EKONOMİ
Satın alma dünyası 400’ü aşkın katılım ile TÜSAYDER zirvesinde buluştu 13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:47:03 TÜSAYDER tarafından düzenlenen 13’üncü Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi 400’ü aşkın sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşti. Zirvede, küresel belirsizlikler karşısında satın alma fonksiyonunun stratejik bir güç merkezine dönüştüğü vurgulandı. Kadın liderliğin yükselişi öne çıkarken, yapay zeka destekli dönüşüm dikkat çekti. Türkiye’ye ilişkin "az tasarruf, çok tüketim" gerçeği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Türkiye’nin satın alma ve tedarik yönetimi alanındaki çatı kuruluşu TÜSAYDER tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi (STZ’26), iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. "Satın almanın yeni çağı" temasıyla gerçekleştirilen zirvede, küresel ekonomik dalgalanmaların şirketler üzerindeki etkileri ele alınırken, satın alma fonksiyonunun giderek daha stratejik bir rol üstlendiği vurgulandı. Zirvede ayrıca kadın liderliğin kriz dönemlerindeki önemi, yapay zeka ile otonom satın alma süreçleri ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel değerlendirmeler öne çıktı. Zirve, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz, Ekonomist Mert Başaran, SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı Ayşem Ulusoy, Alışan Lojistik CEO Damla Alışan, Mindzie CEO James Henderson, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi - Genel Sekreter Ali İhsan İman, Yıldız Holding Hissedarı Ali Ülker, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Karaman, PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Şirket Ortağı Dr. İsmail Karakış ve FursaGroup Pazarlama Satınalma Müdürü Mehmet Ortaç’ın katılımı ile gerçekleşti. "Yeni çağın satın alması daha çevik olmak zorunda" Zirvenin açılışında konuşan TÜSAYDER Satın alma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği ve Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, "Petrol fiyatlarındaki ani yükselişler ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar artık sadece bir operasyon sorunu değil, doğrudan bir nakit akışı sorunudur. IIF verilerine göre 348 trilyon dolara ulaşan küresel borç stoku ve WTO’nun mal ticareti büyümesini yüzde 0,5’e çekmesi, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Bu zorlu tabloda satın alma birimleri, şirketlerin nakit akışını yöneten bir finansal kalkan ve kurumsal dayanıklılığın tasarım ofisi haline gelmiştir. Bugün küresel ekonomi daha dalgalı. Jeopolitik hatlar daha kırılgan. Tedarik zincirleri daha hassas. Enerji, emtia, lojistik, kur ve finansman baskısı artık şirketlerin gündelik gerçeği haline gelmiş durumda. Böyle bir çağda satın alma artık arka planda duran bir destek fonksiyonu olamaz. Satın alma artık oyunun kenarında değil, tam merkezindedir. Çünkü satın alma; maliyeti etkiler, riski, nakit akışını, üretim sürekliliğini, müşteri memnuniyetini etkiler ve doğrudan şirketin rekabet gücünü belirler. Yeni çağın satın alması; daha çevik, daha görünür, daha entegre, daha teknolojik ve en önemlisi daha stratejik olmak zorunda" şeklinde konuştu. "Yapay zeka şirketlerin verimliliğini artırıyor" Sarıdoğan, "Zirvede çok önemli isimleri de ağırlıyoruz. Zirvenin ana omurgası, tedarik zincirinin kırılganlığında yapay zeka gibi yeni teknolojilerin nasıl kullanıldığını, özellikle birkaç oturumda çok iyi vurguladık. Amerika’dan gelen misafirlerimiz var. Yapay zeka üzerinde çalışan kişiler burada yaptıkları çalışmalar hakkında bize bilgiler verdi. Son dönemde gördük ki; Endüstri 4.0’la birlikte, 2011 Hannover Fuarı’ndan başlayan bu dönüşümle birlikte yeni teknolojiler, özellikle yapay zeka şirketlerin verimliliğini yüzde 20 oranında artırıp karlılıklarına yüzde 4 ila yüzde 10 arasında etki ettiğini hep birlikte gördük, test ettik, anladık. Özellikle bu tarafta bu zirvenin içinde satın almacılara, tedarik zinciri uzmanlarına, lojistik uzmanlarına biz bunları nasıl uygulayacaklarını, sistemlerine nasıl entegre edeceklerini anlattık" dedi. "Satın alma, sürdürülebilirliğin kalbidir" TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz ise açılış konuşmasında, "Satın alma sadece maliyet yönetimi değildir. Satın alma, stratejidir. Satın alma, risk yönetimidir. Satın alma, sürdürülebilirliğin kalbidir ve şirketlerin rekabet gücünü belirleyen en kritik fonksiyonlardan biridir. Bugün dünyaya baktığımızda; jeopolitik riskler, tedarik zinciri kırılmaları, dijitalleşme, yapay zeka hepsi aynı anda oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Artık eski reflekslerle yönetilen satın alma organizasyonları ayakta kalamaz. Yeni reflekslere ihtiyaç ise satın almada kadın yöneticilerin varlığını güçlendiriyor. Araştırmalar gösteriyor ki kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor. Şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. ’Kırık Basamak’ dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil. Aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar riskleri ve krizleri daha rahat yönetebiliyorlar" Bu dönemin kadın ya da erkekten ziyade paylaşımcı, ortak fikirli, ortak akılla hareket etme dönemi olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Kadının da yetkinlikleri farklı, erkeklerin de farklı. Gitgide büyüyen üyelerimiz ve üye gruplarımız sayesinde çok ciddi boyutta bir alana yayıldı TÜSAYDER’in ismi. Bunun da tabii en büyük özelliği kadın ve erkek olmak üzere sevgili Mehmet Başkan’la ortak hareket etmemiz, sorumlulukları paylaşmamız. Şirketlerin önündeki en büyük eksiklik zaten çeşitliliğin az olması ve bu noktada da kapsayıcılığın az olması. Bu sebeple zaten bizler de şunu çok net görebiliyoruz. Hem globalde hem Türkiye’de artık kapsayıcı, daha geniş kapsamlı, daha geniş açılımlı bir yönetim tarzına geçiyorlar. Çünkü kadınlar riskleri ve krizleri daha rahat yönetebiliyorlar. Bunun dışında da tabii Türkiye’de de güzel gelişmeler var. Türkiye kadın liderliği konusunda yüzde 41.8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6’ncı sırada yer alıyor. Araştırmaya göre yine Türkiye yüzde 39 küresel ortalamanın da yüzde 32.9 olan küresel ortalamanın 8.9 puanla, yüzde 34.9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6.9 puan üzerinde konumlanıyor. Yani bunun anlamı şu; aslında biz hem genetik faktörlerimiz hem de kendi yapımızla beraber aslında kadın liderliğini çok önemsiyoruz ve gitgide de bu konuda ilerliyoruz" diye konuştu. "Az tasarruf yapan buna karşılık çok tüketen bir toplumuz" Zirvenin ilk oturumunda küresel çalkantıların Türkiye yansımalarını masaya yatıran Ekonomist Mert Başaran, "Belirsizlik ortamında doğru konumlanmanın ve risk bazlı kategori yönetimi çok önemli. Dünyada zenginlik artıyor, orta sınıf eriyor çoğu da ekonomik olarak alt sınıfa gidiyor. Paranın belli bir kesimde toplanması nedeniyle artık tasarruf, ülkemiz için olmazsa olmaz bir konu oldu. Bu kadar az tasarruf yapan ve buna karşılık çok tüketen toplum çok az gördüm. Ortadoğu’da birkaç ülke var. Bunu Demirel güzel bir cümleyle aktarmıştı. "Türkiye Hindistan gibi kazanıyor, Belçika gibi yaşıyor." Çok doğru. Serpme kahvaltı kültürümüz Afrika’yı doyurur. Değişime gitmek gerekiyor. Eğitim sisteminde de bir adım atılarak finansal okuryazarlığın okullarda öğretilmeye başlanacak" şeklinde konuştu. Para biriktirmenin en iyi yolunun enflasyon olan ülkelerde borçlanmak olduğunun altını çizen Başaran, "Ancak bu şekilde yatırım yapmanın mümkün değil. Küçük bütçelerle yatırımlarınızda adım adım ilerlediğinizde büyürsünüz. Yapacağım diye bekleyen olduğu yerde kalır. Eğitim sistemi yatırım yapma kapasitesini desteklemiyor. Bilgi düzeyiniz arttıkça yatırım refleksi azalıyor. Beklentisi eğitimi yüksek insan harekete geçemiyor. Enflasyon olan ülkelerde en büyük sorun nakitte durmaktır. Para biriktirilmez önce mal alınır borçlanılır sonra borç ödenir. Bekleyerek değil adım adım yatırım yaparak hareket edilmeli" dedi. "Küresel kriz Türkiye için fırsata dönüşebilir" Son olarak dünya çapında çok ciddi bir enerji krizi ortaya çıkacak gibi gözüktüğünü ifade eden Başaran, "Bununla beraber global bir enflasyon olabilir. Global bir enflasyonla tüm dünyadaki enflasyonun bize sıçramasıyla gelecekte daha da büyük enflasyonla uğraşıyor olabiliriz. Bunlar işin kötü tarafları, herkesin konuşabileceği taraflar. Asıl soru biz ne yapabiliriz? Burada yine bir olumluluk yakalamamız lazım. Aslında burada da bir fırsat var. ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabet nedeniyle, Amerika’nın üretim ve tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlılığı azaltma politikası öne çıkıyor. Bu süreçte Türkiye ve Polonya gibi coğrafi konumu avantajlı, üretim potansiyeli yüksek ve görece daha rekabetçi maliyetlere sahip ülkelerin, Çin’in küresel üretim pastasından daha fazla pay alma fırsatı bulunuyor. Bu sayede biz çok daha büyük atılımlar yapabiliriz. Çok daha iyi yönetirsek bu dönemi, her şey bittiğinde daha fazla karla çıkmış, daha çok üretimden, pastadan fayda almış bir Türkiye görebiliriz" diyerek sözlerini tamamladı. "Kadın istihdamı artmadan girişimcilik gelişmez" Zirvenin kadın liderler oturumunda açıklamalarda bulunan KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, "KAGİDER girişimcilik adına bir sivil toplum kuruluşu. Fakat sadece kendi ekosistemimiz içinde faaliyetler göstermiyoruz. Çünkü aileden gelen bir doku yoksa genelde üniversite sonrası özel sektör, kamu ve yerel yönetimlerde iş tecrübesi kazanıp bununla ilgili sermayesini biriktirip girişimci olma yolculuğu başlıyor. Dolaysıyla kadının istihdam da olma oranını arttırmamız gerekiyor ki potansiyel girişimciler olsun. Bu dönemde ben kızımı çalıştırmayacağım diye bir şey kalmadı. Bizler istihdam da oranların artacağını düşünüyoruz. Yani 3 kadından 2’si ekonomiye katkı sağlayacak" dedi. "Kadın liderlik artık bir tercih değil zorunluluk" SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem ise, "Kadın liderlerin var olması, iyi olma hali falan değil. Yani biraz bu bir formül. Bunları araştırmalar, denetçi firmalar da gösteriyor. Yani bu artık rekabet için, özellikle kurumların daha dayanıklı olabilmesi için ve özellikle büyüme için bir gereklilik, olmazsa olmaz. Karar mekanizmalarında daha fazla kadının olması önemli. Kadın liderliğinin sadece ve bir temsil meselesi olduğunu söyleyemeyeceğim. Yani temsiliyet falan değil artık. Bir kalkınmanın ve bir dönüşümün; bu şirkette de olur, bu aile içinden bile başlar, şirkette olur, bırakın onu toplumsal gelişme için çok büyük bir gereklilik" diye konuştu. "Tedarik zincirinin merkezinde hala insan var" UTİKAD geçmiş dönem başkanı Ayşem Ulusoy ise yapay zekanın yükselişine rağmen 21’inci yüzyılın merkezinde hala insanın yer aldığını vurgulayarak, "Tedarik zinciri aslında bir insan zinciri. Lojistik sektörü ise büyük ölçüde erkek egemen ve yönetim kurullarında kadınlar sadece yüzde 18 oranında temsil ediliyor. Biz bu konuyu bir ‘kadın sorunu’ olarak ele almadık. Tam tersine, kadınların liderlikte oluşturduğu değere odaklandık. Kadın lojistikçilerin karar mekanizmalarında yer almasının şirketler üzerinde çok güçlü ve olumlu bir etkisi olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Lojistik erkek işi değil kadınlara daha uygun Son olarak Alışan Lojistik CEO’su Damla Alışan, "Ben bu sektöre ‘6 ay bakarım’ diye başladım ama 31 yıl olmuş. Bugün artık global bir yapının parçasıyım. 30 yıl önce lojistikte kadın sayısı neredeyse yok denecek kadar azdı. Hatta bir toplantıda beni görünce yanlış yere geldiğini düşünüp çıkan birini hatırlıyorum. Sektör zamanla gelişti, eğitimli insan kaynağı arttı ama hâlâ erkek egemen bir yapı var. Avrupa’da da durum çok farklı değil; ‘Women in Logistics’ gibi platformlarla bu alan destekleniyor. Ben şuna inanıyorum: Lojistik erkek işi değil, aksine kadınlar için çok uygun bir alan. Çünkü detay, organizasyon ve empati gerektiriyor; yani aslında kadınların güçlü olduğu yönleri barındırıyor" dedi. Ezber bozan kadın liderlerden sürdürülebilirlik vizyonu Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci oturumda; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşti. Oturumda iş dünyasında liderliğin evrimi tartışıldı. Kadın liderlerin kriz anlarındaki direnç yönetimi ve sürdürülebilirlik vizyonunun kurumsal performans üzerindeki çarpan etkisinin ele alındığı panelde, liyakat esaslı bir yönetim modelinin cam tavanları kırmadaki rolü üzerinde duruldu. Otonom satın alma ve yapay zeka devrimi Öğleden sonraki oturumlarda ise satın almanın teknolojik geleceği konuşuldu. Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşen Agentic Procurement oturumunda, yapay zekâ ve süreç madenciliği ile otonom satın almanın nasıl mümkün olduğu canlı örneklerle gösterildi. Veriden karara giden süreçte otomasyonun sağladığı tasarruf fırsatları katılımcılarla paylaşıldı. Zirvenin final bölümünde ise Ali Ülker, kuşaklar arası satın alma yönetimi ve değer odaklı iş modelleri üzerine ufuk açıcı bir perspektif sundu. Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın "etik duruş" ve "şeffaflık" üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geldiği vurgulandı. İş dünyasının ünlü isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulundu Bu oturum kurumların satın almayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sundu. TÜSAYDER’den sektöre iki yeni veri seti haberi Zirve kapsamında TÜSAYDER, satın alma profesyonellerinin karar alma süreçlerini bilimsel temele oturtacak olan Kategori Risk Skoru ve Tedarik Süresi Oynaklığı veri setlerini ilk kez kamuoyuna tanıttı. Bu yeni ölçüm modelleriyle şirketlerin emtia, kur ve lojistik risklerini önceden hesaplayarak proaktif önlemler alabilmesi hedefleniyor. 11 Nisan’da yazılan bu yeni ekonomi anayasası, Türk iş dünyasının küresel rekabetteki gücünü artıracak stratejik bir rehber niteliği taşıyor.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:35 Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketlenirken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:26 Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasasında hareketlilik artarken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu. (İY-FM-
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:23 Cari denge Şubat ayında 7 milyar 501 milyon dolar açık verdi Şubat ayında cari işlemler hesabı 7 milyar 501 milyon dolar açık kaydetti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Ödemeler Dengesi Gelişmelerine göre, cari işlemler hesabı 7 milyar 501 milyon dolar açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1.462 milyon ABD doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7.478 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre, Şubat ayında cari açık yaklaşık 35,4 milyar ABD doları olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 73,2 milyar ABD doları açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 62,6 milyar ABD doları fazla verirken, birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 24,0 milyar ABD doları ve 0,9 milyar ABD doları açık verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bu ay 2.014 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiş olup, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1.215 milyon ABD doları ve 1.841 milyon ABD doları oldu. Finans hesabı 2026 yılı Şubat ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar ABD doları, net portföy yatırımları 2,4 milyar ABD doları, krediler 38,0 milyar ABD doları ve ticari krediler 1,3 milyar ABD doları katkı verirken; net efektif ve mevduatlar 11,5 milyar ABD doları negatif yönlü etki etti. Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 24,2 milyar ABD doları oldu. Şubat ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkışlar 138 milyon ABD doları olarak kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye toplam doğrudan yatırımları 780 milyon ABD doları artarken, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 918 milyon ABD doları arttı. Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 225 milyon ABD doları gayrimenkul alımı ve yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye’de 230 milyon ABD doları net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü. Portföy yatırımları Şubat ayında 780 milyon ABD doları tutarında net giriş kaydetti. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 932 milyon ABD doları ve DİBS piyasasında 366 milyon ABD doları net alış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak; yurt dışı yerleşiklerin bankalar ve Genel Hükümet ihraçlarında sırasıyla 43 milyon ABD doları ve 674 milyon ABD doları net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 81 milyon ABD doları net satış yaptığı görüldü. Yurt dışından kredi kullanımlarında bu ay bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 17 milyon ABD doları, 226 milyon ABD doları ve 1.478 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 882 milyon ABD doları net artış ve yabancı para cinsinden 2.390 milyon ABD doları net azalış olmak üzere toplam 1.508 milyon ABD doları net azalış kaydetti. Resmi rezervlerde bu ay 10.630 milyon ABD doları net azalış oldu.
MSKÜ’de Bin 434 öğrenci İŞKUR gençlik programıyla iş hayatına ilk adımını attı
12 Aralık 2025 Cuma - 11:56 MSKÜ’de Bin 434 öğrenci İŞKUR gençlik programıyla iş hayatına ilk adımını attı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile Muğla İŞKUR’un ortak yürüttüğü 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı İŞKUR Gençlik Programı, bu yıl rekor bir katılıma sahne oldu. Tam 1.434 öğrenci, hem gelir elde edecekleri hem de profesyonel becerilerini geliştirecekleri programda görev almaya başladı. Gençlere iş gücü piyasasına daha güçlü hazırlanma, çalışma disiplini kazanma, iletişim ve problem çözme becerilerini geliştirme gibi kritik alanlarda büyük fırsatlar sunan program, üniversite öğrencileri için adeta "erken kariyer laboratuvarı" niteliği taşıyor. Üç alanda görev: Kampüs, idare ve akran danışmanlığı Program kapsamında öğrenciler, üniversitenin farklı birimlerinde kısmi zamanlı olarak üç temel alanda destek veriyor: Sürdürülebilir kampüs faaliyetleri Öğrenciler, çevre dostu uygulamaların yaygınlaşması, ekolojik dengenin korunması ve sürdürülebilirlik kültürünün güçlendirilmesi için çeşitli projelerde aktif görev alıyor. Bu çalışmalar, gençlere hem çevre bilinci kazandırıyor hem de proje yönetimi ve ekip çalışması gibi profesyonel becerilere ciddi katkı sağlıyor. İdari birim faaliyetleri Üniversitenin idari yapısında görev alan öğrenciler, kurumsal işleyişi yakından tanıma fırsatı buluyor. Planlama, organizasyon ve bürokratik süreçlere dair edindikleri deneyim, mezuniyet sonrası kariyer yolculuklarında büyük avantaj oluşturuyor. Akran danışmanlığı Yeni başlayan öğrencilere rehberlik eden akran danışmanları, üniversiteye uyum sürecinde kritik rol üstleniyor. Bu görev, gençlerde liderlik, empati ve iletişim becerilerinin gelişmesine doğrudan katkıda bulunuyor. Gençlere hem deneyim hem güvence: Eğitimle uyumlu gelir desteği Program, öğrencilerin eğitim hayatlarını aksatmadan düzenli gelir elde etmelerini sağlıyor. Aynı zamanda çalışma disiplini, sorumluluk duygusu ve kariyer yönelimi geliştirmeleri için güçlü bir altyapı sunuyor. Geleceğe güçlü bir yatırım İŞKUR Gençlik Programı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencilerine yalnızca bir çalışma alanı değil; kişisel gelişim, profesyonel yönelim, mezuniyet sonrası güçlü bir kariyer başlangıcı için önemli bir fırsat sunuyor. Bu program sayesinde öğrenciler, üniversite yıllarında edindikleri deneyimleri mezuniyet sonrasında bir adım önde olmak için kullanabilecek.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekim ayında yıllıklandırılmış cari açık 22 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir"
12 Aralık 2025 Cuma - 11:04 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekim ayında yıllıklandırılmış cari açık 22 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cari denge temmuz, ağustos ve eylül aylarından sonra ekim ayında da fazla vermiştir. Ekim ayında yıllıklandırılmış cari açık 22 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, sürdürülebilir cari açık patikasında ilerleyiş sayesinde makro finansal istikrarın, rezerv birikimi ve güçlü ekonomik görünüm ile güçlenmeye devam ettiğini ifade ederek, "Mal ihracatı ve hizmet gelirlerinin destekleyici rolüyle cari denge temmuz, ağustos ve eylül aylarından sonra ekim ayında da fazla vermiştir. Ekim ayında yıllıklandırılmış cari açık 22 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Küresel ekonomide jeopolitik gerilimlerle daha da derinleşen çok boyutlu sınamalara rağmen Türkiye ekonomisi dengeli ve dayanıklı görünümünü korumaktadır. Enflasyondaki düşüş TL’ye duyulan güveni pekiştirirken, artan rezervlerimiz ve iyileşen risk primimiz (CDS) sayesinde dış finansal maliyetlerimiz düşmektedir. Önümüzdeki dönemde iş yapma kolaylığını güçlendirecek ve yatırımcı güvenini artıracak düzenlemelerin yanı sıra uygulayacağımız yapısal reformlarla birlikte üretime ve istihdama pozitif katkı veren uluslararası doğrudan yatırımların hızlanmasını amaçlıyoruz. Yüksek katma değerli üretimi önceleyen sanayi politikalarımızın katkısıyla dış ticaret yapımızı daha rekabetçi hale getirerek mal ve hizmet ihracatımızı artırmayı, verimlilik artışlarını odağına alan bir büyüme modeliyle vatandaşımızın refahını kalıcı olarak yükseltmeyi hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Garanti BBVA, CDP’den üç temada "A" seviyesine ulaştı
12 Aralık 2025 Cuma - 10:53 Garanti BBVA, CDP’den üç temada "A" seviyesine ulaştı Garanti BBVA, dünyanın önde gelen çevresel raporlama platformlarından CDP’nin İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman temalarının tamamında "Liderlik" seviyesinde derecelendirildi. Banka, finansal kurumlar için bu yıl ilk kez zorunlu hale getirilen Orman temasında da A alarak küresel ölçekte "Üç A" seviyesine ulaşan kurumlardan biri oldu. Garanti BBVA, CDP tarafından gerçekleştirilen 2025 yılı değerlendirmesinde üç ana tema olan İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve bu yıl finansal kurumlar için ilk kez zorunlu hale gelen Orman alanlarında A notu alarak "Liderlik" seviyesinde değerlendirildi. Banka, küresel ölçekte "Üç A" derecesine ulaşan bankalardan biri oldu. Banka, 2009 yılından bu yana İklim Değişikliği, 2015’ten bu yana ise Su Güvenliği temalarında kapsamlı raporlama yapıyor. Bu yıl ilk defa raporladığı Orman temasında da bu alana yüksek etkisi olan sektörlere verilen finansman tutarlarını da ilk kez paylaşarak A skoru elde etmesiyle birlikte banka, çevresel şeffaflık ve dönüşüm alanında uluslararası ölçekte örnek gösterilen kurumlar arasındaki yerini daha da güçlendirdiğini duyurdu. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, CDP derecelendirmesine ilişkin olarak şunları söyledi: "Sürdürülebilirlik alanında 19 yılı aşkın bir süredir çaba gösteren bir kurum olarak, CDP’den üç ayrı temada gelen A değerlendirmesi bizim için son derece kıymetli. İklim değişikliği, su yönetimi ve ormansızlaşma gibi geleceğimizi doğrudan ilgilendiren alanlardaki işlerimizin uluslararası bir platform tarafından liderlik seviyesinde değerlendirilmesi, doğru adımları atıyor olduğumuzun iyi bir göstergesi. Bugün biz yalnızca finansman sağlayan bir kurum değiliz; düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak, çevresel etkilerimizi azaltmak ve müşterilerimizle birlikte dönüşümü mümkün kılmak için çalışan kapsamlı bir ekosistemin parçasıyız. Yenilenebilir enerji finansmanındaki güçlü konumumuz, sürdürülebilir finans hacmimiz, Net Sıfır Bankacılık Birliği taahhütlerimiz ve çevre projelerimiz kadar, son dönemde odağımıza aldığımız Mavi Finans da bu yönde çok önemli bir dönüşüm alanı. CDP’nin değerlendirmesi şeffaflık, çevresel etki yönetimi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzdaki kararlılığın bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki gayretimizi daha da güçlendirerek, ülkemizin ve dünyanın sürdürülebilir geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz." Sürdürülebilirlik çalışmalarıyla yüksek uluslararası standartları karşılıyor Garanti BBVA, uzun yıllardır sürdürdüğü sürdürülebilirlik odaklı stratejisi kapsamında; 2018-2029 dönemi için 3,5 trilyon TL’lik finansman hedefini açıkladı. Ekvator Prensipleri’ne imza atan banka, Türkiye’de de deniz ekosistemlerinin korunmasına odaklanan Biyoçeşitlilik ve Mavi Temalı Tahvil ihracını gerçekleştirdi. Yenilenebilir enerji finansmanında Türkiye’nin önde gelen aktörleri arasında yer alan banka, kadın girişimcilere, yeşil dönüşüm yatırımlarına, emisyon azaltımı projelerine ve toplumsal etki programlarına yönelik çok boyutlu destekler geliştirdi. Banka, doğa ve su ekosistemlerini korumaya odaklanan Mavi Nefes programını dört yıldır bilimsel ölçümleme esaslarıyla yürütüyor.
Tescilli Akçadağ halısı, ABD ile Uzak Doğu’ya ihraç ediliyor
12 Aralık 2025 Cuma - 10:53 Tescilli Akçadağ halısı, ABD ile Uzak Doğu’ya ihraç ediliyor Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bin bir emekle üretilen coğrafi işaret tescilli Akçadağ halısı, ABD ile Uzak Doğu’ya ihraç ediliyor. Deprem bölgesi Malatya’da üretim kesintisiz sürerken el sanatları arasında önemli bir yere sahip olan el dokuması halı üretimi Akçadağ ilçesinde Halk Eğitim Merkezi’ne bağlı kurslarda devam ediyor. Kursiyerlerin ilmek ilmek dokuduğu Akçadağ halıları hem kent ekonomisine katkı sağlıyor hem de bölgenin kültürel mirasını yaşatıyor. Büyük emek ve sabırla üretilen halıların ilçeye önemli katma değer sağladığı belirtilirken, geleneksel bir kültürün yaşatılması açısından da çalışmaların büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Kursiyerlerden Sultan Döğer halı dokumayı çok sevdiğini belirterek, "Hem meslek öğreniyoruz hem de para kazanıyoruz. Ürünlerin ihracata gitmesi bizi çok sevindiriyor" dedi. Usta öğretici Sema Düz ise mesleğini yaklaşık 20 yıldır sürdürdüğünü ifade ederek, " Öğrenciler halıyı hem evde hem kursta dokuyor. Genellikle kök boyalı yün halılar üretiyoruz, desenlerimiz yöresel. Bu meslek babaannelerimizden kalan bir miras. Ben de babaannemin mesleğini devraldım ve zevkle sürdürüyorum. Yeni nesillere hem maddi hem manevi katkı sunarak bu sanatı aktarmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı Akçadağ Halk Eğitimi Merkezi Müdürü İbrahim Karaçelik de ilçede halıcılığın özellikle Kürecik ve Ören beldelerinde geçmişten gelen bir ünü bulunduğunu belirterek, "Değişen yaşam şartlarıyla bu gibi geleneksel sanatlar kaybolmaya yüz tuttu. Biz de bu sanatın yaşatılması için çaba gösteriyoruz. Coğrafi işaretli Akçadağ halısının, Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortak komisyonunca kabul edilmesi için teklifimizi sunduk. Kabul görmesi halinde kursların açılması daha kolay olacak ve üretim artacak" dedi. Karaçelik, ilçe merkezi ve Ancar Mahallesi’nde iki ayrı kursla halı dokuma faaliyetinin sürdüğünü, toplam 24 kursiyer ve 2 usta öğreticiyle üretime devam ettiklerini belirterek, Akçadağ halılarının özellikle Amerika ve Japonya’ya aracı firmalar aracılığıyla ihraç edildiğini ve turistik bölgelerde de satışa sunulduğunu söyledi.
Kilis’te dönercilerden sonra tatlıcı esnafı da indirim akımına katıldı
12 Aralık 2025 Cuma - 10:45 Kilis’te dönercilerden sonra tatlıcı esnafı da indirim akımına katıldı Kilis’te dönercilerden sonra tatlıcı esnafı da indirim akımına katıldı. Kentte son günlerde etkisini gösteren uygun fiyat trendine tatlıcı esnafı da baklava ve künefe fiyatlarında indirim yaparak destek verdi. Kentte uygun fiyat trendi büyüyor; baklava ve künefe fiyatlarında yapılan indirim vatandaşın yüzünü güldürdü. Tatlıcı esnafı, kaliteyi bozmadan neredeyse maliyetine satış yaptıklarını söyledi. 1996’dan beri bu mesleğin içinde olan ve şu anda Kilis Cumhuriyet Caddesi’nde hizmet veren Yılmaz Ayoğlu, kaliteden ödün vermeden baklava ve künefede büyük indirim yaptıklarını belirtti. "Gaziantep’te 2 bin liradan başlayan özel kare baklava bende sadece 900 lira’’ Yılmaz Ayoğlu "Gaziantep’te 2 bin liradan başlayan özel kare baklava bende sadece 900 lira. Künefe normalde 400 lira, şu an 250 liraya veriyorum. İndirim yaparken maldan çalmak, peynirden veya fıstıktan kısmak yok. Aynı kaliteyle, neredeyse çok cüzi bir karla satış yapıyorum" ifadelerini kullandı. Vatandaş fiyatlardan ve lezzetten memnun Müşterilerden Murat Pekmezoğlu, tatlıların hem uygun hem de çok lezzetli olduğunu söylerken Mehmet Hırtlak ise, "Hem çok ucuz hem çok lezzetli" ifadelerini kullandı. Mehmet Ezer de fiyatlara şaşırdığını belirterek, "Yılmaz usta kaliteden asla ödün vermez. Tat çok iyi, fiyatlar daha da uygun" dedi. "Babamı batırmak için bu yola başvurdum" Yılmaz ustanın oğlu Mehmet Ali Ayoğlu ise durumu mizahi bir dille değerlendirerek, "Babamı batırmak için bu yola başvurdum, tabii bu işin şakası. Vatandaş yesin diye kaliteyi uygun veriyoruz. Neredeyse maliyetine satış yapıyoruz. Bugün biz yaparız, yarın başkası yapar, böylece akım devam eder" şeklinde konuştu.
İhracat birim değer endeksi yüzde 9,6 arttı
12 Aralık 2025 Cuma - 10:29 İhracat birim değer endeksi yüzde 9,6 arttı İhracat birim değer endeksi Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,6 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı Dış Ticaret Endeksleri’ni açıkladı. Buna göre, ihracat birim değer endeksi Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,6 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 10,2 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 4,6 arttı, yakıtlarda yüzde 5,4 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 10,5 arttı. İhracat miktar endeksi yüzde 7,0 azaldı İhracat miktar endeksi Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,0 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 13,1 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 5,8 azaldı, yakıtlarda yüzde 19,7 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 4,8 azaldı. İthalat birim değer endeksi yüzde 3,7 arttı İthalat birim değer endeksi Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,7 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 7,3 arttı, yakıtlarda yüzde 5,1 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 2,8 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 2,9 arttı. İthalat miktar endeksi yüzde 3,3 arttı İthalat miktar endeksi Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,3 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 15,3 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 5,1 arttı, yakıtlarda yüzde 1,8 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 1,4 arttı.
Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 31,17 oldu
12 Aralık 2025 Cuma - 10:22 Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 31,17 oldu Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 32,20 iken, bu anket döneminde yüzde 31,17 oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Aralık ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı. Anket, reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 65 katılımcı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi. Yıllık enflasyon beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 32,20 iken, bu anket döneminde yüzde 31,17 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,49 iken, bu anket döneminde yüzde 23,35 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 17,69 iken, bu anket döneminde yüzde 17,45 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri 2025 yılı Aralık ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 13,66 olasılıkla yüzde 19,00 - 21,99 aralığında, yüzde 64,42 olasılıkla yüzde 22,00 - 24,99 aralığında, yüzde 18,15 olasılıkla ise yüzde 25,00 - 27,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 11,29’unun beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında, yüzde 66,13’ünün beklentilerinin yüzde 22,00 - 24,99 aralığında, yüzde 16,13’ünün beklentilerinin yüzde 25,00 - 27,99 aralığında olduğu gözlendi. 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 2025 yılı Aralık ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 20,16 olasılıkla yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 43,87 olasılıkla yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 17,46 olasılıkla ise yüzde 19,00 - 21,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 14,55‘inin beklentilerinin yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 56,36‘sının beklentilerinin yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 14,55‘inin beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında olduğu gözlendi. Faiz beklentileri Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 39,35 iken, bu anket döneminde yüzde 38,13 oldu. Aralık ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi bu anket döneminde yüzde 38,21 olarak gerçekleşti. Döviz kuru beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 43,42 TL iken, bu anket döneminde 43,06 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 50,62 TL iken, bu anket döneminde 51,08 TL olarak gerçekleşti. GSYH büyüme beklentileri Katılımcıların GSYH 2025 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,4 iken, bu anket döneminde yüzde 3,5 olarak gerçekleşti. GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,9 olarak gerçekleşti.
Terziler Odası Başkan Adayı Coza; "Denizli’ye 4. esnaf kooperatifini kazandıracağız"
12 Aralık 2025 Cuma - 10:18 Terziler Odası Başkan Adayı Coza; "Denizli’ye 4. esnaf kooperatifini kazandıracağız" Denizli Terziler, Konfeksiyoncu ve Giyim Sanatkarları Odası Başkan Adayı Atalay Coza, esnafın finansman, kazanç ve giderleri konusunda önemli projeler hazırladıklarını belirterek; "Esnafımızın nakit sıkıntısını çabuk çözebilmek için Denizli’ye 4’. esnaf kefalet kooperatifi kuracağız" dedi. Denizli Terziler, Konfeksiyoncu ve Giyim Sanatkarları Odası seçimlerinin 12 Ocak 2026 Pazartesi günü yapılacağını hatırlatan Başkan Adayı Atalay Coza, "Bu seçimde biz tekrar aday olduk. Geçmiş zamanlardaki tecrübelerimiz ve şu andaki bilgilerimizle değerli üyelerimizin huzuruna çıkacağız. Bizim aday olmamızdaki en büyük nedenlerden bir tanesi gördüğümüz eksikleri daha iyi, daha iyi güzel şekilde değerlendirmek. Denizli’de şu anda en büyük ihtiyaç olan esnafımızın nakit sıkıntısını çabuk çözebilmek için Denizli’ye dördüncü esnaf kefalet ve kredi kooperatifi kurabilmektir. Bu kredi kooperatifi sadece Terziler Odası olarak değil; seçimi kazandığımız takdirde bizlerle beraber olan oda başkanı arkadaşlarımız, Ticaret Bakanlığı, Ticaret İl Müdürlüğünün desteğiyle gerçekleştireceğiz. Bize burada en büyük desteği verecek olacaklarından bir tanesi duayenimiz Bölge Birlik Başkanı Musa Çelikkol olacaktır. Aynı zamanda milletvekillerimizin, bakanlarımızın, bürokrasinin de bize mutlaka yardımı olacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Gelişi güzel fuarların önüne geçeceğiz" Odaların kişilerin aksine toplumsal sıkıntıları çözdüğüne dikkat çeken Atalay Coza, "Son 1 seneden bu yana Denizli’de bir festival furyası başladı. Bu durum pazarcıyı, çarşı esnafını, mahalledeki esnaflarımızı, internetten satış yapanları ve AVM’lerdekileri yani herkesi etkiledi. Bu festival furyası, biz görevde olduğumuz süre içerisinde kesinlikle ve kesinlikle yaptırılmayacaktır. Burada en büyük darbeyi pazarcı arkadaşımız yaşıyor. Çarşı esnafımız sıkıntı yaşıyor. Yani herkese sıkıntı. Bunlarda satılan malların ne kadar kaliteli, ne kadar düzgün olduğunu, biraz da yiyecek içecek satışlarının da ne kadar sağlıklı olduğunu düşünmek lazım. Biz bunlara kesinlikle geçit vermeyeceğiz, yaptırmayacağız. Bakın bunun üstünde ısrarla duyuyorum. Çünkü Denizli esnafının yüzde 99’unun sıkıntısı bu. Gelişi güzel festivaller kurmak, gelişi güzel festivallere izin vermek doğru değildir. Bununla ilgili hem Merkezefendi Belediyesi hem de Pamukkale Belediyesiyle görüşmelerimizi yapıp, bunlara izin verilmemesini sağlayacağız. Bu konuda Merkezefendi Belediye Başkanımız Şeniz Doğan bizim taleplerimize çok olumlu yaklaştı, kendisine teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. "Defter tutma ücretini kaldıracağız" Yeni yılla birlikte yürürlüğe girecek basil usulde vergi düzenlemesiyle ilgili gelişmeleri takip ettiklerinin altını çizen Coza, "Şu anda gündem basit usulle ilgili bir sıkıntı var. Basit usulle ilgili çok güzel bir kamuoyu oluşturuldu. Bakanlıklar, vekiller ve konfederasyonlar nezdinde güzel bir çalışma var. Büyük ihtimalle basit usul düzenlemesini ertelemeye çalışacağız. Bu erteleme sağlanabilirse, biz basit usulde defter tutma ücretini 2026 itibariyle kaldıracağız. Neden kaldırıyoruz? Çünkü şu anda arkadaşlarımız ayda 2 bin 600 lira aidat ödüyor. Haberlerde bunun asgari ücretin yüzde 25 oranında artırılacağından bahsediliyor. Bu demektir ki oda aidatı 3 bin 250 ila 3 bin 300 civarına yükselecek. Oda aidatının yükselmesiyle zaten o açığı biz rahatlıkla kapatabiliriz. Defter tutma ücretlerine de aynı oranda zam yapılıyor. Esnafımızın üzerindeki defter ücretini biz tamamen kaldırıyoruz. Artık onlar defter tutma ücreti ödemeyecekler. Sadece aidat sorumlulukları olacak" dedi. Esnaf çocuklarına burs verilecek Zor bir dönemden geçen esnafların her zaman yanında olduklarını kaydeden Coza, şöyle konuştu: "Üyelerimizin üniversiteye giden öğrencileri için burs verilecek. Ben eğitime çok önem veriyorum. Eğitim olmazsa hiçbir şey olmaz. Her şeyden önce eğitim. Meslekte de eğitim, dışarıda da ve diğer şeylerde de eğitim. Onun için üniversitede öğrencisi olan tüm üyelerimize en az bir aidat olmak üzere 2026 yılı itibariyle burs vereceğiz. Pazarcı esnafımız bizim için vazgeçilmezlerden bir tanesi. Onların her an, her saniye, her dakika yanlarındayız. Onların sıkıntıları bizim sıkıntımız. Onların sıkıntılarını çözmek için de elimizden gelen her türlü desteği onlara vereceğiz"
DİKO, Ankara’da "Türkiye Geneli Kuyumculuk ve Mücevher Çalıştayı"na katıldı
12 Aralık 2025 Cuma - 10:12 DİKO, Ankara’da "Türkiye Geneli Kuyumculuk ve Mücevher Çalıştayı"na katıldı Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Mehmet Yüksel, Ankara’da "Türkiye Geneli Kuyumculuk ve Mücevher Çalıştayı"na katıldı. Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen kuyumcular odası başkanları, federasyon temsilcileri, sektör paydaşları ve kurum yetkilileriyle birlikte düzenlenen "Türkiye Geneli Kuyumculuk ve Mücevher Çalıştayı", sektör tarihinde yapılan en geniş kapsamlı devlet-sektör buluşması olarak kayıtlara geçti. Çalıştaya, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, MASAK Daire Başkanı Hasan Avcı, Darphane Genel Müdürü Faruk Gözübüyük ve ülkenin çeşitli illerinden gelen tüm kuyumcular odası başkanlarının katılımıyla gerçekleşti. Diyarbakır Kuyumcular Odası Başkanı Mehmet Yüksel, kentin tüm yapısal sorunlarının bu çalıştayda devletin en üst düzey yetkililerine aktarıldığını söyledi. Yüksel, "Altın muhasebesi, mesleki yeterlilik, internet satışlarının denetlenmesi, replika ürünler, pırlanta sertifikasyonu ve darphane ürünleri gibi önemli başlıklar detaylı sunumlarla masaya taşınmıştır. Federasyon sürecinin başlatılması ve fiyat istikrarı için darphanenin resmi fiyat yayınlaması gibi temel sorunlarımızda önemli mesafe kat edildi. Diyarbakır esnafımız adına tüm gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz" dedi.