ASAYİŞ - 09 Eylül 2024 Pazartesi 01:17

Narin Güran'ın otopsi işlemi tamamlandı

A
A
A
Narin Güran'ın otopsi işlemi tamamlandı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Narin Güran’ın otopsi işleminin tamamlandığını ve 1 kişinin daha gözaltına alınarak soruşturmadaki gözaltı sayısının 24’e yükseldiğini açıkladı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yüreğimizi yakan Narin Güran evladımızın ölümüyle ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında kesin ölüm nedeninin tespit edilebilmesi amacıyla Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda adli tıp uzmanlarınca sabah saat 10.30’da başlayan otopsi işlemi akşam saat 21.40’ta tamamlanmıştır” ifadelerine yer verdi.

Örneklerin bir kısmı İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca incelenecek

Bakan Tunç İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılacak olan incelemeden sonra kesin ölüm sebebine ilişkin rapor düzenleneceğini belirterek, “Uzman adli tıp heyeti tarafından gerçekleştirilen otopsi işleminde, alınan doku örnekleri üzerinde kimyasal, biyolojik, patolojik ve diğer bazı incelemelerin yapılması gerekmektedir. Bu nedenle alınan örneklerden bir kısmı Diyarbakır Adli Tıp Grup Başkanlığınca, bir kısmı ise İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca incelendikten sonra kesin ölüm sebebine ilişkin rapor düzenlenecektir” ifadelerini kullandı.

Soruşturmada gözaltı sayısı 24’e yükseldi

Bakan Tunç yaptığı paylaşımda 1 kişinin daha gözaltına alındığını açıkladı ve yaptığı paylaşımda, “Soruşturmanın bu aşamasında gözaltına alınan kişilerin ifade işlemleri devam etmektedir. Her ayrıntı tek tek titizlikle incelenmekte olup, elde edilen deliller doğrultusunda 1 kişi daha gözaltına alınmış, soruşturmada gözaltındaki kişi sayısı 24’e yükselmiştir. Bu acı olayın aydınlatılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması için tüm ayrıntıların üzerine kararlılıkla gidilmektedir. Narin evladımızın ölümüne sebep olan ya da olanlar, adalet önünde hesap vermekten kaçamayacaktır” ifadelerine yer verdi.

Musa Enes Aksakal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında kameraları bantlayarak görüş açısının engellenmesini ve sinyal kesici cihazların getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı iddia edilen Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 22. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı. Sanık Mustafa Akın hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede suç örgütü içerisindeki yöneticilerin hiyerarşisine dahil olmadığı, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü olduğu belirtilmişti. Akın’ın, suç örgütü liderinin katıldığı toplantılardaki kameralara bant çekerek görüş açısının engellenmesi, toplantı alanlarına sinyal kesici (JAMMER) cihazlarının getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı aktarılmıştı. Akın’ın başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazının tahrip edilmesi olayında talimat verdiği de iddianamede ifade edilmişti. "Olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Akın, "Emekli emniyet mensubuyum İBB’de kamu personeli olarak çalışmaktayım. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olmasından sonra profesyonel bir çalışma arkadaşına ihtiyaç olduğu çok yakın bir müfettiş dostum tarafından bana iletildi. En son sayın başkanım ile görüştük ve işe alınmamdan sonra başarılı bir çalışma hayatı geçirdik. Ben sayın başkanım ile çalışmaktan çok mutluyum ve gurur duyuyorum. Ekrem İmamoğlu, özel koruma kararı ile koruma altında bulundurulan bir kişiydi. Kendisini korumak ile görevlendirilen 4 polis memuru ve valilik tarafından özel koruma izni ile birlikte İBB içerisinden seçilen bir ekip tarafından koruma ve kollama görevi yerine getirilirdi. Sinyal kesici cihazlar rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınmıştır. Biz de gerektiği takdirde bu cihazları yanımızda bulundurduk. Ben olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum. Sayın başkan ile çalıştığım yıllar içerisinde ne böyle bir örgüte ne böyle bir oluşuma şahit olmadım. Ben buna 12 senede şahit olmaz mıyım?" dedi. "Başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır" Sanık Akın savunmasının devamında, "Jammer cihazları, sinyal kesici konusunda savunma yapacağım. Olası saldırıları engellemek için önleyici ve caydırıcı olması açısından koruma ekibi tarafından ortak bir kararla alınan koruma ekiplerinden birisidir. Ayrıca hiçbir yerde gizli bir toplantıya şahit olmadım. Yanımızda devletimizin görevlendirdiği 2 polis memuru vardı. Böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Toplantılarda ve başkanın bulunduğu alanlarda bu tedbirleri alıyorduk. Amacımız meydana gelecek olası bir saldırıya karşı önleyici ve caydırıcı tedbirleri alabilmekti. Haberleşmenin engellenmesi gibi durum asla söz konusu olmamıştır. Jammer cihazları rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan cihazlardır. Kamera bantlama konusuna değinmek istiyorum. Bu durum sadece sayın başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır. İddia edildiği üzere toplantı ve toplantıya katılanların gizlenmesi gibi bir amaç olsa, otelin giriş çıkışına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı? Gizli bir toplantı olsa otelin VİP girişinden girilmez miydi? Biz otelin ana giriş kapısından giriş yapıyoruz. Lobide kamera açık. Fuaye alanında, yürüyüş alanında kamera açık. Sadece sayın başkanın toplantı yapacağı ve üzerini değişeceği kamera kapalı. Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanının "Tedbir aldığınız bu otele daha önce o tarihin dışında giriş çıkışınız var mı?" sorusuna sanığın "var" demesi üzerine mahkeme başkanı farklı tarihlerde uygulamanın yapılıp yapılmadığını sordu. Sanık Akın soruya, "Birçok yerde bunu doğal olarak uyguladık. Dış mekanda yapılan toplantıların çoğunda sadece bir alanda uygulamayı yaptık" cevabını verdi. Cumhuriyet savcısı ise sanığa, "Tehdit alındığını söylemiştiniz, güvenlik önlemleri kapsamında o tarihte jammer kullanımıyla ilgili bir yasal düzenleme var mıydı, bir tebligat geldi mi size?" şeklinde soru sordu. Sanık, "Sadece koruma tedbirinin arttırıldığına dair bir yazı verildi" şeklinde cevap verdi. Duruşma yarın saat 10.00’da devam edilmek üzere ertelendi.