ASAYİŞ - 18 Şubat 2025 Salı 00:15

Narin Güran cinayetinde 15 şüpheli hakkında iki ayrı iddianame hazırlandı

A
A
A
Narin Güran cinayetinde 15 şüpheli hakkında iki ayrı iddianame hazırlandı

Diyarbakır’da Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin hazırlanan 2 ayrı iddianamede 6’sı tutuklu 15 şüpheli hakkında "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası istendi.


Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin 6’sı tutuklu 15 şüpheli hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı.


Başsavcılık tarafından hazırlanan 2 ayrı iddianameden biri Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi’ne, 18 yaşından küçük 3 şüpheli hakkındaki iddianame ise 2. Çocuk Mahkemesi’ne sunuldu. İddianamelerde, 6’sı tutuklu 3’ü çocuk 15 şüpheli hakkında "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Öte yandan, tutuklu şüphelilerden Hediye Güran ve amca Salim Güran’ın işçisi 16 yaşındaki R.A’nın tahliyesine karar verildi.


Narin Güran cinayeti davasında mahkeme heyeti, 28 Aralık 2024’teki duruşmada oy birliğiyle aldığı kararda tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’ın "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın da "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti.


Başsavcılık tarafından hazırlanan, tutuklu şüpheliler Birsen, Fuat, Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçisi Mehmet Selim Atasoy ile Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya ile tutuksuz şüpheliler Şeyma Kaya, Hediye, İbrahim Halil, Barış, Kurtuluş ve Ömer Faruk Güran hakkında hazırlanan iddianame Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi’ne, suça sürüklenen çocuklar R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K. (17) hakkında hazırlanan iddianame ise 2. Çocuk Mahkemesi’ne sunuldu.


İddianamede, 21 Ağustos’ta Tavşantepe Mahallesi’nde ikamet eden Narin Güran’ın kaybolduğu yönünde ilk resmi ihbarın saat 20.43 sıralarında ağabeyi Baran Güran tarafından 112 Acil Çağrı Merkezi aranmak suretiyle yapıldığı belirtilerek, bunun üzerine "kayıp çocuk vakası" olarak Narin Güran’ın bulunması için uzman kolluk kuvvetlerince Tavşantepe Mahallesi ve civarında yoğun biçimde arama faaliyeti gerçekleştirildiğine değinildi.


Arama çalışmalarının devam ettiği 22 Ağustos’ta Narin Güran’ın kuzeni olan Muhammed Kaya’nın "Suriyelilerin kaldığı çadırların yakınında kırmızı renkli bir çocuk terliği bulduğunu ancak kolluk birimlerine haber vermeyi unuttuğu" şeklinde beyanda bulunduğu belirtilen iddianamede, şunlar yer aldı:


"Kaya’nın aracına daha sonra binen Osman Güran tarafından terliğin aile bireylerine gösterildiği ve kolluk birimlerine de haber verildiği tespit edilmiştir. Aile bireylerince terliğin numara bilgisi dahi sorulmadan Narin Güran’a ait olduğu söylenerek soruşturma, yaşantısını günlük çalışmaya bağlı idame ettiren çadırda yaşayan kişiler ile Suriyeli kişilere yönlendirilmeye çalışılmıştır. Tavşantepe Mahallesi’nde rüzgarsız bir hava olmasına rağmen elektrik tellerinin birbirine temas etmesi neticesinde yangın meydana geldiği, yangın olayının meydana geldiği mahalde Güran ailesine mensup kişilerin olması, hava şartları düşünüldüğünde dış bir müdahale olmaksızın yangın meydana gelmesinin mümkün olmaması sebebiyle yangının arama çalışmalarını etkilemek ve Narin Güran’ın bulunmaması amacıyla organize edildiği değerlendirilmiştir. Kolluk birimlerinin saha çalışmaları esnasında tespitleri ve aile bireylerinin alınan ifadelerinde Narin Güran’ın kaybolduğu ve son görüldüğü saatlere ilişkin çok sayıda çelişkili beyanların bulunması, jandarma tarafından anlık olarak Cumhuriyet Başsavcılığımıza bildirilen gelişmeler dikkate alınarak olayın kayıp çocuk vakası olmayıp aile tarafından gerçekleştirilen bir cinayet olabileceği hususunda jandarmaya talimat verilmiş, çalışmalar bu yönde genişletilmiştir. Bu bağlamda belirlenen birçok adreste adli aramalar yapılmaya başlanmış, soruşturma işlemleri yoğunlaştırılmıştır."


İddianamede, Narin Güran cinayeti davasında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’ın "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın da "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği hatırlatıldı.


İddianamede, şu kaydedildi:


"Dosya kapsamında alınan ifadelerle toplanılan deliller dikkate alındığında, Narin Güran’ı muhtemel ölüm saatinden sonra gördüğünü zaman belirtmek suretiyle beyan eden şüphelilerin birbirlerinden haberli olarak zaman belirtmişler, ifadeleri irdelendiğinde belirtilen zamanlar birbirlerinden farklı ve bir sıralama içerisinde olmuştur. Ancak gördüklerini iddia ettikleri zaman diliminde Narin’i görme ihtimallerinin bulunmadığı, bu haliyle şüphelilerin belli bir organizasyon içerisinde planlı hareket ettikleri ve önceden aldıkları kararla Narin’in bulunmasına yönelik arama tarama faaliyetlerini sekteye uğratmak, zora sokmak ve şüphelilerin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla hareket ederek kronolojik sıralama içerisinde zaman belirttikleri anlaşılmıştır. Bu hareketleriyle arama tarama faaliyetlerinin vermiş oldukları zaman diliminden sonraki zamana odaklanmasını sağladıkları, bu da Narin’in cansız bedeninin geç bulunmasına ve dolayısıyla beden üzerinde elde edilebilecek delillerin çürümeye bağlı olarak yok olmasına sebebiyet vermiştir."


İddianamede, şüphelilerin verdikleri beyanların çelişkili ve tutarsız beyanlar olduğu, yargılamada netleşen maddi delillerle de uyuşmadığı aktarıldı.


İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında, şunlar yer aldı:


"Şüphelilerin ısrarla aynı şekilde beyanda bulunmaları hayatın olağan akışına aykırıdır. Jandarma personelinin sürekli takip edilip dinlenilerek çalışmalara engel olunmaya çalışıldığı, bir kısım kişilerin ellerinde bulunan çubuklarla yangın çıkmasına sebebiyet vererek, bir kısım kişilerin bulduğunu iddia ettiği terlik ile olayın seyrini değiştirmeye çalışarak, bir kısım kişilerin ise telefon kayıtlarını silerek organize bir biçimde olayın ve gerçek fail ya da faillerin tespitine engel olmaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Kayıp şahıs olarak başlanan araştırma çalışmalarında bu tür beyanlar ile eylemler sebebiyle araştırmalar farklı mecralara yönlendirilmiş ve cinayet eylemi ile eylemi gerçekleştirenlere yönelik araştırma yapılması açıkça engellenmiştir. Şüphelilerin verdikleri gerçek dışı beyanlarıyla, tutanakta bulunduğu şekilde yangın çıkararak, jandarma personelini takip ederek ve dinleyerek, telefon kayıtlarını silerek suç işleyen kişilerin araştırmadan kurtulmalarına imkan sağlamak suretiyle ortak saikle hareket ederek üzerlerine atılı ’suçluyu kayırma’ suçunu işledikleri ve bu hususta yeterli şüphenin elde edildiği anlaşılmıştır. Yeterli delil elde edilen şüphelilerin yargılamalarının mahkemenizce yapılarak eylemine uyan suçtan ayrı ayrı cezalandırılmaları, işlemiş oldukları suçun kasti suç olması nedeniyle haklarında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmolunması durumunda 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi gereğince belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına karar verilmesi talep olunur."


2. Çocuk Mahkemesi’ne sunulan iddianamenin sonuç kısmında ise şu değerlendirmede bulunuldu:


"Suça sürüklenen çocukların verdikleri beyanların kendi aralarında çelişkili ve tutarsız beyanlar olduğu, yargılamada netleşen maddi delillerle de çeliştiği, buna rağmen ısrarla aynı şekilde beyanda bulunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kayıp şahıs olarak başlanan araştırma çalışmalarında bu tür beyanlar sebebiyle araştırmaların farklı mecralara yöneltildiği ve cinayet eylemi ile eylemi gerçekleştirenlere yönelik araştırma yapılmasının açıkça engellendiği, bu şekilde suça sürüklenen çocukların verdikleri gerçek dışı beyanlarıyla suç işleyen kişilerin araştırmadan kurtulmalarına imkan sağlamak suretiyle üzerlerine atılı ’Suçluyu kayırma’ suçunu işledikleri ve bu hususta yeterli şüphenin elde edildiği anlaşılmıştır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Hatay’da aşırı yağışların etkisiyle, göle dönen yollarda araçlar mahsur kaldı Hatay’ın İskenderun ve Payas ilçelerinde akşam saatlerinde etkili olan yağış yolları göle çevirdi. Aşırı yağışların etkisiyle göle dönen yollarda, araçlar sular altında kalırken ulaşımda aksamalara neden oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’ın İskenderun ve Payas ilçelerinde akşam saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Payas ve İskenderun ilçelerinde yağışın şiddetini artmasıyla caddeler ve sokaklar adeta göle döndü. Oluşan sel nedeniyle yolların sular altında kalan araçlar ilerlemekte güçlük çekti. Yağışın yoğun olduğu ilçelerde trafikte aksamalar yaşanırken bazı araçlar da yolda kaldı. Vatandaşlar ise sel sularına karşı kendi imkanlarıyla önlem almaya çalıştı. Aşırı yağışların etkisiyle vatandaşların yaşadığı zor anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Ekiplerin bölgede çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi. "Burası yaklaşık son 2 saattir yağış aldı, bayağı yollar kapandı ve sel oldu" Kentte 2 saatlik yağan yağmurların hayatı olumsuz etkilediğini söyleyen Yücel Er, "Burası yaklaşık son 2 saattir yağış aldı. Bu 2 saatlik süreçte de bayağı yollar kapandı ve sel oldu. Yaya olarak gidip geleceğimiz yollar bayağı bir kısıtlandı. Bizim için de problemli oldu. Hava koşulları burada değişkenlik gösterebiliyor. Burada 2 saatlik bir yağış olmasına rağmen, bayağı kaldırım üzerine taşan sular göründü. Yürüyemeyecek derecede sular çıkmıştı ortaya ve bayağı kirli sular temiz de değil. Geleceğimiz yoldan nereden baksan 2 kilometre yolumuzu uzatarak gelmek zorunda kaldık. Yağmur yağması güzel bir şey memlekete ama bu denli güzel bir şeyin böyle sıkıntılı bir probleme dönüşmesi güzel değil" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.