EKONOMİ
Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Bükreş’e direkt uçuşlar başladı 02 Nisan 2026 Perşembe - 22:51:38 AJet, Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Romanya’nın başkenti Bükreş’e düzenlediği uçuşlara başladı. AJet Havayolları, iki başkent arasında haftanın üç günü karşılıklı direkt sefer gerçekleştirecek. TAV Havalimanları tarafından işletilen Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan AJet Havayolları’nın Bükreş’e düzenlediği ilk uçuş, törenle uğurlandı. Bugün saat 17.30’da Boeing 737-8 MAX tipi uçakla gerçekleştirilen VF595 sefer sayılı ilk uçuşla yolcular Ankara’dan Bükreş’e hareket etti. Düzenlenen törene Ankara Esenboğa Havalimanı Mülki İdare Amiri Cem Afşin Akbay, Devlet Hava Meydanları İdaresi (DHMİ) Esenboğa Başmüdürü Yücel Karadavut, AJet Havayolları Genel Müdürü Kerem Sarp, TAV Ankara Genel Müdürü Nuray Demirer, ATO Başkanı Gürsel Baran ile havalimanı ve havayolu çalışanları ile diğer davetliler katıldı. AJet Havayolları, Ankara-Bükreş hattında pazartesi, perşembe ve cumartesi günleri olmak üzere haftada üç gün karşılıklı sefer düzenleyecek. TAV Ankara Genel Müdürü Nuray Demirer, "Üç yıl aradan sonra Ankara ile Romanya’nın başkenti Bükreş arasında direkt uçuşların yeniden başlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. AJet Havayolları’nın iki başkenti birbirine bağlayan bu yeni hattıyla birlikte, Ankara’dan direkt uçuş gerçekleştirilen destinasyonlar arasına bir yenisinin daha eklenmesinden dolayı mutluyuz. Başkent Ankara’yı daha fazla destinasyona bağlamak için paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. Bu yeni hatla birlikte Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan yurt dışında 28 ülkede 42 şehir, yurt içinde ise 35 destinasyona direkt uçuş bulunuyor. 18 havayoluna hizmet veren havalimanı, 2025 yılında 13 milyon 987 bin 298 yolcuya hizmet verdi. 2026 yılının ilk 2 ayında ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10 büyüyerek 2 milyon 276 bin 348 yolcuya ulaştı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 21:54 Prof. Dr. Yusuf Demir’den fındık için ’sulama’ uyarısı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, "Fındık artık ciddi şekilde sulama yapılması gereken bir ürün haline geldi. Terme ve Çarşamba Ovalarında henüz yeterli sulama alanı açılmamış, sulama eksikliği var" dedi. Prof. Dr. Yusuf Demir, Samsun’daki barajların yeterli olup olmadığı sorusunu yanıtlayarak, şu anda Samsun’daki barajların yeterli olduğunu ancak Çarşamba ve Terme’de yeterli sulama alanı bulunmadığını söyledi. Bu iki bölgede önemli miktarda fındık üretimi olduğunu belirten Demir, fındık üretiminde artık ciddi şekilde sulama ihtiyacı duyulduğunu vurguladı. "Terme ve Çarşamba’da yeterli sulama alanı açılmamış" Prof. Dr. Yusuf Demir, "Samsun’da mevcut barajlar sulama açısından yeterli ancak barajlarımızın sulama alanlarının tamamına aktarılması açısından değerlendirme yapmak gerekiyor. Bugün Terme ve Çarşamba Ovalarında henüz yeterli sulama alanı açılmamış, sulama eksikliği var" diye konuştu. "Ciddi anlamda sulama programı yapılması gerekiyor" Prof. Dr. Yusuf Demir, "Şu anda Terme’de, Çarşamba’da hatta 19 Mayıs ve Bafra’da fındık bahçeleri çok hızlı bir şekilde kuruluyor ve gelişiyor. Fındık eskiden sulanmayan bir bitki olarak kabul edilirdi ancak artık Karadeniz Bölgesi’nde fındık, sulama yapılmadan üretilemez hale geldi. Bu yüzden fındık artık ciddi şekilde sulama yapılması gereken bir ürün haline geldi. Terme ve Çarşamba’da ciddi anlamda bir sulama programı yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 21:39 TMO’ya fındık fiyatlarında "Oyunları boz" çağrısı Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındık fiyatlarında yaşanan sert düşüşe ilişkin açıklama yaparak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) "Oyunları boz" çağrısı yaptı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, Türkiye’nin en stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındıkta son dönemde yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Fındık fiyatlarının 350 TL seviyelerinden 170-180 TL bandına kadar gerilemesine dikkat çeken Arslan Soydan, "Dünyada en kaliteli fındığı biz üretiyoruz. Ülkemizde en stratejik tarım ürünlerinden biri fındık. Karadeniz Bölgemizin en önemli geçim kaynağı olan fındıkta maalesef yüzyılın en etkili fiyat oyunları ile karşı karşıyayız. Fındık fiyatlarının 350 TL’den 170-180 TL’ye düşürülmesini asla kabul etmiyoruz. Ne görmek ne de duymak istiyoruz" dedi. "Türk fındığı itibarsızlaştırılıyor" Türk fındığı üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını ifade eden Başkan Arslan Soydan, "Türk fındığı üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Fındık fiyatları düşürülüyor, zamansız ve yersiz rekolte rakamları açıklanıyor. Başka ülkelerin kalitesiz, randımansız fındıkları ülkemizin fındığına rakip gösteriliyor. Türk fındığı itibarsızlaştırılarak yeşil altınımız ile emeğimiz, alın terimiz, aşımız, çocuklarımızın bugünü, yarını ve geleceği ile oynanıyor" diye konuştu. "Üretici bahçeden uzaklaştırılıyor" Yaşanan sürecin üreticiyi doğrudan etkilediğini vurgulayan Soydan, "Bu oyunların devamında üreticilerimiz fındık bahçelerinden, fındıkta hastalıklar, zararlılar ve bakımla ilgili mücadelelerden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu fiyatlar, bu maliyetler karşısında tabii ki üreticilerimiz zorlanıyor. Bu mesele artık fındığı sattık satamadık meselesini aştı. Fındık ürünümüzde gelecek sezon ve sonrası tehdit ediliyor" ifadelerini kullandı. TMO’ya "Devreye gir" çağrısı Çözüm çağrısında bulunan Soydan, "Artık yeter. Serbest piyasada fındık fiyatlarının yarından tezi yok normalleşmesi gerekmektedir. Bu oyunların bozulmasında en büyük rolü TMO’nun müdahale alım açıklaması olacaktır. TMO bir ay da olsa 300 TL’den fındık alımı yapmalı" dedi.
Kasım ayında 2,27 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı
23 Aralık 2025 Salı - 15:03 Kasım ayında 2,27 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Kasım ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2,27 milyar TL oldu. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Kasım ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre, 2,27 trilyon TL tutarında 1,8 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 büyüme ile 710,7 milyar TL oldu. Kart sayıları gelişimi Kasım ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 142,3 milyon, banka kartı sayısı 215,1 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 108,4 milyon adet oldu. 2024 yılının Kasım ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 10’luk, banka kartı adedinde yüzde 11’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 2’lik düşüş yaşandı. Toplam kart sayısı ise 465,8 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artış gösterdi. Kartlı ödeme tutarı gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Kasım ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2.266,3 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 1.932,5 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 326,5 milyar TL’sinde banka kartları, 7,3 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 48, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 64 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde -77 oldu. Kartlı ödeme işlem adedi gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Kasım ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artarak 1,8 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 1.018,0 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 705,0 milyon adedinde banka kartları, 32,4 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 32 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde -73 oldu. İnternetten kartlı ödeme tutarı gelişimi İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 artarak 710,7 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 32 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi gelişimi İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 254,2 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 15’tir. Temassız ödeme tutarı gelişimi Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artarak 1.162,4 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56 artarak 723,3 milyar TL oldu. Kasım ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.
İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Üniversitesi İhracat Akademisi Projesi için bir araya geldi
23 Aralık 2025 Salı - 14:39 İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Üniversitesi İhracat Akademisi Projesi için bir araya geldi Ticaret Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen İhracat Akademisi projesi kapsamında İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi işbirliğiyle "yeni nesil ihracat uzmanı" yetiştirilecek. Proje kapsamında İstanbul Ticaret Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (SEM) ihracata yönelik eğitim programları gerçekleştirilecek. İstanbul Ticaret Üniversitesi Ahi Çelebi Kampüsü’nde düzenlenen eğitim işbirliği protokolü imza törenine Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek katıldı. Eğitimlerle dış ticaret alanında yetişmiş iş gücünün niteliğini artırılması ve bu amaçla üniversitelerin ve iş dünyasının birikimlerinden yararlanılması hedefleniyor. Kursiyerlere Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi onaylı sertifika verilecek. İhracat Akademisi ile Ticaret Bakanlığının yöneticileri, akademisyen hocaları, ihracatçı ailesinin temsilcileri ve ticaret uzmanlarının aktif olarak sunum yapıp, ders verecekleri interaktif tecrübe, teoriyi ve pratiği birleştiren bir program hazırlandı. Eğitimler Ticaret Bakanlığı orta ve üst düzey yöneticileri ile uzmanlar, profesyonel eğitmenler, akademisyenler ve iş dünyası, STK ve şirket üst düzey yöneticileri tarafından İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Eminönü’ndeki Ahî Çelebi Kampüsü’nde verilecek. İhracat Akademisi, Ticaret Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu arasında imzalanan İş Birliği Protokolü çerçevesinde, dış ticaret alanında yetişmiş insan kaynağının niteliğini geliştirmek ve bu eğitim faaliyetlerinde üniversitelerin birikimlerinden istifade etmek amacıyla hayata geçirildi. Eğitim sonunda başarılı olan kursiyerlere Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi onaylı sertifika verilecek. İhracat Akademisi bünyesinde verilecek programlar; üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, ihracata başlamak isteyen firma çalışanları, ihracatla iştigal eden profesyoneller, dış ticaret uzmanlığı alanında kariyer planlaması yapan veya kendini geliştirmek isteyen katılımcılara yönelik tasarlandı. "Türkiye’nin ihracatçıları yetişecek" İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, "İstanbul tüccarının odası ile üniversitesi, Türkiye ticaretinin kalbinin attığı Eminönü’nde, Türkiye’nin ihracatçılarını yetiştirmeye başlıyor. Akademi’nin misyon ve vizyonu bizim hedeflerimizle örtüşüyor. Bu yüzden daha ilk duyduğumuz andan itibaren bu projeyi sahiplendik, hayata geçirmek için gönüllü olduk. Zira az önce verdiğim Ticaret Müzesi örneğinin de olduğu gibi ihracatı artıracak her girişimin biz yanında ve destekçisiyiz. Bu bizim tarihî zorunluluğumuz ve görevimizdir. Türkiye’yi küresel ihracatta öne çıkarmak, rekabetçi yapmak ancak böylesi bir stratejiyle mümkün olacaktır" dedi. "Eğitim programından birinde ihracat uzmanlığını öğretirken, diğerinde Turquality uzmanı yetiştirilecek" İhracat akademisinin çok kapsamlı bir program olduğunu belirten Avdagiç, "İhracat Akademisinin çok değerli bulduğum bir yönü, iki ana eğitim programından birinde ihracat uzmanlığını öğretirken, diğerinde Turquality uzmanı yetiştirmeyi hedeflemesidir. Bunun anlamı şudur ki, Türk ürünlerinin uluslararası piyasada pazar bulması ancak markalaşmasıyla mümkündür. Bu gerçek, daha yolun başında ihracatçı adayının zerrelerine zerk ediliyor. İhracat Akademisi’ni kapsamlı bir ilan ile gençlerimize ve isteklilere duyuracağız. Katılımın en üst seviyede olmasını temin edeceğiz. Ne evde ne işte olanların, mutlaka ihracatta olmaları için çaba göstereceğiz. Bu yüzden esas hedef kitlemiz, gençlerimizdir. Aynı zamanda üniversite öğrencileri ve yeni mezunlardır, ihracata başlamak isteyen firma çalışanlarıdır, dış ticaret ve ihracat profesyonelleridir ve kariyerini dış ticaret alanında geliştirmek isteyen kişilerdir. Bunun anlamı şudur, ruhunda ve içinde girişimcilik olan herkese kapımızı açık olacak" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin küresel ticaret kapasitesini yeniden şekillendireceğiz" Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar da "Kuruluşundan yaklaşık bir yıl sonra İhracat Akademisini yalnızca bir eğitim kurumu değil Türkiye’nin küresel ticaret kapasitesini yeniden şekillendiren bir insan kaynağı yatırımına dönüştüğünü mutlulukla görüyoruz. Sadece akademi dünyasıyla değil teoriyi pratikle birleştirme hedefiyle ticaret ekosisteminin öncü paydaşlarıyla işbirliğimizi daha da derinleştirmeye büyük önem veriyoruz. Bugün imzalayacağımız 12’inci protokolümüz ile bu çalışmalarımızı daha da ileriye taşıyacağız" dedi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Kuralay ise böylesine önemli bir projenin bir parçası olmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade etti. Kuralay, bu projenin kendileri için önemine değinerek, "Proje, isminde ’ticaret’ olan üç tane farklı görev icra eden kurumun beraberliğiyle yapılıyor. Ticaret Bakanlığı devleti, İstanbul Ticaret Odası iş dünyasını, İstanbul Ticaret Üniversitesi de akademiyi temsil ediyor. Bu üçlünün, üç isminin bir araya gelmesinden daha farklı sinerjiler, daha farklı büyük birliktelikler ortaya çıkacağına inanıyorum. Böyle bir projenin parçası olmak gerçekten bizi çok mutlu etti" diye konuştu. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şimşek de üniversite, İTO ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanacak bu protokolün üniversitenin bilgi üretmenin ötesinde bu bilgiyi toplumun ve iş dünyasının hizmetine sunma sorumluluğunun güçlü bir ifadesi olduğunu vurguladı. Açılış konuşmalarının ardından söz konusu protokol, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek ve Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri Musa Demir tarafından imzalandı.
Ali Çandır: "Hedef sürdürülebilir büyüme olmalı"
23 Aralık 2025 Salı - 14:06 Ali Çandır: "Hedef sürdürülebilir büyüme olmalı" Antalya Ticaret Borsası Aralık Ayı Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği toplantıda ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ülke ve Antalya ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dünya ekonomisinin 2025 yılını ortalama yüzde 3 büyüme ile tamamlamasının beklendiğini, Türkiye’nin büyüme performansının ise yaklaşık bu düzeyde gerçekleşeceğinin öngörüldüğünü kaydeden Çandır, "Yılı dünya ekonomisiyle uyumlu bir büyüme oranıyla kapatmış olacağız. Ancak hepimizin bildiği gibi, ülkemizin potansiyel büyüme oranı yaklaşık yüzde 5 seviyesindedir. Asıl hedefimiz, bu potansiyel büyümeyi kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde yakalamak olmalıdır. Uzun yıllardır yüksek dalgalanmalar gösteren büyüme oranları hem ekonomiyi hem de reel sektörü ciddi biçimde zorlamakta ve yıpratmaktadır" dedi. Son yirmi yılda dünya ekonomisinin itici gücü olan küresel ticaretin büyümesi ve serbestleşmesi döneminin, 2025 yılında belirgin bir durgunluğa evrildiğini söyleyen Çandır, sonuç olarak küresel ticaret hacminin zayıfladığını, ekonomik büyümenin yavaşladığını kaydetti. The Economist, OECD, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların, 2025 yılında dünya ekonomisinin yavaşladığını ancak bir durgunluğa girmediğini ifade ettiğini belirten Çandır, şunları söyledi: "Bu kuruluşların 2026 yılına ilişkin büyüme tahminleri ise yüzde 2,4 ile yüzde 2,9 aralığında yer almaktadır. Yani 2026 yılında, 2025’e kıyasla daha yavaş bir küresel büyüme ile karşı karşıya olacağımız anlaşılmaktadır. Yapılan değerlendirmeler, Atlantik bölgesinde ekonomik yavaşlamanın süreceğini, Asya bölgesinde ise görece bir güçlenme yaşanacağını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede dünya ekonomisinin toplam büyüklüğünün 2026 yılında yaklaşık 125 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir. Ülkemizin dünya ekonomisi içindeki yaklaşık yüzde 1,3’lük payı dikkate alındığında, 2026 yılında 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşmamız mümkündür." Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 yılı üçüncü çeyrek büyüme verilerine göre Türkiye ekonomisinin yüzde 3,7 oranında büyüdüğünü, bu oranın piyasa beklentilerinin üzerinde olduğunu kaydeden Başkan Çandır, söz konusu büyümede özellikle inşaat sektörü, özel tüketim harcamaları, ithalat ve vergi gelirlerinin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Tarım sektöründeki daralmanın net bir şekilde rakamlara yansıdığını vurgulayan Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Tarım sektörüne hem idari hem de toplumsal açıdan özel bir hassasiyetle yaklaşmamız gerekmektedir" "Üçüncü çeyrekte tarım sektörü yüzde 12,7 oranında daralmıştır. Bu ölçekte bir küçülme, bugüne kadar hiçbir üçüncü çeyrekte yaşanmamıştır. Kuraklık ve don olayları bu daralmada etkili olmuştur. Ancak tek başına belirleyici değildir. Geçmişte de üçüncü çeyrekte daralmaların yaşandığını biliyoruz. Tarım sektöründeki küçülme, diğer sektörlerdeki daralmalardan çok daha geniş bir etki alanına sahiptir. Çünkü tarım, toplumun ve ekonominin her kesimini doğrudan etkileyen bir sektördür. Tarımın ekonomideki ileri ve geri bağlantıları son derece güçlüdür. Girdi tarafında birçok sanayi kolunu besler; çıktı tarafında ise gıda başta olmak üzere pek çok sektöre hayat verir. Tarımı küçülttüğünüzde, yalnızca bu sektörü değil, ona bağlı birçok sektörü de yavaşlatmış olursunuz. Bu nedenle ekonominin geneli, tarımdaki daralmadan daha büyük bir hız kaybı yaşar. Dolayısıyla tarım sektörüne hem idari hem de toplumsal açıdan özel bir hassasiyetle yaklaşmamız gerekmektedir. Tarıma adeta gözbebeğimiz gibi bakmalıyız." Tarım sektörünün yılı çift haneli bir daralma ile kapatacağını öngören Başkan Çandır, genel ekonomi için yüzde 3’ün üzerinde bir büyüme beklenirken, tarımda sert bir küçülme yaşanmasının 2026 yılından itibaren tarım kesimine pozitif ayrımcılık içeren politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. Çandır, "Çünkü tarım sektörü üç çeyrek üst üste ve giderek derinleşen bir daralma dönemindedir. Benzer dönemleri 2001, 2007 ve 2016 yıllarında da yaşamıştık. Bu dönemleri izleyen yıllarda tarım sektörü toparlanmayı başarmıştır. Doğru politikalarla ve yerinde desteklerle, 2026 yılından itibaren tarım sektörünün yeniden güç kazanacağına inanıyorum" dedi. 2024 yılı sonunda meclis, meslek komiteleri ve üyelerin katılımıyla beklenti anketi yaptıklarını hatırlatan Çandır, ankette 2025 yılında ekonominin 2024 yılına benzer seyredeceğini düşünenlerle, daha kötü olacağını öngörenlerin oranlarının birbirine yakın olduğunu, yıl sonunda ortaya çıkan tablonun da bu beklentilerin büyük ölçüde doğru çıktığını gösterdiğini söyledi. Çandır, "Bu durum, camiamızın gerçekçi, tutarlı ve sağduyulu bir öngörüye sahip olduğunun açık bir göstergesidir. Yıl boyunca ticaret hacmi, maliyetler, stoklar, borçlanma ve alacak yönetimine ilişkin değerlendirmeler de bu beklentilerle uyumlu olmuştur. Sadece döviz kurunun enflasyon oranında artacağı yönündeki beklenti yıl sonunda gerçekleşmemiştir" diye konuştu. "Gerçek ihtiyaçlara odaklanılmalı" Faiz, döviz ve enflasyon arasındaki mevcut uyumsuzluğun 2026 yılında kademeli olarak giderileceğini ve daha dengeli bir yapıya kavuşacağını öngördüklerini dile getiren Çandır, "Böyle bir ortamda hem üreticilerimiz hem ihracatçılarımız hem de iç ticaretle uğraşan kesimler daha az zorlayıcı bir yıl geçirecektir. Bu nedenle, reel ekonomiyi önceleyen ve gerçek ihtiyaçlara odaklanan bir politika setinin hayata geçirilmesini bekliyoruz" dedi. Son üç yıldır enflasyonu kontrol altına almaya yönelik uygulanan politikalarla fiyat istikrarı konusunda önemli bir mesafe alındığını, enflasyon oranının yüzde 80’lerden yüzde 30’lara düştüğünü belirten Çandır, "Bu tablo, uygulanan politikaların kararlılıkla hayata geçirildiğini ve belirli ölçüde başarı sağlandığını göstermektedir. Bununla birlikte üretim, yatırım ve finansman şartları üzerindeki baskıların reel sektör açısından daha dikkatli gözetilmesi gereken bir noktaya gelindiği de açıktır. Enflasyonu yüzde 30’dan yüzde 15’lere indirmenin, önceki döneme kıyasla daha dengeli ve hassas adımlar gerektirdiğini hepimiz biliyoruz. Önümüzdeki dönemde enflasyonla uyumlu, öngörülebilir ve reel ekonominin üretim ile istihdam kapasitesini dikkate alan bir yaklaşımın esas alınması gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu. "Öncelikle tarıma odaklanılmalı" Reel sektörün ihtiyaçları bakımından ilk odaklanılması gereken sektörün en fazla tahribata uğrayan tarım olduğunu kaydeden Ali Çandır, şunları söyledi: "Bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, tarımın stratejik ve hayati önemi. İkincisi ise, reel sektörler içinde yalnızca tarımın ürün fiyatlarını maliyetlerine göre belirleyememesidir. Tarımla uğraşanlar sezon sonunda elde edilen sonuca göre kar veya zarar hesabı yapar. Sezon boyunca üretim yapmak için maliyetlere katlanmak zorundadır. Fiyatlar ise arz ve talep şartlarına göre piyasada oluşur ve sezon içinde ciddi dalgalanmalar gösterebilir. Üstelik üretici, fiyat-maliyet dengesini beğenmediğinde üretimi kısma imkanına da sahip değildir. Diğer sektörlerde fiyat-maliyet dengesi bozulduğunda kapasite düşürülebilir ve bu durum doğal karşılanır. Tarımda ise böyle bir esneklik yoktur. Bu nedenle tarımı; sanayi, imalat ya da inşaatla aynı çerçevede değerlendirmek doğru değildir. Tarım kesimi için, kendine özgü yapısal özellikleri dikkate alan kapsayıcı bir modele ihtiyaç vardır. Bu modelde istihdamdan tedariğe, üretimden ticarete tam bir kapsayıcı yaklaşım uygulanmalıdır." Antalya, Türkiye ortalamasının altında Meclis’te Antalya ve Antalya ekonomisiyle ilgili değerlendirmede bulunan Başkan Çandır, Antalya ekonomisi ve iş dünyasının 2025 yılını, birçok göstergede Türkiye ortalamasının altında bir performansla geçirdiğini söyledi. Antalya ekonomisinin dışa açık, fiyat rekabetine dayalı ve maliyetlere son derece hassas bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Çandır, kurulan şirket sayılarındaki azalma, ticari işlem hacmindeki reel gerileme ve ihracattaki zayıf seyirin kent ekonomisinin yıl boyunca ciddi bir baskı altında kaldığını gösterdiğini belirtti. Çandır, turizmde yüksek ziyaretçi sayısı ve uzayan sezona rağmen gelir artışı ve katma değerin aynı ölçüde artmadığına dikkat çekti. Çandır, "Kredi kullanımındaki artış ise bir canlılıktan ziyade, işletmelerimizin artan finansman ihtiyacının bir göstergesi olmuştur" dedi. "Borsada yoğun yıl" Antalya Ticaret Borsası olarak 2025 yılında tarımdan ticarete uzanan tüm zinciri kapsayan yoğun, çok boyutlu ve sonuç odaklı çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Çandır, Borsa’nın çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı: "Hal mevzuatı ve yaş meyve-sebze piyasasına ilişkin tespit ve çözüm önerilerimizi raporlaştırarak ilgili kurumlara sunduk. Tarıma özgü bir sosyal güvenlik modeli için odak grup toplantıları gerçekleştirdik. Lisanslı depoculuk, ürün ihtisas borsacılığı ve organize tarım bölgesi çalışmalarıyla üreticinin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve piyasa derinliğini artırmayı hedefledik. Bu kapsamda fizibilite çalışmalarımızı tamamladık, ancak uygun yer arayışımız devam etmektedir. Coğrafi işaretler, yeşil mutabakat, tarımsal veri ve fiyat endeksleri gibi alanlarda düzenli çalışmalarla sektörümüze rehberlik etmeyi sürdürdük. Üyelerimizin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla Ar-Ge projeleri, uluslararası ticaret heyetleri ve sektörel analiz toplantılarına devam ettik. Kesme çiçekten zeytinyağına, hayvancılıktan yaş meyve-sebzeye kadar birçok alt sektörde sorunları tespit ederek çözüm önerilerini doğrudan karar vericilerin gündemine taşıdık. Kamu kurumları, üniversiteler, meslek kuruluşları ve uluslararası paydaşlarla kurduğumuz iş birlikleri sayesinde, sorunları yalnızca dile getiren değil, takibini yapan ve sonuç üretmeyi hedefleyen bir kurum olma sorumluluğumuzu kararlılıkla yerine getirdik." 2026 yılı hedefleriyle ilgili açıklamada da bulunan Başkan Ali Çandır, iklim değişikliği ve afet risklerini merkeze alan, su ve enerji verimliliğini artıran, tarımsal dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarını yaygınlaştıran, üretimi ve tarımı koruyan, finansmana erişimi kalıcı biçimde güçlendiren bir yaklaşımın savunucusu olma hedefini paylaştı. Çandır, "Antalya’nın tarım ve turizm eksenli yapısını daha dayanıklı hale getirecek, üretimi, ihracatı ve istihdamı birlikte gözetirken, veriye dayalı ve teknoloji destekli politikaların oluşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz" dedi. 2030 yılına kadar en çok ihtiyaç duyulacak beceriler arasında ilk sıralarda yapay zeka, bilişim ve siber teknolojilerinin yer aldığını, bunu düşünce, esneklik, dayanıklılık ve yaşam boyu öğrenmenin izlediğini kaydeden Ali Çandır, liderlik, analitik düşünme ve çevresel sorumluluğun öne çıktığını belirtti. Çandır, "İnsan kaynağımızı geleceğe hazırlarken bu gerçekleri mutlaka dikkate almalıyız" diye konuştu. Bütçe oybirliğiyle kabul edildi Meclis’te denk bütçe esasına göre hazırlanan 2026 yılı bütçesinin 95 milyon TL olarak belirlenmesi oybirliğiyle kabul edilirken Çandır, "Bütçemizin üyelerimize ve sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Ali Çandır, 2026 yılının sağlıklı, mutlu, başarılı ve bereketli bir yıl olmasını dilerken, Meclis üyeleri sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Pegasus Hava Yolları, Chelsea Futbol Kulübü’nün resmi havayolu partneri oldu
23 Aralık 2025 Salı - 13:37 Pegasus Hava Yolları, Chelsea Futbol Kulübü’nün resmi havayolu partneri oldu Pegasus Hava Yolları, dünya futbolunun önde gelen kulüplerinden Chelsea ile gerçekleştirdiği global ortaklıkla uluslararası marka yolculuğunda yeni bir sayfa açtı. Pegasus Hava Yolları, global marka yolculuğunda önemli bir adım atarak, dünyanın en köklü ve en çok takip edilen spor kulüplerinden Chelsea Futbol Kulübü ile global bir iş birliği gerçekleştirdi. Anlaşma kapsamında Pegasus, Chelsea Futbol Kulübü’nün erkek ve kadın futbol takımlarının Resmi Havayolu Partneri oldu. Chelsea Futbol Kulübü’nün güçlü global erişimi ve dünya genelindeki geniş taraftar kitlesiyle desteklenen bu iş birliği kapsamında havayolu şirketi, öncelikli yurt dışı pazarlarda yenilikçi iletişim kampanyaları hayata geçirmeyi hedefliyor. Pegasus Hava Yolları Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Onur Dedeköylü iş birliğine ilişkin şunları söyledi: "Bu iş birliğiyle yenilikçilik, küresel büyüme ve insanları birbirine bağlama vizyonunu paylaşan iki güçlü marka bir araya geliyor. Futbolun evrensel gücüyle, global marka yolculuğumuzu daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Chelsea’nin global taraftar kitlesi, bizim uluslararası erişimimizle güçlü bir şekilde örtüşüyor. Birleşik Krallık, beş farklı noktaya uçtuğumuz ve büyümeyi sürdürdüğümüz önemli pazarlarımızdan biri. Chelsea Futbol Kulübü iş birliğiyle taraftarlar ve misafirlerimiz için ilham veren deneyimler oluşturmayı sabırsızlıkla bekliyoruz." Chelsea Futbol Kulübü İş Ortaklıkları Satış Direktörü Oliver Boden; "Pegasus Hava Yolları’nın son yıllardaki büyüme performansı ve seyahati herkes için erişilebilir kılma vizyonu son derece etkileyici. Hava yolu sektörünü dönüştürme hedefleri ve filo yatırımları, ne kadar büyük düşündüklerini açıkça ortaya koyuyor. Şirket ile iş birliği yapmaktan gurur duyuyor; yolculuklarının bir sonraki aşamasında onları desteklemeyi ve birlikte benzersiz bir ortaklık inşa etmeyi hedefliyoruz" dedi.
Atakum Belediyesi’nden iş arayanlara istihdam fırsatı
23 Aralık 2025 Salı - 13:17 Atakum Belediyesi’nden iş arayanlara istihdam fırsatı Samsun’un Atakum Belediyesi İstihdam Merkezi (ATİM), iş arayanlara yeteneklerine ve eğitimlerine göre istihdam fırsatı sunuyor. İşletme sahipleri ile iş arayanları buluşturan merkez, işverenlere iş gücü sağlarken iş arayanlara da hayallerindeki mesleğin kapılarını açıyor. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’in çalışmalarına hız kazandırdığı ATİM sayesinde, çok sayıda vatandaş iş sahibi oldu. Daha çok ailenin yaşamına dokunmak için çalıştıklarını belirten Başkan Türkel, "Atakum Belediyesi İstihdam Merkezi ile iş arayan vatandaşlarımızı yetenekleri, eğitimleri ve ilgilerine göre iş sahibi yapıyoruz. Ekonomik şartların gittikçe ağırlaştığı dönemde önemli bir ihtiyaca cevap veren merkezimiz, iş arayanla işvereni bir araya getirerek istihdama önemli katkı sağlıyor. Merkezimizin sunduğu hizmetlere çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Daha fazla vatandaşımızı iş sahibi yapmak ve daha çok ailenin yaşamına destek olmak için çalışmalarımıza hız kazandırdık. Atakum Belediyesi olarak çalışmaya, üretmeye ve halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. "84 kişiye iş imkanı sağlandı" ATİM hakkında bilgi veren Başkan Yardımcısı Suat Yıldız, "Kısa adı ATİM olan Atakum Belediyesi İstihdam Merkezine şu ana kadar 794 başvuru sağlanmış. Başvuruların 84 tanesini, iş verenlerle buluşturarak iş sahibi yaptık. CV’leri ile gelip, bize başvuran vatandaşlarımızın İstihdam Merkezine kayıtlarını sağlıyoruz. Atakum ve civarında iş bulmaya özen gösteriyoruz. Bundan sonra da çalışmalarımız bu şekilde devam edecek ve daha çok vatandaşımıza istihdam olanağı sağlayacağız" ifadelerini kullandı. "Kısa sürede dönüş yapıldı" ATİM aracılığıyla iş sahibi olan vatandaşlar, merkezin sunduğu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Depremzede olarak Samsun’a yerleştiğini belirten Hasan Levent, yaptığı başvuru sonrası alanına uygun bir işte çalışmaya başladığını ve yaklaşık altı aydır görev yaptığını söyledi. İş güvenliği uzmanı Kader Kuymat ise belediyeye yaptığı başvurunun kısa sürede sonuçlandığını, şu anda mesleğini icra ettiğini ifade etti. Reklam firmasında çalışmaya başlayan Melek Şakar, ATİM’e yaptığı görüşmenin ardından aynı gün geri dönüş aldığını ve kısa sürede işe yerleştirildiğini belirtti. Unlu mamuller sektöründe işe başlayan Bircan Küçük de istihdam merkezindeki ilgiden memnun kaldığını, kısa sürede iş bulduğunu ve çalıştığı firmadan mutlu olduğunu söyledi. Yerel markette reyon görevlisi olarak çalışan Şeref Şaylak ve Rana Ece Yılmaz da iş arama sürecinde ATİM’e başvurduklarını, kısa sürede geri dönüş alarak işe başladıklarını ve çalışma şartlarından memnun olduklarını ifade etiler.
Akbank, KOBİ’lerin yapay zekâ dönüşümünü Agentic AI Hackathon ile destekliyor
23 Aralık 2025 Salı - 13:16 Akbank, KOBİ’lerin yapay zekâ dönüşümünü Agentic AI Hackathon ile destekliyor Akbank’ın desteğiyle MEXT ve Novus tarafından düzenlenen ‘KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu’, üretim sektöründeki KOBİ’leri otonom yapay zekâ çözümleriyle buluşturdu. Türkiye’de KOBİ’lere yönelik kapsamlı Agentic AI maratonu olan programda, 50 KOBİ’ye dijital ve yapay zekâ olgunluk değerlendirmesi yapılırken, seçilen 10 KOBİ’nin gerçek operasyonel problemlerine yönelik uygulamalı çözümler geliştirmesi desteklendi. Program, KOBİ’lerin yapay zekâyı stratejik bir dönüşüm ve rekabet avantajı aracı olarak kullanabileceğini somut biçimde ortaya koydu. Akbank, MEXT ve Novus iş birliğiyle hayata geçirilen ‘KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu’, birbirlerinden farklı sektörlerdeki KOBİ’lerin gerçek operasyonel ihtiyaçlarına yönelik otonom yapay zekâ çözümleri geliştirmesine imkân sundu. Türkiye’de KOBİ’lere yönelik kapsamlı Agentic AI (karar alabilen ve aksiyon gerçekleştirebilen otonom yapay zekâ sistemleri) maratonu olma özelliğini taşıyan program, MEXT’te gerçekleştirildi. KOBİ’lerin dijital ve yapay zekâ dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, teknoloji ile sanayiyi aynı zeminde buluşturdu. Program, KOBİ’lerin kendi operasyonlarından yola çıkarak, ölçülebilir yapay zekâ etkisi oluşturabilecek çözümler geliştirmelerine odaklandı. Program kapsamında 50 KOBİ’ye Dijital ve Yapay Zekâ Olgunluk Değerlendirmesi yapıldı. Değerlendirme sonucunda belirlenen 10 KOBİ, hackathona davet edilerek Agentic AI mimarisi, bulut altyapıları ve Novus platformunu uygulamalı biçimde deneyimleme fırsatı buldu. Katılımcılar, kendi üretim, operasyon ve hizmet süreçlerindeki gerçek problemlere yönelik otonom ve entegre yapay zekâ çözümleri geliştirirken, uzmanlardan bire bir mentörlük aldı. "KOBİ’lerin yapay zekâ teknolojilerine erişimini kolaylaştırmayı hedefliyoruz" Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: "Akbank olarak KOBİ’lerin sürdürülebilir büyümesini, teknoloji ve dijital dönüşümle birlikte ele alıyoruz. KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, KOBİ’lerin yapay zekâyı kendi operasyonlarına uyarlayabilecek yetkinliğe sahip olduğunu somut biçimde ortaya koyan çok kıymetli bir örnek. Bu tür programlarla, yapay zekâ dönüşümünü yalnızca büyük ölçekli şirketlerin değil, KOBİ’lerin erişebileceği ve gerçek değer üretebileceği bir alan hâline getirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, KOBİ’lerin üretim ve iş süreçlerinde verimlilik artışı sağlamalarını, maliyetlerini optimize etmelerini ve rekabet güçlerini artırmalarını destekleyecek erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir yapay zeka çözümleri geliştirmelerine olanak tanıyoruz. İş dünyasının geleceğine yatırım yapmaya, KOBİ’lerimizin rekabet gücünü artıracak ekosistem iş birliklerini desteklemeye devam edeceğiz." MEXT Teknoloji Merkezi Genel Müdürü Efe Erdem ise "MEXT olarak, üretim sektörünün geleceğini şekillendirecek agentic yapay zekâ teknolojilerinin gerçek operasyonel senaryolarla buluşmasını özellikle önemsiyoruz. Bu doğrultuda KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, yalnızca bir günlük bir etkinlik olarak değil, uçtan uca kurgulanmış bir uygulama süreci olarak ele alıyoruz. Hackathon’a katılan KOBİ’ler, kendi üretim ve operasyon süreçlerindeki ihtiyaçları üzerinden agentic yapay zekâ kullanım senaryolarını geliştirme, bu ihtiyaçlara karşılık veren uygulanabilir ve ölçülebilir fayda üreten çözümler ortaya koyarak, bunları test etme imkânı buldular. Amacımız, yapay zekâyı pilot seviyede kullanılan bir teknoloji olmaktan çıkararak, özellikle üretim ekosisteminde ve KOBİ’ler nezdinde erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir bir yetkinlik haline getirmek. Biz de MEXT olarak bu yaklaşımdan yola çıkarak, koordinatörlüğünü üstlendiğimiz konsorsiyum ile Avrupa Birliği tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezi (EDIH) olarak seçildik. Bu yapı sayesinde, önümüzdeki dönemde KOBİ’lerin yapay zekâ ve dijital dönüşüm yolculuklarını daha geniş ölçekte, uygulama odaklı ve sürdürülebilir biçimde desteklemeyi hedefliyoruz." KOBİ’ler için uygulamalı ve stratejik bir dönüşüm modeli KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, üretim sektörüne özel kurgulanan yapısıyla KOBİ’lerin yapay zekâyı operasyonel verimlilik ve rekabet avantajı oluşturan stratejik bir araç olarak konumlandırmasına hizmet ediyor. Akbank’ın sponsorları arasında yer aldığı program, KOBİ’ler için özel bir teknoloji geliştirme ortamı sundu.
Muğla Büyükşehir’den yerel kalkınmaya katkı
23 Aralık 2025 Salı - 12:55 Muğla Büyükşehir’den yerel kalkınmaya katkı Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Köyceğiz Beyobası’nda hayata geçirilen ‘Alım Garantili Süs Bitkisi Üretimi Projesi’, yerel kalkınma, kooperatifçilik ve kadın emeğini odağına alan örnek bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Proje kapsamında Beyobası Tarımsal Kalkınma Kooperatifi desteklenerek, üreticilerin emeği belediyenin hizmet kapasitesiyle buluşturuldu. Daha önce süs bitkisi üretimi yapmamış kooperatif ortağı üreticilere verilen kapsamlı eğitimlerle, bölgede profesyonel süs bitkisi üretimine geçiş sağlandı. 30 üreticiye doğrudan destek, kadın emeği ön planda Projeden 14’ü kadın olmak üzere toplam 30 üretici doğrudan faydalanırken, üretim sezonu boyunca bölgede yaklaşık 70 kadına iş imkânı sağlandı. Böylece proje, yalnızca tarımsal üretimi değil, aynı zamanda kadın istihdamını ve yerel ekonomiyi de güçlendirdi. 28 milyon adetlik dev üretim hacmi Toplamda 28 milyon adet süs bitkisi üretilirken, bu üretimin 14 milyon adedi Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınarak kent genelindeki peyzaj çalışmalarında kullanıldı. Alım garantisi sayesinde üreticiler için sürdürülebilir ve güvenli bir gelir modeli oluşturuldu. Üretim alanları turizmle bütünleşiyor Proje kapsamında yalnızca üretim değil, alanın görünürlüğü ve ziyaret edilebilirliği de ele alındı. Sera tabelaları yenilenerek, üretim alanlarının turizm sektörüyle entegrasyonu hedeflendi. Böylece Beyobası’ndaki üretim alanlarının daha dinamik, tanıtıma açık ve ziyaret edilebilir bir yapıya kavuşması amaçlandı. Alım garantisi modeliyle üreticiyi güçlendiren Beyobası Süs Bitkisi Projesi, kooperatifçilik, kadın emeği ve yerel kalkınmayı bir araya getiren örnek projeler arasında yer alıyor. Beyobası Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Şaban Çetin, "Muğla Büyükşehir ile beraber başlamış olduğumuz proje devam etmektedir. İlk yıl 2015 yılında 1 milyon 670 bin adet bitkilerin mevsimlik süs bitkisi ile başladık. Şu anda da 25-26 seramızda üretim yapmakta devam etmekteyiz. Üretim şekillerimiz mevsimlik çiçeklerimiz var saksıda. İbireli ağaç gruplarımız var. Üretime devam ediyoruz. Muğla Büyükşehirimizin yılda iki defa alım garantili sözleşme yapıp, bu yapmış olduğumuz sözleşmeye istinaden üretim yapıyoruz. Ve üretmiş olduğumuz bitkiler ve çiçeklerimizi Muğla’nın talep ettiği, Muğla’nın Büyükşehir alanlarına götürüp, Muğla Büyükşehir’e beraber, Muğla Büyükşehir’e işlerle dikiyorlar" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Buket Kallem, "Alım garantili süs bitkisi projemiz için buradayız, Beyobası’ndayız. Büyükşehir Belediyesi olur olmaz, ilk yaptığımız projelerden bir tanesi buydu. Bugün de katlanarak devam ediyor. Sayın Başkanımız Ahmet Aras’ında önderliğinde, sera sayılarımız ve üretici sayılarımız artarak devam ediyor. Bugün 27 seraya ulaşmış durumdayız. İlk başta bizim bir amacımız vardı. Bütün kooperatifleri kendi konularında özelleştirmek ve gerçekten kaliteli üretim yapabilecek hale getirmekte öncelikle. Biz bu sayıya Muğla’da artık ulaştık. 52 tane kooperatif, birlik, bu tarz tarımsal üretim yapan tesislerle ya da kooperatiflerle, bütün yapılarla, STK’larla bir araya geldik. Bu desteklemelerimizin her türlü desteklememiz vardı. Yani süt tankı, yöresel ürünler, zeytin, badem tesisleri, organik üretim, yani aklınıza gelebilecek her konu şarap, sirke, pekmez. Bunların hepsi bizim bu üretim faaliyetlerimiz içerisindeydi. Sonrasındaki amacımız da birlik haline gelebilmekti. Bir kooperatif birliği, bir güç birliği yapısı oluşturabilmekti. Biz buna da ulaşmış durumdayız. Bu yapımızla birlikte, kooperatif güç birliğimizle, 7 ülkeye ihracatımızı da yaptık. Üretim kapasitelerimizi de arttırdık. Markalı üretimlerimizi de yaptık. Aynı zamanda da kaliteli üretim yapabilmek için laboratuvarımızı da kurduk. Burada bir organizasyon yapısı var. Bu bir başarı örneği. Başından sonuna kadar Büyükşehir desteğiyle ve vatandaşımızın, burada özellikle kadın üreticilerimiz var, kadın üreticilerimizin katılımıyla bir model oluşturuldu ve güçlü bir kooperatifleşme örneği oldu burası. Şu anda üreticilerimizin birçoğu kadın ve sadece Büyükşehir Belediyemize değil, birçok kurumlara ve özel sektöre de satış yapmaktalar. Yüzüncü Yıl Gıda Analiz Laboratuvarımızın da en büyük amacı, yerel üreticimizi desteklemek hem de bütün bu kooperatif, birlik, STK gibi tarımla uğraşan yapıları desteklemekti. Vatandaşlarımıza hayırlı olsun" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, projeye ilişkin değerlendirmesinde, Beyobası’nda hayata geçirdiğimiz alım garantili süs bitkisi projesi, yerel üretimi destekleyen, kooperatifleri güçlendiren ve üreticinin emeğini güvence altına alan önemli bir çalışma olduğunu, bu yaklaşımın hem yerel kalkınmaya katkı sunduğunu, hem de belediyenin ihtiyaçlarını yerel üreticilerden karşıladığını açıkladı.
Vakıfların Tüfe endeksini katlayan kira artışları esnafı zorluyor
23 Aralık 2025 Salı - 12:51 Vakıfların Tüfe endeksini katlayan kira artışları esnafı zorluyor Tarihi çarşılarında Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce uygulanan kira artışları esnafı zor durumda bıraktı. Son 3 yıldır, TÜFE endeksinin kat kat üzerinde yapılan zamların ardından, bu sene de enflasyonun 2-3 katına varan kira artışları, esnafı dükkan kapatma noktasına getirdi. Rayiç bedel değerlemesi adı altında geçen sene yüzde 200 ila 600’leri bulan artışlar yaşanırken, bu yıl ise bazı dükkânlara TÜFE’nin 2 katı, bazılarına enflasyon oranında zam yapılması, geçen yıl verilen sözlerin tutulmaması olarak değerlendirildi. Devletin iş yeri ve konut kiraları için en fazla yüzde 37 oranında artış yapılabileceğini açıklamasına rağmen, Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yüzde 40 ile 55 oranında kira zammı uyguladığı belirtildi. Vakıflara ait dükkânlarda son 5-6 yıldır kira artışlarının esnafı zora soktuğu, bazı dönemlerde fahiş oranlara ulaştığı ifade ediliyor. Esnafın en çok tepki gösterdiği konuların başında KOSGEB destekli kiralamalar geliyor. Yeni açılan dükkânlarda ilk 2 yıl kiraların devlet desteğiyle ödendiği, bu nedenle yüksek bedellerle sözleşme yapıldığı belirtiliyor. Bu yüksek kiralar, destek süresi sona erdikten sonra çarşıdaki, eski mevcut esnafa "rayiç bedel" olarak emsal gösteriliyor. KOSGEB desteği bittiğinde ise bu kiraların ödenemez hale geldiği, bunun da dükkân devirleri ve kapanmaları artırdığı öğrenildi. Ali Paşa Çarşısı Dernek Başkanı Yılmaz Sanış, kira artışlarıyla ilgili yaklaşık 5-6 yıldır sıkıntı yaşadıklarını belirterek, "Geçtiğimiz yıl yeniden değerlendirme gerekçe gösterilerek, Vakıflar yüzde 200 ila 600 arasında zam yaptı. Normalde, sözleşme gereğince takip eden 5 yıl boyunca TÜFE’ye göre artış yapılması gerekirken bu sene bu durum uygulanmadı. Bu yıl satışlardaki azalma ve ekonomik şartlarında kötüleşmesi ile zam yapılmamasını ya da TÜFE oranında artış olmasını bekliyorduk. Enflasyon ile devletin mücadelesi içinde böyle yapılması gerekmiyor muydu. Ancak yüzde 40-60 oranında zam yapıldı. Her yıl vakıf kiracılarında dükkânını devreden ya da kapatan esnaf sayısı artıyor. Birçok arkadaşımız kirasını çıkartamadığı için işyerini kapatmayı düşünüyor" dedi. Rayiç bedellerin belirlenme yöntemine de değinen Sanış, dükkânlar ihaleye çıktığında kira bedellerinin yükseldiğini, KOSGEB desteğiyle bu kiraların iki yıl devlet tarafından ödendiğini, ardından esnafın dayanamayarak dükkânı bıraktığını söyledi. Sanış, "Bırakılan bu yüksek kiralar bize rayiç olarak yansıtılıyor ve kiralar sürekli yukarı çekiliyor. Bu durum esnafın ayakta kalma şansını bitiriyor. Tarihi çarşıların kira gelirleri düşüyor. Boş kalan dükkanlar, bürolar yılbaşından sonra daha da artacak. Vakıf maksadı, kuruluş yapısı zarar görüyor" ifadelerini kullandı. Ali Paşa Çarşı esnafından Nuri Yıldırım da kira artışlarının TÜFE oranlarına göre yapılması gerektiğini vurgulayarak, mevcut uygulamaların tarihi çarşılardaki esnaf yapısını da bozacağını dile getirdi.
Toroslar EDAŞ’tan Hatay’a 52 milyon TL’lik enerji güvenliği projesi
23 Aralık 2025 Salı - 12:45 Toroslar EDAŞ’tan Hatay’a 52 milyon TL’lik enerji güvenliği projesi Toroslar EDAŞ, Antakya’da deprem sonrası yeniden inşa edilen bölgelerde başlatılan ticari projeler ve yeni yerleşim alanları için enerji altyapısını kapsamlı bir planlama ile güçlendirmeyi sürdürüyor. Şirket, 2025 yılı yatırım planı kapsamında Hatay genelinde 1,82 milyar TL bütçe ayırırken, yılın ilk 11 ayında yapılan 1,2 milyar TL’lik bakım çalışmalarıyla birlikte toplamda 3 milyar TL’yi aşan projeleri hayata geçirdi. Toroslar EDAŞ, Hatay’ın Antakya ilçesinde enerji arz güvenliğini artırmak ve bölgenin enerji altyapısını güçlendirmek amacıyla kritik bir yatırım hayata geçiriyor. 52,3 milyon TL tutarındaki bu yatırımla, büyük ölçekli yeni yerleşim alanları ve ticari yapılar için alternatif besleme hattı kuruluyor. Böylece şehir merkezinde yapımı tamamlanmak üzere olan yaklaşık 45 bin konut ve 8 bin ticari alanın enerji arzı, olası arıza ve kesintilere karşı daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatay Valiliği koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, Haraparası Mahallesi’ndeki dağıtım merkezi ile Güzelburç Mahallesi’ndeki dağıtım merkezi arasında primer ring hat inşa ediliyor. Hatay’ın farklı ilçelerinde enerji altyapısı güçlendiriliyor Toroslar EDAŞ, Hatay’da Antakya (Güzelburç, Haraparası, Dikmece-Gülderen), Samandağ (Merkez, Tekebaşı, Meydan, Uzunbağ, Fidanlı, Tomruksuyu) ve İskenderun’da (Gediksaray, Denizciler, Akçay) yürüttüğü projelerle enerji altyapısını güçlendiriyor. 2025 yılında Antakya, Samandağ ve İskenderun ilçelerine yaklaşık 650 milyon TL’lik bütçe ayrılarak, adı geçen mahallelerdeki projeler özelinde 251,5 milyon TL’yi aşan yatırımlarla yeni yerleşim ve ticari alanların enerji ihtiyacı karşılanırken, çalışmalarla birlikte daha güvenli, modern ve düzenli bir şebeke yapısı oluşturuluyor. Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci, projeyle ilgili olarak, "Hatay’da yeni gelişen yerleşim alanlarının artan enerji taleplerini kesintisiz ve güvenli şekilde karşılamak için altyapımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu projeler ile bölgenin enerji arz güvenliğini artırarak, hem bugünün hem de geleceğin ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Projelerin hayata geçirilmesinde verdikleri destek için, başta Valimiz Mustafa Masatlı olmak üzere Hatay Büyükşehir Belediyemiz, ilçe belediyelerimiz ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarına teşekkür ederim" dedi. Projeye ait çalışmaların 31 Aralık 2025 tarihine kadar tamamlanması planlanıyor. Toroslar EDAŞ, Hatay genelinde sürdürülen bu ve benzeri yatırımlarla bölgenin enerji kalitesini ve sürekliliğini artırmaya devam ediyor.