SAĞLIK - 07 Ocak 2026 Çarşamba 10:21

Uzmanından buzlu havada kösele ayakkabı, kundura ve yüksek topuk uyarısı

A
A
A
Uzmanından buzlu havada kösele ayakkabı, kundura ve yüksek topuk uyarısı

Diyarbakır Dağkapı Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Rıdvan Altay, kösele ayakkabı, kundura ve yüksek topuklu ayakkabıların kışın kayma riskini artırdığını belirterek, "Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve çim gibi buzlanmayı azaltan zeminlerde yürümek sizleri düşmelere karşı koruyacaktır. Bunlara ek olarak özellikle don olan yerlerde ayakkabı üzerine çorap geçirmek, sürtünme kuvvetini artıracağından kayma riskini azaltabilir" dedi.


Diyarbakır genelinde yoğun kar yağışının ardından hava sıcaklığı eksi dereceleri görürken, buna bağlı olarak kaygan zeminlerde düşen vatandaşlarda kırık ve burkulmalar meydana geldi. Kar yağışı ve don olan günlerde yaşlı, çocuk ve nörolojik hastalığı olan vatandaşların tek başına mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamasının daha uygun olacağını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Rıdvan Altay, diğer vatandaşların da zaruri ihtiyaçlar dışında ertelenebilir durumlar için dışarı çıkmamasını tavsiye ettiğini söyledi. Dışarı çıkacak vatandaşların ise önlem almadan çıkmasının çok riskli olacağına dikkat çeken Dr. Altay, "Ayakkabılarımız kış mevsimine uygun geniş, kauçuk tabanlı ve altı girintili çıkıntılı olmalıdır. Bu özellikler zeminde vakum etkisi yaparak kaymayı bir miktar azaltır. Kösele ayakkabı veya kunduralar, yüksek topuklu ayakkabılar kuru ortamlar için uygun olup, kayma riskini ciddi manada artıracağı için uygun değildir. Bunlara ek olarak özellikle don olan yerlerde ayakkabı üzerine çorap geçirmek sürtünme kuvvetini artıracağından kayma riskini azaltabilir. Ama bu ayakkabı üzerine çorap giyip rahat bir şekilde yürüyebileceğimiz anlamına gelmez. Çorap ıslanıp soğuk havanın etkisi ile donacak ve etkisini hızlı bir şekilde kaybedecektir. Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve çim gibi buzlanmayı azaltan zeminlerde yürümek sizleri düşmelere karşı koruyacaktır. Bunlara ek olarak olası bir kayma halinde en sık karşılaştığımız ayak bilek yaralanmalarından korunmak için ise ayak bileğini kavrayan botların giyilmesi uygun olacaktır" dedi.


Kar ve don olan yerlerde yürüyüş tarzının da çok önemli olduğunu aktaran Altay, "Küçük adımlar atılmalı ve her basışta zemin kontrol edilip, dengeli olarak yavaş yavaş üzerine yük verilmeli. Hızlı ve geniş adımlar olası kaymada dengenin sağlanamamasına ve düşmeye sebebiyet verebilir. Yürürken ’penguen yürüyüşü’ şeklinde gövde hafif öne eğilmiş, kollar yanlardan açık ve eller serbest, dizler hafifçe kırılarak yavaş ve küçük adımlar ile yürümek gerekir. Ek olarak bir baston, şemsiye veya batondan destek alınabilir. Eller kesinlikle cepte olmamalı. Çünkü düşme anında ellerin cepte olması, kafa travma riskine yol açar ve kişi el desteği ile vücudunu koruma refleksi gösteremez. Özellikle ileri yaştaki kişilerde, karda düşmelere bağlı olarak kırık riskleri, gençlere göre yüksektir. Basit bir düşme bile kırık tehlikesine yol açtığından, ileri yaşta olan kişiler mecbur kalmadıkça karlı havalarda dışarı çıkmamalıdır. Yürürken iki elin dolu olmamasına dikkat edilmeli en az bir el boşta olmalı. Denge kontrolü için ağır cisimleri ve çocukları kucakta taşımamaya özen göstermelidir. Merdiven inip çıkarken kayma riski artmaktadır. Çünkü zeminler genellikle metal, mermer ve granitten yapılmıştır. Bu zeminler kar yağdığında çok daha kaygan hale gelmektedir. Bundan dolayı yürürken merdivenler teker teker ayaklar yan yana gelecek şekilde, zemine kontrol edilip sıkı basarak, korkuluklardan destek almak düşme riskini azaltabilir" şeklinde konuştu.


El, el bileği ve dirsek kırıklarıyla çok yaygın karşılaştıklarını söyleyen Altay, "Düşme sırasında dirsekler bükülü tutulmalı, eller göğüs hizasında baş ve yüzü koruyacak şekilde olmalıdır. Mümkünse düşüşü kontrollü olarak kendimizi yana yatıracak şekilde yuvarlanma hareketiyle darbe etkisi azaltılabilir ve ciddi yaralanmaların önüne geçilebilir. Hemen ayağa kalkmaya çalışmayın, biraz bekleyin. Kol ve bacaklarınızı hareket ettirmeyi deneyin. Hareket ettirebiliyor ve bir şekil bozukluğu, morarma, kanama yoksa destekli ve yavaş yavaş mümkünse başkalarından destek alarak ayağa kalkın. Fakat ayak bileği, bacak, kalça, diz gibi bölgelerde bir yaralanma, morluk, kanama, şekil bozukluğu söz konusu ise kesinlikle ayağa kalkmaya çalışmayın, sağlık ekiplerinden yardım isteyin. Özellikle bacak kırığı söz konusu ise üzerine basmamaya dikkat edin. Düşme veya çarpma sonrasında hareketle artan ağrı, şekil bozukluğu, ödem ve kanama ciddi bir yaralanmanın göstergesi olabilir" ifadelerini kullandı.



Uzmanından buzlu havada kösele ayakkabı, kundura ve yüksek topuk uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX Antalya’da kapılarını açtı Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği desteğiyle 22-26 Nisan tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), Antalya’da kapılarını ziyaretçilere açtı. "YÖREX Anadolu’nun hikayesidir" Açılışta konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX’in sadece bir fuar olmadığını vurgulayarak, "YÖREX, emeğin değer kazandığı, kültürün kimlik bulduğu, Anadolu’nun dünyaya ses verdiği bir hikâyedir" dedi. 2009 yılında "Bu toprakların ürettiği değer hak ettiği yeri bulmalı" anlayışıyla yola çıktıklarını belirten Çandır, bugün gelinen noktada YÖREX’in bu vizyonun somut karşılığı olduğunu ifade etti. YÖREX’in düzenlendiği ANFAŞ’ta 5 gün boyunca Anadolu’nun zenginliklerinin sergileneceğini kaydeden Çandır, "Bir halıda sabrı, bir peynirde emeği, bir desende kültürü hissedeceğiz. Çünkü biz sadece ürün üretmiyoruz, değer üretiyoruz" diye konuştu. YÖREX kapsamında kurulan B2B alanına da değinen Ali Çandır, üreticilerin doğrudan alıcılarla buluşturulduğunu belirterek, "Hedefimiz ürünlerimizi dünya markası haline getirmek" dedi. "Kültürümüz bir ummandır" Antalya Valisi Hulusi Şahin ise konuşmasında milli kültürün zenginliğine dikkat çekerek, "Milli kültürümüz bir ummana, bir deryaya benzer. İçinde nice renkleri, güzellikleri barındırır. Tıpkı bir kilimin desenleri gibi her biri ayrı güzel ama aslında bir bütünün parçasıdır. Artık sadece tescil değil, tanıtım ve pazarlama aşamasındayız. Bu ürünlerden ekonomik değer üretmeli, ülkemize katkı sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Dünyada coğrafi işaret ekonomisinin büyüklüğüne de dikkat çeken Şahin, bu alanda Türkiye’nin daha fazla pay alması gerektiğini belirterek, zincir marketlerde coğrafi işaretli ürünlere özel alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti. YÖREX’in Türkiye’nin vitrini olduğunu ifade eden Şahin, Antalya’nın milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir olduğuna değinerek, "En güzel ürünlerimizi misafirlerimize sunuyoruz. Aynı zamanda bu fuar, yeni nesillere kendi kültürlerini tanıtmak için de önemli bir fırsattır. Çocuklarımızı YÖREX’e getirmeliyiz" dedi. "Coğrafi işaretlerde büyük artış" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise YÖREX’in coğrafi işaretli ürünlerin artmasında önemli rol oynadığını belirterek, "Son 16 yılda coğrafi işaretli ürün sayımız yaklaşık 18 kat artarak bin 800’ün üzerine çıktı. 46 ürünümüz de Avrupa Birliği’nden tescil aldı" ifadelerini kullandı. "Antalya fuarcılıkta da güçlü olmalı" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da Antalya’nın turizmde güçlü bir şehir olduğunu belirterek, fuarcılıkta da aynı başarıyı yakalaması gerektiğini söyledi. "Coğrafi işaret çalışmaları hızlandı" TÜRKPATENT Başkanı Muhammed Zeki Durak ise Türkiye’nin coğrafi işaret konusunda önemli mesafe kat ettiğini belirterek, son yıllarda başvuru ve tescil sayılarında ciddi artış yaşandığını söyledi. "YÖREX kültürel mirasın taşıyıcısı" Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir ise YÖREX’in Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Tören sonunda, Avrupa Birliği’nden ticari ürün tescili alan kurumlara da protokol tarafından ödüller verildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yöresel ürünlerin sergilendiği YÖREX, ziyaretçilerine hem kültürel hem de ticari anlamda önemli fırsatlar sunmaya devam edecek. Fuarın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak, ATB Başkanı Ali Çandır ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.
Şırnak Şırnak Gençlik ve Spor İl Müdürü Din, Türkiye Şampiyonu olan engelli sporcuları ödüllendirdi Şırnak Gençlik ve Spor İl Müdürü Fedai Din, Cizre ilçesinde genç sporcularla bir araya gelip sportif faaliyetlerde dereceye giren öğrencileri tebrik ederek ödüllendirdi. Şırnak’ta sporun tabana yayılması ve genç yeteneklerin keşfedilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Gençlik ve Spor İl Müdürü Fedai Din ve Spor Hizmetleri Müdürü Nihat Avcı Cizre’de spor tesislerini ve antrenman sahalarını yerinde denetledi. Din, Okul Sporları Bedensel Engelliler Masa Tenisi Türkiye Şampiyonasında Türkiye Şampiyonu ve Türkiye 3.’sü olan sporcularla bir araya geldi. Engel tanımayan genç yetenekleri başarılarından dolayı tebrik eden Din, şampiyon sporculara ödüllerini takdim etti. Din, başarının disiplinli çalışmadan geçtiğini vurgulayarak sporculara başarılarının devamını diledi. Din, daha sonra Cizre Şehir Stadyumuna geçen heyet, atletizm branşında antrenmanlarını sürdüren sporcuları sahada izledi. Çalışmalar hakkında antrenörlerden teknik bilgi alan Din, ardından bölgenin köklü kulüplerinden Diclespor’un altyapı takımıyla bir araya geldi. Altyapı oyuncuları ve teknik heyetle yakından ilgilenen Din, gençlerin gelişimi için tüm imkanların seferber edildiğini belirtti. Cizre’deki ziyaretlerden sonra açıklama yapan Şırnak Gençlik ve Spor İl Müdürü Fedai Din, "Cizre ilçemizde sporcularımızla ve teknik ekiplerimizle bir araya gelerek çalışmaları yerinde inceledik. Gençlerimizin sportif gelişimini desteklemeye ve sporun o birleştirici gücünü toplumun her kesimine yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir. Şırnak’ın adını sporun her branşında başarıyla duyurmak en büyük hedefimiz’’ dedi.
Ankara İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca: İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca, eski modelle 5 yıllık ortalama 260 bin kısırlaştırma oranına rağmen hayvan popülasyonunun kontrol altına alınamadığını ifade ederek, "Bunun üzerine kanun koyucu gazi Meclisimiz, sizler ’kısırlaştır-rehabilite et-yerinde muhafaza et’ modeline geçti. 5199 sayılı Kanun’un uygulamaları; taraf olduğumuz Avrupa Hayvan Hakları Sözleşmesi’nde de ilgili hükümler var" dedi. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu toplandı. Toplantının başında AK Parti, CHP, DEM Parti ve İYİ Parti milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. Tartışma sonrası İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin sahaya yansımalarına ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Karaca, AK Parti’nin 2014 yılında yaptığı değişiklikle ’yakala-kısırlaştır-bırak’ modelinin uygulanmaya başlandığını hatırlatarak, bu modelin insan, hayvan, çevre sağlığı açısından açık bir şekilde problemler oluşturduğunu söyledi. Karaca, "Bu model, eğer siz ilk yılda popülasyonun yüzde 70’ini kısırlaştırırsanız başarıya ulaşır. 5 yıllık ortalama 260 bin kısırlaştırma oranına rağmen bir yol alınamadı. Hayvan popülasyonu kontrol altına alınamadı. Bunun üzerine de kanun koyucu gazi Meclisimiz, sizler ’kısırlaştır-rehabilite et-yerinde muhafaza et’ modeline geçti. 5199 sayılı Kanun’un uygulamaları; taraf olduğumuz Avrupa Hayvan Hakları Sözleşmesi’nde de ilgili hükümler var" ifadelerini kullandı. Köpeklerden insanlara ve diğer canlılara 300 çeşit hastalık bulaşabileceğini belirten Karaca, "Bunlardan başlıcası kuduz. 2014’te kuduzla temas sayısı 197 bin 125. 2024’te bu sayı 500 binlere gelmiş. Bir kişi için minimum üç doz aşı yapılıyor. Bir doz aşının bedeli 10 dolar. Türkiye, maalesef ki dünyada kuduzda yüksek riskli ülkeler arasında. Yüksek riskli diyorum dikkatinizi çekeyim. Almanya’dan, Hollanda’dan veyahut da dünyanın herhangi bir yerinden bir turist kalkıp geldiğinde kuduz riskli ülkeye gittiğini kabul ve taahhüt ederek geliyor. Biz bunu İstanbul’da yaşadık. 2008 yılında Topkapı Sarayı’nın önünde bir turisti bir köpek ısırdı ve kuduz çıktı. İstanbul’da 1999 yılında 131 noktada kuduz vardı, şu anda kuduz vakası yok" şeklinde konuştu. Karaca, sahipsiz hayvanlarla ilgili birlikler kurulduğunu kaydederek, "51 ilimizde ya da mevcut bir birlik varsa onun tüzüğünü değiştirerek bunun üzerine hızlı bir şekilde aksiyon alıp 3 ay içerisinde bitirdik. Gördüğünüz gibi bunu deprem bölgesinde kullanımı tamamlanmış konteynerleri kullanarak yaptık" dedi. Karaca, hayvanların önce parazit tedavilerinin yapıldığını ve daha sonra aşılandığını kaydederek, "81 ilde 11 milyon 668 bin 67 metrekare alanda bakım ve doğal yaşam alanları bitirildi. 4 milyonluk alanda inşaat var. 9 milyon 750 bin metrekarelik alanda da proje var. 5199 sayılı Kanun ve yönetmelik küçük hayvanlar için 8, büyük hayvanlar için 10 metrekare yer önerse de şu an mevcut alanlarımızın ortalamasına baktığımızda bu alanlar 20-30, hatta bazı illerimizde 50’ye kadar çıkmaktadır. Batman’da var, Kahramanmaraş’ta var şu an" ifadelerini kullandı.