ÇEVRE - 02 Ocak 2024 Salı 12:59

Yapı-Deprem profesöründen az, orta ve hasarsız yapıların güçlendirilmesi uyarısı

A
A
A
Yapı-Deprem profesöründen az, orta ve hasarsız yapıların güçlendirilmesi uyarısı

Oxford Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde misafir bilim adamı olarak bulunan Prof. Dr. İdris Bedirhanoğlu, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerde hasarsız, az ve orta hasarlı yapıların bir an önce güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, önümüzde büyük bir deprem olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtip uyarıda bulundu.


6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremlerde 10 kentte 50 bin üzeri insan hayatını kaybetti, binlerce yapı yıkıldı, binlercesi hasar gördü.


Deprem izleri silinme çalışmaları devam ederken Oxford Üniversite Mühendislik Fakültesi Misafir Prof. Dr. İdris Bedirhanoğlu, yapıların güçlendirilmesi gerektiğini, güçlendirilmediği takdirde olabilecek riskler için öngörü de bulunarak uyarılarda bulundu.


2024 yılının ilk gününde 2023 yılının muhasebesini yaptıklarında neredeyse bütün yılın deprem ile geçtiği, çok büyük acılar yaşandığını, çok büyük yıkımlar olduğunu hatırlatan Prof. Bedirhanoğlu, 100 milyar dolar üstünde kaybın, 50 bin üstünde insanın hayatını kaybettiğini söyledi.


Bu süreçte ağır hasarlı yapıların yıkıldığını, yıkım çalışmalarında da iyi gidildiğini aktaran Bedirhanoğlu, bu süreçte güçlendirmeye yönelik çalışmaların ise kamu dışında neredeyse yok denecek kadar az olduğuna değindi.


“Hem orta hasarlı binalar için hem de az hasarlı, ya da hasarsız binalar için; binanızın hasarlı olup olmadığına bakılmaksızın herkes binasını kontrol ettirmeli, binasının mevcut durumu, bina yapılırken inşaat hataları olmuş olabilir ve bunları da gidermeye yönelik onarım çalışmalarının da yapılması gerekiyor” diyen Prof. Bedirhanoğlu, şöyle konuştu:


“Binanızın bodrum katını kontrol ettiğiniz zaman örneğin bodrum su altında ise bu suyu temizlemek gerekiyor. Kolon demirleri paslanmışsa bu korozyonu giderici, korozyonun etkilerini minimuma indirecek bir güçlendirme, onarım yapmak gerekiyor. Dolayısıyla şunu dememek lazım! Benim binamda hasar yok, orta veya hafif hasar var, binamın bir şeyi yok, depremde bu bina ayakta kalacaktır anlamına kesinlikle gelmiyor. Herkesin binasını kontrol etmesi gerekiyor.”



“Sorumluluk sahibi bütün insanların binasını kontrol etmesi gerekiyor”


Uzman mühendisler tarafından binanın olabilecek bir depremdeki performansı kontrol edilmesi gerektiğini kaydeden Bedirhanoğlu, “Eğer performansı yetersiz ise ona göre uygun yöntemlerle güçlendirmesi gerekiyor. Sorumluluk sahibi bütün insanların binasını kontrol etmesi gerekiyor. Bunun için hemen gereğinin yapılması gerekiyor. Bunu ertelememek lazım. Her gün depremler oluyor, her an önümüzde büyük bir deprem olma ihtimali çok yüksek. Deprem yaşanmadan, büyük acılar yaşanmadan lütfen, herkes tedbirini alsın. Özellikle binasında çatlak olanlar dikkatli olmalı ve orta hasarlı binalar hemen ya güçlendirilmeli ya da yıkılması gerekiyor” dedi.



“Güçlendirmeyi teşvik etmeye yönelik çalışmaların yapılması, yasaların çıkarılmasını şiddetle öneriyorum”


Türkiye’de insanlar güçlendirilmeye iyi bakmıyor ve pek güçlendirme yapmaya pek yanaşmıyor, fakat bunun çok çok yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken Bedirhanoğlu, “Dünyanın her yerinde binalar performans açısından kontrol ediliyor ve güçlendirilmesi gerekiyorsa güçlendiriliyor. Binamızın durumunu sürekli takip kontrol altında tutmamız gerekiyor. Güçlendirme maliyetleri hep fazla bulunuyor. Dolayısıyla acaba bir destek alabilecek miyiz sorusu var. O konunun da bir an önce netleşmesi gerekiyor. İnşalara bu açıdan yol gösterilmesi lazım. Eğer bir destek sağlanacaksa bunun çok net bir şekilde ifade edilmesi lazım. Bunun sürekli değişmemesi gerekiyor ki insanların kafasında net olsun. Güçlendirmeyi teşvik etmeye yönelik çalışmaların artırılması ve bunu sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını şiddetle öneriyorum. Bütün binaları yıkmamız mümkün değil, milyonlarca bina, konut var. Bunların büyük çoğunluğunun güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerinde bulundu.



Yapı-Deprem profesöründen az, orta ve hasarsız yapıların güçlendirilmesi uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."