sergilenecek kardan heykellerin yapımı tamamlanırken, heykellerin açılışı ise 3 Ocak 2026 tarihinde yapılacak. Kars Valiliği, Sarıkamış Kaymakamlığı ve Sarıkamış Belediyesi’nin destek verdiği heykellerin yapımı Kafkas Üniversitesi Kazım Karabekir Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda görevli Doç. Dr. Muhammet Hanifi Zengin koordinesinde 7 kişilik ekip tarafından yapıldı. Kardan heykellerinin yapımın tamamlandığını ifade eden Vefa Kocaalaz, "111 yıl önce bu topraklarda vatan uğruna aziz şehitlerimize bir vefa bu çalışmayı gerçekleştirdik. Çalışırken bu amansız soğuğu ellerimizde, hüznü ise ruhumuzda hissettik. Amacımız kahraman ecdadımızı gelecek nesillere aktarmak. Bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum" dedi. Öte yandan 3-4 Ocak 2026 tarihinde Sarıkamış’ta "Bu Toprakta İzin Var" sloganıyla düzenlenecek olan etkinliklerin programı da belli oldu. Etkinlikler 3 Ocak 2026 Cumartesi günü şehit yakınları ve gaziler onuruna düzenlenecek yemek ile başlayacak. Etkinlikler daha sonra kardan heykeller sergisinin açılışı, meşaleli kayak gösterisi, Mevlid-i Şerif programı ve meşaleli yürüyüşler ilk gün programı sona erecek. 4 Ocak 2026 Pazar günü ise büyük yürüyüş için vatandaşlar Kızılçubuk toplanma bölgesinde bir araya gelecek. Program 4 kilometrelik yürüyüşün ardından Ayyıldız Tören alanında devam edecek. Buradaki tören protokol konuşmaları ve çelik kanatlar gösterisinin ardından sona erecek. Törenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’ta katılacak.
Samsun İlkadım’da karla mücadele Samsun’un İlkadım ilçesinde etkili olan kar yağışı sonrası belediye ekipleri, ulaşımın aksamaması ve günlük yaşamın olumsuz etkilenmemesi için kent merkezi ile kırsal mahallelerde yoğun bir karla mücadele çalışması yürüttü. İlkadım Belediyesi, ilçe genelinde etkisini artıran kar yağışının ardından yol açma, temizleme ve tuzlama çalışmalarını eş zamanlı olarak hayata geçirdi. Fen İşleri ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, ana arterler, ara sokaklar ve toplu taşıma güzergâhlarında buzlanmaya karşı önlem alırken, özellikle kırsal mahallelerde ulaşımın kesintiye uğramaması için gece boyunca sahada görev yaptı. Karla mücadele çalışmalarının 24 saat esasına göre sürdürüldüğünü belirten İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, kar yağışının çocuklar için sevindirici olsa da şehir yaşamında aksamalara yol açabildiğine dikkat çekti. Yağışın başlamasıyla birlikte ekiplerin anında sahaya indiğini ifade eden Kurnaz, kırsal mahallelerde iş makinelerinin yoğunlaştırıldığını, kent merkezinde ise yol açma ve tuzlama çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü söyledi. Başkan Kurnaz, gece boyunca fedakârca görev yapan ekiplere teşekkür ederek, önümüzdeki günlerde görülebilecek yeni kar yağışlarına karşı da teyakkuzda olduklarını vurguladı. Vatandaşlara da uyarıda bulunan Kurnaz, buzlanma ve don riskine karşı mecbur kalınmadıkça özel araçlarla trafiğe çıkılmamasını, mümkün olduğunca toplu taşımanın tercih edilmesini istedi.
Antalya Yeni yıla ’don’ nöbetiyle girdiler Antalya’nın Serik ilçesinde gece saatlerinde hava sıcaklığı 0 derecenin altına düşmemesi için örtü altı üreticilerin şarkı sözlü don nöbeti başladı. Üreticiler soba ve dumanlama yöntemiyle mahsulünün don tutmasını önlemeye çalıştı. Önlem alınmayan bazı seralarda ise ürünler dondan dolayı zarar gördü. Türkiye’nin en büyük örtü altı üretimi yapılan Serik’te üreticiler, gece saatlerinde hava sıcaklığının 0 dereceye kadar düşmesi sonrası, ürünlerini dondan korumak için gece boyunca seralarda soba yakarken kimisi de dumanlama yöntemini tercih etti. Üreticiler gece boyunca sık sık derece ile sera içerindeki ürünleri kontrol ediyor. Çandır Mahallesi’nde domates üreticiliği yapan Arısoy ailesi, sabaha kadar sürecek nöbette gitar eşliğinde söylenen şarkılarla, sabaha kadar süren nöbette birbirlerine destek oluyor. "Bu gece baya uzun olacak" Domates üreticisi Fahrettin Arısoy, hava sıcaklığının 0 dereceyi gösterdiği için domateslerin don tutmaması için mücadele ettikleri belirterek, "Aynı zamanda ailemde yanımda onlarla sohbet edip çay içip bize destek oluyorlar. Bu gece baya uzun olacak. Allah tüm çiftçilerimizin yardımcısı olsun" dedi. Şeyma Arısoy ise gitar çalarak söylediği şarkılarla üreticilere destek olduğunu belirtti. Muzların zarar görmemesi için dumanlama yöntemi Serik ilçesine bağlı Üründü Mahallesi’nde de örtü altı muz üretimi yapan üreticiler, ürünlerinin zarar görmemesi için dumanlama yöntemini tercih etti. Gece saatlerinde başlatılan uygulama, sabahın ilk saatlerine kadar her saat başı düzenli olarak sürdürüldü. Üreticiler, saman ve yanıcı maddeler kullanarak seraların içine duman verip iç ortam sıcaklığını korumaya çalıştı. Zorlu hava şartları altında geçen nöbette çiftçiler, yoğun dumanın içinde seraları tek tek dolaşarak ürünlerini kontrol etti. "Sera içerisine duman vermezsek ürün üşür ve verim alamayız" Muz üreticisi Selman Sarı yaptıklarını işlemin ürünlerinin donmaması üzerine duman vermek olduğunu söyleyerek, "Her 2 saatte bir kontrol ederek, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyoruz. Sera içerisine duman vermezsek ürün üşür ve verim alamayız" diye konuştu. Tarım işçisi Ahmed Zemrullah ise yaptıkları işin zor olduğunu belirterek, "Çünkü sabaha kadar seraya girip saman yakarak duman veriyoruz. Çünkü ürünleri korumak için başka türlü yolu yok" dedi. Patlıcanları don vurdu Yine gece saatlerinde Üründü Mahallesi’nde bazı seralarda ise ürünler zarar gördü. Üretici Mustafa Ünal’a ait serada yetiştirilen patlıcanları don vurdu. Sabah saatlerinde gün ağırınca seraların üzerinde oluşan buzlanma ve ürünlerin zarar gördüğü görüldü. Mustafa Ünal, "Allah’tan gelen bir şey yapacak bir şey yok. Tüm çiftçilerimize geçmiş olsun" dedi.
İstanbul Fiba Commercial Properties’ten Moldova’ya stratejik yatırım Fiba Commercial Properties (Fiba CP) ve Summa iş birliğiyle Moldova’nın başkenti Kişinev’de, iki uluslararası otel markası ve yeni nesil sağlık altyapısını bir araya getiren 40 milyon euroluk karma kullanım projesinin temeli atıldı. Marriott Moxy, Residence Inn by Marriott ve Medpark City Clinic’i kapsayan proje, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizminin yeni merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Fiba Commercial Properties ve Summa iş birliğiyle, Moldova’nın başkenti Kişinev’de uluslararası standartlarda iki otel ve yeni nesil sağlık altyapısını kapsayan karma kullanım projesinin temel atma töreni gerçekleştirildi. Marriott International bünyesindeki Moxy Hotels ve Residence Inn by Marriott markalarını aynı projede buluşturan bu yatırım, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizmi merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında ayrıca, yeni nesil sağlık hizmetleri sunacak Medpark City Clinic de yer alacak. Uluslararası markalar, yeni nesil konseptler Projede yer alan Moxy Hotels, genç ve dinamik yaşam tarzına hitap eden modern tasarımı ve teknoloji odaklı hizmet anlayışıyla öne çıkarken; Residence Inn by Marriott, uzun süreli konaklama ihtiyacına yönelik yeni bir konsepti Moldova pazarına taşıyacak. Kompleksin bir diğer önemli bileşeni olan Medpark City Clinic, Moldova’da JCI (Joint Commission International) akreditasyonuna sahip özel hastane olan Medpark International Hospital’ın altyapısıyla entegre çalışacak. Klinik; ileri tıp teknolojileri, uluslararası standartlar ve sertifikalı uzman kadrosuyla sağlık turizmine de katkı sağlamayı hedefliyor. Bölgesel etki ve uzun vadeli değer Toplam 40 milyon euro yatırım bedeline sahip olan projenin, 2028 yılının ilk yarısında tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje, Moldova’nın uluslararası yatırım cazibesini güçlendirirken; turizm, sağlık ve gayrimenkul alanlarında bölgesel ölçekte katma değer oluşturmayı amaçlıyor. Fiba Commercial Properties, uluslararası portföyü ve geliştirdiği yüksek nitelikli projelerle, faaliyet gösterdiği pazarlarda sürdürülebilir büyüme, uzun vadeli değer üretimi ve küresel standartlarda varlık yönetimi yaklaşımını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Özyeğin: "Moldova’nın potansiyeline güveniyoruz" Törende konuşan Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, "Fiba Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde yurt içi ve yurt dışındaki fırsatları değerlendirerek yatırımlarımızla derinleşmeyi önemsiyoruz. Gayrimenkul sektöründe Moldova Cumhuriyeti ve bu bölge önemli bir potansiyele sahip. Yatırımlarımızla hem grubumuza hem de ülkeye uzun vadeli katkı sunacağız. Bu projeyle birlikte, dünya standartlarında iki oteli ve örnek teşkil edecek bir sağlık kliniğini Moldova’ya kazandıracağımız için mutluyuz" dedi. Kahraman: "Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürmek için çalışıyoruz" Fiba Commercial Properties’in (Fiba CP) hem Türkiye’de hem de yurt dışında yenilikçi projelere imza atarak sektörde fark oluşturmaya devam ettiğini belirten Fiba CP CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, "Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürme hedefiyle çıktığımız bu yolda önemli adımlar atıyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Moldova, Romanya, Kosova ve Çin’de; alışveriş merkezlerinden rezidanslara, otellerden ofislere uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyoruz. Moldova’da da bu kapsamda hayata geçirdiğimiz önemli yatırımlarımızdan birinin temel atma törenini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Marriott Moxy (kısa süreli konaklama), Marriott Residence Inn (uzun süreli konaklama) ve Medpark Tıp Merkezi’ni kapsayan 18 bin 500 metrekarelik karma kullanım projesinin temelini attık. Projenin toplam inşaat alanı; personel yemekhaneleri, catering hizmet alanı, depolama alanı ve teknik hacimler de dahil olmak üzere yaklaşık 23 bin 500 metrekare. Bu projeyle, uluslararası standartlarda sağlık ve konaklama çözümleri sunarak bölgede önemli bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyoruz. Uzun yıllardır güvenle iş birliği yaptığımız SUMMA Grubu ile birlikte yürüttüğümüz bu yatırım, yalnızca ticari bir proje olmanın ötesinde; sosyal, kültürel ve kentsel gelişimi destekleyen, bütüncül yaşam alanları oluşturma vizyonumuzun da somut bir yansımasıdır" dedi. Bora: "Moldova’nın kalkınmasına katkı sağlıyoruz" Moldova Cumhuriyeti’nin kalkınmasına ve refahına gerçek anlamda katkı sağladıklarına dikkat çeken Summa Yönetim Kurulu Başkanı Selim Bora, "Bugün itibarıyla ortaklarımızla birlikte, istikrarlı ve uyumlu koşullarda yaşayan ve çalışan bin 250 kişilik bir ekibimiz var. Bu bizim için çok büyük bir değer. Bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz. Fiba Grubu ile birlikte, yakın gelecekte hayata geçirilecek projeleri uygulamak üzere son derece adanmış bir ekip oluşturduk. 1995’den beri yatırım ve inşaat alanında Moldova’nın en önemli aktörlerinden biri olarak yeni bir projeye başlamanın heyecanını yaşıyoruz. En kısa sürede hayata geçirmemiz gereken büyük bir proje bizi bekliyor. Ortaklarımızla birlikte bu ülkenin gelişimine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz" dedi.