EĞİTİM
Genel Müdür Çay, "Gazetecilik mesleğinde iş kaybı riskinin söz konusu" 30 Nisan 2026 Perşembe - 17:54:05 Anadolu Üniversitesi’nde öğrencilerle bir araya gelen Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazetecilik mesleğinde iş kaybı riskinin söz konusu olduğunu belirterek, "Birçok medya kuruluşu kendi haber doğrulama araçlarını yazıp kullanmaya başladı. Kitlelere özel haber deneyimi ve kişiselleştirme imkânı yine fırsatlar başlığı altında sunabileceğimiz başlıklardan bir tanesidir" dedi. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından "İletişim Buluşmaları" kapsamında düzenlenen "Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik" başlıklı etkinliğe, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay katıldı. Öğrecilere sektördeki gelişmeler hakkında bilgi veren Çay, yapay zekanını gazetecilik dalına olan etkilerinden söz etti. "Sektörle akademiyi birbirine yaklaştırmaya çalışıyoruz" Etkinlikte ilk olarak kürsüye çıkan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, yaptığı konuşmada, "İletişim Buluşmalarında amacımız akademide ürettiğimiz bilgiyle sektördeki tecrübenin, sektördeki işin olabildiğince birbirine yakın olması ve yaklaştırılmasıdır. Bu sadece Türkiye’de değil dünyada da böyledir; akademi genellikle, sektörün biraz gerisinde kalır. Sektör çok hızlı gider, biz onu öğretmeye biraz daha geç başlarız. Ama biz yaptığımız bu tür sektör akademi buluşmalarıyla olabildiğince sektörle akademiyi birbirine yaklaştırmaya çalışıyoruz. Buradaki akademisyen arkadaşlarımızın gençlere, üniversite öğrencilerine öğrettiği bilgilerin mezun olduktan sonra sektörde ne kadar işe yarayabileceği, ne kadar işe yaraması gerektiği en büyük amaçlarımızdan bir tanesidir. Olabildiğince buradaki öğrettiğimiz bilgilerin mezun olduktan sonra iş hayatında öğrencilerimizin kullanabileceği bilgiler olmasını istiyoruz" dedi. "Gazetecilik mesleğinde iş kaybı riski söz konusu" Daha sonra konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, öğrecilere sektördeki gelişmeler hakkında bilgi verdi, yapay zekanını gazetecilik dalına olan etkilerinden söz etti. Abdulkadir Çay, "Gazetecilik mesleğinde iş kaybı riski söz konusu. Algoritmaların taraflı olarak hazırlanması, editöryal bağımsızlığın kaybı, veri gizliliğinde sorunların artışı, telif hakkı ve etik içerik kullanımı tartışmaları da tehditler başlığı altında gördüğümüz konulardır. Burada telif hakkı meselesine ayrı bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum. Zira yapay zekâ neticede bir içerik ile var olabilen bir platformdur. Burada içeriği üreten insanlar, bizleriz. Bu içeriğin üretilmesi konusu gündeme geldiğinde telif hakları söz konusu oluyor. Bu telif hakları meselesi de tüm dünyada aslında regülasyonlar ve yasal düzenlemeler anlamında devletlerin ayak uydurmakta zorlandığı başlıklardan bir tanesidir. Şu anda Meclis’te Dijital Mecralar Komisyonu olarak kurulan komisyon bu konuyu çalışıyor. Biz de bu konuyu yakından takip ediyoruz. Zira basınımızın, gazetecilerimizin, basın mensuplarımızın ürettiği içeriklerin birtakım global markalar tarafından ticarileştirilmesi ve sonucunda bu markaların bu ticarileştirilen içerikler üzerinden ciddi gelirler elde etmesi, ancak bu gelirleri bir türlü içeriği üretenlerle paylaşmaması gibi bir durum söz konusudur" ifadelerine yer verdi. Konuşmasının ardından Çay, öğrencilere Basın İlan Kurumu hakkında bilgilendirici sunumunu yaptı. Son olarak Rektör Yusuf Adıgüzel, Abdulkadir Çay’a adına Yunus Emre Ormanı’na dikildiğine dair bilgi içeren belgeyi verdi. Prof. Dr. Barış Kılınç ise Çay’a teşekkür belgesi taktim etti. Şener Şen Kültür Salonu gerçekleşen etkinliğe, Anadolu Üniversitesi Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:10 GİBTÜ Ev sahipliğinde INSCOL’26 uluslararası öğrenci kongresi başarıyla tamamlandı Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) ev sahipliğinde düzenlenen INSCOL’26-Uluslararası Dil Araştırmaları Öğrenci Kongresi, iki gün süren yoğun akademik programın ardından başarıyla tamamlandı. Dil araştırmaları alanında ulusal ve uluslararası öğrencileri bir araya getiren kongre, bilimsel paylaşım, disiplinlerarası etkileşim ve kültürel çeşitliliğin güçlü bir örneğine sahne oldu. Kongrenin açılışında konuşan GİBTÜ Rektörü Prof. Dr. Şehmus Demir, dil çalışmalarının yalnızca akademik bir disiplin değil, aynı zamanda kültürler arası anlayışın ve toplumsal iletişimin en önemli araçlarından biri olduğunu vurguladı. Demir, üniversitelerin bilim üretmenin yanı sıra farklı kültürleri bir araya getiren evrensel merkezler olduğuna dikkat çekerek, INSCOL’26’nın bu vizyonu başarıyla yansıttığını ifade etti. Açılış programında ayrıca İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Bilgin ile kongre düzenleyicisi Suna Özkan da söz alarak organizasyonun akademik niteliğine ve öğrenci odaklı yapısına vurgu yaptı. Zengin atölye programı dikkat çekti Kongrenin ilk gününde gerçekleştirilen atölye çalışmaları ve bilimsel sunumlar, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Prof. Dr. AnnaKristinaHultgren, İngilizce Destekli Öğretim (EMI) sistemine ilişkin sunumunda, küresel eğitim politikalarının yerel diller ve akademik üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Aymil Doğan ise, "Çeviribilim ve Nörolinguistik" başlıklı oturumunda, çeviri eyleminin yalnızca diller arası bir aktarım olmadığını, aynı zamanda bilişsel süreçleri de doğrudan etkileyen çok katmanlı bir yapı olduğunu ortaya koydu. Katılımcılar, çeviri sürecinin nörobilimsel boyutlarına ilişkin güncel yaklaşımlar üzerine tartışmalara katıldı. Atölye programları kapsamında ayrıca öğrenci sunum oturumları düzenlendi. Farklı üniversitelerden gelen öğrenciler, dilbilim, çeviri çalışmaları, söylem analizi ve kültürler arası iletişim konularında hazırladıkları bildirileri sundu. Bu oturumlar, genç araştırmacılara akademik deneyim kazanma ve uluslararası bir ortamda fikir paylaşma imkânı sundu. Yapay zeka, disiplinlerarası beceriler ve klasik miras Kongrenin ikinci günü, güncel akademik tartışmaların öne çıktığı sunumlarla devam etti. Prof. Dr. Doğan Yüksel, "FromHypetoEvidence: IntegratingGenerative AI in Language-FocusedHigherEducation" başlıklı konuşmasında, üretken yapay zekânın dil öğretimi ve akademik üretim süreçlerindeki rolünü bilimsel temeller üzerinden değerlendirdi. Doç. Dr. Mehmet Altay tarafından gerçekleştirilen "Disiplinlerarası Okuryazarlık ve Transversal Beceriler" atölyesi ise katılımcıların yoğun ilgisini çekti. Atölyede, dil uzmanlarının yalnızca dilsel değil; eleştirel düşünme, dijital okuryazarlık ve kültürlerarası iletişim gibi çok yönlü becerilerle donatılması gerektiği vurgulandı. Prof. Dr. Ali Bulut ise, "Klasik Miras ile Modern Dünya Arasında Köprü: Arapçanın Entelektüel ve Bilimsel Potansiyeli" başlıklı sunumunda, Arapçanın geçmiş birikimi ile modern akademik dünyadaki yeri arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir perspektifle ele aldı. Bilimsel etkileşim ve uluslararası ağ Kongre süresince düzenlenen panel, atölye çalışmaları, öğrenci sunumları ve interaktif oturumlar sayesinde katılımcılar arasında güçlü bir akademik etkileşim ortamı oluştu. Farklı ülkelerden gelen öğrenciler ve akademisyenler, dil araştırmalarının güncel sorunlarını tartışma ve yeni araştırma iş birlikleri geliştirme fırsatı buldu. İki gün süren programın ardından INSCOL’26, yalnızca bir öğrenci kongresi olmanın ötesine geçerek, dil araştırmaları alanında uluslararası akademik ağların güçlenmesine katkı sağlayan önemli bir bilimsel platform olarak tamamlandı. INSCOL’26, farklı ülkelerden öğrenci ve akademisyenleri bir araya getirerek dil araştırmaları alanında bilgi paylaşımı ve iş birliğini güçlendiren önemli bir organizasyon oldu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:36 Sultanbeyli’de 3 yeni okulun temeli atıldı Sultanbeyli’de eğitim yatırımları kapsamında ilçeye kazandırılacak 3 yeni okulun temel atma töreni gerçekleştirildi. Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın ev sahipliğinde düzenlenen törene, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve İstanbul milletvekilleri katıldı. Törende konuşan Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, ilçenin eğitim yatırımları açısından önemli bir adım atıldığını belirterek, Mehmet Akif Mahallesi’nde bir ilkokul ve bir ortaokulun, Akşemsettin Mahallesi’nde ise bir ilkokulun temelinin atıldığını söyledi. Tombaş, yapılan yatırımların çocukların eğitim şartlarını iyileştirmeye yönelik olduğunu ifade ederek, "Bugün burada sadece okul binalarının temelini atmıyoruz. Çocuklarımızın hayallerine, gençlerimizin yarınlarına, ailelerimizin umutlarına ve Sultanbeyli’mizin geleceğine güçlü bir temel atıyoruz. Her bir okulumuz; içinde bilgiyle, emekle, sevgiyle ve gayretle büyüyecek nice evladımızın yuvası olacak. Bu okullarda nice çocuklarımız ilk harflerini öğrenecek, nice gençlerimiz hedeflerini büyütecek, nice başarı hikâyelerinin ilk satırları yazılacak. Bizim en büyük gayemiz; gözümüzün nuru evlatlarımızın daha iyi şartlarda eğitim almasıdır. Onların daha ferah sınıflarda, daha güvenli ve daha güçlü imkânlarla donatılmış eğitim ortamlarında yetişmesidir. Bu anlayışla Sultanbeyli’de eğitimi her zaman öncelikli hizmet alanlarımızdan biri olarak görüyoruz. Çocuklarımızın eğitim imkânlarını geliştirmek, okullarımızın fiziki kapasitesini artırmak, sınıf mevcutlarının azalmasına katkı sunmak ve eğitim kalitesini daha da yükseltmek için bütün kurumlarımızla iş birliği içinde çalışıyoruz" dedi. Tombaş, "Sultanbeyli’nin . İstanbul’un en genç ve en dinamik nüfusuna sahip ilçelerinden biri olarak öğrenci sayısının yoğunluğuna değinerek, " Yeni okul yatırımlarına ilişkin taleplerimizi Sayın Valimize arz ettiğimizde, kendileri ilk günden itibaren bizlere güçlü bir destek verdi. Bugün burada 3 yeni okulumuzun temelini atabiliyorsak, bunda Sayın Valimizin, Sayın Kaymakamımızın, milli eğitim camiamızın ve emeği geçen tüm kurumlarımızın çok kıymetli katkıları vardır. Bu vesileyle hem şahsım hem de hemşehrilerim adına kendilerine gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ise Sultanbeyli’de yürütülen projelerin önemli bir kısmının hayata geçirildiğini belirterek, eğitim ve spor alanındaki yatırımların artarak devam edeceğini söyledi. Özdemir, gençlerin daha iyi şartlarda eğitim alması ve sosyal alanlara erişiminin artırılmasının önemine vurgu yaptı. Özdemir, "Kıymetli belediye başkanımız göreve geldiği günden bu tarafa vadetmiş olduğu projelerin yarısından fazlasını hamdolsun hayata geçirildi. İnşallah vaad edilen projelerin bir buçuk iki katını da görev süresi beş dönemlik süresiz olmadan inşallah hayata geçirmiş olacağız. Sultanbeyli’mizde kendilerinin öncülüğünde Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle bakanlıklarımızın gayretleriyle spor merkezleri, kentsel dönüş hamleleri, sağlık yatırımları güçleşmeden devam edecektir. Yine Sultanbeyli ilçemiz gençlerimiz için ilgi evleriyle, kreşleriyle, kütüphaneleriyle, sağlıklı çalışma ortamlarıyla Sultanbeyli gençleri ve çocukları emin adımlarla ilerletmeye devam ediyor. Bu mekanlar, bu alanlar özgüvenli, kendinden emin ve her daim güzel alışkanlıklarla inşallah geleceğe güvenle bakan Sultanbeyli’ni kardeşlerimizi yetiştirecektir. Başkanımız birçok alanda işte dört 440 bölümlük gençlik kampı gibi büyük bir projeyle de Sultanbeyli hemşehrilerimize seslendi. Gençlerimizin daha çok eğitim ortamlarının olması, gençlerimizin daha çok spor alanlarda spor yapması onların inşallah kötü alışkanlıklardan da korunmasına vesile olacaktır. Ben bu duygu ve düşüncelerle bugün kıymetli Sultanbeyli, Sultanbeyli genç kardeşlerimize, kıymetli hemşehrilerimize Bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuz ifade ediyor, buradan bu yatırımların yapılmasında bilgiler, liderliğinden ötürü ve hem kutsal beynimize hem İstanbul’umuza hem de Türkiye’mize liderliği için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha teşekkür ediyorum" diye konuştu. İstanbul Valisi Davut Gül de kent genelinde eğitim yatırımlarının sürdüğünü belirterek, Sultanbeyli’de yeni okul projelerinin devam edeceğini ifade etti. Gül, ilçede ikili eğitimin kaldırılarak tam gün eğitime geçilmesinin hedeflendiğini, yeni arsaların üretilmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte yeni okulların da kazandırılacağını kaydetti. Gül Konuşmasında, "Milli Eğitim Bakanımızla görüştük. Sanayi bakanımızla görüştük. Kendi imkanlarımıza baktık. Hayırseverlerimizi koordine ettik ve geldiğimiz noktada üç tane şimdi, dört tane başlayacak olan ve daha önemlisi bundan sonraki süreçte üretilen, ortaya çıkan her arsaya okul yapabilecek duruma geldik. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere desteklerini esirgemeyen Abdullah başkanımıza bu işleri arsa anlamında önümüzü açan, imar anlamında önümüzü açan belediye başkanımıza, koordinasyonu sağlayan kıymetli kaymakamımıza teşekkür ediyoruz. İnşallah bütün İstanbul’da olduğu gibi Sultanbeyli’de de ikili eğitimi tekli eğitime çevirmiş olacağız. Ne zaman olacak bu? Arsalar, üretilmeye devam ederse iki, iki buçuk sene içerisinde kalan yaklaşık on, on iki tane Okulumuzu daha yaparak her yavrumuzu, her kardeşimizin tam gün eğitim yapmasına imkan sağlamış olacağız. Allah devletimize zarar zeval vermesin. Cumhurbaşkanımızı başımızdan eksik etmesin. Sizlerin bu heyecan sizlerin bu sahiplenmesi olduğu müddetçe de Sultanbeyli’ye gelme arzumuz, isteğimiz her geçen gün daha da artıyor. Allah hayırlı etsin şimdiden. Sadece bununla kalmayacak. İstanbul Genelinde valilik imkanlarımızla bu yapılanlara ilaveten 100 tane anaokulu yapacağız. 100 tane dört altı yaş Kuran kursu yapacağız. 100 tane kreş yapacağız. 100 tane kapalı spor salonu yapacağız. 100 tane de halı saha yapacağız. Gençlerimizin, çocuklarımızın ihtiyacı olan bu yatırımları Sultanbeyli’mize de fazlasıyla yapmış olacağız. Özellikle buraya gelen öğrencilerimizin Mahallesine, okullarına da bakmış olacağız. Geçici şartlar uygunsa ilk sizden başlayacağız. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Ben tekrardan emeği geçen herkese teşekkür ediyor okullarımızın ilçemize, yavrularımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum" ifadelerine yer verdi.
Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi"
26 Nisan 2026 Pazar - 13:16 Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi" Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci kulüplerince, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğü’ne bağlı Anadolu Matematik Kulübü, Psikoloji ve Yaşam Kulübü ve Eğitim Fakültesi öğrenci topluluğu tarafından düzenlenen, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri, Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Dünya Ses Günü kapsamında düzenlenen seminerde Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz konuşmacı olarak yer aldı. Geleceğin öğretmen adaylarına meslek hayatlarında seslerini nasıl korumaları gerektiği ve doğru ses kullanımının incelikleri anlatıldı. "Sert boğaz temizleme sesi tetikliyor" Yanlış alışkanlıkların sesi nasıl etkilediğini anlatan Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz şu uyarılarda bulundu: "Sert boğaz temizleme davranışı aslında sesinizi doğrudan tetikleyen ve ona zarar veren bir alışkanlıktır. Yanlış alışkanlıkların ses telleriniz üzerindeki etkisini şöyle düşünebilirsiniz, öksürmek ya da o meşhur sert boğaz temizleme hareketini yapmak, ses kıvrımlarınız için aslında birer travmadır. Normal ve sağlıklı bir konuşma sırasında ses kıvrımları birbirine sakin ve yumuşak bir şekilde temas ederken siz öksürdüğünüzde veya o sert temizleme hareketini yaptığınızda, bu kıvrımlar bir anda birbirine çok sert bir biçimde çarpar. Bu mekanik çarpışmanın oluşturacağı tahrişi engellemek için çok basit ama etkili bir yöntem var. Bu rahatsız edici hissi gidermek için boğazınızı zorlamak yerine bir yudum su içmeyi veya sadece kuvvetlice yutkunmayı deneyin, bu sayede o bölgeyi tahriş etmeden doğal bir rahatlama sağlarsınız. Ayrıca yanlış nefes kullanımı ve kendimizi zorlayarak konuşmak larenks (gırtlak) kaslarını ekstra çalıştırarak nodül gibi iyi huylu lezyonların oluşmasına zemin hazırlar." "Gürültülü ortam, zorlu ses üretimi demektir" Gürültülü mekanların ses şiddeti üzerindeki etkisine değinen Arş. Gör. Dr. Nergiz, "Gürültülü bir ortamda konuşmak, otomatik olarak ses şiddetinizi artırmanız anlamına gelir. Bu da normal bir ses üretiminden çıkıp ‘zorlu bir ses üretimine’ geçmeniz demektir. Sesimizi korumak için kendimize şefkat göstermeli, kontrolsüz bağırmalardan ve sesimizi zorlayacak taklitlerden kaçınmalıyız. Gürültülü bir ortamda konuşmanın, ortamdaki ses perdesini aşmak adına kişinin kendi ses şiddetini otomatik ve istemsizce artırması anlamına gelir. Aynı zamanda bu durum, ses mekanizmasının biyolojik sınırlarını zorlayarak normal üretim sürecinden ‘zorlu bir ses üretimine’ geçilmesine neden olur. Zorlu ses üretimi sırasında ses kıvrımları birbirine normalden çok daha sert bir biçimde çarpmaktadır. Bu durum ses tellerinin doğal dalgalanma hareketini bozarak seste kabalaşma, çatallaşma ve boyun bölgesinde kronik ağrılara yol açabilmektedir" dedi. Seminer, katılımcıların merak ettikleri soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Tanpınar’ın eseri psikoloji perspektifinden ele alındı
26 Nisan 2026 Pazar - 12:22 Tanpınar’ın eseri psikoloji perspektifinden ele alındı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından "Lambalar, Aynalar, Kadehler: Abdullah Efendi’nin Rüyaları" konulu seminer düzenlendi. "Edebiyat Fakültesi Seminerleri" kapsamında Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam’ın yer aldığı seminere, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Aslan öncelikle olmak üzere akademisyenler katıldı. Seminerde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı eserinden hareketle insan psikolojisi ele alındı. Tanpınar’ın insanın iç dünyasını ele alan bir yazar olduğunu vurgulayan Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam, Abdullah Efendi karakteri üzerinden psikolojik çözümlemelerde bulundu. Eserde geçen "lambalar, aynalar ve kadehler" metaforları üzerinden insanın ruhsallığını değerlendiren Deredam lambaların "İd"i (alt benliği), kadehlerin "Ego"yu (benliği) ve aynaların ise "Süperego"yu (üst benliği) temsil ettiğini belirtti. Bu üçlü akışın sürekli etkileşim içinde olduğunu ifade eden Arş. Gör. Deredam, hikayede yaşanan çatışmaların benlik olarak ortaklara işaret edildiğini dile getirdi. "Ruhsallık denge eşi" Tanpınar’ın Abdullah Efendi’yi "Kendi içinde yaşama alışmış biri" olarak tanımladığını aktaran Arş. Gör. Deredam, karakterin içsel çatışmalarının eserinde adım adım ortaya çıktığını söyledi. Abdullah Efendi’nin toplumsal hayata girmekten çekindiğini ve bastırdığı ilgilerle mücadele ettiğini Deredam, bu durumun katı bir süperego baskısından kaynaklandığını ifade etti. Sigmund Freud’un"Yas ve Melankoli" metnine de değinen Deredam "Gölge egonun üzerine düşer" ifadesiyle benliğin kendi içinde çatıştığını vurguladı. Abdullah Efendi’nin gerçekliğin algısının zayıflığını ve rüyalarını gerçek olarak deneyimlemeye devam eden Arş. Gör. Klinik Psikolog Deredam, bunun benlik parçalılığı ve gerçeklik ilişkisinin kopmasına işaret ettiğini söyledi. Seminer, kadınların sorularının yanıtlandığı bölümün ardından sona erdi.
İEÜ Yayınevi dünya sahnesinde
26 Nisan 2026 Pazar - 11:42 İEÜ Yayınevi dünya sahnesinde İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yayınevi, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nın (ÜAK) belirlediği tüm kriterleri yerine getirerek ‘uluslararası yayınevi’ statüsü kazandı. İEÜ Yayınevi’nin hazırladığı kitaplar, dünyada ilk 500’de yer alan birçok üniversitenin kütüphanesinde yer alarak gençlerle buluşmaya başladı. İEÜ Yayınevi’nden Sorumlu Rektör Danışmanı Prof. Dr. Gözde Yazgı Tütüncü, "Üniversitemizin 25’inci yaşını kutladığımız bu özel yılda, dünyanın en iyi yayınevleri arasına adımızı yazdırdığımız için mutlu ve gururluyuz" diye konuştu. İzmir’in kültürel ve entelektüel birikimini besleyen, akademik üretimi görünür kılan ve bu üretimi kalıcı eserlere dönüştüren İzmir Ekonomi Üniversitesi Yayınevi, ‘uluslararası yayınevi’ statüsünü kazanmak için planlı ve stratejik adımlar attı. ÜAK tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda hareket eden İEÜ Yayınevi, bilginin kampüs dışına çıkarak topluma yayılmasına öncülük etti. En az dört yıl uluslararası düzeyde düzenli faaliyet yürütülmesi, yayımlanan eserlerin yurt dışındaki üniversitelerin kütüphanelerinde kataloglanması ve aynı alanda farklı yazarlara ait en az 20 kitabın yayımlanmış olması gibi birçok kriteri yerine getiren İEÜ Yayınevi, uluslararası akademik ağın bir parçası haline geldi. "İzmir’in bilgi ekosistemi güçleniyor" İEÜ Rektör Danışmanı Prof. Dr. Gözde Yazgı Tütüncü, akademik ve bilimsel içeriklerin nitelikli biçimde yayımlanmasının, toplumsal gelişimin en temel yapı taşlarından biri olduğunu belirterek, "Yayınevimizin uluslararası statü kazanması, üniversitemizin bilgi üretme ve bu bilgiyi toplumla paylaşma konusundaki kararlılığının güçlü bir göstergesi oldu. Bilgi; erişilebilir ve sürdürülebilir hale geldiğinde gerçek etki meydana getirir. Bu anlamda yayınevimiz, üniversitemizin ürettiği bilginin kampüs sınırlarını aşarak topluma, kente ve dünyaya ulaşmasını sağlayan kritik bir köprü görevi üstleniyor. Yayınevimiz, İzmir’in bilgi ekosistemini güçlendiriyor. Aynı zamanda yerel ile evrensel arasında bağ kurarak İzmir’i uluslararası akademik dolaşımın bir parçası haline getiriyor" ifadelerini kullandı. "Küresel ölçekte etki artacak" Prof. Dr. Tütüncü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yayınevimizin rolü, yalnızca kitap basmakla sınırlı değil. Biz; gençlerin eleştirel düşünme, araştırma ve üretme becerilerini geliştiren bir yapı olarak hareket ediyoruz. Nitelikli kaynaklara erişim imkanı sağlayarak öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimini destekliyoruz. Bu yönüyle yayınevimiz, üniversitemizin eğitim misyonunu tamamlayan ve derinleştiren önemli bir unsur. Eserlerimizin, dünyanın önde gelen üniversitelerinin kütüphanelerinde yer alması ise üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonunun somut bir çıktısı. Bu başarı, sadece akademik üretimin kalitesini değil, aynı zamanda üniversitemizin küresel ölçekte görünürlüğünü ve etkisini de artıracak."