ASAYİŞ - 26 Şubat 2024 Pazartesi 17:21

CHP’de skandal büyüyor: ’Narkozun etkisindeyken imza attırdılar’ iddiası

A
A
A
CHP’de skandal büyüyor: ’Narkozun etkisindeyken imza attırdılar’ iddiası

Edirne’de CHP içinde yapılan ön seçimle büyük bir farkla belediye başkan adayı seçilen ve daha sonra sağlık sorunları nedeniyle adaylıktan çekildiği ifade edilen Şükrü Ciravoğlu’nun sevenleri eylem yaptı. CHP binası önünde toplanan partililer, yaşanan duruma tepki göstererek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef gösterdi. Hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu ise, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.


CHP Edirne Belediye Başkan Adayı olarak açıklanan Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görürken, alınan karar ile adaylıktan çekildiğini duyurmuştu. Ciravoğlu’nun adaylıktan çekilmesinin ardından CHP Edirne Belediye Başkan Adaylığına Filiz Gencan Akın atandı.


Edirne’de yaşanan olaya eylem yaparak tepki gösteren Ciravoğlu’nun CHP’li üyeleri ve sevenleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e hak, hukuk, adalet sloganları atarak seslerini duyurmaya çalıştı.


Öte yandan tedavisi hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.


Öte yandan, CHP üyesi olan İbrahim Işık’ın iddialarına göre Şükrü Ciravoğlu, tedavi gördüğü hastanede, Genel Başkan Özgür Özel’in yoğun baskılarıyla hastaneye noter gönderilerek görevden el çektirildi.


Diğer partililer de açıklamalarda bulunarak yaşanan olaya tepki gösterdi.



"Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz"


Şükrü Ciravoğlu’nun adaylıktan çektirilmesine tepki gösterdiklerini belirten CHP’li İbrahim Işık, “Biz Cumhuriyet Halk Partililerle binamızın önünde bulunma nedenimiz İl ve Merkez ilçe yönetimin dışında gelişen. Genel Merkezden gelişen, bir irade gaspına karşı buradayız. Ön seçimde açık farkla Şükrü Ciravoğlu, kazandı ve Genel Merkeze iletildi. Bunun takipçisi denetimcisi de Genel Merkezdi. Parti meclisi üyesi bir milletvekilimiz Genel Merkezden gelmiş onların denetiminde Cumhuriyet Halk Partililer mükemmel bir ön seçim yaşatmıştır. Bunu yok sayamazlar. Bunu madem yaptılar; buna uygun hareket etmek, buna göre devam etmek zorundalar. Seçimi açık farkla kazanmış bir aday varken, gereksiz doktorların raporlarında uymayan, sadece hastanede dinlenmesi istenen bir süreçte hasta diye, bu süreci yürütemeyecek diye uydurma bahanelerle Şükrü Ciravoğlu’nun iradesi, dolayışı ile Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz. Elimizden alınamaz. Biz bunu haykırıyoruz. ve tekrar hak hukuk adalet isteyeceğiz. Bundan sonra süreci bekleyeceğiz” dedi.



"Hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz"


Eylemde basın metnini okuyan CHP üyesi Hüseyin Taşkan ise, "Genel Başkanımız Özgür Özel, Belediye Başkan atamalarında ön seçim sonuçlarına uyulacağını ifade etmişti. Edirne’mizde yapılan ön seçimde 1591 oy almış olan Şükrü Ciravoğlu yerine, 683 oy alan Filiz Gencan Akın’ın atanmasına hak, hukuk ve adalet savunucusu olan partimiz adına anlam veremedik. Edirne’mizde 35 yıl sonra ilk defa Belediye Başkanlığı için ön seçim yapılmıştır. Edirne halkının büyük çoğunluğunun duyguları CHP’li üyelerce sandığa yansıtılmış, Şükrü Ciravoğlu açık farkla seçimi kazanmıştır. Sonuçta sadece partililerce değil, toplumun büyük bir kesimi tarafından seçim çalışmalarına başlanmış, geziler ve reklam panolarında seçim vaatlerimiz halka duyurulmaya başlanmıştır. Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği küçük rahatsızlık neticesinde kalbinin tek damarına stent takılması sonrası, Ankara’ya aday tanıtım toplantısına çağrılmış ve gitmiştir. Sonrasında anjiyografi kateter giriş noktası olan kasık bölgesinden cilt altına oluşan küçük kan damlası sızıntısının tedavisi için hastaneye başvurulmuştur. Doktorlar kalbinde büyük kalıcı bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Kendisinin sadece birkaç gün istirahat etmesi gerektiği bildirilmiştir. Yatışının hemen ertesi günü adaylıktan çekilmesi yönünde yapılan söylemleri ve hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz. Edirne’de dürüst ve onurlu bir kişilik olarak tanınan adayımıza yapılan bu uygulama sadece üyeler değil, halk tarafından da yadırganmıştır. Biz bu zihniyete karşıyız” şeklinde konuştu.



"Ankara sesimizi duysun”


Şükrü Ciravoğlu’un adaylıktan çekilmesi üzerine CHP İl binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya katılan Keşan Belediye Başkan Aday Adayı Mustafa Bezbaş, “Örgütün iradesi yok sayıldı. Edirne’nin en dürüst namuslu şerefli insanlarından birisi, 70 yaşına kadar partiye hizmet etmiş, bir tane de maaş kursağından geçmemiş bir insanın farkla kazandığı ön seçiminde hakkıyla atandığı bir görevin gasp edilmesi, elinden alınması ve haksızlığa uğradığı için toplandık. Şükrü ağabeyi geri istiyoruz Genel Merkez. Anti demokratik nedir? CHP düzelirse Türkiye düzelir. Şükrü ağabeyi geri getirin. Seçim kaybedilirse vebali sizin üzerinizdedir.


Genel başkan, bırakın jurnalcileri, dedikoducuları, yalan atanları bırakın. Sadece tertemiz üyeler burada, Şükrü ağabeyi geri istiyoruz. Edirne siyasetini dizayn etmeyi bırakın. Kişilerle işimiz yok. Şükrü ağabey geri gelecek, Edirne’de CHP’si yerel iktidarına devam edecek. Ankara sesimizi duysun” dedi.



"Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum"


Babasının sağlık durumun iyi olduğunu belirten Berk Ciravoğlu, "Babam hastaneye ilk yattığı zaman bir işlemi yarım kalmıştı. 5 gün yatması gerekirken 3 gün erken çıktı. Doktorlar sonraki süreçte ’kalp ritmini düzeltelim, tertemiz çıkaralım’ dediler. Daha sonra Ankara’dan geldiğimiz boş bir zamanda hastaneye yatarak bu işi bitirip, tamamen düzelerek çıkmak istedi. Bu nedenle geçtiğimiz perşembe günü hastaneye yattı. Ama bilgiler Ankara’ya kendisinin acayip kötü durumda olduğu yönünde iletildi. Sanki durumu daha da kötüleşmiş gibi iletildi. Aslında şu anda hiçbir şeyi yok, bir serum bile takılı değil. Bence bu süreçte babamın çok üzerine gelindi. Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii bu durum daha bilgili kişilerce de öğrenilebilirdi" dedi.



"CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor"


Hastane sürecinde tüm yaşananlara tanıklık ettiğini ifade eden Ciravoğlu’nun yardımcısı CHP’li üye Erkan Ak, Ciravoğlu’nun çok baskıcı tavırlarla görevden el çektirildiğini belirterek şunları ifade etti:


“Genel Başkan 4-5 kez aradı telefonları ben açtım. ‘Bu işin sürdürülebilirliği kalmamıştır, seninle değil kadın adayla devam etmek istiyoruz’ dedi. Sonra 3 kez daha aradı, hastaneye İl Başkanı’yla birlikte noter gönderdiğini, noter huzurunda istifa etmesi gerektiğini söyledi. Israrla, çok baskıcı bir tavırla görevden el çektirildi. Sağlık sorunu olmadığı halde bunun yaptırılması CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor.”



"Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız"


Yaşanan sürecin haksız ve hukuksuz olduğunu düşündüğü için bir avukat olarak il seçim kuruluna itiraz ettiğini söyleyen Avukat Cansın Çoğal, “Ben bu süreci duyduğumda haksız ve hukuka aykırı bir süreç olduğunu düşündüğüm için bu karara itiraz etmek istedim. Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız. Bu anti demokratik karar karşı çıkıyoruz. Bu şikayetten sonra kanaatimce Şükrü Bey’in adaylığı düşmez ve süreç devam eder” şeklinde konuştu.



CHP’de skandal büyüyor: ’Narkozun etkisindeyken imza attırdılar’ iddiası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında annenin sözleriyle salon buz kesti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davada müşteki beyanları, ihmaller zincirini ve ailelerin yaşadığı derin acıyı bir kez daha gözler önüne serdi. Yangından yaralı kurtulan işçiler, sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldıklarını, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin göstermelik yapıldığını öne sürerken, yangında kızı hayatını kaybeden bir anne, "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salon sessizliğe gömüldü. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen yangınla ilgili davada müşteki ifadelerinin alınmasına devam edildi. "Dışarı çıkıp çığlık attım" Yangında yaralı olarak kurtulan Keriman Miskin, "4 senedir Raviva Kozmetik’te çalışıyordum. Yangın günü kapı tarafındaydım. Tuncay Yıldız ve Hürol E. ürün karıştırıyordu. Sonra patlama sesi duydum, alev yayıldı, kaçtık. Tuncay Yıldız da yanıyordu, dışarı çıkıp çığlık atmaya başladım. Daha sonra da hiçbir arkadaşımı göremedim. İtfaiye de geç geldi, daha sonra hastaneye gittik. Ben öncesinde masa görevlisiydim. Sonrasında mutfakçıydım ancak mutfakçı adı altında tüm işleri yaptırıyorlardı. Her alanda çalışıyordum. İlk yerde önce kolonya, sonrasında dolum işine girildi. İlk yerde dolum da yapıyorduk. Kurtuluş Oransal bize talimat veriyordu. Yeni yere geçtiğimizde tadilat yapıldığını sanmıyorum, sadece boya yapıldı. İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal bize talimat vermedi. İsmail Oransal’ın Sheliq ürününü yapıyorduk. Shuran’da yapılıyor muydu bilmiyorum. Ben dönemsel çalışıyordum. Ataşehir’deki ofiste kremlerin paketlenmesine de gitmişliğim var" dedi. "Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu" Zabıtalar tarafından denetim yapılmadığını, denetim olacağı zaman da sigortasız işçilerin iş yerinden çıkarıldığını aktaran Miskin, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Yangından bir hafta önce zabıtalar geldi ancak denetim yapmadılar. Kurtuluş Oransal’ın yanına girdiler, sonra çıktılar. Benim hiç sigortam olmadı. Bir gün denetim olacağı söylendi, bizi fabrikadan çıkardılar, ardından aynı gün tekrar çağırdılar. Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu. Gökberk Güngör’ü ürün dolumu yaparken gördüm. Çocuk işçi ve göçmen işçi çalışıyordu. Sağlıksız koşullarda paketlerin üstünde yemek yiyorduk. Yangın merdiveni maliyetli olduğu için Kurtuluş Oransal yaptırmak istemedi" dedi. "Alev aldım, koşarak kaçtım" Fabrikadan yaralı olarak çıkan Ayten Aras, "Pandemi zamanında çalışmaya başladım. Rahatsızlanınca bırakmak zorunda kaldım ancak sonrasında Kurtuluş Oransal yeniden çağırdı. Olay günü paketleme yapıyordum. Patlama sesi geldiğinde ateş yayıldı, ben de alev aldım ve koşarak dışarı kaçtım. İlk yerde dolum, ikinci yerde ise hem dolum hem üretim yapılıyordu. Eski yerde de Shauran ve Sheliq üretiliyordu, yeni yerde yapılmıyordu. Kurtuluş Oransal’ın iki oğlu da geliyordu, zaman zaman yardım ediyorlardı" diye konuştu. "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, "Kızım kömür oldu. Kızım ölmek istemiyordu. Kurtuluş Oransal’ın kötü davrandığını, çok çalıştırdığını ve mesai parası vermediğini bana söylüyordu. Ekipman vermiyormuş, ‘Param yok’ diyormuş. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salonda uzun süre sessizlik hakim oldu. Altun Taşdemir, "Çok acı çekiyoruz. Anneyim ben. Eşim kanserdi, kızım babasına bakmak için çalışmak istedi" dedi. "Kızımı kömür olarak aldım" Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise, "Kanser tedavisi nedeniyle hastanede yattım. Kızımı toprak ve kömür olarak aldım fabrikadan. Maaşını da vermiyorlardı. Sanıkları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. "Sağ verdim, ölüsünü aldım" Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, "Tuğba’yı sağ verdim, ölüsünü aldım. Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu torbaya koyup getirdim" Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, "İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirlerine sarılarak öldüler. Çocuklarımız kömür oldular. Çocuğumu torbaya koyup getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk. Şikayetçiyiz" şeklinde konuştu. "Kızımın iskeletine sarıldım" Cansu Esatoğlu’nun annesi Filiz Esatoğlu, "Kızımın iskeletine sarıldım, kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar" Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu, "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. İnsanların emeklerini sömürdüler. Kan emici vampirler olarak gözünüz doymadı. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı cinayet. Sizler katilsiniz. Yangın merdiveni yok, iş güvenliği uzmanı yok. 7 can kömür oldu. Yoksul oldukları için köle gibi çalıştırdılar Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi. "Üç çocuğum yetim kaldı" Ölen Esma’nın eşi Aytekin Gikan, "Ne yediğim yemekten ne de uyuduğum uykudan tat alıyorum. Üç çocuğum yetim kaldı. Bu şahısların daha fazla para kazanması için yetim kaldılar. Gözlerini hırs bürümüş. Eşimi işten çıkarmıştım. Sigorta yapacağız diyerek 3 ay oyaladılar. Sonra bu olay yaşandı. Zorla eşimi aldılar evden. Yaptıkları kremden eşimin elleri alerji oluyordu" şeklinde konuştu. "Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu" Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, "Düzce’de Kurtuluş Oransal ile babam birlikte çalışıyordu. Sonra işten ayrıldı. Dilovası’nda babamı ziyaret ettiğimde Kurtuluş Oransal’ın fabrikada sigara içtiğini gördüm. Bu fabrika sadece Kurtuluş Oransal’ın değildi, çocukları ile birlikteydi. Çalışanların hiçbirinin iş tanımı yoktu. Herkesten şikayetçiyim. Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu. Bunu babamdan öğrendim" diye konuştu. "Zabıtalar parfümle gönderiliyordu" Tuncay Yıldız’ın kızı Nursena Yıldız, "Babamdan zabıtalar geldiğinde parfüm verilerek gönderildiklerini duydum. Tüm denetimin Ali Osman A.’nın Çorlu’daki fabrikasından geçtiğini söylemişti. Dün Ali Osman A.’nın güldüğünü gördüm. Ailesine selam veriyor. Yanan kendi ailesi olsaydı böyle davranabilir miydi? Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Bizimle iletişime geçmeye çalıştılar" Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, "Bunlara finansal desteği veren Ali Osman A.’dır. Eşim, Kurtuluş Oransal’ın ‘arabada yattığını’ söylediğini anlattı. Kurtuluş ile eşi barışmıştı. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim. Çetin A., Düzce’deki eski ev sahibi, olay sonrasında bizimle iletişime geçmeye çalıştı ancak kabul etmedik" dedi. "Kremlerin arkasında Tekirdağ adresi vardı" Şengül Yılmaz’ın kızı Eminenur Aldeniz, "Annem akşam beni aradı ancak konuşamadı. Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" ifadelerini kullandı. "Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu" Ölen Şengül’ün kız kardeşi Emine Bulut ise, "Daha önce 1 ay boyunca Raviva’de çalıştım ancak sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu" dedi.
İstanbul A Milli Futbol Takımı’nda 8 değişiklik A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya karşılaşmasının 11’ine göre Romanya karşısında sahaya 8 değişiklikle çıktı. A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa elemeleri play-off turu yarı final maçında Beşiktaş Park’ta Romanya ile karşı karşıya geliyor. A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya maçının 11’ine göre Romanya karşısında 8 değişiklik yaptı. Montella; Altay Bayındır, Merih Demirel, Çağlar Söyüncü, Zeki Çelik, Salih Özcan, Orkun Kökçü, İrfan Can Kahveci ve Deniz Gül’ün yerine Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Abdülkerim Bardakcı, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu’na göre verdi. Millilerde Merih Demiral ile Zeki Çelik sakatlıklarından, Muhammed Şengezer, Ahmetcan Kaplan, Mustafa Eskihellaç ve Semih Kılıçsoy da teknik heyet kararıyla 23 kişilik kadroda yer almadı. Millilerin 11’i A Milli Futbol Takımı karşılaşmaya; Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydin, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu 11’i ile başladı. Yedeklerde ise Mert Günok, Altay Bayındır, Atakan Karazor, Eren Elmalı, Salih Özcan, Orkun Kökçü, Deniz Gül, Ozan Kabak, İrfan Can Kahveci, Oğuz Aydın, Yunus Akgün ve Kaan Ayhan bekledi. Kapalı gişe A Milli Futbol Takımı’nın, Dünya Kupası yolunda bu önemli karşılaşmasında taraftarlar yalnız bırakmadı. Yurt dışından ve çevre şehirlerden gelen kırmızı-beyazlı taraftarlar, Beşiktaş Park’ta yapılan müsabakada tribünleri doldurdu. Taraftarlar yaptıkları tezahüratlarla futbolcuları maça hazırladı. Tribünlere Türk bayrakları bırakılırken, müsabaka öncesinde taraftarlar bayrakları sallayarak güzel bir görüntü oluşturdu. Deplasman tribününde de Romanya taraftarları yer aldı. Mehteran Takımı saha kenarında Bu karşılaşmaya özel saha kenarında Mehteran Takımı yer aldı. Müsabaka öncesinde Mehteran Takımı, Mehter Marşı çalarak futbolculara destek verirken, taraftarları da coşturdu.