EKONOMİ - 10 Ağustos 2023 Perşembe 15:48

Gurbetçiler: "Bayrağımızı görünce tüylerimiz diken diken oluyor"

A
A
A
Gurbetçiler: "Bayrağımızı görünce tüylerimiz diken diken oluyor"

Türkiye’de yaz tatillerini tamamlayan gurbetçiler, dönüş yolunda Avrupa’da çalıştıkları ülkelerde tekdüze bir yaşam sürdürdüklerini ifade etti.


Yaşadıkları Avrupa ülkelerinden yıllık izinlerini Türkiye’de sevdikleriyle birlikte geçirmek için gelen gurbetçiler, geri dönüş yoluna geçti. Tatillerini tamamlayan gurbetçiler, dönüş yolunda Avrupa’da yaşamanın ve hayat şartlarının çok zorlaştığını ifade etti.


Avrupa’ya dönüşte bazı gurbetçiler hava yolu ve kara yolunu tercih ederken, bazı gurbetçiler ise arabalı treni tercih ediyor. Edirne Tren Garı’nda hareket eden arabalı tren, saatler süren yolculuğun ardından Avusturya’nın Villach şehrinde son buluyor. Yaşadıkları Avrupa ülkelerine geri dönmenin burukluğunu yaşayan gurbetçiler, ülkeden hüzünle ayrılıyor. Arabalarını oto kuşet vagonlara yükleyen gurbetçiler, kompartımanda yolculuk yaparak saatler süren yolculuğun ardından ülkeye Yunanistan ve Bulgaristan’a sınırı olan Edirne’den Avrupa’ya giriş yapıyor.


Avusturya’nın Villach şehrinden hareket eden Optima Express Treni, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan’ın ardından Edirne Tren Garı’na ulaşıyor.


Dönüş yolundaki gurbetçiler, Türkiye’den Avrupa’ya gitmek isteyen vatandaşlara ülkenin kıymetinin bilinmesi gerektiğini ve Avrupa’da sanıldığı gibi bir hayatın olmadığını ifade etti. Almanya Tübingen yaşayan gurbetçi Doğanay Bayrak, Avrupa’da kimsenin para hediye etmediğini belirterek, “Tabii ki orada da çalışıyorsunuz. Orada da her şey pahalı. Hayat şartları orada da zor” dedi.



"İki devlet arasında perişan olduk"


42 senedir Almanya’da yaşadığını belirten gurbetçilerden Süleyman Avşar, Almanya’da yabancı Türkiye’de Almancı olarak görüldüklerinden dolayı bu durumdan yakınarak, “Burada bize Almancısınız diyorlar ve bizi dışlıyorlar. Orada da yabancısınız diye dışlıyorlar. İki devlet arasında o kadar çaresiz bir halde yaşıyoruz. Perişanlığımızı siz de görüyorsunuz. 1980 yılından beridir Almanya’da yaşıyorum. Orada 3 çocuğum oldu ve 3 çocuğumu da büyüttüm. Çocuklarım orada doğdu, büyüdü ve okudular ama hala da yabancılar. Benim kızım Almanya’da gördüğü yabancılık muamelesi yüzünden İstanbul’a gelerek öğretmenlik mesleğini sürdürmeye karar verdi. Kızım kendi insanımıza hizmet edeceğim dedi ve İstanbul’a geldi. Ülkeye girişte Kapıkule Sınır Kapısı’nda bayrağımızı görünce çok heyecanlanıyoruz. Bayrağımızı görünce tüylerimiz diken diken oluyor. Bu duyguyu hiç anlatamam. Biz memleket hasreti ile Almanya’da yaşıyoruz. Senede 1 defa tatil yapabiliyoruz. Memleket hasreti ile geliyoruz ama maalesef burada vatandaşlar, siz Almancısınız deyip bizi dışlıyorlar, hor görüyorlar. Ben bu sene hor görüldüğümüzü daha çok hissettim. Çok üzüldüm. Orada zaten yabancıyız diye horluyorlar, burada Almancısınız diye horluyorlar. İki devlet arasında perişan olduk” şeklinde konuştu.



"50 yıldır Almanya’da köle gibiyiz, Avrupa zor"


Almanya’nın Stuttgart şehrinden Türkiye’ye gelen Recai Aytekin ve Nurşen Aytekin çifti, Almanya’da robot gibi yaşadıklarını vurgulayarak, “Her gün sabah işe akşam eve dönüyoruz. Çalıştıktan sonra har vurup harman savurursan tabii ki de geçinmek her yerde zordur. Şu an Almanya’da çalışmak da geçinmek de zor. Orada her şey zorlaştı, aldığımız aylıklar yine aynı aylıklar. Kiralar çok yükseldi, pahalılık var. Eski Almanya yok artık. Almanya’ya gitmeyi kimseye tavsiye etmiyorum. Kendi memleketimiz gibisi yok. En güzel bizim ülkemiz, devletimiz. Burada çalışacaksın, yaşayacaksın, yiyip içeceksin ve Allah’a şükredeceksin. 50 yıldır Almanya’dayız, köle gibiyiz, Avrupa zor. Orada sabah işe akşam eve, sosyal hayatın yok. Memleketimiz Almanya’dan daha güzel. Almanya’ya gelmek isteyen buyursun gelsin ama bir gün bile çalışamazlar. Almanların işlerine bir gün bile katlanamazlar. Almanya göründüğü gibi değil. Türkiye’de istediğin gibi hareket edebilirsin ama orada öyle bir şey yok. Vatandaşlarımız Türkiye’de kalsın ve iş sahibi, meslek sahibi olsun. Kendi memleketi için çalışıp uğraşsın gençler. Gençler, devletine milletine saygılı sevgili olsunlar” ifadelerini kullandı.



Gurbetçiler: "Bayrağımızı görünce tüylerimiz diken diken oluyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Gerçeğini aratmayan sahte ihbar ile Polis Teşkilatı’nın 181. Yıl dönümü kutlandı Bursa’nın İnegöl ilçesinde 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü kapsamında mahalle sakinleri, polis ekiplerine unutulmaz bir sürpriz hazırladı. Gerçeğini aratmayan "kavga ihbarı" ile olay yerine çağrılan ekipler, karşılarında konfeti, meşale ve pastalı kutlama bulunca şaşkınlık yaşadı. Sürpriz anlar böyle görüntülendi. İnegöl Fatih Mahallesi Muhtarı Eser Yusufoğlu ile İnegöl Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Rüstem Musaoğulları öncülüğünde hazırlanan sürprizde, mahalle sakinleri önce 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kavga ihbarında bulundu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen polis ekipleri olay yerine yaklaştığında, mahalle sakinleri rol gereği birbirlerine tekme ve yumruklarla saldırıyormuş gibi yaptı. Kavgayı ayırmak için müdahale eden polis ekipleri, bir anda konfeti ve meşalelerle karşılandı. Ardından getirilen pasta ile polislerin 181. kuruluş yıl dönümü kutlandı. Pastayı üfleyen ekipler, duygu dolu anlar yaşarken mahalle sakinlerine teşekkür etti. Fatih Mahallesi Muhtarı Eser Yusufoğlu yaptığı açıklamada, "Bugün polis teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümü. Biz de amirlerimize küçük bir şaka yapalım dedik. Ne mutlu bizlere ki böyle güzel polislere sahibiz. İnşallah her zaman şaka niyetli polislerimizi çağırırız. Hepsinden Allah razı olsun." dedi. İnegöl Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Rüstem Musaoğulları ise, "Polis teşkilatımızın yıldönümünü kutluyorum. Her şartta güvenliğimizi sağlıyorlar. Ahıska Derneği olarak tüm polislerimize teşekkür ediyoruz. Her zaman devletimizin ve milletimizin yanındayız." ifadelerini kullandı. Polis memuru da mahalle sakinlerinin hazırladığı sürpriz için teşekkür ederek, "Mahallemizin yapmış olduğu 10 Nisan kutlaması ile ilgili sayın muhtarımıza ve mahalle halkına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Her zaman bu şekilde güzel kutlamalarla karşılaşmak ümidiyle" dedi. Hazırlanan sürpriz kutlama, hem polis ekiplerinin hem de mahalle sakinlerinin yüzünü güldürdü.
Manisa Manisa’da zirai don nöbeti MANİSA (İHA) – Manisa’nın Demirci ilçesinde hava sıcaklıklarının eksi 3 dereceye kadar düşmesiyle birlikte badem üreticileri, ürünlerini korumak için bahçelerinde "zirai don nöbeti" tutmaya başladı. Çiftçiler, saman balyaları ve badem kabuklarını yakarak dumanlama yöntemiyle ağaçlarını don tehlikesine karşı korumaya çalışıyor. Demirci ilçesinde özellikle 900 rakımın üzerindeki ve 1000 metreye yakın bölgelerde bulunan badem bahçelerinde, ağaçların çiçeklenme ve filizlenme döneminde zarar görmemesi için üreticiler yoğun mesai harcıyor. Meteoroloji verilerine göre 11 Nisan tarihine kadar sürmesi beklenen soğuk hava dalgasına karşı çiftçiler, akşam saatlerinden itibaren bahçelerinde dumanlama çalışmalarına başlıyor. Gece boyunca süren bu çalışmalar, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor. Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt da zirai donla mücadele eden üreticileri yalnız bırakmayarak gece saatlerinde bahçeleri ziyaret etti. Yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Şenyurt, üreticilere teknik destek sağlayıp alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. "Dumanlı koruma" ile ürünlerini kurtarmaya çalışıyorlar Oyukarkası mevkisinde bulunan ve 250 dönümlük alanda 5 bin badem ağacıyla üretim yapılan Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği’nde de yoğun bir mücadele yürütülüyor. Gece saatlerinde sıcaklığın eksi 3 dereceye kadar düştüğü bölgede üreticiler, yaktıkları materyallerden çıkan yoğun duman sayesinde bahçe içerisindeki sıcaklığı sıfır derece civarında tutarak filizlerin donmasını önlemeye çalışıyor. Çiftlik yöneticisi İsmail Hakkı Sular, geçen yıl zirai don nedeniyle ürün alamadıklarını belirterek, "5000 badem ağacımız var. Bu yıl tedbirlerimizi artırdık. En kolay yöntem dumanlama. Kendi ürünümüz olan badem kabuklarını yakıyoruz, çünkü daha uzun süre duman sağlıyor. Sigortamızı yaptırdık ama mücadeleyi bırakmıyoruz" dedi. "Erken uyarıları dikkate aldık" Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt ise geçen yıl yaşanan don olayını hatırlatarak, bu yıl da benzer risklerin bulunduğunu ifade etti. Şenyurt, "Bakanlığımız geçtiğimiz yıl çiftçilerimize destek vermişti. Bu yıl da meteorolojik verilere göre zirai don riski var. Biz de üreticilerimizi önceden uyardık ve sahada çalışmaları takip ediyoruz. İlçemizde 14 bin dekar badem üretim alanı bulunuyor. Meyve veren yaklaşık 200 bin, gelişim aşamasında ise 400 bin badem ağacı var. Bu sezon 500 ton rekolte bekliyoruz" diye konuştu. Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği Ziraat Mühendisi Muharrem Çaka da erken uyarı sistemlerini dikkate alarak önlem aldıklarını belirterek, "Önümüzdeki iki gece sıcaklığın eksi 3 dereceye düşmesi bekleniyor. Dumanlama yöntemiyle bahçemizde yaklaşık 2 derecelik bir sıcaklık artışı sağlayarak bademlerimizi korumaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Zirai don riskinin devam ettiği Demirci’de çiftçiler, ürünlerini korumak için gece boyunca nöbet tutmaya devam ediyor.