Son Dakika
|
İran'da hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililer için cenaze töreni
Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu
Trabzonspor’da, Orhan Kaynak için tören düzenlendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu''
Kremlin: "Barış görüşmeleri için tüm taraflar İstanbul seçeneğine olumlu bakıyor"
Emeklilerin maaş ve ikramiyeleri bayram öncesi ödenecek
Servis aracı belediye otobüsüyle çarpıştı: 20 yaralı
Bakan Bayraktar: "Akaryakıt ve doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz"
"APP plakalarla ilgili uygulanan cezaları sileceğiz"
Bakan Gürlek: "(İBB davası) Davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran ve Hizbullah’tan İsrail’e füze ve roket saldırısı
Trump: "(İran) Onları yok edecek olsak, bunu bu öğleden sonra bile yapabiliriz"
Umman’ın petrol depolama tesislerine yönelik saldırı anı ortaya çıktı
Pezeşkiyan: "Savaşı sonlandırmanın tek yolu İran’a tazminat ödenmesidir"
Bakan Bayraktar, madencilerle iftar yaptı
Lübnan’da İsrail'in saldırıları nedeniyle can kaybı 634’e yükseldi
İsviçre'deki otobüs yangını failinin İsviçre vatandaşı olduğu açıklandı
EKONOMİ
Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi
11 Mart 2026 Çarşamba - 23:27:57
Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncülük eden Besler, 2025 yılında konsolide cirosunu Kamu Aydınlatma Platformu’na bildirdi. Yapılan bildiride, 2025 konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt karı ise 8 milyar TL oldu. Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncü markalardan Besler, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Besler, 16 kategoride 1250 ürün ve 55 markasıyla faaliyet gösterirken, perakende ürünleriyle Türkiye’de yılda yaklaşık 21 milyon hanede 64 milyon tabakta yer alıyor. 2025 yılı brüt karı yüzde 3,6 artışla 8 milyar TL’ye, cirosu 32,5 milyar TL’ye ulaşırken, Faiz Amortisman Öncesi Kar (FAVÖK) marjı da bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 13,3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde şirket 2,9 milyar TL ihracat geliri elde etti. Perakende kanalında dondurulmuş gıdada SuperFresh markasıyla yüzde 36, margarin pazarında ise Bizim Yağ ve Terem başta olmak üzere öncü markalarıyla toplam yüzde 67,5 pazar payına ulaşan Besler, her iki iş kolundaki güçlü liderliğini sürdürdü. İnovasyon, sürdürülebilir büyümenin itici gücü oldu Gıda sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk yağ ve dondurulmuş gıda Ar-Ge merkezlerine sahip şirket olan Besler, 2025 yılında 90,7 milyon TL Ar-Ge ve inovasyon yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, dondurulmuş gıda, konserve, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürün tanıtım ve yeniden tanıtımla inovasyon gücünü büyümeye dönüştürdü. Dondurulmuş gıda kategorisinin lider markası SuperFresh, pizza kategorisindeki varlığını premium ürünü Pizza Artizan ile güçlendirirke, hazır yemek kategorisine lazanya ve ton balıklı salata çeşitleriyle giriş yaptı. SuperFresh’in 2025 yılında perakende cirosundaki büyümesinin yüzde 29’u son iki yılda pazara sunduğu yenilikçi ürünlerden geldi. Yağ iş biriminde ise Besler, ilk sürülebilir peynir formatındaki ürünleri Ülker Sürmix markasıyla pazara sundu. 2025 yılında 30’uncu yaşını kutlayan Bizim Yağ, krema ve sıvı yağ kategorilerine giriş yaparak portföyünü genişletti. Güçlü iletişim, satış performansı ve dijital liderliğe katkı sağladı Besler, 2025 yılında lider markalarıyla büyümesini sürdürürken; iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik odağındaki pazarlama stratejileriyle sektörde fark oluşturdu. Dondurulmuş gıda kategorisinin lideri SuperFresh, "Dolapta Ne Var?" kampanya döneminde yüzde 40’a varan satış artışı elde etti. Marka, tüketiciyle kurduğu güçlü bağ ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı sayesinde ikinci kez "Türkiye’nin En Sevilen Dondurulmuş Gıda Markası" seçildi. Markanın tarım alanında kadın çiftçilere fırsat eşitliği sunan "Tarımın Kadın Yıldızları" projesinin ürünü Ege’den Hasat Bezelye, tanıtım döneminde Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer aldı. 2025 yılında 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın "Hamur Bizim İşimiz" YouTube kanalı, 1,6 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en yüksek takipçisi, dünyanın ise ikinci en büyük markalı yemek kanallarından biri oldu. Besler, tarımın dijital ve sürdürülebilir dönüşümünde de öncü Türkiye’nin en büyük tarımsal ham madde tedarikçilerinden biri olan Besler, 2025 yılında da çiftçilerle kurduğu güçlü iş birlikleriyle sorumlu tarım uygulamalarını geliştirmeye devam etti. SuperFresh’in en önemli ham maddelerinden patatesin sürdürülebilirliği amacıyla AB ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen yapay zekâ destekli SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesi, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe aldı. Tarımda fırsat eşitliğini destekleyen Tarımın Kadın Yıldızları projesi de genişleyerek, Besler’in sözleşmeli üretim modelindeki kadın çiftçi oranını yüzde 27’ye çıkardı. "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz" 2025 yılı performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak 2025 yılını güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle tamamladık. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuz doğrultusunda inovasyon odağımızı daha da güçlendirdik. Çevik iş yapma modelimiz ve dinamik organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla uyum sağlarken; lider markalarımızla kategorilerimizdeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Tarladan tabağa uzanan değer zincirinde ekosistemi dönüştüren bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü finansal yapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla sektöre yön veren, geleceği bugünden inşa eden bir şirket olma kararlılığımızı sürdüreceğiz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 21:21
Köprübaşı çileği altın sezonunu yaşıyor
Manisa’nın tescilli Köprübaşı çileği, dört mevsim süren hasadıyla hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu’nca coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:20
GTB başkanlarından "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü" mesajı
Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümü yıl dönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. GTB Başkanları yayımladıkları mesajda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık azmini, iman gücünü ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan milli iradenin simgesi olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın sadece bir marş değil, aynı zamanda milletimizin ortak hafızasını ve bağımsızlık ruhunu yansıtan bir milli mutabakat metni olduğunu vurgulayan GTB başkanları, "Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşımız, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin en güçlü sembollerinden biridir. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ dizelerinde anlamını bulan bu ruh; tarih boyunca esareti kabul etmeyen, özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan bir milletin iradesini ve karakterini ortaya koymaktadır. Milletimizin bağımsızlığı için büyük fedakârlıklar verdiği Millî Mücadele yıllarında kaleme alınan İstiklal Marşı, yalnızca cephede savaşan kahraman ecdadımıza moral ve güç veren bir eser olmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin ortak vicdanını ve sarsılmaz inancını da kelimelere dökmüştür. Bu yönüyle İstiklal Marşı; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biri olarak bugün de aynı heyecan ve aynı gururla okunmaktadır. ‘Korkma’ hitabıyla başlayan ve milletimizin özgürlük inancını ebediyete taşıyan İstiklal Marşı, sadece geçmişimizin değil, aynı zamanda geleceğimizin de en güçlü ilham kaynaklarından biridir. Bu eşsiz eser, milletimizin karakterini, imanını ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan bir milli miras olarak daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin yıl dönümünü gururla kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:20
Çarşamba’da istiridye mantarı üretimi artıyor
Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi her geçen gün artarken, düzenlenen hasat etkinliği üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi gelişerek devam ediyor. Çarşamba’da üretim yapan Mürsel Aksar’a ait mantar işletmesinde düzenlenen istiridye mantarı hasat etkinliği, üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu işletme, 2021 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan 480 bin TL hibe desteği ile kuruldu. Son teknolojiye sahip 7 üretim odası bulunan işletme, yıllık 84 ton üretim kapasitesine ulaştı. Öte yandan işletmede yer alan yıllık 11 bin ton kapasiteli istiridye mantarı kompost üretim tesisi, üreticinin kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra bölgedeki diğer üreticilerin kompost ihtiyacına da katkı sağlıyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise mantar üretiminin artırılması, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla üreticilere verilen desteklerin devam edeceği belirtildi. Açıklamada, üretim yapan ve bölge ekonomisine katkı sağlayan üreticilere teşekkür edilerek bereketli hasatlar dilendi. Yetkililer, istiridye mantarı üretiminin bölgede önemli bir alternatif gelir kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Aralık 2022 Çarşamba- 10:27
IQ Money Yönetim Kurulu Başkanı: “Hedefimiz 7 ayrı kıtada faaliyet gösteren Türk firması haline gelebilmek”
2
10 Mart 2026 Salı- 15:11
Bursa Şoförler Odası Başkanı Çakır: "APP plaka kaçak plakadır, mühürlü plakalarla ilgili sorun yok"
3
11 Mart 2026 Çarşamba- 13:17
Cumhurbaşkanı Erdoğan duyurdu! Emeklilerin maaş ve ikramiyeleri bayram öncesi ödenecek
4
06 Mart 2026 Cuma- 16:06
Gübre satışlarının durduğu iddiası yalanlandı
5
10 Mart 2026 Salı- 16:46
Gezer Ayakkabı’nın 25’inci geleneksel iftar buluşması gerçekleştirildi
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:57
Kiracısını her 50 günde kontrol etmek isteyen ev sahibinden 3 sayfalık sıra dışı kriter listesi
Denizli’nin Pamukkale ilçesinde 3+1 dairesini aylık 35 bin liraya kiraya vermek isteyen bir ev sahibi, ilan sitesinde paylaştığı 26 maddelik kriter listesiyle gündem oldu. Resmi nikahlı aile şartından, evde sigara içilmemesine, mutfak tezgâhının ıslak bırakılmamasından, evin 50 günde bir kontrol edilmesine kadar uzanan talepler vatandaşların tepkisini çekti. Denizli’de 3+1 dairesini 35 bin liraya kiraya vermek isteyen bir ev sahibinin ilan sitesinde paylaştığı 3 sayfalık kriter listesi, sosyal medyada ve kamuoyunda tartışma oluşturdu. İlanda yer alan şartlar arasında yalnızca resmi nikâhlı ailelere kiralama yapılacağı, en az bir aile bireyinin memur olması gerektiği, en fazla bir çocuklu ailelerin kabul edileceği belirtildi. Ev içinde sigara içilmesinin kesinlikle yasak olduğu, mutfak tezgâhında kirli bulaşık bırakılmaması ve tezgâhın ıslak tutulmaması gibi detaylar da dikkat çekti. Ayrıca evde kullanılacak tüm eşyaların ayaklarında zemini korumak için keçe bulunması, eşyalar ile duvar arasında boşluk bırakılması ve evin 50 günde bir kiracının uygunluğunda 15 dakika süreyle kontrol edileceği maddeleri yer aldı. Söz konusu ilan, kiracı adayları ve vatandaşlar tarafından "aşırı kuralcı" bulunarak eleştirildi. Kendisi de kiralık daireleri olduğunu belirten Mustafa Nak, bu tür şartların doğru olmadığını ifade ederek, "Kiracı parasını veriyorsa her alanda kısıtlayamazsın. Elbette kavga gürültü olmasın gibi temel kurallar olabilir ama bu kadar detaylı ve baskıcı şartlar çok yanlış. Benim de evlerim var, hiç böyle kurallar koymadım. Herkes kimseyi rahatsız etmeden yaşamalı" dedi. Denizli Ticaret Odası Meclis Divan Katibi ve emlak ofisi sahibi Volkan Gürsoy ise ilanı hayretle karşıladıklarını belirtti. Gürsoy, "Serbest piyasa şartlarında, Kat Mülkiyeti Kanunu’nu aşmamak kaydıyla mal sahibi bazı taleplerde bulunabilir. Bu ilandaki mal sahibinin daha önce yaşadığı olumsuz tecrübeler nedeniyle böyle bir ilan verme ihtiyacı hissettiğini düşünüyoruz. Günümüzde hem kiracı hem de mal sahibi kendini güvence altına almaya çalışıyor. Ancak bu tür durumlar, güncel sözleşmelerle ya da yetki belgeli emlak firmaları aracılığıyla büyük ölçüde önlenebilir. Talihsiz bir olay ve şehrimizde böyle konularla gündeme gelmeyi istemeyiz" ifadelerini kullandı. Olay, ülke genelinde devam eden kiracı-ev sahibi tartışmalarını bir kez daha gündeme taşırken, ilan kısa sürede sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı.
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:06
Konut kredilerinde birinci el - ikinci el ayrımı kaldırıldı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) kredi ve kredi kartlarının kullanıma ilişkin yeni kararlar ve düzenlemeler hakkında yazılı açıklama yaptı.
31 Ocak 2026 Cumartesi - 00:46
Merkez Bankası: "Yabancı para kredilerde sekiz haftalık dönemler için büyüme sınırı yüzde 0.5’e düşürülmüştür"
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) zorunlu karşılıklarda değişikliğe gidildiğini ve yabancı para kredilerde sekiz haftalık dönemler için büyüme sınırının yüzde 0.5’e düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankasından makroihtiyati çerçeveye ilişkin yapılan yazılı açıklamada, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yabancı para krediler ile kredili mevduat hesaplarındaki gelişmeleri dikkate alarak sıkı parasal duruşu desteklemek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikleri yapılmıştır. Yabancı para kredilerde sekiz haftalık dönemler için yüzde 1 olan büyüme sınırı yüzde 0,5’e düşürülmüştür. Tüketicilere tahsis edilen kredili mevduat hesabı limitlerine büyüme sınırı getirilerek sekiz haftalık dönemler için büyüme sınırı yüzde 2 olarak belirlenmiştir" ifadelerine yer verildi.
30 Ocak 2026 Cuma - 23:03
Pastırmanın kilosu raflarda 2 bin TL
Kayseri’nin tescilli lezzetlerinden olan pastırmanın kilosu raflarda 2 bin TL ile 3 bin 200 TL arasında satışa sunuluyor. Satılan pastırmaların dilim fiyatı ise 10 TL ile 32 TL arasında değişiyor. Kayseri’de pastırmacılık yapan Yasin Güzel, "Sezonumuz açıldı. Erciyes’te kayak sezonumuz da açıldı. Kış mevsimi olduğu için kayağa gelen yerli turistlerimiz var, Ankara, İstanbul ve Adana gibi illerimizden. İşlerimizde biraz yoğunluk başladı. Şu anda da sömestir tatilimiz var. İkisi beraber birleşti. Çok şükür bir sıkıntımız yok. İşlerimiz iyi şu anda. Sucuklarımızın şu an kilogram fiyatı 650 TL’den başlıyor bin 200 TL’ye kadar yağ oranına göre farklılık gösterebiliyor. Pastırmalarımız da şu anda 2 bin TL’den başlıyor en yüksek fiyatlı olan pastırmamız da 3 bin 200 TL" dedi. "Dilimi 10 ile 32 TL arasında" Güzel, pastırmanın fiyatının hayvanın bölgesine göre değiştiğini söyleyerek, "2 bin TL’ye sattığımız pastırmanın bir dilimi yaklaşık 5 gram geldi. Onun da bir dilim fiyatı 10 TL’ye tekamül ediyor. Kilosu 3 bin 200 TL olan en iyi pastırmamızın da bir dilimi 10 gram geldi. Onun fiyatı da 32 TL’ye tekamül ediyor. Aradaki farklar yumuşaklık. Etin hayvandan çıkış kısmı. Uygun fiyatlı olarak sattığımız pastırma hayvanın but kısmından çıkar. Yüksek fiyatlı olan ise hayvanın sırt bölümünden çıkar. Yani pastırmanın dilimi 10 TL’den başlıyor 32 TL’ye kadar farklılık gösterebiliyor" ifadelerini kullandı.
30 Ocak 2026 Cuma - 18:37
Hekimsen’den ocak ayı verilerine ilişkin değerlendirme
Hekimsen, Ocak 2026 dönemini kapsayan açlık ve yoksulluk sınırı araştırması neticelerini değerlendirdi. Kamuoyuna yansıyan ocak ayı ekonomik verileri üzerine Hekimsen’den yazılı açıklama yapıldı. Araştırmadan verilerin paylaşıldığı açıklamada, gıda enflasyonun bir ayda yüzde 4,18 arttığı, açık sınırının 32 bin TL’ye ulaştığı bildirildi. Açıklamaya göre, Türkiye’de hanelerin temel yaşam maliyetlerindeki artış hız kesmeden devam etti. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken asgari aylık gıda harcamasının, aralık 2025’te 30 bin 873 TL iken ocak 2026’da 32 bin 163 TL olarak hesaplandığı aktarıldı. Açıklamada, "Bu artış, yalnızca bir ayda gıda fiyatlarında yüzde 4,18 enflasyon yaşandığını ortaya koydu. Açlık sınırının yalnızca gıda harcamalarını kapsamasına rağmen, bugün milyonlarca çalışanın ve emeklinin gelirinin bu seviyenin altında kalması, tablonun ciddiyetini artırıyor. Barınma, ulaşım, eğitim, sağlık, giyim ve diğer zorunlu harcamaların da eklenmesiyle, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 104 bin 767 TL olarak hesaplandı. Bir ayda yaklaşık 4 bin 200 TL’lik artış, yaşam maliyetlerinin artık orta gelirli haneler için dahi sürdürülemez bir noktaya geldiğini gösteriyor" denildi. Açıklamada, Ocak 2026 yılı itibariyle aylık kişi başı gıda harcamaları verilerine de yer verildi. Bu veriler, "yetişkin erkek 9 bin 361 TL, yetişkin kadın 8 bin 85 TL, 10 yaş kız çocuğu 7 bin 485 TL ve 7 yaş erkek çocuğu ise 7 bin 231 TL" olarak ifade edildi. En yüksek artışın süt ürünleri ile sebze-meyvede yaşandığının bildirildiği açıklamada, "Gıda gruplarına göre harcama dağılımı incelendiğinde, ocak ayında en dikkat çekici artışlar şu kalemlerde yaşandı; süt ve süt ürünleri yüzde 7,15, sebze ve meyve yüzde 6,73, isteğe bağlı ürünler (atıştırmalık) yüzde 3,27, et, balık, yumurta, kurubaklagiller yüzde 1,37, ekmek ve tahıl yüzde 0,80. Özellikle süt ve süt ürünlerindeki sert yükseliş, çocukların dengeli beslenmesi açısından önemli riskler barındırıyor" denildi. Açıklamanın son bölümünde, Hekimsen’in görüşü de yer aldı. Açıklamada, "Asgari ücret, açlık sınırını karşılayamıyor. Emekli maaşları, açlık sınırının çok altında kalıyor. Kamu çalışanlarının büyük bölümü için dahi yoksulluk sınırı erişilemez durumda. Bu tablo, ücret artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını ve mevcut gelir politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Gıda fiyatlarındaki artış hızının kontrol altına alınamaması, özellikle dar ve sabit gelirli kesimler için beslenme ve yaşam kalitesi açısından ciddi riskler doğuruyor" denildi. Hekimsen, ücret politikalarının, vergi düzenlemelerinin ve sosyal destek mekanizmalarının, açlık ve yoksulluk sınırı verileri dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
30 Ocak 2026 Cuma - 18:18
Mersin’de Halk Kart ve öğrenim yardımı ödemeleri yapıldı
Mersin Büyükşehir Belediyesi, ocak ayı ‘Halk Kart’ ödemeleri ile 2025-2026 öğrenim yardımının 3. taksitini hesaplara yatırdı, 7 bin 158 vatandaşa 9,6 milyon TL, 8 bin 674 öğrenciye 21,5 milyon TL destek sağlandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, her kesimi kapsayan sosyal politika hizmetleri ile vatandaşlara rahat bir nefes aldırmayı sürdürüyor. Dar gelirli vatandaşlar başta olmak üzere özellikle öğrencilerin de yanında olmaya devam eden Mersin Büyükşehir Belediyesi, dar gelirli vatandaşlara destek olunan ’Halk Kart’ın ocak ayı tutarları ile üniversite öğrencilerinin yüzünü güldüren 2025-2026 öğrenim yardımının 3. taksitini hesaplara yatırdı. Vatandaşlar rahat bir nefes alsın diye desteklerini sürdüren Büyükşehir Belediyesi, ocak ayı ödemeleri kapsamında Halk Kart sahibi 7 bin 158 vatandaşın hesabına toplam 9 milyon 678 bin lira yatırırken, 8 bin 674 öğrencinin hesabına da toplam 21 milyon 502 bin 400 lira yatırdı. Bu kapsamda, 3 bin 558 vatandaşın hesabına biner lira, 3 bin 600 vatandaşın hesabına ise bin 700’er lira olmak üzere, 7 bin 158 kişinin hesabına toplam 9 milyon 678 bin lira yatırıldı. 2025- 2026 öğrenim yardımının 3. taksiti de hesaplarda Büyükşehir Belediyesi, ailesi Mersin’de ikamet eden ve üniversiteyi bu yıl kazanan üniversite öğrencilerinin yüzünü güldüren öğrenim yardımının 3. taksitini hesaplara yatırdı. ‘Öğrenim Yardımı Desteği’ kapsamında, ön lisans ve lisans eğitimi alan 8 bin 674 öğrencinin hesabına toplam 21 milyon 502 bin 400 lira yatırıldı. Sosyal belediyecilik anlayışıyla eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, ön lisans eğitimi alan 3 bin 17 öğrenciye kişi başı bin 300 lira, 4 yıllık fakültelerde okuyan 5 bin 39 öğrenciye kişi başı 3 bin lira, 5 yıllık programlarda eğitim alan 205 öğrenciye kişi başı 3 bin 200 lira ve 6 yıllık programlarda öğrenim gören 413 öğrenciye kişi başı 4 bin 200 lira 3. taksit olarak yatırıldı.
30 Ocak 2026 Cuma - 18:09
Kastamonu’da yerel eylem guruplarına 33 milyon liralık hibe desteği
Kastamonu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından Araç Yerel Eylem Grubu, Taşköprü Yerel Eylem Grubu ve Şenpınar Yerel Eylem Grubu derneklerine 33 milyon liralık hibe desteği sağlanacak. Kastamonu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD-III Programı Proje İmza Programı, Valilik Makamında Vali Meftun Dallı’nın başkanlığında yapıldı. Düzenlenen proje imza programına Vali Meftun Dallı, Kastamonu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Ahmet Kuyulu, Pınarbaşı Belediye Başkanı Serkan Arı ve diğer ilgili kişiler katıldı. TKDK IPARD-III Programı Projesi hakkında bilgi veren Vali Meftun Dallı, "Bu kurumun tamamı hibe şeklinde verdiği bir destek ve adı üzerinde Yerel Eylem Grupları’na tam da bir inisiyatif tanımışlar. Yerelin özelliklerine göre faaliyet alanlarını ne yapacaklarını da kendileri seçiyorlar, belirliyorlar ve o şekilde çalışacaklar. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından Yerel Eylem Grupları destekleniyor. Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye Cumhuriyeti eş finansmanında yürütülen IPARD-III Programı 6. Çağrı Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması (LEADER) tedbiri kapsamında Yerel Eylem Grupları desteklenmektedir. İlimizden 7 yerel eylem grubu başvuru yapmış ve tamamı sözleşme imzalamaya hak kazanmıştır. 3’ü sözleşme imzalama aşamasına gelmiş, 4 yerel eylem grubunun başvuru işlemleri devam etmektedir. Yerel eylem hruplarının kendi hazırladıkları stratejileri ile ilgili yapacakları harcamalar yüzde 100 oranında desteklenmektedir. Bu derneklerin yönetim kurulları, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşuyor. Ayrıca yönetim kurulunda bir kadın ve bir genç üye bulunuyor. Dernekler, faaliyet bölgelerinin kalkınması için bir Yerel Kalkınma Stratejisi oluşturdular. Bu stratejiler kabul edildi. LEADER yaklaşımı çerçevesinde belirlenen temalara uygun olarak yürütülecek olan, yerel halkın eğitimi, animasyon ve tanıtım faaliyetlerinin düzenlenmesi, halkın ulusal ve uluslar arası seminer ve çalıştaylara, toplantılara katılımı gibi yetenek kazandırma faaliyetleri, köy festivalleri, fuarlara katılım, çeşitli malzeme alımları, kültürel ve gençlik grupları için malzemeler, topluluk odaları için mobilya alımları, topluluk binalarının küçük ölçekli yenilenmesi, tarihi binaların restorasyonu için tasarım planları gibi küçük ölçekli projeler yerel paydaşların katılımıyla hayata geçirilecek. Ayrıca yerel eylem gruplarının işletme giderleri, demirbaş alımları gibi giderlerde destek kapsamında yer alıyor. IPARD- II döneminde Kastamonu’da 8 Yerel eylem grubu faaliyette bulundu. Bu YEG’lere toplam 35,35 milyon TL hibe ödemesi yapıldı. İmzalanacak olan sözleşmelerin YEG’lerimize ve ilçelerimize hayırlı olmasını dileriz" dedi. TKDK İl Koordinatörü Ahmet Kuyulu ise, "3 tane yerel eylem gurubumuz var. Bunlardan birisi olan Araç Yerel Eylem Grubu, Araç-İhsangazi ve köylerini kapsıyor. Taşköprü Yerel Eylem Grubu ise Taşköprü ve Hanönü ilçesindeki faaliyetleri yürütülecekler. Şenpınar Yerel Eylem Grubu Derneği de Pınarbaşı-Şenpazar ilçe ve köylerini kapsıyor. Bunların üçünün toplam bütçesi 33 milyon 168 bin TL’dir. Bu bütçeleri kullanacaklar. Biz de yüzde 100 oranında hibe vereceğiz. Kendi stratejilerini belirledikleri stratejileri doğrultusunda faaliyetlerini yürütecekler. Bunlar, eğitim faaliyetlerinden, kendi ihtiyaçlarını karşılamadan kooperatiflerin, birliklerin, diğer derneklerin ihtiyaçlarını karşılama yönelik projeleri üretmeye, yetenek kazandırma faaliyetleri gibi birçok faaliyetler yapacaklar ve biz bunları destekleyeceğiz. Hatta kendi çalışanların tutun da derneklerin ofislerinin kirasına kadar destek kapsamında hepsi destek kapsamında yerelde kendi iş dinamikleriyle faaliyetlerini tetikleyecek projeleri biz destekleyeceğiz" diye konuştu.
30 Ocak 2026 Cuma - 18:09
Başkan Gülsoy: "2026’da hedefimiz Kayseri’yi sadece bir üretim merkezi değil, bir ‘akıllı ticaret merkezi’ yapmaktır"
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Ocak Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, dünyanın diken üstünde olduğunu söyleyerek, "Belirsizlik rekabet şartlarını ağırlaştırdı" dedi. 2026 yılının ilk meclis toplantısına KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Konuşmasında son günlerde dünyanın diken üzerinde olduğunu söyleyen Başkan Gülsoy, "Küresel ekonomideki gelişmelere bakacak olursak. Bu dönemde dünya siyasetinin de ne kadar keskin ve kuralsız bir viraja girdiğine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Venezuela’da yaşanan durum buna bir örnektir. Meşru ya da gayrimeşru seçilmiş bir devlet başkanı bir operasyon ile eşiyle birlikte alınıyor. Son günlerde yine dünya diken üzerinde. ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, Orta Doğu’yu bir kez daha geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmiş durumda. Ardı ardına yaşanan toplumsal gerilimler, bölgesel belirsizliği maalesef canlı tutmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye sürecine girmişken Suriye’de sahadaki yeni güvenlik gelişmeleri ve artan hareketlilik de ona keza. Rusya-Ukrayna savaşı, Çin-Filipinler. Yaşanan gelişmeler küresel ölçekte ekonomik ve siyasi risklerin aynı anda tırmandığı bir sürece işaret ediyor. Bu durum enerji koridorlarından emtia fiyatlarına, ticaret yollarından finansal piyasalara kadar pek çok alanda hızlı ve öngörülemez değişimlere yol açabiliyor. Tüm bu olumsuz tablolara rağmen iş dünyamızın en büyük gücü zorlukları görürken umudunu kaybetmemesidir. Belirsizliğin arttığı bu dönemde üretmekten ve rekabetten vazgeçmemeliyiz. Ancak şunu net bir biçimde ifade etmeliyim ki: rekabetin şartları da ağırlaşmıştır. Bu nedenle üretim yaparken yalnızca kendi maliyetlerimizi değil dünyanın içinde bulunduğu bu yeni ve belirsiz düzeni de dikkate almak zorundayız. Kanayan yaramız, Çin ile olan ticaretimiz konusuna da görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Rakamlar ürkütücü. 2025 yılı sonu itibarıyla Çin ile olan dış ticaret açığımız 42 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının yarısından fazlası (%51) tek başına Çin’den kaynaklanıyor. Daha acısı ne biliyor musunuz? Çin, ihracat sıralamamızda Slovenya gibi küçük ülkelerin bile gerisinde kalarak 22. sıraya düşmüştür. Çinli şirketler sadece iç pazarımızı değil, en büyük kalemimiz olan Avrupa pazarındaki payımızı da adeta dümdüz ederek elimizden alıyor. Bu durum, Türk sanayicisinin yatırım yapma mecalini bitiriyor. Buradan açıkça ifade ediyorum Bu sorunu görmezden gelemeyiz. İthalatı mikro düzeyde ürün ürün, marka marka analiz etmeliyiz. Gerekiyorsa gümrük vergilerini, gerekiyorsa ticaret engellerini Trump gibi bir kararlılıkla ama stratejik bir akılla masaya koymalıyız. Bizim ihtiyacımız sadece korumacılık değil, körelen rekabetçiliğimizi geri kazanacak bir Büyük İmalat Sanayi Hamlesidir. Bugün baktığımızda ABD ile Çin arasındaki çekişme, artık klasik bir rekabetin çok ötesindedir. Bugünün savaş cephesi çipler, yarı iletkenler ve nadir toprak elementleridir. Bakınız, Güney Kore örneği önümüzde duruyor; petrolü yok ama yüksek teknolojisi ve rafinasyon kapasitesiyle dünyanın en büyük enerji ihracatçılarından biri haline geldi. Biz de Kayseri olarak ‘bizim petrolümüz yok’ diyerek hayıflanamayız. Bizim petrolümüz girişimci ruhumuz, zekâmız, inovasyonumuz ve üretme iştahımızdır. Diğer taraftan AB ile Hindistan arasında yapılan anlaşma Türkiye’nin dış ticaret dengeleri açısından kritik bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Taslak metinlerin yayımı sonrası başlayacak olan hukuki inceleme sürecini takiben, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte; otomotiv, tekstil, mobilya, kuyumculuk, kimya, deri ve metalurji gibi stratejik sektörlerde sağlanan gümrük muafiyetleri ve kota esneklikleri, Türk ihracatçısı üzerinde ciddi bir rekabet baskısı oluşturacaktır. Bu anlamda, Türkiye’nin pazar payını korumaya yönelik proaktif tedbirlerin ve stratejik hamlelerin ivedilikle hayata geçirilmesi elzemdir" dedi. Gülsoy, "Ülke ekonomimize baktığımızda 2025 yılı gerek ülkemiz gerekse küresel ekonomi açısından zorlukların yaşandığı bir yıl oldu. 2025 yılını dezenflasyon süreciyle, küresel ticaret savaşlarıyla ve dijitalleşmenin yakıcı hızıyla mücadele ederek kapattık. Yeni yılın bu ilk ayında dikkatle yönetilmesi gereken başlıkların varlığını koruduğunu hep birlikte görüyoruz. Bugün belirsizliğin bir istisna olmaktan çıkıp "yeni normalimiz" haline geldiği, bildiğimiz tüm ticaret kurallarının yeniden yazıldığı bir dönemin tam ortasındayız. Şimdi önümüzde, bu riskleri fırsata çevirmemiz gereken kritik bir 2026 ajandası var. Artık ticaret, sadece mal alıp satmak değil; bir güç savaşı haline geldi. Demir-çelikten otomotive kadar birçok stratejik sektörde, gümrük duvarlarının yükseldiğini görüyoruz. Enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların etkilerini kademeli olarak görmeye başlasak da fiyat istikrarı konusunda hâlâ kat etmemiz gereken önemli bir mesafe olduğunu biliyoruz. Finansmana erişim ise geçtiğimiz yıl iş dünyamızın ana gündem maddelerinden biri oldu. Faiz oranlarının nakit akışı ve yatırım iştahı üzerindeki etkisi sahada güçlü biçimde hissedildi. Resmî verilere baktığımızda büyüme oranlarımızın ve millî gelirimizin arttığını, 2025 yılının sonuna doğru enflasyonun son yılların en düşük seviyelerine gerileyerek yüzde 30,9 seviyelerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Ancak sahadaki yansımaların bu verilerin ortaya koyduğu tabloyla aynı ölçüde hissedilmediğini de açıkça ifade etmemiz gerekiyor. Küresel ölçekte de 2025 yılı oldukça zorlu bir sınav oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, enflasyon oranının çok altında kalan döviz kuru ve güçlü TL dengesi ihracatçılarımızın kârlılığını düşürdü. Bu süreçte birçok firma yurt dışı borçlanmaya yönelmek zorunda kaldı. Özellikle emek yoğun sektörlerde ciddi kayıplar yaşandı. 2026’da ekonomi ve siyasetin birbirinden ayrılmaz bir bütün olacağını biliyoruz. Ana gündemimiz yine enflasyon. Bizim talebimiz net. Ekonomik programa olan güven perçinlenmeli, rasyonel zemin terk edilmemelidir. Enflasyon canavarından kurtulmadan sürdürülebilir bir büyüme hayaldir. Değerli arkadaşlar, Kayseri olarak 2025’i tüm zorluklara rağmen 3 milyar 847 milyon dolar ihracatla kapattık. Geçen seneye oranla yüzde 2,54 oranında bir artış yaşandı. İş dünyası olarak tüm gücümüzle üretim, ihracat ve istihdamın sürdürülebilirliği için olağanüstü mücadele veriyoruz. Bu başarı, alın teriyle üretim yapan sanayicimizin ortak emeğinin bir yansımasıdır. Dünya için üreten, ülkemiz için rekabet eden tüm firmalarımıza, çalışanlarına ve emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Ancak 2026’da vites artırmak zorundayız. 2026’da bizim hedefimiz, Kayseri’yi sadece bir üretim merkezi değil, bir ‘akıllı ticaret merkezi’ yapmaktır" ifadelerini kullandı. Marmara bölgesine alternatif bir güvenli liman oluşturulması gerektiğini söyleyen Gülsoy, "Özellikle altını çizmek istediğim bir konu var. 2019 yılından bu yana her platformda, her Ankara ziyaretimizde adeta bir ’memleket meselesi’ olarak savunduğumuz o hayati konuya gelmek istiyorum; Orta Anadolu Üretim Havzası. Hatırlayacaksınız, bu kürsüden defalarca dile getirdim. Dedik ki; Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Allah korusun, Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantımızı riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız. İşte biz bu riskleri gördüğümüz için 2019’dan beri diyoruz ki Marmara’ya alternatif, deprem riski düşük, sanayi tecrübesi yüksek bir ’Güvenli Liman’ oluşturulmalı. "Orta Anadolu Üretim Havzası kurulmalı" dedik. Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve elbette bu işin kalbi olan Kayseri’ye uzanan bir üretim koridoru şarttır. Biz bu talebimizi sadece buralarda konuşmadık. Ankara ziyaretlerimizde, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ile yüz yüze görüşmemizde de bu dosyayı bizzat sundum. ’Kayseri’nin müteşebbis ruhu hazır, sanayi altyapısı hazır; bize sadece hızlı demir yolu, otoban ve lojistik merkez gibi elzem projelerin önünü açın. Ulaşım olmadan ticaret olmaz’ dedik. Nihayet sesimiz karşılık buldu! Yıllardır verdiğimiz bu mücadele, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle artık vücut bulmaya, somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ‘Ulusal Sanayi Alanları Master Planı’ ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri, sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir ’çekim merkezidir’. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır. Bu vesileyle; 2019’dan beri sabırla ve kararlılıkla dile getirdiğimiz bu ’Orta Anadolu Üretim Havzası’ projesini sahiplenen, Kayseri’nin ve İç Anadolu’nun sesine kulak veren, bu stratejik dönüşümün mimarı Sayın Cumhurbaşkanımıza, şahsım ve Kayseri iş dünyası adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza da teşekkür ediyorum. Bu proje, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin önümüzdeki 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktasıdır. 2026 yılı, küresel belirsizlikleri, teknolojik dönüşümü ve iç siyasi takvimi aynı anda yönetmemiz gereken bir "stratejik zekâ" yılı olacaktır. Kayseri Ticaret Odası olarak 130 yıllık birikimimizle, bu fırtınalı denizde üyelerimizin haklarını savunmaya devam edeceğiz. Yeşil dönüşümü tozlu raflara kaldırmadan, Dijitalleşmeyi odağımıza alarak Ve en önemlisi, üretkenliğimizi artıracak yatırımlara odaklanarak bu yılı bir "yeniden yükseliş" yılına çevirebiliriz. Biz devletimize, milletimize ve kendi potansiyelimize güveniyoruz. Türkiye, bu zorlu eşiği de birlik içinde aşacak ve geleceğin parlayan yıldızı olacaktır" dedi. Yapay zekanın ulusal üretkenliğin merkezinde olduğunu söyleyen Başkan Ömer Gülsoy, "2026’da yapay zekâ artık sadece bir Ar-Ge başlığı değil; ulusal güvenlik ve ekonomik üretkenliğin merkezindedir. Büyük teknoloji şirketlerinin hamleleri emtia piyasalarını ve enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Kayseri Ticaret Odası olarak üyelerimizi bu dönüşüme hazırlamak, yapay zekâyı bir maliyet artışı olarak değil, verimlilik aracı olarak konumlandırmak zorundayız. Bu yılda dijitalleşme ve yapay zeka konusunda etkinliklerimizi geçmişte olduğu gibi artırarak devam ettireceğiz. Bir başka hayati konu ise kapımıza dayanan, hatta artık içeri giren ’Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’dır. Biliyorsunuz, yıllardır ’geliyor’ dediğimiz o büyük değişim günü geldi çattı. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’nin bu düzenlemesi, 1 Ocak 2026 itibarıyla tüm mali yükümlülükleriyle birlikte resmen yürürlüğe girdi. Bu ne demek? Eğer karbon ayak izimizi düşüremezsek, sınırda ek vergilerle karşı karşıya kalacağız demektir. Bu düzenlemenin ihracat maliyetlerimiz üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağı gün gibi ortadadır. Ancak biz bu süreci yalnızca bir risk veya bir maliyet yükü olarak değil, aynı zamanda küresel ligde yerimizi sağlamlaştıracak ’büyük bir dönüşüm fırsatı’ olarak görmek zorundayız. Eğer yükümlülüklerimizi zamanında ve doğru şekilde yerine getirirsek, üreticimizin rekabet gücü sadece korunmakla kalmayacak; rakiplerimizin önüne geçerek daha da güçlenecektir. Artık sadece ’ucuz’ veya ’kaliteli’ mal üretmek yetmiyor; artık ’temiz’ üretmek zorundayız. Fabrikalarımızı sürdürülebilir altyapılarla donatmalı, enerjimizi yeşil kaynaklardan sağlamalıyız. Üretimimizi çevreyle uyumlu, sıfır atık odaklı ve karbon ayak izi düşük bir yapıya kavuşturmak, çocuklarımıza bırakacağımız geleceğin ötesinde, ticari varlığımızı sürdürmek için de ertelenemez bir zorunluluktur. Bu dönüşümü hep birlikte bir ’Yeşil Sanayi Hamlesine’ dönüştürmeliyiz. Odamızın danışmanlık birimleri ve ilgili kurumlarımızın destekleriyle bu süreçte her bir üyemizin yanında olduğumuzun bilinmesini isterim" ifadelerini kullandı. Başkan Gülsoy’un konuşmasının ardından meclis toplantısına konuk olarak katılan SGK İl Müdürü Mustafa Türkoğlu ile İl Göç İdaresi Müdürü Enver Tutel, kurum çalışmaları hakkında üyeleri bilgilendirdi.
30 Ocak 2026 Cuma - 17:53
Bakan Işıkhan: "TÜİK verilene göre işsizlik oranı son 25 yılın en düşük seviyesinde"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TÜİK tarafından açıklanan 2025 Aralık ayı işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranının son 25 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ifade ederek, "Açıklanan bu veriler bize şunu çok net bir şekilde gösteriyor; dezenflasyon politikalarını kararlılıkla uygularken, çalışma hayatını asla ihmal etmedik" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Ordu İl Başkanlığı tarafından düzenlenen İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. İl Başkanlığı toplantı salonunda düzenlenen programda Bakan Işıkhan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. "İşsizlik son 25 yılın en düşük seviyesinde" Bakan Işıkhan, TÜİK tarafından açıklanan 2025 Aralık ayı işgücü istatistiklerine göre, işsizlik oranının son 25 yılın en düşük seviyesine gerilediğini belirterek, "İşsizlik oranı, 2025 yılı aralık ayında, bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Böylelikle işsizlik oranı, hem 25 yılın en düşük seviyesine geriledi, hem de 32 aydır tekli hanelerdeki seyrini sürdürüyor. Açıklanan bu veriler bize şunu çok net bir şekilde gösteriyor; dezenflasyon politikalarını kararlılıkla uygularken, çalışma hayatını asla ihmal etmedik. Tam tersine Cumhurbaşkanımızın riyasetinde istihdamı büyüten, işsizliği kalıcı biçimde azaltan dengeli bir politika yürüttüğümüzü görüyoruz. Özellikle gençlerin ve kadınların, işgücüne ve üretime etkin katılımını sağlamak için gayret ediyoruz. Uyguladığımız iş pozitif gibi programların da etkisiyle kadınlarda işsizlik oranı, bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak yüzde 10,5 ile 2013 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı, aynı dönemde 1,1 puan azalarak yüzde 14,1’e geriledi" diye konuştu. "3 yılda 3 milyon gencimizin istihdama katılmasını sağlayacağız" Gençlerin kalıcı, kayıtlı ve nitelikli istihdam içerisinde yer almasını sağlamak amacıyla, ocak ayının başında ‘Genç İstihdam Hamlesi - GÜÇ Programı’nı hayata geçirdiklerini ve proje kapsamında 3 yılda 3 milyon gencin istihdama katılmasını sağlayacaklarını kaydeden Bakan Işıkhan, "Bu alanda da tarihimizin en önemli atılımlarından birini yapmış olacağız. Kadınlarda ve gençlerde elde edilen tarihi iyileşmeler, iş pozitif ve genç istihdam hamlesi gibi programlarla üretime daha fazla insanı dahil ettiğimizi ortaya koyuyor" ifadelerine yer verdi. "İşgücü Uyum Programımızla, bu dönemde Türkiye genelinde 50 bini aşkın kontenjan tanımlayacağız" "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak; çalışma hayatını geliştirme ve sosyal güvenlik sistemimizi güçlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" diyen Bakan Işıkhan, "En son geçen günlerde Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Gençliğin Üretim Çağı- GÜÇ programımızı duyurduk. Gençlerin eğitimden kopmadan, işgücü piyasasına güçlü ve kalıcı biçimde katılmasını sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz bu programla gençlerimizi stajdan ilk işe, meslek lisesinden üniversiteye ve özel sektöre uzanan kapsamlı bir istihdama teşvik etmek amacındayız. Güç programımızın Ordulu gençlerimize ve girişimcilerimize ciddi bir motivasyon olacağına inanıyorum. Ayrıca bugün Ordu’ya bir müjde daha vermek istiyorum. Aktif işgücü programlarımızdan önemli bir adım olarak hayata geçirdiğimiz İşgücü Uyum Programımızla, bu dönemde Türkiye genelinde 50 bini aşkın kontenjan tanımlayacağız" şeklinde konuştu. Bu kapsamda Ordu’ya 2 bin 750 İşgücü Uyum Programı (İUP) kontenjanı tanımladıklarını söyleyen Bakan Işıkhan, salondaki vatandaşların ısrarı üzerine bu rakamı 3 bin 552’ye yükselttiklerini ifade etti. CHP’li belediyeleri açıklaması Bakan Işıkhan, AK Parti olarak sürekli hizmet etmeye çalıştıklarını ancak bazılarının bu hizmetlere taş koymaya çalıştığını dikkat çekerek, "Biz yıllardır yorulmadan ve dinlenmeden ülkemizin istikbali için çalışırken, birilerinin de maalesef yıllarca yine yorulmadan ve dinlenmeden milletin alın terini ve emeğini, hakkını çalma, gasp etme derdinde olduğuna şahit olduk, olmaya da devam ediyoruz. Türkiye, gelecek yüzyıla damgasını vurmaya hazırlanırken, iç gündemimizin halen CHP’li belediyelerde ödenmeyen işçi maaşları, çarçur edilen belediye bütçeleri, akmayan sular, dağlara dönüşen çöpler olması son derece vahim ve utanç verici bir durum" dedi. "2026 Türkiye’sinde halen 1970 yıllarının sorunlarını konuşuyor olmamız yüz kızartıcı" Konuşmasında CHP’li belediyelerin yönetimlerini eleştiren Bakan Işıkhan, "2026 yılının Türkiye’sinde halen 1970’lerin sorunlarının konuşuluyor olması da yüz kızartıcı bir hadisedir. Maalesef CHP’li belediyelerin beceriksiz yönetimleri yüzünden her gün yeni bir rezalete, skandala uyanıyoruz. İşçinin ve emekçinin hakkını sömürerek, her gün yeni bir rezilliğe imza attıkları yetmiyormuş gibi bir de utanmadan ve sıkılmadan milletin lehine olan her hizmeti eleştirmek, yalanla ve iftirayla yapılanı yıkmak derdindeler. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını tatillerde çarçur ederken, maalesef yüzler kızarmıyor. Bizler vatandaşlarımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmenin haklı gayreti içerisindeyiz. Türkiye olarak hedefimiz, ülkemizi büyütecek 100 yıllık planlar yaparken, bu kutlu yürüyüşümüze engel olacak tüm bu sorunları bertaraf ederek, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu gerçekleştirmek" şeklinde konuştu. Programda, İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen Akkuş Belediyesi Meclis Üyeleri Turhan Yıldız ve Hasan Taşçı’ya rozetleri Bakan Işıkhan tarafından takıldı.
30 Ocak 2026 Cuma - 17:43
Balıkesir çiftçisine yüzde 100 hibeli damızlık desteği
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, hem küçük aile tipi üreticiyi desteklemek hem de üretimi daha kaliteli ve verimli hale getirerek, üreticinin katma değerini artırıp, şehir ekonomisine katkı sağlamak amacıyla çiftçiye destek olmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın ‘Zengin toprakların fakir çiftçisi olmayacak’ görüşünden yola çıkılarak, Damızlık Koç Projesi kapsamında Bigadiç’te gerçekleştirilen yüzde 75 hibeli 50 baş koç dağıtımından sonra şimdi de yüzde 100 hibeli damızlık dağıtımı gerçekleştiriliyor. Her sene 100 üreticiye destek Kırsal Hizmetler Dairesi ile Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlıkları tarafından yapılan sosyal inceleme sonucunda ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen ve hayvanlara bakabilecek imkanı olan 10 aileye, damızlık tesislerinde yetiştirilen 10 dişi 1 erkek olmak üzere toplam 11 damızlık hayvan yüzde 100 hibe ile sahiplerine ulaştırılacak. Toplamda 55 baş damızlık hayvanın yüzde 100 hibe ile üreticiye verilmesi ile sürüsünü büyütecek ve geçimini hayvancılıkla sağlayacak aileler öncelik kazanacak. Her sene farklı ilçelerde en az 100 yetiştiriciye damızlık koç ve 5 ile 10 arası ihtiyaç sahibi aileye de 10 dişi 1 erkek damızlık kuzunun dağıtılmasının hedeflendiği projede, verimi artırarak, sektöre yeni yetiştiriciler kazandırmak hedefleniyor. Küçükbaş hayvancılığa olan desteğini her sene artırarak devam etmeyi amaçlayan Büyükşehir Belediyesi, bu proje kapsamında sürüsünü büyütmek isteyen çiftçiye de destek olmuş olacak. "Ahmet Başkan sayesinde işletmemiz büyüdü" Damızlık kuzu dağıtımından yararlanan çiftçi Mehmet Keklik, "Şu anda Büyükşehir Belediyesi 10 adet damızlık kuzu getirdi. 1 tane de koç getirdi. Allah gelip yardımcı olmayı her zaman size nasip eylesin. Allah bin kere razı olsun" dedi. Projeden oldukça memnun olduğunu belirten çiftçi Ersin Karataş, "İmkansızlıklardan dolayı hayvan işletmemizi büyütemedik. Büyütemediğimiz için de Balıkesir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığına müracaatta bulundum. Sağ olsun, onlar da ilgilendiler. 10 tane dişi hayvanımızı 1 tane de koçumuzu destekleme amaçlı bana nasip ettiler. Böyle desteklerin Ahmet Başkan’ın öncülüğünde olması, çiftçiye daha çok önem vermesi bizi mutlu ediyor ve desteklerini esirgemiyor" diye konuştu. Damızlık yardımı sayesinde 10 kuzu, 1 koç sahibi olan Muharrem Küçüksarnıç ise Başkan Akın’a teşekkürlerini iletti. Projeyi internette gördüğünü dile getiren Nigar Kaya ise, "Projeyi internette gördüm. Ondan sonra Balıkesir Büyükşehir Belediyesini aradım. Bana geri döndüler. Geldiler, baktılar. Teşekkür ederim Ahmet Başkanımıza Allah razı olsun" diye konuştu.
30 Ocak 2026 Cuma - 17:37
Şemsi Bayraktar’dan sel ve hortumdan zarar gören Antalyalı üreticiler için destek talebi
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Antalya’nın Kumluca ilçesinde sel ve hortumdan zarar gören bölgelerde incelemelerde bulunarak, don afetinde yapılan nakdi yardımların aynı şekilde bu afetler için de verilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Antalya’nın Kumluca ilçesinde sel ve hortumdan etkilenen tarım alanlarında incelemelerde bulundu. Bayraktar, sabah saatlerinde Kumluca’ya gelişinde ilk olarak Kumluca Ziraat Odası’nı ziyaret etti, ardından hortumdan zarar gören Mavikent Mahallesi’ne geçti. Bayraktar, bölgede ayrıca Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş ve DSİ Finike Şube Müdürü Mehmet Şen’den yaşanan sel ve hortumla ilgili bilgi alındı. "İklim değişikliği tarıma büyük zarar veriyor" Mavikent Mahallesi’nde hortumdan zarar gören üreticileri ziyaret eden Genel Başkan Şemsi Bayraktar, iklim değişikliği ve mevsim kaymalarının tarım sektöründe ciddi kayıplara yol açtığını belirterek, Kumluca, Kemer, Aksu, Serik ve Kepez ilçelerinde 50 mahallede bin 437 üreticinin ve 5 bin 34 dekar meyve, sebze ve buğday alanının zarar gördüğünü söyledi. "Yüzlerce üretici, binlerce dekar alan zarar gördü" Bayraktar, hortum ve fırtına nedeniyle Kumluca, Aksu ve Demre’de 17 mahallede 162 üreticinin 787 dekar tarım alanının zarar gördüğünü, Finike ve Kepez ilçelerinde ise fırtına nedeniyle 47 üreticinin 115 dekar alanının etkilendiğini ifade etti. Bayraktar, dolu sonucu Döşemealtı, Gazipaşa ve Aksu ilçelerinde 5 mahallede 151 üreticinin 985 dekar tarım alanında meyve, sebze ürünleri ve sera yapılarının zarar gördüğünü kaydetti. "Üreticilerin üçte ikisi sigortasız" KOBİKS’e kayıtlı yaklaşık 283 bin dekar tarım arazisi bulunduğunu dile getiren Bayraktar, bu alanların yalnızca yüzde 34’ünün sigortalı olduğunu belirterek, üreticilerin üçte ikisinin zararlarını tazmin edecek durumda olmadığını vurguladı. "Don yardımı sel ve hortum için de yapılmalı" Üreticilerin kredi imkanlarına erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, "Don felaketinden zarar gören üreticilerimize nasıl nakdi yardım yapıldıysa, bu bölgede sel ve hortumdan zarar gören üreticilerimize de aynı desteğin verilmesini istiyoruz" dedi. Genel Başkan Şemsi Bayraktar, Mavikent Mahallesi’nin ardından selden zarar gören Karşıyaka ve Kum mahallelerinde de incelemelerde bulunarak Kumluca’dan ayrıldı.
30 Ocak 2026 Cuma - 17:35
Samsun’un aralık ayı ihracatı 115,1 milyon dolar
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı Aralık ayında Samsun’un ihracatı 115,1 milyon dolar, ithalatı ise 91,9 milyon dolar olarak gerçekleşti. TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Aralık ayı dış ticaret istatistiklerine göre, Samsun 81 il arasında ihracatta 21’inci sırada yer aldı. Samsun’un ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 oranında azalış gösterdi. Aynı dönemde ilin ithalatı ise yüzde 19,8 artışla 91,9 milyon dolara ulaştı. Samsun’un aralık ayındaki dış ticaret fazlası yaklaşık 23,2 milyon dolar olarak kaydedildi. Böylece kent, ithalatına kıyasla ihracatını daha yüksek seviyede tutarak dış ticaret dengesini pozitif yönde korudu. Bölge illeriyle karşılaştırma Aynı dönemde Tokat’ın ihracatı 4 milyon dolar, Çorum’un ihracatı 238,5 milyon dolar, Amasya’nın ihracatı ise 15,1 milyon dolar oldu. İthalatta ise Tokat 5 milyon dolar, Çorum 155,2 milyon dolar, Amasya 9,3 milyon dolar ithalat gerçekleştirdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder