EĞİTİM
Siirt’te "Siber Vatan Programı" tanıtıldı 01 Mayıs 2026 Cuma - 19:03:26 Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) Genel Sekreteri Aykut Aniç’in katılımıyla Siirt Üniversitesi’nde "Siber Vatan Programı" kapsamında bilgilendirme ve tanıtım programı düzenlendi. Siirt Üniversitesi konferans salonunda gerçekleştirilen programında, siber güvenlik alanında Türkiye’nin insan kaynağını güçlendirmeyi hedefleyen Siber Vatan Programı öğrencilere tanıtıldı. Programa akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. DİKA Genel Sekreteri Aykut Aniç, programında yaptığı konuşmada siber güvenliğin günümüz dünyasında stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, gençlerin bu alana yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Aniç, "Siber Vatan Programı ile gençlerimizin teknik bilgi ve becerilerini artırmayı, onları ulusal ve uluslararası alanda rekabet edebilecek seviyeye taşımayı hedefliyoruz" dedi. Program kapsamında katılımcılara; siber güvenlik temelleri, ağ güvenliği, etik hackerlık, zararlı yazılım analizi ve kriptoloji gibi alanlarda eğitimler verileceği aktarıldı. Ayrıca başarılı öğrencilerin siber güvenlik kamplarına katılacağı ve CTF gibi yarışmalarla pratik deneyim kazanacağı belirtildi. Yetkililer, programın üniversite öğrencileri ve yeni mezun gençler başta olmak üzere siber güvenliğe ilgi duyan herkese açık olduğunu ifade etti. Etkinlik, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:07 Rektör Özkan’dan lise öğrencileriyle ufuk açıcı sohbet Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, lise öğrencileriyle bir araya gelerek önce meslek sonra üniversite seçimi yapın uyarısında bulundu. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Döşemealtı’nda bulunan Bahçeşehir Koleji Antalya Parkorman Kampüsünü ziyaret ederek lise öğrencileriyle bir araya geldi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı Bahçeşehir Koleji Antalya Parkorman Kampüsü Kurucu Temsilcisi Hüseyin Sarı ve Kadir Sarı karşıladı. "Sevdiğiniz işi yapın" Ortaokul ve lise öğrencileriyle bir araya geldiği söyleşide Rektör Özkan, kariyer planlama, tıp eğitimi ve Akdeniz Üniversitesi’nin yürüttüğü bilimsel çalışmalar üzerine öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Kendi eğitim hayatından ve cerrahlık deneyimlerinden örnekler veren Rektör Özkan, öğrencilere sevdikleri işi yapmalarını tavsiye etti. Kariyer planlamasında ‘kendini tanıma’ vurgusu Öğrencilere meslek seçimi konusunda tavsiyelerde bulunan Rektör Özkan, üniversite veya şehirden ziyade meslek seçiminin öncelikli olması gerektiğini vurguladı. Akdeniz Üniversitesi’nin sunduğu eğitim ve sosyal imkanlardan bahseden Rektör Özkan, "Lütfen meslek seçerken karakter özelliklerinizi ortaya koyun. Önce meslek, daha sonra üniversite seçimi yapın" dedi. Rektör Özkan, kişinin ne yapmak istemediğini bilmesinin de zaman kazandıran önemli bir etken olduğunu belirtti. "Yapay zeka insanı merkeze alanı işinden etmeyecek" Öğrencilerin sorularını cevaplayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, geleceğin meslekleri ve yapay zeka tartışmalarına ilişkin ise teknolojinin değişimi beraberinde getirdiğini ancak insan odaklı çalışan, merak eden ve sorunlara çözüm üreten bireylerin her zaman başarılı olacağını söyledi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Yapay zekaya teslim olmak akıllıca değil. Eğer yaptığınız işi severek yapıyor ve bir sorunu çözebiliyorsanız başarılı olursunuz. Yapay zeka ancak sizin işinizi kolaylaştıran bir araç olabilir." dedi. CAR-T merkezinde ilk hasta Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yürütülen kanser tedavisine yönelik çalışmalarla ilgili bir soruyu da cevaplayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Hücresel Tedaviler Merkezi (CAR-T) hakkında güncel bilgileri paylaştı. Merkezin ruhsat işlemlerinin tamamlandığını müjdeleyen Rektör Özkan, "Muhtemelen 15-20 gün içinde ilk hastamızı tedavi edeceğiz. Bütün dünyada kanser tedavileri kişiselleşiyor. Biz hâlâ onkolojik hastalıklarda kemoterapi kullanıyoruz. Ama şu anda CAR-T tedavisinde kan kanserli hastanın kanını alıyorsunuz, kan kanserine yönelik olan bazı hücrelerini hedefliyorsunuz, onları güçlendiriyorsunuz ve tekrar iade ediyorsunuz" dedi. Kişiye yönelik tedaviler yapılacak Kemoterapilerin birçok yan etkisi bulunduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Şimdi bu merkezde kişiye yönelik tedaviler yapılacak. Bu sadece kan kanseriyle kalmayacak. Bu genetik olarak oynayabildiğimiz bir alan olduğu için kan ve kan ürünleriyle bu anlamda birçok yolu açık. Muhtemelen daha sonra Alzheimer’da, beyin tümörlerinde, romatizmal hastalıklarda biz bunu kullanacağız. Bu yolun başındayız biz ama çok hızlı yol alacağız. Çok harika haberler gelecek diye düşünüyorum. Birçok insana çok farklı hastalıklarda tedavi şansı tanıyacak muhteşem bir teknoloji. Ben çok heyecanlıyım CAR-T Cell konusunda açıkçası" ifadelerini kullandı. "Başarının anahtarı çok çalışmak" Gelen bir soru üzerine tıp fakültesini tercih edecek öğrencilere mesleğin zorluklarını ve etik boyutlarını anlatan Rektör Özkan, "Başarının anahtarı çok çalışmak. Dünyanın en zeki insanı da olsanız, çok çalışmadan ve emek vermeden kalıcı bir başarı elde edilemez. Biz etik tarafta durarak, hastanın yararını gözeterek bu yolda ilerliyoruz" dedi. Nakillerde yaşanan zorlu süreçleri anlattı "Yaptığınız en riskli ameliyat hangisiydi" sorusuna Rektör Özkan her ameliyatın kendine has zorlukları olduğunu belirterek Türkiye’nin ilk çift kol nakli ve dünyanın ilk kadavradan rahim nakli ameliyatlarında yaşanan süreçleri anlattı. Rektör Özkan, 2004 yılında kol nakli yapmayı hedeflediklerini ancak mevzuat eksiklikleri nedeniyle 2010 yılında yaptıklarını ifade etti. Rektör Özkan, "2010 yılında özel izni aldığımızda zamanla yarıştık. Beyin ölümü gerçekleşmiş donörden organı almak için sadece 5 saatimiz kalmıştı. O ameliyata dualarla girdik" dedi. Dünyanın ilk rahim nakli Manevi anlamda kendisini en çok zorlayan sürecin dünyanın ilk rahim nakli ameliyatı olduğunu ifade eden Rektör Özkan, hastası Derya Sert ile olan 9 yıllık bağını dile getirdi. Operasyonun sadece nakille bitmediğini, asıl zorluğun çocuk sahibi olma sürecinde yaşandığını vurgulayarak "Başka hastalara da nakil yapıp şansımızı artırabilirdik. Ama hastamıza bir söz vermiştik; çocuk sahibi olacaktı. Ona odaklandık. O 9 yıl boyunca ne çektiğimizi bir Allah bilir. Her an tetikte beklediğimiz bir süreçti. Derya, COVID-19 döneminde hamile kaldı. Bugün o bebek kucağımızdaysa, bu 9 yıllık emeğin sonucudur" şeklinde konuştu. "Hastalarımı kardeşim gibi gördüm" En zor ameliyatın hangisi olduğuna dair net bir ayrım yapmanın güç olduğunu belirten Rektör Özkan, başarısının sırrını hastalarıyla kurduğu duygusal bağa dayandırdı. Rektör Özkan, "Hepsinde ayrı bir zorluk vardı ama ben hastalarımı anne-babam, kardeşim gibi gördüm. Günlerce baş uçlarında beklediğimiz zamanlar oldu. Bu süreçler bize sadece tıbbı değil, hayatı öğretti" diyerek sözlerini noktaladı. Söyleşi esnasında söz alan bir öğrenci Rektör Özkan’a teşekkür ederek "Ben tıp fakültesinde okumak istiyordum ve kendimi daha önce hiçbir yerde hiç farklı alanda hayal bile etmedim. Alanınızla ve kariyerinizle ilgili bahsettiklerinizden sonra bu yol için ne kadar istekli olduğumu tekrar bana hatırlatmış oldunuz. Teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda okul kurucuları Hüseyin Sarı ve Kadir Sarı tarafından Prof. Dr. Özlenen Özkan’a teşekkür plaketi takdim edildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 13:52 OMÜ’de uluslararası öğrencilere afet farkındalık eğitimi Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), uluslararası öğrencilerin afetlere karşı bilinçlendirilmesi amacıyla "Temel Afet Farkındalık Eğitimi" düzenledi. Programda, öğrencilere afet öncesi hazırlık, afet anı davranışları ve temel müdahale yöntemleri uygulamalı olarak anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arasında imzalanan protokol kapsamında ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Türkiye Bursları çerçevesinde gerçekleştirilen eğitimler, Vezirköprü ilçesindeki Vezirsuyu Tabiat Parkı ile Şahinkaya Kanyonu’nda yapıldı. Farklı ülkelerden çok sayıda öğrencinin katıldığı programda, güvenli yaşam kültürü ele alındı. Çok paydaşlı iş birliği OMÜ’nün ev sahipliğinde düzenlenen programa; AFAD Samsun İl Müdürlüğü, OMÜ Afet Eğitimi ve Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, Cemre Öğrenci Topluluğu ve OMÜ Arama Kurtarma ekipleri katkı sundu. Eğitimlerin, öğrencilerin afet durumlarında doğru ve hızlı hareket edebilme becerilerini geliştirmesi amaçlandı. Teorik ve uygulamalı eğitim Uzmanlar tarafından verilen eğitimlerde, afet öncesi hazırlık süreçlerinin önemi vurgulanırken, afet anında uygulanması gereken doğru davranış biçimleri uygulamalı olarak gösterildi. Katılımcılara, acil durumlarda kişisel güvenliklerini sağlama ve çevrelerine destek olma konusunda temel bilgiler aktarıldı. Uyum sürecine katkı Eğitim programı, afet farkındalığının artırılmasının yanı sıra uluslararası öğrencilerin Samsun’un sosyal ve kültürel yapısına uyum sağlamalarına da katkı sundu. Yetkililer, benzer eğitimlerin farklı gruplara yönelik olarak sürdürüleceğini belirterek afet bilincinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.
01 Mayıs 2026 Cuma - 13:47 BUÜ’de başarı geleneği katlanarak devam ediyor Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ar-Ge Koordinatörlüğü, araştırma üniversitesi kimliğini pekiştirme ve akademik performansı ödüllendirme hedefiyle geleneksel hale getirdiği "Başarılı Akademisyenlerin Rektörle Buluşması" etkinliğini 15. kez gerçekleştirdi. Çamlık Yemekhanesi’nde düzenlenen etkinlikte, Ar-Ge Koordinatörlüğü tarafından hazırlanan güncel veriler paylaşıldı. Q1 makale sayısı, patent başvuruları ve dış kaynaklı projelerdeki ivmenin artarak devam ettiği vurgulanan toplantıda, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda nitelikli yayın vurgusu yapıldı. "Dünya ölçeğinde görünürlük için kaliteye odaklanacağız" Programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, 15 ay önce küçük bir salonda başlayan bu yolculuğun bugün geniş bir katılımla devasa bir organizasyona dönüşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Araştırma üniversitesi vizyonunun akademisyenler tarafından tam anlamıyla benimsendiğini ve sahada karşılık bulduğunu kaydeden Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, niteliksel dönüşümün önemine değindi. Sayısal artışın yanı sıra artık yayınların yüzde 10’luk ve gelecekte yüzde 1’lik dilimlerde yer almasını hedeflediklerini belirten Rektör Yılmaz, bu başarının sadece kriterleri karşılamak değil, üniversiteyi dünya ölçeğinde daha görünür kılma çabası olduğunu vurguladı. Sosyal bilimler dahil tüm alanlarda proje kültürünün yerleştiğini ve BUÜ’nün ticarileşmiş patent fon oranlarında Türkiye birincisi olduğunu hatırlatan Yılmaz, akademik ekosisteme katkı sağlayan tüm öğretim üyelerine teşekkürlerini sundu. Bilimsel çıktılar güçlenerek artıyor Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ise konuşmasında, etkinliğin temel motivasyonunun üniversitedeki değerli çıktıları daha görünür kılmak ve sosyal-bilimsel etkileşimi artırmak olduğunu hatırlattı. 2024 yılında yakalanan büyük ivmenin 2025 yılında da sürdüğüne dikkat çeken Karaca, özellikle Scopus verilerine göre Q1 yayın sayılarında ciddi bir artış kaydedildiğini ifade etti. Bu ay itibarıyla 78 adet Q1 yayınına ulaşıldığını ve bu yayınların yaklaşık üçte birinin dünyanın en prestijli dergilerinin yer aldığı yüzde 10’luk dilimde bulunduğunu açıklayan Karaca; dış kaynaklı başarılı projeler ve patent şampiyonlukları ile üniversitenin adını üst sıralara taşımaya devam edeceklerini söyleyerek başarılı akademisyenleri tebrik etti.
Niğde’de eğitimden uzak kalan kadınlar sıralara geri döndü
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:56 Niğde’de eğitimden uzak kalan kadınlar sıralara geri döndü Niğde’de çeşitli nedenlerle eğitim hayatına devam edemeyen kadınlar, Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı okuma yazma kurslarında yeniden sıralara dönerek yarım kalan hikayelerini tamamlıyor. Farklı yaş ve yaşam öykülerine sahip kursiyerler, öğrenmenin yaşı olmadığını azimleriyle bir kez daha ortaya koyuyor. Kimi çocuk yaşta eğitimden koparılan, kimi yıllarca ailesine ve çocuklarına vakit ayıran kadınlar, şimdi kendi hayatlarına dokunmak için kalem tutuyor. Aralarında 80’li yaşlarda olanların da bulunduğu kursiyerler, okuma yazma öğrenerek günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları aşmanın mutluluğunu yaşıyor. 83 yaşındaki 4 çocuk 8 torun sahibi Fatma Kargın, küçük yaşta yaşadığı imkansızlıklar nedeniyle okula gidemediğini belirterek," Yedi yaşında öksüz kaldım. Babamız ölünce annemiz okula göndermedi. Para yoktu. Oğlum İstanbul’da, kalp doktoru. Kızım burada, hastanede hemşire. İki kez Hacca gittim. Okuma yazma yok diye işaret bırakırdım" dedi. 66 yaşındaki Eşe Yeşil ise eğitim hakkının elinden alındığını dile getirerek, yıllarca içinde kalan okuma isteğini şimdi gerçekleştirdiğini belirtti. Kızını doktor yaptığını söyleyen Yeşil, "Okumanın yaşı yok, yeter ki iste" diyerek kursun hayatındaki önemine dikkat çekti. 60 yaşındaki Ayşe Akdaş da çocuklukta ailesi ve evliliği nedeniyle eğitimden uzak kaldığını anlatarak, yaşadığı zorluklara rağmen dört çocuğunu okuttuğunu ve şimdi kendi diplomasını almak istediğini söyledi. 53 yaşındaki Hatice Sert, geçmişte kız çocuklarının eğitimine önem verilmediğini ifade ederken, Vesile Aslanbay ise çocukken kendi isteğiyle okumadığını ancak bugün bunun pişmanlığını yaşadığını belirtti. Halk Eğitim Merkezi eğitmeni Tuğba Elli ise kursiyerlerin azminin kendisini her gün yeniden motive ettiğini belirterek, "Bu güzel öğrencilerimin hepsinin çok farklı hikayesi var. Bu yaşa kadar çocuklarını büyütmüşler, meslek sahibi yapmışlar ve kendileri de hayata dair birçok mücadeleyi atlatmışlar. Kiminin çocuğu doktor olmuş, kiminin çocuğu farklı mesleklerde başarı elde etmiş ama bugün burada sadece kendileri için varlar ve kendi yarım kalan hikayelerini tamamlamak için buradalar" dedi. Öğrencilerinin yeni bir harf öğrendiklerinde matematik işlemi yaptıklarında yaşadıkları mutluluğu anlatan Elli, " Ben bu sınıfın kapısını her açışımda sanki meslek hayatımın ilk günü gibi geliyorum. Öğrenmenin yaşı yok. İnsan kendini daima geliştirmeli. Bizim Niğde Halk Eğitim Merkezimizde de buna fırsat tanıyan birçok kursumuz var" diye konuştu. Okuma yazma 1. kademe eğitimini tamamlayan kursiyerler, günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmek ve yıllardır içlerinde kalan öğrenme arzusunu gerçekleştirebilmek amacıyla açılacak olan 2. kademe eğitime katılmak için başvuruda bulunacak.
Niğde’de eğitimden uzak kalan kadınlar sıralara geri döndü
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:55 Niğde’de eğitimden uzak kalan kadınlar sıralara geri döndü Niğde’de çeşitli nedenlerle eğitim hayatına devam edemeyen kadınlar, Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı okuma yazma kurslarında yeniden sıralara dönerek yarım kalan hikayelerini tamamlıyor. Farklı yaş ve yaşam öykülerine sahip kursiyerler, öğrenmenin yaşı olmadığını azimleriyle bir kez daha ortaya koyuyor. Kimi çocuk yaşta eğitimden koparılan, kimi yıllarca ailesine ve çocuklarına vakit ayıran kadınlar, şimdi kendi hayatlarına dokunmak için kalem tutuyor. Aralarında 80’li yaşlarda olanların da bulunduğu kursiyerler, okuma yazma öğrenerek günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları aşmanın mutluluğunu yaşıyor. 83 yaşındaki 4 çocuk 8 torun sahibi Fatma Kargın, küçük yaşta yaşadığı imkansızlıklar nedeniyle okula gidemediğini belirterek," Yedi yaşında öksüz kaldım. Babamız ölünce annemiz okula göndermedi. Para yoktu. Oğlum İstanbul’da, kalp doktoru. Kızım burada, hastanede hemşire. İki kez Hacı’ya gittim. Kırmızı bir çaput buldum, kapıya onu bağladım. Kapıya bağladığım varsa ona göre girerdim. Okuma yazma yok diye işaret bırakırdım" dedi. 66 yaşındaki Eşe Yeşil ise eğitim hakkının elinden alındığını dile getirerek, yıllarca içinde kalan okuma isteğini şimdi gerçekleştirdiğini belirtti. Kızını doktor yaptığını söyleyen Yeşil, "Okumanın yaşı yok, yeter ki iste" diyerek kursun hayatındaki önemine dikkat çekti. 60 yaşındaki Ayşe Akdaş da çocuklukta ailesi ve evliliği nedeniyle eğitimden uzak kaldığını anlatarak, yaşadığı zorluklara rağmen dört çocuğunu okuttuğunu ve şimdi kendi diplomasını almak istediğini söyledi. 53 yaşındaki Hatice Sert, geçmişte kız çocuklarının eğitimine önem verilmediğini ifade ederken, Vesile Aslanbay ise çocukken kendi isteğiyle okumadığını ancak bugün bunun pişmanlığını yaşadığını belirtti. Halk Eğitim Merkezi eğitmeni Tuğba Elli ise kursiyerlerin azminin kendisini her gün yeniden motive ettiğini belirterek, "Bu güzel öğrencilerimin hepsinin çok farklı hikayesi var. Bu yaşa kadar çocuklarını büyütmüşler, meslek sahibi yapmışlar ve kendileri de hayata dair birçok mücadeleyi atlatmışlar. Kiminin çocuğu doktor olmuş, kiminin çocuğu farklı mesleklerde başarı elde etmiş ama bugün burada sadece kendileri için varlar ve kendi yarım kalan hikayelerini tamamlamak için buradalar" dedi. Öğrencilerinin yeni bir harf öğrendiklerinde matematik işlemi yaptıklarında yaşadıkları mutluluğu anlatan Elli, " Ben bu sınıfın kapısını her açışımda sanki meslek hayatımın ilk günü gibi geliyorum. Öğrenmenin yaşı yok. İnsan kendini daima geliştirmeli. Bizim Niğde Halk Eğitim Merkezimizde de buna fırsat tanıyan birçok kursumuz var" diye konuştu. Okuma yazma 1. kademe eğitimini tamamlayan kursiyerler, günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmek ve yıllardır içlerinde kalan öğrenme arzusunu gerçekleştirebilmek amacıyla açılacak olan 2. kademe eğitime katılmak için başvuruda bulunacak.
Sessizliğin diliyle vatan sevgisi
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:43 Sessizliğin diliyle vatan sevgisi İzmir’in Balçova ilçesinde bulunan Balçova Ertuğrulgazi İlkokulu, anlamlı bir 23 Nisan kutlamalarına ev sahipliği yaptı. Okul Müdürü Mesut Yüksel öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmada öğrenciler, İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyarak hem vatan sevgisini güçlü bir şekilde ifade etti hem de toplumsal farkındalığa dikkat çekti. Tüm öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, İstiklal Marşı’nın her dizesi bu kez ellerle anlatıldı. Sözlerin yerini alan işaretler, marşın taşıdığı derin anlamı farklı bir dille ama aynı güçlü duyguyla yansıttı. Etkinliğin en önemli yönlerinden biri ise empati duygusunu ön plana çıkarması oldu. İşitme yetersizliği olan bireylerin dünyasına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan çalışma sayesinde öğrenciler, farklılıkları anlamanın ve hissetmenin önemini deneyimledi. Velilerin de yoğun katılım gösterdiği etkinlikte, hem gurur hem de duygu dolu anlar yaşandı. İzleyenler, İstiklal Marşı’nın sadece sesle değil, yürekten hissedilerek de okunabileceğine tanıklık etti. Okul Müdürü Mesut Yüksel’in öğrencilerle tek tek ilgilenmesi ve sürece birebir eşlik etmesi etkinliğe ayrı bir değer kattı. Yüksel, bu tür çalışmalarla öğrencilerde vatan sevgisini güçlendirmeyi, empati duygusunu geliştirmeyi ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedeflediklerini belirtti. Yüksel, "Balçova Ertuğrulgazi İlkokulu’nda bugün 250’ye yakın öğrencimizle sadece bir marş okunmadı; aynı anda bir farkındalık doğdu, bir empati köprüsü kuruldu ve vatan sevgisi sessiz ama derin bir şekilde hissedildi" dedi.
Yükseköğretimin Oscar’ı İzmir Ekonomi’de
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:34 Yükseköğretimin Oscar’ı İzmir Ekonomi’de İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), dünyanın en saygın yükseköğretim değerlendirme platformlarından Times Higher Education tarafından düzenlenen THE Awards Asia’da birinciliğe ulaşarak büyük başarıya imza attı. Yükseköğretimin Oscar’ı olarak anılan organizasyonda, ‘Çevresel Liderliğe Üstün Katkı’ kategorisinde Asya kıtasındaki tüm üniversiteleri geride bırakan İzmir Ekonomi, adını zirveye yazdırdı. Hong Kong’da düzenlenen final töreninde ödülü teslim alan İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, "Üniversitelerin sürdürülebilirlik için birer ‘yaşayan laboratuvar’ olarak nasıl konumlanabileceğini somut uygulamalarla ortaya koyduk. İzmir’den yükselen bu vizyonun uluslararası alanda karşılık bulması, bizim için son derece kıymetli" diye konuştu. THE Awards Asia’nın finalistleri, aylar süren kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Asya kıtasındaki yüzlerce üniversitenin iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınma odaklı projeleri ile kurumsal vizyonları detaylıca incelendi. Sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında bütüncül bir yaklaşım geliştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal stratejiye entegre eden anlayışı ve ölçülebilir etki çıktıları ile fark oluşturarak birinciliğe ulaştı. Prof. Dd. Biresselioğlu liderlik etti Sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümüne yön veren çalışmalar; İEÜ Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Araştırma Merkezi’nin (SENLAB) çatısı altında, Rektör Yardımcısı ve Merkezin Direktörü Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu’nun liderliğinde hayata geçirildi. Avrupa çapında projeler İEÜ, Türkiye’de sürdürülebilir enerji alanında açılan ilk yüksek lisans programının kurucusu olarak bu alandaki akademik dönüşümün öncülerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) müfredatına, araştırma faaliyetlerine ve yönetişim yapısına sistematik biçimde uyarlayan İEÜ, Sürdürülebilirlik Ofisi aracılığıyla bu dönüşümü kurumsal zemine taşıdı. SENLAB bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde İEÜ, çok sayıda Horizon Europe projesinde aktif rol aldı ve Ege Bölgesi’nde karbon ayak izini hesaplayan ilk üniversite oldu. "Fark oluşturmaya devam edeceğiz" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki öncü çalışmalarla küresel ölçekte fark oluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Biresselioğlu, "İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak sürdürülebilirliği bir ‘başlık’ ya da ‘proje alanı’ olarak değil, üniversitenin tüm ekosistemine entegre edilmiş temel bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Kampüsümüzü; öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin ve paydaşlarımızın aktif rol aldığı birer ‘yaşayan laboratuvar’ haline dönüştürme vizyonuyla hareket ediyoruz. Sürdürülebilirlik; ekonomik kalkınmadan toplumsal refaha, yönetişimden inovasyona kadar birçok alanı kapsayan bütüncül bir dönüşüm süreci. Bizler bilgi üreten kurumlar olmanın yanında, bu bilginin sahada uygulanmasını sağlayan, çözüm geliştiren ve toplumu dönüştüren yapılar olmak zorundayız" diye konuştu. "Yeni sorumluluklar yüklüyor" Prof. Dr. Biresselioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üniversitemizde enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına, döngüsel ekonomi uygulamalarından sürdürülebilir kampüs tasarımına kadar pek çok alanda somut adımlar attık. Ancak bizim için asıl değerli olan, bu çalışmaların öğrencilerimizin öğrenme deneyiminin bir parçası haline gelmesi. Öğrencilerimizin gerçek problemlere çözüm üreten, sorumluluk alan bireyler olarak yetişmesini önemsiyoruz. Bu ödül, İzmir’den yükselen bir vizyonun Asya kıtasında karşılık bulduğunu gösteriyor. Aynı zamanda bize daha büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü sürdürülebilirlik; sürekli gelişen, sürekli yeniden düşünülmesi gereken bir süreç. Biz de bu bilinçle, üniversitemizi daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir geleceğin öncülerinden biri haline getirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
Başkan Şerifoğulları, 23 Nisan’da koltuğunu devretti
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:24 Başkan Şerifoğulları, 23 Nisan’da koltuğunu devretti Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında koltuğunu, 4. sınıf öğrencisi Zehra Betül Duzcu’ya devretti. Elazığ’da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kent genelindeki etkinliklerle coşku içerisinde kutlanıyor. Bu kapsamda Vali M. Lütfullah Bilgin İlkokulu öğrencileri, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nı ziyaret etti. Okul Müdürü Orhan Çam ve Sınıf Öğretmeni Salime Keklik’in de katıldığı ziyaret başkanlık makamında gerçekleştirildi. Programda Başkan Şerifoğulları, koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Zehra Betül Duzcu’ya devretti. Minik Başkan Duzcu, koltuğa oturur oturmaz, birim müdürlerinden Elazığ Belediyesi’nin faaliyetleri ile ilgili bilgiler alarak çocuklar için hayata geçirmeyi hedeflediği projelerle ilgili talimatlarını iletti. Barış dolu bir gelecek vurgusu da yapan Zehra Betül Duzcu; "Okullarımızda ve parklarımız keyifli kitap okuma saatleri düzenleyerek daha çok okuyan bir şehir olacağız. Güvenli bisiklet alanları oluşturarak sporu hayatımızın bir parçası yapacağız. Parklarda basit denet istasyonları yaparak bilimi sokağa taşıyacağız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun" dedi. Bu özel günde kıymetli misafirlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Başkan Şerifoğulları ise "Aziz şehrimiz için gece gündüz demeden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yılı, asfalt yılı ilan ettik. İnşallah şehrimizin yollarını, kaldırımlarını yenileyerek ulaşım altyapımızı daha konforlu hale getireceğiz. Çocuklarımız için parklar ve yeşil alanlarımızı, kütüphanelerimizi artırmayı devam ediyoruz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımız ve hemşehrilerimiz için durmadan, yılmadan çalışmaya devam ediyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun" diye konuştu.
Muş’ta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlandı
23 Nisan 2026 Perşembe - 12:19 Muş’ta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlandı Muş’ta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Muş’ta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen törenle başladı. Tören kapsamında İl Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay tarafından Atatürk heykeline çelenk sunuldu. Çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Programda konuşan Vali Avni Çakır, sözlerine Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencileri anarak başladı. Yaşanan acıların gölgesinde 23 Nisan’ın buruk bir şekilde idrak edildiğini ifade eden Çakır, "Bugün sadece bir bayramı kutlamıyoruz. Bugün, bir milletin sahip çıktığı, iradesini tüm dünyaya ilan ettiği ve geleceğini sizlere emanet ettiği büyük bir dönüm noktasını yaşıyoruz. Sizler; bu ülkenin umudu, enerjisi ve yarınlara uzanan en sağlam köprüsüsünüz. Sizler sadece büyüyecek bireyler değil, bu milletin yarınlarını şekillendirecek akıl, vicdan ve cesaretsiniz" dedi. Dünyanın hızla değiştiğine dikkat çeken Çakır, teknolojinin geliştiğini, sınırların anlamını yitirdiğini ve rekabetin her geçen gün arttığını ifade ederek, "İşte tam da bu noktada sizlerden beklentimiz; sadece bilgiyi tüketen değil, bilgi üreten, sadece izleyen değil yön veren bireyler olmanızdır. Sorgulayın, araştırın, öğrenmekten asla vazgeçmeyin. Karşılaştığınız her zorluğu bir tecrübe olarak görün; çünkü her deneyim sizi daha güçlü, daha bilinçli bir geleceğe hazırlar. Unutmayın; büyük hedefler, büyük gayret ister. Başarı; tesadüf değil, disiplinin, sabrın ve inancın eseridir. Sizler ne kadar donanımlı, ne kadar kararlı olursanız; bu ülkenin yarınları da o kadar güçlü olacaktır" ifadelerini kullandı Çocukların yalnızca akademik başarıyla yetinmemesi gerektiğini ifade eden Çakır; spor yapılması, sanatla ilgilenilmesi, kitap okunması ve bireylerin kendilerini ifade etmelerinin önemine değinerek, "Sadece akademik başarıyla yetinmeyin. Spor yapın, sanatla ilgilenin, kitap okuyun, kendinizi ifade edin. Çünkü güçlü birey; sadece bilen değil, düşünen, hisseden ve üreten insandır. Bizler de sizlerin en iyi şartlarda yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Muş’un dört bir yanında yükselen eğitim yuvaları, spor alanları, kütüphaneler ve sosyal imkânlar; sizlerin hayallerine daha sağlam adımlarla ilerlemesi içindir" şeklinde konuştu. Muş’un kadim bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Çakır, bu toprakların birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve her dönemde güçlü nesillerle ayağa kalktığını belirterek, "Kadim bir geçmişe sahip olan bu topraklar, nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış; her döneminde güçlü nesillerle ayağa kalkmıştır. Bugün de aynı ruh, aynı azim sizlerin yüreğinde yaşamaya devam etmektedir. Sevgili çocuklar, Kendinize inanın. Hayallerinizden vazgeçmeyin ve hangi şartta olursa olsun doğru olandan şaşmayın. Çünkü sizler; sadece ailelerinizin değil, bir milletin en kıymetli emanetisiniz ve biz sizlere güveniyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor; siz değerli çocuklarımızın ve kıymetli ailelerimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. Bayramınız kutlu olsun, Yolunuz açık, geleceğiniz aydınlık olsun" diye konuştu. İl Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay da, 23 Nisan’ın anlam ve önemine dikkat çekti. Altay, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümünün ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel günün büyük bir gururla kutlandığını belirterek, "Bugün burada, millet iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümünü ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gurur ve coşkuyla kutlamak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. 23 Nisan, yalnızca bir tarih değil; bağımsızlığın, milli iradenin ve geleceğe duyulan sarsılmaz inancın simgesidir. Bu anlamlı gün, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır. 23 Nisan, aynı zamanda dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olma özelliğini taşımaktadır. Bu yönüyle barışın, kardeşliğin ve umudun evrensel bir sembolüdür. Dünyanın dört bir yanındaki çocukların yüzünde tebessüm olabilmek, insanlığın ortak sorumluluğudur" ifadelerini kullandı. Program, öğrencilerin hazırladığı gösterilerle renklenirken, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlere ise ödülleri verildi. Törene Vali Avni Çakır’ın eşi Bahar Çakır, Garnizon Komutanı Ulaştırma Albay Ali Osman Sağlam, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Jandarma Komutanı Albay Özgür Özer, İl Emniyet Müdürü Melih Kuzudişli, vali yardımcıları, kurum amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Mersin’de ‘Mezitli Çocuk Kampüsü’ çocukların gözdesi oldu
23 Nisan 2026 Perşembe - 11:49 Mersin’de ‘Mezitli Çocuk Kampüsü’ çocukların gözdesi oldu Mersin Büyükşehir Belediyesinin ‘Mezitli Çocuk Kampüsü’nde hayata geçirdiği atölyeler, çocukların hem eğlenerek öğrenmesini hem de sosyal ve zihinsel gelişimlerine katkı sağlamasını sağlarken, ücretsiz yapısıyla ailelerin de yoğun ilgisini görüyor. Çocuklara eğlenerek öğretmeyi kendisine ilke olarak benimseyen Mersin Büyükşehir Belediyesi, ‘Mezitli Çocuk Kampüsü’nde açtığı birbirinden eğlenceli ve öğretici atölyeler ile velilerin ve çocukların gözde mekânı oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mezitli Çocuk Kampüsü, çocuklara eğlenceli ve öğretici bir ortam sunmaya devam ediyor. Geleneksel atölyelerin yanı sıra, çağın gerekliliği haline gelen teknolojinin de tüm imkanlarını çocuklara sunan kampüste, Akıl Zeka Oyun Atölyesi ve Tasarım Atölyesi ile çocuklar hem oyun kurucu oluyor hem de oyunlarla sosyalleşiyor. Atölyeler sayesinde çocuklar analitik öğrenmeye ve sosyalleşmeye zaman buluyor Çocukların sosyal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sağlamak için yola çıkan kampüste 6 haftalık periyotlarla düzenlenen atölyeler sayesinde, 8-14 yaş aralığındaki çocuklar bilimsel gelişmeleri de yakından takip etme şansı yakalıyor. ‘Akıl Zeka Oyun Atölyesi’ ile çocuklar analitik düşünme, strateji geliştirme ve dikkat becerileri kazanırken, eğitsel akıl oyunlarıyla yürütülen bireysel ve grup çalışmaları ile problem çözme ve sosyal etkileşim becerilerini de geliştiriyor. ‘Tasarım Atölyesi’ ile dijital güvenlik, algoritma mantığı, 3 boyutlu modelleme ve elektronik devre uygulamalarını keşfeden çocuklar, oyun tasarımına kadar uzanan çok yönlü bir çalışmanın içine dahil oluyor. "Sadece düşünen değil, üreten bireyler de yetiştirmeye çalışıyoruz" Çocuklara hitap edecek 9 ayrı atölye ile haftanın bir günü bir saat boyunca kaliteli zaman geçirme imkanı sunduklarını söyleyen Mezitli Çocuk Kampüsü Birim Sorumlusu ve Tasarım, Robotik Kodlama Atölyesi Öğretmeni Merve Etiler Özer, "Çocuklar Tasarım Atölyesi’ne birden fazla geliyor ve atölyeye aşina oluyorlar, doyamıyorlar. Hem Akıl Zeka Oyunları’na hem de Tasarım Atölyesi’ne gelen çocuklar, kendi tasarladıkları oyunlarını Akıl Zeka Atölyesi’nde kullanıyor ve burada nasıl tasarlandığı hakkında bilgi sahibi oluyorlar" dedi. Çocukların hayal dünyasını geliştirmek adına oyun tasarımı da yaptırdıklarını söyleyen Özer, "Sadece düşünen değil, üreten bireyler de yetiştirmeye çalışıyoruz. Takıldıkları yerlerde birbirlerine yardım ediyorlar. Genelde gün sonunda son 10 dakika bilgi yarışması düzenliyoruz" sözlerine yer verdi. "Çocuklara teknolojiyi doğru şekilde kullanmayı gösteriyoruz" Çocukları sosyal medyada takılmak yerine, geleceğe şekil verdikleri bir noktaya taşımaya çalıştıklarını ifade eden Özer, "Çocuklara teknolojiyi doğru şekilde kullanmayı gösteriyoruz. Kendilerine yararlı, zihinlerini geliştirecek oyunlar üzerinde katkı sağlamaya çalışıyoruz. Boş zamanlarını daha değerli bir şekilde geçirmeye yönlendiriyoruz. Çocukları mutlu gördükçe, veliler de mutlu oluyor biz de" dedi. Çocuklar için düzenlenen atölyelerin fiyatlarının özelde çok pahalı olduğunu ve her ailenin buna erişemediğini sözlerine ekleyen Özer, "Biz ücretsiz olarak herkese dokunuyoruz. Belediyemizin katkıları sayesinde; gelişen teknolojiyi, durumu olmayan çocuklara da rahatlıkla gösterebiliyoruz" ifadelerini kullandı.