EKONOMİ
Malatya Büyükşehir Belediyesi’nden üreten kadınlara büyük destek 25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:55:36 Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kurslarda üreten kadınların el emeği göz nuru ürünlerinin hem Kernek Vahap Küçük Külliyesi’nde kurulacak satış ofisinde hem de internet üzerinden satışa sunulacağını, kursa gelen kadınların bu sayede aile bütçelerine katkı sağlanacağını söyledi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, eşi Sevgi Er ile birlikte Kernek Vahap Küçük Külliyesi Kadın Kültür Sanat ve Spor Merkezini ziyaret etti. Kadınlara yönelik faaliyet gösteren giyim, mefruşat, el sanatları, saç bakım ve tasarım, biçki dikiş kurslarını ziyaret ederek, kursiyerlerle bir araya gelen Başkan Er, Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları hizmetlerden insanların hoşlanmasının, fayda görmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Kadınlara yönelik kursları artıracaklarını kaydeden Başkan Er, "Kernek Vahap Küçük Külliyesi içerisinde bir satış yeri oluşturuyoruz. Bize böyle bir talep gelmişti. Kadınlarımız "Üretiyoruz, bizim için terapi oluyor, sosyalleşiyoruz ama evimize de katkımız olsun" dediler. Yaptığınız el emeği göz nuru ürünlerin satışı için burada bir yer oluşturuyoruz. Bu ürünler, sizin adınıza satılacak" dedi. Başkan Er, kadınların üretime katılmaları ve aile bütçesine katkı sağlamalarını önemsediklerini ifade ederek, "Kernek Vahap Küçük Külliyesinde satış ofisi kuruyoruz; kadınlarımız el emeği göz nuru ürünlerini burada sergileyecekler. Bu ürünleri onlar adına satacağız. Aynı zamanda online da satış yapılacak ve hesaplarına aktarılacak" şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kurslardan faydalanarak hem üreten hem de sosyalleşen kursiyerler, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e teşekkür ederek, "Kurs günlerini iple çekiyoruz. Bizim için terapi oluyor. Allah sizden ve hocalarımızdan razı olsun. Yapılan bu çalışmadan memnunuz" dediler.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:32 Bakan Uraloğlu: "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık. Böylece yıllık kapasitemiz, 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, son 24 yılda Türkiye’nin sivil havacılık alanında yakaladığı büyümeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin havalimanı altyapısı, yolcu kapasitesi ve uçuş ağıyla dünya ölçeğinde dikkat çeken bir seviyeye ulaştığını belirtti. "Terminallerin yıllık yolcu kapasitesi 26 ab ülkesinin toplam nüfusunu aştı" Türkiye genelinde havalimanı sayısının son 24 yılda 26’dan 58’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, terminal alanlarının da 541 bin metrekareden 4,1 milyon metrekareye ulaştığını söyledi. Uraloğlu, bu doğrultuda havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin de arttığını dile getirerek "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık. Böylece yıllık kapasitemiz, 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştı" değerlendirmesinde bulundu. "Günlük uçuş sayısı 6 bin 800’ü aştı" Son 24 yılda hizmet verilen yolcu sayısının yaklaşık 34 milyondan 247,1 milyona yükseldiğini kaydeden Uraloğlu, günlük yolcu trafiğinin ise 92 binlerden 677 bin seviyesine ulaştığını belirtti. Uçak trafiğinde de benzer bir sıçrama yaşandığını ifade eden Uraloğlu, "Toplam uçuş sayımız 532 binden 2,5 milyonun üzerine çıktı, günlük uçuş sayısı ise 6 bin 800’ü aştı" bilgisini paylaştı. "Küresel havacılıkta üst sıralara yükseliş" Türkiye’nin havacılıkta sadece kapasite değil, küresel sıralamalarda da önemli bir yükseliş yakaladığını belirten Uraloğlu, "Dünya yolcu trafiğinde 18. sıradan 7. sıraya, Avrupa’da ise 7. sıradan 3. sıraya yükseldik" ifadelerini kullandı. Genişleyen filo ve uçuş ağı Uraloğlu, toplam hava aracı sayısının 626’dan 2 bin 218’e çıktığını, büyük gövdeli uçak sayısının ise 150’den 800’e ulaştığını belirtti. Havayolu koltuk kapasitesinin 25 binlerden 157 binin üzerine çıktığını aktaran Uraloğlu, kargo kapasitesinin de 303 tondan 2 bin 903 tona yükseldiğini söyledi. "Uçuş yolları 80 bin kilometreye yükseldi" Yurt dışı uçuş noktası sayısının 60’tan 356’ya ulaştığını kaydeden Uraloğlu, Türkiye’nin hava ulaştırma anlaşması bulunan ülke sayısının da 81’den 175’e çıktığını belirtti. Uraloğlu, "Hava sahasında tanımlı uçuş yollarımız da yüzde 91 artışla 41 bin 901 kilometreden 80 bin kilometreye yükseldi. Yani, bugün uçaklarımız, dünya üzerinde 80 bin kilometreyi bulan dev bir hava koridoru üzerinden uçuş gerçekleştiriyor" dedi. "Pist uzunluğumuz 241,4 kilometreye ulaştı" Uçak park pozisyonlarının 332’den 1.739’a, seyrüsefer yardımcı cihazlarının ise 215’ten 589’a çıktığını belirten Uraloğlu, "Yaptığımız yatırımlarla 2002 yılında sivil havacılığımıza hizmet veren yaklaşık 149 kilometrelik pist uzunluğuna 92,4 kilometre daha ekledik. Pist uzunluğumuz 241,4 kilometreye ulaştı; bu da Ankara-Çorum arasındaki mesafeye denk geliyor." diye konuştu. Türkiye’nin havacılıkta ulaştığı bu kapasitenin sadece bugünün değil, geleceğin de altyapısını oluşturduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Bu büyüme ile ülkemizi küresel hava ulaşım ağının merkezlerinden biri haline getirdik" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:25 Ayakkabı şikayetleri zirvede: Sinop’ta tüketici başvurularında dikkat çeken artış Sinop’ta tüketici ile satıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda "ayakkabı" ürünleri yine ilk sıraya yerleşti. Mart ayı verileri, hem başvuru sayısında hem de karar süreçlerinde dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Sinop İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı’nın 2026 yılı Mart ayı raporuna göre, toplam 2 milyon 91 bin 505 TL’lik uyuşmazlık için 147 başvuru yapıldı. Başvuruların büyük bölümü dijital kanallardan gelirken, yüzde 75,51’inin e-Devlet üzerinden gerçekleştirilmesi dikkat çekti. Bu durum, vatandaşların hak arama süreçlerinde dijital platformlara yöneldiğini bir kez daha ortaya koydu. Tüketici hakem heyetleri, 1995 yılından bu yana yargı dışı çözüm mekanizması olarak faaliyet gösterirken, uyuşmazlıkların hızlı ve düşük maliyetle sonuçlandırılmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda mahkemelerin iş yükünü azaltan önemli bir rol üstleniyor. Mart ayında yapılan başvurularda en fazla şikâyet konusu 14 başvuru ile ayakkabı ürünleri oldu. Onu kredi kartı üyelik ücretleri, perakende ürünler ve giyim sektörü izledi. Elektronik ürünlerden cep telefonuna, abonelik hizmetlerinden mobilyaya kadar birçok alanda tüketici şikâyetlerinin sürdüğü görüldü. Aynı dönemde heyet tarafından toplam 128 karar verildi. Kararlarda da en çok uyuşmazlık yaşanan alan ayakkabı olurken, kıyafet, cep telefonu ve kredi kartı aidatları öne çıkan diğer başlıklar arasında yer aldı. Sektörel bazda bakıldığında ise en fazla kararın verildiği alan perakende ticaret sektörü oldu. Karara bağlanan dosyaların 78’inde tüketiciler lehine, 47’sinde ise tüketiciler aleyhine hüküm verildi. Üç başvuruda ise görevsizlik kararı alındı. Bu tablo, tüketicilerin önemli bir kısmının hakem heyetleri aracılığıyla lehine sonuç elde ettiğini gösterdi.
’’Dünyada 5 kıtada 5G deneyimine sahip ülkemizdeki tek operatörüz’’
27 Kasım 2025 Perşembe - 08:46 ’’Dünyada 5 kıtada 5G deneyimine sahip ülkemizdeki tek operatörüz’’ Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, ’’Dünyada 5 kıtada 5G deneyimine sahip ülkemizdeki tek operatör olarak bu teknolojiye dünden hazırız. Farklı pazarlarda elde edilen deneyim bize çok değerli içgörüler sağlıyor. Müşteri kullanım alışkanlıkları, en çok ilgi gören 5G servisleri, cihaz penetrasyonu gibi konularda gerçek veriye sahibiz’’ dedi. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Aksoy, yeni mali yıl sonuçları, 5G çalışmaları, 5G’nin kullanıcılara ve kurumlara etkisini ve e-atık projesine dair değerlendirmelerde bulundu. Yeni mali yıl sonuçlarını değerlendiren Engin Aksoy, ’’ Şirket olarak, Türkiye’nin ve sektörümüzün geleceğine duyduğumuz güvenle yatırımlarımıza devam ediyoruz. Nisan-Eylül 2025 arası dönemi kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, servis gelirlerimiz 64,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Mobil abone sayımız 25,5 milyon, sabit genişbant abone sayımız 1,4 milyon oldu. Faturalı abone sayımız ise 21,3 milyona yükseldi. Vodafone Yanımda ve Online Self Servis gibi dijital kanallarımızı kullanan aylık aktif müşteri sayımız 17,8 milyon olurken, bu müşterilerimizin aylık toplam etkileşimi 430 milyona ulaştı. Mali yılımızda müşterilerimizin toplam mobil data kullanımı 2.721 petabyte olarak gerçekleşti. Bu dönemde dijital servisler alanında da gelişmeye devam ettik. Yeni nesil mobil finans çözümümüz Vodafone Pay’in ürünlerini kullanan toplam kullanıcı sayısı 9,6 milyona ulaştı. Bine yakın farklı işlem yapabilen kişisel dijital asistanımız TOBi’nin aylık tekil kullanıcı sayısı 7,6 milyona yükselirken, aylık sohbet sayısı 24,3 milyon oldu. Ayrıca, şirket olarak, son 5 yıldır sektörümüzde müşteri kayıp (churn) oranı en iyi operatör durumundayız. Müşterilerimizin bizimle daha uzun süre kaldığını gösteren bu önemli bir veri, müşteri bağlılığı ve memnuniyeti konusunda uzun zamandır yürüttüğümüz odaklı çalışmaların başarısını yansıtıyor’’ şeklinde konuştu. ’’Dünyada 5 kıtada 5G deneyimine sahip ülkemizdeki tek operatör olarak bu teknolojiye dünden hazırız’’ 1 Nisan 2026 itibarıyla kullanıma sunulacak 5G ile ilgili yaptıkları çalışmaları anlatan Aksoy, ’’Dünyada 5 kıtada 5G deneyimine sahip ülkemizdeki tek operatör olarak bu teknolojiye dünden hazırız. Farklı pazarlarda elde edilen deneyim bize çok değerli içgörüler sağlıyor. Müşteri kullanım alışkanlıkları, en çok ilgi gören 5G servisleri, cihaz penetrasyonu gibi konularda gerçek veriye sahibiz. Bilgi havuzumuz çok geniş. Farklı ülkelerde farklı deneyimleri, teknolojileri bu havuzda biriktiriyoruz. Dünyanın dört bir yanında hizmet veren Vodafone şirketleri bu havuzdan yararlanıyor. Bu global deneyimimizi bugüne kadar olduğu gibi 5G teknolojisinde de ülkemize taşıyoruz’’ dedi. ’’5G daha yüksek veri hızları, yüksek cihaz yoğunluğu kapasitesi ve ultra düşük gecikme süresi sunuyor’’ 5G teknolojisinin getireceği avantajlara değinen Aksoy, ’’5G, kullanıcı deneyimi açısından 4.5G’ye göre daha etkin alternatifler sunan bir teknoloji. 5G ile daha fazla cihaz aynı anda bağlanabilecek, gecikme süreleri minimuma inecek, eskiden dakikalar süren bir indirme, artık saniyeler içinde tamamlanabilecek. 5G önceki teknolojilere göre daha yüksek veri hızları, yüksek cihaz yoğunluğu kapasitesi ve ultra düşük gecikme süresi sunuyor. Kurumlar için de 5G ile birlikte yepyeni fırsatlar ortaya çıkacak. Gerçek zamanlı veri toplama, otomasyon ve uzaktan izleme, artırılmış ve sanal gerçeklikle kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri 5G ile mümkün hale gelecek. Dünyadaki örneklere baktığımızda, 5G teknolojileri fabrikalarda, mağazalarda, ulaşım altyapısında, limanlarda uygulanıyor; verimlilik artışı, maliyet tasarrufu gibi operasyonel faydalarla beraber kullanıcı deneyimini iyileştiriyor’’ diye konuştu. ’’Dünya İçin Lazım projesinde 3,5 ton e-atık toplandı, hedefimiz, bir yılda 15 ton elektronik atığı geri dönüştürmek’’ Çevre konusundaki faaliyetlere ilişkin bilgi veren Aksoy, ’’Vodafone olarak, gezegenimizi korumak ve toplumun iyiliği için çalışmak en önemli amaçlarımız arasında. Elektronik atıklar da bu çerçevede önem verdiğimiz bir konu başlığı. E-atıklar geri dönüştürülmediği durumlarda, içerdikleri zararlı kimyasallar ve ağır metaller dünyamızı kirletirken; toplum sağlığı için de tehdit oluşturuyor. Halbuki bir gün lazım olur diye çekmecelerimizde duran elektronik atıkları geri dönüştürerek ciddi çevresel ve sosyal kazanımlar sağlamak mümkün. Bu düşünceyle WWF Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğinde hayata geçirdiğimiz "Dünya İçin Lazım" projesiyle amacımız, e-atıkları geri dönüştürerek doğamıza sıfır atık katkısında bulunmak ve verdiğimiz doğa eğitimleri ile doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Bu toplulukların da gelecekte doğa bilinci olan ve bu bilinci etrafa yayan elçiler yetiştirmesini sağlamak en büyük hayalimiz. Proje kapsamında, Türkiye genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara doğa eğitimi veriyoruz. Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, doğa koruma, geri dönüşüm, e-atıklar başlıklarında eğitim içerikleri geliştirdik. Yıl boyunca eğitim alan çocuklar arasından doğa elçileri seçeceğiz. Çevrelerinde dönüşümü tetikleyecek olan bu elçiler, daha sürdürülebilir ve yeşil bir toplum için doğa odaklı sorunlara dikkat çekecek ve teknolojiyi kullanarak çözümler geliştirecek. Müşterimiz olsun olmasın herkes, elektronik atıklarını mağazalarımıza getirerek geri dönüşüme bağışlayabiliyor. Tek yapmaları gereken elektronik atıklarını kendilerine en yakın e-atık toplayan mağazamıza getirmek. Vodafone’lular ise online kanallarımızdan ya da mağazalarımızdan e-atıklarını dönüştürebiliyor. Online kanalı kullanmak isteyenler, Yanımda uygulaması üzerinden e-atık başvuru formunu dolduruyor. Dilerlerse, mağazalarımızdan da aynı başvuru sürecini gerçekleştirebiliyorlar. Sonrasında, e-atıklarını mağazalarımızda bulunan kutulara atarak kampanyaya katılabiliyorlar. Teslim ettikleri e- atıklar için müşterilerimize 5 gün geçerli 5 GB mobil internet hediye ediyoruz. "Dünya İçin Lazım" projesini başarıyla sürdürüyoruz. Toplumdan ve paydaşlarımızdan büyük ilgi gören projeyle, e-atıkları geri dönüştürerek hem doğanın korunmasını hem de doğa bilinci yüksek, sorumlu nesillerin yetişmesini hedefliyoruz. Projede bugüne kadar 3,5 ton e-atık toplandı. Proje kapsamında verilen doğa eğitimi içerikleriyle şu ana kadar 32 bini aşkın kişiye ulaşıldı. Projeye destek veren gönüllü sayısı ise 176 oldu. Hedefimiz, bir yılda 15 ton elektronik atığı geri dönüştürmek ve doğa eğitimi içiriklerimiz ile 60 bin kişiye ulaşmak’’ açıklamasında bulundu.
Bakan Bolat duyurdu: "Ticaret anlaşması ECOTA’nın güncelleme süreci başladı"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 22:08 Bakan Bolat duyurdu: "Ticaret anlaşması ECOTA’nın güncelleme süreci başladı" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "EİT Ticaret Anlaşması’nın (ECOTA) güncelleşme sürecini başlatmış olduk. Anlaşmanın uygulanmasıyla EİT 2035 Vizyonu doğrultusunda EİT bölge içi ticaret hedeflerimize ulaşacağımıza ve bölgemizin refahına doğrudan katkı sunacağımıza inancım tamdır" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul’da 14 yıl aradan sonra yeniden düzenlenen 5. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Ticaret Bakanları Toplantısı’nda konuştu. Bakan Bolat, toplantıda ortaya çıkan tabloya ilişkin, "Bugün İstanbul’da ortaya çıkan güçlü dayanışma ve alınan önemli kararlar, bölgesel iş birliğimizin geleceği açısından bizlere umut verdi" açıklamasında bulundu. Bolat, İstanbul Deklarasyonu’nun kabulüyle EİT Ticaret Anlaşması (ECOTA) için güncelleme müzakerelerinin resmen başlatıldığını belirtti. Bolat, "Toplantımızın en önemli sonuçlarından biri, İstanbul Deklarasyonu’nun oy birliğiyle kabul edilmesidir. Bu deklarasyonla birlikte EİT Ticaret Anlaşması’nın, ECOTA’nın güncellenmesi müzakerelerini resmen başlatmış olduk. Süreci yürütmesi için üye ülkelerin tamamının katılacağı bir Teknik Müzakere Komitesi kurduk" dedi. Anlaşmanın kapsamının genişletileceğini de ifade eden Bolat, "Anlaşmaya hizmet ticareti ve e-ticaret gibi yeni disiplinler eklenerek anlaşmanın yeni nesil bir ticaret anlaşmasına dönüştürülmesi için ilk adımı atmış olduk" diye konuştu. "Anlaşma bölgemizin refahına doğrudan katkı sunacak" Bolat, anlaşmanın uygulanmasının EİT 2035 hedeflerine katkı sağlayacağını vurgulayarak, "Anlaşmanın uygulanmasıyla EİT 2035 Vizyonu doğrultusunda EİT bölge içi ticaret hedeflerimize ulaşacağımıza ve bölgemizin refahına doğrudan katkı sunacağımıza inancım tamdır" dedi. Toplantıda gündeme gelen ikinci önemli başlığın EİT Ticaretin Kolaylaştırılması Stratejisi olduğunu söyleyen Bolat, "Bugün aynı zamanda EİT Ticaretin Kolaylaştırılması Stratejisi’ni de onayladık. Bu strateji sayesinde ülkelerimiz arasındaki gümrük süreçlerinde dijitalleşme hızlanacak, işlem süreleri kısalacak, veri paylaşım mekanizmaları geliştirilecek ve bölge içi lojistik daha rekabetçi bir yapıya kavuşacaktır. Bu kapsamda, elektronik veri değişim sistemlerinin uyumlaştırılması, e-ticaretin önünü açacak düzenlemeler ve gümrük idareleri arasında daha etkin bir koordinasyon sağlanması, bölgesel ve üye ülkeler ticaret akışlarımızı hızlandıracaktır. Ticaretin kolaylaştırılması alanındaki bu ileri adımların, EİT bölge içi ticaret hacminin arttırılmasına doğrudan olumlu katkılar sağlayacağını öngörüyoruz. Toplantıda, EİT’nin geleceğe yönelik strateji ve hedefleri üzerinde de değerlendirmelerde bulunduk. Bu 10 yıllık geleceğe yön verecek ’2026-2035 Stratejik Hedefler Belgesi’ üzerinde kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Türkiye olarak, EİT bölge içi ticaret oranının ilk aşamada yüzde 10’a, 2035 yılına kadar ise yüzde 15’e yükseltilmesi yönündeki önerimiz kıymetli ülke başkanları nezdinde karşılık buldu. Üye ülkelerimizin ticari entegrasyon seviyesinin artırılması, bölgesel tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ekonomik dayanıklılığın yükseltilmesi açısından bu hedeflerin yol gösterici olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Bugün uzun yıllardır müzakere edilen 2 önemli belgeyi de imzaya açtıklarını belirten Bakan Bolat, "Özel sektörün bölgesel ticaretteki rolünü artırmayı hedefleyen ‘EİT Ortak Ticareti Teşvik Etkinlikleri İşbirliği Mutabakat Zaptı’, bölge ülkelerinin iş dünyaları açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu kapsamda, EİT Ortak Ticaret ve Sanayi Odası’nın faaliyetlerinin ve etkinliğinin arttırılması, KOBİ’lere yönelik finansman ve teknik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, EİT yatırım ve kalkınma bankasının daha da güçlendirilerek diğer ülkelerin de katılımıyla beraber faaliyetlerinin arttırılması, özel sektörlerimiz arasında ticaret fuarlarının arttırılması gibi somut adımlar etkileşimi derinleştirecek ve bölgesel ticareti çeşitlendirecektir" dedi. Bakan Bolat konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Bugün imzaya açtığımız diğer bir belge ise ‘EİT Gümrük İdareleri Arasında Karşılıklı İdari Yardım Anlaşması’dır. Söz konusu belge, gümrük idarelerimiz arasında bilgi paylaşımının güçlendirilmesi, kaçakçılıkla mücadelede ortak kapasitenin artırılması ve sınır kapılarındaki işlemlerin daha hızlı ve güvenli şekilde yürütülmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır. Üye ülkelerimizin bu anlaşmayı kısa sürede yürürlüğe koymalarını arzu ediyoruz. Söz konusu mekanizma, ticaretin kolaylaştırılması stratejimizle de birebir örtüşmektedir. Böylece bölge içi ticaretimizin şeffaf, güvenilir ve öngörülebilir bir zemine kavuşmasına önemli katkı sağlayacaktır. Kısacası bugün İstanbul’da attığımız adımlar EİT’nin ticaret bütünleşmesi alanında yeni bir dönemin başlangıcıdır. ECOTA’nın güncellenmesi müzakerelerinin başlatılması, ticaretin kolaylaştırılması stratejisinin kabul edilmesi ve iki önemli anlaşmanın imzalanması bölgemizin ve üye ülkelerin ekonomik geleceği açısından tarihi nitelikte kararlar olmuştur. Bu kararlar, bölgesel ticaretimizi daha hızlı, daha dijital, daha rekabetçi ve daha entegre bir yapıya kavuşturacaktır. Türkiye olarak bu sürece katkı sunmaya, EİT’nin ticari gündemine liderlik etmeye ve bölgesel ekonomik birlikteliği güçlendirmeye devam edeceğiz. Bugün ortaya koyduğumuz ortak iradenin, tüm EİT camiası için hayırlara vesile olmasını diliyorum."
İş Bankası’na 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilir sendikasyon kredisi
26 Kasım 2025 Çarşamba - 20:40 İş Bankası’na 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilir sendikasyon kredisi Türkiye İş Bankası, 800,5 milyon dolar ve 331,1 milyon euro tutarında 371 gün vadeli sürdürülebilir sendikasyon kredisi sözleşmesini imzaladığını duyurdu. Türkiye İş Bankası, 800,5 milyon ABD doları ve 331,1 milyon euro tutarında 371 gün vadeli sürdürülebilir sendikasyon kredisi sözleşmesini imzaladı. Yapılan açıklamaya göre, İş Bankası’nın Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi doğrultusunda çevresel ve/veya sosyal alanlarda pozitif etki sağlamaya yönelik faaliyetlerin finansmanında kullandırılacak olan krediye, Avrupa, Ortadoğu, Asya ve Amerika’daki 23 ülkeden toplam 54 banka katılım gösterdi. Sendikasyona en yüksek tutarla katılan bankalar açısından toplam maliyet ABD Doları diliminde SOFR + %1,50, Euro diliminde ise Euribor + %1,25 seviyesinde gerçekleşti. Kredi anlaşmasında, Emirates NBD Capital Limited, Abu Dhabi Commercial Bank PJSC, Bank of America Europe DAC ve Standard Chartered Bank koordinatör banka olarak görev alırken; SMBC Bank International plc ve ING Bank N.V. sürdürülebilirlik koordinatörü; Emirates NBD Bank (P.J.S.C) ise ajan banka olarak yer aldı. "Hem bankamıza hem de ülkemiz ekonomisine duyulan güveni teyit ettik" Sağlanan bu finansmanın bankanın sürdürülebilirlik odaklı stratejilerine ve reel sektöre verdiği desteğe önemli katkılar sunacağını belirten İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, "Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik gelişimine sunduğumuz desteğin devamı niteliğinde olan, geçtiğimiz yılın aynı döneminde sağladığımız krediyi 1,2 milyar ABD doları tutarla yenileyerek hem Bankamıza hem de ülkemiz ekonomisine duyulan güveni bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu kredi, Bankamızın sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çok boyutlu çalışmaları destekler nitelikte. Kaynağın etkin kullanımıyla bir yandan sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklerken, diğer yandan net sıfır hedeflerimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz İklim Dönüşüm Planı’nın uygulanmasına da katkı sağlayacağız. Finansmanın dönüştürücü gücünü kullanarak, emisyon yoğun sektörlerde belirlediğimiz azaltım hedeflerine ulaşmak ve sektörel geçişi hızlandırmak amacıyla müşterilerimize yönelik yeşil finansman çözümlerimizi çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Gerçekçi, iddialı ve uygulanabilir adımlarla oluşturduğumuz iklim stratejimiz ve sektörler özelinde belirlediğimiz somut yol haritalarıyla, reel sektörün iklim geçiş sürecine öncülük etmeyi ve müşterilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz" dedi.
Muğla’da 2 milyon dekar alanda tarımsal faaliyet yapılıyor
26 Kasım 2025 Çarşamba - 19:15 Muğla’da 2 milyon dekar alanda tarımsal faaliyet yapılıyor Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı kapsamında düzenlenen bilgilendirme toplantısı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Muğla’nın Menteşe ilçesinde yapıldı. "Muğla turizmin yanında bir tarım kenti" Toplantının açılış konuşmasını yapan Muğla Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın yalnızca turizmde değil, tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınmada da önemli bir merkez olduğunu belirterek "İlimizde 2 milyon 11 bin dekar tarım alanında üretim yapan, ÇKS’ye kayıtlı 29 bin 486 üreticimiz bulunurken, 35 bin 375 hayvancılık işletmemiz ile 247 bin büyükbaş ve 404 bin küçükbaş hayvan varlığına sahibiz. 225 tarımsal örgütümüzden 12’si birinci derece örgüt niteliğindedir ve IPARD projelerinde bu örgütlerin rolü büyük önem taşımaktadır" dedi. Baydar, 2024 yılında üreticilere toplam 436 milyon TL destekleme ödemesi yapıldığını, bunun 8,7 milyon TL’sinin Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında olduğunu, IPARD programı çerçevesinde ise bugüne kadar 13 sözleşme ile 74,2 milyon TL hibe ödemesi gerçekleştirildiğini belirtti. Üreticinin emekleri yatırımlara dönüşüyor Ayrıca 2006 yılından bu yana Muğla genelinde hayata geçirilen 8 bin 372 proje ile 2 bin 574 kişiye istihdam sağlandığını, toplam 122 milyon 777 bin 533 TL hibe ödemesi yapıldığını ifade ederek kırsal kalkınmaya emek veren üretici ve yatırımcılara teşekkür etti. TKDK Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı, konuşmasında IPARD Programı’nın 81 ilde uygulanmaya başladığını aktararak: "Üreticimizi yerinde işlemek ve pazarlamak üzere destekliyor, modern teknolojileri kırsalda yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Muğla’da imzalanan 13 sözleşme ile yaklaşık 138 milyon TL’lik yatırım hayata geçirilmiştir" dedi. "Güçlü bir tarımsal potansiyelimiz var" Toplantıda konuşan Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık ise Muğla’nın tarım çeşitliliği, doğal zenginliği ve turizm ile benzersiz bir yapıya sahip olduğunu belirterek: "Arıcılıktan narenciyeye uzanan güçlü bir tarımsal potansiyelimiz var. IPARD programı ile kırsal ekonominin daha da güçleneceğine inanıyoruz. İlimizde uygulanacak 13 projenin tamamının kadın girişimcilerden oluşması bizleri ayrıca memnun etmiştir" ifadelerini kullandı. Toplantıya Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, İlçe Belediye Başkanları, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı, İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, kurum temsilcileri, STK’lar ve üreticiler katıldı.
Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:49 Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı öncülüğünde ATSO, Antalya OSB ve İŞKUR arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin iş hayatına kazandırılması, mesleki eğitimlerinin desteklenmesi ve toplumsal uyum süreçlerinin güçlendirilmesi amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci’nin başkanlığında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin İş Kanunu hükümleri doğrultusunda istihdam edilmesi, kişisel gelişimlerinin desteklenmesi ve yeniden topluma kazandırılmalarını sağlayacak ortak çalışmalar yürütmek amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Protokol imza töreninde konuşan Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlülerin cezalarının infazı sonrasında topluma uyum sağlayabilmeleri için uzun süredir çeşitli eğitim programları yürüttüklerini belirterek şunları söyledi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzün faaliyetleri kapsamında denetimli serbestlik altında infaz rejimi kapsamında infaz gören hükümlülerimizin cezalarının infazı sonrasında topluma kazandırılmaları, iş hayatına kazandırılmaları, bir an önce önceki yaşamlarına dönmeleriyle ilgili gayretler çerçevesinde bir protokol için bir araya geldik. Bu kapsamda denetimli serbestliğe ayrılmış yükümlülerimizin suçtan kaynaklanan ıslahlarının sağlanması maksadıyla biz yoğun şekilde zaten denetimli serbestlik programları kapsamında seminerler ve eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlerimize artık onların iş hayatına katılmasını kolaylaştırma adına iş gücü eğitimini de dahil ediyoruz." Kahveci, protokol kapsamında kurumların üstleneceği sorumluluklara ilişkin şu bilgileri verdi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüz, bu kapsamda olabilecek hükümlülerimizi tespit edip, yönlendirme ve bilgilendirmelerini yapacak. Antalya Ticaret Sanayi Odası da bu yönüyle belirlenen hükümlülerimize teknik, fiziki imkânları sağlayıp, bunların eğitimi ve donatımıyla ilgili ön bilgilendirmeleri yapacak. İŞKUR İl Müdürlüğümüz ise kendisinde mevcut olan veri tabanıyla iş arayan ve işçi arayanları bir araya getiren misyonla bu yönde tespit edilen hükümlüleri bilgilendirecek ve yönlendirme yapacak. Organize sanayi bölgemiz de kendisinde mevcut işçi açığını bize yönlendirerek birçok hükümlünün istihdamına, ekonominin iş gücü arayışına cevap bularak hem denetimli serbestlik hükümlülerimizin olağan hayatlarına geri dönmelerini kolaylaştıracak hem de işverenlerimizin taleplerini daha kolaylaştırıcı bir işleyişle protokole imza atıyoruz. Bu doğrultuda ATSO’nun, OSB’nin ve İŞKUR’un çok yoğun destekleri zaten var. Önceki dönemde farklı kollarla birlikteliklerimiz vardı. Bununla birlikte hem bir protokol dâhilinde ilerleyeceğiz artık hem de daha verimli, daha sağlıklı işler yapacağız inşallah." "İnsan hayatına verilen değerin göstergesi" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da protokolün insan hayatına verilen önemin bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bugünkü protokolle bütün kurumlarımız insan hayatına verdiği önemi aslında dile getirmiş oluyor. Çünkü bir kez bu dünyaya geliyoruz ve bu dünyada bazen de hatalar yapıyoruz. Bu hatalarda da adalet adına da bazen hükümlü duruma düşebiliyor insan. Sonuçta arzu edilmeyen bir durum ama yaşamın içinde olan bir olgu bu. Burada hükümlülük süresi bitmiş olan insanların tekrar hayata kazandırılmasında, daha önce yapmış oldukları işler ve bulundukları meslekler itibarıyla imkân varsa tekrar aynı mesleklerde bir iş bulmasının sağlanması, ekonomiye kazandırılması ve kendi hayatını tekrar kendi başına idame edebilmesi açısından bir çalışma söz konusu." "Mesleği olmayanlar için yeni beceri eğitimleri sağlanacak" Hacısüleyman, mesleği olmayan bireylerin de yeni beceriler kazanabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Ola ki bir meslek sahibi değildir; ilk defa bir meslek öğrenecektir. Bu konuda kurumlarımız hep beraber bizler de iş dünyası olarak bunu oluşturma çabası içerisindeyiz. Belki de daha önce yaptığı mesleği değil, yeni bir meslek öğrenmiştir. Belki bulunduğu cezaevinde de eğitim görerek yeni bir alana da ilgi duymuş olabilir. Onların da o alanda geliştirilmesi konusunda biz de üstümüze her şeyden önce insan olarak ne görev düşüyorsa onu yapmak, sonra da kurum olarak ne yapmamız gerekiyorsa bu konuda birlikte çalışmayı arzu ediyoruz." "Her türlü desteği vermeye hazırız" Antalya OSB Başkanı Hasan Ali Gönen ise bölgede uzun yıllardır hükümlü istihdamı konusunda adım attıklarını belirterek, "D tipi cezaevinde bir protokol hazırlayıp, her yıl 40-50 tane mahkumumuzu Antalya Organize Sanayi peyzajında çalıştırıyoruz. Bu protokolde yer alan maddelerin tamamını yerine getirebileceğimiz irademiz var. Tecrübemiz var ve bu konuda her türlü desteği vereceğiz" dedi.
KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu: "2025’in ilk 10 ayında toplam 4,5 milyon ziyaretçi ağırladık"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:46 KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu: "2025’in ilk 10 ayında toplam 4,5 milyon ziyaretçi ağırladık" Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, "2025’in ilk 10 ayı itibariyle 2 milyon kişi hava yoluyla KKTC’yi ziyaret etti. 2,5 milyon kişi de kara sınırlarından olmak üzere toplam 4,5 milyon kişiyi ağırladık" dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) işbirliği, Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumu’nun koordinasyonunda düzenlenen 11. Dünya Helal Zirvesi ve Helal Expo 2025, İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. "Helal ticaret diplomatik bir platformdur" Zirvenin açılışında konuşan KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, helal ticaretin sadece ekonomik bir güç değil, "coğrafyalar arasında köprü kuran, ülkelerin görünürlüğünü artıran ve halkları birbirine yaklaştıran büyük bir diplomatik platform" olduğunu söyledi. Helal Expo’nun, "İslam dünyasının üretim potansiyelini, ticaret vizyonunu ve ortak hedeflerini buluşturan önemli merkez haline geldiğini" ifade etti. "Dünya pazarlarında helal ürünlerin yükselişi yeni iş fırsatları oluşturuyor" Helal ticaretin güven, kalite, etik, izlenebilirlik ve insan sağlığı üzerine kurulu olduğunu belirten Ataoğlu, "Bu değerlerin her biri aynı zamanda ülkelerin marka değerini büyütür. Bugün dünya pazarlarında helal ürünlerin yükselişi yeni iş fırsatları oluşturmakla kalmıyor, ülkelerin imajını güçlendiriyor, kültürel tanıtıma kapı açıyor, insanları bir ülkeyle ilk kez temas ettiren bir pencere haline geliyor. Ticaret, ürünlerin dolaşımı kadar ülkelerin hikayesinin de dolaşımıdır" dedi. "KKTC’de turizm, eğitim ve sağlık sektörleri öne çıkıyor" KKTC’nin potansiyeline değinen Ataoğlu, Helal Expo gibi organizasyonların, ülkelerinin ürün ve hizmet kalitesini göstermek, turizm ve yatırım markasını güçlendirmek, yeni iş ortaklıkları kurmak ve uluslararası ilişkileri derinleştirmek için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Ataoğlu, KKTC’nin 2025 yılı turizm verilerine ilişkin de bilgi paylaştı. Ataoğlu, "2025’in ilk 10 ayı itibariyle 2 milyon kişi hava yoluyla KKTC’yi ziyaret etti. 2,5 milyon kişi de kara sınırlarından olmak üzere toplam 4,5 milyon kişiyi ağırladık" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin güçlü desteği KKTC’nin görünürlüğünü artırıyor" KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilere de değinen Ataoğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin güçlü desteği sayesinde KKTC’nin uluslararası görünürlüğü artmakta, ulaşım kapasitesi genişlemekte, turizm ve ticaret yolları güçlenmekte, KKTC markası daha geniş kitlelere ulaşmaktadır. KKTC-Türkiye işbirliği, yalnızca iki ülkenin değil, İslam dünyasının ortak kalkınma vizyonunu büyütmektedir" diye konuştu.
Sivas’ın yatırım potansiyeli, genç girişimcilere anlatıldı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:55 Sivas’ın yatırım potansiyeli, genç girişimcilere anlatıldı Sivas Ticaret Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir, Genç MÜSİAD’ın Tecrübe Aktarım Programı’nda yatırım teşvikleri, kümelenme modeli ve UR-GE projeleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Genç MÜSİAD Sivas tarafından düzenlenen Tecrübe Aktarım Programı’nda genç girişimcilerle bir araya gelerek iş dünyasına yönelik güncel gelişmeleri anlattı. Özdemir, özellikle yatırım teşvik mekanizmaları, Sivas’ın üretim potansiyeli ve Demirağ OSB’nin sağladığı fırsatlar konusunda kapsamlı bilgiler paylaştı. Programda kümelenme modeli ve UR-GE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi) projelerinin firmalara sunduğu katkıları ayrıntılarıyla ele alan Özdemir, gençlere önemli önerilerde bulundu. Genç MÜSİAD Sivas’ın ev sahipliğinde düzenlenen Tecrübe Aktarım Programı’nın konuğu olan STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, katılımcılara Yatırım Teşvik Sistemi, Sivas’ın yatırım avantajları ve Demirağ Organize Sanayi Bölgesi’nin mevcut durumu ile sunulan fırsatlar hakkında bilgi verdi. Kümelenme ve UR-GE’ nin Sivas ekonomisine katkısı Özdemir, özellikle kümelenme modeliyle sektörel iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, UR-GE projelerinin firmalara sağladığı katkıları detaylı şekilde anlattı. UR-GE kapsamında işletmelere yurt dışı pazarlama desteği, eğitim ve danışmanlık hizmetleri gibi önemli avantajlar sunulduğunu hatırlatan Özdemir, firmaların rekabet gücünü artırmak için bu projelere aktif şekilde dahil olmalarını tavsiye etti. STSO’nun yürüttüğü projeler ve geliştirdiği yeni çalışmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özdemir, Odanın hem iş dünyasına hem de genç girişimcilere yönelik projeleri planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hayata geçirmeye devam ettiğini ifade etti. Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Başkan Doğan: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği hedefliyoruz"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:12 Başkan Doğan: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği hedefliyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Yapılan desteklerle sadece üreticilerimizi ekonomik olarak desteklemeyi değil tarımsal üretimde sürdürülebilirliği de hedefliyoruz. Tarımsal üretim, şehirlerimizin geleceği için stratejik bir öneme sahip. Biz istiyoruz ki çiftçimiz üretmeye devam etsin" dedi. Türkiye’nin en önemli tarım kentlerinden biri olan Samsun’da Büyükşehir Belediyesi, ’Üreten Samsun’ vizyonu ile kent genelinde üreticilere tohumdan fideye, ekipmandan hayvancılık desteğine kadar çok kalemde tarımsal destek sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile üreticinin eli güçleniyor, kırsal kalkınma hız kazanıyor. Birçok kalemde güçlü destek Tarımda üretimi artırmak, çiftçinin yüzünü güldürmek için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında üreticilere aromatik bitki, çilek ve nergis soğanı olmak üzere 401 bin 390 fide ile armut, elma, maviyemiş ve gül olmak üzere 17 bin 730 adet fidan desteği sağladı. Büyükşehir Belediyesi buğday, fasulye, patates, silajlık mısır, yonca ve çim tohumu olmak üzere üreticilere 164 bin 690 kilo tohum desteği ile hem tarıma hem de hayvancılığa önemli katkılar sundu. Büyükşehir desteklerle üreticinin yanında Tarımsal sulama altyapısı yatırımları, organik tarım projeleri, ekipman desteği ve eğitim çalışmaları ile üretimde sürdürülebilirlik de destekleniyor. Birçok mahalleye yeni sulama tesisi kazandıran Büyükşehir Belediyesi, çok sayıda sulama tesisini de yeniledi. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi, kaz yetiştiriciliğinin geliştirilmesi kapsamında üreticilere civciv büyütme kafesi, yumurta fumügasyon kabini ve yumurta çevirici desteği sağladı. Büyükşehir ayrıca, 26 adet damla sulama sistemi ve 4 adet su deposu da inşa etti. Binlerce üreticiye ulaşan Samsun Büyükşehir Belediyesi tarımsal üretimin artmasında önemli rol oynadı. Samsun Büyükşehir Belediyesi bir yandan da kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve yerel üretimi desteklemek amacıyla başlattığı ’Köy Fırınları Projesi’ ile birçok mahalleye köy fırınları inşa ediyor. "Her zaman üreticimizin yanında olarak çalışmalarımızı hayata geçiriyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "İki nehrin ortasına kurulmuş verimli ovaları, 17 ilçesi ile Samsun’umuz, Karadeniz’in medarı iftiharı bir şehir. Bizler de Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman üreticimizin yanında olarak çalışmalarımızı hayata geçiriyoruz. Üreticilerimize tohum, fide, yem bitkisi tohumu, sulama ekipmanı, malzeme desteği gibi birçok kalemde önemli destekler sunuyoruz. Yapılan desteklerle sadece üreticilerimizi ekonomik olarak desteklemeyi değil, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği de hedefliyoruz. Tarımsal üretim, şehirlerimizin geleceği için stratejik bir öneme sahip. Biz istiyoruz ki; çiftçimiz üretmeye devam etsin. Bu nedenle üreticimizin elini güçlendirmek, maliyet yükünü hafifletmek ve verimliliği artırmak için her türlü desteği sağlıyoruz. Üreten bir şehir, güçlü bir gelecek demektir anlayışı ile üretimi güçlendiriyor, kırsalda kalkınmayı hızlandırıyoruz. Bazı projelerle üreticilerimizin ürününü alıp ihtiyaç sahiplerine de ulaştırarak örnek bir çalışma yürütüyor, üreticinin emeğini paylaşmanın gücüyle buluşturuyoruz. Tarımsal destek programlarımızı artırarak sürdürmekte de kararlıyız" şeklinde konuştu.
Dünya zeytin ağacı günü Manisa’da buruk geçti
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:06 Dünya zeytin ağacı günü Manisa’da buruk geçti UNESCO tarafından 2019 yılında ilan edilen ve her yıl 26 Kasım’da kutlanan Dünya Zeytin Ağacı Günü, Türkiye’de en fazla zeytin ağacına sahip Manisa’da buruk geçti. Zeytin ağacının kültürel, ekonomik ve çevresel önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan günde Kırkağaç’ın Bakır Mahallesindeki anıt zeytin ağacı önünde konuşan Kırkağaç Ziraat Odası Başkanı Emin Özarı, üreticilerin 2025 sezonunu büyük kayıplarla geçirdiğini söyledi. Özarı, nisan ayında yaşanan zirai don felaketinin üzüm bağlarıyla birlikte yüzlerce dekar zeytinlikte ciddi hasara yol açtığını belirterek, "Yeni açan tomurcuklar ve çiçekler don vurmasıyla zarar gördü. Ardından gelen aşırı sıcaklık ve kuraklık nedeniyle zaten az tutan zeytinler döküldü. 2025 yılı rekoltesi son 20 yılın en düşük seviyesine geriledi" dedi. Hasar sonrası üreticinin en azından artan maliyetleri karşılayabilmek için yüksek fiyat beklentisine yöneldiğini dile getiren Özarı, ancak tekelci sermayenin düşük fiyat dayatmasıyla karşı karşıya kalındığını ifade etti. Özarı, "Sezon başında 150 TL’den başlayan alım fiyatları, kapalı kapılar ardında yapılan ayarlamalarla 95 TL’ye kadar düşürüldü. Çiftçimiz bir kez daha ezildi" diye konuştu. Çiftçinin hak ettiği değeri ancak örgütlenerek alabileceğini vurgulayan Özarı, şu çağrıda bulundu: "Bir gün gelecek, bir araya gelemeyen çiftçimiz zincirlerini kıracak, sermayenin yükünü üzerinden atacak, birlik olup kooperatifleşecek ve kendi hakkına sahip çıkacaktır. Ziraat Odası olarak ilaç tedarikinden alet ekipman desteğine, mısır ve buğday pazarlamasına kadar üreticimizin yanındayız ama esas kurtuluş kooperatifleşmededir. Tüm zeytincilerimizi odamıza davet ediyor, gelin birlik olalım, kooperatifimizi kuralım diyorum." Dünya Zeytin Ağacı Günü’nü buruk bir şekilde kutladıklarını ifade eden Özarı, tüm zeytin üreticilerinin gününü tebrik etti.