SAĞLIK - 26 Mayıs 2022 Perşembe 17:47

Sıcak hava kavuracak

A
A
A
Sıcak hava kavuracak

Meteoroloji Genel Müdürlüğünce hava sıcaklıklarının, Marmara Bölgesi’nde mevsim normallerinin 4 ile 12 derece üzerinde seyredeceği açıklandı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünce hava sıcaklıklarının, Marmara Bölgesi’nde mevsim normallerinin 4 ile 12 derece üzerinde seyredeceği açıklandı. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarıya çıkılmaması konusunda uyarıda bulunan Uzman Doktor Murat Ülgey, özellikle sıcak havalarda sıvı kayıplarıyla birlikte vücut direncinde düşüşler yaşandığına dikkat çekti.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nce yapılan açıklamada, hava sıcaklıklarının artarak, Marmara Bölgesi’nde (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova) hafta ortasına kadar mevsim normallerinin 4 ile 12 derece üzerinde seyredeceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Buna göre Edirne’de hava sıcaklıklarının 32-35 derece olması tahmin ediliyor.


Hava sıcaklıklarının artmasına bağlı olarak ihtiyaçlarını karşılamak için dışarıya çıkan vatandaşlar, gölgelik alanlarda güneşten korunmaya çalıştı. Kimisi gölgelik olan banklarda oturup dinlenirken kimisi ise iş yerlerinin altına sığınarak güneşten korundu.


Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte özellikle kronik hastalar ve yaşlılar için sıkıntılı günlerin de başladığını belirten Uzman Doktor Murat Ülgey, şeker, tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı ve akciğer hastalığı olan kişilerde değerlerin yükselmesi ve ilaç yetersizliklerinin ortaya çıktığını ifade etti. Özellikle sıcak havalarda sıvı kayıplarıyla birlikte vücut direncinde düşüşler yaşandığını söyleyen Uzman Dr. Ülgey, özellikle kronik rahatsızlığı olanlara belirlenen saatler arasında dışarıya çıkmamaları konusunda uyarıda bulundu.



"10.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmamalı"


Özellikle hava sıcaklığının en yüksek olduğu 10-00-16.00 saatleri arasında güneş altında dolaşılmaması gölgede ve serin yerlerde durulması gerektiği konusunda uyarıda bulunan Uzman Dr. Ülgey, Bunun dışında işlerini halletmek için havanın giderek serinlendiği ve nem oranının düştüğü dönemlerde dışarı çıkılması önerisinde bulundu. Sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken noktalardan birisinin de giyim tarzı olduğunu aktaran Uzman Dr. Ülgey, kıyafet seçiminde mümkün olduğunca açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.


Koyu renkli kıyafetlerin güneşi daha fazla çektiğini ve sıvı kaybı ile güneş çarpmalarına yol açtığını söyleyen Uzman Dr. Ülgey, mümkün olduğunca teri çeken pamuklu kumaştan yapılmış kıyafetleri tercih etmek gerektiğine değindi.


Gıda tüketimi ve sıvı alımının da büyük öneme sahip olduğunu belirten Uzman Dr. Ülgey, "Yüksek sıcaklıklarda terle birlikte bol miktarda tuz kaybı ortaya çıkmaktadır. Bu da vücutta halsizlik, kırgınlık gibi şikâyetlere yol açmaktadır. Sıvı kaybı sonucunda böbrekte iyi çalışmama sorunları ortaya çıkmaktadır. O yüzden mutlaka bol sıvı tüketilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu dönemde normalden daha fazla sıvı tüketilmesi gerekiyor. Ortalama iki, iki buçuk litreden aşağı olmamasını tavsiye ediyoruz" şeklinde açıklamada bulundu.


Yağlı yiyecekler, kızartmalar ve hamur işlerinden mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğine vurgu yapan Uzman Dr. Ülgey, daha çok zeytinyağlı ürünler, meyve ve sebze gibi gıdaların tüketilmesinin uygun olacağını belirtti.



"Sıcak havalarda dışarıya çıkmıyoruz"


Sıcak havalarda evden dışarıya çıkmamaya özen gösterdiklerini söyleyen Vatandaşlardan Sadiye Örs, "Çıktığım zaman da ihtiyacımı görüp evime gidiyorum. Kronik hastayım tansiyonum var. Çok gezemiyorum. Serinde hava almaya çıktım. Gölgelerde dinleniyorum. Normalde de sürekli evde oturuyorum. Akşamüstü ve sabahları çıkıyorum" dedi.



"Özellikle yaşlılar daha dikkatli olmalı"


Hava sıcaklıkları yükselince insanların uygun saatlerde çıkmalarının daha doğru olacağını söyleyen vatandaşlardan Zahide Şendul, "Sabah saatlerinde veya 17.00’den sonra dışarıya çıkılması daha uygun. Özellikle yaşlıların gölgede bulunmaları ve daha az dışarıya çıkmaları iyi olacaktır. Ben güneş gözlüğü, krem ve şemsiye, şapka ile güneşten korunuyorum. Güneşe uygun kıyafetler kullanarak dışarıda vakit geçirmeyi daha uygun buluyorum" dedi.


Bulgaristan’dan Edirne’ye alışverişe gelen Hüseyin Ahmet, "Gölge bulduk oturduk. Sıcak havada dışarıya çıkmamaya çalışıyorum. Çıksam da gölgelerde duruyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."