EKONOMİ
Bakan Bolat, Bursa’da iş adamlarıyla bir araya geldi 28 Nisan 2026 Salı - 23:02:10 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısında iş adamlarıyla bir araya geldi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısı BTSO Ana Hizmet Binası’nda Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, meclis üyeleri, sanayici ve iş adamlarının katılımıyla gerçekleşti. Bursa’nın ekonomisine yön veren sanayicilere ve iş adamlarına seslenen Bolat, "Bursa, üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biridir. Tarım, turizm, ticaret, teknoloji ve sanayiyi bir arada barındıran nadir şehirlerimizden biridir. Bu yönüyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır" dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Bolat, "Ülkemiz, bulunduğu coğrafyada güvenilir bir liman, üretim ve lojistik merkezi olarak öne çıkmaktadır. Özellikle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar Türkiye’nin önemini daha da artırmıştır. Küresel zorluklara rağmen Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte daha güçlü bir büyüme süreci yaşayacağımıza inanıyoruz. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat edildi. Enflasyon oranını yüzde 80’lerin üzerinden yüzde 30 bandına indirmeyi başardık. Ancak finansmana erişim ve maliyetler konusunda çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu. İhracatçılara yönelik desteklerin sürdüğünü ifade eden Bolat, "Amacımız üretimi, istihdamı ve ihracatı daha da güçlendirmektir. Bursa’nın ihracatı geçen yıl yaklaşık yüzde 10 artarak 20 milyar dolara ulaştı. Bu yıl da artış eğiliminin devam ettiğini görüyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise, "Türkiye’nin sahadaki caydırıcı askeri varlığı ve siyasi iradesiyle, bu zorlu coğrafyada oyun kurucu bir güç olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükselen bu kararlı duruş, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel sistemin merkezine yerleştirmiştir. Bu stratejik çerçevede, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinizde yürüttüğü çalışmalar; sahadaki siyasi ve askeri kazanımlarımızı kalıcı bir ekonomik yapıya kavuşturmak adına çok önemli bir temel teşkil etmektedir. Özellikle Irak ile hayata geçirilen Kalkınma Yolu Projesi, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde Türk müteahhitlik sektörüne açılan kapılar ve komşularımızla artan ticaret hacmi, bu vizyonun sahadaki en somut yansımalarıdır. Zorlu küresel tabloya rağmen sergilediğimiz direnç ve performans hepimiz için büyük bir övünç kaynağıdır. Geçtiğimiz yıl ekonomimiz yüzde 3,6 oranında büyüme yakalarken; mal ve hizmet ihracatında ise 396 milyar dolarlık rekor performans yakaladık. Bursa iş dünyası olarak bizler de bu tarihi yükselişin en güçlü parçalarından biriyiz" dedi. Burkay, "20 milyar doların üzerindeki ihracatımız ve 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmimizle, ülkemizin küresel rekabet gücünün sürükleyici gücü konumundayız. Ürettiğimiz mal ve hizmeti dünyanın 200’den fazla ülkesine ve gümrük bölgesine taşırken, 120’den fazla ülkeyi ardımızda bırakan bir ihracat performansına sahibiz. Üstelik bunu; yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve küresel ticarette artan korumacılığa rağmen başardık. Rekor ihracat rakamlarımızın arkasında firmalarımızın azmi kadar, Ticaret Bakanlığı’nın da sağladığı desteklerin de büyük payı var. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak, ’kendine inan, ülkene güven’ anlayışıyla üretim ve ihracat ekosistemimizi dünya pazarlarına açıyoruz" diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 20:51 Zafer Kalkınma Ajansının yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta yapıldı Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta gerçekleştirildi. Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim Kurulu Toplantısı Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın başkanlığında Uşak’ta gerçekleştirildi. Toplantıya, Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın, Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş, Uşak Valisi Serdar Kartal, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan, Kütahya İl Genel Meclisi Başkanı Muammer Özcura, Uşak İl Genel Meclisi Başkanı Aynur Yurtsever, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selim Kandemir ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın; "Cam ve Plastik Geri Dönüşüm Araştırma Sonuçları, bölgemizin yeşil dönüşüm vizyonu için kritik bir çalışmadır. Atıkları bir çöp değil sanayimiz için değerli bir ham madde ve enerji kaynağı olarak görmeliyiz. Bu araştırma, döngüsel ekonomi modeline geçişte tesislerimizin kapasite artışından yerel yönetimlerimizin stratejilerine kadar farklı alanlarda çeşitli öneriler sunacaktır." dedi. KOBİ’lere faizsiz kredi desteğiyle yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedeflediklerini dile getiren Işın; "En stratejik adımlarımızdan biri olarak, 25 Mart’ta ilan ettiğimiz 315 Milyon TL bütçeli SoGreen Projesi ile imalat ve turizm sektöründeki KOBİ’lerimize can suyu olacak büyük bir finansman desteği başlattık. 7,5 Milyon TL üst limitli ve faizsiz bu kredi desteği, bölgemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracaktır. Sosyal kapsayıcılığı merkeze alan bu programla mayıs ayındaki başvuru süreci sonrasında yatırımların hızla hayata geçmesini bekliyoruz." dedi. Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
28 Nisan 2026 Salı - 19:44 Başkan Gülsoy: "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" dedi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Küresel ekonominin çağın en büyük sınavlarından birini verdiğini söyleyen Başkan Gülsoy, "İçinde bulunduğumuz dönemde küresel ekonomi, belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir noktadayız ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece döviz kurlarına, enflasyon verilerine veya merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanız ne yazık ki yetmiyor. Bugün artık haritayı önümüze açıp, jeopolitik dengeleri de titizlikle analiz etmek ve dünyadaki güç savaşlarını yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren ve hepimizi kaygılandıran gerginlik, bizlere bir gerçeği çok sert ve çıplak bir şekilde hatırlattı: Huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Küresel ölçekte yaşanan bu tür gelişmeler, ekonomideki belirsizliği maalesef daha da derinleştiriyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim ki; bugün dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel ’belirsizliktir.’ Küresel ölçekte karar alıcılar dahi ertesi gün neyle karşılaşacaklarını öngörmekte zorlanıyor. Bu öngörülemezlik durumu sadece siyaseti değil, sermaye hareketlerinden tedarik zincirlerine kadar tüm piyasaları doğrudan ve derinden etkiliyor. Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler ve devam eden ateşkes süreçleri, piyasalar tarafından son derece temkinli bir şekilde takip ediliyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar; enflasyon rakamları ve üretim maliyetlerimiz üzerinde en belirleyici unsur olmaya devam ediyor. Petrolün 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, tüm maliyet zincirimizi kırarak enflasyonu tetiklerken; bu seviyenin altında kalması küresel ekonomiye bir nebze olsun nefes aldıracaktır. Ancak mesele sadece matematiksel bir veri meselesi değildir. Rakamların bu denli savrulmasının ardında yatan asıl neden; küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, uluslararası kural ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırlarıdır. Bu tavırlar, maalesef uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir etmiştir. Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil; ’güçlü olanın kuralı o an yazdığı’, jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği kaotik bir düzen vardır. Öte yandan, çoğumuz enerji krizini sadece ’akaryakıt zammı’ ya da ’ısınma maliyeti’ olarak görüyoruz. Oysa bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve içinde bulunduğumuz dijital dünyayı da doğrudan vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar yüksek enerji tüketiyor ki, enerji fiyatlarındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz sadece fabrikamızdaki çarkları değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünü dahi derinden etkiliyor. Bölgesel gerginlikler; mutfağımızdaki enerji maliyetinden, finansal varlıklarımıza kadar hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır" dedi. Başkan Gülsoy, savaşların bitmediğini sadece duraksadığını söyleyerek, "Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor: Savaşlar bitmiş değil, sadece duraksamış durumda. Enflasyon ise henüz tamamen kontrol altına alınmış değil; şu an yaşadığımız sadece geçici bir dengelenme sürecidir. Bu nedenle hem küresel hem de ulusal ölçekte gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmeli, her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalıyız. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış; dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece kenardan izleyen değil, aktif şekilde ’yöneten’ bir aktör olmak zorundadır. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız. Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; kuşkusuz bu önemli bir başarıdır. Ancak 2026 yılında bu ivmeyi sürdürmek çok daha büyük bir çaba gerektiriyor. Bölgedeki savaş ve gerginlikler, büyüme yolumuzu ciddi anlamda ’engebeli’ hale getirmiştir. Bu yılki büyümenin kalıcılığı; tamamen krizlerin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlıdır. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu; gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin en büyük teminatıdır. Riskler büyük olsa da elimizde çok güçlü enstrümanlar var. Dünya enerji yolları krizlerle boğuşurken Türkiye; boru hatları ve lojistik altyapısıyla ’güvenli liman’ ve ’enerji merkezi’ olma vizyonunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya koymalıdır. Aynı şekilde savunma sanayiimiz de artık sadece bir güvenlik meselesi değil; yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden devasa bir ekonomik güce dönüşmüştür. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir ’diplomatik kaldıraç’ ve ciddi bir döviz girdisi sağlamaktadır. Bununla birlikte, Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için ülkemizi vazgeçilmez bir merkez kılmaktadır. Lojistikte yaşanan aksamalar, birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük ve en hızlı üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerimizi etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur. Bu kriz aslında dijital dünyayı ve geleceği de derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumdadır. Bu yüzden enerji güvenliği, aynı zamanda dijital güvenliğimiz ve teknolojik geleceğimiz demektir" ifadelerini kullandı. Ekonomideki dalgalanmaların hem Türkiye’yi hem de her iş insanını doğrudan etkilediğini söyleyen Ömer Gülsoy, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar, kuşkusuz ülkemizi ve her bir sanayicimizi doğrudan etkiliyor. Ancak bu noktada bir gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum: Bizim sanayicimiz, bu zorlu süreçte gerçekten büyük bir direnç ve feraset gösteriyor. Küresel ticaretin zayıfladığı, belirsizliklerin her geçen gün derinleştiği böylesine bir fırtınalı ortamda; çarkları döndüren her tesis, yapılan her üretim ve gerçekleştirilen her kuruşluk ihracat, ülkemiz ekonomisinin en büyük, en sağlam kalesidir. İş dünyamızın temsilcileri olan sizler, sadece ticaret yapmıyor; aynı zamanda bu ülkenin ekonomik bağımsızlığı için birer nefer gibi sahada mücadele ediyorsunuz. Bu zorlu süreçte reel sektörü, yani üreten elleri destekleyecek her adım, hayata geçirilecek her kolaylaştırıcı düzenleme hayati derecede kıymetlidir. Bizler de Odamız olarak, bu mücadelenizde her zaman yanınızda olmaya, sesinizi gür bir şekilde duyurmaya ve üretimin önündeki engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Tam da bu noktada; geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve beraberinde gelen yeni vergi düzenlemeleri, iş dünyamızda çok güçlü bir yankı uyandırmış, adeta yeni bir şahlanış döneminin müjdecisi olmuştur. Bildiğiniz üzere biz iş dünyası temsilcilerinin en büyük arzusu; öngörülebilir bir ekonomi, üretim üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve küresel rekabette elimizi güçlendirecek teşviklerdir. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bu program; imalatçımızdan ihracatçımıza, teknoloji odaklı girişimlerimizden dev sanayi tesislerimize kadar hepimizi kapsayan, üretim odaklı bir vizyonu ortaya koymaktadır. Bu tarihi adımı esasen üç temel boyutta değerlendirmek gerekiyor. Birincisi, doğrudan yatırım çekmek için atılan radikal adımlardır. İstanbul Finans Merkezi’ni odak noktasına alan bu düzenlemeyle; küresel şirketler bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye getirip İstanbul Finans Merkezi’nde açarlarsa, yurt dışı kazançlarında 20 yıl boyunca tam vergi muafiyeti sağlayabilecekler. Ayrıca "Tek Durak" sistemiyle bürokrasinin tek merkezde toplanması, yabancı yatırımcı için en büyük engel olan zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. İkincisi, üretim ve ihracatçımıza kazandırılacak güçlü ivmedir. Yeni düzenlemeyle imalatçı-ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, sadece imalatçılarımız için ise yüzde 14’e indirilmesi öngörülmektedir. Bu durum, kendi üretimini ihraç eden firmalarımız için muazzam bir destek anlamına gelmektedir. Hizmet ihracatında ise mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi alanlarda vergi indirimi yüzde 100’e çıkarılmaktadır. Üçüncüsü ise terse göçü ve fon girişini teşvik eden vizyondur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın birikimlerini ve tecrübelerini ülkemize getirmesi için sağlanan 20 yıllık vergi muafiyeti, sermaye girişine büyük bir dinamizm katacaktır" dedi. Açıklanan reform paketinin ekonomik dayanıklılığını arttıracağını söyleyen Gülsoy, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tabii bir noktayı da gerçekçi bir şekilde meclisimizde dile getirmeliyiz. Bugün küresel konjonktür nedeniyle kârlılığı düşük olan, maliyetine yakın fiyatlarla dünyaya mal satan ihracatçılarımız var. Bu firmalarımız için vergi indirimlerinin beklenen yüksek faydayı sağlayabilmesi adına; bu desteklerin mutlaka sanayi reformu ve işletme sermayesinin korunması gibi yapısal adımlarla perçinlenmesi gerektiğine inanıyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak bizlerin en çok ihtiyaç duyduğu bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi yönündeki bu güçlü irade, Kayseri gibi üretim iştahı yüksek şehirler için yeni bir yatırım iklimi demektir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde açıklanan bu reform paketi; sanayicimizin önünü açacak, sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendirecek ve ekonomimizin dayanıklılığını artıracaktır. Ülkemizi yatırımın merkezi yapma hedefiyle açıklanan bu paketin, Kayseri’mizin bereketli topraklarında yeni yatırımlara ve yeni istihdam kapılarına vesile olmasını temenni ediyorum. İş dünyası olarak el ele vererek, bu destekleri üretime ve ihracata dönüştürme vaktidir. Bu vesileyle; her zaman sanayicimizin, tüccarımızın ve üretenin yanında durarak bizlere bu vizyonu sunan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, Odamız ve tüm üyelerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Yeni ekonomi paketinin şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Açıklanan bu değerli paketi bir başlangıç kabul ediyor, ancak içinden geçtiğimiz bu fırtınalı dönemde daha ileri adımlara ihtiyaç duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Özellikle bölgemizdeki savaşların ve jeopolitik gerilimlerin küresel dengeleri altüst ettiği bu yeni dönemde, ekonomik programımızın "reel sektör odaklı" bir revizyonla daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Bölgesel çatışmaların ticaret rotalarını ve enerji maliyetlerini doğrudan etkilediği bu süreçte, sanayicimizi bu şoklara karşı koruyacak "esnek ve dinamik" bir destek kalkanı oluşturulmalıdır. Vergi indirimleri kadar, artan maliyetler altında eriyen işletme sermayelerini takviye edecek; uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman kanalları yeniden yapılandırılmalıdır. Bu noktada reel sektörümüzün beklediği en acil ve somut adımlardan biri de Merkez Bankası’nın "Döviz Dönüşüm Desteği" uygulamasıdır. Bildiğiniz üzere bu destek 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; bu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına, mevcut yüzde 3’lük oranın piyasa gerçeklerine göre artırılmasına ve uygulama şartlarının sanayicimiz için daha sade ve erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ekonomik programımız, sadece bugünün değil, yarının değişen dünya şartlarına göre güncellenmeli; teşvik sistemi sektörel ve bölgesel ihtiyaçlara göre daha spesifik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bilinmelidir ki; sanayicinin derdi sadece kâr etmek değil, bu ülkenin üretim çarklarını her şartta ayakta tutmaktır. Bu nedenle, ekonomik programda yapılacak her "reel sektör dokunuşu", Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını daha da perçinleyecektir. Bizim beklentimiz; büyümenin lokomotifi olan imalat sanayimizin, bu yeni dönemde ekonomik programın tam merkezine yerleştirilerek desteklerin bu eksende güncellenmesidir." Başkan Gülsoy, iklim değişikliğinin sadece bir çevre sorunu olarak görülmesinin artık bırakılması gerektiğini söyleyerek, "Değinmemiz gereken bir diğer hayati başlık ise; artık kapımıza dayanan, hatta içeri giren İklim Değişikliği konusudur. Bugün küresel ısınmayı ve iklim krizini durdurmak için çaba göstermek, bizler için bir tercihten öte, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Şunu hepimiz kabul etmeliyiz ki; iklim değişikliği artık geleceğin bir öngörüsü değil, bugünün yakıcı bir sorunudur. Bu süreç, sadece çevresel bir değişim değil; aynı zamanda ekonomik, sınai ve ticari yapılarımızı kökten değiştirecek bir dönüşümdür. Bizler Kayseri iş dünyası olarak bu değişime en üst düzeyde hazırlıklı olmak zorundayız. Üretim süreçlerimizden lojistik ağlarımıza, enerji kullanımımızdan atık yönetimimize kadar her alanda sürdürülebilir yöntemlere hızla geçmeliyiz. Aksi takdirde; küresel ölçekte rekabet gücümüzü kaybetme ve özellikle Avrupa gibi en büyük pazarlarımıza erişimde ciddi engellerle, ek vergilerle karşılaşma riskimiz bulunmaktadır. İklim değişikliğini sadece bir çevre sorunu olarak görmeyi artık bırakmalıyız. Bu konu, geleceğimizin temel ekonomik şartıdır. Buradan tüm işletmelerimizi; şimdiden önlem almaya, verimliliğinizi yükseltecek olan yeşil dönüşüme ve yapay zekaya yatırım yapmaya ve sürdürülebilir büyüme yolunda bizlerle birlikte ilerlemeye davet ediyorum. Unutmayalım ki; tarihin her döneminde değişime direnenler değil, değişimi doğru analiz edip yönetenler kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
Growtech Antalya’ya Çin ve Hindistan damga vurdu
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:08 Growtech Antalya’ya Çin ve Hindistan damga vurdu Dünyanın hem en yüksek nüfusuna hem de en büyük tarım üretimine sahip Çin ve Hindistan’dan gelen firmalar bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya’ya damgasını vurdu. 4 gün sürecek ve 36 ülkeden 725 firmanın yer aldığı fuara 140 firmayla ulusal pavilyon olarak katılan Çin başı çekerken; Hindistan da 30 firmayla fuardaki yerini aldı. Her geçen yıl artan bir taleple karşılaştıklarını dile getiren Fuar Direktörü Engin Er, katılımcıların yüzde 45’inin yurt dışından geldiğini; Çin ve Hindistan’dan sonra İspanya, Hollanda, Almanya, Kore, ve Japonya gibi ülkelerin de stantlarıyla yoğun ilgi gördüğünü söyledi. "Dünyanın en büyük iki tarım ülkesi" Çin ve Hindistan’ın toplam 170 firmayla fuarda önemli bir ağırlık oluşturduğunu kaydeden Er, "Bu iki ülke dünya ekonomisinde artan bir ivmeye sahip. Tarıma yaptıkları yatırımlar ve milyarı aşan nüfuslarıyla birlikte en önemli iki tarım ülkesi. Fuara her geçen yıl da daha fazla firmayla katılıyorlar. İki ülke de şu anda son 24 yılın en yüksek rakamına ulaştı. Fuardaki katılımcı firmaların yüzde 20’nin üzerindeki bir bölümünü sadece bu iki ülke oluşturuyor. Dünya tarım sektörünün içinde önemli üretim yapıyorlar. Özellikle gübre, zirai ilaç ve tohum tarafında da bütün dünyaya ürünlerini satıyorlar. Mekanizasyon, tarım makineleri ve sulama gibi alanlarda da dünya piyasasını domine eden ülkelerin başında geliyorlar" diye konuştu. "Growtech Antalya global bir çekim merkezi oldu" Growtech Antalya’nın global bir çekim merkezi haline geldiğini belirten Fuar Direktörü Engin Er, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yıl yeni eklenen 7’nci salon ile metrekare olarak da büyüdük. Birçok firma yeni ürünlerinin lansmanını yapmak ve 2026 yılı için yeni siparişler ve bağlantılar sağlamak için bu fuarı bekliyor. Growtech Antalya sadece ürün tanıtımı için değil, yeni işbirliklerinin geliştirilmesi, ülkelerin kendini tanıtması ve global ölçekte tarımsal bilgi ve yeniliklerin paylaşılması için de büyük imkanlar sunuyor. Çin ve Hindistan başta olmak üzere tüm katılımcı ülkeler yalnızca Türk firmalarıyla değil farklı ülkelerle de iş geliştirme ve anlaşmalar sağlamak için Growtech’i tercih etmeye başladı. Çünkü fuara 135 ülkeden ziyaretçi geliyor. Bu onlar için de bulunmaz fırsatlar oluşturuyor. Çünkü bütün dünyanın tarım sektörü Antalya’da buluşuyor. Başka hiçbir fuarda bu kadar kalabalık ülkeyi bir arada bulamıyoruz. Burası sadece bir fuar değil, aynı zamanda ticari faaliyetlerin de yürütüldüğü önemli bir platform haline geldi. Her gelen buradan memnun ayrılıyor. Gelecek yıl daha fazla katılım göstereceklerini söylüyor. Bu talepler de bizi mutlu ediyor"
Trendyol depo ve ofislerinde yüzde 100 yenilenebilir enerji
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:57 Trendyol depo ve ofislerinde yüzde 100 yenilenebilir enerji Trendyol, 300’ü aşkın ofis, dağıtım ve aktarma merkezinde I-REC sertifikalı tamamen yenilenebilir elektrik kullanımına geçiyor. Böylece, kendi operasyonlarında 2040 yılı için belirlediği karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, sürdürülebilirlik yolculuğunda hızlandırdığı dönüşümün etkilerini ve geleceğe yönelik stratejik önceliklerini ortaya koyan 2024 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Rapor kapsamında şirket, 2040 nötr karbon yolundaki hedefleriyle uyumlu ilerlediğini ortaya koydu. Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım atan Trendyol tüm ofisleri, dağıtım ve aktarma merkezlerini kapsayan 300’ü aşkın lokasyonda tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilen "I-REC sertifikalı" elektrik kullanımına geçtiğini açıkladı. Şirket, hidroelektrik dahil çeşitli kaynakların sertifikalandırılabildiği bu sistemde özellikle güneş ve rüzgar enerjisini tercih ederek operasyonel çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla şirket, kendi operasyonlarında 2040 için koyduğu karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak. Sürdürülebilirliğin Trendyol’un temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, şunları söyledi: "Şirket olarak, 2040 karbon nötr hedeflerimizi içeren sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ilk günden bu yana kararlılıkla ilerliyor, teknoloji ve inovasyon gücümüzü, toplum ve dünyada kalıcı değer oluşturmak amacıyla kullanıyoruz. Bu yıl itibarıyla sürdürülebilirlik stratejimizin üç yıllık dönüm noktasına ulaştık ve başlangıçta koyduğumuz hedefleri yeniden değerlendirdik. 2024 boyunca veri analitiği, tedarik zinciri verimliliği ve enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümleri gündemimize aldık ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğumuzda pozitif adımlar attık. Ulaştığımız seviyeyi bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, sürdürülebilirlik yolculuğunun dinamik bir süreç olduğu ve zaman içinde değişen ihtiyaç ve risklere göre kendimizi sürekli gözden geçirip yeniden hizalama gerekliliği yatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde değişen koşullar, paydaş beklentileri ve küresel gereklilikler doğrultusunda stratejimizi düzenli olarak güncellemeyi sürdüreceğiz." Trendyol’un üçüncü sürdürülebilirlik raporu, şirketin artan operasyon hacmine rağmen son bir yılda karbon verimliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Atıklarının yüzde 99’unu geri dönüştüren şirket, kargo poşetlerinde en az yüzde 50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. İkinci el platformu Dolap sayesinde 307 bin ton karbondioksite eşdeğer emisyonun oluşmasını engelleyen şirket, ek olarak 336 milyon metreküp su tasarrufu sağladı. Sürdürülebilir üretim odaklı ürün gamını da hızla büyüten şirket, 2024’te Trendyol Care etiketli ürünlerini yüzde 225 genişleterek, 520 bin sürdürülebilir ürünü Türkiye’den Körfez ülkeleri ve Doğu Avrupa’da müşterileriyle buluşturdu. Ayrıca, ikinci el platformu Dolap üzerinden 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırarak döngüsel ekonomiye katkı sağladı. Trendyol ayrıca, çift yönlü önceliklendirme yaklaşımıyla tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 kritik konuyu belirledi ve sürdürülebilirlik stratejisini buna göre güncelledi. Şirket, uzun vadeli çevresel yol haritasında da somut taahhütler ortaya koyuyor. Şirket, kendi operasyonlarında 2040’a, tüm iş ortakları ve tedarikçilerini kapsayan değer zincirinde ise 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ambalaj ve atık yönetiminde tüm lojistik merkezlerinde sıfır atık sertifikasyonu almayı ve perakende ambalaj malzemelerinin tamamını sertifikalı kaynaklardan sağlamayı planlıyor. Sürdürülebilir üretimde ise 2030’a kadar ürünlerin yüzde 20’sinin sertifikalı ve patentli malzemelerden üretilmesi hedefleniyor. GRI 2021 sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uygun hazırlanan rapor, karbon azaltımı, sürdürülebilir üretim, atık ve ambalaj yönetimi gibi çevresel başlıkların yanı sıra sosyal etki projeleri ve şirketin sürdürülebilir geleceğe yönelik planlarını kapsamlı şekilde sunuyor. I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası) nedir? RECs International tarafından geliştirilen I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası), tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini doğrulayan uluslararası bir sertifikasyon sistemidir. Şirketlere enerji kullanımındaki çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlama imkanı sunan bu kapsamlı sistemde yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için bir sertifika oluşturularak, tüketilen enerjinin çevresel etkileri izlenebilir ve raporlanabilir hale getirilir. Bu sayede kurumlar, yenilenebilir enerji tüketimini uluslararası standartlara uygun biçimde belgeleyerek karbon ayak izlerini azaltma hedeflerine katkı sağlar. Trendyol’da pozitif etki odaklı yaklaşım Yapılan açıklamaya göre şirket, sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine doğa, toplum ve tüm paydaşları için pozitif etki oluşturma hedefini yerleştiriyor. Bu anlayış, şirketin yalnızca ticaret ekosistemine değil, sosyal hayatın farklı alanlarına da değer katmasını sağlıyor. Kırsalda dijital uçurumu azaltmayı hedefleyen Yarının Köyleri, sivil toplum kuruluşlarını destekleyen Sepette İyilik, sanatı herkes için ulaşılabilir kılan Trendyol Sanat, müze mağazacılığının dijitalleşmesine katkı sunan Türkiye’nin Müzeleri ve yerel üreticiyi destekleyen Yöresinden Ürünler gibi girişimler, şirketin toplumsal faydayı geniş bir perspektiften ele aldığının somut örneklerini oluşturuyor. Tüm bu programların tasarımında paydaş geri bildirimleri, yerel ihtiyaçlar ve beklentiler belirleyici rol oynarken; Trendyol sosyal etki çalışmalarını bu doğrultuda sürekli geliştiriyor. Bu yıl hayata geçirilen Dijital Usta programı ise KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırma yolunda atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Şirket, pozitif etki yaklaşımını uluslararası pazarlara da taşıyarak kalıcı etkiyi çoğaltmayı hedefliyor. Böylece sürdürülebilirliği operasyonel bir başlığın ötesine geçirip faaliyet gösterdiği her coğrafyada uzun vadeli, fayda odaklı bir miras oluşturmayı amaçlıyor.
MATSO Başkanı Güngör: "Nefes Kredisi’nde kredi hacmi 50 milyar TL’ye yükseltildi"
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:56 MATSO Başkanı Güngör: "Nefes Kredisi’nde kredi hacmi 50 milyar TL’ye yükseltildi" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, üyelerden gelen talepler doğrultusunda yaptıkları girişimlerin ardından 25 milyar TL olan TOBB Nefes Kredisi hacminin 50 milyar TL’ye çıkarıldığını söyledi. KOBİ’lere uygun şartlarda finans desteği sağlamak amacıyla başlatılan TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde, kredi hacmi 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildi. MATSO Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, üyelerden gelen talepler doğrultusunda yaptıkları girişimlerin ardından TOBB Nefes Kredisi hacminin iki katına çıkarıldığını söyledi. Nefes Kredisi için yeni başvuruların 19 Kasım Çarşamba günü başladığını belirten Güngör, "TOBB, KGF ve bankalar iş birliğinde sağlanacak kredi kapsamında 24 aya kadar vadelerde yüzde 33, 24 ay üzerindeki vadelerde ise yüzde 32 faiz oranı uygulanacak. Kredi, 6 ay anapara ödemesiz olmak üzere en fazla 36 ay vade ile kullandırılacak. İşletmeler azami 1,5 milyon TL kredi kullanabilecek" dedi. Nefes Kredisi’nin detayları KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen Nefes Kredisi’nin işletmelerin nakit akışına önemli katkı sağlayacağını belirten Güngör, başvuruların anlaşmalı olan bankaların şubelerine yapılabileceğini söyledi. Güngör, artırılan kredi hacmine rağmen mevcut şartların aynen geçerli olacağını ifade ederek, "TOBB Nefes Kredisi kapsamında firmalar en fazla 1,5 milyon TL kredi kullanabilecek. Krediler, 6 ay anapara ödemesiz olmak üzere toplamda 36 aya kadar vadelendirilecek. Faiz oranları ise 24 aya kadar yüzde 33, 24 ayın üzerinde ise yüzde 32 olarak uygulanacak. Ayrıntılı bilgi için odamızla irtibata geçebilirsiniz" diye konuştu. "Üyelerimizin finansmana erişimi kolaylaşacak" KOBİ’lerin finansmana ulaşımını kolaylaştırmak, işletmelerin sermaye gücünü artırmak ve enflasyonla mücadeleye destek olmak amacıyla hayata geçirilen Nefes Kredisi’nin önemine değinen Güngör, "Üyelerimizden gelen talepleri dikkate alarak sürecin yeniden başlatılması konusunda gerekli girişimleri yaptık. TOBB Nefes Kredisi’nin, işletmelerimizin nakit akışını güçlendirerek önemli bir rahatlama sağlayacağına inanıyoruz" dedi. Üyelerin yaşadığı en önemli sorunlardan birinin finansmana erişim olduğunu ifade eden Güngör, "Üyelerimizden gelen kredi talepleri doğrultusunda yaptığımız girişimler sonucunda TOBB Nefes Kredisi’nin limiti iki katına çıkarıldı. Bu kredi, KOBİ’lerimizin iş süreçlerinde rahatlama sağlamak ve sürdürülebilir büyümeye katkı sunmak amacıyla uygulanmaktadır. Amacımız, zor dönemlerde üyelerimizin yanında durarak ticaretin sağlıklı bir şekilde devam etmesine destek olmaktır. Temmuz ve ekim aylarında hayata geçirilen Nefes Kredisi’nden birçok üyemiz yararlandı. Gelen yoğun talep üzerine yeniden girişimde bulunduk. TOBB Nefes Kredisi’nin limiti 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarıldı. Böylece sadece 2025 yılı içinde TOBB Nefes Kredisi kapsamında KOBİ’lere sunulan toplam destek 80 milyar Türk lirasına ulaşmış olacak. Başta TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Kredi Garanti Fonu (KGF) Yönetim Kurulu Başkanımız Erdoğan Özegen olmak üzere sürece katkı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, kararın üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Üyelerimizin yanında olmaya ve destek sunmaya devam edeceğiz" MATSO olarak üyelerinin talep ve ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerinin altını çizen Güngör, her şartta üyelerin yanında olduklarını belirterek, "Üyelerimize yönelik desteğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
DTO, Kazakistan’ın İzmir Başkonsolosunu ağırladı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:45 DTO, Kazakistan’ın İzmir Başkonsolosunu ağırladı Denizli Ticaret Odası’nı (DTO) ziyaret eden Kazakistan Cumhuriyeti’nin İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, DTO’ya üye iş insanlarıyla bir araya geldi; ülkesindeki yatırım imkânlarını tanıttı. DTO Başkan Yardımcısı Hasan Aracı da konuğuna Denizli, sektörleri ve iş birliği imkanlarını anlattı. DTO’da Denizlili iş insanları ile buluşan Kazakistan Cumhuriyeti’nin İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev’e Kazakistan Cumhuriyeti’nin Denizli Fahri Konsolosu Okan Oğuz ve başkonsolosluk görevlileri eşlik etti. Akatayev ile beraberindeki resmi heyeti, DTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Aracı kendisine eşlik eden DTO yönetim kurulu ve meclis üyeleri ile ağırladı. DTO’nun medikal, kablo, makine, inşaat, eğitim, sağlık, lojistik ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren üyelerinin de katılımıyla, Türkiye ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasındaki İş Birliği ve Ticareti Geliştirme Toplantısı yapıldı. Başkan Yardımcısı Aracı, Denizli’yi ve yatırım imkanlarını tanıttı DTO Başkan Yardımcısı Hasan Aracı, başta yatırım imkanları olmak üzere Denizli’yi, sektörlerini ve odalarını tanıttı. Konukları da toplantıya katılanların sorularını yanıtladı. Konuşmasının başında konuklarına kendilerini Denizli’de görmekten duydukları memnuniyeti ileten Aracı, Türkiye’de, Kazak ortaklı 776 firma bulunduğunu ve bunların 2’sinin Denizli Ticaret Odası’nın üyesi olduğunu açıkladı. Yeni yatırımlar ve ticari iş birlikleriyle, bunu daha da artırmak istediklerini de vurguladı. Konuşmasında ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacmini de gözler önüne serdi. Aracı, "Ülkemizin Kazakistan Cumhuriyeti’ne ihracatı, 2023’te 2 milyar 960 milyon 336 bin 812 dolardı. Geçen yıl, yüzde 12 artarak 3 milyar 315 milyon 526 bin 768 dolar oldu. Bu yıl ocak-ekim arasındaki 10 aylık dönemdeki ihracatımız ise 1 milyar 447 milyon 907 bin 20 dolar. Geçen yıl aynı dönemde 1 milyar 448 milyon 652 bin 100 dolardı; bu yıl binde 1 oranında küçük bir azalma yaşandı. İthalatımız ise 2023’te 3 milyar 501 milyon 132 bin 450 dolar iken geçen yıl yüzde 3,3 azalarak 3 milyar 385 milyon 643 bin 534 dolara indi. Geçen yıl Ocak-eylül arasındaki 9 aylık dönemdeki ithalatımız ise geçen yıl 2 milyar 573 milyon 333 bin 867 dolardı. Bu yıl aynı dönemde 3 milyar 253 milyon 303 bin 188 dolar oldu; yüzde 26,4 arttı. Kazakistan Cumhuriyeti’ne yönelik ihracat kalemlerimizde makine, mekanik cihazlar ve aletler, elektrikli makine ve cihazlar, giyim eşyası ile motorlu kara taşıtları, ilk sıralarda geliyor. Kazakistan Cumhuriyeti’nden en çok ithalat yaptığımız sektörler ise sırası ile bakır ve bakırdan eşya, mineral yakıtlar ve yağlar, alüminyum ve alüminyumdan eşya, demir-çelik ile sebzeler ve bazı kök yumrular. Denizli’den Kazakistan Cumhuriyeti’ne ihracatımız, 2023’te yaklaşık 13 milyon 927 bin 272 dolar idi. Geçen yıl, yüzde 17,1’lik bir artışla 16 milyon 309 bin 202 dolara ulaştı. Bu yılın ocak-ekim dönemindeki 10 ayda ise 5 milyon 946 bin 470 dolar oldu. Geçen yıl aynı dönemde 8 milyon 233 bin 120 dolardı; yüzde 27,8 azaldı. Kazakistan Cumhuriyeti’nden ithalatımız da 2023’te 194 milyon 835 bin 62 dolardı. Geçen yıl 200 milyon 135 bin 704 dolara çıktı. Bu yılın ilk 9 ayında ise 161 milyon 245 bin 774 dolara ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde 152 milyon 32 bin 977 dolardı; yüzde 6,06 arttı. Bugün işte bu ticareti artırmanın yollarını aramak ve birbirimizi daha iyi tanımak için toplandık. Toplantımızın, iş birliğimizin ve kardeşliğimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum" dedi. Akatayev, "Denizli, sıcak kalpli insanlarla şanslı bir yer" Aracı’dan sonra Kazakistan Cumhuriyeti’nin İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, kendilerini samimi ve sıcak karşılayan Denizli Ticaret Odası’na teşekkür etti. Akatayev, "Burası sıcak kalpli, yardımsever ve misafirperver insanlarla dolu, şanslı bir bölge. Denizli’de görev yapan Fahri Konsolosumuz Okan Oğuz sayesinde iş birliğimiz daha hızlı ve kolay ilerlemektedir. Hangi konu olursa olsun İzmir’deki Kazakistan Başkonsolosluğu’nda da sizleri ağırlamak için hazırız" dedi. Oğuz, "Kazakistan’da ham madde, Denizli’de ise sanayi kültürü var" Kazakistan Cumhuriyeti’nin Denizli Fahri Konsolosu Okan Oğuz da Kazakistan’ın iş potansiyelinden Türk iş adamlarının özellikle de Denizlili iş insanlarının faydalanması gerektiğini ifade etti. Oğuz, "Kazakistan’da ham madde kaynağı var; Denizli’de de sanayicilik kültürü. Orta Asya’nın yüzde 70’ine tekabül eden Kazakistan ekonomisini incelemenizi ve ticari imkanlarından faydalanmanızı öneririm" diye konuştu. Konuşmaların sonrasında katılımcılar, konuklara Kazakistan’daki yatırım fırsatlarına dair merak ettikleri konulardaki sorularını yöneltti.
Denizli sanayisinin rekabet artırmak için DSO yönetimi Ankara’da önemli görüşmeler yaptı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:39 Denizli sanayisinin rekabet artırmak için DSO yönetimi Ankara’da önemli görüşmeler yaptı Denizli Sanayi Odası (DSO), sanayinin rekabet gücünü artıracak kritik başlıkları doğrudan ilgili kurumların gündemine taşımak için Ankara’da yoğun temaslarla ziyaret programı gerçekleştirdi. Denizli Sanayi Odası (DSO) yönetimi Denizli sanayinin rekabet gücünü artıracak kritik başlıkları doğrudan ilgili kurumların gündemine taşımak amacıyla Ankara’da yoğun temaslarla geçen iki günlük bir ziyaret programı gerçekleştirdi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu liderliğindeki heyette, Başkan Yardımcısı Mehmet Serter ve Genel Sekreter Dr. Sezgi Akbaş yer aldı. Heyet, başkentte yaptığı görüşmelerde yeni OSB yatırımlarından yeşil dönüşüme, KOBİ’lerin dijitalleşmesinden bölgesel kalkınmaya kadar birçok konuyu masaya yatırdı. AB fonları ile sanayide dönüşüme stratejik adım Ziyaretlerin ilk durağında, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nda Mali İş Birliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan ile gerçekleşen toplantıda Denizli sanayisinin yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve dijitalleşme alanlarında duyduğu ihtiyaçlar ele alındı. Heyet, AB’nin yeni dönem öncelikleriyle DSO’nun sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı proje çalışmalarının örtüştüğünü vurgularken, sanayicilerin fonlara erişimini kolaylaştıracak ortak proje geliştirme süreçleri detaylı biçimde değerlendirildi. Görüşmede, AB fonlarının bu dönüşüm süreçlerinde daha etkin kullanılabilmesi için yeni iş birliği modelleri üzerinde durulurken, fonlara erişimi kolaylaştıracak mekanizmaların geliştirilmesi konusunda ortak bir irade ortaya kondu. Dijitalleşme ve Ar-Ge için KOSGEB-DSO ortak vizyonu Ankara temasları, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ile yapılan görüşmeyle devam etti. Bu buluşmada, KOBİ’lerin dijitalleşme, Ar-Ge kapasitesi ve yenilikçilik alanlarında güçlendirilmesi için yeni destek modelleri gündeme geldi. DSO ve KOSGEB arasında hâlihazırda devam eden iş birliklerinin genişletilmesi konusunda önemli adımlar için mutabakat sağlandı. DSO bünyesinde açılması planlanan KOSGEB Temsilcilik Ofisi oluşturma sürecinin de görüşüldüğü toplantıda, Denizli Model Fabrika’nın öğren- dönüş programlarına katılmayı planlayan işletmeler adına tasarlanan yeni destek modeli hakkında istişarelerde bulunuldu. Tekstil, hazır giyim, mobilya ve deri sektöründe faaliyet yürüten işletmelerin 2025 yılı içerisinde yararlandığı İstihdamı Koruma Destek Programının kapsamının ve destek tutarlarının genişletilmesi konusunda yapılan çalışmalar KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu tarafından paylaşıldı. DSO-VEM: Güney Ege’nin Yeni Verimlilik ve Dönüşüm Üssü Temasların ikinci gününde odak noktası bölgesel kalkınma ve sürdürülebilirlik oldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek ile bir araya gelen heyet, DSO Güney Ege Yeşil Dönüşüm ve Verimlilik Merkezi Projesi’ndeki (DSO-VEM) ilerlemeleri detaylıca değerlendirdi. Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) desteğiyle kurulan Merkez ile, bölge sanayisi için işletmelerde verimlilik analizleri ve dönüşüm planları oluşturulmasının ve temiz üretim uygulamalarının yaygınlaştırılmasının beklendiği ifade edildi. Başkan Kasapoğlu, Merkez aracılığıyla Ege Bölgesi’ne hizmet eden bir dönüşüm ekosistemine katkı sağlanacağını belirtti. Şimşek ile değerlendirilen bir diğer konu ise Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı oldu. Orta- yüksek ve yüksek teknoloji yatırımlarında Denizli sanayisinin sektörel anlamda beklediği ilave destekleri aktaran Kasapoğlu, 2026 yılında güncellenmesi beklenen yatırım konularında makine, mermer ve doğal taş, tekstil, demir- çelik, kablo ve gıda sektörleri için önerilerini Genel Müdür Ahmet Şimşek ile paylaştı; ilgili hususlarda GEKA ile koordine çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. "Denizli sanayisinin geleceği için yeni OSB’ler ve güçlü altyapı şart" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndaki temaslar kapsamında Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ziyaret edildi. Görüşmede, Denizli Makine İhtisas OSB ve Çivril OSB başta olmak üzere kurulum süreçleri devam eden OSB’lerin durumu, sanayide verimlilik artışı ve katma değerli üretim konuları ön plana çıktı. Sanayicinin altyapı, ulaşım, çevre sorunlarına yönelik ihtiyaçların karşılanabilmesi için yeni Organize Sanayi Bölgesi yatırımlarının hızla hayata geçirilmesinin Denizli için stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Özellikle yüksek katma değerli sektörlerde faaliyet gösteren firmaların genişleme ihtiyaçları doğrultusunda, mevcut OSB’lerin kapasitesinin sınırlarına dayandığı ve modern, çevreci, altyapısı güçlü yeni bir OSB modelinin yaygınlaştırılmasına olan ihtiyacın giderek arttığı ifade edildi. Görüşmede ayrıca Denizli Model Fabrika’nın güncel faaliyetleri aktarılırken, yalın üretim, dijitalleşme ve süreç optimizasyonu alanlarında işletmelere sağladığı dönüşüm etkisinin somut sonuçlar doğurduğu belirtildi. Bu nedenle Model Fabrika çalışmalarını destekleyecek teşvik mekanizmalarının öneminin altı çizildi. Hisarcıklıoğlu ile buluşma, "Denizli sanayisi için birlik ve koordinasyon DSO heyeti, Türkiye iş dünyasının en üst çatı örgütü olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu da TOBB ETÜ’deki ofisinde ziyaret etti. Ziyarette Başkan Hisarcıklıoğlu’na DSO’nun son dönemde yürüttüğü çalışmalar ve yatırım planları aktarılırken, TOBB’un ulusal ölçekteki koordinasyon gücünün Denizli sanayisine sunduğu katkıdan duyulan memnuniyet dile getirildi. Toplantıda ayrıca KOBİ’lere uygun finansman desteği sağlamak amacıyla 19 Kasım itibarıyla başlatılan TOBB Nefes Kredisi’nin yeni paketi değerlendirildi. İçişleri Bakanlığı’nda kamu ve özel sektör iş birliği Başkan Selim Kasapoğlu Ankara programının son durağında İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ı makamında ziyaret etti. Başkan Yardımcısı Mehmet Serter’in de yer aldığı ziyarette, Denizli sanayisinin üretim ve istihdamda mevcut durumu değerlendirilerek sanayicilerin kamu-özel sektör iş birliklerine ilişkin beklentileri aktarıldı. Kasapoğlu: "Denizli sanayisini yeni ufuklara taşımak için çalışıyoruz" Ankara temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, bu görüşmelerin Denizli sanayisinin gelecek vizyonunu güçlendiren bir içerik taşıdığını belirterek şu mesajı verdi:. "Denizli Sanayi Odası olarak geçtiğimiz üç yılda aldığımız yolda bize paydaşlık desteği sunan Kurumlarımıza iade-i ziyaret gerçekleştirdik. Birlikte yaptığımız projeler, iş birlikleri ve organizasyonlar ışığında Odamız faaliyetlerinin önemli ölçüde ses getirdiğini bir kez daha gözlemlerken, gelecekte yapmayı planladığımız işler için Birliğimizden ve Bakanlığımızdan ilave görüşler aldık. Sanayimizin geleceğini; ekonomik koşulların iyileştirilmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve istihdamın niteliğinin artırılmasıyla birlikte yeni ufuklara taşıma kararlılığımızı istişare ettik. Başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere TOBB’a; Sanayi ve Teknoloji, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarımıza nazik misafirperverlikleri için teşekkür ediyoruz."
Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi yıllık yüzde 28,75 arttı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:13 Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi yıllık yüzde 28,75 arttı Yurt dışı üretici fiyat endeksi (YD-ÜFE) yıllık yüzde 28,75 arttı, aylık yüzde 0,90 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, YD-ÜFE Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,90 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 28,69 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,75 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,13 artış gösterdi. YD-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık yüzde 28,68 arttı Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 32,78 artış, imalatta yüzde 28,68 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 25,85 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 35,80 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 36,17 artış, enerjide yüzde 14,35 artış, sermaye mallarında yüzde 27,64 artış olarak gerçekleşti. YD-ÜFE imalat ürünlerinde aylık yüzde 0,83 arttı Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,74 artış, imalatta yüzde 0,83 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,12 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,82 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,95 artış, enerjide yüzde 3,50 azalış, sermaye mallarında yüzde 0,07 artış olarak gerçekleşti.