EKONOMİ
Zafer Kalkınma Ajansının yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta yapıldı 28 Nisan 2026 Salı - 20:51:13 Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta gerçekleştirildi. Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim Kurulu Toplantısı Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın başkanlığında Uşak’ta gerçekleştirildi. Toplantıya, Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın, Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş, Uşak Valisi Serdar Kartal, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan, Kütahya İl Genel Meclisi Başkanı Muammer Özcura, Uşak İl Genel Meclisi Başkanı Aynur Yurtsever, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selim Kandemir ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın; "Cam ve Plastik Geri Dönüşüm Araştırma Sonuçları, bölgemizin yeşil dönüşüm vizyonu için kritik bir çalışmadır. Atıkları bir çöp değil sanayimiz için değerli bir ham madde ve enerji kaynağı olarak görmeliyiz. Bu araştırma, döngüsel ekonomi modeline geçişte tesislerimizin kapasite artışından yerel yönetimlerimizin stratejilerine kadar farklı alanlarda çeşitli öneriler sunacaktır." dedi. KOBİ’lere faizsiz kredi desteğiyle yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedeflediklerini dile getiren Işın; "En stratejik adımlarımızdan biri olarak, 25 Mart’ta ilan ettiğimiz 315 Milyon TL bütçeli SoGreen Projesi ile imalat ve turizm sektöründeki KOBİ’lerimize can suyu olacak büyük bir finansman desteği başlattık. 7,5 Milyon TL üst limitli ve faizsiz bu kredi desteği, bölgemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracaktır. Sosyal kapsayıcılığı merkeze alan bu programla mayıs ayındaki başvuru süreci sonrasında yatırımların hızla hayata geçmesini bekliyoruz." dedi. Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
28 Nisan 2026 Salı - 19:44 Başkan Gülsoy: "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" dedi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Küresel ekonominin çağın en büyük sınavlarından birini verdiğini söyleyen Başkan Gülsoy, "İçinde bulunduğumuz dönemde küresel ekonomi, belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir noktadayız ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece döviz kurlarına, enflasyon verilerine veya merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanız ne yazık ki yetmiyor. Bugün artık haritayı önümüze açıp, jeopolitik dengeleri de titizlikle analiz etmek ve dünyadaki güç savaşlarını yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren ve hepimizi kaygılandıran gerginlik, bizlere bir gerçeği çok sert ve çıplak bir şekilde hatırlattı: Huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Küresel ölçekte yaşanan bu tür gelişmeler, ekonomideki belirsizliği maalesef daha da derinleştiriyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim ki; bugün dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel ’belirsizliktir.’ Küresel ölçekte karar alıcılar dahi ertesi gün neyle karşılaşacaklarını öngörmekte zorlanıyor. Bu öngörülemezlik durumu sadece siyaseti değil, sermaye hareketlerinden tedarik zincirlerine kadar tüm piyasaları doğrudan ve derinden etkiliyor. Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler ve devam eden ateşkes süreçleri, piyasalar tarafından son derece temkinli bir şekilde takip ediliyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar; enflasyon rakamları ve üretim maliyetlerimiz üzerinde en belirleyici unsur olmaya devam ediyor. Petrolün 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, tüm maliyet zincirimizi kırarak enflasyonu tetiklerken; bu seviyenin altında kalması küresel ekonomiye bir nebze olsun nefes aldıracaktır. Ancak mesele sadece matematiksel bir veri meselesi değildir. Rakamların bu denli savrulmasının ardında yatan asıl neden; küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, uluslararası kural ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırlarıdır. Bu tavırlar, maalesef uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir etmiştir. Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil; ’güçlü olanın kuralı o an yazdığı’, jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği kaotik bir düzen vardır. Öte yandan, çoğumuz enerji krizini sadece ’akaryakıt zammı’ ya da ’ısınma maliyeti’ olarak görüyoruz. Oysa bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve içinde bulunduğumuz dijital dünyayı da doğrudan vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar yüksek enerji tüketiyor ki, enerji fiyatlarındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz sadece fabrikamızdaki çarkları değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünü dahi derinden etkiliyor. Bölgesel gerginlikler; mutfağımızdaki enerji maliyetinden, finansal varlıklarımıza kadar hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır" dedi. Başkan Gülsoy, savaşların bitmediğini sadece duraksadığını söyleyerek, "Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor: Savaşlar bitmiş değil, sadece duraksamış durumda. Enflasyon ise henüz tamamen kontrol altına alınmış değil; şu an yaşadığımız sadece geçici bir dengelenme sürecidir. Bu nedenle hem küresel hem de ulusal ölçekte gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmeli, her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalıyız. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış; dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece kenardan izleyen değil, aktif şekilde ’yöneten’ bir aktör olmak zorundadır. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız. Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; kuşkusuz bu önemli bir başarıdır. Ancak 2026 yılında bu ivmeyi sürdürmek çok daha büyük bir çaba gerektiriyor. Bölgedeki savaş ve gerginlikler, büyüme yolumuzu ciddi anlamda ’engebeli’ hale getirmiştir. Bu yılki büyümenin kalıcılığı; tamamen krizlerin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlıdır. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu; gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin en büyük teminatıdır. Riskler büyük olsa da elimizde çok güçlü enstrümanlar var. Dünya enerji yolları krizlerle boğuşurken Türkiye; boru hatları ve lojistik altyapısıyla ’güvenli liman’ ve ’enerji merkezi’ olma vizyonunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya koymalıdır. Aynı şekilde savunma sanayiimiz de artık sadece bir güvenlik meselesi değil; yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden devasa bir ekonomik güce dönüşmüştür. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir ’diplomatik kaldıraç’ ve ciddi bir döviz girdisi sağlamaktadır. Bununla birlikte, Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için ülkemizi vazgeçilmez bir merkez kılmaktadır. Lojistikte yaşanan aksamalar, birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük ve en hızlı üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerimizi etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur. Bu kriz aslında dijital dünyayı ve geleceği de derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumdadır. Bu yüzden enerji güvenliği, aynı zamanda dijital güvenliğimiz ve teknolojik geleceğimiz demektir" ifadelerini kullandı. Ekonomideki dalgalanmaların hem Türkiye’yi hem de her iş insanını doğrudan etkilediğini söyleyen Ömer Gülsoy, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar, kuşkusuz ülkemizi ve her bir sanayicimizi doğrudan etkiliyor. Ancak bu noktada bir gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum: Bizim sanayicimiz, bu zorlu süreçte gerçekten büyük bir direnç ve feraset gösteriyor. Küresel ticaretin zayıfladığı, belirsizliklerin her geçen gün derinleştiği böylesine bir fırtınalı ortamda; çarkları döndüren her tesis, yapılan her üretim ve gerçekleştirilen her kuruşluk ihracat, ülkemiz ekonomisinin en büyük, en sağlam kalesidir. İş dünyamızın temsilcileri olan sizler, sadece ticaret yapmıyor; aynı zamanda bu ülkenin ekonomik bağımsızlığı için birer nefer gibi sahada mücadele ediyorsunuz. Bu zorlu süreçte reel sektörü, yani üreten elleri destekleyecek her adım, hayata geçirilecek her kolaylaştırıcı düzenleme hayati derecede kıymetlidir. Bizler de Odamız olarak, bu mücadelenizde her zaman yanınızda olmaya, sesinizi gür bir şekilde duyurmaya ve üretimin önündeki engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Tam da bu noktada; geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve beraberinde gelen yeni vergi düzenlemeleri, iş dünyamızda çok güçlü bir yankı uyandırmış, adeta yeni bir şahlanış döneminin müjdecisi olmuştur. Bildiğiniz üzere biz iş dünyası temsilcilerinin en büyük arzusu; öngörülebilir bir ekonomi, üretim üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve küresel rekabette elimizi güçlendirecek teşviklerdir. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bu program; imalatçımızdan ihracatçımıza, teknoloji odaklı girişimlerimizden dev sanayi tesislerimize kadar hepimizi kapsayan, üretim odaklı bir vizyonu ortaya koymaktadır. Bu tarihi adımı esasen üç temel boyutta değerlendirmek gerekiyor. Birincisi, doğrudan yatırım çekmek için atılan radikal adımlardır. İstanbul Finans Merkezi’ni odak noktasına alan bu düzenlemeyle; küresel şirketler bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye getirip İstanbul Finans Merkezi’nde açarlarsa, yurt dışı kazançlarında 20 yıl boyunca tam vergi muafiyeti sağlayabilecekler. Ayrıca "Tek Durak" sistemiyle bürokrasinin tek merkezde toplanması, yabancı yatırımcı için en büyük engel olan zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. İkincisi, üretim ve ihracatçımıza kazandırılacak güçlü ivmedir. Yeni düzenlemeyle imalatçı-ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, sadece imalatçılarımız için ise yüzde 14’e indirilmesi öngörülmektedir. Bu durum, kendi üretimini ihraç eden firmalarımız için muazzam bir destek anlamına gelmektedir. Hizmet ihracatında ise mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi alanlarda vergi indirimi yüzde 100’e çıkarılmaktadır. Üçüncüsü ise terse göçü ve fon girişini teşvik eden vizyondur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın birikimlerini ve tecrübelerini ülkemize getirmesi için sağlanan 20 yıllık vergi muafiyeti, sermaye girişine büyük bir dinamizm katacaktır" dedi. Açıklanan reform paketinin ekonomik dayanıklılığını arttıracağını söyleyen Gülsoy, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tabii bir noktayı da gerçekçi bir şekilde meclisimizde dile getirmeliyiz. Bugün küresel konjonktür nedeniyle kârlılığı düşük olan, maliyetine yakın fiyatlarla dünyaya mal satan ihracatçılarımız var. Bu firmalarımız için vergi indirimlerinin beklenen yüksek faydayı sağlayabilmesi adına; bu desteklerin mutlaka sanayi reformu ve işletme sermayesinin korunması gibi yapısal adımlarla perçinlenmesi gerektiğine inanıyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak bizlerin en çok ihtiyaç duyduğu bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi yönündeki bu güçlü irade, Kayseri gibi üretim iştahı yüksek şehirler için yeni bir yatırım iklimi demektir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde açıklanan bu reform paketi; sanayicimizin önünü açacak, sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendirecek ve ekonomimizin dayanıklılığını artıracaktır. Ülkemizi yatırımın merkezi yapma hedefiyle açıklanan bu paketin, Kayseri’mizin bereketli topraklarında yeni yatırımlara ve yeni istihdam kapılarına vesile olmasını temenni ediyorum. İş dünyası olarak el ele vererek, bu destekleri üretime ve ihracata dönüştürme vaktidir. Bu vesileyle; her zaman sanayicimizin, tüccarımızın ve üretenin yanında durarak bizlere bu vizyonu sunan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, Odamız ve tüm üyelerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Yeni ekonomi paketinin şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Açıklanan bu değerli paketi bir başlangıç kabul ediyor, ancak içinden geçtiğimiz bu fırtınalı dönemde daha ileri adımlara ihtiyaç duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Özellikle bölgemizdeki savaşların ve jeopolitik gerilimlerin küresel dengeleri altüst ettiği bu yeni dönemde, ekonomik programımızın "reel sektör odaklı" bir revizyonla daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Bölgesel çatışmaların ticaret rotalarını ve enerji maliyetlerini doğrudan etkilediği bu süreçte, sanayicimizi bu şoklara karşı koruyacak "esnek ve dinamik" bir destek kalkanı oluşturulmalıdır. Vergi indirimleri kadar, artan maliyetler altında eriyen işletme sermayelerini takviye edecek; uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman kanalları yeniden yapılandırılmalıdır. Bu noktada reel sektörümüzün beklediği en acil ve somut adımlardan biri de Merkez Bankası’nın "Döviz Dönüşüm Desteği" uygulamasıdır. Bildiğiniz üzere bu destek 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; bu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına, mevcut yüzde 3’lük oranın piyasa gerçeklerine göre artırılmasına ve uygulama şartlarının sanayicimiz için daha sade ve erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ekonomik programımız, sadece bugünün değil, yarının değişen dünya şartlarına göre güncellenmeli; teşvik sistemi sektörel ve bölgesel ihtiyaçlara göre daha spesifik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bilinmelidir ki; sanayicinin derdi sadece kâr etmek değil, bu ülkenin üretim çarklarını her şartta ayakta tutmaktır. Bu nedenle, ekonomik programda yapılacak her "reel sektör dokunuşu", Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını daha da perçinleyecektir. Bizim beklentimiz; büyümenin lokomotifi olan imalat sanayimizin, bu yeni dönemde ekonomik programın tam merkezine yerleştirilerek desteklerin bu eksende güncellenmesidir." Başkan Gülsoy, iklim değişikliğinin sadece bir çevre sorunu olarak görülmesinin artık bırakılması gerektiğini söyleyerek, "Değinmemiz gereken bir diğer hayati başlık ise; artık kapımıza dayanan, hatta içeri giren İklim Değişikliği konusudur. Bugün küresel ısınmayı ve iklim krizini durdurmak için çaba göstermek, bizler için bir tercihten öte, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Şunu hepimiz kabul etmeliyiz ki; iklim değişikliği artık geleceğin bir öngörüsü değil, bugünün yakıcı bir sorunudur. Bu süreç, sadece çevresel bir değişim değil; aynı zamanda ekonomik, sınai ve ticari yapılarımızı kökten değiştirecek bir dönüşümdür. Bizler Kayseri iş dünyası olarak bu değişime en üst düzeyde hazırlıklı olmak zorundayız. Üretim süreçlerimizden lojistik ağlarımıza, enerji kullanımımızdan atık yönetimimize kadar her alanda sürdürülebilir yöntemlere hızla geçmeliyiz. Aksi takdirde; küresel ölçekte rekabet gücümüzü kaybetme ve özellikle Avrupa gibi en büyük pazarlarımıza erişimde ciddi engellerle, ek vergilerle karşılaşma riskimiz bulunmaktadır. İklim değişikliğini sadece bir çevre sorunu olarak görmeyi artık bırakmalıyız. Bu konu, geleceğimizin temel ekonomik şartıdır. Buradan tüm işletmelerimizi; şimdiden önlem almaya, verimliliğinizi yükseltecek olan yeşil dönüşüme ve yapay zekaya yatırım yapmaya ve sürdürülebilir büyüme yolunda bizlerle birlikte ilerlemeye davet ediyorum. Unutmayalım ki; tarihin her döneminde değişime direnenler değil, değişimi doğru analiz edip yönetenler kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
28 Nisan 2026 Salı - 18:55 Akbank’tan ilk çeyrekte ekonomiye 2 trilyon 601 milyar TL kredi desteği Akbank, Türk ekonomisine 2026’nın ilk çeyreğinde 2 trilyon 601 milyar TL kredi desteği sağladığını duyurdu. Akbank, 2026 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Banka ilk çeyrekte ekonomiye 2 trilyon 601 milyar TL kredi desteği sağlarken, 7 milyar 712 milyon TL vergi gideri sonrası 19 milyar 143 milyon TL konsolide net kâr elde etti. Akbank’ın 2026 yılı birinci çeyrek finansal performansı üzerine açıklamada bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Artan jeopolitik gerilimler ve belirsizlikler, ilk çeyrekte küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açarken, Türkiye’deki normalleşme sürecinin ivmesini de sınırladı. Buna karşın, ekonomi yönetimimizin proaktif ve koordineli politika önlemleri, yurt içi finansal piyasaların tepkilerini önemli ölçüde dengede tutmayı başardı. Emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyon, dış finansman ihtiyacı ve bütçe üzerinde potansiyel etkileri söz konusu olmakla birlikte, jeopolitik gelişmelerin yönü, bu etkilerin büyüklüğünde belirleyici olacaktır. Bankamız, her zaman olduğu gibi, küresel belirsizliklerin yüksek seyrettiği bu dönemde de Türk ekonomisini desteklemeyi sürdürecektir." "2026’nın ilk çeyreğinde ekonomimize 2 trilyon 601 milyar TL kredi desteği sağladık" Gür, açıklamalarına şöyle devam etti, "2026 yılının ilk çeyreğinde ekonomimize sağladığımız kredi desteğini 2 trilyon 24 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 2 trilyon 601 milyar TL seviyesine çıkardık. Toplam mevduatımız 2 trilyon 318 milyar TL’ye, aktiflerimiz ise 3 trilyon 644 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 16,1 düzeyinde gerçekleşen güçlü konsolide sermaye yeterlilik oranımızla, reel sektörün büyümesine ve gelişmesine destek olmayı sürdürdük. Bankamız 2026 yılının ilk çeyreğinde 7 milyar 712 milyon TL vergi gideri sonrası 19 milyar 143 milyon TL konsolide net kâr elde etti. Başarılı performansları için çalışma arkadaşlarıma ve bizlere duydukları güven için başta müşterilerimiz olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim."
İzmir, ’Create in İzmir projesi’ ile büyük bir buluşmaya hazırlanıyor
21 Kasım 2025 Cuma - 12:30 İzmir, ’Create in İzmir projesi’ ile büyük bir buluşmaya hazırlanıyor Ege Bölgesi’ni odak noktası haline getirmek hedefiyle İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin (İEÜ) yürütücülüğünde hayata geçirilen Create in İzmir projesi, ‘Geçmiş, Şimdi, Gelecek’ temasıyla büyük bir buluşmaya imza atacak. İzmir Vakfı, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ile İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ortaklığında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle devam eden proje kapsamında, 23-25 Kasım tarihleri arasında Tarihi Havagazı Fabrikası’nda, ‘Create in İzmir EXPO Kapsül’ etkinliği gerçekleştirilecek. Farklı oturumlara, film-belgesel gösterimlerine ve sergilere ev sahipliği yapacak etkinlik, herkese açık ve ücretsiz olacak. Uluslararası alanda birçok başarılı çalışmaya imza atan dünyaca tanınmış isimler, konuşmacı olarak oturumlarda yer alarak bilgi ve deneyimlerini İzmirliler ile paylaşacak. Yeni iş birliklerinin önünü açacak Pazar günü saat 13.30’da başlayacak etkinliğin açılış konuşmalarını ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemil Tugay, İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Proje Yönetimi Daire Başkanı Abdülkadir Güventürk ile EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muhlis Kaan Özhelvacı gerçekleştirecek. Create in İzmir EXPO Kapsül, şehrin potansiyelini uluslararası düzeyde görünür kılacak, yeni iş birliklerinin ve girişimlerin de önünü açacak. "İnovasyonun, özgür üretimin ev sahibiyiz" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Create in İzmir EXPO Kapsül etkinliğinin uluslararası uzmanları, tasarımcıları, akademisyenleri, sanatçıları ve girişimcileri İzmir’de bir araya getirerek kentin kapasitesini küresel sahneye taşıyacağını belirterek, "İzmir’in hayal gücüne, gençliğine ve çok katmanlı kültürel kimliğine güveniyorum. Bu şehir; inovasyonun ve özgür üretimin doğal ev sahibidir. İnanıyorum ki bu buluşma; yeni iş birliklerinin doğmasına, kentler arası etkileşimlerin güçlenmesine ve İzmir’in ekonomide bölgesel bir merkez olarak konumlanmasına önemli katkı sağlayacaktır" dedi. "Kentin geleceği için önemli" İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, İzmir’in geleceği için önemli bir buluşmaya imza atacaklarını söyleyerek, "Endüstriler, yalnızca kültürel zenginliğin değil, aynı zamanda yenilikçi düşüncenin, istihdamın ve rekabet gücünün temel kaynağıdır. İzmir, tarih boyunca üretim kültürü ve sanatsal birikimiyle fark oluşturmuş bir şehir. İzmir’in üretim kültürünü, çok yönlü kimliğini ulusal ve uluslararası düzeyde görünür kılmayı hedefleyen bu etkinliğimize ilgi duyan herkesi davet ediyoruz" diye konuştu. Etkinlikte, endüstrilerin farklı alanlarında dünyaca tanınan isimlerin yer aldığı konuşmacı oturumları gerçekleştirilecek. Kentlerin kültürel dönüşümü üzerine çalışmalarıyla tanınan Charles Landry, şehirlerin hayal gücü ile dönüşümü vizyonunu İzmir özelinde tartışacak. Sergi ve film gösterimleri Sergi alanında ‘Doğanın Belleği: İzmir’den Yankılar’ ve sanatçı Özlem Kalmaz’ın doğa, bellek ve dönüşüm üzerine kurduğu kişisel sergisi de ziyaretçilerle buluşacak. Gastronomi, tasarım ve sürdürülebilirliği bir araya getiren ‘Ege Mutfak Atölyesi: 3 Kültür 1 Sofra’, hikâye anlatımı ve dijital teknolojilerin kesiştiği Create in İzmir Dijital Oyun Alanı ve İzmir’in belleği ile üretim kültürünü konu alan film gösterimleri de katılımcılarla buluşacak. Kentler arası diyalogların ve sanatçı etkileşimlerinin öne çıktığı ‘Konuk Sanatçılar ve Kentler’ oturumu, iletişim projelerinin sergileneceği Boomerang Reklam Ödülleri’nin yanı sıra Creative Talks ve İzmir Zaman Makinesi-Sanal Gerçeklik Deneyimi etkinlikleri de programa renk katacak.
DTO üyelerine Macaristan’daki yeni pazar imkanları tanıtıldı
21 Kasım 2025 Cuma - 12:26 DTO üyelerine Macaristan’daki yeni pazar imkanları tanıtıldı Yeni pazar arayışı çalışmalarını sürdüren Denizli Ticaret Odası (DTO), üyelerini Macaristan İstanbul Başkonsolosluğu’nun Ticaret Ataşesi Miklos Bujaky ile buluşturdu. Etkinlikleriyle ilgili olarak üyelerinin iş portföylerini geliştirip genişletmek adına bir süredir yeni pazar arayışında olduklarını söyleyen DTO Başkanı Uğur Erdoğan, bu tür faaliyetlerini kesintisiz sürdüreceklerini belirtti. DTO’daki toplantıya DTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Aracı’nın yanı sıra HEPA Türkiye Genel Müdürü Yalçın Orhon ve HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez ile çeşitli sektörlerden DTO üyesi iş insanları katıldı. Başkan Yardımcısı Aracı, konuklarına Denizli’yi, sektörlerini ve odalarını tanıttı. Ayrıca iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi hakkında bilgi verdi. Aracı, "Ülkemizde, Macar ortaklı 108 firma var; bunlardan 1’i de şehrimizde ve üyemiz. Yeni yatırımlar ve ticari iş birliklerimizle, bunu daha da artırmak istiyoruz. Macaristan’a yönelik ihracat kalemlerimizde eczacılık ürünleri, elektrikli makineler ve cihazlar, elektronik aletler, motorlu kara taşıtları ile demir veya çelikten eşya ilk sıralarda geliyor. Macaristan’dan en çok ithalat yaptığımız sektörler ise sırası ile elektrikli makineler ve cihazlar, motorlu kara taşıtları, elektronik aletler, plastik ve mamulleri ile organik kimyasallar. Denizli’den Macaristan’a ihracatımız, 2023’te 21 milyon 673 bin 634 dolardı. Geçen yıl, yaklaşık yüzde 5’lik bir azalmayla 20 milyon 647 bin 550 dolara kadar geriledi. Bu yılın ocak-ekim dönemindeki 10 ayda ise 17 milyon 500 bin 120 dolar oldu. Geçen yıl aynı dönemde 17 milyon 428 bin 80 dolardı; binde 4 azaldı. Macaristan’dan ithalatımız da 2023’te 7 milyon 713 bin 633 dolardı. Geçen yıl yüzde 45,2 azalarak 4 milyon 227 bin 89 dolara kadar indi. Bu yılın ilk 9 ayında ise 5 milyon 631 bin 675 dolara ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde 2 milyon 353 bin 544 dolardı; yüzde 139,28 arttı" dedi. "Ticaret hacmimiz, son 10 yılda iki katına çıktı" Macaristan İstanbul Başkonsolosluğu Ticaret Ataşesi Miklos Bujaky ise Türkiye’yi çok sevdiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin giderek daha da iyileştiğini, ticari bağlantıların da arttığını söyledi. Bujaky, "Macaristan ekonomisinin bu yıl tahmini yükselişi yüzde 2,9. Bu, Avrupa Birliği ortalaması beklentisinden de daha fazla bir orandır. Bizim her zaman hedefimiz Avrupa Birliği ortalamasından yüzde 2 ile 3 arasında daha fazlasını gerçekleştirmektir. Bunu son 10 yılda yaptık. Budapeşte’de büyük endüstriyel bölgelerimiz var. Enflasyonda biz de Türkiye gibi zorluklar yaşadık. Covid salgınından dolayı enflasyon yüzde 4,3 çıktı. Yaklaşık 10 yıl önce hükümet olarak işsizlere destek vermeme kararı aldık ve işsizlik oranımız yüzde 4,5 çıktı. Bu değer, AB ortalamasından daha düşüktür. Devlette çalışan işçilerden dolayı ortalama net kazanç yaklaşık 60 bin TL. Asgari ücret, Türkiye ile yaklaşık aynı seviyede; 24 bin 400 TL. Bizdeki en büyük yabancı yatırımcı Almanya; sonrasında ABD, Brezilya ve Hollanda var. Teşviklerimiz çok yüksek. Biz Doğu ve Batı arasında bir kapı konumundayız; stratejik bir lokasyonumuz var. Macaristan ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, 2015 yılından bu yana arttı. Ticaret hacmimiz, son 10 yılda iki katına çıktı. İki ülke arasında, stratejik bir seviyede iş birliği var. Savunma sanayiden ticari girişimlere kadar en üst düzeyde iş birliğimiz var. Macaristan olarak Türkiye’nin hedeflerine destek veriyoruz. Yaklaşık 500 Türk şirket, Macaristan’da; 100 Macar şirket de Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Ve bu sürekli artıyor" dedi. Konuşmaların sonrasında katılımcılar, Macaristan’daki yatırım fırsatlarına dair merak ettikleri konulardaki sorularını yabancı konuklara yöneltti. Toplantının ardından Macar heyet, DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan’ı da ziyaret etti. Başkanlık makamındaki görüşmede Başkan Erdoğan’a kabulleri için teşekkür edip iki ülke arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi için ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını ifade ettiler. Başkan Erdoğan da konuklarına ziyaretlerinden dolayı teşekkür edip görüşmelerinin iki ülke arasındaki kadim kardeşlik ve iş birliğinin pekişmesine ve güçlenmesine vesile olmasını diledi. Erdoğan, "Ticaret Odası olarak üyelerimizin iş portföylerini geliştirip genişletmek adına bir süredir yeni pazar arayışındayız. Başta Balkanlar ve Tük Devletleri olmak üzere yakın coğrafyamızı baştan ayağa tarıyoruz. Ziyaret edip resmi temaslarda bulunduğumuz isimlerin yanı sıra sizin gibi dost ülkelerden gelen temsilcileri kabul ettiğimiz de oluyor. Buraya kadar gelip üyelerimizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür eder başarılar dileriz" dedi. Toplantının sonunda DTO Başkan Yardımcısı Aracı, Ataşe Miklos Bujaky’a, ziyaretinin anısına Denizli horozu biblosu hediye etti.
ATO Başkanı Baran: "Dünya çapındaki değerlerimizi daha güçlü tanıtmalıyız"
21 Kasım 2025 Cuma - 12:09 ATO Başkanı Baran: "Dünya çapındaki değerlerimizi daha güçlü tanıtmalıyız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara’nın tarihi ve kültürel birikimiyle geçmişten izleri bugüne taşıyan kıymetli bir turizm merkezi olduğunu belirterek, "Ankara dünya çapında değerlere sahip, sağlık turizmi alanında da güçlü bir merkez. Tüm bu değerlerimizi çok daha kapsamlı, güçlü bir şekilde tanıtmalıyız" dedi. ATO, turizm ve seyahat sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan "TRAVELEXPO’nun Ankara 8. Uluslararası Turizm Ve Seyahat Fuarı"nda stant açtı. ATO Congresium’da gerçekleştirilen fuarın açılış programında konuşan ATO Başkanı Gürsel Baran, bacasız sanayi olarak adlandırılan turizmin günümüzde dünya ekonomisinin en dinamik ve stratejik sektörlerinden biri olduğunu belirterek, "Turizm artık sadece deniz, kum, güneşten ibaret bir sektör değil; aynı zamanda kültürden sağlığa, eğitimden gastronomiye kadar birçok alanla entegre gelişim gösteren devasa bir ekosistem durumunda. Ankara da bu dönüşümün tam merkezinde yer alabilecek potansiyele sahip güçlü bir şehir. Beş bin yılı aşkın medeniyet birikimine sahip, Cumhuriyetimizin asırlık tarihine ev sahipliği yapan başkent Ankara, geçmişinden izleri bugüne taşıyabilmiş olması nedeniyle kıymetli. Ankara Kalesi, Anıtkabir, Hacı Bayram Camii, Roma Hamamı, Jülyen Sütunu hepsi dünya çapında değerler. Ankara sağlık turizmi alanında da güçlü bir merkez. Bu değerlerimizi çok daha kapsamlı, güçlü bir şekilde tanıtmalıyız" açıklamasında bulundu. Baran, Başkent’te bu yıl sekizinci kez kapılarını açan TRAVELEXPO’nun sektörün gelişimi açısından önemine dikkat çekerek, bu tür uluslararası fuar organizasyonlarının Ankara’nın turizm potansiyelinin gelişimine katkı sağladığını kaydetti. Ankara’nın sağlık altyapısı ve hizmetleriyle de öne çıktığının altını çizen Baran, bu birikimin sağlık turizmini geliştirdiğini ifade etti. Ankara’nın turizm açısından sahip olduğu değerleri kapsamlı tur paketleriyle dünya turizm pazarına sunmasının sektörün ilerlemesi açısından önemine değinen Baran, "Ankara’nın sayısız değerleri, güzellikleri var. Ankara’ya gelen ziyaretçilerimize şehrimizin tüm değerlerini içeren kapsamlı tur paketleri hazırlamamız, şehrimizi turizm açısından ileri taşıyacaktır. Örneğin sağlık turizmi için yurt dışından gelen misafirlerimize Ankara’nın kültürel ve tarihi zenginliklerini de kapsayan nitelikli tur paketleri oluşturabiliriz" şeklinde konuştu. "’Türk Dünyası Turizm Başkenti’ seçilmesi ve NATO zirvesi büyük fırsat" Baran, 2026 NATO Zirvesi’nin Ankara’da gerçekleştirileceğini ifade ederek, Zirve’nin başkent açısından sadece diplomatik bir organizasyon olmanın ötesinde ciddi bir tanıtım fırsatı sunduğunu belirtti. Ankara’nın ‘2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti’ olarak seçilmesinin de Başkent’in hem kültürel bağlarını hem de turizm potansiyelini bölgesel ölçekte öne çıkaracağını vurgulayan Baran, "Ankara hak ettiği yere emin ve hızlı adımlarla ilerliyor" diye konuştu. Baran ve protokol üyeleri, ATO’nun da yer aldığı stantları ziyaret etti. Programa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ATİS Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül, ATO Şehir Tanıtımı ve Kalkınması Özel İhtisas Komisyonu Başkanı ve Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Akman da katıldı.
Fırat EDAŞ, Battalgazi’de 22 milyon TL’lik yatırımı hayata geçiriyor
21 Kasım 2025 Cuma - 12:05 Fırat EDAŞ, Battalgazi’de 22 milyon TL’lik yatırımı hayata geçiriyor Fırat EDAŞ, Malatya’nın kent merkezi ve çevresinde kesintisiz, güvenli ve yüksek kapasiteli enerji altyapısı oluşturmak amacıyla Battalgazi’de 22 milyon TL’lik yatırımla şehir 1 ve şehir 2 ana hatlarını tamamen yenileyecek. Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), Malatya’da kesintisiz ve güvenli enerji arzı sağlamak, abonelerine en iyi hizmeti sunabilmek amacıyla yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Bu çerçevede Battalgazi ilçesinde şehir 1 ve şehir 2 Fiderleri Yenileme Projesi hayata geçiren şirket, bu yatırımla bölgedeki enerji altyapısını modern standartlara taşıyor. Yapılan açıklamaya göre şirket, yaklaşık 22 milyon TL tutarındaki yatırımla, Malatya’nın kent merkezi ve çevresindeki çok sayıda mahalleyi besleyen hatların tamamını yenileyecek. Bölgede yürütülen çalışmalar kapsamında 63 saha dağıtım kutusu ve 18 bin metre kablo montajı gerçekleştirilerek daha dayanıklı ve yüksek kapasiteli iletim kabloları döşenecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölgedeki enerji kayıpları azalacak ve arıza riski minimuma inecek. Malatya’da 458 binin üzerinde aboneye, 6 bin 402 trafo ve yaklaşık 23 bin kilometrelik enerji hattı ile hizmet veren Fırat EDAŞ’ın, Malatya’da kesintisiz enerji hizmetini destekleyen yatırımlarını önümüzdeki dönemde de sürdüreceği belirtildi.
18. TÜRKÇİMENTO Uluslararası Teknik Seminer ve Sergisi Antalya’da başladı
21 Kasım 2025 Cuma - 11:50 18. TÜRKÇİMENTO Uluslararası Teknik Seminer ve Sergisi Antalya’da başladı Türkiye çimento sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan ve TÜRKÇİMENTO tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen, Uluslararası Teknik Seminer ve Sergisi, bu yıl 18’inci kez "Yeni Yüzyılda Yeşil Çimento: GræCement" temasıyla Antalya’da başladı. TÜRKÇİMENTO tarafından düzenlenen Uluslararası Teknik Seminer ve Sergisi bu yıl 18’inci kez sektör temsilcilerini Antalya’da bir araya getirdi. 19-23 Kasım tarihleri arasında beş gün sürecek etkinlik, 600’ü aşkın profesyonel ve 150’den fazla firmanın katılımıyla başladı. Seminerde çimento sektörünün geleceğini belirleyen yeşil dönüşüm, dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilir üretim başlıkları uluslararası katılımcıların değerlendirmeleriyle ele alınıyor. Etkinliğin açılışında TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Çin Çimento Birliği Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Wang Yutao ile Azerbaycan Çimento Üreticileri Birliği Başkanı Henning Sasse konuşma yaptı. "2025 iyi geçti, 2026 sektör için dönüşüm yılı olacak" TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, açılış öncesi yaptığı değerlendirmede, bu yıl seminerin katılımcı ilgisi bakımından beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini belirterek, "Türkçimento’nun teknik seminerinin 18.sini gerçekleştiriyoruz. Bu sene çok daha başarılı geçiyor. 600’ü aşkın katılımcımız var" dedi. Sektörün ilk yarı performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konukoğlu, "2025 yılı sektör açısından iyi geçti. İlk 6 ayına baktığımız zaman yüzde 6 civarında bir büyüme, üretim hattında da artış oldu. İhracatımızda ise yüzde 14 oranında bir artış oldu. İkinci dönemde de aynı hızın devam edeceğini düşünüyoruz" diye konuştu. Konukoğlu, 2026 yılına ilişkin öngörülerini ise şu sözlerle aktardı: "2026 yılının ilk 6 ayında belki bu kadar büyüme olmayabilir ama en azından bunun kadar bir büyüme yapmak için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. 2026 yılı artık sektörümüzdeki değişimlerin ortaya çıkacağı bir dönem olacak. Sektörümüz hem yeşil dönüşümle hem dijital dönüşümle hem de insan odaklı çalışmalarla hızlı bir şekilde devam ediyor." "Griden yeşile bir geçiş var; üçüz dönüşüm toplumsal bir dönüşüm gerektiriyor" TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, 1987’den bu yana düzenlenen teknik seminerin bilgi paylaşımı açısından sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olduğunu söyledi. Bozay, "Bu sene 600 kişinin katıldığı, üyelerimizden de yaklaşık 200 kişinin yer aldığı verimli bir platformdayız. Burada sadece iş birliği imkanları değil, bilgi alışverişi ve iletişim kanalları da güçleniyor" dedi. Sektördeki dönüşüm sürecinin kapsamına değinen Bozay, "Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sürekli gündeme getirdiğimiz bir husus var; bu üçüz dönüşüm toplumsal bir dönüşüm gerektiriyor. Bu yılki seminerimizin teması ‘Yeni Çağ’ ve ‘Gracement’. Griden yeşile doğru ilerlediğimiz bir geçiş dönemi yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ciro artışı üretim artışını karşılamıyor, net kârlılık yatırım seviyesinde değil" Bozay, sektörde iç pazarın 2025’te hacim olarak büyüdüğünü ancak finansal göstergelerde baskı bulunduğunu vurgulayarak, "Çimento sektörü 2025 yılı için iç satış ve üretim açısından bir problem yaşamıyor. Yüzde beşler civarında bir artış söz konusu. Fakat ciro açısından baktığınızda yatırım yapabilecek, finansmanı sağlayacak düzeyde değil. Cirolarımız bu artışı karşılayacak düzeyde artmıyor, tersine düşüş içerisinde" dedi. Bozay, finansal toparlanmanın makro politikalarla ilişkilendirildiğini belirterek, "Umarım önümüzdeki dönemde dezenflasyonist program, kredi faizlerinin düşmesi ve konut faizlerinin gerilemesiyle ve 500 bin sosyal konut projesiyle mali tarafın da pozitif yönde ilerleyeceğini düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi. "ABD şu anda ihracatta en önemli partnerimiz" Bozay, Türkiye’nin ihracat pazarındaki konumu hakkında ise şöyle konuştu: "İhracatla ilgili yaklaşık yüzde 25’imiz Avrupa Birliği’ne. Aslında bizim en önemli partnerimiz ihracat tarafında Amerika Birleşik Devletleri. Şu anda yıllık taahhütlerin bağlandığı bir dönem ve birçok firmamız orada. Büyük projelere gidiyorlar Şu anda fiyat rekabetinden daha çok kalite önemli." "AB sınırda karbon düzenlemesi sektörü yeniden şekillendirecek" 2026’da yürürlüğe girecek AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na ilişkin konuşan Bozay, "Bu uzun bir süreç. Biz yol haritamızı ikincil düzenlemeler netleşmeden önce çıkarmıştık. Dekarbonizasyon ve düşük karbonlu üretim sektör için kaçınılmaz" dedi. Sektörde karbon azaltımına yönelik çalışmalara değinerek, "Alternatif hammadde ve alternatif yakıt kullanımlarını artırarak karbon emisyonunu düşürmeye çalışıyoruz. Şu anda çimento sektöründe Avrupa’da lideriz; dünyada üretimde beşinci, ihracatta ikinci, tüketimde üçüncü sıradayız. Çin ve Azerbaycan da iş birliği talepleriyle Türk çimento sektörünün konumunu teyit ediyor" şeklinde konuştu.
Gürsu Belediyesi ile Anasiad arasında iş birliği
21 Kasım 2025 Cuma - 11:46 Gürsu Belediyesi ile Anasiad arasında iş birliği Gürsu Belediyesi AR-GE Merkezi, Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANASİAD) yönetim kurulu ile Gürsu’da bir araya gelerek bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak ortak projeleri değerlendirdi. Toplantıda ANASİAD ve Gürsu Belediyesi arasında üç konu üzerinde iş birliği fikri öne çıktı. Hazırladığı projelerle ve aldığı Avrupa Birliği fonlarıyla tanınan Gürsu Belediyesi AR-GE Merkezi, kentteki birçok sivil toplum kuruluşunun ve iş insanlarının yakın markajında. Deneyimli ekibin tecrübelerinden faydalanmak isteyen ve beraber proje üretmek isteyen misafirlerin ağırlandığı toplantıların bu seferki konuğu ANASİAD Yönetim Kurulu oldu. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ve AR-GE ekibinin ev sahibi olduğu toplantıda, üç ana iş birliği başlığı öne çıktı. UR-GE Kapsamında Ortak Uluslararası Rekabet Programı Ticaret Bakanlığı’nın UR-GE Destek Programı çerçevesinde; Gürsu Belediyesi AR-GE Merkezi, Gürsu Belediyesi şirketleri ve ANASİAD üyesi firmaların katılımıyla uluslararası rekabeti artırmaya yönelik ortak bir proje başlatılacak. Bu program ile firmaların ihracat kapasitesinin güçlendirilmesi ve yeni pazarlara açılması hedefleniyor. Libya Fuarı’na Gürsu imzası atılacak ANASİAD’ın 26 Aralık’ta katılacağı Libya fuarı öncesi; Gürsu’nun tarımsal ürünlerini tanıtan İngilizce ve Arapça tanıtım kitleri ile kurutulmuş meyve ürünleri heyete teslim edilecek. Bu çalışma, Gürsu’nun uluslararası pazarlarda daha görünür olmasını hedefliyor. Firmaların Kurumsal Kapasite Gelişimi ve Fonlara Erişim Desteği ANASİAD üyesi şirketlerin kurumsal kapasitelerinin artırılması, hibe ve destek programlarına erişim kabiliyetlerinin güçlendirilmesi amacıyla AR-GE Merkezi teknik destek verecek. Bu kapsamda firmalara olgunluk analizi raporları hazırlanacak ve KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı başta olmak üzere çeşitli fonlara başvuru süreçlerinde profesyonel danışmanlık sunulacak. Gürsu Belediyesi AR-GE Müdürü Hüseyin Özmen’in detaylı şekilde projeleri aktardığı toplantıda, Başkan Yardımcıları Adem Yıldırım, Hakan Şener de ev sahibi olarak yer aldı. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "70’den fazla AB hibeli projeyi başarı ile yürüttük. Kente katkı sunan herkesle iş birliği yapmaktan onur duyuyoruz. Çünkü beraber üretmek ve topluma katkı sunmaktan son derece mutluyuz. AR-GE ekibimizin verimli çalışmalarının dikkat çekmesi bizleri ayrıca gururlandırıyor " dedi.
Çandır, Eylül ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni değerlendirdi
21 Kasım 2025 Cuma - 11:33 Çandır, Eylül ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni değerlendirdi Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Eylül ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarım-GFE’nin Eylül ayında aylık yüzde 2,16 arttığını belirten Çandır, "Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren Eylül ayları ortalamasının (1,80) yüzde 20 üzerinde ilan edilmiştir. Böylece son 5 aydır sürekli artış gösteren aylık girdi fiyatları, Eylül ayında da yükselişini sürdürmüştür" dedi. Tarım-GFE’nin Eylül ayında yıllık yüzde 34,60 açıklandığını belirten Çandır, "Bu yıllık rakam, son 10 yılın Eylül ayları ortalaması (34,21) kadar artış olarak ilan edilmiştir. Son 7 ayda ise Ağustos ayı hariç sürekli yükseliş göstermiştir. 10 yıllık Eylül ayı ortalamalarına göre aylıkta ortalamanın yüzde 20 üzerinde, yıllıkta ise ortalama kadar artış göstermiştir" değerlendirmesinde bulundu. Eylül ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında, tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 2,29, yıllık yüzde 36,01 artış ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, tohumda yüzde 6,76, enerjide yüzde 2,24, gübrede yüzde 1,32, ilaçta yüzde 0,93, veteriner hizmetlerinde yüzde 0,89, yemde yüzde 2,27 ve diğer kalemlerde ise yüzde 1,64’lük artışa dikkat çekti. Aynı kalemlerin Eylül ayındaki yıllık değişimlerine bakıldığında tohumda yüzde 33,33, enerjide yüzde 24,06, gübrede yüzde 51,78, ilaçta yüzde 17,40, veteriner hizmetlerinde yüzde 56,97, yemde yüzde 38,34 ve diğer kalemlerde ise yüzde 39,15 artış olduğunu kaydeden Çandır, "Eylül ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta 2022 yılından sonraki en yüksek rakamlar olmuştur" dedi. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 1,35 ve yıllık ise yüzde 26,60’lık artışına dikkat çekti. TÜİK tarafından Eylül ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 5,80 açıklandığını belirten Çandır, "Bu rakam, 10 yıllık Eylül ortalamasının (1,74) ciddi düzeyde üzerinde ilan edilmişti. Yıllıkta ise yüzde 46,83 ile 10 yıllık ortalamanın (25,50) üzerinde ilan edilmişti. Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim, genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak Mayıs ve Haziran aylarında olduğu gibi Eylül ayında da üretici lehine gerçekleşmeler ilan edilmiştir. Bu 3 ay dışında yıllık gerçekleşmeler üretici aleyhinde olmaya devam etmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü etkilediğini söyleyen Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Eylül’de aylık yüzde 2,01, yıllık yüzde 27,71 arttığını kaydetti. Yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylık yüzde 2,52 ve yıllık yüzde 26,59 arttığını belirten Çandır, "Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 6,77 ve yıllık ise yüzde 35 artmıştı. Bu durum, Eylül ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir" dedi. Eylül ayında tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 3,23, yıllık yüzde 33,29 arttığını hatırlatan Başkan Ali Çandır, "Son 20 yıllık Eylül ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 1,59 ve yıllıkta ise yüzde 19,17 olduğu hatırlanırsa manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır" değerlendirmesinde bulundu. Tüketici taraftaki gıda enflasyonunun Eylül ayında aylık yüzde 4,62 ve yıllık yüzde 36,06 arttığını belirten Çandır, şunları kaydetti: "İşlenmemiş gıda enflasyonu ise Eylül’de aylık yüzde 5,53 ve yıllık yüzde 37,53 düzeyinde artmıştı. Yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 4,33 ve yıllık yüzde 53,49 artış göstermişti. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı yıllık enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki aradaki makas daralmaya başlamıştır. Yani yıllık olarak yüzde 34,09 düzeyindeki tarımsal girdi maliyet artışına karşılık yüzde 46,83’lük tarım üretici fiyat artışı ve yüzde 33,29’luk tüketici fiyat artışı söz konusu olmuştur. Eylül ayında tarımsal üreticiler, aylıkta ve yıllıkta lehte rakamlarla karşılamışlardır."
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Su tüketen sanayi tartışılmalı"
21 Kasım 2025 Cuma - 11:24 Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Su tüketen sanayi tartışılmalı" Bursa’nın artık su şehri olmadığını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebliiriz. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı" dedi. Bursa’nın ‘Kent Anayasası’ niteliğinde olacak olan 2050 vizyonlu 1/100.000 Ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı, ortak akılla hazırlanıyor. Sanayi ve lojistik sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı" dedi. Bölgesel Muhtarlar Çalıştayları ve ‘Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz’ toplantılarıyla 17 ilçede vatandaşların 2050 vizyonlu ‘1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’na dair görüşlerini dinleyen Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileriyle buluşmaya da devam ediyor. Farklı sektörlerin görüş ve önerilerinin doğrudan alındığı toplantıların son konuğu, sanayi ve lojistik sektörü temsilcileri oldu. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO KOBİ Konsey Başkanı Arif Demirören, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve ilgili kamu temsilcileri katıldı. "Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz" Bursa’daki her katmanının planın içerisinde yer almasına büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, planın sahiplenilmesinin işlevselliği açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Tüm sektör temsilcilerinin düşüncelerini alarak yapılan hazırlıkları da paylaştıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa, ‘sanayi kenti’ diyoruz ama aynı zamanda tarım kenti özelliği de var. Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda artık sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. Bunu iyi anlamalıyız. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı. Belki 20 sene sonra Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz. Tüm olumlu ve olumsuz yönleri düşünerek 2050, 2075 ve 2100 planlama sürecini hayata geçirmeliyiz. Herkesin ortak bir noktada buluşabildiği anlayışı ortaya koymalıyız. Ancak böyle olursa kentte daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam süreriz" dedi.