ÇEVRE - 30 Temmuz 2023 Pazar 16:11

Meriç Nehri’nde kuraklık alarmı

A
A
A
Meriç Nehri’nde kuraklık alarmı

Edirne’nin önemli su kaynaklarından olan Meriç Nehri’nin debisi, hava sıcaklıklarının da artması ile birlikte son 3 ayda yaklaşık yüzde 50 düştü.


Sıcak havalar nehirlerdeki su seviyesini de etkiliyor. DSİ verilerine göre, Meriç Nehri’nin Kirişhane mevkiinde nisan ayında 95 metreküp/saniye olan su seviyesi, temmuz ayında yapılan ölçümde 53 metreküp/saniyeye düştü. Edirne’de kışın taşkınlarla, yazın ise kuraklıkla gündeme gelen Meriç Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesi halkı endişelendiriyor. Su seviyesinin azalmasına bağlı olarak nehrin ortasında adacıklar, taşlar ve ağaç kütükleri gün yüzüne çıkarken, bir köpeğin nehir üzerinde yürüyerek karşıdan karşıya geçmesi görenleri hayrete düşürdü.



“Bir gün bu su akmayabilir”


Meriç Nehri’nin Edirne için çok önemli olduğunu belirten coğrafya öğretmeni Gamze İmrak Boztuna, nehirdeki su seviyesinin azalmasının her anlamda bölgedeki yapıyı etkilendiğini vurgulayarak, “Meriç Nehri geçmiş dönemde de çok önemli bir yere sahiptir. Bu bölgede yaşayanlar olarak bizler de bunun farkındayız. Edirne’nin son 50 yıllık verilerine baktığımızda gerçekten de yağış döngüsünün çok değiştiğini ve azaldığını gördük. Bu da hepimizi etkileyecek bir durumdur. Bu nehir pirinç tarımı için çok önemli bir nehirdir. Aynı zamanda burada bir ekolojik sistem döngüsü olduğu için nehirde bir canlı yaşamı da var. Balıklardan tutun da kurbağalara kadar burası bir sucul ekosistem. Bizim bunu kaybetmemiz demek tabii ki ekosistemsel olarak da oldukça büyük bir değişimi meydana getirecektir. Doğanın dilinden konuşup onu anlamamız gerekiyor. Doğanın bize verdiklerini ona vermemiz gerekiyor. Doğayı kirletmeden uyumlu çalışmak zorundayız. En büyük mesajım da şu olacak; suyu her açtığımızda bir kez daha düşünmeliyiz ki bir gün bu su akmayabilir. Bu farkındalık ile ilerlememiz gerekiyor. Damlaya damlaya yok olur. O yüzden bir damla demeyelim ve bir yerde bir su patlağı gördüğümüzde ya da boşa akan bir çeşme gördüğümüzde kapatabiliriz. Bunları küçük bir önlem olarak görebilirisiniz ama bunu milyona vurduğunuzda gerçekten çok büyük bir etken olacaktır. Tarımsal kuraklıkla mücadeleyi bizim modern sulama tekniği dediğimiz damla sulama ile yapmalıyız. Eğer bir ürünün artık suya ihtiyacı yok ise artık sulamamalıyız. Ya da daha modern yöntemlere geçmeliyiz. Türkiye bir Akdeniz ülkesi olduğu için kuraklık riski olan bir ülkedir. Bize çölleşme ve kurak çok uzak değildir. Biz bir orta kuşak ülkesiyiz. Hepimiz elimizi taşın altına koyup her anlamda önlem almalıyız” dedi.



“Artık kara parçaları ve toprağı da görür olduk”


33 yıldır Edirne’de yaşadığını ifade eden emekli beden eğitimi öğretmeni Şengün Yıldız, Meriç Nehri’nde eski derbilerin olmadığını belirterek, “Maalesef iklim şartlarına bağlı küresel ısınma çok arttı. Ülkenizde ve yurtdışında yaşanan bu sıcaklıklar da suların çekilmesinde büyük etken oldu. Sularımızı yeterince ekonomik kullanmazsak daha da kuraklık çekeceğiz. Bir köpeğin yürüyerek Meriç Nehri’ni geçmesi şimdiye kadar görülen bir şey değildi. Vatandaşlarımızın suları daha dikkatli kullanması gerek. Çiftçilerimizin de hasadı, ekimi ve dikimi, her şeyi su ile oluyor. Onlara destek vermek adına suyu olabildiğince daha ekonomik kullanmak gerekiyor. Araç yıkama konusunda bile daha tasarruflu davranmalıyız. Bu konuda üstümüze düşen çok görev olduğu için herkesi su kullanma konusunda daha ekonomik ve tasarruflu olmaya davet ediyorum. Meriç Nehri’ni daha önce hiç görmedim. Bulgaristan’da baraj kapakları açıldığında eskiden taşkınlarla gündeme gelirdi ama ben Bulgaristan baraj kapaklarını açmasa bile bundan daha iyi ve daha yoğun bir su seviyesi görüyordum. Şu anda göründüğü gibi artık kara parçaları ve toprağı da görür olduk. Bu durum Edirne’miz için yüz akı değil. Çok zor şartlar bizi ve çiftçilerimizi bekliyor. Çiftçilerimiz üretemezse bizler aç kalırız” diye konuştu.



“Böyle giderse her yerde adacıklar çıkacak ve nehir diye bir şey kalmayacak”


Edirneli Can Hıdır, her zaman Meriç Nehri’nde su üstünde olduğunu ve balık tuttuğunu anlatarak, “Burada bizim de kayığımız var, insanları gezdiriyor ve balık tutuyoruz. Bu sene çok büyük bir kuraklık olduğu için kuyularda bile artık suyumuz kalmadı. Diz kapaklarına kadar su var. Bulgaristan da baraj kapaklarını açmadığı için kuraklık yaşanıyor. Kapakları açsalar böyle olmayacak. Suyumuz yok artık. Böyle giderse her yerde adacıklar çıkacak ve nehir diye bir şey kalmayacak” şeklinde konuştu.



"Gelecek nesiller bu nehrin tamamen kuruduğunu görmemelidir"


Gelecek nesillerin Meriç Nehri’nin tamamen kuruduğunu görmemesi gerektiğini söyleyen Ferit Boztuna, “Küresel iklim değişikliğiyle beraber hem hava sıcaklıklarının artması hem de aşırı kuraklık insan, hayvan ve her türlü bitki yaşamını olumsuz etkiliyor. Gelecek nesiller bu nehrin tamamen kuruduğunu görmemelidir. Bu sorun ise bizim bugünden itibaren alacağımız önlemlerle olacaktır. Bizler de doğanın bir parçasıyız. Dolayısıyla doğada var olan bütün canlılara yeteri kadar gereken önemi vermek zorundayız. Geleceğe güzel bir doğa, çevre bırakmak bizim temel hedefimiz ve felsefemiz olmalıdır” ifadelerini kullandı.


İnsanların artık kuraklığı görmesi gerektiğini ifade eden vatandaşlardan Necmettin Kanolan, daha dikkatli olunmasını gerektiğini ve kuraklık nedeniyle bir köpeğin nehirde dizlerine kavuşan suyla karşıdan karşıya geçtiğini söyledi.


Meriç Nehri’nde kuraklık alarmı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri MHP’den Gesi ve Erkilet hamlesi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekilleri İsmail Özdemir ve Baki Ersoy tarafından hazırlanan Kayseri’nin Gesi ve Erkilet bölgelerinin ilçe statüsüne kavuşturulmasını öngören kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunuldu. Teklifte, artan nüfus, genişleyen yerleşim alanları ve kamu hizmetlerine erişimde yaşanan yoğunluk gerekçe gösterilerek, söz konusu bölgelerin müstakil birer ilçe haline getirilmesinin hizmetlerin daha etkin ve verimli sunulmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Kayseri’nin tarih boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yaptığına dikkat çekilen teklifte, özellikle Kültepe gibi merkezlerin şehrin köklü geçmişini ortaya koyduğu vurgulandı. Bu tarihsel birikimin günümüzde artan nüfus ve ekonomik gelişimle birlikte yeni bir idari düzenlemeyi gerekli kıldığı belirtilirken, Gesi ve Erkilet bölgelerinin sahip olduğu potansiyelin altı çizildi. Teklifte Erkilet’in, Hıdırellez Tepesi, Hızır İlyas Köşkü ve Yamula Barajı gibi önemli noktalarıyla dikkat çektiği, aynı zamanda Nuh Naci Yazgan Üniversitesi ile eğitim alanında da gelişim gösterdiği ifade edildi. Gesi’nin ise tarihi dokusu, doğal yapısı ve kültürel değerleriyle öne çıkan bir yerleşim alanı olduğu kaydedildi. Kanun teklifinde, yeni ilçelerin kurulmasıyla birlikte kamu hizmetlerinin daha planlı yürütülmesi, yerel ihtiyaçların daha hızlı karşılanması ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca düzenlemenin, Kayseri’nin genel kalkınmasına katkı sunacağı ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına yardımcı olacağı ifade edildi.
Kayseri Bu proje ile suça sürüklenen çocuklar topluma kazandırılacak Kayseri’de, suça sürüklenen çocukların suçtan uzaklaştırılması, topluma kazandırılması ve güvenli bir gelecek inşa edebilmeleri amacıyla yürütülen önleyici ve rehabilite edici çalışmaların yer alacağı ’Sensiz Olmaz’ Projesinin tanıtım toplantısı düzenlendi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "Suç bataklığını kurutmadan rahat yok" dedi. Kayseri Valiliği himayelerinde, Kocasinan Kaymakamlığı tarafından koordine edilen, suça sürüklenen çocukların suçtan uzaklaştırılması, topluma kazandırılması ve güvenli bir gelecek inşa edebilmeleri amacıyla yürütülen önleyici ve rehabilite edici çalışmaların yer aldığı ’Sensiz Olmaz’ Projesinin tanıtım toplantısı düzenlendi. Vali Gökmen Çiçek başkanlığında Valilik Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantıda konuşan Vali Çiçek, "Biz Kayseri’de suç oranlarının azaltılması, evlatlarımızın tehlikelere karşı terk edilmemesi için mücadele ettiğimizi defalarca haykırdık. Hepinizin bildiği gibi Kayseri’de çocuklarımız için bir proje ortaya koyduk. Bugün 66 ERVA Spor Okulu’na ulaştık. 16 bin öğrenciye ulaştık. Bu 16 bin öğrenci aktif lisanslıdır. Bu Türkiye’nin en büyük sportif projelerinden biridir. Göktim Akademi 13 atölyeye ulaştı. Göktim Akademi ile mühendislik alanına meraklı çocuklarımızı teknolojiyle buluşturmak için imkânlar oluşturuyoruz. Bunların yanında hiçbir evladımızı ayırmadan, suça karışmış olan çocuklarımızı; bir şekilde dezavantajlı ortamlarda büyümüş ve yaşanan süreçler nedeniyle suçla aşırı şekilde iç içe olmuş çocuklarımızı ne yapacağız? Bununla ilgili Kocasinan Kaymakamlığımızla bir proje gerçekleştirdik. İl Aile ve Sosyal Hizmetler bu konuda çok büyük bir gayret gösteriyor. Aile Müdürlüğümüzün de tecrübelerine dayanarak Kocasinan Kaymakamlığımızla "Sensiz Olmaz" projesini ortaya koyduk. Bakın, 15 yaşında 23 suç kaydı olan; henüz 17 yaşında olup 32 suç kaydı bulunan çocuklarımız var. Kendi hayatlarını yok ettikleri gibi yarın gelip bizim ve sizin evlatlarımızla şehirde bambaşka meselelerle karşımıza çıkmaları da muhakkaktır. Bu çocuklarımızın bir şekilde o ortamdan kurtarılması gerekiyor. En azından İbrahim A.S.’ın ateşine su taşıyan karınca gibi bir mücadele verilmesi gerekiyor. Biz ilk başladığımızda sadece suça karışan çocukları o ortamdan çekip çıkarmak için yola çıktık. Ancak bir eve gittiğimizde, evdeki üç çocuğun da suça karıştığını ve annenin hapiste olduğunu gördük. "Sensiz Olmaz" projesi, bütün bu projelerle birlikte, en son noktada çocuklarımızdan bir tekini bile o ortamdan kurtarabilirsek bunu başarı sayacağımız bir meseledir" dedi. "Bataklığı kurutmadan rahat yok" TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, suçun önüne geçmek için sineklerle tek tek uğraşmak yerine bataklığın kurutulması gerektiğini söyleyerek, "Bugün bir bakanlık gelip de valimize ‘Sen neden ERVA’yı kurmadın?’ diye bir soru sormaz. İstese olmazdı fakat bizde ERVA var. Çeşitli illere gidiyoruz, konuşmalar yapıyoruz, insanları dinliyoruz. Burada biz, Kayseri olarak ne kadar övünsek azdır. Bu durumda Valimiz, il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız gerçekten bir uyum ve dayanışma içinde. Kimseyle yarış içerisinde değiliz; şehrimizi layık olduğu yere getirmek için elimizden gelen samimiyeti gösteriyoruz. Kayseri dışında olan bazı gelişmeler var. Her yıl özetlemek gerekirse, 2000 yılı ile bugün arasında ne fark var? İletişim ve ulaşım farkı var. İstanbul’dan Ankara’ya telefon edeceğiz diye bir günümüzü harcıyorduk. Kayseri’den İstanbul’a gitmek en iyi şartlarda 12 saat sürüyordu. İletişim hızlandı, ulaşım hızlandı. Sosyal medya öyle bir ortam ki iyisi de var, kötüsü de var. Sosyal medyayı kullanarak dil, matematik, tarih öğrenebilirsiniz. Fakat diğer taraftan kumar dâhil her işe girebilirsiniz. Bunların hepsinin yönetimi için çalışmamız lazım. Bizim sineklerle tek tek değil, bataklıkla uğraşmamız lazım. Bataklığı kurutmadan rahat yok. 4-12 yaş arasındaki eğitim çok önemli. Buna ‘Bed-i Besmele’ diyorlar. Bir çocuk 4 yıl, 4 ay, 4 gün olduğunda okula başlıyor. Bu çocuk geldiğinde değerler sistemi ve her şey inançla başlıyor. İnançlar topluluğu, dinî ve millî inançlar toplumun, bizim de değerler sistemimizi meydana getiriyor. Değerler sistemi de sizin tutumunuzu meydana getiriyor. Tutum, sizin davranışlarınızı belirliyor. İşin başlangıcından itibaren çocuklarımıza millî ve manevi değerlerimizi ortaya koymakta fayda var. Biz dünkü devlet değiliz. Bizim 2 bin 500 yıllık büyük Türk hakanlığı geçmişimiz var. Bu değerler sisteminden varacağımız yer, pratik sonuç olarak otokontroldür. Herkesin başına polis, herkesin başına savcı koyamayız. Onun için başlangıçta çocuğa değerler sistemini yükleyeceksiniz. Emniyet Genel Müdürlüğümüzün duvarında yazılı olduğu gibi: ‘Herkesin vicdanı kendi polisidir. Polis, vicdanı olmayanların peşindedir.’ Anneye babaya gerek kalmadan çocuk kendi kararını verebilmeli: ‘Benim bu saatte eve gitmem gerekir, ben sigara içmem, kopya çekmem, hırsızlık yapmam, uyuşturucu kullanmam’ gibi çocuğun kendi kendini kontrol edebilmesi için bizim 4-12 yaşta mutlaka eğitimi kullanmamız lazım. Bizim 5-10 yıllık geleceğimizin temelinde bu var" ifadelerini kullandı.