EĞİTİM - 11 Haziran 2021 Cuma 12:53

Kalite Güvencesi Çalışmaları İyi Uygulama Örnekleri Çalıştayı

A
A
A
Kalite Güvencesi Çalışmaları İyi Uygulama Örnekleri Çalıştayı

Trakya Üniversiteler Birliği tarafından düzenlenen “Kalite Güvencesi Çalışmaları İyi Uygulama Örnekleri Çalıştayı”, çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Trakya Üniversiteler Birliği tarafından düzenlenen “Kalite Güvencesi Çalışmaları İyi Uygulama Örnekleri Çalıştayı”, çevrim içi olarak gerçekleştirildi.


Trakya Üniversitesi’nin de üyeleri arasında bulunduğu Trakya Üniversiteler Birliği (TÜB) tarafından organize edilen çalıştay, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Çalıştaya, TÜB üyesi üniversitelerin rektörleri, rektör yardımcıları ile akademik ve idari personeli katıldı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süha Özden’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştay, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Şengörür, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Özdemir, Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat’ın açılış konuşmalarıyla başladı.


Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜB Dönem Başkanı Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Şengörür, bilginin çok önemli hale geldiği küreselleşen dünyada yükseköğretim kurumlarına önemli vazifeler düştüğünü ve devletin koyduğu ulusal ve uluslararası hedeflere ulaşmada bu kurumların kaliteyi bir sistem haline getirmesiyle mümkün olacağını belirtti.


Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Özdemir ise Trakya Üniversiteler Birliği’nin kendileri için bir okul gibi olduğunu ifade ederek, “Trakya Üniversiteler Birliği rektörleri ile birlikte yaptığımız etkinlikler kalite süreçlerimize de olumlu bir şekilde yansıyor. Aynı şekilde başımız sıkıştığı zaman abi üniversiteler diyebileceğim Trakya Üniversiteler Birliği üniversiteleri ile sürekli irtibat halindeyiz. Bu anlamda Trakya Üniversiteler Birliği üyesi olmaktan da memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.


Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin de Namık Kemal Üniversitesi’nin akreditasyon çalışmaları sürecini anlatarak, beş aşamalı kalite süreçlerine ilişkin bilgiler verdi.



Trakya Üniversitesi Rektörü Tabakoğlu: “TÜB artık bir marka olmuştur.”


Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Trakya Üniversiteler Birliği’nin Türkiye’nin en iyi çalışan üniversiteler birliği olduğunu vurgulayarak başladığı konuşmasında “Trakya Üniversiteler Birliği en uzun soluklu ve gittikçe artan etkinlikleriyle bir marka olmuştur. Pek çok alanda alt çalışma gruplarının uyum içinde çalıştığını, rektörler düzeyinde olumlu çalışıldığını ve Türkiye’ye örnek bir birliktelik olduğunu ifade etmek isterim. Bu birlikteliğin kalite süreçlerini YÖKAK Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ın katılım gösterdiği bir toplantıda anlatmak bizim için ayrıcalık” dedi.


Rektör Tabakoğlu, Trakya Üniversitesi’nin kalite süreçlerine ilişkin nicel ve nitel verilerin yer aldığı bir sunum gerçekleştirerek üniversitenin kalite konusunda ön plana çıkan hususlarını vurguladı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat ise kalitenin gönüllülük işi olduğunu vurgulayarak, “Gönüllülük olmadan kaliteyi gerçekleştiremezsiniz. Zorlamayla kalite olmaz. Kalitede örnek almak çok önemlidir. Bilim çok önemli. Etkilenme çok önemli. Dünyadaki bütün gelişmelerin kaynağında bir yerden esinlenme vardır. Sanayi devriminde ulaşım ve iletişim imkanlarının artmasıyla örnek alma, görme yaygınlaşmıştır” dedi.



YÖKAK Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas: “Paylaşma kültürünü geliştirmemiz gerekiyor.”


Açılış konuşmalarının ardından çalıştaya katılan Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Yükseköğretim Kurumları Kalite Güvencesi Çalışmalarında İyi Uygulama Örnekleri ve Önemi” adlı bir sunum gerçekleştirdi. Elmas, kalitede paylaşmanın çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bizim genellikle iyi yaptığımız şeyleri paylaşma alışkanlığımız yok. Paylaşım kültürünü geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü dünyada işler çok çeşitlendi. Hepsinin altından tek tek kalmamız mümkün değil. Ancak her üniversitenin yaptığı iyi işleri, bizler de alarak ilerleyebiliriz. Bunun başka bir formülü yok. Bu bakımdan bu toplantının çok önemli olduğunu düşüyorum” diye konuştu.


2015 yılından sonra dünyada hızlı bir değişim olduğunu ve bu değişime adapte olmak zorunda olduklarını söyleyen Prof. Dr. Muzaffer Elmas, tüm dünyada uyum ve teknoloji arasındaki açığın kapatılması için çalışmalar yürütüldüğünü, bunun için yetkinliğin kazandırılması ve bilişim destekli yönetimin gerekli olduğunu ifade etti. Yakın gelecekteki değişimlere hazırlıklı olmak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Muzaffer Elmas, bu değişimleri yakalamanın önemini vurguladı. Hedeflerinin dünyayla konuşan Türkiye’nin hedeflerine uyumlu bir ajans olduğunu ve bu yolda hızla ilerleyerek uluslararası anlamda önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Elmas, kalite için geliştirmiş oldukları yazılım hakkında bilgi vererek sunumunu sonlandırdı.


Çalıştay, Kalite Güvencesi, Eğitim-Öğretim, Ar-Ge, Uluslararasılaşma, Toplumsal Katkı ve Yönetim Sistemi Üzerine İyi Uygulama Örnekleri başlığı altında Kırklareli Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Ali Mülayim, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesinden Prof. Dr. Burçin Bozdoğanoğlu, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden Prof. Dr. Bülent Eker, Trakya Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Sedef Zeyrekli Yaş, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinden Öğr. Gör. Ergül Söylemezoğlu’nun sunumları ve fikir alışverişleri ile son buldu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Oltu Cağ kebabı TasteAtlas listesinde Türkiye ikincisi oldu Erzurum’un coğrafi işaretli lezzeti Oltu cağ kebabı, gastronomi dünyasının en popüler platformlarından biri olan TasteAtlas’ın "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesinde ikinci sırada yer aldı. Kalamar tavanın ardından ikinci sıraya yerleşen Oltu cağ kebabı, Türkiye’nin en iyi et yemekleri arasında da zirvede gösterildi. Dünyaca ünlü gastronomi platformu TasteAtlas, 2026 yılı için hazırladığı "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesini yayımladı. Türk mutfağının dünya çapındaki lezzetlerini sıralayan listede, Erzurum’un tescilli ürünü Oltu cağ kebabı ikinci sırada kendine yer buldu. Oltu ilçesiyle özdeşleşen ve coğrafi işaret tesciline sahip olan cağ kebabı, yatay şekilde pişirilmesiyle diğer kebap çeşitlerinden ayrılıyor. Özellikle kuzu etinin omuz ve but kısımlarından hazırlanan kebap, odun ateşinde ağır ağır pişirilerek servis ediliyor. İnce dilimler halinde kesilen etler, cağ şişleriyle sıcak şekilde sunuluyor. "Cağ kebabının ikinci sırada yer alması gurur verici" Erzurum’da işletmecilik yapan Cabbar Erdoğan, cağ kebabının Türkiye genelinde ikinci sırada yer almasının gurur verici olduğunu belirterek, "Cağ Kebap tabii ki şu an Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmiş. Biz bunu birinci olması için elimizden gelen bütün gayretlerle birinci sıraya yerleştirmeyi planlıyoruz. Cağ Kebap’ı biliyorsunuz kuzudan yapılıyor. Kuzumun belli bölgelerinden yapılıyor. Özellikle bunu sinirleri alınarak. Bir gün önceden salamura yapıp, odun ateşinde ocağımızda pişirip misafirlerimize ikram ediyoruz. Erzurum’da gastronomi de tabii ki çok iyi durumda. Cağ kebabı ile olsun, kadayıf dolması ile olsun, paça çorbası ile olsun. Diğer tabii birçok sayacağımız lor dolması, bunların birçok ürünümüz var. Bu şekilde ilerliyoruz inşallah. Günlük tüketimimiz 250-300 kilo civarında. Tabii bu zaman zaman mevsimsel olarak artıyor, düşüyor da. Ama ortalama 250-300 civarı diyebiliriz. Yerel müşterimiz de var. Ama yurt dışından olsun, Türkiye genelinden olsun her yerden müşterimiz geliyor" diye konuştu. "Dedemi cağ kebap yemeden göndermedim" Ailesiyle birlikte cağ kebabı yemeye gelen Bilal Asaf Yılmaz ise, "Buraya ailemle geldim. Dedem, annem, babam, ben geldik. Cağ kebap çok güzel. Dedem Marmara Bölgesi’ne gidecek. Ona cağ kebap yedirmeden göndermedim" dedi. "Torunum ‘Cağ kebabı yedirmeden göndermem’ dedi" Torununun isteğiyle cağ kebabı yemeye geldiğini ifade eden Tekin Gülcü de, "Aslen Erzurumluyum. Ama Bilecik Bozüyük’te ikamet etmekteyim. Buraya akraba ziyaretine geldik. Torunum ‘Burada sana Erzurum’un yöresel cağ kebabını yedirmeden göndermem! dedi. Onun isteğiyle buraya geldik. Erzurum cağ kebabı bizim için olmazsa olmazlarımızdandır. Çok güzel. Yani damak tadımız, ne yersek yiyelim damak tadımızı cağ kebabından başkası tutmuyor. Kuzu etinden özel yapılır. Yapanlara, emeği geçenlere, becerenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Denizli Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri güzellikleriyle büyüledi Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri, 2026 Irk Güzelliği Yarışması’nda podyuma çıktı. Safkan özellikleri, renk simetrileri ve estetik duruşlarıyla yarışan güvercinler, kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik önemli bir buluşmada bir araya geldi. Tarihi 1254 yılına dayanan Akhan Kervansarayının girişindeki taş oymalara motif olmuş, Denizli’nin asırlık kültürel mirası "Dolapçı" güvercinleri, bugün düzenlenen görkemli bir organizasyonla podyuma çıktı. Gökyüzündeki dolap adı verilen dönüşleriyle bilinen ve genetik saflığıyla dünyanın pek çok soylu güvercin ırkına kaynaklık eden Dolapçı ırkı, bu yılki Irk Güzelliği Yarışması’nda yine büyük bir heyecana sahne oldu. Tarihi ve genetik kökleri koruma bilinciyle hareket eden Denizlili yetiştiriciler, dostluk ve kardeşlik ortamında gerçekleşen yarışmada, yöremize has bu nadide ırkın en kusursuz örneklerini sergilediler. Avrupa ırklarının atası Denizli’de boy gösterdi Dolapçı güvercini, yalnızca fiziki güzelliğiyle değil, dünya güvercin literatüründeki tarihi misyonuyla da dikkat çekiyor. Yarışmada sergilenen güvercinlerde aranan "Enseli", "Altınbaş" ve "Şeberi" gibi çok özel renk desenleri, bugün Balkanlar’da ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerin yerli fonetiğe uyarlanarak (örneğin "Enseliya", "Altanbash") hala kullanılmaktadır. Sırp yazar Bora Vasiç’in eserlerinde de bahsettiği üzere; bugün Avrupa’da "Yüksek Uçucu" veya "Makaracı" olarak bilinen dünyaca ünlü ırkların atalarının Anadolu’dan gittiğinin en büyük canlı delili, yarışmada podyuma çıkan bu kuşlardır. 8 uzman hakemden sıkı denetim Dr. Hayri Ün, Numan Bilgihan, İbrahim Demir, Ahmet Mıhçılar, Şükrü Akay, Zafer Özçelik, Eren Tavşan ve İskender Damgacı’dan oluşan uzman hakem heyeti, yarışmaya katılan kuşları büyük bir titizlikle değerlendirdi.Bir güvercinin "Safkan Dolapçı" kabul edilebilmesi için çok katı standartlar uygulandı. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesinin olmaması, kuyruk telek sayısının tam 14-16 arasında olması, paça tüylerinin bulunmaması ve göz renklerinin kırmızıya dönük olmaması gibi ırkı diğer benzerlerinden ayıran en kesin çizgiler dikkate alındı. Ayrıca vücut iriliği, bel genişliği, bacak formu, kanat-kuyruk oranı, baş yapısı, renk simetrisi ve genel duruş özellikleri notlandırıldı. Tüy eksiği (yoluk, makaslı) olan veya sağlık durumu elverişli olmayan kuşlar yarışmaya dahil edilmedi. Üç farklı renk grubunda kıyasıya mücadele Dişiler ve erkekler kategorilerinde ayrı ayrı podyuma çıkan Dolapçılar; Düzler (beyaz, siyah, kırmızı, mor, sarı, gök, gümüş), Parçalılar (yamalı, enseli, yangap, şeberi, cihanyelli) ve Çil renkliler (karaçil, gökçil, morçil, gümüşçil, altınbaş) olmak üzere üç ana grupta yarıştı. Özellikle boyun, ense ve omuz aralarındaki renklerin simetrisi (muska yamalı, kara enseli vb.) görsel bir şölen sundu. Titiz değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı Dolapçı Irk Güzelliği Yarışmasında dereceye giren usta yetiştiriciler ve güvercinler ödüllendirildi. Organizasyon komitesi adına konuşan Dr. Hayri Ün, "Yarışmaya katılan tüm katılımcılara genetik mirasa sahip çıkma konusundaki hassasiyetlerinden ötürü özel olarak teşekkür etti. Akhan Kervansarayı’nın taş duvarlarından bugünün gökyüzüne süzülen bu tarihi mirasın, doğru ellerde ve bilimsel kriterler ışığında korunmaya devam edeceği bir kez daha kanıtlanmış oldu. Tüm yetiştiricilerimizin emeklerine sağlık" dedi.
Aydın Kurban alışverişinde ‘küpe’ uyarısı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla yol denetimlerini artırdı. Yetkililer, vatandaşlara küpesiz ve pasaportsuz kurbanlık almamaları uyarısında bulunarak, hayvan bilgilerinin ’Tarım Cebimde’ uygulamasından sorgulanabileceğini hatırlattı. Aydın’da Kurban Bayramı öncesinde hayvan hareketliliğinin artmasıyla birlikte denetimler sıklaştırıldı. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, İl ve İlçe Müdürlükleri Hayvan Sağlığı personelleri güvenlik güçleriyle birlikte yol kontrol uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi ve kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanması amacıyla özellikle geçici kurban satış yerleri ile hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk dikkate alınarak denetimlerin artırıldığı belirtildi. Ekiplerin, hayvan ve hayvansal ürün nakli yapan araçları titizlikle kontrol ettiği ifade edildi. Denetimlerde, iller arası hayvan nakillerinde veteriner sağlık raporu, il içi sığır ve manda nakillerinde pasaport, koyun ve keçiler için ise nakil belgesi ya da beyannamesi bulundurulmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Vatandaşlar uyarıldı Vatandaşlara da uyarılarda bulunan yetkililer, kurbanlıkların yalnızca izin verilen satış noktalarından alınması gerektiğini belirterek, küpesiz ve pasaportsuz hayvanların satın alınmaması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca vatandaşların ’Tarım Cebimde’ uygulaması üzerinden küpe numarasıyla hayvan bilgilerini sorgulayabileceği kaydedildi. Yetkililer, küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımının hem salgın hastalık riskini artırabileceğini hem de cezai yaptırımlara neden olabileceğini vurguladı.