YEREL HABERLER - 13 Eylül 2013 Cuma 11:15

CAMİNİN KURNALARINI ÇALDILAR

A
A
A
CAMİNİN KURNALARINI ÇALDILAR

Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde, Muradiye Camii’nin şadırvanındaki kurnaları çaldılar.
Caminin avlusunda bulunan çeşmelerin kurnalarını kimin çaldığı henüz belirlenemedi. Uzunköprü Muradiye Camii imamı Cemal Güldü, sabah namazını kıldırmak için camiye geldiğinde şadırvandan suyun aktığını ve kurnaların söküldüğünü görünce şaşırdığını söyledi. Camii cemaati ise, "Tarihimize sahip çıkmak hepimizin hakkıdır. Kendisini bilen bir kişi bunları yapmaz" diye konuştu.
Daha sonra Uzunköprü Müftülüğü tarafından şadırvana kurna takıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Başkan Abdülkadir Şahin: "Darbe girişiminin detayları Bursa’da deşifre edildi" ’Dünü, Bugünü ve Yarınıyla 15 Temmuz Darbe Girişimi’ başlıklı konferansta konuşan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Abdülkadir Şahin, “Darbe girişimi gecesinde ilk gözaltının yapıldığı Bursa’da, girişimin tüm detayları, ele geçirilen listelerle deşifre edildi. Yargı, müthiş bir operasyonla darbecilerin gücünü kırdı” dedi. Bursa Teknik Üniversitesine (BTÜ) 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla konuk olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Abdülkadir Şahin, ’Dünü, Bugünü ve Yarınıyla 15 Temmuz Darbe Girişimi’ başlıklı konuşmasıyla, Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) kuruluşu, büyümesi, darbe girişimi öncesi ve sonrası yaşananları anlattı. Mimar Sinan Yerleşkesi Ali Sümen Salon’da gerçekleşen konferansa, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, Genel Sekreter Selim Uzun, akademik ve idari personel katıldı. FETÖ’nün 1970’li yıllarda farklı bir grup bünyesinde faaliyet gösterdikten sonra kendi bağımsızlığını ilan ederek 1980’li yıllarda büyüdüğünü anlatan Şahin, örgütün Mavi Marmara ve Deniz Feneri davalarıyla hükümetle karşı karşıya geldiğini söyledi. Gezi Olayları ve 17-25 Aralık operasyonlarının da FETÖ terör örgütü tarafından yapıldığını kaydeden Abdülkadir Şahin, tüm bunların engellenmesiyle örgütün, 15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştirdiğini söyledi. Bugüne kadarki en organize ve planlanmış darbe girişiminin 15 Temmuz olduğunu aktaran Abdülkadir Şahin, “15 Temmuz, merkezinde hava kuvvetlerinin olduğu bir darbe girişimidir. FETÖ bu girişime, deşifre olmaması için tüm elemanlarını dâhil etmedi. Ancak darbe girişimi yapacakları deşifre olduğu için gece saat 3’te planlanan girişim, gelen talimatla saat 20’ye alındı” dedi. Darbecilere İlk Gözaltı Bursa’dan 15 Temmuz gecesi Bursa’da yaşananları anlatan Abdülkadir Şahin, kendisinin dönemin Bursa Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu belirtti. O gece, darbe girişiminin olduğu bilgisini alınmasının ardından Yurdakul Akkuş’un sıkıyönetim komutanı olduğunu ve Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığına gittiğini öğrendiğini aktaran Şahin, 19 yıllık Cumhuriyet Başsavcısı olarak aldığı inisiyatifle saat 23.50’de Yurdakul Akkuş için gözaltı kararı verdiğini ifade etti. Emniyetten 8 kişilik polis ekibinin, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığına giderek Akkuş’u gözaltına aldığını ifade eden Şahin, böylelikle darbe girişimi gecesinin ilk gözaltı işleminin Bursa’da yapıldığını kaydetti. Gözaltı işleminin gerçekleştirildiği esnada kendisine, Emniyet’ten Akkuş’un çantasında belgeler bulunduğuna dair haber geldiğini anlatan Şahin, “Akkuş’un çantasında, 23 sayfalık darbe harekât planı ve tüm sıkıyönetim komutanlarının isimleri bulunuyordu. Bir başka listede ise sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirilecek hâkim ve savcı kökenli 423 subayın ismi yer alıyordu. Üçüncü listede ise genelkurmaya bağlı 450 kişilik atama listesi bulunuyordu. Burada kimlerin, hangi mevkilerde yer alacağı belirlenmişti. Bu hayati listeyi ilgili yerlere gönderdik. Devlet bu şekilde topyekûn olarak, Genelkurmayda kimler bu darbenin içinde ya da dışında öğrenmiş oldu” ifadelerini kullandı. Darbe girişiminin başlamasına rağmen; kamu otoritesinin, emniyetin, yargının çalışamaya devam etmesinin vatandaşı cesaretlendirdiğini vurgulayan Abdülkadir Şahin, “Darbeler, anayasa ve Türk Ceza Kanunu’na göre ağır suçtur ancak darbeyi yine meşrulaştıran yargıdır. 1960 ve 1980 darbeleri de yargıyla meşrulaştırılmıştı. Ama 15 Temmuz’da yargı, darbeye karşı pozisyon aldı, halkla bir araya geldi. İşte bu aşamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile vatandaş da devletin tüm organları da darbe girişimini bertaraf etmek için elinden geleni yaptı. Halk sokakları doldurdu, askeri birliklerin önüne kepçeler, kamyonlar koyarak çıkışları engelledi. İkinci bir darbe durumuna karşı yine halk, gece gündüz 45 gün boyunca sokakta nöbetini sürdürdü. Yargı bu süreçte müthiş bir operasyonla, darbe yapanların gücünü kırmaya çalıştı. Darbe, cuma akşamı yapıldı, pazar günü 2 bin 850 hâkim ve cumhuriyet savcısı açığa alındı. Günümüzde FETÖ hala bitmedi ama deşifre oldukları için bir daha operasyon çekemezler” dedi. "Devlet her zaman 18 yaşındadır" ifadesini kullanan Abdülkadir Şahin, sözlerine şunları da ekledi: “Türkiye Cumhuriyeti bir çadır devleti değildir, köklü medeniyeti ve tarihi olan bir devlettir. Bu nedenle herkes müsterih olsun. Bu tür yapılara karşı devletin tüm organları tedbirli. Düşman her zaman düşmanlığını yapar. Önemli olan ona karşı nasıl durdurduğumuzdur.”
Ankara Haymanalı çiftçiler kendi tohumunu üretiyor Haymana Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde çiftçilere kaliteli tohum sağlamak amacıyla Haymana’da 3 noktaya selektör tesisi kuruldu. Tesislerde saatte 5 ton ürün işlemden geçiriliyor. Ankara’nın tahıl ambarı olarak bilinen Haymana ilçesinde Haymana Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde kurulan selektör tesisi kullanılmaya başlandı. Haymana merkez olmak üzere Sındıran ve Tepeköy Mahallesi’ne kurulan selektör tesislerinde Haymanalı çiftçiler ürettikleri buğday ve arpa gibi ürünleri bu tesislere getirerek, kaliteli tohum üretiyor. Haymana Belediyesi bu proje kapsamında çevre bölgelerdeki çiftçilere de hizmet vermeyi hedefliyor. "İlçemize kazandırdığımız selektör tesisinden çiftçilerimiz hasat ettiği buğdayı ve arpayı bu tesislere getirerek, tohuma dönüştürecek" Son dönemlerde artan tohum fiyatlarından sonra çiftçilerin tohumlardan daha fazla verim alabilmeleri amacıyla kurulan selektör tesisleri ile ilgili açıklama yapan Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, "Zor günler geçiren çiftçilerimize destek olmak amacıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ın destekleriyle ilçemize kazandırdığımız selektör tesisinden çiftçilerimiz hasat ettiği buğdayı ve arpayı bu tesislere getirerek, tohuma dönüştürecek. Bu anlamda çiftçimizi pahalı tohum almaktan kurtaracağız. Haymana’mıza ve bölge çiftçilerimize hayırlı olsun" dedi. Tesislerde saatte 5 ton ürün işlemden geçirilebiliyor. İlaçlama yapılan hububatların çuvallanması ve çuval ağızlarının dikilmesi için çuval ağzı dikim makinesi de bulunuyor.
Elazığ AK Parti heyetinden grevde olan işçilere destek AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş ve AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ile beraberindeki heyet, Eti Krom AŞ’ye ait maden sahalarında 13 gün önce haklarının iyileştirilmesi talebiyle iş bırakma eylemi başlatan işçilere destek ziyaretinde bulundu. Elazığ’ın Alacakaya ilçesinde bulunan Eti Krom Yıldırım A.Ş’ye ait maden ocaklarında çalışan işçiler, çeşitli haklar talep ederek isteklerinin yerine getirilmesi için yönetime süre tanımasının ardından eylem başlattı ve eylem yapan işçilerle iki gün önce bir araya gelen ve taleplerini dinleyen Eti Krom AŞ’nin sahibi Ali Rıza Yıldırım, ’’Yarın herkesi kapının önüne koyarım’’ derken işçi de, ’’İş sizin işiniz’’ deyince, ’’Cevap verme bana. Ben sana söz hakkı verince konuşacaksın. Ben burayı sıfır yaparım, yarın da kapıya kilidi vururum. Burası devlette kilitliydi. Para da kazanmıyordu para da kaybetmiyordu. Ben burayı aldım, bu hale getirdim” söylemleri tepki topladı. Yaşanan bu olaylar sonrası AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş ve AK Parti Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ve beraberindeki heyet, Eti Krom AŞ’ye ait maden sahalarında çalışan işçileri ve 13 gün iş bırakma eylemine başlayan işçilere destek ziyaretinde bulundu. Burada işçi ve işçi temsilcileri ile bir araya gelen heyet, sorunları ve taleplerini tek tek dinledi. Ardından basın açıklaması yapan Milletvekili Keleş ve İl Başkanı Yıldırım, yaşanan olaylar ile alakalı üzerlerine düşen gerekli görevi yerine getireceklerini belirtti. Ayrıca, Eti Krom AŞ’nin sahibi Ali Rıza Yıldırım’ın kullandığı cümleleri kesinlikle tasvip etmediklerini kaydetti. “Bir sermaye sahibi olmak hiçbir zaman üstten konuşmaya, bu şekilde aşağılayıcı tarzda konuşmalara sebebiyet verecek bir durum değildir” Süreci yakından takip ettiklerini ifade eden Milletvekili Prof. Dr. Keleş, “Bu süreç artık biraz siyasi boyuttan da çıktı. burada şunu da görüyoruz tüm siyasi partilerden arkadaşlarımız buradalar. Sizlerle beraber oluyorlar, fikirlerini sunuyorlar. Onu da takip ediyor, değerlendiriyoruz ama şunu ifade etmem gerekir ki, bir kere yalnız değilsiniz. Haklı davanızda her zaman sizin yanınızda olmaya devam ettik, bundan sonraki süreçte de sizlerin yanında da mutlaka olacağız. Şuna da dikkat etmek lazım, hiçbir zaman haklıyken haksız duruma düşmemeniz lazım. Yaşanan şeyleri tasvip etmiyoruz. Çünkü o gün oradaki konuşmalar basına yansıyan kısımlar, gerçekten sadece Elazığ’ı değil Elazığ’ın dışına da taştı. Orada o konuşma o üslubun doğru olmadığını düşünüyoruz. En azından hepimiz insanız, insana nasıl davranılması gerektiğini biliyoruz. Bir sermaye sahibi olmak hiçbir zaman üstten konuşmaya bu şekilde aşağılayıcı tarzda konuşmalara sebep bir durum değildir. Dolayısıyla oturup konuşabiliriz, uzlaşabiliriz. Mutlaka sizin dediğinizin hepsi olacak diye bir şey yoktu, aynı şekilde karşı taraf için de öyle ama uzlaşıcı, orta yolu bulucu bir üslup olması gerekirdi. Maalesef bir talihsizlik oldu ve ben bunu bu şekilde yorumluyorum. Eminim ki karşı taraf da böyle bir konuşmayı yapmamalıydım, böyle konuşulmaması gerekirdi, diye düşünüyordur. Bu konuşmaların dışında ucu farklı yere giden söylemler oldu. Bu söylemleri ispatlamakla söyleyen kişiler yükümlüdür. Dolayısıyla da bunun da biz takipçisi olacağız. Eğer böyle bir şey varsa, böyle bir şey konuşuluyorsa açık açık bunun kim olduğunu, kimlerin yaptığını hangi siyasi görüşün böyle bir şey içerisine girdiğini de söylemekle yükümlüdür. Şunu ne söyleyeyim. Burada sessiz bir eylem yapıyorsunuz ve bugün 13. gününde ben bu eylemin olumlu sonuçlanacağına inancım tam. Orta yol bulunacaktır. Bundan sonraki süreçte artık biz takip edeceğiz. Bu takip sadece il bazında aynı zamanda Ankara boyutunda olayın bütün boyutları değerlendiriliyor, gerekli yerlere iletiliyor ve gerekli şekilde uyarılar yapılıyor” dedi. “Görebildiğimiz ve anlayabildiğimiz kadarıyla biraz geri adım var” İnsani duygularla farkındalık oluşturmak ve saflarının belli olması için işçileri ziyaret ettiklerini belirten AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ise “Sermaye sahiplerinin yaptığı yatırımları görmezden gelemeyiz ancak en önemli ve kırmızı çizgimiz çalışan kardeşlerimizi hiçbir şekilde yok sayarak ve bu tür davranış kalıplarını asla ve kata tasvip etmiyoruz. Biz bunun iyileştirmesini yaparken de diyalog kapılarını mutlaka açık bırakacağız. Çünkü öncelikle işçilerin ekmeği. Bir şeyi de net söyleyeyim. Ne ben ne de siyasi vekillerimiz şov yapmaya asla gelmedik. İnsani duygularla farkındalık oluşturmak ve safımız belli olsun diye sizlerin yanına geldik. Biz daha ‘ Asarız, keseriz ve biçeriz’ tarzında çok büyük cümleler de kurabilirdik. Öyle bir şey yok. Mutlaka ve mutlaka bunu çözüm odaklı yaklaşımlarla çözülmesini arzu ediyoruz. Ben, vekilim ve burada olmayan vekillerimizin düşünleri hepsi aynı” şeklinde konuştu. Öte yandan bir muhabirin kendisine yöneltilen, “Milletvekillerine 3 tane aylık veriyorum gidiyorlar” sorusuna cevap veren Milletvekili Keleş, “Bunu şiddetle kınıyoruz. Böyle bir söylem, böyle bir tavır. Bir kere üsluba çok dikkat etmek lazım, hepimiz insanız. Bir sermaye sahibi olmak, insanlara bu şekilde davranmak için bir sebep değildir, olmamalıdır. Bunu kesinlikle kınıyoruz. Siyasiler için kullanılan bu lafın da takipçisi olacağız. Eğer bunu söylüyorlarsa mutlaka altını doldursunlar. Kimi alıyormuş, kim yapıyormuş bunu ada açıkça kalksın cevabını versin. Bunu bir talihsiz açıklama olarak düşünüyoruz. Hukuki boyutunda da ne gerekiyorsa onların da takipçisi olacağız. Ama bu söylemlerin kesinlikle ve kesinlikle bu şekilde olmaması gerekiyordu. Hele ki bu fabrikanın sahibi olan bir kişinin bu söylemlerde ağzından çıkan her lafa dikkat etmesi gerekiyor ve bunun da mutlaka cevabını vermesi gerekir diye düşünüyoruz” diye konuştu.