EKONOMİ
Ülker, 2025 finansal sonuçlarını açıkladı 10 Mart 2026 Salı - 18:42:56 Türkiye’de gıda sektöründeki lider markalarından Ülker Bisküvi, 2025 yılını 112 milyar TL ciroyla kapattığını, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamayla duyurdu. Ülker Bisküvi, 2025 yılındaki cirosunu Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamayla duyurdu. Şirket, geçen yılı yüzde 16,5 Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) marjıyla tamamladı. Ülker Bisküvi, herkesi etkileyen küresel ölçekteki ekonomik dalgalanmaların ve jeopolitik belirsizliklerin ön planda olduğu 2025 yılında, tüm zorlu koşullara rağmen tüketicilerinin değişen ihtiyaç ve beklentilerini yakından takip ederek, yatırımlarını yaparak çevik, verimli ve yenilikçi bir şekilde yoluna devam etti. Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı "Mutlu et, mutlu ol" felsefesinden hareketle, "istikrarlı, rekabetçi, kârlı, sürdürülebilir ve insan odaklı büyüme" anlayışıyla oluşturdukları "5M Mutluluk Temelli Büyüme Modeli"nin, sürdürülebilir gelecek için rehber niteliği taşıdığını kaydetti. "Made in Türkiye" etiketli ürünleri 100’den fazla ülkeye ulaştırdıklarını belirten Kölükfakı, "2025 yılında üretim gücümüz, yenilikçi markalarımız, modern üretim altyapımız, ihracatımız ve oluşturduğumuz istihdamla ülke ekonomisine değer katmayı sürdürdük. Tüketici alışkanlıklarındaki dönüşümü, dijital eğilimleri ve atıştırmalık kategorisindeki yeni motivasyonları, bilim, veri ve teknolojiyle birleştirerek Ar-Ge merkezlerimizde yenilikçi ürünler geliştiriyoruz. Türkiye’de 55 yeni ürün raflarda yerini aldı" dedi. S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’ne göre gıda şirketleri arasında global ölçekte yüzde 3’lük dilimde yer alarak başarılı bir performans gösterdiklerini dile getiren Kölükfakı, "Uluslararası finansal analiz ve raporlama kuruluşu London Stock Exchange Group (LSEG) tarafından yapılan çevresel, sosyal ve yönetişim performansı değerlendirmesinde 504 halka açık gıda şirketi arasında Aralık 2025 itibarıyla en yüksek puanı alarak üçüncü kez dünya birinciliğini kazandık. Ayrıca Borsa İstanbul’da işlem gören tüm sektörler arasında da üçüncü kez birinci sırada yer aldık. Bu sonuçlar, Ülker olarak çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında benimsediğimiz uzun vadeli, tutarlı ve odaklı yaklaşımın güçlü bir göstergesi. Ülker olarak, paydaşlarımızdan aldığımız güçle sorumluluk bilinci yüksek, dayanıklı ve istikrarlı bir gelecek inşa edebilmek için çalışacağız" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 17:47 İranlı turist krizi Bodrum turizmini vurdu: "Nevruz öncesi rezervasyonların yüzde 70’i iptal" ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin turizme yansımaları Ege Bölgesi’nde hissedilmeye başlandı. Nevruz dönemi öncesinde özellikle İranlı turistlerden yoğun talep bekleyen turizm merkezlerinde rezervasyonların büyük bölümü iptal edilirken, uçuşların da tamamen durduğu öğrenildi. Turizm sektörü temsilcilerinden edinilen bilgilere göre Ege Bölgesi’ne gelen turist sayısında yüzde 70’e yakın düşüş yaşandı. Nevruz döneminde İran pazarındaki kaybın yüzde 80’e ulaşabileceği belirtilirken; özellikle Muğla, İzmir, Antalya, Van ve İstanbul’un bu durumdan en çok etkilenen şehirler olduğu ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Nevruz döneminde yaklaşık 120 bin İranlı turistin Türkiye’ye geldiği belirtilirken, bu yıl yaşanan gelişmeler nedeniyle söz konusu hareketliliğin neredeyse tamamen durma noktasına geldiği bildirildi. "Rezervasyonların yüzde 70’i iptal oldu" Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Artuk, yaşanan gelişmelerin turizm sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi. Artuk, "Nevruz döneminde İran’dan turizm hareketliliği başlıyordu. Nevruz şu anda halihazırda kutlanmayacak. Bu nedenle bölgemizde birçok otelin açılışı ertelenecek. Özellikle Bodrum, Marmaris ve Fethiye bölgesi bu durumdan ciddi şekilde etkilenecek diyebiliriz. Bu yıl aslında erken rezervasyonla başlamıştık. İran genelde son dakika rezervasyonlarıyla çalışan bir pazar ama bu yıl ciddi bir ön rezervasyon almıştık. Olayların başlamasıyla rezervasyonların yüzde 70’i iptal oldu. Uçakların ise yüzde 100’ü iptal edildi" dedi. "120 bin turistin yüzde 80’i kayıp" Geçen yıl Nevruz döneminde Türkiye genelinde yaklaşık 120 bin İranlı turistin ağırlandığını belirten Artuk, bu sayının büyük bölümünün kaybedildiğini ifade etti. Artuk, "Bu turistlerin büyük bölümü İzmir, Antalya, Van, İstanbul ve Muğla’ya geliyordu. Muğla’da ise özellikle Marmaris, Fethiye ve Bodrum yoğun talep görüyordu. Ancak şu anda bu 120 bin kişinin yaklaşık yüzde 80’i, yüzde 85’i kayıp vaziyette. Uçuşlar olmadığı için yalnızca kara yolu ile bir hareketlilik olabilir. Muhtemelen önce otobüslerle bir akım oluşacak. Turizm hareketliliğinin nisan ortası gibi yeniden başlamasını bekliyoruz" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 17:41 Van TSO’dan ‘Outlet Fest’ açıklaması Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO), 12-29 Mart tarihlerinde düzenlenmesi planlanan "Outlet Fest" organizasyonun Van’ın gerçeğinde yerel esnafa ağır darbe vurabilecek bir girişim olduğunu duyurdu. Van TSO’dan yapılan yazılı açıklamada, 12-29 Mart 2026 tarihlerinde Van Expo Fuar Merkezi’nde yapılması planlanan "Outlet Fest" etkinliğine ilişkin yerel ekonominin can damarı olan esnaf ve tüccarın sesini duyurmak, endişelerini dile getirmek amacıyla basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Açıklamada, "Outlet Fest, dışarıdan bakıldığında ‘büyük indirim, ünlü marka’ diye cazip gösterilse de Van’ın gerçeğinde yerel esnafımıza ağır darbe vurabilecek bir girişimdir. Biz bunu iyi niyetli bir ticari faaliyet olarak değil, daralmış pazarımızı daha da daraltan, ailelerimizin geçim kapılarını tehdit eden bir tehlike olarak görüyoruz. Daha önce Van Valimiz ile yaptığımız görüşmede ve vali yardımcımız başkanlığında gerçekleştirdiğimiz toplantıda ortak görüş olarak; İran’daki ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaten İranlı misafirlerimiz büyük oranda gelmiyor. Ramazan Bayramı öncesi dönem, Van tüccarı ve esnafı için yılın en kritik, en sınırlı kazanç fırsatı olan zaman dilimidir. Tam bu hassas dönemde büyük markaların dev indirimlerle Van’a gelmesi, mahalle esnafından butiğe, ayakkabıcıdan tekstilciye kadar tüm esnafımızın müşteri kitlesini çekip götüreceği kanısına varılmıştır. Van’ın ekonomisi büyük zincirlerden değil, alın terinden, aile işletmelerinden, nesilden nesile aktarılan emekten yükselir. Kısa vadede ‘ucuz alışveriş’ keyfi yaşatırken, uzun vadede binlerce Vanlı ailenin ekmeğiyle oynanmasına göz yumamayız. Biz Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak her zaman üyelerimizin yanında olduk, bugün de dimdik yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle açık ve net çağrımızdır. Yetkililerden ve organizatörlerden talep ediyoruz; Outlet Fest etkinliğinin bu tarihlerde yapılmamasını ya da en azından Van ekonomisine ve yerel esnafa zarar vermeyecek, yerli tüccarımızı koruyacak, bir tarihe ertelenmesini istiyoruz. Van’ın geleceği, güçlü bir yerel ekonomiyle mümkündür. Bu çağrımızın dikkate alınmasını umuyor, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz" denildi.
Samsun gümrüğünden en çok meyve ihraç edildi
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:20 Samsun gümrüğünden en çok meyve ihraç edildi Orta Karadeniz Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında bölgeden en fazla ihraç edilen ürün 552 milyon dolarla meyve olurken, ithalatta ise 635 milyon dolarlık motorin ilk sırada yer aldı. Orta Karadeniz Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’nün 2025 yılı faaliyetleri ve dış ticaret verileri dikkat çekti. Samsun, Ordu, Sinop, Kastamonu, Çorum, Amasya ve Tokat illerini kapsayan bölgede; 8 Gümrük Müdürlüğü, 1 Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü, 1 Tasfiye İşletme Müdürlüğü, 1 Hukuk Hizmetleri Müdürlüğü, 2 Ürün Güvenliği Denetimleri Grup Başkanlığı, 1 Dış Ticaret İşlemleri Müdürlüğü ve 1 Personel Müdürlüğü olmak üzere toplam 15 idarede 386 personel ile hizmet veriliyor. Dış ticaret hacmi 5,1 milyar dolara ulaştı 2025 yılında Bölge Müdürlüğü bağlantı idarelerinin toplam dış ticaret hacmi 5,1 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamın 2,3 milyar doları ihracat, 2,8 milyar doları ise ithalat işlemlerinden oluştu. İhracat yapılan ülkeler incelendiğinde 724 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ilk sırada yer aldı. Rusya’yı Bulgaristan, İtalya, Almanya, Belçika ve Romanya takip etti. Karadeniz havzasında yer alan Rusya Federasyonu, bölgenin en önemli hedef pazarı olmayı sürdürdü. İşlemlerin yüzde 88’i Samsun’dan Bölge Müdürlüğü bağlantılı gümrük idareleri arasında yapılan işlemlerin yüzde 88’i Samsun Gümrük Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildi. Samsun Gümrük Müdürlüğü’nün 2025 yılı ihracatı 2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, bu rakamla 138 gümrük idaresi arasında 28. sırada yer aldı. İthalat tutarı ise 2,7 milyar dolar olurken, bu alanda 22. sırada yer aldı. 2025 yılında Samsun Gümrük Müdürlüğü’nden en fazla ihraç edilen ürünler; 552 milyon dolar ile meyve, 331 milyon dolar ile metal cevheri ve 134 milyon dolar ile bakır oldu. En fazla ithalatı yapılan ürünler ise 635 milyon dolar motorin, 520 milyon dolar metal hurdası ve 356 milyon dolar hububat olarak kayıtlara geçti. 14,27 milyar TL vergi tahsilatı Bölge genelinde 2025 yılında toplam 14,27 milyar TL vergi tahsilatı gerçekleştirildi. Aynı dönemde 5 bin 1 gemi, 19 bin 736 tır, 2 bin 167 uçak, 318 bin 938 yolcu ve 77 bin 822 konteynerin gümrük işlemleri tamamlandı. Kaçakçılıkla mücadele kapsamında ise 17 olayda toplam 4,2 milyon TL değerinde kaçak eşya ele geçirildi. Tasfiye İşletme Müdürlüğü tarafından 762 elektronik ihale düzenlenirken, 252 taşıt ve 129 kalem muhtelif eşya satışı yapıldı. Bu satışlardan 148 milyon TL gelir elde edildi. Ayrıca Ürün Güvenliği Denetim Müdürlüğü tarafından 651 ithalat ve ihracat kalite denetimi yapılırken, Dış Ticaret İşlemleri Müdürlüğü’nce 57 ihracatçıya Hususi Damgalı Pasaport verildi. İhracatta yüzde 1,45 düşüş, ithalatta yüzde 1,17 artış Bir önceki yıla göre ihracatta yüzde 1,45 azalma, ithalatta ise yüzde 1,17 artış yaşandığı belirtildi. Küresel ekonomik belirsizlikler ve bölgesel savaşların etkisine rağmen, ihracatın ülkeye döviz kazandırıcı bir faaliyet olarak olumlu katkı sunduğu, ithalattaki artışın ise sanayi üretimi ve kapasite kullanımına destek sağladığı ifade edildi. 2026 hedefleri açıklandı 2026 yılına girerken öncelikli hedefler arasında; Samsun’da yeni kurulacak organize sanayi bölgelerinde faaliyete geçecek firmaların üretimlerinin ihracata yönlendirilmesi, mevcut pazarların korunarak yeni pazarlara açılım sağlanması ve ürün çeşitliliğinin artırılması yer aldı. Ayrıca, teknoloji destekli gümrük işlemleriyle süreçlerin hızlandırılması ve 2026 yılında tamamlanması planlanan Samsun Limanı Bölgesi’ndeki yeni Samsun Gümrük Müdürlüğü hizmet binasının, modern altyapısıyla dış ticarette zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak firmaların küresel rekabet gücünü artırmasının hedeflendiği vurgulandı. Yetkililer, yasal ticaretin korunması ve yasa dışı ticaretle mücadelenin de temel öncelikler arasında yer almaya devam edeceğini belirtti.
ENHANCER PRO ortak kullanım tesisleri hibe programı paydaşlara tanıtıldı
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:19 ENHANCER PRO ortak kullanım tesisleri hibe programı paydaşlara tanıtıldı Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ENHANCER PRO-Sürdürülebilir Sosyo-Ekonomik Uyum İçin Girişimcilik Kapasitelerinin İyileştirilmesi Projesi kapsamında, Ortak Kullanım Tesisleri Hibe Programı’na ilişkin Gaziantep, Adıyaman ve Kilis illerinde bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Toplam 70 milyon Avro bütçeye sahip olan ENHANCER PRO; Adana, Adıyaman, Ankara, Bursa, Elazığ, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kilis, Kocaeli, Konya, Malatya, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa olmak üzere 18 ilde uygulanacaktır. Ortak kullanım tesisleri hibe programı Proje kapsamında yürütülen Ortak Kullanım Tesisleri Hibe Programı ile girişimcilere yönelik iş geliştirme, mentorluk, danışmanlık, eğitim, prototipleme, dijital ve yeşil dönüşüm, kuluçka ve hızlandırma hizmetleri sunacak kapsayıcı merkezlerin kurulması veya mevcut tesislerin kapasitelerinin geliştirilmesi desteklenecektir. Bütçe, destek tutarı ve oranları Programın toplam bütçesi 11 milyon Avro olup, proje başına 150 bin - 200 bin Avro arasında hibe desteği sağlanmaktadır. Destek oranı, uygun maliyetlerin yüzde 75 ila yüzde 90’ı arasında değişmektedir. Hibe programına; ticaret ve sanayi odaları, ticaret borsaları, esnaf ve sanatkar birlikleri, ziraat odaları, belediyeler, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi sitesi yönetim kooperatifleri, iş kuluçka merkezleri, TEKMER’ler, teknoparklar, teknoloji transfer ofisleri, üniversiteler, ihracatçı birlikleri ile IPA, FRIT veya benzeri programlar kapsamında kurulmuş ortak kullanım tesisleri başvuruda bulunabilmektedir. Desteklenen faaliyet alanları Program kapsamında; tesislerin fiziki altyapısının iyileştirilmesi, makine-ekipman ve yazılım temini, hizmet çeşitliliğinin artırılması, tesisler arası ağların güçlendirilmesi ile prototipleme ve modelleme altyapılarının geliştirilmesine yönelik faaliyetler desteklenmektedir. Program kapsamı ve başvuru süreçleri aktarıldı İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Ahmet Paksu, Ajans olarak ENHANCER PRO ve Ortak Kullanım Tesisleri Hibe Programı’nın amacı, kapsamı ve başvuru süreçleri hakkında paydaşları bilgilendirmek üzere faaliyet alanları olan TRC1 Bölgesi’nde (Gaziantep, Adıyaman ve Kilis) bilgilendirme toplantıları düzenlediklerini ifade etti. Paksu, düzenlenen toplantılarda programın kapsamı, uygun başvuru sahipleri ve başvuru şartları detaylı şekilde katılımcılarla paylaşıldığını belirterek paydaşların görüş ve soruları alınarak uygulama sürecine ilişkin bilgilendirme yapıldığını kaydetti. Paydaş katılımı ve sürece katkı Paksu, söz konusu bilgilendirme faaliyetlerinin programların etkin ve verimli şekilde yürütülmesi açısından önem taşıdığını vurgulayarak, bölgedeki tüm paydaşları hibe programlarından faydalanmaya davet etti. Hibe programına başvurular 27 Mart 2026 tarihinde sona erecek.
’’Sağlık sigortacılığı bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüşüyor’’
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:13 ’’Sağlık sigortacılığı bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüşüyor’’ Sağlık sigortalarında bu yıl itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmeliği değerlendiren AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, "Yeni yönetmelik, sağlık sigortacılığını sadece kâğıt üzerindeki bir poliçe olmaktan çıkarıp, bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüştürüyor. Bu yönüyle sağlık sigortası artık hem bugünü hem de geleceği güven altına alan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor" dedi. Sağlık sigortalarında 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmelik sektör açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. AXA Türkiye’nin sağlık sigortacılığında halihazırda uyguladığı yaklaşımın artık sektör standartlarından biri haline gelmesi, müşteri lehine güçlü bir dönüşümün kapısını aralıyor. AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, başlayan yeni dönemi; sürdürülebilirlik, güven ve empati ekseninde değerlendirdi. Yeni sağlık yönetmeliğinin sigortalılar için daha şeffaf ve öngörülebilir bir dönemi başlattığını belirten Yavuz Ölken, düzenlemenin sektöre kattıklarını şu sözlerle özetledi: "Yeni yönetmelik, sağlık sigortacılığını sadece kâğıt üzerindeki bir poliçe olmaktan çıkarıp, bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüştürüyor. Bu yönüyle sağlık sigortası artık hem bugünü hem de geleceği güven altına alan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor. Özellikle Ömür Boyu Yenileme Garantisinin sınırlarının netleşmesi, sigortalılar için en büyük kazanım. Artık bu hakkı kazanan bir müşterinin poliçesinin iptal edilmesi, teminatlarının daraltılması veya ek primlerle karşılaşması söz konusu değil. Şirket olarak bu yaklaşımı uzun süredir benimsediğimiz bir standart olarak görüyoruz. Halihazırda 2 yıl boyunca kesintisiz sigortalı olan ve medikal açıdan uygun bulanan bireysel sağlık sigortası müşterilerimiz, ek prim karşılığında Ömür Boyu Yenileme Garantisine daha erken aşamada sahip olabiliyor. Bu garantiye hak kazanan sigortalılarımız, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek sağlık risklerine rağmen ek prim ile ya da teminat kısıtlaması olmaksızın sağlık güvencelerini sürdürebiliyorlar. Bugün bu yaklaşımın tüm sektör için net kurallarla tanımlanmasını, sağlık sigortacılığının geleceği adına son derece sevindirici buluyoruz. Yeni düzenleme sayesinde sağlık sigortasına olan güvenin artmasını ve sigortalı sayısında yüksek oranda bir artış yaşanmasını bekliyoruz." Ölken, yeni düzenlemelerle birlikte iş değişikliği yapan çalışanların sağlık güvencelerini kaybetme kaygısının da sona erdiğini vurgulayarak; bekleme sürelerine getirilen standartların ve grup sigortalarından bireysele geçiş kolaylığının, kesintisiz bir koruma kalkanı sağladığını ifade etti. Saniyelerle yarışan teknoloji, güven veren empati Şirketin sağlık sigortacılığı yolcuğunda fark oluşturan temel unsurun ‘Empati Güvencesi’ olduğunun altını çizen Ölken, "Biz sağlık sigortacılığını sadece masrafları karşılayan bir sistemden çok daha fazlası olarak görüyor, müşterinin tüm sağlık yolculuğunda yanında olan bir güven modeli olarak ele alıyoruz. Empati Güvencesi yaklaşımımız tam olarak buradan doğuyor; hız kadar anlayışı, teknoloji kadar insanı merkeze alan bir sigortacılık modeli sunuyoruz" şeklinde konuştu. ‘Empati Güvencesi’nin şirketlerinde somut ve ölçülebilir süreçlerle hayata geçtiğini vurgulayan Ölken, şu bilgileri paylaştı: "Empati Güvencesi yaklaşımımızın sahadaki pozitif karşılığını veriler çok net biçimde ortaya koyuyor. Bugün sağlık provizyonlarımızın yüzde 90’ı otomatik onaylanıyor. Ayakta tedavilerde provizyon süresi 4 saniyenin, yatış provizyon süresi ise 30 dakikanın altında seyrediyor. Sağlık faturalarında geri ödemeleri 2 iş günü içinde tamamlıyoruz. Bu hızın arkasında teknoloji var; ancak bunu farklı kılan unsur, teknolojiyi empatiyle tasarlanmış süreçlerin içine yerleştirmemiz. Müşteri geri bildirim notumuzun ise 4,54 seviyesinde olması da yaklaşımımızın sahadaki en güçlü göstergesi." Türkiye’de ilk dijital sağlık sigortası ürününü hayata geçiren şirket olduklarını hatırlatan Ölken, tamamlayıcı ve özel sağlık sigortasını bir arada sunan ilk hibrit ürünü geliştirdiklerini, kullanım bazlı kontörlü sağlık sigortası modelleriyle esnaf ve KOBİ’lere özel çözümler sunduklarını ve yapay zeka destekli medikal değerlendirme süreçleriyle hızdan ödün vermeden en doğru sonuçlara ulaştıklarını belirtti. Yeni sağlık yönetmeliğiyle birlikte sektör genelinde müşteri standartlarının yükselmesini son derece olumlu bulduğunu söyleyen Ölken, "Şirket olarak teknolojiyle güçlenen ve empatiyle şekillenen sağlık sigortacılığı anlayışını Türkiye’de kalıcı hale getirmek için öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Harita Kadastro Mühendisleri Odası’nda Çolak, iddialı geliyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:26 Harita Kadastro Mühendisleri Odası’nda Çolak, iddialı geliyor Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) Bursa Şubesi Başkan Adayı Ali Faruk Çolak, harita mühendisliği mesleğinin geleceğine dair hedeflerini ve 18. dönem vizyon projelerini kamuoyuyla paylaştı. "Gelecek kaygısı olmadan mesleğini icra eden güçlü mühendisler" anlayışıyla yola çıktıklarını vurgulayan Çolak, mesleğin itibarını yeniden hak ettiği noktaya taşıyacaklarını söyledi. Demokrat Harita Mühendisleri olarak adil, katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini ifade eden Ali Faruk Çolak, diğer meslek gruplarının harita mühendisliğinin iş alanlarına müdahalesine kesinlikle izin vermeyeceklerini belirtti. "Harita mühendisi artık sürecin izleyicisi değil, yöneticisi olacak" diyen Çolak, kurumlarla birebir temas kuran, sahada aktif bir şube modeli vadetti. Genç mühendislere istihdam, kamuya hukuki güvence Genç meslektaşların mezuniyet sonrası yaşadığı belirsizlikleri sona erdirecek projeler geliştireceklerinin altını çizen Çolak, istihdam yönetim havuzu ve kamu-özel sektör protokolleriyle genç mühendislerin ilk yıllarında yanlarında olacaklarını, ücretsiz eğitimler, seminerler ve rehberlik programlarıyla meslektaşların çağın gerektirdiği teknoloji ve bilgiyle donatılmasını sağlayacaklarını kaydetti. Kamu mühendislerinin özlük haklarının da öncelikleri arasında yer aldığını belirten Çolak, ek gösterge, yan ödeme artışları ve Mühendislik Meslek Kanunu için Ankara nezdinde güçlü bir mücadele yürüteceklerini, teknik sorumluluk altında çalışan mühendisler için hukuki koruma sağlayacak çalışmalar başlatacağını ifade etti. Haksız rekabete net tavır Özel sektörde faaliyet gösteren SHKM ve LİHKAB bürolarının yaşadığı haksız rekabet ve fiyat kırımı sorununa karşı kararlı adımlar atacaklarını vurgulayan Çolak, TUSAGA-Aktif gibi kritik sistemlerin harita mühendisleri dışındaki kullanımına sınır getirilmesi ve yapı denetim sistemi içinde adil iş dağılımı sağlanması için çalışacaklarını belirtti. Kentsel Dönüşüm, CBS, İHA, gayrimenkul değerleme ve yeşil mutabakat gibi alanlarda mesleğin etkinliğini artırmayı hedeflediklerinin altını çizen Çolak, deprem kuşağındaki kentlerde can ve mal güvenliğini önceleyen çalıştay ve sempozyumlar düzenleyeceklerini ifade etti. Sosyal sorumluluk projelerine de özel önem vereceklerini dile getiren Çolak, Kadın Komisyonu başta olmak üzere bir çok komisyonun yeniden aktif hale getirileceğini, Harita Mühendisliği Müzesi projesinin hayata geçirileceğini ve meslektaşlar arasındaki bağın sosyal etkinliklerle güçlendirileceğini söyledi. Ali Faruk Çolak açıklamasını, "Geçmişin tecrübesini geleceğin enerjisiyle birleştirerek mesleğimizin ve meslektaşlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız. Gelin, harita mühendisliğinin geleceğini birlikte inşa edelim" sözleriyle tamamladı.
Başkan Sadıkoğlu, Malatya için pozitif ayrımcılık talep etti
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:13 Başkan Sadıkoğlu, Malatya için pozitif ayrımcılık talep etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ve tüm imalat sanayi işletmelerine açık olan 100 milyar TL büyüklüğündeki finansman paketine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde açıklanan kredi paketin kritik bir destek olduğunu vurgulayarak deprem yaşamış ve toparlanma sürecinde olan iller için pozitif ayrımcılık talep etti. Büyük depremler yaşamış ve ayağa kalkma mücadelesi veren Malatya’nın finans desteğine ihtiyacı olduğunu her daim dile getiren Başkan Sadıkoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ve tüm imalat sanayi işletmelerine açık olan 100 milyar TL büyüklüğündeki finansman paketinin önemli bir can suyu olacağını işaret etti. "Nefes alanı oluşturacak" 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli, piyasa şartlarının altında sunulacak kredi paketinden deprem illeri için pozitif ayrımcılık beklediklerini belirten Başkan Sadıkoğlu, "Bu destek, üretimin sürdürülebilirliği, ticaretimizin ve ihracatımızın devamı, istihdamın korunması ve sanayi işletmelerimizin rekabet gücü açısından önemli bir adım olmuştur. 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli, piyasa şartlarının altında sunulacak bu kredi imkânı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde depremzede firmalarımız ciddi bir nefes alanı oluşturacaktır. Paketin istihdam yoğunluğu esas alınarak işletme başına 50 milyon liraya kadar kredi imkânı sunması ve istihdamını koruyan KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığıyla 10 puan indirim imkânı sağlaması, paketin üretim ile birlikte istihdamı da önceleyen yaklaşımının bir göstergesidir. Bu önemli destek için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyor, deprem yaşamış ve toparlanma sürecinde olan illerimiz için özel bir yaklaşım talep ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Ayrıca talebimizi de resmi yazıyla Cumhurbaşkanlığına ilettik" diye konuştu.
EGİAD Melekleri, yenilik ve girişimcilik ekosisteminin aktörleri ile buluştu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:33 EGİAD Melekleri, yenilik ve girişimcilik ekosisteminin aktörleri ile buluştu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) tarafından hazırlıkları sürdürülen "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir-Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" başlıklı think tank raporu kapsamında, İzmir yenilik ve girişimcilik ekosisteminin önemli aktörlerini bir araya getiren ortak akıl toplantısı gerçekleştirildi. EGİAD merkezinde düzenlenen toplantıya İzmir’de faaliyet gösteren Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO), TEKMER’ler ve girişimcilik merkezlerinin yöneticileri ile raporu hazırlayan akademisyenler ve EGİAD Melekleri Yatırım Ağı üyeleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, EGİAD’ın 35 yıllık yolculuğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "EGİAD, 1990 yılında 47 vizyoner genç iş insanının birlikte üretme idealinden doğdu. Bugün 900’ü aşkın üyemizle, 3 bin 500’den fazla şirketi ve yaklaşık 150 bin kişilik istihdam gücünü temsil ediyoruz. Bu ölçek bize yalnızca temsil değil, sorumluluk da yüklüyor." EGİAD’ın klasik bir iş dünyası örgütlenmesinin ötesinde, veri üreten, politika geliştiren ve yol gösteren bir yapı olmayı hedeflediğini vurgulayan Yılmaz, think tank çalışmalarının bu vizyonun en somut yansıması olduğunun da altını çizdi. "Yaratıcı yıkım, doğru yönetildiğinde büyük bir fırsattır" Konuşmasında "yaratıcı yıkım" kavramına özel bir parantez açan Yılmaz, bu sürecin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda insan kaynağını ve toplumsal yapıyı dönüştüren çok katmanlı bir değişim olduğuna dikkat çekerek, "Yaratıcı yıkım ilk bakışta risk ve belirsizlik çağrışımı yapabilir. Ancak biz bu süreci, doğru okunduğunda ve doğru yönetildiğinde İzmir için güçlü bir sıçrama alanı olarak görüyoruz." dedi. Yılmaz, bu perspektifle hazırlanan raporda; dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün İzmir işgücü piyasasını nasıl yeniden şekillendirdiğinin analiz edildiğini vurgulayarak, yıkıcı teknolojilerle değişen beceri ihtiyaçlarının somut verilerle ele alındığını ifade etti. Üçüz dönüşümle işgücü piyasası yeniden tasarlanıyor EGİAD think tank çalışmaları kapsamında hazırlanan rapor ile hangi becerilerin ön plana çıkacağı, hangi sektörlerin dönüşümden nasıl etkileneceği, yeniden beceri kazandırma (reskilling & upskilling) süreçlerinin nasıl kurgulanması gerektiği, sorularına uygulanabilir politika önerileri sunulması hedefleniyor. Raporda özellikle NEET gençler başta olmak üzere kırılgan grupların üretim süreçlerine yeniden dâhil edilmesine yönelik yol haritaları öne çıkıyor. Bu yaklaşımın, yaratıcı yıkımı İzmir açısından bir risk olmaktan çıkararak rekabet gücünü artıran stratejik bir avantaja dönüştürmesi amaçlanıyor. Finansmanın ötesinde bir dönüşüm aracı Toplantının önemli başlıklarından biri de EGİAD Melekleri Yatırım Ağı oldu. EGİAD Başkan Vekili ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz konuşmasında, EGİAD Melekleri’nin yalnızca bir yatırım mekanizması değil, bütüncül bir girişimcilik destek modeli sunduğunu vurguladı: "Bizim için yatırım sadece sermaye değildir. Girişimcilere mentorluk, stratejik yönlendirme ve kurumsal deneyim aktarımı sunuyoruz. Sürdürülebilir büyümenin yanında duruyoruz." Hazine ve Maliye Bakanlığı’na akredite olan ve Ege Bölgesi’nde bu niteliğe sahip tek melek yatırım ağı olan EGİAD Melekleri’nin bugüne kadar 40’ın üzerinde girişime yaklaşık 6 milyon ABD doları yatırım yaptığı bilgisi paylaşıldı. 10. yılda yeni hedef geleceğe yatırım zirvesi Bu yıl 10. kuruluş yılını kutlayan EGİAD Melekleri için Mayıs ayında düzenlenmesi planlanan "Geleceğe Yatırım Zirvesi" de toplantıda duyuruldu. Zirvede; yatırımcılık, teknoloji, yapay zekâ ve stratejik dönüşüm başlıklarının ele alınması, kamu-özel sektör ve ekosistem paydaşlarının bir araya getirilmesi hedefleniyor. Ortak akıl vurgusu ile kapanış Toplantıda, dijital katılımcılık uygulamalarıyla görüşlerin toplanması ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu ile gerçekleştirilen networking oturumuyla sürdü. EGİAD Başkan Vekili ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bugün burada ortaya koyacağımız ortak akıl; İzmir’in beşerî sermayesini geleceğe hazırlayacak, daha dirençli ve daha rekabetçi bir yapı inşa etmemize katkı sağlayacaktır. EGİAD, bu toplantıdan elde ettiği çıktıları, "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir" raporunun analiz ve öneri setini sahadan gelen deneyimlerle güçlendirecek ve rapor kentin geleceğine yön veren politika belgeleri arasında yer alacaktır."
Gazipaşa’da dolu ve fırtınadan 214 üretici zarar gördü
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:27 Gazipaşa’da dolu ve fırtınadan 214 üretici zarar gördü Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde etkili olan dolu ve fırtına afeti, tarımsal üretimde ciddi zarara yol açtı. Afetin ardından Gazipaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince başlatılan hasar tespit çalışmalarında, yüzlerce üreticinin mağdur olduğu belirlendi. İlçe genelinde sürdürülen çalışmalarda, dolu ve şiddetli rüzgârın özellikle sera örtüleri ile sebze ve meyve ekili alanlarda büyük tahribata neden olduğu tespit edildi. Ekipler tarafından yapılan incelemelerde, ürün kayıpları, yapısal hasarlar ve üretime etkiler detaylı şekilde kayıt altına alındı. Hasar tespit çalışmalarının, üreticilerin destek ve yardım süreçlerinden faydalanabilmesi açısından önem taşıdığı ifade edildi. 500 dekar alan etkilendi, 167 dekarda ağır hasar Beyrebucak, Çobanlar ve Macar mahallelerinde yapılan incelemeler sonucunda, toplam 214 üreticiye ait yaklaşık 500 dekarlık tarım alanının afetten etkilendiği belirlendi. Bu alanların 167 dekarında ağır hasar meydana geldiği tespit edildi. Ön değerlendirmelere göre tarımsal üretimde oluşan zararın yaklaşık 58 milyon lira seviyesinde olduğu bildirildi. Hasar tespit raporları üst makamlara iletildi Sahada yapılan çalışmaların ardından hazırlanan hasar tespit tutanaklarının, Gazipaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne iletildiği, sürecin Bakanlığa sunulmak üzere devam ettiği kaydedildi. Üreticilerin mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik işlemlerin takip edildiği belirtildi. "Üreticimizi yalnız bırakmayacağız" Gazipaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Bat, afetin ardından ekiplerin hızlı şekilde sahaya indiğini belirterek, üreticilerin zararlarının yerinde tespit edildiğini söyledi. Bat, sürecin yakından takip edildiğini ve üreticilerin yalnız bırakılmayacağını ifade etti. Üreticilere başvuru çağrısı Yetkililer, zarar gören üreticilerin hasar tespit ve destek süreçlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için Gazipaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.