EKONOMİ
Malatya Büyükşehir Belediyesi’nden üreten kadınlara büyük destek 25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:55:36 Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kurslarda üreten kadınların el emeği göz nuru ürünlerinin hem Kernek Vahap Küçük Külliyesi’nde kurulacak satış ofisinde hem de internet üzerinden satışa sunulacağını, kursa gelen kadınların bu sayede aile bütçelerine katkı sağlanacağını söyledi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, eşi Sevgi Er ile birlikte Kernek Vahap Küçük Külliyesi Kadın Kültür Sanat ve Spor Merkezini ziyaret etti. Kadınlara yönelik faaliyet gösteren giyim, mefruşat, el sanatları, saç bakım ve tasarım, biçki dikiş kurslarını ziyaret ederek, kursiyerlerle bir araya gelen Başkan Er, Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları hizmetlerden insanların hoşlanmasının, fayda görmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Kadınlara yönelik kursları artıracaklarını kaydeden Başkan Er, "Kernek Vahap Küçük Külliyesi içerisinde bir satış yeri oluşturuyoruz. Bize böyle bir talep gelmişti. Kadınlarımız "Üretiyoruz, bizim için terapi oluyor, sosyalleşiyoruz ama evimize de katkımız olsun" dediler. Yaptığınız el emeği göz nuru ürünlerin satışı için burada bir yer oluşturuyoruz. Bu ürünler, sizin adınıza satılacak" dedi. Başkan Er, kadınların üretime katılmaları ve aile bütçesine katkı sağlamalarını önemsediklerini ifade ederek, "Kernek Vahap Küçük Külliyesinde satış ofisi kuruyoruz; kadınlarımız el emeği göz nuru ürünlerini burada sergileyecekler. Bu ürünleri onlar adına satacağız. Aynı zamanda online da satış yapılacak ve hesaplarına aktarılacak" şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kurslardan faydalanarak hem üreten hem de sosyalleşen kursiyerler, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e teşekkür ederek, "Kurs günlerini iple çekiyoruz. Bizim için terapi oluyor. Allah sizden ve hocalarımızdan razı olsun. Yapılan bu çalışmadan memnunuz" dediler.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:32 Bakan Uraloğlu: "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık. Böylece yıllık kapasitemiz, 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, son 24 yılda Türkiye’nin sivil havacılık alanında yakaladığı büyümeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin havalimanı altyapısı, yolcu kapasitesi ve uçuş ağıyla dünya ölçeğinde dikkat çeken bir seviyeye ulaştığını belirtti. "Terminallerin yıllık yolcu kapasitesi 26 ab ülkesinin toplam nüfusunu aştı" Türkiye genelinde havalimanı sayısının son 24 yılda 26’dan 58’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, terminal alanlarının da 541 bin metrekareden 4,1 milyon metrekareye ulaştığını söyledi. Uraloğlu, bu doğrultuda havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin de arttığını dile getirerek "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık. Böylece yıllık kapasitemiz, 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştı" değerlendirmesinde bulundu. "Günlük uçuş sayısı 6 bin 800’ü aştı" Son 24 yılda hizmet verilen yolcu sayısının yaklaşık 34 milyondan 247,1 milyona yükseldiğini kaydeden Uraloğlu, günlük yolcu trafiğinin ise 92 binlerden 677 bin seviyesine ulaştığını belirtti. Uçak trafiğinde de benzer bir sıçrama yaşandığını ifade eden Uraloğlu, "Toplam uçuş sayımız 532 binden 2,5 milyonun üzerine çıktı, günlük uçuş sayısı ise 6 bin 800’ü aştı" bilgisini paylaştı. "Küresel havacılıkta üst sıralara yükseliş" Türkiye’nin havacılıkta sadece kapasite değil, küresel sıralamalarda da önemli bir yükseliş yakaladığını belirten Uraloğlu, "Dünya yolcu trafiğinde 18. sıradan 7. sıraya, Avrupa’da ise 7. sıradan 3. sıraya yükseldik" ifadelerini kullandı. Genişleyen filo ve uçuş ağı Uraloğlu, toplam hava aracı sayısının 626’dan 2 bin 218’e çıktığını, büyük gövdeli uçak sayısının ise 150’den 800’e ulaştığını belirtti. Havayolu koltuk kapasitesinin 25 binlerden 157 binin üzerine çıktığını aktaran Uraloğlu, kargo kapasitesinin de 303 tondan 2 bin 903 tona yükseldiğini söyledi. "Uçuş yolları 80 bin kilometreye yükseldi" Yurt dışı uçuş noktası sayısının 60’tan 356’ya ulaştığını kaydeden Uraloğlu, Türkiye’nin hava ulaştırma anlaşması bulunan ülke sayısının da 81’den 175’e çıktığını belirtti. Uraloğlu, "Hava sahasında tanımlı uçuş yollarımız da yüzde 91 artışla 41 bin 901 kilometreden 80 bin kilometreye yükseldi. Yani, bugün uçaklarımız, dünya üzerinde 80 bin kilometreyi bulan dev bir hava koridoru üzerinden uçuş gerçekleştiriyor" dedi. "Pist uzunluğumuz 241,4 kilometreye ulaştı" Uçak park pozisyonlarının 332’den 1.739’a, seyrüsefer yardımcı cihazlarının ise 215’ten 589’a çıktığını belirten Uraloğlu, "Yaptığımız yatırımlarla 2002 yılında sivil havacılığımıza hizmet veren yaklaşık 149 kilometrelik pist uzunluğuna 92,4 kilometre daha ekledik. Pist uzunluğumuz 241,4 kilometreye ulaştı; bu da Ankara-Çorum arasındaki mesafeye denk geliyor." diye konuştu. Türkiye’nin havacılıkta ulaştığı bu kapasitenin sadece bugünün değil, geleceğin de altyapısını oluşturduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Bu büyüme ile ülkemizi küresel hava ulaşım ağının merkezlerinden biri haline getirdik" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:25 Ayakkabı şikayetleri zirvede: Sinop’ta tüketici başvurularında dikkat çeken artış Sinop’ta tüketici ile satıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda "ayakkabı" ürünleri yine ilk sıraya yerleşti. Mart ayı verileri, hem başvuru sayısında hem de karar süreçlerinde dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Sinop İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı’nın 2026 yılı Mart ayı raporuna göre, toplam 2 milyon 91 bin 505 TL’lik uyuşmazlık için 147 başvuru yapıldı. Başvuruların büyük bölümü dijital kanallardan gelirken, yüzde 75,51’inin e-Devlet üzerinden gerçekleştirilmesi dikkat çekti. Bu durum, vatandaşların hak arama süreçlerinde dijital platformlara yöneldiğini bir kez daha ortaya koydu. Tüketici hakem heyetleri, 1995 yılından bu yana yargı dışı çözüm mekanizması olarak faaliyet gösterirken, uyuşmazlıkların hızlı ve düşük maliyetle sonuçlandırılmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda mahkemelerin iş yükünü azaltan önemli bir rol üstleniyor. Mart ayında yapılan başvurularda en fazla şikâyet konusu 14 başvuru ile ayakkabı ürünleri oldu. Onu kredi kartı üyelik ücretleri, perakende ürünler ve giyim sektörü izledi. Elektronik ürünlerden cep telefonuna, abonelik hizmetlerinden mobilyaya kadar birçok alanda tüketici şikâyetlerinin sürdüğü görüldü. Aynı dönemde heyet tarafından toplam 128 karar verildi. Kararlarda da en çok uyuşmazlık yaşanan alan ayakkabı olurken, kıyafet, cep telefonu ve kredi kartı aidatları öne çıkan diğer başlıklar arasında yer aldı. Sektörel bazda bakıldığında ise en fazla kararın verildiği alan perakende ticaret sektörü oldu. Karara bağlanan dosyaların 78’inde tüketiciler lehine, 47’sinde ise tüketiciler aleyhine hüküm verildi. Üç başvuruda ise görevsizlik kararı alındı. Bu tablo, tüketicilerin önemli bir kısmının hakem heyetleri aracılığıyla lehine sonuç elde ettiğini gösterdi.
ODTÜ, Türkiye’nin ilk üniversite endowment fonunu tanıtıyor
25 Kasım 2025 Salı - 10:24 ODTÜ, Türkiye’nin ilk üniversite endowment fonunu tanıtıyor Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Türkiye’de bir ilke imza atarak üniversite bünyesinde kurulan ilk süreklilik (endowment) fonu olan ODTÜ 70. Yıl Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nu kamuoyuna tanıtmaya hazırlanıyor. ODTÜ70, Türkiye’nin derin teknoloji alanlarındaki inovasyon kapasitesini değerlendirip küresel liderlik hedefleyen erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine sabırlı ve disiplinli finansman sağlamayı hedefliyor. Fon, yapısı, yatırım stratejisi ve oluşturduğu model itibarıyla Türkiye’de öncü bir rol üstleniyor. Bağış ve yatırım gelirlerini aynı çatı altında birleştiren fon, yapacağı yatırımların çıkışlarından elde edeceği getirinin yüzde 20’sini ODTÜ Geliştirme Vakfı’na aktaracak. Bu yönüyle ODTÜ70, Türkiye’de üniversite sürdürülebilirliği için tasarlanmış ilk model olma özelliğini taşıyor. Fon, Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. iş birliğiyle yönetiliyor ve 70 milyon dolar hedef büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor. Fonun yatırım odağı, yüzde 70 ODTÜ ekosistemi girişimleri, yüzde 30 stratejik fırsatlar olarak belirlendi. Öncelikli alanlar arasında yapay zekâ, ileri malzemeler, biyoteknoloji, sağlık teknolojileri, savunma, mobilite ve iklim teknolojileri bulunuyor. ODTÜ’nün akademik gücü, araştırma kapasitesi ve Teknokent’teki 400’ü aşkın teknoloji şirketi ile birlikte oluşturduğu ekosistem ve dünyanın dört bir yanına yayılmış mezunların gücü fonun yatırım stratejisinin merkezinde yer alıyor. Mezun girişimcilerin başarıları da fonun arkasındaki güçlü potansiyeli ortaya koyuyor. Türkiye’deki tüm exit’lerin yüzde 11’inin ODTÜ mezunları tarafından gerçekleştirildiği bildirilirken, en yüksek yatırım alan ilk 100 girişimin yüzde 17’sinde yine ODTÜ’lü kurucuların yer aldığı belirtildi. 2024 yılında gerçekleşen 524 yatırımın 50’si ODTÜ mezunlarına ait. ODTÜ70, üniversitenin bilgi birikimi, mezun ağı ve girişimcilik ekosistemini bir araya getirerek yerli teknoloji girişimlerinin küresel pazarlara açılmasını hızlandırmayı hedefliyor. Açılış etkinliği, 27 Kasım Perşembe günü saat 16.00’da İstanbul Beşiktaş’ta bulunan İş Kuleleri’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik kapsamında ODTÜ70’in vizyonu, hedefleri ve Türkiye’nin teknoloji ekosistemine sağlayacağı katkılar detaylı biçimde kamuoyuyla paylaşılacak.
Tavas’ta zeytin seferberliği kapsamında açılan Tarla Okulu ilk mezunlarını verdi
25 Kasım 2025 Salı - 10:20 Tavas’ta zeytin seferberliği kapsamında açılan Tarla Okulu ilk mezunlarını verdi Denizli’nin Tavas ilçesi Seki Mahallesi’nde, üretim sezonu boyunca devam eden ‘Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’ hasat etkinliği ve sertifika töreniyle sona erdi. Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’ndan 31 üretici mezun oldu. Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’nda sezon boyunca uzman teknik personel tarafından üreticilere; 19 Şubat’ta budama, 24 Mart’ta gübreleme, 11 Temmuz’da ise hastalık ve zararlılarla mücadele eğitimleri verildi. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan 31 üreticiye katılım belgeleri törenle takdim edildi. Törenin açılışında konuşan Tavas İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ali Söylemez, ilçedeki zeytin potansiyeline vurgu yaptı. TÜİK verilerine göre Tavas genelinde 5 bin 750 dekar alanda zeytin üretimi yapıldığını belirten Söylemez, "Seki Mahallemiz, 48 üretici ve bin 227 dekar zeytin alanı ile ilçemizin önemli üretim merkezlerinden biridir. Şubat ayında başlattığımız okulumuzu bugün hasatla taçlandırıyoruz" dedi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, törende yaptığı konuşmada 2025 sezonunda yaşanan iklimsel zorluklara dikkat çekti. İl genelinde yaşanan aşırı sıcaklar, kuraklık ve düzensiz yağışlar nedeniyle rekolte kaybı yaşandığını hatırlatan Tarım ve Orman İl Müdürü Zayim, bu kayıpların önüne geçmek için bilimsel üretimin şart olduğunu vurguladı. Zeytinciliğin bölge ekonomisi için önemine işaret eden Tarım ve Orman İl Müdürü Zayim, "Denizli olarak Türkiye zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 1’ini karşılıyoruz ve Ege Bölgesi’nde 5. sıradayız. Ancak hedefimiz sadece miktar değil, kalitedir. Hayata geçirdiğimiz ’Örnek Üreticilerle Topraktan Sofraya Bilinçli Üretim ve Yayım Projesi’ ile 710 üreticimize birebir danışmanlık veriyoruz. Tavas ve Kale ilçelerimizdeki zeytinyağının kalitesini tescillemek adına Coğrafi İşaret ve markalaşma çalışmalarına kaymakamlarımızın desteğiyle başlıyoruz. Markalaşma olmazsa, gerçek kazanca ulaşamayız" dedi. Tavas Kaymakamı İsmail Demir ise tarımın insanlık için vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirterek, "Pandemi süreci tarım ve insan arasındaki simbiyotik ilişkiyi tescilledi. Ülkemizin en verimli topraklarındayız. Seki halkı asildir, çalışkandır ve üretkendir. Bu projeye gönüllü katılan tüm üreticilerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından eğitimleri tamamlayan 31 üreticiye sertifikaları protokol üyeleri tarafından verildi. Tören, zeytin bahçesinde yapılan hasat etkinliği ile sona erdi. Denizli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Tavas İlçe Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen ‘Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’ projesi, Seki Mahallesi’nde düzenlenen hasat şenliğine Tavas Kaymakamı İsmail Demir, Denizli il Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, Tavas İlçe tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ali Söylemez, İl Müdür Yardımcıları, Şube Müdürleri, teknik personel ve çiftçilerin katılımı ile gerçekleşti.
m-TOD’un yeni dönem başkanı Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin oldu
25 Kasım 2025 Salı - 10:12 m-TOD’un yeni dönem başkanı Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin oldu Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone tarafından her yıl dönüşümlü olarak başkanlığı yapılan Mobil Telekomünikasyon Operatörleri Derneği’nin (m-TOD) yeni dönem başkanı Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin oldu. Türkiye’nin mobil iletişim teknolojilerinde öncü, yenilikçi ve lider ülke olma yolunda katkı sunma vizyonuyla 2016 yılında kurulan m-TOD’da görev değişikliği oldu. Üç operatörün her yıl dönüşümlü olarak başkanlık yaptığı derneğe yeni dönemde Türk Telekom başkanlık yapacak. Derneğin 2025 Olağan Genel Kurulu’nda Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, başkanlık görevini Turkcell CEO’su Ali Taha Koç’tan devraldı. Olağan Genel Kurul sonrası açıklamalarda bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin şunları ifade etti; "Ülkemizin iletişim sektörünün en önemli aktörleri ve m-TOD paydaşları olarak, dijital çağda büyük bir sorumluluk taşıdığımızı biliyoruz. Ülkemizi mobil iletişim teknolojilerinde öncü, yenilikçi ve lider bir konuma ulaştırmak amacıyla 2016’da kurulan m-TOD’da yeni bir döneme başlıyoruz. Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda kritik bir eşik olan ve 1 Nisan 2026’da hayatımıza girecek 5G için geri sayım sürerken, m-TOD olarak bu çağın Türkiye için yalnızca teknik bir güncelleme değil, aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarını aralayacak stratejik bir dönüşüm niteliği taşıdığının bilinciyle hareket ediyoruz. 5G; sağladığı yüksek hız, kapasite ve düşük gecikme ile yepyeni deneyimleri mümkün kılacak. Ekonomik ve sosyal anlamda birçok dönüşümün eşiğinde olduğumuz bu dönemde dernek olarak; Türkiye’nin küresel yarışta, standartları belirleyen ülkeler arasında yer almasını amaçlıyoruz. Dijital ekonomiyi büyütecek, sürdürülebilir inovasyonu destekleyecek güçlü iş birlikleri ile ülkemizi mobil teknolojilerde, üreten, geliştiren ve dünyaya değer sunan bir konuma taşımayı hedefliyoruz. Mobil iletişim teknolojilerinde güçlü iş birlikleri kurduğumuz ve sektörümüzü temsil ettiğimiz m-TOD’un yeni döneminde başkanlığını üstlenmenin mutluluğunu yaşıyor, geçtiğimiz dönemde dernek başkanlığını yapan Turkcell CEO’su Ali Taha Koç’a katkılarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi. Sektördeki tüm oyuncular arasındaki iş birliğinin artırılması amacıyla hareket ediyor m-TOD, mobil alanına ilişkin tüm süreçlerde etkin rol alarak Türkiye’yi bu alanda öncü, yenilikçi ve lider bir konuma ulaştırmak için 2016 yılında kuruldu. Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone tarafından kurulan ve başkanlığını her sene dönüşümlü olarak operatörlerin genel müdürlerinin üstlendiği m-TOD, mobil iletişim teknolojisinin ulusal ve uluslararası alanda dernek seviyesinde temsil edilmesi ve sektördeki tüm oyuncular arasındaki iş birliğinin artırılması amacıyla hareket ediyor. m-TOD, sektör regülasyonlarına ilişkin ilgili çalışmaların yanı sıra rekabet ilkeleri ve kamu faydasını gözetecek çeşitli projeleri de aralıksız sürdürüyor.
Adana’da seralarda gül hasadı başladı
25 Kasım 2025 Salı - 10:06 Adana’da seralarda gül hasadı başladı Adana’da seralarda yetişen güller hasat edilmeye başlandı. Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’da gül yetiştiriciliği devlet desteği sayesinde her geçen yıl artıyor. Bu sene il genelindeki 416 dönüm serada yetişen güller, hasat edilmeye başlandı. Özenle yetiştirilen ve emekle toplanan güller, tazelikleri korunarak pazara ve çiçekçilere ulaştırılıyor. 1 dönüme ortalama 15 bin adet gül verimi alınırken, seradan çıkış fiyatı tanesi yaklaşık 10 TL olan güllerin çiçekçilerde 100 TL’ye kadar yükselmesi ise dikkat çekti. "Burada aracılar kazanıyor" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, asıl parayı kazanan kişilerin aracılar olduğunu belirterek, "10 dönümlük bir serada üretim yapıyoruz. Dönümde 15 bin adet gül alıyoruz. Dalında 10 liradan gülü satıyoruz ama çiçekçide fiyat 100 TL. Burada aracılar kazanıyor. Gül yetiştirmek çok zahmetli bir iş ama fiyatlar bizi keyiflendirirse çok güzel olur" dedi. "1 dönüme maliyet 100 bin lira" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ise, "Adana’da gül seramız bu sene 416 dönüme yükseldi ancak fiyatlar çok düşük. Burada 10 liraya satılan gül, dışarıda 50-70 ve 100 TL’den alıcı buluyor. Aslında burada üretici kazanmıyor. Çiftçimizin 1 dönüme maliyeti 100 bin lira. 1 dönümde eğer çiftçi 15 bin adet gül alırsa para kazanacak" ifadelerini kullandı. "Gümrük vergisi şart" Karpuz ve muzda olduğu gibi gülde de gümrük vergisi olmasını talep eden Doğan, "Yurt dışından gelen güllere gümrük vergisi konulmalı. Bizim gül ekim alanlarımızın artması için gümrük vergisi konulmalı. Aksi takdirde gülden para kazanma şansımız yok" diye konuştu.
Aksa Enerji, Burkina Faso’da 20 yıllık elektrik satış anlaşması imzaladı
25 Kasım 2025 Salı - 09:45 Aksa Enerji, Burkina Faso’da 20 yıllık elektrik satış anlaşması imzaladı Aksa Enerji, Burkina Faso’nun ulusal elektrik kurumu Sonabel ile 20 yıl süreli garantili elektrik alım anlaşması imzalayarak Afrika’daki sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisine yeni bir yatırım daha ekledi. Şirket, Burkina Faso’nun başkenti Ouagadougou’da toplam 119 MW kurulu güce sahip olacak elektrik üretim santralini 2026’nın son çeyreğinde devreye alacak. Türkiye’nin önde gelen halka açık serbest elektrik üreticilerinden Aksa Enerji, Afrika’daki stratejik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Burkina Faso’nun başkenti Ouagadougou’da hayata geçirilecek ve kurulu gücü 119 MW olacak akaryakıt kaynaklı elektrik üretim santrali için bölgenin ulusal elektrik kurumu Sonabel ile (La Société Nationale d’Electricité du Burkina) ile 20 yıl süreli garantili elektrik alım anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Aksa Enerji, ülkenin başkenti Ouagadougou’da toplam 119 MW kurulu güce sahip olacak akaryakıt kaynaklı elektrik üretim santralini 2026 yılının son çeyreğinde devreye alacak. Yeni yatırım, Burkina Faso’nun artan enerji talebinin güvenilir ve kesintisiz şekilde karşılanmasına katkıda bulunurken bölgenin elektrik arz güvenliğine uzun vadeli katkı sunması hedefleniyor. Santralin inşaat ve işletme süreçlerinde yerel tedarik zinciri ve istihdamın desteklenmesi planlanıyor. "Afrika’nın enerji geleceğini inşa ediyoruz" Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, anlaşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Bugün attığımız stratejik adım, Afrika’da uzun vadeli değer oluşturma vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Burkina Faso’nun enerji arz güvenliği hedeflerine katkı vermek üzere, tecrübe ve yetkinliklerimizi kullanarak en hızlı ve verimli çözümlerimizi devreye sokacağız. Afrika kıtasında daha önce yaptığımız projelerde olduğu gibi bu projede de başarılı olacağımıza inanıyorum. Aksa Enerji olarak diğer projelerde olduğu gibi bu proje de uzun vadeli, döviz bazlı bir anlaşmadır. Bir defa daha vurgulamam gerekirse, bulunduğumuz coğrafyalarda güçlü finansal yapımız, yüksek mühendislik gücümüz ve 25 yılı aşkın deneyimimizle fark oluşturuyoruz" dedi. Şirket, yapılan yeni anlaşmalarla sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisinin bir parçası olarak Afrika’da üstlendiği projelere bir yenisini daha eklediğini duyurdu. Şirket; Gana, Senegal ve Gabon’un ardından Burkina Faso ile kıtadaki yatırımlarını artırıyor.
Doğru budama ile 500 metrekareden alınan fındık, 10 dönümlük bahçeden alınan fındığı solluyor
25 Kasım 2025 Salı - 09:43 Doğru budama ile 500 metrekareden alınan fındık, 10 dönümlük bahçeden alınan fındığı solluyor SAMSUN (İHA) – Ziraat yüksek mühendisi Gökhan Ayar, dip sürgünü temizliği, uç budaması ve seyreltme uygulamaları sayesinde fındık bahçelerinde birim alandan alınan verimin, doğru budama yapılmamış bahçelere göre çok daha yüksek olduğunu söyledi. Bu sene fındık rekoltesinde Türkiye’de birinci sırada yer alan Samsun’da Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından üreticilere çeşitli eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerinden biri de fındık bahçelerinin olmazsa olmazı arasında yer alan ama üreticiler tarafından bilinçli yapılmayan budama olarak dikkat çekiyor. Halk Eğitim Müdürlüğü kursları ile üreticilere budama teknikleri öğretilirken, doğru budama yapılan fındık bahçelerinde dal sayısı azalsa da elde edilen meyvenin arttığı üreticilere vurgulanıyor. Terme İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde görevli Ziraat Yüksek Mühendisi Gökhan Ayar, ilçedeki en çok rekolteli fındık veren bahçede çiftçilere budamanın nasıl yapılacağı konusunu uygulamalı olarak gösterdi. "Güneş görmeyen dallar fındık vermez, gölgedeki dalın fındığı olmaz" Fındık ocaklarında her daldan meyve almak için tüm dalların güneş aldığından emin olunması gerektiğini ifade eden Gökhan Ayar, "Fındık meyvesi, ağaçlardaki tomurcukların karanfile dönüşmesinden oluşuyor. Bu dişi çiçekler fındıkta aralık ve şubat ayları arasında oluşur. Bu tomurcukların karanfile dönüşmesi için fosfor ve güneş çok önemli. Güneşi görmeyen tomurcuklardan karanfil elde edemezsiniz. Bu sebeple karanfillerin güneş görmesi gerekiyor. Fındıkta budamanın asıl amacı da karanfilleri arttırmak için güneşlenmeyi artırmaktır. Dallar birbirini gölgelemesin, üst üste gelmesin istiyoruz. Dallar başka dalları gölgelediğini oradan karanfil elde edilemeyeceği gibi fındık da elde edilemiyor. Bir daldaki karanfillerin yüzde 80’i tek yıllık sürgünlerden elde edilir. Yeni sürgünlerin bir karış ya da 15 santimden büyük olması yeterlidir. 10 santimin altına düşen sürgünlerde gelişim zayıf demektir. Fındıkta verimin alınması için yıllık sürgünün artırılması gerekir. Yıllık sürgünün artmasında da en önemli unsur; budama ve sulamadır. Bu şekilde 35-40 santime kadar yeni sürgünler elde edilebilir. Aldığımız fındıkların yüzde 80’ini yıllık sürgünlerden alırız. Doğru budama da yıllık sürgünde önemli. Özellikle uç budamaları yıllık sürgünlere olumlu etki eder. 8-10 sene sonra verimli olmayan dallar yedek olarak bekletilebiliyor. Aslında sadece uç budamasıyla yıllık sürgün gelişimi artırılabilir" dedi. "Dip sürgünü yapmazsanız, odun beslemiş olursunuz" Ocaklardaki dallardan verim almak için işe yaramayan ve gereksiz besin tüketen dip sürgünlerinin budanması gerektiğini dile getiren Gökhan Ayar, "Budama; dip sürgünü, seyreltme ve uç budaması olarak 3’e ayrılır. Dip sürgünü temizliğinde dip sürgünleri; daha genç olduğundan gübre, su gibi besinleri fındık alınacak daldan daha fazla faydalanıyorlar. Hızlı gelişmek için diğer dallardan daha fazla besleniyorlar. Ana dalı, fındık verecek dalı besleyeceğimize dip budaması yapmazsak bir işe yaramayacak dip sürgünlerini, yani odun beslemiş oluyoruz. Dip sürgünü temizlikleri kışa girmeden yapılmalı. Hastalıklardan korunmak için de dip sürgünü budaması önemli. Küllenme dip sürgününden başlar. Zararlılar için konak alanıdır. Bundan dolayı fındık ocaklarında dip sürgünü bırakmamamız gerekiyor. Gübrelemeden önce dip sürgününün yapılması gerekiyor. Fındık ocakları ne kadar kalabalık olursa orada hastalık olma ihtimali artacaktır. Dip sürgünlerini budarken yüksekten yapılmayacak. Toprağın biraz daha altından odunları kesmek gerekiyor. Dip sürgünlerini ilk başta toprağın az altından kessek ileride sıkıntı yaşanmaz. Tek gövde bile fındık yetiştirilir" diye konuştu. "Doğru budama yapılan 500 metrekarelik bahçeden alınan fındık, budama yapılmayan 10 dönümlük fındık bahçesinden alınamıyor" Verimi artırmak için daha çok alan ve dala ihtiyaç olmadığını, yeteri kadar sağlıklı daldan çok iyi şekilde verim alınabileceğini vurgulayan Ayar, "Seyreltme de budamada önemli bir yöntem. Dallar, tüm dallar güneşten faydalanacak şekilde seyreltilecek. Birbirine gölge etmeyecek, ortası boş kalacak ve iyi bir hava sirkülasyonu sağlanacak. Bu sirkülasyon küllenmeyi önler. Çok sık fındık ocakları hastalığa daha açık. Az değil, yeteri kadar dal, daha fazla verim demektir. Birim alandan daha fazla dal istenir ama olması gerektiği kadar. Fındık ocaklarında ortada dal olmamalı. Bu dal tüm dalları gölgeler. Köşeden gelip, ortaya gelerek diğer dalları gölgeleyen dallar da kabul görmüyor. Fındık ocaklarının dallarının dışa doğru açılması gerekiyor. Hastalıklı ve zararlı dalların da ocaklardan çıkartılması gerekiyor. Önce bu dallar çıkartıldıktan sonra seyreltmeye geçilmeli. Üreticiler, ‘Dalkıranları çıkartırsam bahçemde dal kalmayacak’ diyor. Gerekirse kalmayacak, başka türlü bununla başa çıkılmaz. Örnek bahçelerde dalkıran sorunu 2 yılda hallettik. Bunu bahçede dalkıran hastalığına yakalanan dal bırakmayarak bunu başardık. Fındık kendi kendini yenileyen bir bitkidir. Yaralarını iyileştirebilir. Biz bu budama işlemini örnek bahçelerimizde uyguluyoruz. Terme Ortasöğüt Mahallesi’nde bir bahçemizde budama işlemi gerçekleştirdik. Budama yapılan bahçede 500 metrekareden aldığı fındığı, geri kalan 10 dönümlük fındık bahçesinden alamıyor" şeklinde konuştu. Ayar ayrıca budamanın üçüncü kısmını oluşturan uç budama işleminin inceliklerini de şu sözlerle aktardı: "Uç budaması da fındıkta verimliliği artırmak için olmazsa olmaz. Fındık ocaklarında kökten uca kadar giden dala ‘lider dal’ denir. Lider dal üzerinde yapılan her budama uç budamadır. Uç budaması; lider dalın en uç kısmından dışarıya bakan kısmından 10 santim gerisinden bir kesim yaptığımız takdirde verimli olacaktır. Uç budaması yumuşak dokudan değil, odunlaşmanın başladığı yerde yapılır. Uç budamasında budanan göz nereye bakıyorsa dalın büyümesi o yöne doğru olacaktır. İçeri giren dal istenmediğinden budamada gözlerin dışarı bakması çok önemli bir husustur."
Karadeniz’de hamsi bereketi diğer balık türlerini de canlandırdı
25 Kasım 2025 Salı - 09:39 Karadeniz’de hamsi bereketi diğer balık türlerini de canlandırdı Bu yıl hamsinin bolluğu tezgahlardaki çeşitliliğe de etki ederek hem balıkçı esnafının hem vatandaşın yüzünü güldürdü. Karadeniz’de bu sezon yaşanan hamsi bolluğu, yalnızca tezgâhları değil denizin ekosistemini de hareketlendirdi. Hamsinin yoğun olduğu bölgelerde diğer balık türleri de görülürken, bu durum tezgahlara olumlu yansıdı. Kıyı balıkçılarının oltalarına normalde bölgede sık görülmeyen mırmır balığı ve uskumru gibi türler takılmaya başladı. Balıkçılar, Karadeniz’de bu türlerin bu kadar yoğun görülmesinin son yıllarda rastlanan nadir bir durum olduğunu dile getirdiler. Hamsi bolluğu yalnızca çeşitlilikte değil, balıkların boyutlarında da etkisini gösterdi. Özellikle istavrit, bulduğu zengin besinle birlikte olağan dışı bir büyüme gösterdi. Balıkçıları şaşırtan türlerin hamsinin arkasından geldiğini düşündüklerini ifade eden balıkçı esnafı Musa Tafralı, "Bu yıl hamsinin bolluğundan dolayı kıyı balıklılarımız için de çok bereketli bir yıl geçiyor. Çok nadir görülen balıklar bu yıl bollukla başladı. 3 tanesi yaklaşık 1 kilogram gelen iri istavritler çıkmaya başladı. Uskumru Karadeniz’de nadir görünürdü ama bu yıl bayağı bereketli oldu. Mırmır balığı Ege balığıdır ama Karadeniz’de, Pazar ilçesinde çoğalmaya başladı. Kıyı balıkçılığı gitgide artmaya başlıyor. Uskumrunun artması da bizi çok şaşırtıyor. Bu balıklar Marmara Denizi ve Ege Denizi balıkları. Karadeniz’de bu balıklar gitgide artmaya başladı. Bu bolluğun hamsinin bolluğundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü çok yoğun hamsicilik var. Rize’de şu an tonlarca hamsi tutuluyor. Biz de bu balıkların hamsinin peşine geldiğini düşünüyoruz. Ayrıca hamsinin fiyatı da düşük olduğu için diğer çeşitler de uygun hale geliyor" ifadelerini kullandı.
Trabzon’dan dünyaya can salı ihracatı
25 Kasım 2025 Salı - 09:23 Trabzon’dan dünyaya can salı ihracatı Denizcilik sektöründe gemi kazalarında can kurtaran ve gemi filikalarının yetersiz kaldığı durumlarda ikinci kurtarma aracı olarak kullanılan can salı, Trabzon’da tamamen yerli imkânlarla üretilerek, çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor. Beşikdüzü ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Akana Deniz Teknolojileri, Türkiye’nin ilk yerli can salı tesisi olmasının yanı sıra can salı ile birlikte acil durum gıdası ve acil durum suyunu aynı çatı altında üreten dünyadaki tek firma konumunda bulunuyor. Şirket sahibi Uğur Şahintürk, 1988 yılında başladığı denizcilik sektöründeki birikimini 2015’te üretim sürecine taşıyarak bugün alanında önemli işlere imza atan önemli bir firma halinde geldiklerini söyledi. Şahintürk, özellikle ani gemi batma durumlarında kendiliğinden açılarak denizde şişen can salının gemilerde hayati önemi olduğunu vurguladı. Uğur Şahintürk, "Bir can salının üretimi yaklaşık 2 gün sürüyor. En önemli özelliklerinden biri de gemi filikaları yetersiz kaldığında ikinci bir kurtarma aracı olarak devreye girmesi. Batmakta olan bir gemide mürettebat düşünmeye vakit bulamadan can salı kendiliğinden açılıyor ve personel ile birlikte diğer yolcular kurtuluyor" dedi. "Acil durum gıdası, acil durum suyu ve can salını tek çatı altında üreten dünyada tek firmayız" Fabrikanın yüzde 75’inin kadın çalışanlardan oluştuğunu belirten Şahintürk, can salının içinde bulunan ilk yardım seti, acil durum gıdası ve suyun da tamamen Trabzon’da üretildiğini ifade ederek, "Şu anda 7-8 ülkeye ihracat yapıyoruz. Aynı zamanda acil durum gıdası ve acil durum suyu da ihraç ediyoruz. Üretim yapmak ülkemizde zor, fakat spesifik işler yapmak gerçekten çok zor. Bizim için en önemlisi de bunu Türkiye Cumhuriyeti’nde sadece bizim yapmış olmamız. Aynı zamanda acil durum gıdası, acil durum suyu ve can salını tek çatı altında üreten dünyada tek firmayız" diye konuştu. Şahintürk, "Biz burada üretim yapıyoruz ve önemli bir şey yapıyoruz. Devletin üst kademe yetkililerinin burayı gelip görmelerini, bize destek olmalarını istiyoruz. Devlet büyüklerimizin bu tür spesifik işlere çok büyük önem göstermesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Büyük Usta & Serfressh’in cam şişe şalgamlarına yoğun talep
25 Kasım 2025 Salı - 09:21 Büyük Usta & Serfressh’in cam şişe şalgamlarına yoğun talep Ülkemizde son yıllarda çevre bilincinin artmasıyla birlikte Büyük Usta & Serfressh Şalgam’ın cam şişelerde sunduğu şalgama yoğun bir talep yaşandığı bildirildi. Adana’nın coğrafi işaretle tescilli lezzeti şalgam, tüm Türkiye’de severek tüketilen bir içecek haline geldi. Büyük Usta & Serfressh, tüm Türkiye’deki marketlerde genelde plastik şişelerde satılan Adana Şalgamı’nı uzun yıllardır cam şişelerde de yaptığı belirtildi. Yurt genelinde son yıllarda çevre bilincinin artmasıyla birlikte cam şişeli şalgama da yoğun bir talep yaşandığı ifade edildi. Cam şişelerin, plastik ambalaja göre geri dönüşüm açısından çevreye katkı sağladığına dikkat çeken firma temsilcileri, cam şişelere olan talebin son zamanlarda gittikçe arttığını söyledi. Tüketicilerin bu değişimden memnun olduğunu dile getiren firma temsilcileri, "Cam şişe ürünlerimiz özellikle restoran ve işletmelerde daha çok tercih ediliyor ancak artık perakende de cam şişe kullanımı yaygınlaştı. Tüketicilerimiz artık cam şişelerde ürünleri tercih ediyor. Biz de bunları dikkate alarak cam şişelerdeki ürünlerimize daha fazla odaklanıyoruz" dedi. Cam şişeli ürünlere yatırımlar artıyor Artan talebi karşılamak üzere cam şişe ürünlere yatırım yaptıklarını belirten firma temsilcileri, "Hem üretim hızımızı ve kapasitemizi artırmak, hem de kullanımı daha kolay olan ve şık bir görüntü sağlayan metal kapaklar kullanabilmek için cam şişe üretim hattımızı tamamen revize ettik ve yeni makineler ekledik. Bu sayede plastik kapak ve kapşona kıyasla çevreye daha faydalı bir ambalajda Adana’mızın gerçek şalgam lezzetini tüketicilerimizle buluşturuyoruz" ifadelerini kullandı.