EKONOMİ
Bakan Bolat, Bursa’da iş adamlarıyla bir araya geldi 28 Nisan 2026 Salı - 23:02:10 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısında iş adamlarıyla bir araya geldi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısı BTSO Ana Hizmet Binası’nda Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, meclis üyeleri, sanayici ve iş adamlarının katılımıyla gerçekleşti. Bursa’nın ekonomisine yön veren sanayicilere ve iş adamlarına seslenen Bolat, "Bursa, üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biridir. Tarım, turizm, ticaret, teknoloji ve sanayiyi bir arada barındıran nadir şehirlerimizden biridir. Bu yönüyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır" dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Bolat, "Ülkemiz, bulunduğu coğrafyada güvenilir bir liman, üretim ve lojistik merkezi olarak öne çıkmaktadır. Özellikle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar Türkiye’nin önemini daha da artırmıştır. Küresel zorluklara rağmen Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte daha güçlü bir büyüme süreci yaşayacağımıza inanıyoruz. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat edildi. Enflasyon oranını yüzde 80’lerin üzerinden yüzde 30 bandına indirmeyi başardık. Ancak finansmana erişim ve maliyetler konusunda çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu. İhracatçılara yönelik desteklerin sürdüğünü ifade eden Bolat, "Amacımız üretimi, istihdamı ve ihracatı daha da güçlendirmektir. Bursa’nın ihracatı geçen yıl yaklaşık yüzde 10 artarak 20 milyar dolara ulaştı. Bu yıl da artış eğiliminin devam ettiğini görüyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise, "Türkiye’nin sahadaki caydırıcı askeri varlığı ve siyasi iradesiyle, bu zorlu coğrafyada oyun kurucu bir güç olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükselen bu kararlı duruş, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel sistemin merkezine yerleştirmiştir. Bu stratejik çerçevede, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinizde yürüttüğü çalışmalar; sahadaki siyasi ve askeri kazanımlarımızı kalıcı bir ekonomik yapıya kavuşturmak adına çok önemli bir temel teşkil etmektedir. Özellikle Irak ile hayata geçirilen Kalkınma Yolu Projesi, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde Türk müteahhitlik sektörüne açılan kapılar ve komşularımızla artan ticaret hacmi, bu vizyonun sahadaki en somut yansımalarıdır. Zorlu küresel tabloya rağmen sergilediğimiz direnç ve performans hepimiz için büyük bir övünç kaynağıdır. Geçtiğimiz yıl ekonomimiz yüzde 3,6 oranında büyüme yakalarken; mal ve hizmet ihracatında ise 396 milyar dolarlık rekor performans yakaladık. Bursa iş dünyası olarak bizler de bu tarihi yükselişin en güçlü parçalarından biriyiz" dedi. Burkay, "20 milyar doların üzerindeki ihracatımız ve 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmimizle, ülkemizin küresel rekabet gücünün sürükleyici gücü konumundayız. Ürettiğimiz mal ve hizmeti dünyanın 200’den fazla ülkesine ve gümrük bölgesine taşırken, 120’den fazla ülkeyi ardımızda bırakan bir ihracat performansına sahibiz. Üstelik bunu; yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve küresel ticarette artan korumacılığa rağmen başardık. Rekor ihracat rakamlarımızın arkasında firmalarımızın azmi kadar, Ticaret Bakanlığı’nın da sağladığı desteklerin de büyük payı var. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak, ’kendine inan, ülkene güven’ anlayışıyla üretim ve ihracat ekosistemimizi dünya pazarlarına açıyoruz" diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 20:51 Zafer Kalkınma Ajansının yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta yapıldı Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta gerçekleştirildi. Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim Kurulu Toplantısı Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın başkanlığında Uşak’ta gerçekleştirildi. Toplantıya, Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın, Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş, Uşak Valisi Serdar Kartal, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan, Kütahya İl Genel Meclisi Başkanı Muammer Özcura, Uşak İl Genel Meclisi Başkanı Aynur Yurtsever, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selim Kandemir ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın; "Cam ve Plastik Geri Dönüşüm Araştırma Sonuçları, bölgemizin yeşil dönüşüm vizyonu için kritik bir çalışmadır. Atıkları bir çöp değil sanayimiz için değerli bir ham madde ve enerji kaynağı olarak görmeliyiz. Bu araştırma, döngüsel ekonomi modeline geçişte tesislerimizin kapasite artışından yerel yönetimlerimizin stratejilerine kadar farklı alanlarda çeşitli öneriler sunacaktır." dedi. KOBİ’lere faizsiz kredi desteğiyle yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedeflediklerini dile getiren Işın; "En stratejik adımlarımızdan biri olarak, 25 Mart’ta ilan ettiğimiz 315 Milyon TL bütçeli SoGreen Projesi ile imalat ve turizm sektöründeki KOBİ’lerimize can suyu olacak büyük bir finansman desteği başlattık. 7,5 Milyon TL üst limitli ve faizsiz bu kredi desteği, bölgemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracaktır. Sosyal kapsayıcılığı merkeze alan bu programla mayıs ayındaki başvuru süreci sonrasında yatırımların hızla hayata geçmesini bekliyoruz." dedi. Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
28 Nisan 2026 Salı - 19:44 Başkan Gülsoy: "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" dedi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Küresel ekonominin çağın en büyük sınavlarından birini verdiğini söyleyen Başkan Gülsoy, "İçinde bulunduğumuz dönemde küresel ekonomi, belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir noktadayız ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece döviz kurlarına, enflasyon verilerine veya merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanız ne yazık ki yetmiyor. Bugün artık haritayı önümüze açıp, jeopolitik dengeleri de titizlikle analiz etmek ve dünyadaki güç savaşlarını yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren ve hepimizi kaygılandıran gerginlik, bizlere bir gerçeği çok sert ve çıplak bir şekilde hatırlattı: Huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Küresel ölçekte yaşanan bu tür gelişmeler, ekonomideki belirsizliği maalesef daha da derinleştiriyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim ki; bugün dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel ’belirsizliktir.’ Küresel ölçekte karar alıcılar dahi ertesi gün neyle karşılaşacaklarını öngörmekte zorlanıyor. Bu öngörülemezlik durumu sadece siyaseti değil, sermaye hareketlerinden tedarik zincirlerine kadar tüm piyasaları doğrudan ve derinden etkiliyor. Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler ve devam eden ateşkes süreçleri, piyasalar tarafından son derece temkinli bir şekilde takip ediliyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar; enflasyon rakamları ve üretim maliyetlerimiz üzerinde en belirleyici unsur olmaya devam ediyor. Petrolün 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, tüm maliyet zincirimizi kırarak enflasyonu tetiklerken; bu seviyenin altında kalması küresel ekonomiye bir nebze olsun nefes aldıracaktır. Ancak mesele sadece matematiksel bir veri meselesi değildir. Rakamların bu denli savrulmasının ardında yatan asıl neden; küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, uluslararası kural ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırlarıdır. Bu tavırlar, maalesef uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir etmiştir. Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil; ’güçlü olanın kuralı o an yazdığı’, jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği kaotik bir düzen vardır. Öte yandan, çoğumuz enerji krizini sadece ’akaryakıt zammı’ ya da ’ısınma maliyeti’ olarak görüyoruz. Oysa bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve içinde bulunduğumuz dijital dünyayı da doğrudan vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar yüksek enerji tüketiyor ki, enerji fiyatlarındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz sadece fabrikamızdaki çarkları değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünü dahi derinden etkiliyor. Bölgesel gerginlikler; mutfağımızdaki enerji maliyetinden, finansal varlıklarımıza kadar hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır" dedi. Başkan Gülsoy, savaşların bitmediğini sadece duraksadığını söyleyerek, "Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor: Savaşlar bitmiş değil, sadece duraksamış durumda. Enflasyon ise henüz tamamen kontrol altına alınmış değil; şu an yaşadığımız sadece geçici bir dengelenme sürecidir. Bu nedenle hem küresel hem de ulusal ölçekte gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmeli, her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalıyız. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış; dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece kenardan izleyen değil, aktif şekilde ’yöneten’ bir aktör olmak zorundadır. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız. Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; kuşkusuz bu önemli bir başarıdır. Ancak 2026 yılında bu ivmeyi sürdürmek çok daha büyük bir çaba gerektiriyor. Bölgedeki savaş ve gerginlikler, büyüme yolumuzu ciddi anlamda ’engebeli’ hale getirmiştir. Bu yılki büyümenin kalıcılığı; tamamen krizlerin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlıdır. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu; gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin en büyük teminatıdır. Riskler büyük olsa da elimizde çok güçlü enstrümanlar var. Dünya enerji yolları krizlerle boğuşurken Türkiye; boru hatları ve lojistik altyapısıyla ’güvenli liman’ ve ’enerji merkezi’ olma vizyonunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya koymalıdır. Aynı şekilde savunma sanayiimiz de artık sadece bir güvenlik meselesi değil; yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden devasa bir ekonomik güce dönüşmüştür. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir ’diplomatik kaldıraç’ ve ciddi bir döviz girdisi sağlamaktadır. Bununla birlikte, Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için ülkemizi vazgeçilmez bir merkez kılmaktadır. Lojistikte yaşanan aksamalar, birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük ve en hızlı üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerimizi etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur. Bu kriz aslında dijital dünyayı ve geleceği de derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumdadır. Bu yüzden enerji güvenliği, aynı zamanda dijital güvenliğimiz ve teknolojik geleceğimiz demektir" ifadelerini kullandı. Ekonomideki dalgalanmaların hem Türkiye’yi hem de her iş insanını doğrudan etkilediğini söyleyen Ömer Gülsoy, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar, kuşkusuz ülkemizi ve her bir sanayicimizi doğrudan etkiliyor. Ancak bu noktada bir gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum: Bizim sanayicimiz, bu zorlu süreçte gerçekten büyük bir direnç ve feraset gösteriyor. Küresel ticaretin zayıfladığı, belirsizliklerin her geçen gün derinleştiği böylesine bir fırtınalı ortamda; çarkları döndüren her tesis, yapılan her üretim ve gerçekleştirilen her kuruşluk ihracat, ülkemiz ekonomisinin en büyük, en sağlam kalesidir. İş dünyamızın temsilcileri olan sizler, sadece ticaret yapmıyor; aynı zamanda bu ülkenin ekonomik bağımsızlığı için birer nefer gibi sahada mücadele ediyorsunuz. Bu zorlu süreçte reel sektörü, yani üreten elleri destekleyecek her adım, hayata geçirilecek her kolaylaştırıcı düzenleme hayati derecede kıymetlidir. Bizler de Odamız olarak, bu mücadelenizde her zaman yanınızda olmaya, sesinizi gür bir şekilde duyurmaya ve üretimin önündeki engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Tam da bu noktada; geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve beraberinde gelen yeni vergi düzenlemeleri, iş dünyamızda çok güçlü bir yankı uyandırmış, adeta yeni bir şahlanış döneminin müjdecisi olmuştur. Bildiğiniz üzere biz iş dünyası temsilcilerinin en büyük arzusu; öngörülebilir bir ekonomi, üretim üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve küresel rekabette elimizi güçlendirecek teşviklerdir. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bu program; imalatçımızdan ihracatçımıza, teknoloji odaklı girişimlerimizden dev sanayi tesislerimize kadar hepimizi kapsayan, üretim odaklı bir vizyonu ortaya koymaktadır. Bu tarihi adımı esasen üç temel boyutta değerlendirmek gerekiyor. Birincisi, doğrudan yatırım çekmek için atılan radikal adımlardır. İstanbul Finans Merkezi’ni odak noktasına alan bu düzenlemeyle; küresel şirketler bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye getirip İstanbul Finans Merkezi’nde açarlarsa, yurt dışı kazançlarında 20 yıl boyunca tam vergi muafiyeti sağlayabilecekler. Ayrıca "Tek Durak" sistemiyle bürokrasinin tek merkezde toplanması, yabancı yatırımcı için en büyük engel olan zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. İkincisi, üretim ve ihracatçımıza kazandırılacak güçlü ivmedir. Yeni düzenlemeyle imalatçı-ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, sadece imalatçılarımız için ise yüzde 14’e indirilmesi öngörülmektedir. Bu durum, kendi üretimini ihraç eden firmalarımız için muazzam bir destek anlamına gelmektedir. Hizmet ihracatında ise mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi alanlarda vergi indirimi yüzde 100’e çıkarılmaktadır. Üçüncüsü ise terse göçü ve fon girişini teşvik eden vizyondur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın birikimlerini ve tecrübelerini ülkemize getirmesi için sağlanan 20 yıllık vergi muafiyeti, sermaye girişine büyük bir dinamizm katacaktır" dedi. Açıklanan reform paketinin ekonomik dayanıklılığını arttıracağını söyleyen Gülsoy, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tabii bir noktayı da gerçekçi bir şekilde meclisimizde dile getirmeliyiz. Bugün küresel konjonktür nedeniyle kârlılığı düşük olan, maliyetine yakın fiyatlarla dünyaya mal satan ihracatçılarımız var. Bu firmalarımız için vergi indirimlerinin beklenen yüksek faydayı sağlayabilmesi adına; bu desteklerin mutlaka sanayi reformu ve işletme sermayesinin korunması gibi yapısal adımlarla perçinlenmesi gerektiğine inanıyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak bizlerin en çok ihtiyaç duyduğu bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi yönündeki bu güçlü irade, Kayseri gibi üretim iştahı yüksek şehirler için yeni bir yatırım iklimi demektir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde açıklanan bu reform paketi; sanayicimizin önünü açacak, sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendirecek ve ekonomimizin dayanıklılığını artıracaktır. Ülkemizi yatırımın merkezi yapma hedefiyle açıklanan bu paketin, Kayseri’mizin bereketli topraklarında yeni yatırımlara ve yeni istihdam kapılarına vesile olmasını temenni ediyorum. İş dünyası olarak el ele vererek, bu destekleri üretime ve ihracata dönüştürme vaktidir. Bu vesileyle; her zaman sanayicimizin, tüccarımızın ve üretenin yanında durarak bizlere bu vizyonu sunan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, Odamız ve tüm üyelerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Yeni ekonomi paketinin şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Açıklanan bu değerli paketi bir başlangıç kabul ediyor, ancak içinden geçtiğimiz bu fırtınalı dönemde daha ileri adımlara ihtiyaç duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Özellikle bölgemizdeki savaşların ve jeopolitik gerilimlerin küresel dengeleri altüst ettiği bu yeni dönemde, ekonomik programımızın "reel sektör odaklı" bir revizyonla daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Bölgesel çatışmaların ticaret rotalarını ve enerji maliyetlerini doğrudan etkilediği bu süreçte, sanayicimizi bu şoklara karşı koruyacak "esnek ve dinamik" bir destek kalkanı oluşturulmalıdır. Vergi indirimleri kadar, artan maliyetler altında eriyen işletme sermayelerini takviye edecek; uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman kanalları yeniden yapılandırılmalıdır. Bu noktada reel sektörümüzün beklediği en acil ve somut adımlardan biri de Merkez Bankası’nın "Döviz Dönüşüm Desteği" uygulamasıdır. Bildiğiniz üzere bu destek 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; bu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına, mevcut yüzde 3’lük oranın piyasa gerçeklerine göre artırılmasına ve uygulama şartlarının sanayicimiz için daha sade ve erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ekonomik programımız, sadece bugünün değil, yarının değişen dünya şartlarına göre güncellenmeli; teşvik sistemi sektörel ve bölgesel ihtiyaçlara göre daha spesifik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bilinmelidir ki; sanayicinin derdi sadece kâr etmek değil, bu ülkenin üretim çarklarını her şartta ayakta tutmaktır. Bu nedenle, ekonomik programda yapılacak her "reel sektör dokunuşu", Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını daha da perçinleyecektir. Bizim beklentimiz; büyümenin lokomotifi olan imalat sanayimizin, bu yeni dönemde ekonomik programın tam merkezine yerleştirilerek desteklerin bu eksende güncellenmesidir." Başkan Gülsoy, iklim değişikliğinin sadece bir çevre sorunu olarak görülmesinin artık bırakılması gerektiğini söyleyerek, "Değinmemiz gereken bir diğer hayati başlık ise; artık kapımıza dayanan, hatta içeri giren İklim Değişikliği konusudur. Bugün küresel ısınmayı ve iklim krizini durdurmak için çaba göstermek, bizler için bir tercihten öte, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Şunu hepimiz kabul etmeliyiz ki; iklim değişikliği artık geleceğin bir öngörüsü değil, bugünün yakıcı bir sorunudur. Bu süreç, sadece çevresel bir değişim değil; aynı zamanda ekonomik, sınai ve ticari yapılarımızı kökten değiştirecek bir dönüşümdür. Bizler Kayseri iş dünyası olarak bu değişime en üst düzeyde hazırlıklı olmak zorundayız. Üretim süreçlerimizden lojistik ağlarımıza, enerji kullanımımızdan atık yönetimimize kadar her alanda sürdürülebilir yöntemlere hızla geçmeliyiz. Aksi takdirde; küresel ölçekte rekabet gücümüzü kaybetme ve özellikle Avrupa gibi en büyük pazarlarımıza erişimde ciddi engellerle, ek vergilerle karşılaşma riskimiz bulunmaktadır. İklim değişikliğini sadece bir çevre sorunu olarak görmeyi artık bırakmalıyız. Bu konu, geleceğimizin temel ekonomik şartıdır. Buradan tüm işletmelerimizi; şimdiden önlem almaya, verimliliğinizi yükseltecek olan yeşil dönüşüme ve yapay zekaya yatırım yapmaya ve sürdürülebilir büyüme yolunda bizlerle birlikte ilerlemeye davet ediyorum. Unutmayalım ki; tarihin her döneminde değişime direnenler değil, değişimi doğru analiz edip yönetenler kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Su tüketen sanayi tartışılmalı"
21 Kasım 2025 Cuma - 11:24 Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Su tüketen sanayi tartışılmalı" Bursa’nın artık su şehri olmadığını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebliiriz. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı" dedi. Bursa’nın ‘Kent Anayasası’ niteliğinde olacak olan 2050 vizyonlu 1/100.000 Ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı, ortak akılla hazırlanıyor. Sanayi ve lojistik sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı" dedi. Bölgesel Muhtarlar Çalıştayları ve ‘Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz’ toplantılarıyla 17 ilçede vatandaşların 2050 vizyonlu ‘1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’na dair görüşlerini dinleyen Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileriyle buluşmaya da devam ediyor. Farklı sektörlerin görüş ve önerilerinin doğrudan alındığı toplantıların son konuğu, sanayi ve lojistik sektörü temsilcileri oldu. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO KOBİ Konsey Başkanı Arif Demirören, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve ilgili kamu temsilcileri katıldı. "Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz" Bursa’daki her katmanının planın içerisinde yer almasına büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, planın sahiplenilmesinin işlevselliği açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Tüm sektör temsilcilerinin düşüncelerini alarak yapılan hazırlıkları da paylaştıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa, ‘sanayi kenti’ diyoruz ama aynı zamanda tarım kenti özelliği de var. Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda artık sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. Bunu iyi anlamalıyız. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı. Belki 20 sene sonra Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz. Tüm olumlu ve olumsuz yönleri düşünerek 2050, 2075 ve 2100 planlama sürecini hayata geçirmeliyiz. Herkesin ortak bir noktada buluşabildiği anlayışı ortaya koymalıyız. Ancak böyle olursa kentte daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam süreriz" dedi.
Denizli havacılık ve savunma sanayisinde tedarikçi olma yolunda ilerliyor
21 Kasım 2025 Cuma - 11:18 Denizli havacılık ve savunma sanayisinde tedarikçi olma yolunda ilerliyor Denizli Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen ‘Havacılık ve Savunma Sanayii Bilgilendirme Toplantısı’nda, bölge sanayisinin savunma ve havacılık ekosistemine entegrasyon süreci masaya yatırıldı. Bu toplantının Denizli sanayisinin savunma ve havacılık alanındaki uygulama döneminin başlangıcı olarak gördüğünü ifade eden Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, 2023’te fark edilen potansiyeli, 2025’te uygulama adımlarına dönüştürmek istediklerini ekledi. Denizli Sanayi Odası (DSO) ev sahipliğinde PAÜ Teknokent iş birliğinde düzenlenen ‘Havacılık ve Savunma Sanayii Bilgilendirme Toplantısı’nda, bölge sanayisinin savunma ve havacılık ekosistemine entegrasyon süreci masaya yatırıldı. Türkiye’nin motor teknolojilerindeki öncü kuruluşu TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, Denizli sanayisinin ileri teknoloji üretimine geçiş sürecini hızlandıracak vizyoner bir platform oluşturdu. Etkinliğin açılışı, DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör ve TEI Kalite Direktörü Buket Topel tarafından yapıldı. Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, 2023 yılının Aralık ayında TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit’in katılımıyla başlayan sürecin ikinci ve güçlü adımını attıklarını belirtti. Başkan Kasapoğlu, bu buluşmanın, Denizli ile TEI arasında kurumsallaşmaya başlayan bir iş birliğinin ve sürecin süreklilik kazandığının işareti olduğunu vurguladı. Başkan Kasapoğlu, bu buluşmanın esas misyonunun, yüksek disiplinli savunma sanayi ekosistemine geçişin Denizli için ne gibi bir stratejik sıçrama ve somut fayda getireceğini netleştirmek olduğunu aktardı. Kasapoğlu, "Bugün artık savunma sanayii nasıl çalışır?’ sorusundan çok, ’Denizli firmaları bu ekosistemin neresinde yer alabilir?’ sorusuna net cevaplar verecek içerikteyiz. Yani bugün farkındalık değil, hazırlık ve uyum konuşuyoruz" dedi. Başkan Kasapoğlu, bu buluşmayı, Denizli sanayisinin savunma ve havacılık alanındaki uygulama döneminin başlangıcı olarak gördüğünü kaydetti. 2023’te fark edilen potansiyeli, 2025’te uygulama adımlarına dönüştürmek istediklerini ekledi. Denizli’nin yıllardır üretim konusunda kendini kanıtlamış bir şehir olduğunu vurgulayan Başkan Kasapoğlu, metal işleme, makine üretimi, döküm, kablo sanayi, elektrik-elektronik alt sistemleri ve tekstil gibi çok geniş bir üretim kültürüne sahip olduklarını belirtti. Bu geniş ekosistemin, TEI’nin ihtiyaç duyduğu hassasiyet, kalite disiplini, süreç yönetimi ve süreklilik gerekliliklerini karşılayabilecek potansiyeli taşıdığını ifade etti. Toplantıda bulunan firmaların büyük bir kısmı, doğru yönlendirme ve sertifikasyon ile TEI’nin tedarik sistemine dahil olabilecek nitelikte olduğu belirtildi. Başkan Kasapoğlu, savunma ve havacılık sanayine girişin sanayinin tek başına yapacağı bir iş olmadığını, sanayi, üniversite ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesi gerektiğine inandıklarını aktardı. Pamukkale Üniversitesi’nin akademik gücü, laboratuvar kapasitesi ve Teknokent’in inovasyon ekosisteminin, Denizli sanayisinin ileri teknoloji alanlarına geçişinde olmazsa olmaz birer paydaş olduğunu vurguladı. PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör’ün toplantıda bulunmasının, bu birlikteliğin net bir şekilde ortaya konması açısından büyük bir motivasyon sağladığı dile getirildi. TEI yöneticileri tarafından sunulan kapsamlı bilgilerde, Denizli firmalarının tedarikçi olma süreçleri, kalite gereklilikleri ve sertifikasyon adımları ayrıntılı olarak paylaşıldı. Program içeriğinde; havacılık ve savunma sanayinin mevcut durumu, tedarik yönetimi, imalat kalite uygulamaları, tahribatsız muayene (NDT), kalite yönetim sistemi yönetimi, sertifikasyon süreçleri ve sektörel teşvikler gibi kritik konulara odaklanıldı. Bu konuların, havacılık ve savunma sanayi ekosistemine girişin ana kapısını oluşturan unsurlar olduğu belirtildi. Bu bilgiler, firmalar açısından somut bir yol haritası çizdi. Denizli Sanayi Odası olarak, havacılık ve savunma sanayine entegrasyonun ve ileri teknoloji üretimine geçişin kararlı destekçisi olmaya devam edeceklerini belirten Selim Kasapoğlu, toplantının Denizli’nin geleceğine ışık tutan bir rehber olmasını diledi.
İstihdam endeksi yıllık yüzde 1,2 arttı
21 Kasım 2025 Cuma - 11:00 İstihdam endeksi yıllık yüzde 1,2 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,2 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı üçüncü çeyrek İşgücü Girdi Endeksleri verisini açıkladı. Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 3,6 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 7,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 2,6 arttı. Çalışılan saat endeksi yıllık yüzde 0,6 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 0,6 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 4,4 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 6,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 2,2 arttı. Brüt ücret-maaş endeksi yıllık yüzde 40,3 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 40,3 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 34,5, inşaat sektöründe yüzde 44,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 43,5 arttı. İstihdam endeksi çeyreklik yüzde 0,3 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 1,0 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 2,0 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,7 arttı. Çalışılan saat endeksi çeyreklik yüzde 0,6 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,6 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 0,7 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 4,3 arttı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,5 arttı. Brüt ücret-maaş endeksi çeyreklik yüzde 6,5 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 6,5 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 4,8, inşaat sektöründe yüzde 7,7 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 7,3 arttı. Saatlik işgücü maliyeti endeksi yıllık yüzde 39,4 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 39,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 40,1, inşaat sektöründe yüzde 36,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 40,6 arttı. Saatlik kazanç endeksi yıllık yüzde 39,4 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 39,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 40,7, inşaat sektöründe yüzde 35,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 40,4 arttı. Saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi yıllık yüzde 39,1 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 39,1 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 37,4, inşaat sektöründe yüzde 40,8 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 41,5 arttı. Saatlik işgücü maliyeti endeksi çeyreklik yüzde 5,8 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,8 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 5,6, inşaat sektöründe yüzde 3,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 6,6 arttı. Saatlik kazanç endeksi çeyreklik yüzde 5,8 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,8 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 5,6, inşaat sektöründe yüzde 3,2 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 6,8 arttı. Saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi çeyreklik yüzde 5,4 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 5,7, inşaat sektöründe yüzde 4,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 5,7 arttı.
Yılın ilk 10 ayında kurulan şirket sayısı yüzde 1,3 azaldı
21 Kasım 2025 Cuma - 10:50 Yılın ilk 10 ayında kurulan şirket sayısı yüzde 1,3 azaldı Yılın ilk 10 ayında kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 azaldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Ekim ayına ilişkin Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, 2025’in ilk 10 ayında, 2024’ün ilk 10 ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 1,3 kurulan kooperatif sayısı yüzde 32,3 oranında azaldı, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 13 oranında arttı. 2025’in ilk 10 ayında, 2024’ün ilk 10 ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 10,7 kapanan kooperatif sayısı yüzde 12,6 oranında artmış olup kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 6,9 azalış oldu. Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,8 azalış oldu Ekim 2025’te, Ekim 2024’e göre kurulan şirket sayısı yüzde 2,8 kurulan kooperatif sayısı yüzde 39,8 oranında azalmış olup kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 2,2 oranında arttı. Ekim 2025’te, kapanan şirket sayısı 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 10,2 kapanan kooperatif sayısı yüzde 9,9 oranında artmış olup kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,6 azaldı. Ekim 2025’te kurulan şirketlerin sayısında bir önceki aya göre yüzde 7,6 artış oldu Bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 7,6 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 8,6 kurulan kooperatif sayısı yüzde 4,4 oranında arttı. Bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı yüzde 15,1 kapanan kooperatif sayısı yüzde 19,1 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 35,8 oranında arttı. Ekim 2025’te Ardahan’da şirket kuruluşu gerçekleşmedi Ekim 2025’te kurulan toplam 10 bin 647 şirket ve kooperatifin yüzde 88’i limited şirket, yüzde 10,7’si anonim şirket, yüzde 1,3’ü ise kooperatif. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 35,9’u İstanbul, yüzde 11,6’sı Ankara, yüzde 5,6’sı İzmir’de kuruldu. Bu ay Ardahan’da şirket kuruluşu gerçekleşmedi. Ekim 2025’te kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 18,9 oranında azaldı. 2025 yılında toplam 93 bin 30 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 81 bin 513 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 62,8’ini 9 bin 967 anonim şirket ise yüzde 37,2’sini oluşturdu. Ekim ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Eylül ayına göre yüzde 18,9 oranında azaldı. Ekim 2025’te şirket ve kooperatiflerin 3 bin 478’i ticaret, bin 581’i inşaat ve bin 332’i imalat sektöründe kuruldu. Ekim 2025’de kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 721’i inşaat, 471’i toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 124’ü imalat faaliyetleri sektöründe. Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 942’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 391’i imalat, 232’si inşaat faaliyetleri sektöründe. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 573’ü toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 226’sı inşaat, 138’i imalat faaliyetleri sektöründe. Ekim 2025’te kurulan 142 kooperatifin 103’ü konut yapı kooperatifi, 17’si işletme kooperatifi, 9’u tarımsal kalkınma kooperatifi olarak kuruldu. Ekim 2025’te 903 adet yabancı ortak sermayeli şirket kuruldu Ekim 2025’te kurulan 903 yabancı ortak sermayeli şirketin 688’i Türkiye, 33’ü İran 16’sı Irak ortaklı olarak kuruldu. Kurulan 903 yabancı ortak sermayeli şirketin 78’i anonim, 825’i limited şirketi. 2025 yılında kurulan şirketlerin 855’i Uzmanlaşmamış toptan ticaret, 305’i İkamet amaçlı olan ve ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı, 265’i İşletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri sektöründe kuruldu. Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 79,7’sini yabancı sermayeli ortak payını oluşturdu.
Aydın Ticaret Borsası Üyeleri, Growtech 2025 Fuarı’nda sektördeki yenilikleri yerinde inceledi
21 Kasım 2025 Cuma - 10:40 Aydın Ticaret Borsası Üyeleri, Growtech 2025 Fuarı’nda sektördeki yenilikleri yerinde inceledi Aydın Ticaret Borsası, üyeleriyle birlikte tarım sektöründeki gelişmeleri yakından takip etmek ve üyelerine daha geniş bir bakış açısı sunmak amacıyla Antalya’da düzenlenen 24. Growtech Uluslararası Sera, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Ekipmanları Fuarı’na katıldı. Dünyanın en prestijli örtü altı tarım fuarlarından biri olarak kabul edilen Growtech, sektördeki yeniliklerin tanıtıldığı, iş birliklerinin geliştirildiği ve bilgi paylaşımının ön planda tutulduğu uluslararası bir platform niteliği taşıyor. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyonda bu yıl 36 ülkeden 725 firma yer aldı. Fuara katılan Aydın Ticaret Borsası yönetimi ve üyeleri; tarım makineleri, sera teknolojileri, tohumculuk, akıllı tarım uygulamaları ve dijital çözümler gibi geniş bir yelpazede sunulan ürün ve hizmetleri yerinde inceleme fırsatı buldu. Ayrıca sektörün önde gelen firmalarıyla görüşerek modern tarım uygulamaları hakkında bilgi alışverişinde bulundu. "Uluslararası fuarları önemsiyoruz" Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, Borsa olarak ulusal ve uluslararası fuarlara önem verdiklerini belirtti. Üyelerinin küresel rekabet gücünü ve dış ticaret hacmini artırma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Çondur, şunları söyledi: "Tarım sektörü, sürekli yeniliklerle kendini güncelleyen dinamik bir alandır. Bu dinamizmi yakından takip etmek, sektörel gelişmeleri anlamak ve uygulamaya taşımak, üyelerimizin sürdürülebilir başarı elde etmeleri açısından kritik öneme sahiptir. Growtech gibi uluslararası fuarlar, üyelerimizin sektördeki en yeni teknolojilerle tanışmasını, modern tarım yöntemlerini yerinde görmesini ve bu yenilikleri iş süreçlerine uyarlamasını sağlamaktadır. Aydın Ticaret Borsası olarak, tarımsal üretim ve ticaret alanında bilgi ve deneyim paylaşımını destekleyen bu tür organizasyonlara katılımı önemsiyor ve üyelerimize bu kazanımları sunmaya devam ediyoruz" Tarım sektöründeki global trendlerini yakından takip Growtech Fuarı’nın çok sayıda yerli ve yabancı firmaya ev sahipliği yaptığını vurgulayan Çondur, "Fuarda Çin’den Hindistan’a, İspanya’dan Hollanda’ya, Almanya’dan Japonya’ya dünyanın dört bir yanından önemli katılımcılar yer alıyor. Bu tür organizasyonlar, ihracat hacmimizin artırılmasının yanı sıra tarım sektöründeki global trendlerini yakından takip etmemiz ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmemiz açısından büyük önem taşımaktadır. Fuar süresince gerçekleştirilen ikili görüşmeler ve temaslar, üyelerimizin dış pazardaki varlıklarını güçlendirmektedir"
"Kasım ve aralık ayları araç almanın tam zamanı"
21 Kasım 2025 Cuma - 10:27 "Kasım ve aralık ayları araç almanın tam zamanı" Elazığ Galericiler Sitesi Başkanı Ahmet Yıldırım, "Vatandaşlar yıl olarak kasım ve aralık ayında araç alabilirler. Sıfır araçlarda kampanyalar olduğu için ikinci el araçlara da yansıması oluyor. Kasım ve aralık ayı tam araç alma zamanıdır" dedi. Araç alacaklara çağrıda bulunan Elazığ Galericiler Sitesi Başkanı Ahmet Yıldırım, yıl sonunda araçlarda yüzde 5 oranında düşüş yaşandığını belirterek, "Kasım ve aralık ayları araç almanın tam zamanı" dedi. Vatandaşların araçlarını artık yatırım olarak değil ihtiyaçtan dolayı aldığını belirten Yıldırım, "Çok şükür satış problemimiz yok. Araç piyasası 500 bin ile 1 milyon arasında bulunan araçların satışı hızlı gerçekleşiyor. Yüksek seğmen araçlar biraz daha ağır satılıyor. Şu an da bütçeye göre araçlar satıyoruz. İhtiyacı olan araç alıyor. İhtiyacı olmayanlar araç bakmıyor. Vatandaşlar yıl olarak kasım ve aralık ayında araç alabilirler. Sıfır araçlarda kampanyalar olduğu için ikinci el araçlara da yansıması oluyor. Kasım ve aralık ayı tam araç alma zamanıdır. Sıfır araçlarda kampanya olduğu zaman bu ikinci ele de yansıyor. İhtiyacı olan aracını alabilir. Eskiden vatandaş aracı yatırım amacıyla alıyordu fakat şimdi, ihtiyaçtan dolayı alıyorlar. Araç alacaklar her zaman kurumsal yerlerden alsınlar. Dışarıdan araç alan arkadaşlarımız, her türlü şeyle karşılaşabilir ama kurumsaldan aldığı zaman muhatap olduğu kişiler önemli oluyor. Yıl sonlarında araçlarda yüzde 5 civarında bir indirim oluyor. İşlerimiz çok şükür iyi. 2024-2025 yıllarında işlerimiz iyi geçti, 2026 yılında da iyi geçeceğini umuyorum" diye konuştu.
Finansal hizmetler güven endeksi Kasım ayında arttı
21 Kasım 2025 Cuma - 10:17 Finansal hizmetler güven endeksi Kasım ayında arttı Kasım ayında finansal hizmetler güven endeksi, bir önceki aya göre 3,8 puan artış kaydederek 184,6 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kasım ayına ilişkin Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) verisini açıkladı. Kasım ayında Finansal Hizmetler Anketi sonuçları, finansal sektörde faaliyet gösteren 147 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi. 2025 yılı Kasım ayında FHGE, bir önceki aya göre 3,8 puan artış kaydederek 184,6 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki hizmetlere olan talep ile gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisi ve son üç aydaki iş durumu olmak üzere tüm alt endekslerin FHGE’yi artış yönünde etkilediği görüldü. İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya kıyasla güçlendiği gözlendi. Son üç ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmeler ile gelecek üç ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin de güçlendiği görüldü. İstihdama ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyrin bir miktar güçlendiği, gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin ise zayıfladığı gözlendi. 2025 yılı Kasım ayında, NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre ‘Finans ve Sigorta Faaliyetleri’ sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre ‘64-Finansal Hizmet Faaliyetleri (sigorta ve emeklilik fonları hariç)’, ‘65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonları (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)’ ve ‘66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetler’ sektörlerinde sırasıyla 4,0, 2,0 ve 2,2 puanlık artış olduğu gözlendi.
Yapı ruhsatı verilen binaların yüzölçümü yüzde 42,6 arttı
21 Kasım 2025 Cuma - 10:10 Yapı ruhsatı verilen binaların yüzölçümü yüzde 42,6 arttı Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 22,3, daire sayısı yüzde 54,0 ve yüzölçüm yüzde 42,6 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı üçüncü çeyrek Yapı İzin İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 22,3, daire sayısı yüzde 54,0 ve yüzölçüm yüzde 42,6 arttı. Toplam yüzölçümün yüzde 78’i belediyeler tarafından verildi 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün, yüzde 78’i belediyeler, yüzde 22,0’ı ise diğer yetkili idareler tarafından verildi. En yüksek yüzölçüm payı yüzde 67,8 ile iki ve daha fazla daireli binaların oldu 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüzölçüm payına 37,8 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 6,2 milyon metrekare ile sanayi binaları ve depolar izledi. Yapı kullanma izin belgesi verilen binaların yüzölçümü yüzde 22,8 arttı Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 5,6, daire sayısı ve yüzölçüm yüzde 22,8 arttı. Toplam yüzölçümün yüzde 79,4’ü belediyeler tarafından verildi 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçümün, yüzde 79,4’ü belediyeler, yüzde 20,6’sı ise diğer yetkili idareler tarafından verildi. En yüksek yüzölçüm payı yüzde 64,6 ile iki ve daha fazla daireli binaların oldu 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüzölçüm payına 21,5 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 4,7 milyon metrekare ile sanayi binaları ve depolar izledi. Takvim etkilerinden arındırılmış yapı ruhsatı toplam yüzölçümü yüzde 40,9 arttı Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 19,9, daire sayısı yüzde 51,7 ve yüzölçüm yüzde 40,9 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise, bir önceki çeyreğe göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 7,0, daire sayısı yüzde 7,2 ve yüzölçüm yüzde 2,7 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış yapı kullanma izin belgesi toplam yüzölçümü yüzde 20,4 arttı Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 3,2, daire sayısı yüzde 20,1 ve yüzölçüm yüzde 20,4 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise, bir önceki çeyreğe göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 2,7 azaldı, daire sayısı yüzde 0,5 azaldı ve yüzölçüm yüzde 3,7 arttı.
Zirai donun vurduğu coğrafi işaretli Malatya kayısısında hedef 300 milyon dolar gelir
21 Kasım 2025 Cuma - 10:08 Zirai donun vurduğu coğrafi işaretli Malatya kayısısında hedef 300 milyon dolar gelir Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili alan ürün sayısı 42’ye ulaştı. Listenin üçüncü sırasında yer alan Malatya kayısısı, zirai don nedeniyle ihracatta düşüş yaşasa da dünya pazarında lezzetiyle adından söz ettirmeye devam etti. Malatya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özcan, coğrafi işaretli ürünler arasında kayısının kuru meyve grubunda prestij ürünü olduğunu söyledi. 12 nisanda yurt genelinde etkili olan zirai don hadisesinin kayısı ihracatını düşürdüğünü vurgulayan Özcan, buna rağmen her ay 3 bin ton ürünün tüketiciyle buluştuğunu belirtti. Kayısının 2017 yılında coğrafi işaret belgesini aldığını belirten Özcan, "Malatya kayısısı marka değerini coğrafi işaret belgesiyle beraber arttırmaya devam ediyor. Sadece coğrafi işaretle belgesiyle değil, Malatya kayısı dünyada yaş ve kuru kayısı üretim miktarı başta olmak üzere kalite, besin değeri, kalori bakımından marka değerini gittikçe güçlendiriyor" dedi. "En önemli şey duvarda tablo olmaktan çıkarmak" Malatya kayısının kalitesinin tartışılmaz olduğunu ifade eden Özcan, AB coğrafi işaret belgesinin kullanımında henüz istenilen seviyede olunmadığını belirtti. Başkan Özcan, "Coğrafi işaret belgeleri ürün için bir sigorta görevi görüyor. Bu belge ürünün raftaki değerini ve farklı bölgelerdeki ürünlerle kıyasını korumak için en önemli belgedir. Bu belgeyi aldıktan sonra yapılması gereken en önemli şey duvarda tablo olmaktan çıkarıp rafta koruyucu bir etken kılmak önemli. Avrupa Birliği coğrafi işaretli ürün sayısı arttıkça da bu kullanımı daha çok ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu. Malatya’da sanayiciden ihracatçıya herkesin bu belgeye sahip çıkması gerektiğini söyleyen Özcan, artık daha hızlı aksiyon alınması gerektiğini belirtti. Başkan Özcan, "Herkes üstüne düşeni yaparsa coğrafi işaretli ürün olmanın vermiş olduğu avantajları kullanırız. Artık coğrafi işaretli ürün olmaktan ziyade bunun faydalarına odaklanmalı" dedi. Zirai don fiyatları yükseltti, ihracatı düşürdü Bu yıl nisan ayında meydana gelen zirai don afetinin kayısıyı önemli ölçüde etkilediğini belirterek devam eden Başkan Özcan, ihracat rakamlarının düştüğünü söyledi. Kayısının son 150 yıldır ilk defa böyle bir krizle karşı karşıya kaldığını söyleyen Özcan, "Geçmiş dönemlerde aralıklarla kısmi zira don yaşıyorduk. Ama 2025 yılı nisan ayında yaşadığımız kısmi zirai dondan çıkıp Türkiye’nin tamamını etkiledi. Malatya kayısı yüzde 100 zarar gördü. Buna rağmen 2024 yılından stoklarımızda muhafaza ettiğimiz ürünü de periyodik olarak tüketiciye ulaştırmak için çalışmalarımız devam etti. Zira don kaynaklı olarak ihracat rakamlarında düşüş bekliyorduk. Çünkü fiyatın 12 Nisan kriziyle beraber çok sert bir makas değişikliğinden bahsediyoruz. Bunun etkileri olacak. Her ay ortalama 3 bin tonunun üzerinde bir ihracatla tüketicinin Malatya kayısısına olan özlemini anlayarak pozisyon aldık" ifadesine yer verdi. "Malatya kayısısı dünya pazarında yerini korumada ısrarlı" 12 Nisan krizinin zararının incelendiğine dikkat çeken Özcan, "Kısmî Pazar kayıplarından bahsediliyor ama biz bu pazar kayıplarını onaracağımıza eminiz. Malatya kayısısı dünya pazarında yerini korumada ısrarlı. 1 Ocak 2025 tarihinden bugüne kadar toplam 43 bin ton ihracat gerçekleştirdik. 260 milyon doların üzerinde bir gelir kaynağı sağlamış olduk. Geçtiğimiz yıllara baktığımız zaman ihracatta tonaj olarak yüzde 50 bir kayıp söz konusu. Yılı 50 bin ton ihracatla kapatmayı hedefliyoruz ama küçük sapmalarda olabilir. 300 milyon dolar ihracat geliri yakalamak için çalışmalarımız devam ediyor. 10 aylık ihracat rakamları beklentilerimizin dışında gerçekleşmedi" diye konuştu.