EKONOMİ - 27 Mayıs 2022 Cuma 12:29

Pazarkule Sınır Kapısı’ndaki modernizasyon çalışmalarının yarısı tamamlandı

A
A
A
Pazarkule Sınır Kapısı’ndaki modernizasyon çalışmalarının yarısı tamamlandı

Türkiye’nin Yunanistan’a açılan sınır kapılarından birisi olan Pazarkule Sınır Kapısı’nda gerçekleştirilen modernizasyon çalışmalarının yüzde 50’si tamamlandı.

Türkiye’nin Yunanistan’a açılan sınır kapılarından birisi olan Pazarkule Sınır Kapısı’nda gerçekleştirilen modernizasyon çalışmalarının yüzde 50’si tamamlandı.


Yaz tatilini ve yıllık izinlerini Türkiye’de geçirmek için yaz aylarında Edirne’den yurda giriş yapan gurbetçi vatandaşların Kapıkule Sınır Kapısı’nda sıra beklerken yaşadığı çilelerin önüne geçmek ve oradaki yoğunluğu azaltmak için geliştirilen alternatif projede sona yaklaşıldı. Yenileme çalışmalarıyla birlikte bölgede kapasite artışının sağlanması hedefleniyor. Pazarkule Sınır Kapısı’nda geçtiğimiz yıl Aralık ayında başlatılan yenileme çalışmaları çerçevesinde 2 olan peron sayısı, 3 giriş 3 çıkış olacak şekilde 6 perona çıkarılacak.


Geçtiğimiz yıl Aralık ayında başlayan modernizasyon çalışmaları fiziki yapıda yüzde 50 ölçüde tamamlandı. Gümrük sahası 4 bin 300 metrekareden 22 bin metrekareye kadar genişletilecek.


Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan ve Edirne Valiliği ve gümrük müdürlüğünün katkılarıyla Yunanistan’a açılan Pazarkule Sınır Kapısı’nda devam eden modernizasyon çalışmaları aralıksız olarak sürüyor.


Pazarkule Sınır Kapısı’ndaki yenileme çalışmalarının teslim süresinde önce tamamlanması beklenirken, turizmin yanı sıra gurbetçi sezonundaki yaşanan yoğunluğun da azaltılması hedefleniyor.


Pazarkule Sınır Kapısı’nda yapılan modernizasyon çalışmaları tamamlandığında yolcu salonu, X-Ray Ofisi ve KİM Müdürlüğü, Köpek Eğitim Binası ve Bakım Odası, Trafo Binası, Kulübeler, Bagaj Röntgeni, PTS Peronları ve Mobil Röntgen bölümü de yer alacak.


Yapılan modernizasyon çalışmalarının kent ekonomisine büyük katkısı olacağını söyleyen Karaağaç Muhtarı Agah Korkan, "Burası bittikten sonra Karaağaç modern bir tesise kavuşacak" dedi.



"Türkiye Cumhuriyetine yakışan bir gümrük haline gelecek"


Pazarkule Sınır Kapısının yapılan çalışma ile Türkiye Cumhuriyetine yakışan bir gümrük haline geleceğini söyleyen Karaağaç Mahalle Muhtarı Agah Korkan, devletin özverili çalışmaları sayesinde burası bittikten sonra Karaağaç’ın modern bir tesise kavuşacağını ifade etti.



"Uzun kuyruklar tarih olacak"


Burada ekonomik olarak da çok büyük ilerlemeler olacağını belirten Korkan, "Gelen yolcular beklemeyecek. Giriş çıkışlar çok kolay olacak. İçeride tesisler olacak. Son model bir Pazarkule Gümrük Kapısı olacak. Ekonomik açıdan da baktığınız zaman tesislerde marketler, alışveriş merkezleri olacak bu sayede iş sahası da açılacak. Gurbetçi sezonunda buradan şehitliğe kadar uzun kuyruklar oluyordu. Kapıkule’de de çok yoğun kuyruklar oluyordu. Pazarkule Gümrük Kapısı açıldığında bu kuyruklar tarih olacak. Gurbetçilerimiz beklemeden rahat şekilde tekrar memleketine dönecek. Lavabosundan marketine kadar tam teşekküllü bir hizmet alacaklar" şeklinde açıklamada bulundu.



"Edirne ve Karaağaç’ın geleceği daha güzel olacak"


Vatandaşlardan Sabri Sevinsel, "Bu güzel yatırımlar için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyoruz. Edirne’nin ve Karaağaç’ın geleceği inşallah bu çalışma bittiğinde daha güzel olacak. Türkiye’nin Edirne şehri şahlanacak. Gurbetçilerimiz buradan gelişlerinde daha rahat edecek. Devletimiz bu konuda çok hassas 1 yıl geçmeden yarısı tamamlandı. Edirne’miz ve Karaağaç’ımızın geleceği için gerçekten güzel bir proje" ifadelerine yer verdi.


Yapılan hizmetten memnun olduklarını söyleyen Karaağaç Mahallesi esnafı Yavuz Sekirden ise, "3 peron olacak bayağı büyük bir çalışma var. Karaağaç, Edirne ve gurbetçiler için çok iyi olacak bir yatırım olduğunu düşünüyorum. Çalışmalar iyi gidiyor bütün esnafa yararlı olur. Kuyruk çilesi sona erdirecek bir çalışma yapılıyor. Çünkü daha önce gurbetçiler geldiği zaman merkeze hatta kent ormanına kadar kuyruk oluyordu. Kapıkule’de yığılma oluyordu bu çalışma ile oradaki yük de azalmış olacak" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."