ASAYİŞ - 15 Eylül 2024 Pazar 01:10

Narin'in cinayetinde ’bir kısım şahısların hedef saptırma maksatlı suni ihbarları’ kayıtlara geçti

A
A
A

Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta kaybolan, 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ı arama kurtarma çalışmalarının, “Bir kısım şahısların hedef saptırma maksatlı suni ihbarlarıyla ve dikkat dağıtıcı eylemleriyle akamete uğratılmaya çalışıldığı, bunun bir kısmı Güran ailesinin bazı fertleri tarafından yapıldığı” sulh ceza hakimliğinin tutuklama gerekçesinde yer aldı.

Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedeni bulunan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sonra savcılığın talebi üzerine yeniden gözaltına alınan R.A. (15), çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Narin Güran’ın tutuklu amcası Salim Güran’ın işçisi R.A, savcılıktaki ifadesinde, olay günü sabah 05.00-06.00 gibi uyandığını, o gün sondajın başında uyuduğunu, aşağı tarlanın ardından yukarı tarlanın da suyunu değiştirdiklerini, Salim Güran’ın yukarı tarlaya geldiğini ifade etti. Sondajın başında kahvaltı yaptıklarını, Salim Güran’ın 1 buçuk-2 saat yanlarında kaldığını, Güran’ın saat kaçta yanlarından ayrıldığını hatırlamadığını öne süren R.A, şunları söyledi:

"Babam 13.00 sıralarında diğer tarlalarda çalışan işçileri almaya gitti. Sonra saat 14.00-15.00 sıralarında muhtar (Salim Güran) tekrar yanıma geldi ve babamın nerede olduğunu sordu. Ben de ’İşçileri almaya gitti’ dedim. Yanımda babamı arayıp ’Neredesin?’ diye sordu. Saat kaçta aradığını hatırlamıyorum. Babam da, ’İşçileri dağıtıyordum’ dedi. Bu görüşmeden sonra muhtar yanımda oturdu. Birkaç dakika sonra muhtar tekrardan babamı aradı ve yine ’Neredesin?’ diye sordu. Babam da ’Köyde yemek yiyorum’ dedi. Bu sırada muhtarla çay içiyorduk. 16.00-16.30 sıralarında babam da geldi, bizimle çay içmeye başladı. Babam aşağı tarlaya 16.00-16.30 sıralarında gitti. Ben muhtar ile yukarı tarlada kaldım. Ben bulaşıkları yıkıyordum. 5-10 dakika muhtar burada oturduktan sonra bana ’Ben eve gidip üstümü değiştirip geleceğim.’ dedi.

Muhtar yanımdan ayrılmasından sonra ben de suyu değiştirmeye gittim. Muhtar saatini hatırlamadığım zaman diliminde yanımdan ayrılmıştı. 5-10 dakika içinde ben suyu değiştirene kadar muhtar tekrardan sondajın başına gelmişti. Bir süre sonra babam da aşağı tarla suyunu değiştirip geldi. Akşam yemeğini hazırlayıp yedik. Muhtar hiç yanımızdan gitmedi, hep beraber oturduk. Sadece 5-10 dakikalığına muhtar üzerini değiştirip gelmişti. Muhtar akşam yemeğinden sonra bizimle otururken telefonu çaldı. Telefon görüşmesinde muhtara Narin Güran’ın kaybolduğu bildirildi. Bu şekilde Narin’in kaybolduğunu öğrendik. Salim Güran üstünü değiştirmek dışında saat 14.00’ten sonra yanımdan ayrılmadı. Tarladan da ayrılmadık."

Savcılıkta, tutuklu amca Salim Güran’ın olay günü öğleden sonraya ilişkin "R.A ile kanal bölgesine geldik. Kayınbabama ait çiftliğe gittik, bu çiftlikte pislikler kanala akıtılıyor, bu sebeple fıskiyeler tıkanıyor, M. de oradaydı, çiftlikte bize kazma kürek getirdiler, saati hatırlamıyorum, M. ile birlikte kazdık, hanımı bize çay getirdi, epey burada kaldık, kazma kürek ile hat açtık, çayımızı içtikten sonra R.A. ile tekrardan tarlaya döndük." beyanı hatırlatılarak, "Salim Güran ile sizin ifadeniz arasındaki çelişkiye ilişkin beyanınız nedir?" sorulması üzeri R.A, "Bu çelişkiye ilişkin söyleyecek bir şeyim yoktur" ifadesini kullandı.

Salim Güran ile 21 Ağustos’ta saat 08.33, 15.52, 18.37, 18.51, 18.52, ve 18.54’te yaptığı görüşmelerin içeriğinin sorulması üzerine R.A, hiçbir konuşmayı hatırlamadığını savundu.

Tutuklu amcanın eşinin ifadesinde "Salim ile 14.30’da eve geldiklerini, evde beraber yemek yediklerini, Salim’in bir süre evde dinlendiğini, bir süre sonra evden ayrıldığını" söylediği, Salim Güran’ın da "evden sonra H.G’nin evine gittiğini, sonra sondajın oradaki tarlaya geçtiğini" anlattığı hatırlatılan R.A, "Bu çelişkilere diyecek bir şeyim yoktur" dedi.

R.A’ya savcılıkta, "Cep telefonlarında yapılan imaj çalışmasında Salim ile aralarında yapılan görüşmede Salim’in ’O sondaki köşede bir şeyin düşmüş ha, sana ait bir şey sondaki yamaçta, yamacın köşesi taş’ şeklinde mesajına karşılık sizin ise ’eeee’ diye cevap verdiğiniz, Salim’in de, ’Biri yerde’ şeklinde cevap verdiği, sizin de tekrar, ’tamam henüz bende değil/tamam daha ölmemiş’ diye cevap verdiğiniz bu konuşmaya ilişkin diyecekleriniz nelerdir?" sorusu da yöneltildi. R.A, soruya "Valla ben böyle bir şey hatırlamıyorum" cevabını verdi.

Salim Güran’ın pamuk tarlasındaki kurtlanmayla ilgili M.Ş.G. ile görüştüğünü, tarlaya gittiğini beyan ettiğinin anımsatılması, kendisinin ise tarladan ayrılmadıklarını söylemesiyle ortaya çıkan çelişkinin sorulması üzerine R.A, "Hatırladığım pamuk kurtlanması olayı olay günü gerçekleşmemişti" dedi.

Salim Güran’ın, "R.A’nın kız kardeşlerini tarladan köylerine götürdüğü" yönündeki ifadesine ilişkin soruya karşılık da R.A, "21 Ağustos 2024 tarihinden 1 veya 2 gün önce kız kardeşlerim tarlaya gelmişlerdi. Onları Salim arabası ile köye götürmüştü ancak olay günü kardeşlerim tarlaya gelmemiştir" ifadesini kullandı. R.A, savcılıktaki sorgusunda, soruşturma kapsamında tutuklu olan Nevzat Bahtiyar’ı tanımadığını, o köyde sadece muhtarı tanıdığını söyledi. Nevzat Bahtiyar’ın ifadeleri de sorulan R.A, "Bu hususta diyecek hiçbir şeyim yoktur. Konu ile ilgili bilgim yoktur" cevabını verdi.

"Tüm bu çelişkiler ışığında neden Salim Güran isimli kişiyi korumaya çalıştığına ilişkin soru yöneltilmesi üzerine de R.A, "Ben Salim’i korumuyorum, Salim saat 14.00’ten sonra kıyafet değiştirmek için gitmesi dışında yanımdan ayrılmadı. Beyanım bundan ibarettir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum" savunmasında bulundu. R.A. sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki ifadesinde de savcılıktaki beyanlarını tekrar etti.

Salim Güran’ın olay günü tarlada olduğu saatlerle alakalı beyanlarının dosyadaki hiçbir delille tam olarak örtüşmediği konusunun hatırlatılması üzerine R.A, "Salim Güran belirttiğim saatlerde tarlada benim yanımdaydı, hatırladığım kadarıyla sabah 08.00’den itibaren 1-1 buçuk saat yanımızdaydı, daha sonra yanımızdan ayrıldı, 14.00-14.30 arası geldi, ondan sonra yanımızda Narin’in kaybolduğu haberini alana kadar kaldı, bu sürede bir defa üstünü değiştirmek için yanımızdan ayrıldı" dedi.

"Kimse ifadelerimi ne şekilde vereceğim hususunda bana baskı yapmadı"

Tutuklulardan Birsen Güran’ın 12 Eylül 2024 tarihli beyanlarının hatırlatılması üzerine R.A, "Kimse ifadelerimi ne şekilde vereceğim hususunda bana baskı yapmadı. Beni kimse tehdit etmiyor, Salim Güran’dan korkacağım herhangi bir durum yoktur" şeklinde konuştu.

Hakimliğin, R.A’nın tutuklanma gerekçesinde şunlar yer aldı:

"Suça sürüklenen çocuk R.A’nın üzerine atılı ’Çocuğu Kasten Öldürmek’ suçunu işlediğine dair, 21 Ağustos 2024 günü kaybolan maktul Narin Güran’ı bulmak için gerçekleştirilen arama kurtarma çalışmalarının bir kısım şahısların hedef saptırma maksatlı suni ihbarlarıyla ve dikkat dağıtıcı eylemleriyle akamete uğratılmaya çalışıldığı, buna göre dosyadaki JASAT tutanağına göre, ’Suriyelilerin kaldığı çadıra yakın bir konumda terlik bulunduğu’ iddia edilerek jandarma personelinin bu kısma yönlendirilmeye çalışıldığı, köyde yangın çıkarıldığı, arama kurtarma çalışmaları esnasında olağan dışı elektrik kesintilerinin yaşandığı, iki şahsın bir kız çocuğunu köyün üst tarafına götürdüğü şeklindeki ihbarda bulunulduğu, yanlış ifadelerle güvenlik birimlerinin yanlış yönlendirildiği, bu gibi eylemlerle jandarma personelinin Eğertutmaz Deresi’nden uzaklaştırılmaya çalışıldığı, bu eylemlerin bir kısmının Güran ailesinin bazı üyeleri tarafından yapıldığı, Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 13 Eylül 2024 tarihli kararıyla bir kısım şüphelilerin tutuklanmasına karar verildiği, R.A’nın şüpheli Salim Güran’ın tarlada olduğu saatlerle alakalı beyanlarının dosyadaki HTS kayıtlarıyla, diğer şüpheli beyanlarıyla ve dahi şüpheli Salim Güran’ın kendi beyanlarıyla çeliştiği, soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, taraflar üzerinde baskı kurulma ihtimalinin eldeki dosya bakımından somut olarak varlığı ve dosyadaki diğer tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen geçerli şüphe sebeplerinin, 1982 Anayasası’nın 19. maddesinde belirtilen kuvvetli belirtinin ve CMK’nın 100/1 maddesinde öngörülen kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin mevcut olduğu, müsnet suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, müsnet suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu, delilerin tamamen toplanmamış olması, verilmesi beklenen cezaya göre R.A’nın kaçma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğuna dair kanaat ve tutuklama tedbirinin ölçülü olması, bu safhada adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından R.A’nın CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına karar verildi."

Rıdvan Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Malik Karaahmet: "Haaland’la yeniden aynı sahada mücadele etmek isterim" İzmir’de 2016 yılında düzenlenen Ege Kupası’nda Erling Haland’la aynı sahada mücadele eden ve gol krallığı yarışında Norveçli yıldızı geride bırakan Aliağa FK oyuncusu Malik Karaahmet, "Fiziksel olarak ben de diri duruyorum ancak kıyaslama yapabilmek için onunla yeniden aynı sahada olmayı isterdim" dedi. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 2016 yılında düzenlenen U16 Ege Kupası, Malik Karaahmet için unutulmaz bir anı olarak kayıtlara geçti. İzmir’de oynanan turnuvada Türkiye U16 Milli Takımı ile Norveç U16 Milli Takımı karşı karşıya geldi. O dönem Bryne FC forması giyen Erling Haaland ile Eintracht Frankfurt altyapısında yetişen Malik Karaahmet aynı sahada yer aldı. Türkiye, Haaland’ın da forma giydiği Norveç’i 2-1 mağlup etti. Norveç turnuvaya grup aşamasında veda ederken, Türkiye finalde ABD U16 Milli Takımı’nı 3-1 yenerek şampiyon oldu. Turnuvada en çok gol atan oyuncu, kaydettiği 3 golle Malik Karaahmet olurken, Haaland turnuvayı Çekya’ya attığı tek golle tamamladı. Turnuva sonrasında Haaland kariyerinde önemli bir yükseliş yakalayarak dünyanın en önemli santrforları arasına girerken, Malik Karaahmet de Aliağa FK formasıyla TFF 2. Lig’de mücadele ediyor. Malik Karaahmet, o dönem yaşananları ve Erling Haaland ile aynı sahadaki mücadelesini İHA muhabirine anlattı. "Eski günleri kurcalamak istemiyorum" Erling Haaland ile geçmişte aynı sahada yer aldığını sonradan öğrendiğini vurgulayan Aliağa FK oyuncusu Malik Karaahmet, "Haaland ile o dönemde aynı sahada koşturduğumuzu bilmiyordum, bu haberler sonradan ortaya çıktı. Haberi aldığımda duygularım tabii ki çok farklı oldu ve insanın aklına ’Bu çocuk nerelere gelmiş’ düşüncesi geliyor. Biz de buralarda koşturmaya devam ediyoruz ancak önemli olan pes etmeden bu mücadeleyi sürdürmektir. 4 maçlık bir turnuvada benim 3, onun ise 1 gol atması o dönem için oldukça iyi bir performanstı. Sayısal olarak bakıldığında şu an o benden kat kat fazla gol atmış durumda fakat eski günleri kurcalamak niyetinde değilim. Şu anki durumuma odaklanıyorum ve başkalarının ne yaptığı beni pek ilgilendirmiyor. İçimde kapanmayacak bir yara olsa da pes etme niyetim olmadığı için çalışmaya devam ediyorum" ifadelerini kullandı. "Aynı sahada yer almak isterim" Kariyerindeki dalgalanmaları ve aldığı altyapı eğitimini değerlendirerek, fiziksel bir kıyaslama yapmak istediğini aktaran Karaahmet, "Fiziksel olarak ben de diri duruyorum ancak kıyaslama yapabilmek için onunla yeniden aynı sahada olmayı isterdim. Benim altyapı gelişimim Türkiye’de değil, Almanya’da gerçekleşti. O dönem Eintracht Frankfurt’ta oynuyordum ve Almanya’nın altyapı sistemi Avrupa geneline göre çok daha iyi seviyededir. İyi bir altyapı eğitimi almış ve çalışkan biri olmama rağmen, dönem dönem her futbolcu gibi ben de düşüşler yaşadım. Belki de ben yanlış zamanda bir düşüş yaşarken, o aynı dönemde büyük bir çıkış yakaladı. Bu durum biraz da nasip işidir ve bana nasip olmadı" şeklinde konuştu. "Yanlış yönlendirildim" Eski rakiplerini izlerken farklı duygular hissettiğini ve kariyerindeki gerilemenin asıl sebebinin menajerler tarafından yanlış yönlendirilmesi olduğunu dile getiren 26 yaşındaki futbolcu, "Haaland’ı izlediğimde ’Biz bu çocuklarla aynı sahada koşturuyorduk’ diyorum ve böyle isimlerle aynı sahada bulunmuş olmaktan dolayı seviniyorum. Bazen keşke ben de oralarda olsaydım diye düşünsem de ’keşke’ demeden, ne olursa olsun çalışmaya devam etmek gerekiyor. Hakkımda yapılan yorumlarda sürekli gece hayatı gibi iddialar ortaya atılıyor ancak gerilememin sebebi kesinlikle bu değildir. Yaşadığım durumun yüzde 70 veya 80’lik kısmı tamamen yanlış yönlendirme kaynaklıdır. O dönemde çalıştığım bazı menajerler, iyi yöntemlere sahip olmadıkları için kariyerimi doğru şekilde yönetemediler" dedi.
Kastamonu Binlerce hapla yakalanan sanığın yargılanmasına devam edildi Kastamonu’da gerçekleştirilen operasyonda 69 bin 407 adet sentetik ecza hapıyla yakalanan sanığın yargılanmasına devam edildi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 2025 yılının Mayıs ayında düzenlenen operasyonda F.D. idaresindeki araç durduruldu. Şüpheli şahsın aracında ve ikametinde yapılan aramalarda 69 bin 407 adet sentetik ecza hapı, 975 gram metamfetamin ve 485 gram skunk ele geçirildi. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan F.D., tutuklandı. Olayın ardından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde F.D. hakkında "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan dava açıldı. Davanın devam eden duruşmasında sanık, avukatı ve tanıklar hazır bulundu. "Yakalanan kimyasal uyuşturucu maddeler bana ait değildir" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık F.D., "Bu yakalanan kimyasal uyuşturucu maddeler bana ait değildir. Benim olsaydı, zaten söylerdim. Mahkemenize sunduğum dilekçemde bazı isim ve yerlerden bahsettim. Bazı adreslerde uyuşturucu olabileceğini söyledim. Emniyet güçlerince bu 4 adreste uyuşturucu yakalanmıştır. Bunun üzerine uyuşturucunun sahibi olan Ö.T. tutuklanmıştır. Ben, hap kullanıyorum, metamfetamin kullanmıyorum. Boyun fıtığım olduğu için bu hapları kullanıyorum. Ameliyat edemiyorlar, tehlikeyi yerde olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden ben de ağrılarım dinsin diye hap kullanıyorum. Ayrıca olay günü alınan idrar tahlilinde de amfetamin çıkmış. Ben, 2-3 arkadaşla birlikte o gün viski içiyordum. Arkadaşlarla birlikte alkol alırken viskinin içerisine bir şey attılar, ne attıklarını bilemiyorum. Ben kimyasal uyuşturuculara karşıyım. Şu anda cezaevinde bile hap kullanıyorum. Pişmanım. Ö.T., İstanbul’dan Samsun’a kadar uyuşturucu satıyor. 100’den fazla kişi ile çalışıyor. Ö.T.’den korkusuna kimse ismini söyleyemiyor. Tehlikeli birisi kendisi, bende yaşımdan dolayı cezaevinden çıkmam belki de uzun sürecek. Bu yüzden bildiklerimi sizlere anlattım" dedi. Duruşmada operasyonu gerçekleştiren İl Jandarma Komutanlığı personellerini tanık olarak dinleyen mahkeme heyeti, ifadelerde ismi geçen Ö.T. ve Y.K. isimli şahıslar hakkında Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığına suç durusunda bulunmasına karar verdi. Sanığın tutukluğunun devamına karar veren heyet, duruşmayı ileri bir tarih erteledi. Öte yandan, davanın ilk duruşmasında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanık hakkında 15 ila 25 yıl arasında hapis cezası talep etmişti.
Konya Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasasında hareketlilik artarken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu. (İY-FM-