EKONOMİ
05 Nisan 2026 Pazar - 17:07 Memur-Sen Antalya İl Temsilcisi Miran: "Acilen seyyanen zam yapılmalı" Memur-Sen Antalya İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanan mart ayı enflasyon verilerinin ardından kamu görevlilerinin ekonomik durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Miran, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini belirterek, hükümete çağrıda bulundu. "Yapılan artışlar yetersiz" Son iki yıllık süreçte yapılan artışların yetersizliğine dikkat çeken Eyüp Bülent Miran, Hakem Kurulu’nun geçmiş kararlarını "hatalı irade" olarak nitelendirdi. Mart ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte mevcut artışların hükmünün kalmadığını vurgulayan Miran, "Mart ayı enflasyonunun yüzde 1,94 olarak açıklanmasıyla birlikte Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı olan yüzde 11 artış oranının neredeyse tamamı daha yılın ilk çeyreğinde enflasyon karşısında tükenmiştir. Geride bıraktığımız 2 yıl boyunca da hakemin hatalı iradesi ve kararıyla kamu görevlilerimize yapılan maaş ve ücret artışları, maalesef 2 ya da 3 ay içerisinde erimiş ve enflasyona yenilmiştir" dedi. "Dar gelirli kesimlerin aleyhine işliyor" Enflasyonla mücadele yönteminin dar gelirli kesimlerin aleyhine işlediğini savunan Başkan Miran, mevcut tablonun sorumlularını işaret ederek, "Burada öncelikli hata ve bilinçli kusur Maliye Bakanlığı ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nundur. Enflasyonu düşürme mücadelesinin özellikle emeğin alın terinden ve kamu görevlilerimizin cebinden yapılması nedeniyle mevcut tablonun sorumlusu bellidir. Kamu görevlilerimizin kaybı, tutmayan enflasyon hedefi, adil olmayan maaş/ücret artışı ve reel alım gücü kaybı olarak birden fazla başlıkta net bir şekilde görülmektedir" ifadelerini kullandı. Global riskler ve TÜİK’in sorumluluğu Açıklamasında küresel istikrarsızlıkların olumsuz etkilerine de değinen Memur Sen Antalya Temsilcisi Eyüp Bülent Miran, "Diğer taraftan, bölgemizde yaşanan, bitmeyen ve artarak devam eden savaşın etkileri de özellikle akaryakıt tarafında ciddi riskler ve beklenmedik artışlar meydana getirmektedir. Küresel belirsizliklerin arttığı ve enerji fiyatlarında sert dalgalanmaların yaşandığı bu dönemde ulaştırma maliyetlerinde yaşanan artış, iğneden ipliğe bütün ürünlerin fiyatlarına yansımaktadır. Bu çerçevede, TÜİK piyasada yaşanan gerçek dalgalanmayı görmeli, enflasyon gerçekliği tartışmalarına zemin hazırlamamalıdır. Beklentimiz ve talebimiz nettir: Hakemin hatasının görülmesi ve oluşan bu derin mağduriyetin giderilmesi için memur ve emeklisine temmuz ayı beklenmeden acilen seyyanen zam yapılmasıdır" şeklinde konuştu.
05 Nisan 2026 Pazar - 16:01 Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Trabzon Ortahisar Ziraat Odası’nı ziyaret ederek ildeki ziraat odalarının da katılımıyla gerçekleştirilen toplantı öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bayraktar, 2025 yılının tarım açısından afetlerle geçen zorlu bir yıl olduğunu söyledi. Türkiye’nin çok ağır bir tarımsal süreçten geçtiğini belirten Bayraktar, "2025 yılı bir afet yılı. Cumhuriyet tarihinin en büyük afetlerini yaşadık. Don felaketi 65 vilayette etkili oldu. Karadeniz Bölgesi de bu felaketten olumsuz etkilendi. Bu vilayetlerin tamamını dolaştım, Trabzon’a da geldim. Dondan etkilenen fındık bahçelerini yerinde inceledim. Ardından havaların ısınmasıyla birlikte bu kez kuraklık tehdidiyle karşı karşıya kaldık. Yaşadığımız kuraklık başta fındık olmak üzere üretimde birçok aksamaya neden oldu" dedi. Fındık üretiminde ciddi kayıplar yaşandığını vurgulayan Bayraktar, "Yaklaşık 717 bin ton olan rekoltemiz yüzde 40 kayıpla 441 bin tona düştü. Bunun sonuçlarını sahada çok net gördük" ifadelerini kullandı. "Rekolte düşmesine rağmen fiyatların gerilemesi normal değil" Fındık fiyatlarına da değinen Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan fiyatların ardından piyasadaki hareketliliği değerlendirdi. Bayraktar, "TMO, Giresun kalite fındık için 200 lira, levant kalite için 195 lira, 190 lira da sivri kalite için fiyat açıkladı. Bu açıklamanın ardından fındık fiyatlarının Eylül ayında 330 lira seviyesine kadar çıktığını gördük. Ancak Eylül’den sonra fiyatlar düşüşe geçti. Bugün geldiğimiz noktada Giresun kalite 210 lira, levant kalite ve diğer fındıklar 180-190 lira seviyesine geriledi. Trabzon’da ise fiyatların 160 liraya kadar düştüğünü görüyoruz. Bu rekolteye rağmen fiyatların bu kadar düşmesi normal değil" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı’nın kapanması girdi maliyetlerini artırdı" Artan maliyetlere de dikkat çeken Bayraktar, "Bölgedeki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması girdi maliyetlerini artırdı. Mazot ve gübre fiyatları yükseldi. Üreticilerimiz ciddi bir maliyet baskısı altında. Bu nedenle hükümetimizden girdi desteklerinin artırılmasını talep ettik. Bütün ürünlerde maliyet sorunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. "Kokarca ile mücadelede daha fazla kaynak şart" Zararlılarla mücadele konusuna da değinen Bayraktar, özellikle kahverengi kokarca tehdidine dikkat çekerek, "Kokarca ile çok ciddi mücadele vermek zorundayız. Bu noktada tüm kurum ve kuruluşlar üzerine düşeni yapmalı. Hızlı şekilde ürüyorlar ve havaların ısınmasıyla birlikte kışlaklardan bahçelere doğru yayılıyorlar. Halen bu zararlıyı tamamen ortadan kaldıramadık, tehdit olmaya devam ediyor. Sadece fındıkta değil birçok ürüne ciddi zarar veriyor. Mücadelenin dozunu artırmamız gerekiyor. Bunun için de daha fazla kaynak ayrılmalı" ifadelerini kullandı.
Topladıkları kozalakları kızgın ateşte saatlerce kaynatarak şifa deposuna dönüştürüyorlar
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:21 Topladıkları kozalakları kızgın ateşte saatlerce kaynatarak şifa deposuna dönüştürüyorlar Antalya’nın İbradı ilçesinde Toros Dağları’nda andız ağaçlarından toplanan kozalaklardan pekmez yapılıyor. Her derde deva olarak bilinen pekmezin kilogramı 500 TL’ye satılıyor. Antalya’nın İbradı ve Akseki ilçesinde bin-bin 500 rakımlı dağlardan toplanan andız kozalakları, özellikle civar mahallelerde yaşayanların geçim kapısı oluyor. Ürünlü Mahallesinde her yıl eylül ayında ilk haftalarında Toros Dağlarının yüksek kesimlerinde bolca bulunan ve olgunlaşmaya başlayıp yerlere dökülmeye başlayan Andız Ağacının kozalakları vatandaşlar tarafından toplanarak çuvallara katılıp evlerinde depoluyorlar. Toplama işlemleri bittikten sonra ise kasım ve aralık aylarında pekmez yapımına başlanıyor. Toros Dağları’nın sarp yamaçlarından büyük zahmetle toplanan ardıç kozalakları, köylülerin imece usulüyle yürüttüğü süreçten geçerek şifa deposu pekmeze dönüşüyor. Tamamen doğal yollarla yapılan andız pekmezi kilosu 500 TL’den satışa sunuluyor. Hiçbir katkı maddesi ve şeker eklenmeyen pekmez, şifa arayanlar tarafından yoğun talep görüyor. "Kozalakların kırılma aşaması ise tamamen el emeği" Köylüler çekiç ve keserle günlerce uğraşarak kozalakları kırıyor. Makineyle kırılan kozalakların daha fazla acı verdiğini ve pekmezin acı olduğunu belirten üreticiler, "Zahmetli de olsa kendimiz kırıyoruz. Elle kırılan Andız kozalaklarının pekmezi daha lezzetli oluyor" diyor. Acısını almak için kül ve hamur kullanılıyor Üretim, incir veya meşe külünün elenerek tencerede kaynatılmasıyla başlıyor. Kaynama işlemi tamamlandıktan sonra karışım yarım saat dinlendiriliyor ve kül dibe çöküyor. Üstte kalan su dikkatlice alınarak tavalara ikişer litre olacak şekilde dökülüyor ve tekrar kaynatılıyor. Bu işlem, andız kozalağının şırası bir saat kaynadıktan sonra uygulanıyor. Kül, kozalakların kekre ve acı tadını alırken pekmezin cam gibi berrak bir renk almasını sağlıyor ve kendine has aromasını ortaya çıkarıyor. İkinci aşamada, pişi hamuruna benzer bir hamur hazırlanıyor. Her tavaya dörder adet atılan bu hamurlar, kaynadıkça kozalaktaki kekre tadı içine çekiyor. Hamur, pekmez kıvam alana kadar kaynayan tavanın içinde kalıyor. Pekmez, ortalama 7-8 saat boyunca kızgın ateşte hiç durmadan kaynatılıyor. "20 yıldır geleneği yaşatıyorlar" Köyde bu işi sürdüren iki kardeş 70 yaşındaki Fatma Yamansoy ve 63 yaşındaki Sebahattin Özen, 20 yıldır geleneksel yöntemi yaşatıyor. Fatma Yamansoy, köyde andız pekmezi üretiminin yok olma noktasına geldiğini belirterek, "Bizden başka yapan kalmadı. Kimse dağlara çıkıp sırtında kozalak taşımıyor. Yol yok, patika yok. Ama biz ekmek davamız için zorda olsa devam ediyoruz. Yaklaşık 10 kilogram kozalaktan sadece 1 kilogram pekmez elde edilebiliyor. Müşteri sorunumuz yok, derman arayanlar bizi bekliyor" diye konuştu.
Osmangazi’de pırasa hasadıyla doğallık sofralara taşınıyor
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:04 Osmangazi’de pırasa hasadıyla doğallık sofralara taşınıyor Osmangazi Belediyesi, toprağa emekle dokunarak ilaçsız ve tamamen doğal olarak ürettiği mahsullerini halk ile buluşturuyor. Tarıma verilen büyük önem dahilinde yarınlar, toprağa ekilerek inşa ediliyor. Tarımsal kalkınmalara ilişkin gerçekleştirdiği projeler ile topraktan aldığı umudu yarınlara aktaran Osmangazi Belediyesi, tamamen organik olarak üretilen mahsulleri vatandaşın sofrasına sunuyor. Osmangazi Belediyesi iştiraki olan Gazi Tarım A.Ş. tarafından, çimleme sürecinden itibaren hasada uzanan yolculuğunda mahsuller, her bir aşamasında doğallığı ve tazeliği korunarak Osmangazi Kent Lokantaları aracılığıyla vatandaşlara ulaştırılıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde pırasanın hasadı gerçekleştirilirken, özenle hazırlanan ürünler Osmangazi Kent Lokantalarının menülerinde kendilerine yer buldu. Yetkililer, halkın ilaçsız bir şekilde mahsullere ulaşması adına gayret gösterdiklerini ifade ederken, vatandaşlar da tamamen organik olan sebzeleri tüketmekten memnuniyet duyduklarını belirtti. Pırasanın dışında maydonoz, biber, domates ve daha pek çok mahsulün de onlarca çeşidinin üretimi ve hasadını gerçekleştirilirken, Mart ve Nisan aylarında ise tohumların, Mayıs ayında ise fidelerin vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtılması planlanıyor. Tüm aşamalar önemle takip ediliyor Mahsullerin tohumdan hasat zamanına olan sürecini titizlikle takip ettiklerini belirten Gazi Tarım A.Ş. Ekim-Biçim Ekip Sorumlusu Ertuğrul Gönülsüz, "Mart aylarında seramızda çimlemeyi yapıyoruz. Daha sonrasında her ürünümüzü tabelasıyla beraber, cinslerini karıştırmadan Gazi Bostanı’na getiriyoruz. Genç stajyerlerimizle beraber fidelerimizi tek tek ekip, takibini sağlıyoruz. Yetiştirdikten sonra hasadımızı gerçekleştiriyoruz. Böylelikle aynı zamanda kent lokantalarımıza da ürün temin ediyoruz." diye konuştu. Vatandaşlara hizmet noktasında da tohum-takas şenliklerinin müjdesini veren Ertuğrul Gönülsüz, şöyle devam etti: "Bu yıl 34 çeşit biber ektik, bunların 5’i acı, 29’u tatlı olmak üzere. 30 çeşit domates, 8 çeşit patlıcan da ektik. Elimizden geldiği kadar, tohumların çoğalmasını sağladık. Bunları da Mart ve Nisan aylarında tohum-takas şenliklerimizde vatandaşlarımızla buluşturacağız. Osmangazi Gazi Tarım A.Ş. olarak, halka ücretsiz dağıtımlarını gerçekleştireceğiz. Mayıs ayında da kısmet olursa fide dağıtımını yapacağız. Elimizden geldiğinden fazlasını yaparak halkımıza hitap etmeye çalışıyoruz." Gazi bostanı’ndan gelen taze ve doğallık Hasadı gerçekleştirilen pırasanın, yemek yapılarak vatandaşa sunulacağını kaydeden Ertuğrul Gönülsüz, "Kent lokantalarımızdaki menümüzde pırasa yemeği var. Bu yüzden önceden pırasaları hazırladık, ilaçsız olarak yetiştirilen pırasalarımız kent lokantalarımıza giderek halk ile buluşacak. Ay sonuna doğru ıspanaklarımız toplanacak. Hep beraber onları da kent lokantalarımıza göndereceğiz. Bu döngü, böyle devam edecek. Elimizden geldiği sürece halkımızı ilaçsız bir şekilde Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Gazi Tarım A.Ş. olarak mahsullerle desteklemeye çalışıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "Başkanımız Erkan Aydın tarıma çok ayrı önem veriyor" Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın tarıma büyük önem verdiğinin altını çizen Ertuğrul Gönülsüz, Başkan Aydın’ın her zaman destek sunduğuna değinerek şunları söyledi: "Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın sağ olsun buraya da geldi, ne istersek bugüne kadar hepsi yerine getirildi, bize tam destek veriyor. Tarıma, toprağa ve tohum çeşitlerine çok ayrı önem verdiğini gördük. 30 çeşit domates ektiğimizi gördüğünde ne kadar çok diye bahsetti, çok memnun kaldı. Burada yetiştirdiğimiz çeşitlerin çoğunu ilk defa gördüğünü belirtti. Başkanımızdan çok memnunuz. Aynı şekilde devam ediyoruz." Vatandaşlar memnun Gazi Bostanı Çeşit Denemeleri ve Yerel Tohum Merkezi’nde eğitmenler eşliğinde mahsullerin tüm aşamalarını deneyimleyen Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de, çalışmalardan ötürü büyük kazanım elde ettiklerini söyledi. Teorideki eğitimlerini, Gazi Bostanı’nda pratik ile pekiştiren öğrenciler, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın da kendileriyle çok ilgilendiğini ifade ederek, Başkan Aydın’a ve Osmangazi Belediyesi’ne bu imkanın sunulmasından ötürü teşekkür etti. Osmangazi Kent Lokantası’na gelen vatandaşlar da, mahsulün doğal ve taze olmasından ötürü duydukları memnuniyeti paylaştı. Hijyene önem verilmesi ve ürünlerin doğallığından ötürü sağlıklı gıdalar tüketebildiklerini kaydeden vatandaşlar, pırasa yemeğinin doğal lezzetiyle bezeli yemeği çok beğendiklerini dile getirdi. Ayrıca Osmangazi ilçesi sakinleri, ilaçsız ve doğal ürünleri halkla uygun fiyatlarla buluşturan Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediyesi Başkanı Erkan Aydın’a, projelerinden ötürü teşekkürlerini sundu.
ARF Bio halka arz oluyor
20 Aralık 2025 Cumartesi - 10:51 ARF Bio halka arz oluyor Yeni nesil yeşil dönüşüm şirketi ARF Bio halka arz oluyor. 25-26 Aralık tarihleri arasında talep toplanacak. Hayvansal ve tarımsal organik atıklardan elektrik enerjisi ve gübre üretimi yapan yeni nesil yeşil dönüşüm şirketi ARF Bio’nun halka arzı Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından onaylandı. 25 ve 26 Aralık 2025 tarihlerinde talep toplama yöntemiyle yapılacak halka arzın büyüklüğü 916,5 milyon TL olacak. ARF Bio’nun çıkarılmış sermayesinin 147.337.401 TL’den 182.837.401 TL’ye yükseltilmesi nedeniyle artırılacak 35,5 milyon TL nominal değerli paylar ile mevcut ortaklardan RePie Portföy Yönetimi A.Ş. Arf Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun sahip olduğu 11,5 milyon TL nominal değerli paylar olmak üzere toplam 47 milyon TL nominal değerli paylar halka arz edilecek. Şirketin halka açıklık oranı yüzde 25,71 olacak. İzmir Ödemiş’te yer alan modern ve entegre üretim modeliyle çalışan tesislerinde hayvansal ve tarımsal organik atıklardan yenilenebilir enerji ve organik/organomineral gübre üreten şirket, halka arzdan sağlayacağı gelirle mevcut entegre üretim tesisini biyokimya sanayi için çok değerli olan mikro alg üretimini de içerecek şekilde genişletmeyi, ilerleyen dönemlerde sera yatırımıyla daha da çeşitlendirmeyi hedefliyor. Şirket bu projelerle, hayvansal ve tarımsal organik atıklardan çok çeşitli ürünler elde etmeyi planlıyor. Şirket, üretim gerçekleştirirken doğaya zararlı atıkların oluşmasının önüne geçerek yeşil dönüşüme büyük katkı sağlayarak, elde ettiği karbon kredileriyle gelire dönüştürüyor. Önemi giderek kritikleşen yeşil dönüşüme dikkat çeken ARF Bio Yönetim Kurulu Başkan Vekili Melih Arslan, "İklim değişikliğinin getirdiği riskler, Paris İklim Anlaşması çerçevesinde belirlenen hedefler, yaygınlaşmaya devam eden zorunlu karbon vergileri ve uluslararası fonların yeşil yatırım arayışları başta olmak üzere, günümüzde uluslararası siyasi ve ekonomik düzlemde öne çıkan gündemlerden birisi yeşil dönüşümdür" tespitini yaptı. "Bizler bu konularda uzun süren araştırmalarımız sonucunda İzmir’in Ödemiş ilçesinde hayvansal ve tarımsal atıkların en verimli şekilde bertaraf edildiği, bu atıklardan yenilenebilir enerji, organik, organomineral gübre üretimi, negatif karbon süreçleriyle başta havayolu şirketleri, ulaştırma, ve madencilik gibi enerji yoğun çalışan sektörler olmak üzere birçok kuruluşun hem gönüllü hem zorunlu karbon kredisi ihtiyaçlarına cevap vermek üzere projemizi tamamladık ve yatırımımızı gerçekleştirdik" ifadelerini kullanan Arslan, "Yatırımlarımızı çok büyük ölçüde tamamlamış olduğumuz bu tesiste, hayvansal ve tarımsal atıkların fermantasyonu sonucu hem doğaya zararlı olan metan gazını bertaraf ediyoruz hem katı ve sıvı organik organomineral gübre üretiyoruz hem de doğayı temizlediğimiz için birçok enerji yoğun sektörün ihtiyaç duyduğu karbon kredilerini üretiyoruz" açıklamasını yaptı. Sera, mikroalg ve güneş enerjisi yatırımı Tesisin kendi üretiminden doğan kaynakların yeniden üretime kazandırıldığı tam döngüsel bir modeli hayata geçirdiklerinin altını çizen Arslan şunları söyledi: "Tesisimizi tasarlarken her bir organik çıktının geri kazanımı bizim temel hedefimizdi. Bu amaçla mevcut tesisimize biyokimya alanında çok kıymetli olan mikro alg yatırımımızı ve sera yatırımımızı da eklemeyi planlıyoruz. Çünkü mevcut üretimimiz bu ürünleri de çok düşük maliyetlerde elde etmemize imkân veriyor. Bu geliştirmelere uygun olarak tasarlanan tesisimizde mevcut biyogaz kapasitesinin büyüklüğüyle eş değer güneş enerjisi santrallerini de kurmayı hedefliyoruz. Tüm planlamamız tamamen yenilenebilir enerji ve yeşil dönüşümü tamamlayıcı şekilde olacak. Halka arzımızla birlikte öncelikle mevcut gübre üretim tesisinde üretim ve satış hacmimizin artırılması için işletme sermayesi ihtiyaçlarımızı karşılayacağız. Halka arzdan elde edilecek gelirin yüzde 55’i iş hacmimizin büyütülmesi için kullanılacak. Bunun yanında öncelikli yatırım olarak mikro alg tesisi kuracağız. Halka arz gelirimizin yüzde 15’ini bu yatırım için ayırdık." Sürdürülebilirlik temelli modelle stratejik üstünlük Sıfır atık belgeli olarak faaliyet gösteren şirket, her yıl yüz binlerce tonun üzerinde karbondioksit salımını engelleyerek önemli bir çevresel sorumluluk da üstleniyor. Şirketin sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen modeline değinen Arslan, şirketin ESG (çevre, sosyal, yönetişim) yetkinliğini şu sözlerle vurguladı: "ARF Bio olarak, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma hedeflerini esas alarak, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ve SPK Sürdürülebilirlik İlkeleri doğrultusunda ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) yaklaşımını kurumsal stratejimize entegre ettik. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan toplumsal kapsayıcılık, temiz ve erişilebilir enerji, nitelikli istihdam ve ekonomik büyüme, yenilikçi ve dayanıklı sanayi yapıları, kaynak verimliği ve döngüsel üretim ile iklim değişikliğiyle mücadele alanlarında etkin sonuçlar elde eden bir modelle faaliyet gösteriyoruz. Bu sayede yatırımcılar açısından daha düşük risk profiline ve uluslararası fonlara erişimde daha yüksek cazibeye sahip olurken, regülasyonlara uyum ve marka itibarı noktasında önemli bir stratejik üstünlük elde ediyoruz." Karbon satışı ile gelirlerini çeşitlendiriyor Global karbon piyasaları, emisyon azaltımı karşılığında kazanılan karbon kredilerinin el değiştirmesini sağlayan önemli bir pazar haline dönüştü. ARF Bio’nun sahip olduğu sertifikalar sayesinde karbon kredisi satış hakkı bulunduğunun altını çizen Arslan, "Bu sertifikalar sayesinde ürettiğimiz yenilenebilir enerji ve engellediğimiz karbon salınımı oranında karbon kredisi satışı yapıyoruz. Bu da gelirlerimizin çeşitliliğini sağlarken, iklim değişikliğiyle mücadeleye de destek veriyoruz. Sadece elektrik veya gübre üreten değil, eksi karbon bir şirket olarak büyümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Yarının ve gelecek kuşakların yatırımlarını yapan şirket" Arslan, "Karbon kredisi satışlarımız ve organomineral gübre üretimimizle gelirlerimizde çeşitlilik elde ettik. Gerçekleştireceğimiz mikroalg ve sera yatırımları ile bu çeşitliliği artırmayı planlıyoruz. Bu yapımızın ülkemizin enerji, tarım ve iklim eylemleri açısından örnek nitelikte olduğuna inanıyoruz" açıklamasını yaptı. Arslan sözlerini şöyle tamamladı: "Son yıllarda yüksek enerji fiyatları, elektrik üretimimiz açısından bize avantaj sağlıyor. Öte yandan, sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve iklim merkezli yaklaşımlar dünya genelinde giderek daha fazla önem kazanıyor. ARF Bio olarak biz de yalnızca bugünü değil, yarını da gözeten, gelecek kuşakları hesaba katan yatırımlarla sektördeki öncülüğümüzü sürdürmeye kararlıyız."
Savaşlardan ve kaostan beslenerek fiyatı yükselen altının 2026 yılında da yükselişini sürdürmesi bekleniyor
20 Aralık 2025 Cumartesi - 10:43 Savaşlardan ve kaostan beslenerek fiyatı yükselen altının 2026 yılında da yükselişini sürdürmesi bekleniyor Hatay’da sarraflık yapan Ahmet Güney, son 5 yılın en çok kazandıran yatırım aracının altın olduğunu belirterek kaoslardan ve savaşlardan beslenen altının 2026 yılı sonu itibarıyla gram fiyatının 10 bin TL’yi bulabileceğini öngördüğünü söyledi. Türkiye’de birçok insanın en çok tercih ettiği yatırım aracı olan altın 2025 yılı sonu itibarıyla 6 bin TL’yi buldu. Verilere göre sürekli yükselişiyle vatandaşların vazgeçilmez tercihi olan altın hakkındaki söylentiler de zaman zaman vatandaşlarda kafa karışıklıklarına neden oluyor. Hatay’da sarraflık yapan Ahmet Güney, son yıllarda yaşanan İsrail - Filistin ve Rusya - Ukrayna savaşlarının altının fiyatında yükselişi etkilediğini belirterek son 5 yılın en çok kazandıran yatırım aracının altın olduğunu söyledi. ABD Başkanı Trump’ın savaş söylemlerinin altının fiyatını arttırmaya devam edeceğini söyleyen Güney, 2026 yılı sonu itibarıyla altının gram fiyatının 10 bin TL’yi bulabileceğini öngördüğünü ifade etti. "Son 5 yılın en iyi kazandıran yatırım argümanı altın olmuştur ve bu yatırım argümanını da ilk 4 yılda çok hızlı ve şiddetli geçirdik" Dünyada son 5 yılda kendini hissettiren savaşların altının ciddi yükselişini etkilediğini ifade eden sarraf Güney, "2025 yılına hızlı giriş yapan altın, yılsonuna doğru gelirken çok ciddi bir yükseliş gösterip Kasım ayında iniş ivmesi yakaladı. Temmuz ayında altın gramının 6 bin TL’yi bulacağı öngörümüz ekim ayında bir zirve yaparak 6 bin 200 TL yapıp tekrardan 5 bin 800 TL’ye kadar düşmüştü. 2025 yılının bitirmeye yakın bugünlerde gram altın 6 bin TL civarında giderken çeyrek altında 10 bin TL civarında ilerliyor. Yıl sonunu kapatırken yatay bir seyirle altın fiyatları devam ediyor. Son 5 yılın en iyi kazandıran yatırım argümanı altın olmuştur. Bu yatırım argümanını da ilk 4 yılda çok hızlı ve şiddetli geçirdik. Özellikle İsrail - Filistin savaşında devam eden süre içerisinde çok ciddi yükseliş gördük. Bu yükselişlerden sonra uluslararası arenada barışçıl sinyallerin gelmesi ve Ukrayna - Rusya savaşındaki tetikleyici hareketlilik altının sürekli yukarıya çekmiştir" dedi. "Altın kaosu sever, kaos da altını yükseltir" Altının kaostan beslenerek yükseldiğini ifade eden sarraf Güney, 2026 yılında altının yükselişini sürdüreceğini belirterek 2026 yılı fiyat öngörüsünün gram altında 10 bin TL olduğunu söyleyerek, "Altını her düştüğü yerden almanız gerekir. Bugün mesela altın 6 bin TL iken 5 bin 800 TL’ye düştü, korkmadan alın. Eninde sonunda 6 bin TL üzerine çıkacak. Bazı yorumcuların altın ile spekülatif sözleri oldu ama ben onlara katılmıyorum. Altın kaosu sever, kaos da altını yükseltir. Bugün uluslararası arenada Trump’ın beyanların kaynaklı bizim için önemli olan belirleyici unsur olan Trump’ın beyanlarında ve agresif hareketlerinde bir ülkeye savaş açtığını hissettirmesi halinde tetikleyici unsur olarak altın yukarıya doğru gider. Bu petrol fiyatlarındaki barışçıl olan huzurlu ortamlarda petrol fiyatlarını da inmesine neden oluyor iken altın fiyatlarını tetikliyor. Trump ve diğer uluslararası oyuncular eğer savaş çığırtkanlığı yaparlarsa altın yukarıya doğru ilerler. Görünen o ki bundan çok iyi beslenen Trump süregelen süreçte devam ettirmek isteyecektir. Ben tecrübelerimle beraber altın fiyatlarının yine önümüzdeki yılda yükselen bir trend olmaya devam edecek. Düşen faiz oranları karşısında altına yatırımın doğru bir yatırım argüman olduğunu ve bu yatırım argümanını hiçbir şekilde kaybetmeyeceğini düşünüyorum. 2026 yılında altın ne olur dersek gaybı bilen Allah’tır. Bunun için kesin bir bilgi vermek olmaz ama öngörülerde bulunabiliriz. Karmaşanın olduğu bir 2025 yılında bugün 6 bin TL olan 24 ayar gram altın, 2026 yılında sonunda 10 bin TL olacaktır. Dolayısıyla 10 bin TL olan çeyrek altın da, 15 bin TL’nin altında düşmeyeceği söyleminde bulunabiliriz. Faiz getirisinde de fazla altın getirisinin bizi memnun edeceğini dile getirebiliriz" ifadelerini kullandı.
Bursa Büyükşehirden yüzde 50 hibeli sulama borusu desteği
20 Aralık 2025 Cumartesi - 09:51 Bursa Büyükşehirden yüzde 50 hibeli sulama borusu desteği Bursa Büyükşehir Belediyesi, yüzde 50 hibeli damlamalı sulama borusu desteği için başvuruları almaya başladı. Çiftçileri desteklemeye yönelik çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, iştiraki olan Tarım Peyzaj A.Ş. tarafından hayata geçirilen Tarım Plast Fabrikası’nda üretilen damlamalı sulama borularını üreticilerle buluşturmaya devam ediyor. Yüzde 100 geri dönüşüm ürünü olan ve çiftçilerin girdi maliyetlerini azaltmanın yanında tarımsal sulamada önemli su tasarrufuna da imkan sağlayan damlamalı sulama borularından yüzde 50 hibeli şekilde faydalanmak isteyen çiftçilerin başvuruları alınmaya başlandı. Eskisini getirene ek indirim sağlanacak Hurda damlamalı sulama borularını geri dönüşüm ve yeniden üretim süreçlerine kazandıran üreticilere, sunulan hibeye ek olarak, hak edişleri oranında indirim de sağlanacak. 19 Aralık’ta başlayan başvurular 23 Ocak’a kadar sürecek. Başvuru şartları şöyle: Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) 2026 yılına ait çiftçiler başvuru yapabilecek. Aynı haneden sadece 1 (bir) yetiştirici yapabilecek. Her üretici bir ürün için başvuru yapabilecek. Üreticilere yüzde 50 hibe oranında destek verilecek. Sadece damlama sulama boru desteğinde kullanılmak üzere kişilerin sanal cüzdanlarına maksimum 5000 lira yüklenecek. Belediye tarafından başvurular değerlendirilerek başvuru sahiplerine bilgilendirme yapılacak. Başvuru Tarihi: 19 Aralık – 23 Ocak 2026 olup başvuru sahibine ait telefon numarası ile bir kez başvuru yapılacak.
Metal üretiminde Türkiye’de önemli hamle
20 Aralık 2025 Cumartesi - 09:45 Metal üretiminde Türkiye’de önemli hamle Türkiye metal sektöründe standartları yeniden belirleyen bir gelişme yaşandı. Sektörün yenilikçi oyuncusu MSU Metal Dünyası Genel Müdür Sonnur Gözütok liderliğinde, Türkiye’de önemli bir çalışmaya imza atarak Avrupa kalite standartlarında üretimini tescilledi ve ürünlerine 8 yıl garanti sunuyor. Kalitede Avrupa standartları, güvende Türkiye birinciliği ISO 9001 ve CE belgeleri ile üretim süreçlerini modernize eden MSU Metal Dünyası; yüksek üretim standartları ve titiz işçiliğiyle sektöre yeni bir soluk getiriyor. Şirket, metal çözümlerinde estetik ve fonksiyonelliği dayanıklılıkla birleştirerek bireysel kullanıcılardan dev mimari projelere kadar geniş bir yelpazede güvenilir çözüm ortaklığı sunuyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Sonnur Gözütok, 8 yıl garanti politikasının sadece bir vaat değil, bir özgüven göstergesi olduğunu belirterek "Bizim için kalite bir sonuç değil, bir başlangıçtır. CE ve ISO 9001 standartlarındaki üretim disiplinimize o kadar güveniyoruz ki, Türkiye’de önemli bir hamle gerçekleştirerek müşterilerimize 8 yıl garanti sunuyoruz. Bu adım, MSU Metal Dünyası’nın sürdürülebilir kaliteye ve müşteri memnuniyetine olan sarsılmaz bağlılığının bir kanıtıdır" dedi. Geniş ürün yelpazesi ve kişiselleştirilmiş çözümler MSU Metal Dünyası, metal kapı çeşitlerinden ofis bölme sistemlerine, merdiven korkuluklarından metal duşakabin ve şık mobilya tasarımlarına (dresuar, orta sehpa, yemek masası, kitaplık vb.) kadar oldukça geniş bir ürün gamına sahip. Firma, standart modellerin yanı sıra; aksesuar ve avize dışındaki tüm demir ve paslanmaz taleplerini, projeye özel ölçü ve model seçenekleriyle hayata geçirebiliyor. Firmanın ’www.msumetaldunyasi.com’ internet sitesinden ise geniş ürün yelpazesi ve kişiselleştirilmiş çözümlere ulaşmak mümkün. Teknolojik üstünlük ve uzun ömürlü kullanım 8 yıllık garanti süresinin temelinde, şirketin kullandığı ileri yüzey işlem teknolojileri yatıyor. Üretim süreçlerinde uygulanan demir üzeri elektrostatik boya, eskitme boya ve kaplama teknikleri, paslanmaz üzeri titanyum kaplama gibi yöntemler, ürünlerin korozyona karşı direncini artırırken estetik ömrünü de maksimuma çıkarıyor. İstanbul’dan dünyaya uzanan hizmet ağı Merkezi İstanbul’da bulunan MSU Metal Dünyası; mağaza, AVM, otel, villa ve hastane gibi büyük ölçekli mimari projeler için özel üretim yaparken, ürünlerini Türkiye’nin 81 iline ve dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. Şirket, satış sonrası profesyonel montaj desteğiyle de projenin her aşamasında müşterilerinin yanında yer alıyor. Hem toptan hem de perakende satış kanallarıyla hizmet veren MSU Metal Dünyası, kaliteyi ve güveni bir araya getiren vizyonuyla metal sektöründe kalıcı bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
TOBB Gaziantep Genç Girişimciler Kurulu Toplantısı
20 Aralık 2025 Cumartesi - 09:42 TOBB Gaziantep Genç Girişimciler Kurulu Toplantısı SANKO Holding Onursal Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, üniversite eğitimi alan, yabancı dil bilen genç girişimcilerin, bayrağı devredecekleri yarının başarılı iş insanları olduğunu söyledi. Konukoğlu, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Meclis Salonunda düzenlenen TOBB Gaziantep Genç Girişimciler Kurulu değerlendirme toplantısına katılarak, tecrübe paylaşımı yaptı. Toplantıya, GTO Meclis Başkanı Hilmi Teymur, Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, TOBB Gaziantep Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Abdulkadir Koçer ve üyeleri katıldı. Sözlerine girişimciliğin tanımını yaparak başlayan Konukoğlu, "Üç çeşit girişimci olur. Doğuştan, yani genlerden alınan donanımla, iyi eğitim almanın yanı sıra, işine odaklanarak ve başarılı olan takip edilerek girişimci olunabilir" dedi. Genç girişimcilere, yatırımları doğdukları yere yapmalarını öneren Konukoğlu, iş ortamın sıkıntıları karşısında paniklemeden çözüme odaklanmaları çağrısında bulundu. "İş ve özel yaşamınızda mutlaka insana dokunun, diliniz yapıcı, üslubunuz sakin olsun" diyen Konukoğlu, hiç kimsenin kendisine yapılmasını istemediği davranışı, başkasına yapmaması gerektiğine dikkat çekti. İstanbul Ticaret Borsası’nın eski başkanlarından Nejat Basmacı’nın kendisine söylediklerini genç girişimcilere aktaran Konukoğlu, "Saygı gösterdiğiniz ölçüde saygın olursunuz. Birisinin odasına girdiğinizde ceketinizi düğmeleyecekseniz, içeride değil, odaya girmeden düğmeleyin ki, içerdekinin karşısında ön iliklememiş olursunuz" diye konuştu. Tekstil sektörü Katılımcıların sorularını yanıtlayan Konukoğlu, dünya genelindeki olumsuzlukların da etkisiyle tekstil başta olmak üzere, emek yoğun sektörlerde sıkıntılı süreç yaşandığına vurgu yaptı. "Tekstil zaman zaman yükselir, zaman zaman inişe geçer, bir müddet düz yol alır, sonra yeniden yükselir, kaybettiklerini yeniden kazandırır" diyen Konukoğlu, bu süreçte verimsiz tesislerin üretim dışı bırakılmasının kaçınılmaz olduğuna işaret etti. Para kazanan sektörlerde bir anda kapasite fazlalığı yaşandığını anlatan Konukoğlu, "Tekstil bitmez. Doğumdan ölüme kadar her dönemimizde tekstile ihtiyaç var. Kapasite talebe uygun düzeye düşürülmeli. Aksi takdirde Uzak Doğu’nun maliyet avantajı karşısında rekabet edemeyiz" ifadelerini kullandı. Tekstil sektöründe Türkiye’nin tek seçeneğinin kalite, moda ve marka anlayışını hakim kılmak olduğunu kaydeden Konukoğlu, bir soru üzerine, yeniden işe sıfırdan başlayacak olsa, yine, "ruhumuza işlemiş" dediği tekstil ile başlayacağını, sözlerine ekledi. Toplantı, Konukoğlu’na plaket takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Taşköprü Belediyesi, 2 milyon liralık hibe desteğiyle yaşlılara evde bakım desteği sağlayacak
19 Aralık 2025 Cuma - 18:28 Taşköprü Belediyesi, 2 milyon liralık hibe desteğiyle yaşlılara evde bakım desteği sağlayacak Taşköprü Belediyesi, aldığı 2 milyon liralık hibe desteğiyle 65 yaş üstü vatandaşlara evde bakım desteği sağlayacak. Taşköprü Belediyesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Yaşlı Destek Programı (YADES)’e sunduğu "Rıza ve Hürmet (Saygın Hayat)" projesiyle 2 milyon lira eş finansmanlı hibe almaya hak kazandı. Kastamonu genelinde Bakanlığa proje sunan belediyeler arasında yalnızca Taşköprü Belediyesi’nin çalışması kabul edildi. Bu yönüyle proje, hem ilçede hem de il genelinde dikkat çekti. Projeyle, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırılması hedefleniyor. Kastamonu Valiliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen programda, Kastamonu Valisi Meftun Dallı’nın katılımıyla protokol imzalandı. Protokolün ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, projenin kapsamı ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Başkan Arslan, proje sayesinde Taşköprü’de yaşayan 65 yaş üstü bakıma muhtaç yaşlıların evde bakım, temizlik ve kişisel ihtiyaçlarının karşılanacağını belirtti. Yaşlı bireylerin toplumun en değerli emanetleri olduğunu vurgulayan Arslan, "Taşköprü’de yaşayan 65 yaş üstü bakıma muhtaç büyüklerimizin evde bakım, temizlik ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Bakanlığımıza sunduğumuz projemiz olumlu neticelendi. Kökleri gereği yaşlılarına her zaman saygı duyan, vefayı esas alan bir anlayışın temsilcileriyiz" dedi. Projeyle birlikte sosyal belediyecilik anlayışını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Arslan, hizmetlerin artarak devam edeceğini belirtti. Arslan, Taşköprü’de dayanışma ve aile bilincini ön planda tuttuklarını dile getirerek, "En büyük aile Taşköprü Ailesi düşüncesini hem teoride hem de pratikte yaşatmak adına bu tür hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz" diye konuştu. Yaşlı vatandaşların hayatlarını kolaylaştıracak anlamlı bir projenin imzalarını atmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Vali Meftun Dallı ise, "Kıymetli büyüklerimizin yaşam kalitesini artırmayı, günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları azaltmayı ve sosyal hayata daha aktif katılımlarını sağlamayı amaçlayan bu projenin hazırlanmasında emeği geçen kurumlarımızı tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. 1 yıl sürecek olan proje kapsamında Taşköprü Belediyesi tarafından ilçede yaşayan 65 yaş üstü yaşlılara sağlık hizmetleri, öz bakım ve hijyene yönelik hizmetleri, evde sıcak yemek hizmeti, kişisel bakım ve temizlik gibi hizmetleri sunulacak.
Büyükşehir Belediyesi "S" ve "T" plaka sahiplerini uyardı
19 Aralık 2025 Cuma - 16:20 Büyükşehir Belediyesi "S" ve "T" plaka sahiplerini uyardı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, 6 aydan uzun süredir trafikte olmayan ve kullanım haklarını kaybeden servis "S" plakası ve ticari taksi "T" plakası sahiplerini tescil işlemleri konusunda uyardı. Balıkesir’de 6 aydan uzun süre trafikten çekilip, kullanım haklarını kaybetmiş olan servis ve taksi plaka sahiplerini uyaran Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, "S" ve "T" plaka sahiplerinin Ulaşım Daire Başkanlığı’na başvuru işlemlerini yaparak ilgili yönetmeliklerde yer alan hükümlere göre tescil işlemlerini kısa sürede tamamlamaları gerektiği belirtildi. *90 gün içinde başvurular alınacak Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada; "Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 11/12/2025 tarih ve 2025-903 sayılı kararıyla, ‘6 ay boşta kalma süresini ihlal eden’ ‘T’ ticari taksi plakası ve ‘S’ servis plakalarının tekrar tescilinin yapılması hakkında başvuru süreci başlatılmıştır. Bu kapsamda, resmi internet sitesinde yapılan duyuru tarihinden itibaren plaka sahiplerinin 90 gün içinde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığımıza başvuru işlemlerinin yapılarak, tescil işlemlerini tamamlamaları gerekmektedir. Başvuru süreciyle ilgili detaylı bilgilere plaka sahipleri daire başkanlığımız ve ilgili esnaf odalarından ulaşabilecektir" ifadelerine yer verildi.