SAĞLIK - 05 Mayıs 2025 Pazartesi 10:03

"Sağlığımız ellerimizde"

A
A
A
"Sağlığımız ellerimizde"

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve El Hijyeni Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tunca, "Unutmayalım ki, basit bir el yıkama alışkanlığı, bireysel sağlıktan küresel salgınların kontrolüne kadar pek çok alanda hayat kurtarır" dedi.


Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve El Hijyeni Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tunca, 5 Mayıs El Hijyeni günü dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. El hijyenini ellerimizi görünür kirlilikten arındırmanın yanı sıra zararlı mikroorganizmaları uzaklaştırmak için yapılan temizlik uygulamalarının tümü olarak tanımlayan Tunca, "Ellerimiz, gün içinde en çok temas ettiğimiz organlarımızdır. Enfeksiyonlar genellikle temas yoluyla bulaşır. Doğru el hijyeni, solunum yolu enfeksiyonları, ishal, hepatit A gibi hastalıkların yayılmasını engellemesi nedeniyle bireysel ve toplumsal sağlık açısından gereklidir. Örneğin, grip virüsü taşıyan biri hapşırdığında eline mikrobu bulaştırır. Tokalaşma veya ortak kullanılan eşyalarla virüsü diğer insanlara aktarabilir. El yıkama, bu zinciri kırmaktadır" dedi.



Bol bol yıkayın


El hijyenini sağlamak için yapılması gerekenleri sıralayan Öğretim Üyesi Tunca, "Ellerimizi yemeklerden önce ve sonra, tuvalet kullanımından sonra, hapşırma/öksürme sonrası, toplu taşıma gibi kalabalık ortamlardan çıkınca, hasta birinin bakımını yaptıktan sonra, evcil hayvanlarla temas edince mutlaka yıkamalıyız" şeklinde konuştu.



"En az 20 saniye, su ve normal sabunla yıkamalıyız"


Doğru el yıkama tekniği hakkında bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Tunca konuşmasında "Ellerimizi yıkarken el sırtı, parmak araları ve uçları gibi bazı alanlar ihmal edilebilmektedir. El yıkarken mutlaka en az 20 saniye boyunca el sırtı, parmak araları ve tırnak uçları dahil su ve sabunla ovalayarak yıkamaya göstermeliyiz" ifadelerine yer verdi.


Sabunla el yıkamanın daha etkili bir yöntem olduğunu vurgulayan Tunca, "Eller görünür şekilde kirliyse mutlaka sabun ve su tercih edilmeli. Dezenfektanlar, suya erişilemeyen durumlarda (toplu taşımada, dışarıda) kullanılabilir. Sabun, mekanik ve kimyasal temizlik sağladığı için daha geniş koruma sunmaktadır" ifadelerine yer verdi.



"Sağlığımız ellerimizde"


El dezenfektanlarının pratik kullanımı nedeniyle sık tercih edilebildiğini bildiren Dr. Öğr. Üyesi Tunca, ancak dezenfektanların sık kullanım sonucunda cildi hassas bireylerde ciltte kuruluk ve tahriş gibi problemler ortaya çıkabildiğine işaret etti.


5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’nün bu konuda farkındalık oluşturmak için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Tunca, "Unutmayalım ki, basit bir el yıkama alışkanlığı, bireysel sağlıktan küresel salgınların kontrolüne kadar pek çok alanda hayat kurtarır. Bu alışkanlığı çocuklarımıza da öğreterek, sağlıklı nesiller yetiştirebiliriz. El hijyeni, bir öz bakım rutini değil, toplumsal bir sorumluluktur" ifadeleri ile açıklamasını sonlandırdı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.