EKONOMİ
Ülker, 2025 finansal sonuçlarını açıkladı 10 Mart 2026 Salı - 18:42:56 Türkiye’de gıda sektöründeki lider markalarından Ülker Bisküvi, 2025 yılını 112 milyar TL ciroyla kapattığını, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamayla duyurdu. Ülker Bisküvi, 2025 yılındaki cirosunu Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamayla duyurdu. Şirket, geçen yılı yüzde 16,5 Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) marjıyla tamamladı. Ülker Bisküvi, herkesi etkileyen küresel ölçekteki ekonomik dalgalanmaların ve jeopolitik belirsizliklerin ön planda olduğu 2025 yılında, tüm zorlu koşullara rağmen tüketicilerinin değişen ihtiyaç ve beklentilerini yakından takip ederek, yatırımlarını yaparak çevik, verimli ve yenilikçi bir şekilde yoluna devam etti. Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı "Mutlu et, mutlu ol" felsefesinden hareketle, "istikrarlı, rekabetçi, kârlı, sürdürülebilir ve insan odaklı büyüme" anlayışıyla oluşturdukları "5M Mutluluk Temelli Büyüme Modeli"nin, sürdürülebilir gelecek için rehber niteliği taşıdığını kaydetti. "Made in Türkiye" etiketli ürünleri 100’den fazla ülkeye ulaştırdıklarını belirten Kölükfakı, "2025 yılında üretim gücümüz, yenilikçi markalarımız, modern üretim altyapımız, ihracatımız ve oluşturduğumuz istihdamla ülke ekonomisine değer katmayı sürdürdük. Tüketici alışkanlıklarındaki dönüşümü, dijital eğilimleri ve atıştırmalık kategorisindeki yeni motivasyonları, bilim, veri ve teknolojiyle birleştirerek Ar-Ge merkezlerimizde yenilikçi ürünler geliştiriyoruz. Türkiye’de 55 yeni ürün raflarda yerini aldı" dedi. S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’ne göre gıda şirketleri arasında global ölçekte yüzde 3’lük dilimde yer alarak başarılı bir performans gösterdiklerini dile getiren Kölükfakı, "Uluslararası finansal analiz ve raporlama kuruluşu London Stock Exchange Group (LSEG) tarafından yapılan çevresel, sosyal ve yönetişim performansı değerlendirmesinde 504 halka açık gıda şirketi arasında Aralık 2025 itibarıyla en yüksek puanı alarak üçüncü kez dünya birinciliğini kazandık. Ayrıca Borsa İstanbul’da işlem gören tüm sektörler arasında da üçüncü kez birinci sırada yer aldık. Bu sonuçlar, Ülker olarak çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında benimsediğimiz uzun vadeli, tutarlı ve odaklı yaklaşımın güçlü bir göstergesi. Ülker olarak, paydaşlarımızdan aldığımız güçle sorumluluk bilinci yüksek, dayanıklı ve istikrarlı bir gelecek inşa edebilmek için çalışacağız" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 17:47 İranlı turist krizi Bodrum turizmini vurdu: "Nevruz öncesi rezervasyonların yüzde 70’i iptal" ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin turizme yansımaları Ege Bölgesi’nde hissedilmeye başlandı. Nevruz dönemi öncesinde özellikle İranlı turistlerden yoğun talep bekleyen turizm merkezlerinde rezervasyonların büyük bölümü iptal edilirken, uçuşların da tamamen durduğu öğrenildi. Turizm sektörü temsilcilerinden edinilen bilgilere göre Ege Bölgesi’ne gelen turist sayısında yüzde 70’e yakın düşüş yaşandı. Nevruz döneminde İran pazarındaki kaybın yüzde 80’e ulaşabileceği belirtilirken; özellikle Muğla, İzmir, Antalya, Van ve İstanbul’un bu durumdan en çok etkilenen şehirler olduğu ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Nevruz döneminde yaklaşık 120 bin İranlı turistin Türkiye’ye geldiği belirtilirken, bu yıl yaşanan gelişmeler nedeniyle söz konusu hareketliliğin neredeyse tamamen durma noktasına geldiği bildirildi. "Rezervasyonların yüzde 70’i iptal oldu" Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Artuk, yaşanan gelişmelerin turizm sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi. Artuk, "Nevruz döneminde İran’dan turizm hareketliliği başlıyordu. Nevruz şu anda halihazırda kutlanmayacak. Bu nedenle bölgemizde birçok otelin açılışı ertelenecek. Özellikle Bodrum, Marmaris ve Fethiye bölgesi bu durumdan ciddi şekilde etkilenecek diyebiliriz. Bu yıl aslında erken rezervasyonla başlamıştık. İran genelde son dakika rezervasyonlarıyla çalışan bir pazar ama bu yıl ciddi bir ön rezervasyon almıştık. Olayların başlamasıyla rezervasyonların yüzde 70’i iptal oldu. Uçakların ise yüzde 100’ü iptal edildi" dedi. "120 bin turistin yüzde 80’i kayıp" Geçen yıl Nevruz döneminde Türkiye genelinde yaklaşık 120 bin İranlı turistin ağırlandığını belirten Artuk, bu sayının büyük bölümünün kaybedildiğini ifade etti. Artuk, "Bu turistlerin büyük bölümü İzmir, Antalya, Van, İstanbul ve Muğla’ya geliyordu. Muğla’da ise özellikle Marmaris, Fethiye ve Bodrum yoğun talep görüyordu. Ancak şu anda bu 120 bin kişinin yaklaşık yüzde 80’i, yüzde 85’i kayıp vaziyette. Uçuşlar olmadığı için yalnızca kara yolu ile bir hareketlilik olabilir. Muhtemelen önce otobüslerle bir akım oluşacak. Turizm hareketliliğinin nisan ortası gibi yeniden başlamasını bekliyoruz" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 17:41 Van TSO’dan ‘Outlet Fest’ açıklaması Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO), 12-29 Mart tarihlerinde düzenlenmesi planlanan "Outlet Fest" organizasyonun Van’ın gerçeğinde yerel esnafa ağır darbe vurabilecek bir girişim olduğunu duyurdu. Van TSO’dan yapılan yazılı açıklamada, 12-29 Mart 2026 tarihlerinde Van Expo Fuar Merkezi’nde yapılması planlanan "Outlet Fest" etkinliğine ilişkin yerel ekonominin can damarı olan esnaf ve tüccarın sesini duyurmak, endişelerini dile getirmek amacıyla basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Açıklamada, "Outlet Fest, dışarıdan bakıldığında ‘büyük indirim, ünlü marka’ diye cazip gösterilse de Van’ın gerçeğinde yerel esnafımıza ağır darbe vurabilecek bir girişimdir. Biz bunu iyi niyetli bir ticari faaliyet olarak değil, daralmış pazarımızı daha da daraltan, ailelerimizin geçim kapılarını tehdit eden bir tehlike olarak görüyoruz. Daha önce Van Valimiz ile yaptığımız görüşmede ve vali yardımcımız başkanlığında gerçekleştirdiğimiz toplantıda ortak görüş olarak; İran’daki ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaten İranlı misafirlerimiz büyük oranda gelmiyor. Ramazan Bayramı öncesi dönem, Van tüccarı ve esnafı için yılın en kritik, en sınırlı kazanç fırsatı olan zaman dilimidir. Tam bu hassas dönemde büyük markaların dev indirimlerle Van’a gelmesi, mahalle esnafından butiğe, ayakkabıcıdan tekstilciye kadar tüm esnafımızın müşteri kitlesini çekip götüreceği kanısına varılmıştır. Van’ın ekonomisi büyük zincirlerden değil, alın terinden, aile işletmelerinden, nesilden nesile aktarılan emekten yükselir. Kısa vadede ‘ucuz alışveriş’ keyfi yaşatırken, uzun vadede binlerce Vanlı ailenin ekmeğiyle oynanmasına göz yumamayız. Biz Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak her zaman üyelerimizin yanında olduk, bugün de dimdik yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle açık ve net çağrımızdır. Yetkililerden ve organizatörlerden talep ediyoruz; Outlet Fest etkinliğinin bu tarihlerde yapılmamasını ya da en azından Van ekonomisine ve yerel esnafa zarar vermeyecek, yerli tüccarımızı koruyacak, bir tarihe ertelenmesini istiyoruz. Van’ın geleceği, güçlü bir yerel ekonomiyle mümkündür. Bu çağrımızın dikkate alınmasını umuyor, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz" denildi.
Başkan Öztürk: "Dünya değişiyor, kendinizi yenileyin"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:38 Başkan Öztürk: "Dünya değişiyor, kendinizi yenileyin" Genç girişimcilerle bir araya gelen Konya Ticaret Odası (KTO) Başkanı Selçuk Öztürk, "Yeni dünya düzenini iyi kavramak gerekiyor. Kendinizi yenileyin, geliştirin" dedi. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya İl Genç Girişimciler Kurulu, TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu ve KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi İşbirliğinde, KTO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Bir Fikirle Başlar" programında genç girişimcilerle bir araya geldi. TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan ve TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’in moderatörlüğünü yaptığı programda Başkan Öztürk, gençlere tavsiyelerde bulunurken, güncel ekonomik konularla ilgili sorulara da yanıt verdi. "Yeni dünya düzenini iyi kavramak gerekiyor" Programda gençlere seslenen KTO Başkanı Selçuk Öztürk, girişimcilikte başarılı olabilmek için günümüz dünyasındaki gelişmeleri iyi anlamak gerektiğini vurguladı. Son dönemde dünyada sıra dışı gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Başkan Öztürk; "Dünya uzun yıllardır güçlünün haklı olduğu bir düzeni yaşıyor. Ancak artık bu durumu gizlemeden açık açık uyguluyorlar. Bu anlamda dünyada artık yeni bir düzen hakim olmaya başladı. Olağanüstü bir gelişme olmazsa, daha kuralsız bir dünya ekonomik sisteminde devam edeceğiz. Artık küreselleşme kavramı bitmeye başladı. Devletlerin ekonomik güç olarak daha fazla yer aldığı bir döneme doğru gidiyoruz. Yeni gelecekte bunları bilmemiz gerekiyor ki yeni girişimlerimizi buna göre şekillendirelim. Yeni dünyadaki siyasi ve ekonomik düzeni iyi kavramamız gerekiyor" dedi. "Enflasyonla mücadele hepimizin sorumluluğunda" Türkiye’nin dünyadaki yeni konjonktürü erken koklayabilen ülkelerden biri olduğunu ve bu durumun büyük avantaj getirdiğini belirten Başkan Öztürk, şöyle devam etti: "Yakın çevremizde yaşanan hadiseler sanırım ülkemizin gelişmelere adapte olmasını zorunlu kıldı. Elbette enflasyonla mücadele ettiğimiz zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ancak gelecekten umutluyuz. Enflasyonda düşüş devam ediyor. Bu yılın ikinci yarısından itibaren ekonomideki iyileşme daha görünür hale gelecek. Enflasyonla mücadele önemli bir konu. Bu mücadele hepimizin sorumluluğundadır." "Konya; daha fazlasını yapabilir" Başkan Öztürk, Konya ekonomisi üzerine yaptığı açıklamada, Konya’nın son yıllardaki başarılarına dikkat çekti. Son 25 yılda Konya’nın Türkiye ortalamasının üzerinde bir grafik ortaya koyduğunu dile getiren Başkan Öztürk; "Konya ihracatta, üretimde, istihdamda kısaca ekonomideki hemen her parametrede Türkiye ortalamasının üzerinde bir gelişme gösteriyor. Ancak Konya’nın çok daha fazlasını yapabilecek potansiyeli var. Bunu da biliyoruz. Özellikle geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan yeni Sanayi Alanları Master Planı’yla sanayi üretiminin Anadolu’ya yayılması gündeme alındı. Bu da gösteriyor ki Konya ve bölgesinin geleceği daha umut verici" ifadelerine yer verdi. "Kendinizi geliştirin ve değiştirin" Başkan Öztürk genç girişimcilere önemli tavsiyelerde de bulundu. Özellikle Çin’in dünya ekonomisindeki konumuna dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Başkan Öztürk, şunları kaydetti: "Bir üretim yapacaksanız, yeni bir yatırım yapacaksanız Çin’in o sektördeki durumunu analiz ederek yapın. Çünkü karşınızda orantısız bir güç var. Ucuz iş gücü üzerinden rekabet edebileceğinizi düşünerek iş yapmayın. Türkiye’de işçilik maliyetlerini hepimiz biliyoruz. Önümüzün çok açık olduğu sektörler var. Özellikle hizmetler sektörünü mutlaka gündeme alın. Türkiye hizmetler sektöründe çok başarılı. Avrupa da bu konuda Türkiye’ye olumlu bakıyor. Bir de son dönemde hepimizin takip ettiği üzere yapay zeka diye bir olgu ortaya çıktı. Bu anlamda, yapacağınız işlerde yapay zekanın o sektöre etkilerini gözardı etmeyin. Bunu olumsuzluk anlamında söylemiyorum. Yapay zeka ile bazı sektörler ölecek diye bir durum söz konusu değil. Yapay zekadaki gelişmelere göre kendinizi geliştirin ve değiştirin. Değişime karşı inat ederek başarı elde edemezsiniz. Yapay zeka diye bir sel geliyor önümüze, bu sele karşı durmayın. Rekabetler sertleşecek. Buna göre planlamalar yapın. Özellikle verimlilik gibi konular gündeminizde olsun." Finansal okur yazarlığın önemine de değinen Başkan Öztürk, bir firmanın sürdürülebilirliğinin finansal okur yazarlılıkla doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekerek, iş insanlarının mutlaka bu konuda eğitim alması gerektiğini söyledi. KTO genç girişimcinin yanında KTO olarak genç girişimcilere destek olmak için büyük gayret gösterdiklerini de belirten Başkan Öztürk, "KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi kurduk. Burada genç arkadaşlarımızın iş fikirleriyle gelmesini, KTO’nun bu fikirleri süzgeçten geçirdikten sonra bu fikirlerin yatırıma dönüşmesine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin her şeyi yapabilecek beşeri sermayesi var. Bu avantajımızı değerlendirmeliyiz" dedi. Programda Başkan Öztürk genç girişimcilerin sorularını yanıtladı, önerilerini dinledi.
"Kuzeyin üretim merkezi" Samsun’da 2 yılda 50 yıla eşdeğer arsa tahsisi yapıldı
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:00 "Kuzeyin üretim merkezi" Samsun’da 2 yılda 50 yıla eşdeğer arsa tahsisi yapıldı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, kentin "kuzeyin üretim merkezi" olması için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Son 50 yılda tahsis edilen alan kadar Samsun’da sanayiciye son 2 senede arsa tahsisi yapıldı. Son 2 yılda OSB’lerde çalışan sayısı 2 katına çıktı" dedi. Sosyal belediyecilik anlayışının yanı sıra, şehrin üretim kapasitesini artırarak ihracat rakamlarını yükseltmeyi hedeflediklerini dile getiren Başkan Doğan, üretimi destekleyecek çalışmalara odaklandıklarını söyledi. Havza OSB’nin 10 milyon metrekareye ulaştığını belirten Doğan, "Havza’nın alanı şu anda Samsun’daki tüm OSB’lerin alanı kadar. Kavak OSB’yi de bu yıl 5 milyon metrekareye çıkarma düşüncemiz var. Büyükşehir Belediyesi olarak OSB’lerin altyapılarını biz yapıyoruz. Bunu maliyetleri düşürmek için gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. Şehirdeki en önemli unsurun birlik ve beraberlik olduğuna dikkat çeken Doğan, milletvekilleri, valilik ve belediye arasındaki uyumun yatırımcıyı Samsun’a çeken en büyük etkenlerden biri haline geldiğini vurguladı. Yatırımcıların bürokratik süreçleri hızlı şekilde çözebildiğini belirten Doğan, "Şehirdeki bu uyum, Samsun’un kuzeyin üretim merkezi haline getirilmesine olan inancı güçlendiriyor. Bu inanmışlığı kurumsal hale getirip ileriye taşıyabilirsek Samsun’un geleceği çok daha açık olacaktır" şeklinde konuştu. "50 yılda tahsis edilen alan kadar son 2 yılda sanayiciye arsa tahsisi yapıldı" Son 2 yılda sanayiciye tahsis edilen arsa miktarının, geçmiş 50 yılın toplamını aştığını yineleyen Başkan Doğan, rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra kentin üretimini artırmaya odaklandıklarını ifade etti. Üretim ve ihracatın artmasının önemine değinen Doğan, "Bu benim tek başıma yapabileceğim bir durum değil. Benim görevim uyumu sağlamak ve bunun Samsun’a olumlu yansımasını temin etmek. Son 2 yılda OSB’lerde çalışan sayısının 2 katına çıkması, Samsun’un üretim kapasitesinin artacağına olan inancın sonucudur. Bunu ihracat rakamlarıyla taçlandırmak istiyoruz" açıklamasında bulundu. Gözle görülmeyen ancak kentin geleceği açısından büyük önem taşıyan altyapı yatırımlarına da değinen Başkan Doğan, içme suyu ve atık su yatırımlarına ağırlık verdiklerini söyledi. İçme suyu kapasitesinin 2 katına çıkarıldığını belirten Doğan, "Bugün için sınırına gelmiş bir ihtiyacı, 50-100 yıl sonrasını da düşünerek çözüyoruz. Atık su arıtma tesisimizin de kapasitesini iki katına çıkarıyoruz. Bu iki yatırımın toplam bedeli yaklaşık 3 milyar TL. Çok görünür değil ama insanların hayatına doğrudan etki eden yatırımlar" ifadelerini kullandı. "İnsanların gönlünü kazanmak en büyük idealim" Belediye başkanı olarak en büyük idealinin insanların gönlünü kazanmak olduğunu belirten Halit Doğan, şunları söyledi: "Tüm hizmetlerin nihai amacı insanların mutluluğudur. İnsanları mutlu edebildiysek ve en sonunda ‘iyi ki 5 yıl bu adam Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı’ dedirtebildiysek, bizim için en büyük kazanım budur. Bir hayır duası alabilmek her şeyden kıymetli. Bu görevleri bıraktığımızda da yine insanlarla iç içe, aynı saygı ve muhabbeti görmek istiyorum. Gerisi günü bereketli geçirmek. Bazen imkân olur, para olmaz; bazen para olur, imkân olmaz. Allah’a şükür, hepsini sağlayabilecek bir durumumuz var. Milletimizin teveccühünün artarak devam ettiğini görüyoruz. Samsun halkına teşekkür ediyorum. Zor geçecek işlerimiz, insanlarımızın desteğiyle çok daha kolay oluyor. İnsanların gönlünü kazanmak en büyük idealim. Bunun yolu da hizmet etmekten geçiyor. Hizmet etmek için var gücümle çalışıyorum ve insanları dinlemeyi çok seviyorum."
DTO Başkanı Erdoğan; "100 milyar TL’lik finansman paketi, imalat sanayimize güç katacaktır"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:55 DTO Başkanı Erdoğan; "100 milyar TL’lik finansman paketi, imalat sanayimize güç katacaktır" Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan, imalat sanayisi işletmelerine yönelik 100 milyar TL tutarındaki uygun koşullu finansman paketinin reel sektör açısından son derece önemli bir destek olduğunu söyledi ve teşekkür etti. Konuyla ilgili yazılı açıklamasında söz konusu paketin, başta KOBİ’ler olmak üzere imalat sanayi işletmelerinin istihdamı koruması ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlaması açısından kritik bir rol üstleneceğini belirten DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde atılan bu adımı oldukça yerinde bir karar olarak nitelendirdi. Finansman paketinin tüm imalat sanayi işletmelerine açık olduğuna da dikkat çeken DTO Başkanı Uğur Erdoğan, 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkânı sunulmasının, yüksek faiz oranları ve sınırlı kredi limitleri nedeniyle zorlanan reel sektör için önemli bir nefes alma alanı oluşturacağını vurguladı. İşletme başına 50 milyon TL’ye kadar kredi imkânı Paket kapsamında işletme başına 50 milyon TL’ye kadar kredi imkânı sağlanmasının ve istihdamını koruyan KOBİ’lere KOSGEB aracılığıyla 10 puanlık indirim uygulanmasının, tedarik zincirinin tüm halkalarına olumlu yansıyacağını belirten Başkan Erdoğan, bu desteklerin yatırımı, üretimi ve istihdamı teşvik ederek ekonomik büyümeye katkı sunacağını dile getirdi. Ayrıca bir süredir dile getirdikleri taleplerin karşılık bulmasından memnuniyet duyduklarını da ifade eden DTO Başkanı Uğur Erdoğan, iş dünyasına verdikleri destekler dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederek, finansman paketinin ülkemiz, imalat sanayimiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni etti.
Kotanlı; "Mutfaktaki yangın resmileşti emekli perişan memur çaresiz"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:51 Kotanlı; "Mutfaktaki yangın resmileşti emekli perişan memur çaresiz" Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu ALKON Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı; TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları ile ilgili yaptığı açıklamada; Ocak ayı verileri ve sabit gelirlinin alım gücü kaybının ramazan ayı öncesi umutsuzluğu artırdığını söyledi. Kotanlı, "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayında %0,89 olarak ilan ettiği enflasyonu, ocak ayında %4,84 olarak açıklayarak mutfaktaki yangını resmen tescil etmiştir. Ancak sokaktaki vatandaş için bu rakamlar sadece birer istatistik değil, hayatta kalma mücadelesinin ne kadar zorlaştığının belgesidir. Bu keskin artışın oluşturduğu hayal kırıklığını ve geçim kaygısını anlamamak imkânsız. Bir ayda %0,89’dan %4,84’e fırlayan rakamlar, mutfaktaki yangının kâğıt üzerindeki itirafı gibi duruyor. Özellikle sabit gelirli memur ve emekliler için bu durum, zammın daha cebe girmeden erimesi anlamına geliyor" dedi. Kotanlı açıklamasında; TÜİK’in açıkladığı rakamlar arasındaki uçurumun yüzde 0,89’dan yüzde 4,84’e sadece 30 gün içerisinde enflasyonun 5 katına çıkması, piyasadaki fiyat istikrarsızlığının en somut göstergesi olduğunu ifade ederek, "Aralık ayında Memur ve Emekli maaş zamlarının açıklanacağı dönemde "durağan" gösterilen rakamların, ocak ayında bir patlamaya dönüşmesi, ocak ayı maaş zamlarını daha cebe girmeden geri almıştır. Memur ve Emekli İçin zammın hükmü kalmamıştır" Bugün açıklanan bu verilerle birlikte; Maaşlar Kâğıt Üzerinde kalmıştır memura ve emekliye yapılan yüzdelik artışlar, yüzde 4,84’lük tek aylık darbeyle daha ilk aydan itibaren "eksiye" düşmüştür. Emekli Kaderine Terk Edilmiştir En düşük emekli maaşıyla bir ayı geçirmek artık imkânsız hale gelmiştir. Temel gıda, kira ve ısınma giderleri karşısında emeklinin dayanacak gücü kalmamıştır. Memur ve Emeklinin enflasyonu Çok Daha Yüksek haldedir Sokakta, pazarda ve markette hissedilen enflasyon, açıklanan bu resmi verilerin çok daha ötesindedir. Hükümet yetkililerine Maliye Bakanına Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanına Acil Eylem Çağrısında bulunuyoruz Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Sabit gelirliyi korumayan, her ay eriyen maaşlara çözüm üretmeyen ekonomik yaklaşımlar iflas etmiştir" diye konuştu. Kotanlı açıklamasını şöyle sürdürdü; "Eşel Mobil Sistemi uygulanmalı Enflasyon farkları her ay maaşlara yansıtılmalıdır. Gerçek piyasa koşulları dikkate alınarak acilen ek bir refah payı düzenlemesi yapılmalıdır. Milyonlarca memur ve emekli, "rakamsal oyunlar" değil, insanca yaşayabileceği bir alım gücü talep etmektedir. Enflasyon rakamları düşmediği sürece, yapılan her zam "eriyen bir kar" olmaya mahkumdur. Maaşlar erirken, sorumluların sessiz kalması kabul edilemez."
Yemeksepeti, 2025 Pizza Endeksi’ni açıkladı
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:39 Yemeksepeti, 2025 Pizza Endeksi’ni açıkladı Yemeksepeti, 7 Şubat Dünya Pizza Günü kapsamında Türkiye’nin 2025 yılı pizza haritasını ve tüketim alışkanlıklarını açıkladı. Hazırlanan rapora göre Türkiye, Avrupa genelindeki fiyat artışlarına göre kıtanın en lezzetli ve hesaplı pizza rotası olmayı sürdürüyor. Tek kişilik tüketimden kalabalık sofralara geçişin hızlandığı 2025 yılında, zengin malzemeli "karışık" lezzetlere olan tutku ve ekonomik avantajlar, pizzayı sosyalleşmenin merkezine taşıdı. Türkiye’nin önde gelen online yemek sipariş markalarından Yemeksepeti, 7 Şubat Dünya Pizza Günü kapsamında, kullanıcıların tüketim alışkanlıklarını ve Türkiye’nin 2025 yılı pizza haritasını açıkladı. 2024 ve 2025 verilerinin karşılaştırmalı analizine göre, pizzanın Türkiye’de sadece bir yemek değil, sosyalleşmenin ve paylaşılan keyfin lezzetli aracı olduğunu ortaya koydu. Özellikle son bir yılda artan sipariş adetleri ve değişen tüketim kalıplarıyla birlikte Türk halkının pizzayı tek başına tüketmekten ziyade sevdikleriyle paylaştığı izlendi. Avrupa genelindeki fiyat artışlarına rağmen Türkiye’nin hâlâ en erişilebilir pizza destinasyonlarından biri olması da, bu lezzete olan tutkunun katlanarak büyümesindeki en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık yüzde 20’lik büyüme Yemeksepeti verilerine göre, 2025 yılında pizza sipariş trafiğinde istikrarlı bir yükseliş yaşanırken, asıl çarpıcı detay sofraya gelen ürün adedindeki artışta gizli. Sipariş sayısındaki genel artışa kıyasla, sipariş edilen toplam pizza adedinin yaklaşık yüzde 20 oranında büyüme kaydetmesinin, pizzanın artık tek kişilik bir tercih olmaktan çıkıp kalabalık sofralarda paylaşılan bir lezzete dönüştüğünü kanıtladığı belirtildi. Pizza haritasında şampiyon değişmedi Pizza haritasında liderlik koltuğu yine değişmedi. Megakent İstanbul, 2024 yılına oranla adet bazında pizza tüketimini artırarak "Pizza Başkenti" unvanını 2025’te de korudu. Ancak ikincilik yarışı bu yıl tam bir rekabete sahne oldu. Ankara, 2024 yılına göre sipariş sayısını artırarak İzmir’i burun farkıyla geride bıraktı ve Türkiye’nin en çok pizza siparişi veren ikinci şehri oldu. Tüketilen ürün adedinde ise İzmirliler gerçek bir iştah patlaması yaşadı. İzmir, 2024 yılına kıyasla sofraya gelen pizza sayısını ciddi bir oranda artırarak bu alanda Ankara’yı geride bıraktı. Bu verilerle birlikte İzmir, sipariş başına düşen pizza sayısında Ankara’yı geçerek "En Kalabalık Sofra" unvanının yeni sahibi oldu. Türkiye’nin tercihi "karışık"tan yana 2025 yılı, pizza tercihlerinde zengin malzeme tutkusunun yılı oldu. Sipariş verilerine göre, Türkiye’nin en çok tercih ettiği ilk 5 pizza çeşidinin 4’ünü "karışık" seçenekler oluşturdu. Farklı içerik kombinasyonlarıyla sunulan karışık pizzalar listenin zirvesine yerleşirken, sucuklu çeşitler de ilk 5’te kendine yer bularak popülerliğini korudu. En çok sipariş edilen bu favori lezzetlerin tamamının "Orta Boy" olması ise ideal porsiyon tercihinin değişmediğini gösterdi. Türkiye, Avrupa’ya göre yüzde 46 daha avantajlı Yemeksepeti’nin global ortağı Delivery Hero bünyesindeki foodora tarafından hazırlanan "Avrupa Pizza Endeksi" ile Türkiye verileri karşılaştırıldığında ekonomik tablo netleşiyor. Avrupa genelinde (Avusturya, Macaristan, İsveç gibi ülkelerde) ortalama bir pizzanın medyan fiyatı 2025 yılında 610 TL civarında seyretti. Yemeksepeti verilerine göre Türkiye genelinde restoran siparişlerinin medyan tutarı ise 330 TL olarak gerçekleşti. Raporda, Türkiye’deki pizza severlerin Avrupa ortalamasına göre pizzaya yaklaşık yüzde 46 daha uygun fiyatla ulaştığı belirtildi. Türkiye içinde ise pizzaya en uygun fiyatla ulaşılan büyükşehirlerin 320 TL medyan tutar ile İzmir ve Bursa olduğu kaydedildi.
ULUSDER’den stratejik hamle: ULUSKON süreci tamamlandı, DEİK dönemi başlıyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:33 ULUSDER’den stratejik hamle: ULUSKON süreci tamamlandı, DEİK dönemi başlıyor Uluslararası Yatırım ve İş Dünyası Derneği (ULUSDER), Genel Başkan Özcan Polat liderliğinde kurumsal yapılanmasında stratejik bir dönüşüme giderek DEİK yapılanmasına geçiş sürecinde sona geldi. Uluslararası vizyon doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Uluslararası Yatırım ve İş Dünyası Derneği (ULUSDER), kurumsal yapısında önemli bir dönüşüm sürecini hayata geçirdi. ULUSDER Genel Başkanı Özcan Polat öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, derneğin uluslararası hedeflerini daha etkin ve kurumsal bir zeminde gerçekleştirmek amacıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) yapılanmasına geçiş sürecinin tamamlanma aşamasına geldiği bildirildi. Bu çerçevede, ULUSDER’in bugüne kadar ULUSKON çatısı altında yürüttüğü çalışmaların kurumsal olgunluğa ulaştığı, yönetim kurulu kararıyla birlikte yeni dönemde DEİK yapılanmasıyla yoluna devam edilmesine karar verildiği ifade edildi. Söz konusu geçişin, ULUSDER’in uluslararası alandaki temsil gücünü daha üst seviyeye taşıma hedefinin önemli bir adımı olduğu kaydedildi. ULUSDER Genel Başkanı Özcan Polat, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, derneğin bugün geldiği noktada uluslararası temsil gücünü daha etkin kullanabilecek bir kurumsal kapasiteye ulaştığını belirtti. DEİK yapılanmasıyla birlikte yalnızca süreci takip eden değil, karar alma ve istişare mekanizmalarında aktif rol üstlenen bir yapıya geçildiğini ifade eden Polat, bu adımın ULUSDER’i hem ulusal hem de küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşıyacağını vurguladı. Gerçekleştirilen bu dönüşümle birlikte ULUSDER’in, sahada elde ettiği birikimi uluslararası karar ve iş birliği mekanizmalarına taşıması hedefleniyor. Yeni dönemde derneğin, uluslararası platformlarda temsil edilen, görüş sunan ve yön veren bir aktör olarak konumlanması amaçlanıyor. Bu doğrultuda ULUSDER, DEİK çatısı altında kurumsal üye statüsüyle çalışmalarını sürdürecek. DEİK yapılanmasına geçiş süreciyle birlikte ULUSDER’in, özellikle Malatya’nın dış ticarette daha görünür ve rekabetçi bir şehir haline gelmesi için çalışmalarını artırması bekleniyor. Malatya merkezli firmaların ihracat kapasitelerinin geliştirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin sağlanması ve şehrin üretim gücünün küresel ticaret ağlarına entegre edilmesi, yeni dönemin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
Yenişehir’de endüstri bölgesi kuruluyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:45 Yenişehir’de endüstri bölgesi kuruluyor Yenişehir, tarihinin en büyük kalkınma hamlelerinden birine hazırlanıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Yenişehir’de büyük bir alanda "Endüstri Bölgesi" kurulması için resmen düğmeye bastı. Bursa’nın tarım ve lojistik üssü olan Yenişehir, son aylarda yapılan girişimlerle sanayi ve teknoloji alanında da Türkiye’nin yükselen yıldızı olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yürütülen imar revizyonları, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmaları ve Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile yakalanan ivmenin ardından, ilçede büyük bir alanda Endüstri Bölgesi kurulması için somut bir süreç hayata geçirildi. Yenişehir’de resen Endüstri Bölgesi kurulmasına yönelik etüt çalışmaları yürütülürken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ilgili kurumların görüşlerini almaya başladı. Bu gelişme, Yenişehir’in sanayi ve üretim vizyonu açısından bugüne kadar atılmış en stratejik ve en güçlü adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in planlı sanayileşme ile kalkınacağını vurguladı. Başkan Özel, Yenişehir’in geleceği için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Yenişehir’imizin kalkınması ve gelişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Tarımı güçlendirmek, sanayiyi büyütmek ve istihdamı artırmak adına ilgili kurumlarla sürekli görüşmeler gerçekleştiriyoruz" dedi. Başkan Özel sözlerini şöyle sürdürdü; "Yenişehir’imiz artık kabuğunu kırıyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgemizdeki revizyonlar, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmalarıyla birlikte sanayi alanında büyük bir dönüşüm sürecine girmişti. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamak adına önemli bir adım atılmıştı. Şimdi ise Bakanlığımızın planladığı bu dev Endüstri Bölgesi projesiyle ilçemizin; tarım ve lojistik merkezi olmasının yanısıra, sanayinin ve teknolojinin de merkezi yapma yolunda çok güçlü bir kapı daha aralıyoruz." Yenişehir’e yapılacak bu büyük yatırımın on binlerce kişilik istihdam sağlayacağına vurgu yapan Başkan Ercan Özel, Endüstri Bölgesi’nin ilçeye kazandıracağı avantajları sıralarken; "Endüstri Bölgelerinin her şeyden önce planlı sanayileşmenin en güçlü adımı" olduğunu ifade etti. Bu projeyle Fabrikaların yerleşim yerlerine ya da doğal alanlara gelişigüzel kurulmasının önüne geçileceğini, sanayi faaliyetlerinin, önceden belirlenmiş ve altyapısı hazırlanmış alanlarda toplanacağını, bu da hem düzenli büyümeyi hem de sağlıklı bir kentleşmeyi beraberinde getireceğini bildirdi. Başkan Özel; "Endüstri Bölgelerinin aynı zamanda çevreyi ve tarımı koruyan bir model olduğunu, atık yönetimi, arıtma tesisleri ve emisyon kontrollerinin merkezi şekilde yapılacağını, böylelikle tarım arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın sanayinin olumsuz etkilerinden korunmuş olacağını ifade ederken, Yenişehir’in bereketli topraklarını koruyarak üretimi büyütmeyi hedefliyoruz" dedi. Endüstri Bölgesinin, üretim verimliliğini artıran bir yapıya sahip olacağını anlatan Başkan Ercan Özel, "Bursa’da 4 tane Endüstri Bölgesi var. 5’ncisi ise ilçemizde kurulacak. Bizim hedefimiz; Yenişehir’i sadece bugünün değil, geleceğin de üretim, sanayi ve teknoloji merkezi haline getirmek. Bu Endüstri Bölgesi, ilçemizin kalkınma yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktası olacak. Yenişehir kazanacak, Bursa kazanacak, Türkiye kazanacak" ifadelerini kullandı. Başkan Özel açıklamasının sonunda, Yenişehir’in gelişmesi ve kalkınması için bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a, il başkanımız sayın Davut Gürkan’a ve Bursa Milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi.
SBB’den Çarşamba’ya Çözüm Merkezi ve 153 Restoran
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:28 SBB’den Çarşamba’ya Çözüm Merkezi ve 153 Restoran Samsun Büyükşehir Belediyesi(SBB) tarafından Çarşamba ilçesine Alo 153 Çözüm Merkezi ile 153 Restoran kazandırılacak. Büyükşehir Belediyesi, Çarşamba ilçesinde insan odaklı iki önemli yatırımı hayata geçiriyor. Proje kapsamında Çarşamba ilçesi Batı Yaka’da inşasına başlanacak binanın bir bölümü Alo 153 Çözüm Merkezi bir bölümü ise 153 Restoran olarak hizmet verecek. İnşa çalışmalarının kısa süre içinde tamamlanarak projenin hizmete açılması planlanıyor. İnsan odaklı projeler, katılımcı yönetim Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Sosyal belediyeciliğe ve insan odaklı çalışmalara büyük önem veren bir anlayışla göreve geldiğimiz günden bu yana çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Lezzetli ve uygun fiyat avantajı ile dikkat çeken 153 Restoranlarımız da bu anlayışımızın en güzel örneklerinden. İlkini İlkadım’da hizmete açtık. İki tane Atakum ilçemize, bir tane de Bafra ilçemize kazandırdık. Her birinden ayrı ayrı olumlu geri dönüşler alınca bu hizmeti genişletme arzumuz daha da arttı ve şimdi Çarşamba ilçemize de 153 Restoran kazandırıyoruz. Binanın bir bölümü 153 Restoran olarak bir bölümü de Alo 153 Çözüm Merkezi olarak hizmet verecek. İletişim ve katılımcı yönetim anlayışı da bizim en fazla önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Hemşehrilerimizle iletişimimizdeki güçlü unsurlardan biri olan Alo 153 Çözüm Merkezi’mizin hizmet noktalarını da artırıyoruz. Her iki proje de şehrimize, Çarşamba’mıza ve hemşehrilerimize şimdiden hayırlı olsun" dedi.
YÖREX Nisan ayında kapılarını açıyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:26 YÖREX Nisan ayında kapılarını açıyor Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 22-26 Nisan 2026 tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde yapılacak. "Sizin Oraların Nesi Meşhur?" sloganıyla düzenlenecek YÖREX, Anadolu’nun coğrafi işaretli ve yöresel ürünlerini Antalya’da bir araya getirecek. Coğrafi işaretli ürünler Antalya’da buluşacak Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır; TOBB’un desteğiyle yerel ve yöresel ürünlere sahip çıkmak, kaybolmaya yüz tutmuş ürünleri gün yüzüne çıkarıp ekonomiye kazandırmak için 17 yıl önce Yöresel Ürünler Projesi’ni hayata geçirdiklerini hatırlatırken, proje kapsamında Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i düzenlediklerini kaydetti. Çandır, YÖREX’i bu yıl 22-26 Nisan tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleyeceklerini belirtti. Yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasının önemli olduğunu, kırdan kente göçü engellemenin yolunun yöresel ürünlere sahip çıkmaktan geçtiğini vurgulayan Çandır, "Yöresel ürünler, yerinde istihdam sağlayan geleneksel üretim biçimleriyle hem yerel ekonomiyi ayakta tutan, hem de kültürel zenginliğimizi gelecek kuşaklara aktaran mirasımızdır. Yöresel Ürünler Projemiz ve YÖREX’in ana hedefi bu mirasa sahip çıkmaktır" diye konuştu. YÖREX, yerel üretici ile küresel alıcıyı buluşturuyor Milli ekonomi, yerel üretimin ön plana çıktığı bir dönemde YÖREX’in daha da önem kazandığını kaydeden Ali Çandır, "Anadolu’nun tüketim alışkanlıklarını yerli üretimle buluşturduğumuzda kendi değerlerimizi tüketir, istihdamı büyütür, ekonomiyi canlandırırız" dedi. Başkan Ali Çandır, YÖREX’te TOBB organizasyonuyla yapılan ikili görüşmelerde büyük market zincirleri ve -e ticaret siteleriyle yerel üreticilerin bir araya geldiğini ve iş bağlantıları sağladığını hatırlatırken, bu yıl da küresel ölçekteki büyük alıcılarla yerel üreticinin B2B görüşmeleriyle yan yana geleceğini kaydetti. Çandır, "Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te çok sayıda iş bağlantısı sağlanmasını bekliyoruz" dedi. 10 bin metrekarede binlerce ürün YÖREX’in 10 bin metrekarelik alanda, 5 gün boyunca binlerce ürünü ziyaretçilerle buluşturacağını belirten Ali Çandır, fuara oda ve borsalar, kalkınma ajansları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan yoğun katılım olacağını söyledi. Çandır, coğrafi işaretli ürünlerin büyük bölümünün tarım ve gıda ürünleri olduğuna dikkat çekerken, Tarım ve Orman Bakanlığı ve teşkilatının da YÖREX’e katılımını beklediklerini söyledi. Çandır, "YÖREX, bu yıl da Anadolu’nun dört bir yanından gelen değerlerin ve yöresel ürünlerin buluşma noktası olacak" dedi. Çandır, YÖREX’e girişin ücretsiz olacağını belirtti. YÖREX’ten sonra coğrafi işaretli ürün sayısı 1810 oldu Coğrafi işaretli ürünlerin önemine de değinen Çandır, YÖREX’in başladığı dönemde 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısının bugün 1810’a ulaştığını, 873 yöresel ürünün ise tescil beklediğini kaydetti. YÖREX sayesinde coğrafi işaret farkındalığının arttığını belirten Çandır, Türkiye’nin 44 yöresel ürününün Avrupa Birliği’nde tescil edildiğini sözlerine ekledi.