EKONOMİ
BAKA, Batı Akdeniz Kırsal Turizmini Küresel Pazara Taşıyor: 2.5 Milyon Euro’luk "CReSInMed" projesi başlıyor 16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33:03 Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya, Burdur ve Isparta’daki kırsal turizm potansiyelinin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmak ve yerel işletmelerin rekabet gücünü güçlendirmek amacıyla CReSInMed Avrupa Birliği projesinde ülkemizi temsil ediyor. Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında finanse edilen "CReSInMed – Akdeniz’de Kırsal Turizm KOBİ’lerinin Rekabet Gücü ve Uluslararasılaşması" projesi, BAKA’nın öncülüğünde Batı Akdeniz Bölgesi için sürdürülebilir kırsal kalkınmada yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Akdeniz Havzası’nda sınır ötesi iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan CReSInMed projesi, farklı ülkelerden kurumları ortak bir çalışma platformunda buluşturuyor. Proje kapsamında yürütülecek ortak çalışmalar ve bilgi paylaşımı sayesinde Batı Akdeniz’de faaliyet gösteren kırsal turizm işletmelerinin uluslararası deneyimlerden faydalanması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi hedefleniyor. Hedefimiz turizmi 12 aya yaymak CReSInMed projesinin Batı Akdeniz Bölgesi’nde sürdürülebilir kırsal kalkınma için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı olarak önceliklerimiz; turizmi yılın 12 ayına yaymak, kırsal alanlardaki turizm faaliyetlerini çeşitlendirmek ve yerel KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmektir. Bu proje ile turizm faaliyetlerinde sunulan çeşitliliğin artırılmasının yanı sıra turizm gelirlerinin bölge geneline daha dengeli bir şekilde yayılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda kırsal yerleşimlerde yaşayan vatandaşlarımızın turizme yönelik ekonomik faaliyetlere katılımının artırılması ve turizm gelirlerinden aldıkları payın yükseltilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir." Güler ayrıca, proje kapsamında turizm alanında faaliyet gösteren paydaşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine de önem verdiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bölgemizde turizme yönelik faaliyetlerde paydaşlar arası koordinasyon ve entegrasyonun güçlendirilmesiyle somut sonuçlar elde edileceğine inanıyoruz. Projedeki uluslararası ortaklarımızla eşgüdüm içerisinde çalışarak karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştireceğiz. Bizdeki uygulamalarla diğer ülkelerdeki uygulamalar arasındaki farkları değerlendirme imkânı bulacağız. Özellikle yöresel ürünlerin kırsal turizm anlamında markalaştırılması ve pazarlanması konusunda farklı ülkelerin deneyimlerini inceleyerek bölgemiz için yeni fırsatlar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz." Filistin dahil yedi ülkeden yerel KOBİ’ler projede yer alacak Yerel işletmelere ve topluluklara somut faydalar sağlaması hedeflenen proje; İtalya, Yunanistan, Türkiye, Ürdün, Tunus, İspanya ve Filistin’den kuruluşları bir araya getiren geniş bir Akdeniz iş birliği ağı oluşturuyor. Proje kapsamında kırsal alanlarda faaliyet gösteren 50 KOBİ merkeze alınacak. Bu işletmelere yönelik olarak özel eğitim programları, kişiselleştirilmiş uluslararasılaşma planları, ağ oluşturma faaliyetleri, turizm kümelenmesi çalışmaları ve yenilikçi dijital araçlar sunulacak. Böylece kırsal turizm işletmelerinin yönetim, pazarlama ve uluslararası iş birlikleri konularında kapasitelerinin artırılması hedefleniyor. Projenin açılış toplantısı İtalya’da yapılacak 2026 yılının Ocak ayında başlayan proje 36 ay boyunca devam edecek ve 2029 yılının Ocak ayında tamamlanacak. Toplam bütçesi 2milyon 561 bin 648,80 Euro olan projenin 2 milyon 279 bin 867,43 Euro’luk kısmı, yani yaklaşık yüzde 89’u, Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. CReSInMed projesinin resmi başlangıç toplantısı 23–25 Mart 2026 tarihleri arasında İtalya’nın Sardinya adasındaki Cagliari şehrinde gerçekleştirilecek. Program kapsamında proje faaliyetlerine yönelik operasyonel, teknik ve finansal planlamaların yapılacağı Yönlendirme Komitesi toplantıları düzenlenecek. Bunun yanı sıra halka açık bir proje tanıtım etkinliği gerçekleştirilecek ve İtalya’daki kırsal turizm alanında faaliyet gösteren kurumlara saha ziyaretleri yapılacak.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:25 Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 410’a ulaştı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2026 verilerine göre, Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 85 bin 410 oldu. Kentte en büyük payı otomobiller oluştururken, Şubat ayında 288 yeni taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. TÜİK verilerine göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı 85 bin 410 taşıtın yüzde 46,5’ini (39 bin 734) otomobil, yüzde 22,6’sını motosiklet, yüzde 12,6’sını traktör, yüzde 12,6’sını kamyonet oluşturdu. Araçların yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Şubat ayında kentte 288 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Bu taşıtların yüzde 50’sini motosikletler oluştururken, yüzde 36,8’i otomobil, yüzde 5,9’u kamyonet ve yüzde 4,5’i traktör olarak kayıtlara geçti. Trafiğe yeni kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi. Sinop’ta Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre 27 adet arttı. Şubat ayında kentte 24 farklı markadan toplam 106 otomobil trafiğe kaydedildi. Öte yandan Şubat ayında Sinop’ta toplam 1 bin 768 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 1 bin 160’ını otomobil oluştururken, 229’unu kamyonet, 202’sini motosiklet ve 105’ini traktör oluşturdu. Kalan 72 taşıt ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı araçlardan oluştu.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:21 Yatırımcılar dikkat: Altındaki düşüş büyük yükselişin habercisi olabilir Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki riskler küresel finans piyasalarında dikkat çekici hareketlere yol açıyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması yatırımcıların odağını değerli metallere çevirdi. Orta Doğu’da giderek genişleyen İsrail-ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, enerji arzına yönelik riskler de büyüyor. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması piyasalarda dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Savaşın ilk günlerinde ons altın yaklaşık 5 bin 200 dolar seviyelerinde işlem görürken, son günlerde 5 bin doların altına geriledi. Gümüş fiyatı ise savaşın başındaki yükselişin ardından geri çekilerek 26,79 dolar seviyelerine kadar indi. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzı risklerinin artmasına rağmen değerli metallerde görülen bu kısa vadeli geri çekilme yatırımcılar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. "Kısa süreli çekilmeler, yeniden fiyatlanma süreci olarak değerlendirilir" Uzmanlara göre değerli metallerde görülen bu hareketler kısa vadeli dalgalanma niteliği taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde benzer fiyat hareketlerinin görülebileceğine dikkat çekti. Kitiş, "Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde değerli metallerde görülen kısa süreli geri çekilmeler çoğu zaman daha büyük bir yükselişin öncesindeki yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilir" dedi. Enerji piyasalarında risk büyüyor Enerji piyasalarında ise daha ciddi bir risk tablosunun oluştuğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali ve Körfez bölgesindeki güvenlik risklerinin artması, enerji arzını tehdit eden gelişmeler arasında gösteriliyor. Uluslararası ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, muhtemel bir enerji krizinin küresel ekonomiyi yeni bir resesyon riskine sürükleyebileceği ifade ediliyor. Kitiş, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde dünya ekonomisi kırılgan bir zeminde ilerliyor. Enerji krizi yalnızca fiyat artışı anlamına gelmez; aynı zamanda küresel büyümenin yavaşlaması ve yeni bir ekonomik daralma riskini de beraberinde getirir" diye konuştu. Petrodolar sistemi yeniden tartışılıyor 1970’li yıllarda altın standardından petrodolar sistemine geçilmesiyle küresel finans sisteminin temelinin atıldığını hatırlatan uzmanlar, son dönemde enerji ticaretinde alternatif ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesinin yeni kırılmaların habercisi olabileceğini değerlendiriyor. İran’ın enerji taşımacılığında yuan ile ödeme yapan gemilere geçiş kolaylığı sağlaması, enerji ticaretinde dolar dışındaki alternatiflerin güçlenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası siyasette yaşanan gelişmeler de küresel finans sistemini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD’de siyasi dengelerin değişmesi ve uluslararası kurumların etkisinin zayıflaması, mevcut ekonomik düzenin sorgulanmasına yol açıyor. Kitiş, bu sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Uluslararası kurumların etkisinin zayıfladığı bir dönemde ekonomik sistemler de belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kurallara dayalı düzenin aşınması, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırıyor ve bu noktada altın yeniden sistemin merkezine yaklaşıyor" şeklinde konuştu. Altın için 10 bin dolar senaryosu Küresel borçluluk seviyelerinin artması, merkez bankalarının para politikaları ve jeopolitik riskler altının uluslararası finans sistemindeki rolünü yeniden güçlendiriyor. Birçok ülkenin rezervlerinde altının payını artırması da bu eğilimi destekleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kitiş, yıl sonuna yönelik dikkat çeken bir öngörüde bulunarak, "Küresel para sisteminde yaşanan dönüşüm ve jeopolitik risklerin artması dikkate alındığında altının ons fiyatında çok daha yüksek seviyelerin konuşulması sürpriz olmayacaktır. Piyasalarda yıl sonuna doğru 10 bin dolar seviyesinin konuşulması artık uç bir senaryo olarak görülmemeli" dedi. Uzmanlar, enerji krizi, jeopolitik rekabet ve küresel para sistemindeki dönüşümün bir araya gelmesiyle altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uluslararası finans sisteminde güvenli bir referans varlık olarak yeniden öne çıkabileceğini belirtiyor.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:13 İhlas Pazarlama ve Türkiye Emekliler Derneği’nden iş birliği Türkiye Emekliler Derneği ve İhlas Pazarlama iş birliği ile emekli, dul ve yetimlerine peşinatsız, kredi kartsız, bankasız kefilsiz ve taksitli alışveriş imkânı sunulduğu açıklandı. Türkiye Emekliler Derneği ve İhlas Pazarlama iş birliği ile emekli, dul ve yetimlerine önemli bir imkan sunuldu. Yapılan açıklamaya göre, İhlas Pazarlama Mağazaları’ndan alışveriş yapan TÜED üyeleri; peşinatsız, kredi kartsız, bankasız kefilsiz ve taksitli alışveriş imkânı sağlandı. Geçtiğimiz ay Pilot bölgelerde uygulanan kampanyanın yoğun ilgi görmesi nedeniyle şirketin yurt çapındaki bütün mağazalarında alışveriş fırsatı sunulduğu belirtildi. Emekliler, ihtiyaç duyduğu ürünleri alıp bütçesini sarsmadan taksitle ödeyebilecek. Pek çok işletmenin emeklilere senetli taksit yapmadığını ifade eden Türkiye Emekliler Derneği Bilgi İşlem Müdürü Murat Tokgöz, "İçinde bulunduğumuz ekonomik şartlarda emeklilerin alım gücü her geçen gün daha da geriye gitmektedir. Emeklilerin ihtiyaçlarını peşin ödemeli karşılama imkanı kalmamıştır. Piyasada emeklilere vadeli alışveriş imkanı sunan çok az sayıda firma bulunduğundan, sektörün en güçlülerinden olan İhlas Pazarlama A.Ş. ile iş birliği yapan derneğimiz emeklilere kefilsiz kredi kartsız, peşinatsız 13 aya varan vadelerle alışveriş imkanı sağlamış bulunmaktayız" dedi. Şimdilik 60 bin liralık alışveriş limitiyle 13 aylık vadenin önümüzdeki süreçte günün koşullarına yeniden değerlendirilerek güncelleneceğini ifade eden Tokgöz, "Emeklilerimizin ihtiyaç duyduğu, hayatını kolaylaştıracak ürünlere gerek ürün yelpazesinin çeşitliliği, gerek, ürünlerin kalitesi, gerekse satış noktaları ve satış sonrası servis ağının güvenilirliği bakımından emeklilerin güvenle alışveriş yapabilecekleri İhlas mağazalarıyla iş birliği yapmış olmanın memnuniyeti içerisindeyiz. Emeklilerimize sağladıkları kolaylığa ve mağazalarında oluşturdukları sıcak aile ortamından ötürü yöneticisinden personeline tüm şirket ailesine emekliler adına teşekkür ediyoruz" dedi.
Araç muayene istasyonlarının işletme hakkı TURKA markasıyla devam edecek
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:27 Araç muayene istasyonlarının işletme hakkı TURKA markasıyla devam edecek "KPMG Perspektifinden Birleşme ve Satın Alma Trendleri 2025" raporuna göre 2025’te Türkiye’deki en büyük satın alma işlemini MOI Ortak Girişim Grubu gerçekleştirdi. Grup, 2027-2047 döneminde TURKA markası altında yapacağı araç muayene işlemlerini 1,72 milyar dolara devraldı. 21 Mayıs 2025’te Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın koordinasyonunda sonuçlandırılan araç muayene ihalesini MOI Ortak Girişim Grubu kazandı. Sonuçlanan bu ihale, 1,72 milyar dolarlık işletme hakkı devri ile KPMG Türkiye’nin "KPMG Perspektifinden Birleşme ve Satın Alma Trendleri 2025" raporuna göre 2025’te Türkiye’de gerçekleşen en büyük satın alma işlemi oldu. Grup, 2027-2047 döneminde araç muayene işlemlerini TURKA markası ile yürütecek. Trafikte 33 milyondan fazla araç 2025 yıl sonunda trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısının 33 milyonun üzerine çıktığını söyleyen TURKA İcra Kurulu Üyesi Serhan Salman, "2025’te trafiğe eklenen araç sayısı 2 milyonun üzerine çıktı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 7’nin üzerinde arttı. Bu da trafikteki araçların güvenliğinin önemini gösteriyor. Araç muayene sisteminin sağlıklı ve verimli işlemesi, trafik kazalarının önlenmesinde hayati bir rol oynuyor; çünkü yola çıkan her aracın teknik olarak güvenli olması, binlerce hayatı doğrudan etkiliyor. Yeni nesil araç muayene vizyonumuzla 15 Ağustos 2027’de araç muayene sistemini devraldığımızda Türkiye genelindeki 249 istasyonumuzla oluşmuş araç muayene kültürünü daha da ileriye taşıyacağız" diyerek ihalenin kazanıldığı günden itibaren hızla bayilik sistemini oluşturarak altyapı çalışmalarına başladıklarını vurguladı. Demo istasyon bu yıl açılacak Demo istasyonu 2026 yılının ilk çeyreğinde İstanbul’da açmayı planladıklarını söyleyen Serhan Salman, "Tasarlamakta olduğumuz yeni nesil araç muayene teknolojilerinin testlerini yapacağımız ve bir Ar-Ge merkezi olarak konumlandıracağımız demo istasyonumuzu faaliyete geçireceğiz. Bu pilot uygulama ile hazırladığımız araç muayene süreci analiz edilerek sistem geneline yayılacak" dedi. Her istasyon aynı zamanda sahra hastanesi TURKA araç muayene istasyonları, herhangi bir doğal afette sahra hastanesi olarak kullanılabilecek şekilde tasarlanıyor. Güneş enerjisi için LEED sertifikası alınmasının da hedeflendiği istasyonlar sıfır atık mantığı ile çalışacak. Sadece kadın çalışanların olduğu bir istasyonun yanı sıra kadın çalışanlar için kreş de bulunacak.
Safranbolu TSO Meclis Başkanı Ünal, DEİK Türkiye-Karadağ İş Konseyi Yönetim Kurulu’na seçildi
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:12 Safranbolu TSO Meclis Başkanı Ünal, DEİK Türkiye-Karadağ İş Konseyi Yönetim Kurulu’na seçildi Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Meclis Başkanı Cengiz Ünal, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından gerçekleştirilen seçim sonucunda DEİK Türkiye-Karadağ İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. Safranbolu TSO Meclis Başkanlığı görevini sürdüren Ünal, aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İnşaat Sektör Meclislerinde de görev alıyor. Ünal’ın yeni göreviyle birlikte Türkiye ile Karadağ arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Cengiz Ünal, yaptığı açıklamada, Türkiye ile Karadağ arasındaki ticaret hacminin artırılması, yatırım fırsatlarının çeşitlendirilmesi ve özel sektörler arasında sürdürülebilir iş birliklerinin güçlendirilmesi için çalışacaklarını ifade etti. Ünal, DEİK çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye-Karadağ İş Konseyi’nin, bölgesel ticaret köprülerinin kurulmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türkiye özel sektörünün uluslararası ekonomik ilişkilerini geliştirmek amacıyla faaliyet gösteren gönüllü bir sivil toplum kuruluşu olarak biliniyor. 1980’li yılların ortasında kurulan DEİK, 150’yi aşkın iş konseyiyle Türk özel sektörünü yurt dışı pazarlarda temsil ediyor. DEİK bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türkiye-Karadağ İş Konseyi ise iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak, yatırım alanlarını genişletmek ve ortak projeleri hayata geçirmek amacıyla iş dünyası odaklı iş birliği modelleri geliştiriyor.
Merkez Bankası faizi 100 baz puan düşürdü
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:08 Merkez Bankası faizi 100 baz puan düşürdü Merkez Bankası faizi 100 baz puan düşürerek, yüzde 38’den yüzde 37’ye indirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 38’den yüzde 37’ye indirilmesine karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirdi. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ’’Enflasyonun ana eğilimi aralık ayında gerilemiştir. Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima etmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.’’
Sinop’ta 2025 yatırımlarında 40 milyar TL’yi aşan proje hacmi
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:49 Sinop’ta 2025 yatırımlarında 40 milyar TL’yi aşan proje hacmi Sinop’ta 2025 yılı boyunca hayata geçirilen, sürdürülen ve planlanan kamu yatırımlarına ilişkin veriler kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan rakamlar, il genelinde yatırımların hem proje sayısı hem de bütçe büyüklüğü açısından önemli bir ivme kazandığını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve ilgili bakanlıkların destekleriyle yürütülen çalışmalar kapsamında, Sinop genelinde 2025 yılı için toplam 504 projeli yatırım planlandı. Bu projelerden 373’ünün tamamlandığı, 72’sinin devam ettiği, 12’sinin ise ihale aşamasında bulunduğu bildirildi. Mali veriler, yatırımların büyüklüğünü gözler önüne serdi. Toplam yatırım bedeli 40 milyar 330 milyon 272 bin TL olarak kaydedilirken, 2025 yılı için ayrılan 7 milyar 146 milyon 235 bin TL’lik ödeneğin 5 milyar 383 milyon 641 bin TL’sinin harcandığı ve yıl sonu itibarıyla harcama oranının yüzde 75’e ulaştığı belirtildi. Yatırımların ilçelere dağılımında Merkez ilçe 174 projeyle ilk sırada yer aldı. Boyabat’ta 81, Durağan’da 48, Gerze’de 45, Erfelek’te 43, Ayancık’ta 33, Türkeli’nde 30, Dikmen’de 18 ve Saraydüzü’nde 14 proje uygulandı. Birden fazla ilçeyi kapsayan ve ortak yürütülen proje sayısının ise 18 olduğu aktarıldı. Sektörel dağılımda yatırımların ağırlıklı olarak eğitim ve ulaştırma alanlarında yoğunlaştığı görüldü. Eğitim alanında 158, ulaştırmada 157 proje hayata geçirilirken, tarım, turizm, enerji, sağlık ve imalat sektörlerinde de çeşitli yatırımlar gerçekleştirildi. Açıklamada, Sinop’ta kamu yatırımlarının hayata geçirilmesine katkı sunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, ilgili bakanlıklara ve emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür edildi.
Başkan Bağlamış: "46 milyar TL’lik hacim, Kayseri’nin gücüdür"
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:38 Başkan Bağlamış: "46 milyar TL’lik hacim, Kayseri’nin gücüdür" Kayseri Ticaret Borsası (KTB); 2025 yılında yakaladığı rekor işlem hacmiyle hem şehrin ekonomik gücünü perçinledi, hem de tarım ve hayvancılıkta Türkiye’ye örnek bir başarı hikâyesi yazdı. Kayseri ekonomisinin lokomotif kuruluşu Kayseri Ticaret Borsası (KTB); 2025 yılında tarihi bir başarıya imza atarak işlem hacminde rekor seviyeye ulaştı. Üyelerinin sorunlarını her platformda kararlılıkla savunan ve şehre değer katan projeler üreten KTB, işlem hacmini bir önceki yıla göre devasa bir sıçrama ile 46 milyar TL bandının üzerine taşıdı. KTB tarafından açıklanan resmi verilere göre; 2024 yılını 32 milyar 891 milyon 506 bin 121,32 TL işlem hacmiyle kapatan borsa, 2025 yılı sonunda bu rakamı 46 milyar 48 milyon 306 bin 757,82 TL’ye yükseltti. Yaklaşık yüzde 40 oranındaki bu artış, Kayseri’nin tarım ve hayvancılığa dayalı ticari gücünü bir kez daha tescilledi. Elde edilen bu başarının temelinde; KTB Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış’ın ulusal ölçekte yürüttüğü etkin lobi faaliyetleri yer alıyor. TOBB Ticaret Borsaları Konsey Üyeliği gibi stratejik görevleri başarıyla sürdüren Bağlamış; yıl boyunca katıldığı çok sayıda üst düzey toplantıda Kayserili tüccarların ve üreticilerin sorunlarını bizzat devletin zirvesine taşıdı. Finansmana erişimden girdi maliyetlerine kadar pek çok kritik başlıkta çözüm odaklı bir köprü görevi üstlenen Bağlamış, üyelerinin önündeki engellerin kalkması için yoğun mesai harcadı. 2025 yılı verilerini değerlendiren Başkan Recep Bağlamış, başarının sırrını ve vizyonlarını şu sözlerle özetledi; "Bizim önceliğimiz üyemizin refahı ve Kayseri’nin markalaşmasıdır. Ankara’da katıldığımız her toplantıda, üyelerimizin sofrasındaki ekmeği ve ticaretindeki bereketi korumak için mücadele veriyoruz. 46 milyar TL’lik hacim, Kayseri’nin gücüdür." Yatırımlar ekonominin motoru oldu KTB’nin Kayseri’yi tarım ve ticaretin merkezi yapma hedefiyle hayata geçirdiği; Jeotermal Sera, Modern Hayvan Pazarı, Lisanslı Depoculuk ve Et Ürünleri Ar-Ge Merkezi gibi vizyoner projeler, 2025 yılındaki bu rekor büyümenin en güçlü itici gücü oldu. Şehre kazandırılan bu yatırımlar, sadece birer tesis olmaktan çıkıp Kayseri ekonomisine doğrudan katma değer sağlayan dev birer ekonomik motora dönüştü.
Samsun’da her 100 çalışana 85 emekli düşüyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:36 Samsun’da her 100 çalışana 85 emekli düşüyor Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2025 yılı verileri, Samsun’da çalışan–emekli dengesinin kritik bir noktaya geldiğini ortaya koydu. Kentte 376 bin 796 aktif sigortalıya karşılık 321 bin 222 emeklinin bulunması, her 100 çalışana yaklaşık 85 emeklinin düştüğünü gösterdi. 1 milyon 382 bin nüfuslu Samsun’da SGK’lı aktif çalışanların toplam nüfusa oranı yüzde 27,3 olarak hesaplandı. Buna karşılık emekli aylığı alanların nüfus içindeki payı yüzde 23,2’ye ulaştı. Çalışan ve emekli sayıları arasındaki farkın giderek azalması dikkat çekti. Aktif sigortalıların büyük bölümünü 4/a kapsamındakiler oluşturdu. 256 bin 488 kişiyle 4/a’lılar, toplam aktif çalışanların yaklaşık yüzde 68’ini meydana getirdi. 4/b’lilerin oranı yüzde 13,7 olurken, 4/c kapsamındakilerin payı yüzde 18,2 olarak kayıtlara geçti. Emeklilerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. 4/a kapsamında emekli olanlar toplam emeklilerin yaklaşık yüzde 64,4’ünü oluştururken, 4/b’lilerin oranı yüzde 21, 4/c’lilerin oranı ise yüzde 14,6 olarak hesaplandı. Bakmakla yükümlü olunan kişi sayısı 572 bin 366’ya ulaşırken, bu rakam Samsun nüfusunun yaklaşık yüzde 41,4’üne karşılık geldi. SGK sisteminden doğrudan ya da dolaylı faydalanan nüfusun kent genelinde oldukça yüksek bir seviyede olduğu görüldü. Genel sağlık sigortası kapsamında tescilli 90 bin 356 kişi bulunurken, bunların yüzde 70,1’inin priminin devlet tarafından ödendiği, yüzde 29,9’unun ise primini kendisinin karşıladığı belirlendi. Öte yandan aktif çalışan 4/a’lılar içinde yer alan 10 bin 764 çırak ile 22 bin 986 stajyer ve kursiyerin, bu statüdeki sigortalıların yaklaşık yüzde 13,2’sini oluşturduğu bildirildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek"
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:19 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecek" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ gündemiyle ATO Congresium’da gerçekleştirilen 14. Çalışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, dijitalleşmenin iş dünyasındaki üretim süreçlerinde ve mesleklerde değişim ve dönüşüme yol açtığını dile getirerek, "Dünya Ekonomik Forumu’nun bu konuda çalışmaları var. Çok sayıda insanın bu süreçlerin sonunda işini kaybedebileceği söyleniyor. Bir taraftan da 2030 yılına kadar bu dijital imkanlarla 170 milyon kişiye yeni iş imkanı oluşabileceği ifade ediliyor. Geçerliliğini kaybeden meslekler ve yeni istihdam imkanlarının ötesinde bütün mesleklerin yapılış biçimleri değişiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecek. Özellikle ofis ve büro işleri ile medya, yazılım ve finans gibi mesleklerde de yapay zekânın etkisi giderek artıyor. Bu süreç, çalışma biçimlerinin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve istihdam politikalarının yeniden tasarlanmasını zorunlu kılan yapısal bir değişimi beraberinde getirmektedir. Bu gelişmeler karşısında doğru tutum, teknolojiyi, insan emeğini dışlayan bir unsur olarak değil, dijital becerilerle güçlendiren bir fırsat olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımda yatmaktadır" ifadelerini kullandı. "Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiği zayıflatabiliriz" Dijital Türkiye vizyonunun temel unsurlarından birinin kamu politikalarının, yasal ve idari düzenlemelerin dijital dönüşüme uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması olduğunu söyleyen Yılmaz, "Teknolojinin dinamik yapısını dikkate alarak, bu süreci çerçeve düzenlemeler ile yönetmenin daha anlamlı olduğuna inanıyoruz. Bu alanlarda dünyada da henüz çok oturmuş, standart diyebileceğimiz düzenlemeler yok. Dolayısıyla yol yürürken yeni yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiğini zayıflatabiliriz. Bizim dijital düzenlemelerle ilgili temel yaklaşımımız çerçeve düzenlemeler yapıp, gelişmelere göre bu düzenlemelerimizin uyum sağlayacağı bir süreç yönetimi yapmaktır" diye konuştu. "Yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır" Orta Vadeli Program’da ve çeşitli dokümanlarda bu alana ilişkin politikaların ana çerçeve itibarıyla ortaya konulduğunu aktaran Yılmaz, "Bu süreçte uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır. Geçtiğimiz yıl Ekonomi Koordinasyon Kurulumuzda da yeni nesil çalışma modellerine ilişkin sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde yürütülen mevzuat hazırlıklarında gelinen son noktayı değerlendirmiştik. Kadınların iş ve aile yaşamını dengeli bir şekilde sürdürebileceği yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi, Nüfus Politikaları Kurulumuzda da detaylı bir şekilde ele aldığımız hususların başında gelmektedir. Biz şunu istiyoruz; kadınlar ev hayatı ile iş hayatı arasında tercih yapmaya zorlanmasın. İsteyen ikisini de birlikte yürütebilsin. Bu genel kalkınma modelimiz ve nüfus politikalarımız anlamında da çok stratejik bir mesele. Bunu mutlaka başarmak durumundayız. Bunu yaparken çalışma hayatımızdaki genel ilkeleri de zedelemeden başarmak durumundayız" ifadelerine yer verdi. İşçi ve işveren sendikalarının dijital dönüşüm sürecinde çalışma hayatının temel denge unsuru olarak sosyal diyaloğun güçlenmesi ve katılımcı yönetişimin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bu süreçte sendikalar, dijital platformlarda çalışanların statüsü, yeni nesil çalışma modelleri, algoritmik yönetim uygulamaları ve veri koruma gibi konularda çözüm üreten ve politika süreçlerine katkı sunan en önemli paydaşlar arasında yer almaktadır. Genç kuşak çalışanların esnek, hibrit ve dijital odaklı çalışma tercihleri ise sendikal yapılara örgütlenme stratejilerini yenileme ve yeni iletişim kanalları geliştirme yönünde önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye’nin köklü sendikal geleneğinden güç alan sendikalarımızın dijital çağın gerektirdiği yenilikçi, kapsayıcı ve diyaloga açık bir sendikal vizyon geliştirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu husus hem çalışanlarımızın haklarının korunması hem de çalışma hayatının geleceğine yön verilmesi anlamında değerlidir."
Aydın’da konut satışları yüzde 61 arttı
22 Ocak 2026 Perşembe - 12:48 Aydın’da konut satışları yüzde 61 arttı Konut satış rakamları belli olan Aydın’da 2025 Aralık ayında toplam 4 bin 76 ev satılırken, bir önceki aya göre satışlar yüzde 61 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Aralık ayı konut satışı rakamlarını açıkladı. Bu kapsamda Aydın’da 2025 Aralık ayında konut satış sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11 artarak 4 bin 76 oldu. 2025 Kasım ayında da 2 bin 517 olan konut satışına bakıldığında ise aradan geçen bir ayda konut satışları yüzde 61 oranında arttı. Ayrıca 2025 yılı Ocak-Aralık ayları arasında il genelinde toplam 31 bin 10 konut satışı yapıldı. Aralık ayında satış şekillerine göre 480 ev ipotekli, 3 bin 596 ev ise diğer satış olarak gerçekleşti. Satış durumlarına bakıldığında ise bin 127 ev ilk el, 2 bin 949 ev ikinci el olarak satıldı. Aydın genelinde son bir yılda satışı yapılan evlerin cinsiyetlere göre dağılımına bakıldığında ise 15 bin 778’si erkek, 12 bin 687’si kadın, 757’si ortak, bin 788’i ise diğer satış olarak gerçekleşti. 2025 yılında Aydın’da toplam 31 bin 10 konut satışı yapılırken, en çok satış yapılan ilçe 8 bin 726 konut ile Kuşadası olurken, en az satış yapılan ilçe ise 131 konut ile Koçarlı oldu. Kuşadası’nda gerçekleştirilen satışların 720’si ipotekli satış olurken, satış durumuna bakıldığında ise 6 bin 713’ü ikinci el, 2 bin 13’ü ilk elden satış olarak gerçekleşti. Merkez ilçe Efeler’de ise 2025 yılında 5 bin 187’si ikinci el, bin 448’i ilk elden olmak üzere toplam 6 bin 635 konut satışı gerçekleşti.
Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta dünyaya tanıtıldı
22 Ocak 2026 Perşembe - 12:29 Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta dünyaya tanıtıldı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) arasında imzalanan protokol ile Çanakkale Boğazı’ndaki tarihi savaş gemisi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması adına yeni bir dönem başlıyor. Dünyanın önde gelen yat ve su sporları fuarlarından Boot Düsseldorf’ta tanıtılan "Derin Miras" projesi; kültürel mirası korumayı, yerel ekonomiye ve iklim kriziyle mücadeleye katkı sağlamayı hedefliyor. Yatçılık ve su sporları dünyasının önemli buluşmalarından Boot Düsseldorf, bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi ve sektörün önde gelen markalarını bir araya getirerek birçok iş birliğine sahne oldu. Bunlardan biri de Çanakkale Boğazı’ndaki Çanakkale Deniz Savaşları’ndan kalan gemi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması konusunda başlatılan "Derin Miras" projesi ve projenin tanıtımı için düzenlenen imza protokolü oldu. Boot Düsseldorf fuarında gerçekleşen program, dünyanın önde gelen sualtı fotoğrafçılarından İsveçli Alex Dawson’ın sunumuyla başladı. "Derin Miras" tanıtım videosu gösteriminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul bir konuşma yaptı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su Murat Sarıkaya’nın katılımıyla gerçekleşen protokol imzası ile proje, ulusal ve uluslararası kamuoyuna tanıtıldı. Gelecek nesillere sürdürülebilir bir miras bırakılması hedeeniyor Çanakkale savaş batıkları Çanakkale ruhunu en iyi anlatan ve savaşın en şiddetli anına tanık olmuş tarihsel ve kültürel birer miras olarak öne çıkıyor. "Derin Miras" projesi ise batıkların katodik koruma teknolojisi ile korozyondan korunmasını ve zaman içerisinde yok olmalarının önlenmesini sağlayacak. Bu yöntem sayesinde korozyonla açığa çıkan ağır metallerin karbon salınımları önlenirken, koruma altındaki batıklar yapay resier oluşturarak biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı oluşturacak. Böylece proje, Çanakkale Boğazı’nın sürdürülebilir dalış turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak. Çevre dostu bir koruma yöntemi olan katodik koruma ile batıklara boya vb. herhangi bir müdahale yapılmayacak; elektrokimyasal koruma yöntemi uygulanarak batıkların yanlarına özel birer cihaz (galvaniz anot) yerleştirilerek batık, katot haline getirilecek ve korozyonun durdurulması sağlanacak. Bu projenin yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda geçmişe saygı, çevreye duyarlılık, ekonomiye katkı ve gelecek nesillere yatırım anlamına da geldiği belirtildi. Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak Yapılan açıklamaya göre; Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı’ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmak üzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Derin Miras projesinin ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon oluşturarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacağı belirtiliyor. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek projenin hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale’nin turizm potansiyelini artırması bekleniyor. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi ve bilimsel araştırmalar için özel bir laboratuvar işlevi görecek. "Evrensel bir sorumluluk projesi" Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir projenin önemini şu sözlerle ifade etti: "Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde yer alan savaş gemisi batıkları, yalnızca milletimizin değil, insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurlarıdır. Derin Miras, Çanakkale’nin derinliklerindeki ortak insanlık mirasını bilimsel koruma ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesidir. Bu anlayışla hayata geçirilen proje, kültürel mirasın korunmasını çevresel duyarlılık, bilimsel yöntemler ve uluslararası normlarla uyumlu bir anlayışla ele almakta, su altı kültürel mirasının barış, iş birliği ve ortak değerler temelinde yaşatılmasına katkı sunmaktadır. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile birlikte Tarihi Alan, dünyanın en büyük açık hava müzesini inşa etme yolunda önemli bir adım daha atmıştır. Bu vesile ile dünyanın her bölgesindeki dalış sporu meraklılarına seslenmek istiyorum. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Çanakkale Savaşı’na su altında tanık olmak için sizleri tarihin derinliklerine, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı keşfetmeye davet ediyorum. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nun stratejik ortağımız olması hem tarihî mirasımızı koruma hem de sürdürülebilir turizm vizyonumuzu hayata geçirme kararlılığımızı güçlendirmiştir." "Uzun soluklu bir taahhüt: Derin Miras" 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su Murat Sarıkaya ise "Bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile her yönüyle gurur duyduğumuz bir iş birliğine imza atıyoruz. Bu proje ile tarihî değerlerimizi korumanın yanı sıra Çanakkale Boğazı’nın biyolojik çeşitliliğinin ve Çanakkale’nin sürdürülebilir turizm potansiyelinin gelişmesine katkı sağlamayı hedeiyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca içinde bulunacağımız ve sahipleneceğimiz bir proje olacak. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü uluslararası nansman yapısı ve güçlü sürdürülebilirlik vizyonu nedeniyle çevresel ve sosyal açıdan çok yüksek standartlara sahip. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 321 çevresel ve sosyal proje ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeeri’ne ve döngüsel ekonomiye katkımız sayesinde Birleşmiş Milletler tarafından birincilik ödülüne layık görülmüştük. Derin Miras projesi de ‘iyi bir komşu olma’ sürdürülebilirlik vizyonumuzun kalıcı bir parçası olacak" dedi.