ÇEVRE - 28 Mart 2026 Cumartesi 09:36

Tarımsal atıkların sanatsal kağıda dönüşüm yolculuğu

A
A
A
Tarımsal atıkların sanatsal kağıda dönüşüm yolculuğu

Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve örnek bilim toplum buluşmalarına dönüşen Bilim Kafe etkinliğinde bu kez, tarımsal kağıtların geleneksel kağıda dönüşüm yolculuğu ele alındı.


Düzce Belmek’te düzenlenen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim İletişimi Ofisi olarak bugüne kadar Aile Okulu projesi de dahil olmak üzere toplam 37 etkinlik gerçekleştirdiklerini ve akademik bilgiyi toplumla buluşturmayı amaç edindiklerini ifade etti. Bilimden sanata, tarımdan sağlığa kadar birçok konuda Bilim Kafe etkinlikleri düzenlediklerini söyleyen Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, bu etkinlikte ise Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Parlak’la söyleşi ve workshop gerçekleştireceklerini belirterek kendisine teşekkür etti.


Etkinlikte Parlak "Topraktan Sanata: Tarımsal Atıkların Kağıda Dönüşümü" başlıklı sunumuyla halkla bir araya geldi. Geleneksel Türk Sanatlarından ebru sanatını icra ettiğini ve bu alanda icazet aldığını belirterek sözlerine başlayan Doç. Dr. Yusuf Parlak, ebru sanatında kullanılan kağıtların yurt dışından geldiğini ve bu kağıtları ülkemizde üretmeye karar verdiklerini dile getirdi.


Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü öncülüğünde gerçekleştirilen çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaşma faaliyetlerine katkıda bulunmak amacıyla tarımsal atıkların sanatsal kağıda dönüşümü çalışmalarına başladıklarını ifade eden Doç. Dr. Parlak, Güney Kore’de bu alanda eğitim aldığını dillendirerek Düzce Üniversitesi bünyesinde Geleneksel Kağıt Atölyesi kurduklarını da sözlerine ekledi.


Bölgede yetişen tarımsal ürünlerin atıklarından sanatsal kağıtlar ürettiklerini söyleyen Düzce Üniversitesi öğretim üyesi; endüstriyel kağıtların kimyasal yöntemlerle üretilmesinden dolayı ömrünün kısa olduğuna işaret ederek, doğal yöntemler kullanılarak üretilen geleneksel kağıtların bin yıl geçse de sanatsal kağıt olarak gelecek nesillere aktarılabileceğinin altını çizdi.


UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı listesinde yer aldığını dile getiren Doç. Dr. Yusuf Parlak, konuşmasının sonunda geleneksel kağıtların üretim sürecini uygulamalı olarak göstererek katılımcıların farklı bir deneyim kazanmasına imkan sağladı.


Etkinlik, Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert’in Doç. Dr. Yusuf Parlak’a teşekkür belgesi takdim etmesi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.



Tarımsal atıkların sanatsal kağıda dönüşüm yolculuğu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak 2 bin yıllık tarihi mağarada mantar üretim tesisi kurdu Şırnak’ın İdil İlçesinde bulunan 2 bin yıllık mağarada kurulan sistem ile mantar yetiştiriliyor. Yer üstündeki taş evler, yer altında ise 2 bin yıllık geçmişleri olan doğal mağaralarda kurdukları tezgâhlarda mantar üretimi yapılıyor. Doğal mağarada aylık 3 ton organik mantar yetiştiriliyor. İdil ilçesine bağlı Yazman köyünde yaşayan Nuri Temiz, evlerinin altında bulunan yaklaşık 2 bin yıllık tarihi mağarayı üretime kazandırdı. Anne ve babasıyla birlikte kendi imkanları ile kurduğu sistemle 2 bin yıllık tarihi mağarada 200 metrekarelik alanda kültür mantarı üretimine başlayan Temiz ailesi, 84 üretim masasıyla ayda yaklaşık 3 ton mantar elde ediyor. Gerekli destek sağlandığı takdirde köydeki diğer mağaraları da üretime açarak İdil’i bölgenin mantar üretim merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Nuri Temiz, kaldıkları mağaranın dedelerinin yaşadığı bir alan olduğunu belirterek, bunu bir şekilde değerlendirmek için araştırmalara başladığını söyledi. Araştırmaların sonucunda kültür mantarı, mağarada doğal mantar yetiştirme gibi planlar yaptığını ifade eden Temiz, "Bunu için gerekli eğitimler aldım, göründüğü gibi başarmışız. Burası 200 metrekarelik bir alandı. 21 adet rafım, 84 yataktan oluşuyor. Ayda bir yaptığımız hasatla birlikte 3 ton mantar elde ediyoruz. Hedefim daha büyük tesisler kurmaktır. Köyümüzde onlarca doğal mağara var. bu mağaralarda da destek alırsak, tesislerimizi geliştireceğiz. Kurulum aşamasında hiçbir yerden destek almadık, kendi öz kaynaklarımız ile yaptık. Ama köydeki diğer mağaraları da değerlendirirsek, çeşitli kurumlara destek için başvuru yapacağız" dedi. Oğlunun talebi ile dedesinden kalan mağarayı mantar üretim tesisine çevirdiklerini aktaran Baba Yakup Temiz, "ilk defa mağarada mantar üretimini Şırnak’ta ilk biz yaptık. Ben, eşim ve oğlumla beraber çalışıyoruz. Şu an mantarlarımızı idil ve çevre ilçelere dağıtıyoruz. Hedefimiz yurt için ve yurt dışı satış yapmaktır" diye konuştu.
Konya Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi Konya Numune Hastanesinde özellikle uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalar için hayati önem taşıyan bası yaralarını (yatak yaraları) önlemek ve tedavi sürecini profesyonelleştirmek amacıyla kurulan Yara Okulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Hastanede düzenlenen açılış programında konuşan Başhekim Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, uzun süre yatmak zorunda kalan hastalar için bası yaralarının önemli bir risk oluşturduğunu belirterek, Yara Okulu projesi ile toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ise, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Özellikle evde bakım ve yoğun bakım hastalarında bası yaralarının kısa sürede oluşabildiğini, ancak tedavi sürecinin aylar sürebildiğini belirten Doç. Dr. Yavuz, "Bu proje ile bir hastaya dahi dokunabilmek büyük bir kazanımdır" ifadelerini kullandı. Programa katılan hasta ve hasta yakınlarına Yara Okulu Katılım Belgesi takdim edildi. Program, yapılan sunumların ardından dualar eşliğinde gerçekleştirilen kurdele kesimi ile sona erdi. Programa, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Himmet Durgut, Personel Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Hakan Çetinkaya, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hasan Çifci, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Ergin, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Ekrem Akkurt, Meram Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan, Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, merkez hastane idarecileri, sağlık çalışanları, hastalar ve çok sayıda hasta yakını katıldı.
Konya Dolandırıcıların ‘uygun fiyatlı eğitim ve yazılım" tuzağına dikkat Sosyal medya üzerinden "uygun fiyatlı online eğitim" ya da "lisanslı yazılım" adı altında dijital ortama uyarlanmış dolandırıcılık tuzaklarına dikkat çeken uzmanlar, son dönemde artış gösteren bu tür girişimlere karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Dolandırıcıların, güven oluşturmak amacıyla tanınmış eğitim platformları ve yazılım firmalarının isimlerini kullandığı ifade ediliyor. Profesyonel görseller, kampanya dili ve sahte müşteri yorumlarıyla desteklenen paylaşımlar sayesinde kullanıcıların güveni kazanılmaya çalışılıyor. Uzmanlar, vatandaşların şüphe duymasının dolandırıcılara karşı durma noktasında önemli rol aldığına değiniyor. "Güven oluşturmak amacıyla tanınmış platformların isimlerini kullanıyor" Son dönemlerde sosyal medya üzerinden dolandırıcılık olaylarındaki farklı yöntemlerin başında eğitim alanlarının geldiğine değinen Avukat Esra Betül Türkalp, "Uygun fiyatlı online eğitim ya da lisanslı yazılım adı altında yapılan satışlar klasik dolandırıcılık yöntemlerinin dijital ortama uyarlanmış hali olarak karşımıza çıkıyor. Bu yöntemlerde fail, güven oluşturmak amacıyla tanınmış platformların isimlerini kullanıyor. Profesyonel görseller, kampanya dili ve özellikle müşteri yorumu gibi paylaşılan sahte değerlendirmelerle karşı tarafın güvenini kazanmaya çalışıyor. Bu sayede vatandaşların şüphe duyması engelleniyor. Özellikle ‘son fırsat, kaçırılmayacak indirim’ gibi ifadeler vatandaşların hızlı karar vermeleri için kurgulanıyor. Oysa burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus piyasa değerinin çok altında olan bu tür tekliflerin çoğu zaman gerçeği yansıtmadığının apaçık ortada olması. Dolandırıcılar bilinçli olarak fırsat kaçırma korkusu oluşturuyor ve kişilerin detaylı araştırma yapmasının önüne geçiyor" dedi. "Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan birisi ödemelerin IBAN üzerinden yapılması" Hukuki aşamasını değerlendiren Türkalp, "Bu tür eylemler basit bir aldatma olarak görülmemeli. Türk Ceza Kanunu kapsamında bu tür eylemler bilişim sisteminin kullanılması aracılığıyla dolandırıcılık suçunu oluşturuyor. Dolandırıcılık suçunun nitelikli hali. Bu sebeple normal bir basit dolandırıcılık suçuna göre daha ağır bir ceza öngörülmüş. Failler bu eylem nedeniyle 10 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalmakta. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan birisi ödemelerin IBAN üzerinden yapılması. Bu tür durumlarda mağdurların hukuki yollara başvurarak haklarını aramaları mümkün ancak süreç teknik bir değerlendirme gerektiriyor. Bu değerlendirmeler, incelemeler de zaman alabileceğinden en etkili korunma yöntemi esasında işlem yapılmadan önce dikkat edilmesi. Eğer bir kişi bu şekilde dolandırıcılığa maruz kaldığını fark ederse vakit kaybetmeden Cumhuriyet Başsavcılığına veya en yakın kolluk birimine başvurmalı. Ödeme dekontlarını, yazışmaları, ilan görüntülerini ve ilgili sosyal medya hesaplarını delil olarak sunmalı. Bunun yanı sıra ilgili sosyal medya platformlarına yapılacak şikayetler son derece önem arz ediyor. Bu tür hesapların kapatılması ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi açısından etkisi son derece büyük. Unutulmamalıdır ki bu tür suçlarda erken hareket etmek hem maddi zararın azaltılması hem de faillerin tespiti açısından kritik rol oynuyor. Aynı zamanda yapılan her başvuru ve şikayet başka vatandaşların da aynı yöntemlerle mağdur edilmesini engelleyen önemli bir adımdır" diye konuştu.