Son Dakika
|
ASAYİŞ
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "(İran’a yönelik) Ablukayı kaldırmak istemiyorum"
İçişleri Bakanı Çiftçi, Atina'da
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Diyanet Vakfına kurban bağışında bulundu
Milli Savunma Bakanlığında "Savunma Sanayii" toplantısı
Rusya OPEC+'ta kalmaya devam edecek
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
EKONOMİ
"Antalya Markaları Kongresi" başladı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 21:03:58
Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) organizasyonuyla, bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Antalya Markaları Kongresi başladı. Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) Başkanı Güldal Siğinç, açılış konuşmasına Antalya Markaları Kongresi henüz daha fikir aşamasındayken verdiği destekle gerçekleşmesine büyük katkıda bulunan merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ı anarak başladı. Siğinç, "Bu kongre sayesinde, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim gören 30 öğrenciye, TEV aracılığı ile burs imkanı sağlandığına dikkat çekti. Siğinç , "Antalya’nın ticari dehasını ve marka gücünü harmanlayarak yarınlarını hep birlikte inşa edeceğiz, buradan yeni kapılar aralanacak, yeni ufuklar doğacak" dedi. Antalya ekonomisi önemli markalara sahip Antalya Markaları Kongresi’nin daha köklü ve kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ifade eden Vali Hulusi Şahin, "Antalya’nın insanı çalışkan ve girişimci; bir ekonomide ihtiyaç duyulan en önemli unsurların hepsini bünyesinde barındırıyor. Antalya’da hem bölgesel hem ulusal, hatta küresel markalar ortaya çıktı. Antalya ekonomisi, Türkiye’nin en büyük ekonomilerinden biri; dünyada da özellikle bazı sektörlerde hatırı sayılır ekonomilerden biri hâline geldi. Bunu nasıl devam ettireceğiz ve nasıl daha da büyüyeceğiz? Öncelikle bunu başaranlardan bu başarı hikâyelerini almamız lazım. Bu tecrübelerin yanında, yeni kurumsal hamleler yaptıysalar onları da öğrenmemiz lazım. En kıymetli şey bilgidir. O bilginin de tecrübelerle ortaya çıkması gerekir. Gençlerimiz önemli başarı hikâyelerini bu kongre sayesinde dinleyecek, öğrenecek ve istifade edecek. Düzenlenen bu kongreyi bu açıdan çok kıymetli buluyorum" dedi. "İmmüterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleriyle sağlıkta marka" Memorial Sağlık Grubu Antalya ve Göztepe Onkoloji Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, tıbbi onkoloji alanındaki uzmanlığı; özellikle meme, baş-boyun ve jinekolojik kanserler üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla tanınan Özdoğan İmmünoterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleri ile kanserle ilgili istatiksel bilgiler vererek bu alanda sürdürdükleri çalışmalardan bahsetti. "Hayalimiz turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek markaydı" Corendon Grubu Kurucu Ortağı, Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer ise Hollanda’da tur operatörlüğüyle başlayan girişimcilik yolculuğunu, havacılık ve turizm sektörüne nasıl açıldıklarını, sonrasında Corendon Airlines’ın global bir markaya dönüşümünün hikayesini anlattı. Girişimciliğinin ilk yıllarındaki hayalinin turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek bir marka ortaya çıkarmak olduğunu ifade eden Karaer, bugün havayolu, tur operatörlüğü ve otelcilik alanlarında uluslararası ölçekte faaliyet gösteren güçlü bir turizm ekosistemine ulaşmalarının sırrının "iyi hizmet" olduğunu söyledi. Karaer, "Turizm sektöründe iyi ürünler ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Markamızı yurtdışında anlatabilmek için sosyal sorumluluk projeleri ve spor sponsorluklar yapıyoruz. Böylece hem uluslararası alanda doğru ifade etme fırsatı buluyoruz hem de Türkiye markasına katkıda bulunmuş oluyoruz" dedi. Kongrede Antalya’nın önde gelen markaları başarı hikayelerini anlatırken sanatçı kimliğinin yanı sıra araştırmacı ve kültür elçisi yönüyle de öne çıkan Türk Halk Müziği’nin sevilen isimlerinden Sümer Ezgü ise hikayesinin memleketin hikayesi olduğunu söyleyerek, "Çevremde enstrüman çalanlara özenerek müziğe adım attım. Yıllara yayılan sanat hayatımda; derlemeleri, sahne performansları ve televizyon programlarıyla kültürel değerlerin korunmasına ve yaşatılmasına katkı sağladım. Biz sadece türkü söylemiyor, biz bir şeyler anlatıyoruz. Sanat daima yaşama ışık tutan bir olgudur. Sanat, insanları birleştirir" diyerek konuşmasını tamamladı. Kongrede Antalya’nın öne çıkar markalarının başarı hikayeleri paylaşıldı. Antalya’nın değerlerine vefa oturumu Kongrenin ilk gününün finali "İz Bırakan Hikayelerle Şehre Dokunanlar" başlıklı Antalya Değerlerine Vefa Oturumu ile yapıldı. AHİD Genel Sekreteri Gazeteci, Editör ve Halkla İlişkiler Uzmanı Aysen Ovalı Binbir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Nadire Konuk ve Selçuk Akıltopu konuk olarak yer aldı. Antalya için çok büyük girişimlerde bulunmuş, Antalyaspor’un da Kurucu Başkanı olan ve Antalya milletvekilliği de yapmış Atilla Vehbi Konuk’un kızı Nadire KonuK, Antalyaspor’un kuruluş hikayesini anlattı. Antalya’nın mimari ve kültürel hafızasında derin izler bırakmış isimlerinden, ilk diplomalı Mimar Tarık Akıltopu’nun oğlu Selçuk Akıltopu ise babasının kent için yaptıklarını dile getirdi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:47
Manisa’da 131 bin dekarlık alanda domates mesaisi
Türkiye’nin önemli bitkisel üretim merkezlerinden biri olan Manisa’da, hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte domates fidelerinin dikim mesaisi başladı. İl genelinde 131 bin dekar alanda gerçekleştirilecek üretimin ilk mahsullerinin Haziran ayında hasat edilmesi planlanıyor. Manisa’nın verimli ovalarında Nisan ayı ile birlikte çiftçiler tarlalara inerken, domates fidesi dikim çalışmaları Şehzadeler ilçesinde yoğunlaştı. Şehzadeler ilçesine bağlı Yeni Harmandalı Mahallesi’nde gerçekleştirilen dikim çalışmalarını yerinde inceleyen Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, üreticilerle bir araya gelerek yeni sezonun başlangıcını yaptı. Salçalık üretimde Türkiye ikincisi Manisa’nın salçalık domates üretiminde stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan İl Müdürü Karayılan, kentin bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını hatırlattı. Karayılan, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerini paylaşarak şu ifadeleri kullandı: "Manisa, salçalık domates üretiminde ülke genelinde ikinci sırada yer almaktadır. İlimizde ÇKS kayıtlarına göre yaklaşık 7 bin 500 üreticimiz 131 bin dekar alanda domates dikimi gerçekleştiriyor. 25 bin dekar alanda da sofralık domates yetiştiriciliği yapılmaktadır. Geri kalan alanda salçalık ve kurutmalık domates yetiştiriciliği gerçekleştirilmektedir. Yeni üretim sezonunun üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyor, mahsulü bol ve bereketli bir yıl diliyorum." Çalışmalara; İl Müdürü Mehmet Karayılan’ın yanı sıra İl Müdür Yardımcısı Ali Gök, şube müdürleri, ilçe müdürü, konu sorumlusu teknik personel ve çok sayıda üretici katıldı. Haziran ayı itibarıyla başlaması beklenen hasat dönemiyle birlikte Manisa domatesinin hem iç piyasada hem de sanayideki yerini alması hedefleniyor.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:22
Garanti BBVA’nın yılın ilk 3 ayında net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu
Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 566 milyar 251 milyon 702 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 66 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 3 ayında yüzde 0,5 büyüme ile 3 trilyon 160 milyar 943 milyon 617 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,2, özkaynak kârlılığı yüzde 30,3, aktif kârlılığı ise yüzde 2,9 seviyelerinde gerçekleşti. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: "2026 yılına, jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklerin, karar alma süreçlerinde hız ve çevikliği daha da kritik hale getirdiği bir ortamda başladık. Finansal piyasalarda artan riskten kaçınma eğiliminin yanı sıra enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş, küresel ölçekte daha zayıf büyüme ve enflasyonist baskıları beraberinde getiriyor. Bu dönemde, Merkez Bankası, enflasyonla mücadelede temkinli politika duruşunu sürdürüyor. Artan dış finansman ihtiyacı ve bunun kur üzerindeki potansiyel etkisiyle, finansal istikrara daha fazla öncelik verilen bir yapı görüyoruz. Mart başında yaşanan gelişmelerle birlikte sektörde fonlama maliyetlerinde yükselişler gözlemledik. Bu artışın, özellikle ikinci çeyrekte daha görünür olmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, güçlü bilanço yapımız ve ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleşen performansımız sayesinde bu süreci etkin şekilde yönetme kapasitesine sahibiz. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam aktiflerimiz 5 trilyon TL’ye yaklaştı ve bunun yüzde 56’sını krediler oluşturuyor. Kredilerdeki sağlam duruşumuz devam ederken; güçlü vadesiz mevduat tabanımız, dijital kanallarda oluşturduğumuz müşteri değeri ve etkin sermaye yönetimimiz sayesinde sektörde pozitif ayrışmayı sürdürdük. Geniş müşteri tabanımız ve güçlü pazar konumumuz, bu performansı sürdürülebilir kılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu süreçte marjlardaki iyileşmenin katkısıyla özsermaye kârlılığımızı yüzde 30 seviyesinde tutmayı başardık. Bu performansımızın temelinde, müşteri deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan ve bunu veriye dayalı karar süreçleriyle destekleyen yaklaşımımız yer alıyor." Bankanın stratejik önceliklerine değinen Akten sözlerini şöyle sürdürdü: "Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımız doğrultusunda, müşteri deneyimini yalnızca temas anlarıyla sınırlamıyor; karar alma süreçlerinden ürün tasarımına kadar her aşamada işimizin merkezine alıyoruz. Müşteriyi dinlemek ve anlamak en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor. Bu doğrultuda müşterilerimizle etkileşimimizin en yoğun olduğu kanalımız Garanti BBVA Mobil’de memnuniyet anketleri gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda 18 milyon aktif mobil müşterimizin yüzde 90’ına ulaştık ve müşterilerimizden 2 milyon geri bildirim aldık. Hiper kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımımızla müşterilerimizin günlük 20 milyon aksiyonunu takip ediyor, bu verileri yapay zekâ ile analiz ederek hızlı ve etkili aksiyonlara dönüştürüyoruz. Günlük 10 milyon müşterimizin ihtiyaçlarını anlık olarak anlayıp doğru çözümler sunabiliyoruz. Üretken yapay zekâ ile yeniden tasarladığımız dijital asistanımız Ugi ise bugün yaklaşık 200 farklı konuda müşterilerimize destek sunuyor." Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda yanlarında yer alıyor, ana bankaları olma rolümüzü güçlendiriyoruz. Risk-getiri dengesini gözeten, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir alanlara odaklanan büyüme anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türk lirası odaklı, dengeli büyümemizi sürdürerek ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz. Bu başarıda emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim."
29 Nisan 2026 Çarşamba - 17:26
Samsun’da istihdamda yol haritası çizildi
Samsun Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu’nun 2026 yılı ikinci olağan toplantısında, iş gücü piyasasına yön verecek kritik başlıklar ele alındı. Samsun Limanı’nda düzenlenen toplantıya Vali Orhan Tavlı başkanlık etti. Toplantıda yılın ilk çeyreğine ilişkin istihdam verileri kurul üyeleriyle paylaşılırken, geri dönüş eğilim anketi sonuçları üzerinden iş gücü hareketliliği detaylı şekilde değerlendirildi. Organize sanayi bölgelerinde ihtiyaç duyulan nitelikli eleman profillerine yönelik analizler öne çıkarken, 2026 yılı İşgücü Piyasası Araştırması hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Eğitim-istihdam uyumunu güçlendirmeye yönelik adımların da masaya yatırıldığı toplantıda, yılın eğitim politikalarına yön verecek İşgücü Eğitim Planı güncellendi. Ayrıca 8-9 Nisan tarihlerinde düzenlenen Orta Karadeniz Kariyer Fuarı’nın çıktıları değerlendirilirken, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalar da gündeme alındı. Toplantı öncesinde Vali Tavlı, Samsun Limanı’ndaki faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğinin vurgulandığı toplantıda, bölgenin istihdam yapısını güçlendirecek çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi. Toplantıya Vali Yardımcısı Vekili Enver Hakan Zengince, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Samsun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, İŞKUR İl Müdürü Gökhan Dürümlü ile kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcileri katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Nisan 2026 Pazartesi- 09:12
Tozlu arşivlerde unutulan bir gerçek: Hollandalı girişimciye Erzurum, Palandöken ve Toroslar’da petrol izni
2
27 Nisan 2026 Pazartesi- 14:25
Edremit ve Havran’ın coğrafi işaretli değerleri görücüye çıktı
3
27 Nisan 2026 Pazartesi- 17:13
Erzurum’da mesleki eğitimde yeni dönem: ETSO ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü protokol kararı aldı
4
28 Nisan 2026 Salı- 16:16
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 08:34
Burhaniye’de ’Atık Kumaşlara Son’ projesi hayata geçirildi
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:52
Şire ürünlerine ilgi artıyor
Gaziantep’te kış hazırlıklarına başlayan vatandaşlar, bağbozumu mevsiminde hazırlanan üzüm pekmezi ve şire ürünleri ile kurutmalık sebzelere ilgi gösteriyor. Kış mevsiminin vazgeçilmezi olan vitamin deposu el yapımı yöresel şire ürünleri soğuk havada daha çok tüketiliyor. Havaların soğumaya başlamasıyla ve kış mevsiminin de yaklaşmasıyla, vücudu sıcak tuttuğu bilinen üzüm pekmezi ve şire satışları arttı. Gastronomi şehri Gaziantep’in vazgeçilmez lezzeti olan yeni mahsul doğal şire, kurutmalık ve baharat çeşitleri tezgahlardaki yerini aldı. Vatandaşlar ise sofralarını doğal lezzetlerle donatmak için Gaziantep’in tarihi çarşısı olan Almacı Pazarı’nın yolunu tuttu. Vatandaşlar, sağlıklı ve doğal bir beslenmeye katkıda bulunan ürünlerle kış sofralarını renklendiriyor. Evlerde bin bir zahmet ve emekle hazırlanan doğal ürünler, tarihi Almacı Pazarı başta olmak üzere kentteki iş yerlerinde raflardaki yerini aldı. Pekmez, turşu, konserveler, kuru meyve ve sebze ile salça gibi pek çok ürün kış aylarına özel olarak hazırlanıyor. Bu geleneksel uygulama doğal ürünlerin kışın da tüketilmesini sağlıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da vatandaşlar, kışın sofralarını renklendirmek ve sağlıklı beslenmeyi sürdürebilmek için doğal ve yöresel ürünleri tercih ediyor. Tarihi Almacı Pazarı esnafı doğal ürünleri üreticisinden tüketicisine aktardıklarını ve bu ürünlerin şifa kaynağı olduğunu söyledi. Soğuk algınlığı ve kansızlık gibi hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda hastalığa derman olan şire ürünlerini kışın tüketenlerin kolay kolay hasta olmayacağını belirten esnaf, Gaziantep’in geleneksel şire kültüründe önemli yeri olan üzüm pekmezi, cevizli sucuk, muska, pestil ve kuru üzüm gibi şire türlerinin soğuklara karşı vücudu dinç tuttuğunu ve bu ürünlerin kış mevsiminde bol bol tüketilmesi gerektiğini söyledi. Havaların soğumaya başlamasından dolayı şire satışlarında büyük artış olduğunu söyleyen esnaf Fatih Özsefil, "Şire rünlerine talebimiz çoğaldı. Kışa giriyoruz. Tarhana çorbası için sıkma tarhana alıyorlar. Ceviz içi, cevizli ve fıstıklı sucuk ile muska gibi ürünlere talep çoğaldı. Kışa girdiğimiz için pekmez ve tahin satışımız çoğaldı. Genellikle hem yetişkinler hem de küçük çocuklar pekmez ile tahini karıştırıp kahvaltılarda tüketiyorlar. Şire ürünleri kışın artı bir puan katıyor. Pekmezin kan yapıcı özelliği var ve kışın günü insan vücudunu diri tutuyor, sıcak tutuyor ve kan yapıyor. Genellikle şire ürünleri satıyoruz. Şire ürünlerine talep çoğaldı. Yeteri kadar mahsul olmamasından ve ürünler kısıtlı olduğundan dolayı fiyatlarımız geçen seneye göre biraz daha yüksek. Fakat fiyatları çok yüksek tutmuyoruz. Tahin 250, üzüm pekmezi 400 TL, cevizli sucuk fiyatı kalite kalite değişiyor. Şekerli olanlar 250-300 TL bandında satılıyor. Pekmezli, doğal ve katkısız olanlar 500 ile 700 TL arasında satılıyor. Fıstık pahalı olduğu için muska biraz pahalı. Pekmezden yapılan muskalar bin TL’den satılıyor" dedi. Kış mevsiminin vazgeçilmezi ve insan vücudunu sıcak tutan üzüm pekmezi başta olmak üzere şire türlerinin enerji kaynağı olduğunu ifade eden Emin Taşdemir, cevizli sucuk, muska, pestil ve kuru üzüm gibi şire türlerinin soğuklara karşı vücudu dinç tuttuğunu belirterek, "Bu kış biraz sert olacak gibi görünüyor. Genelde sucuk, muska, pestil ve pekmezli ürünler satıyoruz. Bu ürünler genelde hava soğuk olduğunda insanı sıcak ve diri tutar. Pekmez kan yapmaya, demir eksikliğine iyi gelir. O yüzden genelde kışın günü vatandaşlarımız üzüm pekmezini ve üzümün pekmezinden yapılan ürünleri tüketiyor. Kuru üzüm kan yapmaya iyi geliyor. Genelde yaşlılar kuru üzümü çok tercih ediyor" diye konuştu.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:50
Amasya’da taşıt sayısı bir yılda yüzde 6,9 arttı
Amasya’da trafiğe kayıtlı taşıt sayısı son bir yılda yüzde 6,9 artarak 162 bin 256’ya yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Samsun Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verilere göre, Amasya’da trafiğe kayıtlı araç sayısı Ekim 2025 itibarıyla 162 bin 256 adede çıktı. Bu, bir önceki yıla göre 10 bin 512 adetlik (yüzde 6,9) artış anlamına geliyor. Ekim sonu itibarıyla ilde toplam araç sayısı, Eylül ayına göre 702 adet (yüzde 0,4) artış gösterdi. Araç türlerine göre dağılım ise şöyle: Otomobil 75 bin 455 adet (yüzde 46,5), motosiklet 32 bin 881 adet (yüzde 20,3), traktör 25 bin 194 adet (yüzde 15,5) ve kamyonet 21 bin 73 adet (yüzde 13,0). Geçen yılın aynı dönemine göre en yüksek artış motosiklette yüzde 19,6 ile gerçekleşti. Bunu otomobilde yüzde 5,4 ve kamyonette yüzde 3,9’luk artış takip etti. Amasya’da Ekim ayında toplam 4 bin 187 taşıt devri yapıldı. Devri yapılan taşıtların yüzde 65,5’i otomobil, yüzde 11,3’ü kamyonet ve yüzde 11,0’ı motosiklet oldu.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:46
Akbank ve TurkishWIN’den kadın KOBİ’lere destek
Akbank ve TurkishWIN iş birliğiyle, kadın KOBİ’lerin büyüme yolculuğuna stratejik destek sunan BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın üçüncü dönemi başlıyor. Başvuru süreci 19 Aralık tarihine kadar devam eden program kapsamında, 50 kadın KOBİ, ihracattan dijitalleşmeye pek çok farklı alanda deneyimli mentorlarla ücretsiz olarak bire bir çalışma fırsatı elde edecek. Akbank ve TurkishWIN iş birliğiyle düzenlenen BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın üçüncü dönemi için başvuru süreci 19 Aralık tarihine kadar devam ediyor. Program, girişimci kadınları alanında deneyimli mentorlarla bir araya getirerek sürdürülebilir bir gelişim yolculuğu sunmayı hedefliyor. Başvurular arasından seçilecek 50 kadın KOBİ, bu ağa katılarak çalışmalarına güç katacak. Yapılan açıklamaya göre, BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı; yıllık cirosu en az 1 milyon TL olan girişimci kadınları, ihracat, yatırım, büyüme, insan kaynağı, liderlik, pazarlama, kriz yönetimi, networking, dijitalleşme gibi alanlarda ücretsiz ve 6 ay sürecek bire bir mentorluk desteğiyle buluşturuyor. Hedeflerinin kadın KOBİ’lere bütüncül bir destek ağı sunmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Türkiye’de kadın girişimcilik oranı yüzde 18 bandına ulaşmış durumda. Ancak potansiyelin hâlâ çok altında. Kadın KOBİ’lerimizin büyüme iştahı, dijitalleşmeye açıklıkları ve markalaşma kabiliyetleri reel sektörde ciddi bir değer oluşturuyor; buna karşın finansmana erişim, mentorluk, görünürlük ve kurumsallaşma gibi kritik alanlarda desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Banka olarak biz, bütüncül bir yaklaşımla kadın KOBİ’lerin tüm ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirmeye, büyüme yolculuklarında yanlarında yer almaya odaklanıyoruz. Bu kapsamda bir yandan kadın KOBİ’lere özel finansman çözümleri sunarken bir yandan da ihtiyaç duydukları eğitim, mentorluk desteğine ve iş ağına erişimlerini kolaylaştırıyoruz. 2021 Aralık ayında uluslararası finans kuruluşlarıyla hayata geçirdiğimiz Kadın KOBİ Paketini müşterilerimizin hizmetine sunmuştuk. Paketin lansman tarihi itibarıyla Kadın KOBİ’lere yönelik sağladığımız finansman tutarı 7,5 katına, hizmet verdiğimiz kadın KOBİ sayısı ise 2 katına ulaştı. Ayrıca uluslararası fon kuruluşları aracılığıyla sağladığımız toplam 240 milyon USD tutarındaki fon ile de kadın KOBİ’lerimizi destekledik. BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı ise bu çabanın önemli bir tamamlayıcısı niteliğinde. Üçüncü yılında da bu programla girişimci kadınları, büyüme, yatırım, ihracat, liderlik gibi alanlarda onlara rehberlik edecek mentorlarla buluşturuyoruz. Biz bu mentorluk sürecini Türkiye ekonomisinin uzun vadeli rekabet gücüne yapılan stratejik bir katkı olarak değerlendiriyor, bu etkiyi artırmak üzere TurkishWIN gibi bu alanda önde gelen kurumlarla el ele ilerlemeye devam ediyoruz" dedi. Konu hakkında değerlendirmede bulunan TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak, "TurkishWIN olarak 2010 yılından bu yana kadınların iş hayatındaki hedeflerine ulaşmalarını desteklemek için mentorluk, networking ve sosyal öğrenme programları tasarlıyor ve hayata geçiriyoruz. Amacımız, kadınların iş dünyasında daha görünür, daha etkin ve daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak. İngiltere merkezli Sage grubu tarafından yayınlanan rapora göre, girişimcilerin yüzde 93’ünün mentorluk desteğinin başarılarını artırdığına inandığını; mentorluk alan işletmelerin ise yüzde 70’inin beş yıl ve daha uzun süre ayakta kaldığını ortaya koyuyor. Bu oran, mentorluk almayan işletmelere kıyasla neredeyse iki kat daha yüksek. Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen finansal araçlar ile finansal olmayan desteklerin, eğitim, danışmanlık, hibeler ve güçlü mentorluk ekosisteminin hem sosyal hem de ekonomik açıdan stratejik bir yatırım olduğuna inanıyoruz. Akbank’ın bu alandaki bütünsel yaklaşımını son derece kıymetli buluyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye’nin 148 ülke arasında 135 sırada yer alması, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve kadınların ekonomik hayata katılımında gerçek bir sıçrama oluşturmak için sivil toplum-özel sektör iş birliklerine olan ihtiyacın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Banka iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı da bu güç birliklerinin en etkili örneklerinden biri. Üçüncü yılında programımız, girişimcilik ekosisteminin liderlerinden 20 sivil toplum kuruluşu ve 50 gönüllü iş lideri mentoru bir araya getirerek kadın KOBİ’lerin büyüme yolculuğuna somut katkı sağlıyor. Birlikte güçlüyüz" şeklinde konuştu.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:44
Bursa’da ekmeğe zam yok
Bursa Fırıncılar Odası Başkanı Osman Çırakoğlu, zam söylentilerine son noktayı koydu. Başkan Çırakoğlu, "Bursalılar rahat olsun bu yıl ekmeğe zam yok" dedi. Artan maliyetlere rağmen Bursalı fırıncılar ekmeğe zam yapmayacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Bursa fırıncılar odası başkanı Osman Çırakoğlu, "Son günlerde kamuoyu ve sosyal medya mecralarında ekmeğe zam yapılacak paylaşımları ve söylentilerini bizler de duyuyoruz. Şunu özellikle belirtmek istiyorum. Sektörümüzde 550 liraya aldığımız maya fiyatları bugün dokuz 950 liraya kadar çıktı. 800 liraya aldığımız un çuvalı bin 100 ila bin 200 liraya kadar değişiyor. Enerji maliyeleri ve diğer girdiler ile maliyetlerin yükseldiği bir gerçektir. Fakat bu yıl içinde ekmeğe zam olmayacak. Bursalı hemşerilerimiz rahat olsunlar" diye konuştu. Çırakoğlu, " 2026 yılı içerisinde esnafımızı ve vatandaşlarımızı mağdur etmeden gerekli artış yapılabilir. Halkımız bizim dışımızda yapılan hiçbir açıklamaya paylaşıma itibar etmesinler" dedi.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:39
GSO kasım ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Kasım Ayı Meclis Toplantısı, GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Meclis ve Meslek Komitesi Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda ekonomik gelişmeler, sanayinin güncel durumu ve yürütülen projeler ele alınarak değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Gaziantep sanayisinin Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olmaya devam ettiğini vurgulayarak, ‘’Gaziantep, üretim gücü, ihracat kapasitesi ve istihdam oluşturma potansiyeliyle ülkemizin en güçlü sanayi şehirlerinin başında geliyor. Şehrimizin büyümesini sürdürülebilir kılmak, sanayicimizin önünü açmak ve geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemek için elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Ancak Gaziantep’in girişimci ruhu, çalışkanlığı ve mücadelesiyle zorlukların üstesinden geleceğimize yürekten inanıyorum. Sanayicilerimiz her şartta üretmeye, ihracat yapmaya ve istihdam oluşturmaya özveriyle devam ediyor’’ ifadelerini kullandı. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de konuşmasında politika faizindeki düşüş trendine işaret ederek, ‘’Merkez Bankası tarafından politika faizinde indirim yönündeki eğilim memnuniyet vericidir. Merkez Bankası iki aydır politika faizinde indirme gitmektedir. Merkez Bankası tarafından 7 kasımda gerçekleştirilen enflasyon raporu sunumunda, 2025 yıl sonu enflasyon tahmin aralığı, yüzde 25-29’dan yüzde 31-33 seviyesine yükselmiştir. Bu sürecin politika faizindeki düşüş eğilimini olumsuz etkilememesini arzu ediyoruz’’ şeklinde konuştu. Nefes Kredisi limitlerinin arttığını belirten Ünverdi, ‘’Nefes Kredisi limiti 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarıldı. Kredide 6 ay anapara ödemesiz dönem bulunacak ve toplam vade en fazla 36 ay olacak. Firmalar en çok 1,5 milyon TL’ye kadar kredi kullanabilecek.2025 yılı içerisinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)Nefes Kredisi ile KOBİ’lere sağlanan toplam destek 80 milyar TL’ye çıkacak. Ekonomik daralmanın ve zorlukların yaşandığı bu süreçte özellikle KOBİ niteliğindeki firmalarımızı sunulan imkanlardan faydalanmaya davete diyoruz’’ şeklinde konuştu. Türkiye ile Suriye arasında transit taşımacılığın bu ay itibarı ile yeniden başladığına dikkati çekerek, "Bu süreç ülkemiz ve özellikle şehrimizle, Suriye ve bölge ülkeleri arasında ikili ticaretin gelişmesine önemli katkılarda bulunacaktır. Sürecin geliştirilerek, şehrimizin Suriye’de daha fazla rol oynaması ve bölgeye olan ihracatımızın artması için bizler de elimizden gelen çabayı göstereceğiz’’ diye konuştu. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında da meclis üyelerine sunum yapan Ünverdi şunları dile getirdi: ‘’Şehrimiz en fazla ihracat gerçekleştiren iller arasında 2025 yılı Ekim ayında 6. sıradaki yerini korudu. İhracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 oranında arttı. En çok ihracatın yapıldığı ülkelerin başında Irak ve ABD yer aldı. İhracatın sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada yüzde 36,1 ile tekstil ürünleri, ikinci sırada yüzde 34,2 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, 3. sırada ise yüzde 12,7 ile kimya ve plastik ürünleri bulunuyor.’’ Toplantı soru-cevap kısmının ardından sona erdi.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:26
Kivide 13 bin 800 ton hasat
Samsun’un Çarşamba Ovası’nda bu sezon 13 bin 800 ton kivi hasadı yapıldı. Çarşamba Ovası’nda bu sezon kivi hasadı oldukça bereketli geçti. Ovada toplam 5 bin 500 dekar alanda yapılan üretimden 13 bin 800 ton kivi elde edildi. Hasadını tamamlayan çiftçiler, bu yılki rekoltenin yüzleri güldürdüğünü belirterek pazardaki talebin de yüksek olduğuna vurgu yaptı. Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarım ekibi ve Çarşamba Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir, kivi üretim alanlarının her yıl genişlediğini ve doğru bakım uygulamalarıyla verimin daha da artırılabileceğini vurguladı. Kivi fiyatlarının geçen seneki fiyatlara oranla yüzde yüz artış göstererek, 2025 yılı kivi hasat sezonunda fiyatların 70-90 TL arasında değişiklik gösterdi. Çarşamba Ovası’ndaki bereketli geçen sezonun üreticiye ekonomik anlamda önemli katkı sağlaması bekleniyor.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:18
Tami, yenilikçi ödeme çözümleriyle ilk yılında önemli bir büyüme kaydetti
Garanti BBVA iştiraki olarak hayata geçen Tami, yenilikçi ödeme çözümleriyle ilk yılında önemli bir büyüme kaydetti. Çoklu Banka POS, sanal POS ve ön ödemeli kart çözümleriyle hizmet sunan Tami, Garanti BBVA’nın teknolojik altyapısı ve güvence anlayışıyla faaliyetlerine devam ediyor. Garanti BBVA iştiraki olarak e-para ve ödeme hizmetleri sunmak üzere kurulan TAMİ kuruluşunun birinci yılında önemli bir başarıya ulaştı. Kullanıcı odaklı çözümleriyle 290 binden fazla kullanıcıya hizmet veren Tami, hem bireylerin hem de işletmelerin finansal süreçlerini sadeleştiren, güvenli ve yenilikçi bir ödeme deneyimi sunuyor. Tami Genel Müdürü Melda Çetin, Tami’nin ilk yılıyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Tami Garanti BBVA’nın güçlü teknolojik altyapısını arkasına alarak, bir yıl gibi kısa bir sürede bireysel ve kurumsal kullanıcılar için güvenli, erişilebilir ve akışkan ödeme çözümleri sunan bir finansal teknoloji markasına dönüştü. Radikal müşteri perspektifimiz doğrultusunda, müşterilerimizin neye ihtiyaç duyduğunu hissederek ürün ve hizmetlerimizi bu anlayışla tasarlıyoruz. Finansal yolculuklarının her adımında empatiyle yanlarında olmayı, hayatlarını kolaylaştıran çözümler sunmayı önceliklendiriyoruz. Tami’de de bu yaklaşımı "Tam İstediğin Gibi" mottosuyla benimsedik. Bizim için sürdürülebilir yapı içinde sağlam bir sistem kurarak emin adımlarla ilerlemek önemli. Kuruluşumuzdan bu yana geçen bir yılda hem bireysel hem de kurumsal alanda oldukça güçlü sonuçlar elde ettik. Bu başarıda hem işletmeler hem de tüketiciler için sağladığımız, finansal kapsayıcılığı artıran, kolay, güvenli ve hızlı çözümlerin büyük payı olduğuna inanıyoruz. Bir yıl gibi kısa bir sürede bu kadar olumlu sonuçlar almamızda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve tüm Tamililer’e teşekkürlerimi sunuyorum. Şimdi, ikinci yılımıza daha da güçlü bir büyüme hedefiyle giriyoruz." Yeni nesil POS ve ödeme çözümleri Tami kuruluşunun ardından geçen bir yılda, POS tarafında; 2 bin 500’ün üzerinde sanal POS ile aylık 1 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştı. Üye iş yerleri ortalama yüzde 45 aktivasyon oranıyla POS’larını aktif şekilde kullanıyor. Şirket, birçok çözüm ortaklarıyla sağlanan entegrasyonlar sayesinde firmalara çok yönlü ödeme seçenekleri ve iş büyütme fırsatları sunuluyor. Tami Linkli Ödeme çözümüyle satıcıların dijital platformlarda ödeme linki paylaşarak kolayca ödeme almasını sağlıyor. Ortak ödeme sayfası, mevcutta ödeme sayfası olmayan e-ticaret işyerleri için kart saklama opsiyonları sunan hazır bir altyapı sunuyor. Böylece firmalar kendi ödeme sayfalarını barındırmasalar bile kolayca online satış yapabiliyorlar. Tami cüzdan çözümleri ile de firmaların kendi ekosistemlerinde bakiye yükleme, harcama, ödül kullanımı gibi işlemleri uçtan uca yönetmeleri sağlanıyor. Bu yıl hayata geçen iş birlikleri arasında Starbucks mobil uygulamasının kapalı devre cüzdan altyapısı da yer alıyor. Kart pazarının önemli bir oyuncusu haline geldi Kart tarafında ise Tami’nin kullanıcı sayısı 140 bine ulaşırken, aylık kart cirosu 20 milyon TL’yi aştı. Kullanıcılar bugüne kadar 223 farklı kampanyadan yararlandı ve toplamda 15,6 milyon TL nakit iade kazandı. Tami kart sahipleri; fatura ödeme, para transferi ve para isteme gibi işlemlerini 7/24 gerçekleştirebiliyor. Üstelik Tamililer arası para transferi işlemleri ücretsiz olarak yapılıyor. Ayrıca 12-18 yaş arası gençler, kendilerine özel ön ödemeli Tami -18 kart ile ebeveynlerinin onayıyla online ve fiziksel harcama yapabiliyor, ebeveynleri de isterlerse harcamalarını takip edebilir, sektör bazlı kontrolleri belirleyebiliyor.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:14
Altın 4 bin 232 dolar seviyesinde dengede: "Sessizlik çoğu zaman yeni bir yükseliş dalgasının habercisidir"
Altın fiyatlarının küresel piyasalarda beklentilerin aksine daha sakin bir seyir izlediğini, jeopolitik risklerin etkisiyle ons altının 4 bin 232 dolar seviyesindeki seyrini koruduğunu ifade eden DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, FED’in faiz indirim döngüsüne girdiği bir dönemde altının hâlâ bu seviyelerde tutunmasının, küresel sermaye akımlarında ‘temkinli pozisyonlanma’ eğilimini güçlendirdiğini belirterek, mevcut tabloyu "sadece bir fiyat hareketi değil, finansal güç dengelerinin yeniden hizalanması" olarak değerlendirdi. Kitiş, orta vadede altın için yeni bir trend zemininin oluştuğunu belirtti. Son haftalarda 3 bin 900 dolar seviyesine kadar gerileyen ons altın, kısa sürede 4 bin 230 dolar bandına yeniden yükseldi. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, bu dönüşün üç temel sebebi olduğunu kaydederek, "Birincisi, ABD tahvil faizlerinde yaşanan geri çekilme. Son haftalarda tahvile yönelen yoğun talep azaldı, faizlerdeki düşüş de altına yeniden alım ilgisini güçlendirdi. İkincisi, piyasalarda FED’in agresif bir faiz indirim döngüsüne girebileceği beklentisinin kuvvetlenmesi. Son açıklamalar, ABD ekonomisinin ‘yumuşak iniş’ yerine ‘yavaşlama’ sürecine girdiğini işaret ediyor ve bu ortam altın için tarihi olarak yükseliş sağlar. Üçüncüsü ise jeopolitik risklerdeki belirgin artışın yatırımcıyı yeniden güvenli limana yöneltmesi. Orta Doğu’da ateşkesin tekrar bozulması, Avrupa’daki enerji risklerinin tırmanması ve Rusya-Ukrayna hattında çözüm umudunun kaybolması, altını yeniden ‘riskten kaçış varlığı’ haline getirdi" diye konuştu. "3 bin 900 dolar tesadüf değil, güçlü bir destek seviyesi" Altının söz konusu seviyeden güçlü dönüş yapmasının teknik açıdan beklenen bir hareket olduğunu vurgulayan Kitiş, "Bu üç etken birleşince 3 bin 900 dolar seviyesi, teknik olarak da güçlü bir destek oluşturdu ve küresel fonlar bu seviyeden agresif şekilde alıma yöneldi. Sonuç olarak, altın sadece tepki yükselişi değil, yeni bir trend tabanı inşa ederek yukarı döndü. Altının 3 bin 900 dolardan dönmesi tesadüf değil, küresel para çok hızlı şekilde güven alanına geri çekildi. FED’in faiz indirimleri normal şartlarda altın gibi faize duyarlı varlıkların önünü açar. Ancak bugün tablo farklı. ABD hazine tahvillerine yoğun talep, altına giden parayı sınırlıyor, Çin’de büyüme verilerinin dalgalı seyri, global risk iştahını zayıflatıyor ve ABD seçim atmosferi, piyasalarda ‘bekle-gör’ davranışını tetikliyor. Bu karmaşık denklem altının yükselişini geciktiriyor, fakat aynı zamanda 4 bin 200 dolar bandını güçlü bir taban haline getiriyor" şeklinde konuştu. "Büyük hareket öncesi sakinlik" Küresel ölçekte artan kırılganlıkların da dikkat çektiğine değinen Kitiş, "Altın şu anda hızlı yükselişten çok, yeni bir ana trend zemini inşa ediyor. Bu zeminin üzerine kurulacak hareket çok daha güçlü ve kalıcı olacaktır. Orta Doğu’da ateşkes girişimlerinin defalarca bozulması, ABD-Venezuela geriliminin tırmanması, Rusya-Ukrayna hattında çözüm ihtimalinin tamamen zayıflaması ve Avrupa’da enerji güvenliği endişelerinin geri dönmesi gibi kırılgan dinamikler, altını güvenli liman konumuna yeniden oturtuyor. Bu tabloya rağmen fiyatın yatay kalması ise ‘büyük hareket öncesi sakinlik’ olarak değerlendiriliyor. Gram altın cephesinde ise TL’nin yataylaşmasıyla birlikte fiyatların momentum kazandığı görülüyor. Kur tarafında agresif bir yukarı hareket olmamasına rağmen, küresel ons fiyatının 4 bin 200 dolar üzerinde tutunması gram altın için orta vadede yeni bir değerleme alanı oluşturuyor. Türkiye’de altının bireysel yatırımcıdaki ağırlığı çok yüksek. Dolayısıyla küresel bir sıçrama, gram altında tüm zamanların en hızlı fiyatlamalarından birine dönüşebilir" ifadelerini kullandı. "Orta Doğu veya Avrupa cephesinde ani bir gerilim artışı yaşanırsa ons altın 4 bin 400 dolar üzerini kısa sürede test edebilir" 2024-2025 döneminde merkez bankalarının altın alımlarının tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını, bu eğilimi destekleyen iki temel faktörün öne çıktığını söyleyen Cumhur Kitiş, "2024-2025 dönemi, modern tarihin en güçlü merkez bankası altın alımlarına sahne oldu. Bunun iki sebebi var; doların rezerv para olarak eski gücünü yitirmesi ve BRICS merkezli yeni finans hattında altının ağırlığının artması. Bu tablo, uzun vadede altın için yapısal bir destek anlamına geliyor. Jeopolitik baskı sürer, FED indirimleri devam eder, ABD seçimleri yaklaşırken belirsizlik artarsa, ons altın 4 bin 280-4 bin 350 dolar bandına doğru kademeli bir çıkış yapar. Tahvil piyasası baskın kalır, dolar güçlü seyrini korursa 4 bin 150-4 bin 230 dolar aralığında yatay konsolidasyon. Orta Doğu veya Avrupa cephesinde ani bir gerilim artışı yaşanırsa ons altın 4 bin 400 dolar üzerini kısa sürede test edebilir. Altının sakin görünümü yanıltıcı olabilir. Çünkü fiyat, büyük hareketlerin genellikle hemen öncesinde böyle sakinleşir. Altın, kısa vadede dar bir bantta sıkışmış görünse de, arka planda büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Merkez bankalarının altın stoklarını rekor seviyelere taşıması, küresel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi ve jeopolitik risklerin giderek keskinleşmesi, altını yeni bir dönemin merkezine doğru taşıyor. Bugün altın sessiz gibi; ama sessizlik çoğu zaman yeni bir yükseliş dalgasının habercisidir" dedi.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:57
Balıkçılık sektörü Sinop’ta bir araya geldi: Balık yağı üretim potansiyeli ortaya çıkarılıyor
Türkiye’nin insan tüketimine yönelik balık yağı üretim potansiyelini ortaya çıkarmak ve sektörel iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlayan "Balık Yağı Rafinasyonu: Teknoloji ve Pazar Potansiyeli Çalıştayı", Sinop’ta sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ev sahipliğinde düzenlenen, "Balık Yağı Rafinasyonu: Teknoloji ve Pazar Potansiyeli Çalıştayı" Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde başladı. Gün boyu sürecek olan çalıştayda, insan tüketimine yönelik olarak balık yağı sektörünün mevcut durumu, teknolojik gelişmeler ve yatırım olanakları ele alınıyor. Kamu kurumlarının yanı sıra, akademik camia, sivil toplum, sektör temsilcileri ve potansiyel yatırımcıların bir araya geldiği çalıştayda, Türkiye’nin insan tüketimine yönelik olarak balık yağı üretim kapasitesinin geliştirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve Sinop’un bu alanda bir üretim üssü haline getirilmesi amaçlanıyor. Çalıştayın açılışında konuşan KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç, kalkınma ajansları olarak yerel kalkınma hamlesi doğrultusunda bölgelerin ekonomik ve sosyal kalkınmasını desteklerken, özellikle potansiyeli yüksek sektörlerde ortak hareket etmeye büyük önem verdiklerini belirterek, "Mavi ekonomi, balıkçılıktan enerjiye, ulaşımdan turizme geniş bir alanı kapsayan bütüncül bir gelişim perspektifi sunuyor. Bu yapı içerisinde sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, Karadeniz Bölgesi’nin en kritik ekonomik faaliyetlerinden birini oluşturmaktadır. Bugün ülkemizde avcılığı yapılan balıkların çok büyük bir kısmı Karadeniz’den elde edilmekte; levrek, çipura ve son yıllarda öne çıkan Türk somonu gibi yetiştiricilik ürünleri de ülkemize önemli bir katma değer sağlamaktadır. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı olarak bizler, su ürünleri sektörünün güçlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak ele aldık. Bu doğrultuda Temel Sektörlerde Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Sonuç Odaklı Programı kapsamında sektöre yönelik politika geliştirme, proje tasarımı ve kapasite artırımı çalışmalarını bütüncül bir anlayışla yürütüyoruz. Bu çalışmaların en somut örneklerinden biri olan ve Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak finansmanıyla yürütülen Sinop’ta Temel Sektörlerin Rekabetçiliğinin Artırılması Projesi, bölgemizde önemli bir dönüşüm oluşturmuştur. Sinop Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan 3 bin ton/yıl kapasiteli SEANOP su ürünleri işleme, şoklama ve depolama tesisi, hem işletmelerimizin rekabet gücünü artıracak hem de Karadeniz’in su ürünleri değer zincirini güçlendirecektir" dedi. "Bu çalıştay sektöre yönelik yenilikçi politika ve projelere ışık tutmuştur" Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında hayata geçirilen Lakerda ve Su Ürünleri Üretim Tesisi ile bölgenin gastronomi turizmine, markalı ürün gelişimine ve ihracat potansiyeline önemli bir kapı araladıklarını kaydeden Genç, "23-24 Eylül 2024 tarihinde Sinop ilimizde kalkınma ajanslarımız, kamu ve özel sektör paydaşlarımız ile Karadeniz Masası Su ürünleri Sektörü Değerlendirme Çalıştayı’nı gerçekleştirmiştik. Karadeniz’in mavi büyüme potansiyelini daha iyi değerlendirmek, su ürünleri ekosistemini güçlendirmek ve sektörün uluslararası rekabet gücünü artırmak için önemli bir etkinlik olmuştur. Sonuç raporumuzu da Kalkınma Kütüphanesi’nde yayınladık. Bu çalıştay sektöre yönelik yenilikçi politika ve projelere ışık tutmuştur. 2025 yılında güncellenen yeni teşvik sistemi ile kalkınma ajansları tarafından yerel kalkınma hamlesi programı ilan edildi. Birçok ilimizde su ürünlerinin geliştirmeye yönelik yatırım konuları ilan edildi. Bizler de Sinop ilimizde su ürünleri ekosistemimizi günlendirecek kapalı devre su ürünleri yetiştiriciliği konusunda başvuru aldık. Önümüzdeki yıllarda da su ürünleri ekosistemini güçlendirecek benzer yatırım konuları ilan edilecektir. Bugün gerçekleştirdiğimiz Balık Yağı Rafinasyonu: Teknoloji ve Pazar Potansiyeli Çalıştayı ise bu çalışmaların yeni ve stratejik bir adımıdır. İnsan tüketimine yönelik rafine balık yağı, ülkemizde hâlâ önemli ölçüde ithal ettiğimiz bir üründür. Amacımız, sektörün teknoloji ve kapasite ihtiyacını masaya yatırarak yerli üretim olanaklarını geliştirmek, böylece hem ithalatı azaltmak hem de bölgesel bir üretim ekosistemi oluşturmaktır" diye konuştu. Açılışa Sinop Valisi Mustafa Özarslan, Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir, akademisyenler, kurum, STK ve sektör temsilcileri katıldı. Çalıştayın öğleden sonraki kısmında ise refinasyon teknolojileri ile yatırım ve pazar konulu iki ayrı çalışma masasında balık yağı sektörü üzerine tartışma ve değerlendirmeler yapılacak. Çalıştay, sonuçların katılımcılar ile paylaşılması ile sona erecek.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:52
Vodafone Grubu, çocukların çevrimiçi güvenliği için harekete geçti
Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children, çocukların çevrimiçi ortamda korunması için daha kapsamlı önlemler alınması çağrısında bulundu. Bu üç kuruluşun hazırladığı "Protection through Empowerment: Online Protection of Minors" (Yetkilendirme Yoluyla Koruma: Çocukların Çevrimiçi Korunması) isimli raporda alınması gereken acil aksiyonlar sıralanıyor. Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children yardım kuruluşu, Avrupa’daki politika yapıcıları çocukların çevrimiçi ortamda güvende tutulması için daha kapsamlı ve uyumlu önlemler almaya çağırdı. Bu üç kuruluş, "Protection through Empowerment: Online Protection of Minors" (Yetkilendirme Yoluyla Koruma: Çocukların Çevrimiçi Korunması) isimli raporda, Avrupa’daki politika yapıcıların çocukların dijital dünyada güvenli bir bağlantı kurabilmelerini sağlamak için koordineli ve acil bir şekilde aksiyon alınması gerektiğini savunuyor. Başta İngiltere ve Fransa’daki uzmanlar olmak üzere Avrupa’nın önde gelen uzmanları tarafından sunulan kanıtlara, araştırmalara ve en iyi uygulamalara dayanan rapor, Dijital Hizmetler Yasası (DSA), Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Çocuklar için Daha İyi ve Güvenli Bir İnternet için Avrupa Stratejisi (BIK+) ile de uyumlu. Vodafone Grubu Dış İlişkiler ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Joakim Reiter, şunları söyledi: "Son yıllarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, ulusal düzenlemelerin ülkeden ülkeye farklılık göstermesi ve yeni dijital risklerin ortaya çıkmaya devam etmesi nedeniyle, Avrupa’da çocuklar, hâlâ zararlı içeriklere ve bağımlılık oluşturan platform algoritmalarına maruz kalıyor. Söz konusu risklere karşı Avrupa genelinde farklı tedbirler uygulanıyor. Çocuklar dijital dünyanın olanaklarından en iyi şekilde yararlanabilmeli. Ancak, artan riskler karşısında çocukların teknolojiyi daha güvenli ve bilinçli kullanmaları da desteklenmeli. Bu nedenle, çevrimiçi ortamda çocukların daha iyi korunmasını sağlamak amacıyla Avrupa’daki politika yapıcılara yönelik olarak hem çocukların hem de kullanıcıların hak ve özgürlüklerini gözeten beş etkili önlem belirledik." Save the Children CEO’su Moazzam Malik şöyle konuştu: "Çocuklar, dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan güvenli bir şekilde yararlanabilmeli. Çocukları dijital tehlikelerden korurken onların bu dijital dünyada özgüvenle hareket etmelerini ve ihtiyaç duydukları becerileri kazanmalarını sağlamak amacıyla Avrupa genelinde yapılan bu ortak çağrının bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Birlikte, dijital ortamların çocukların haklarını ve yüksek yararını gözeterek tasarlanmasını sağlayabiliriz. Her çocuk gelişen teknolojiye erişimde eşit imkanlara sahip olmalı." Zorunlu yaş doğrulaması Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children kuruluşlarının önerdiği aksiyonlardan ilki, zorunlu yaş doğrulaması olarak öne çıkıyor. Çocukların dijital ortamda zararlı veya yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimlerinin etkisi ile ilgili çok sayıda kanıt bulunuyor. Tüm dijital platformlar risk değerlendirmesi sonrasında gizliliği koruyan yaş doğrulama sistemlerini devreye alması gerektiği vurgulanırken, yüksek riskli platformlar, üçüncü taraf yaş doğrulama hizmetleri vasıtasıyla kullanıcılarının yaşlarını doğrulaması; yaş tahmini sistemini ve beyana esas yaş kontrolü yöntemini kullanmaması gerektiği belirtildi. Yaş doğrulaması, içerik görüntülenmeden önce yapılması gerektiği aktarılırken, tüm cihazlarda aynı derecede etkili olması gerektiği ifade edildi. Bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerinin kısıtlanması İkinci sırada bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerinin kısıtlanması öneriliyor. Platformların otomatik oynatma, sonsuz kaydırma ve kişiselleştirilmiş algoritmalar gibi bağımlılık oluşturan tasarım özellikleri, ekran başında geçirilen sürenin gittikçe artmasına, zararlı içeriklerin yayılmasına, radikalleşmeye ve aşırılık yanlısı ideolojilerin benimsenmesine neden oluyor. Çocukların bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerine maruz kalmasının tamamen önüne geçilmesi ve çocuklar için bu özelliklerin varsayılan olarak kapalı olması gerektiği ifade edildi. Tasarım aşamasında hesap verebilirlik Üçüncü öneri, tasarım aşamasında hesap verebilirlik olarak öne çıkıyor. Platformların toplum üzerindeki etkilerine ilişkin sorumluluk almaları teşvik edilmezken, sadece en büyük olanlar değil, tüm platformlar tasarım aşamalarında hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini gözetmesi gerektiği aktarıldı. Tüm sosyal medya ve içerik paylaşım platformları, tasarım aşamasından itibaren hesap verebilirlik ilkesi gözetilerek yapılandırılması gerektiği ifade edilirken, bu kapsamda, algoritma tasarımlarında çocuklara özgü risk değerlendirmesi yapılması ve 18 yaşın altındaki kullanıcılar için varsayılan öneri ayarları güvenlik odaklı olması gerektiği belirtildi. Çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallere erişimin engellenmesi Dördüncü sırada çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallere erişimin engellenmesi geliyor. Vodafone, çocuk cinsel istismar materyallerine erişimi her zaman engellemeyi taahhüt ettiğini ifade ederken ancak, bu taahhüt, e-Gizlilik Direktifi ve Genel Veri Koruma Tüzüğü kapsamındaki yasal belirsizlikler, AB’deki ağ tarafsızlığı uygulaması ve bu tür içeriklere erişime ilişkin AB genelinde uyumlaştırılmış bir yasal çerçevenin bulunmaması nedeniyle kısıtlanıyor. Avrupa’da Çocukların Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Yönetmelik önerisi çocukların cinsel istismara karşı korunmasına odaklanması gerektiği ve orantılı önlemler ile birlikte telekom şirketlerinin güvenilir URL listelerini kullanarak bu tür içeriklere erişimi engellemelerine izin veren açık hükümler içermesi gerektiği vurgulandı. Bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası Beşinci ve son öneri ise bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası olarak öne çıkıyor. Yapılan açıklamaya göre; çocuklar, ebeveynler ve eğitimciler, teknolojiyi akıllıca ve güvenli bir şekilde kullanmak için gereken bilgi, beceri ve özgüvene sahip olması gerekiyor. Bununla birlikte, Avrupa genelinde dijital okuryazarlık seviyesinde eşitsizlik bulunduğunun altı çizilirken, dijital okuryazarlık kullanıcıların yaşlarına, yaşadıkları bölgelere ve sosyoekonomik durumlarına göre önemli farklılıklar gösterdiği ifade edildi. Dijital refah ve çevrimiçi ortam güvenliği mevcut eğitim süreçlerine bütüncül bir şekilde dahil edilmesi gerektiği vurgulanırken, bu kapsamda, öğretmen ve ebeveynlerin bilgi ve becerileri geliştirilmesi ve Vodafone Vakfı tarafından yürütülen Skills Upload Jr. programı gibi kapsayıcı, yaşa uygun dijital okuryazarlık programlarından faydalanılması gerektiği ifade edildi. Vodafone’dan çocukların güvenliği için kapsamlı paket Yapılan açıklamaya göre; Vodafone, çocukların çevrimiçi güvenliğini sağlamak ve ebeveynlere destek olmak için gerekli araç, kaynak ve programları içeren kapsamlı bir paket sunuyor. Bu paket içinde, ebeveynlerin çocuklarının dijital aktivitelerini yönetip izlemelerine, uygunsuz içeriğe erişimi kısıtlamalarına ve tüm cihazlarda kullanım sınırları belirlemelerine olanak tanıyan ebeveyn denetimleri ve güvenlik araçları yer alıyor. Vodafone ayrıca, çevrimiçi çocuk cinsel istismarı ile mücadele etmek ve yasa dışı içeriklere erişimi engellemek için İngiltere’de çocukların internet güvenliğiyle ilgili çalışma yürüten Internet Watch Foundation, Dünya GSM Birliği (GSMA) gibi önde gelen kuruluşlarla ve çocukların çevrimiçi deneyimlerini paylaştıkları Global Child Forum Listen Up! ile işbirliği yapıyor.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:40
İş Bankası’nın Genel Müdür Yardımcılığına atama
Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu toplantısında, İnsan Kaynakları Yönetimi Müdürü Ali Yalçın’ın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na gerekli bildirimlerin yapılması ve izinlerin alınmasını takiben Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanmasına karar verildi. Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu toplantısında, İnsan Kaynakları Yönetimi Müdürü Ali Yalçın’ın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na gerekli bildirimlerin yapılması ve izinlerin alınmasını takiben Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanmasına karar verildi. Verilen bilgiye göre İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Ali Yalçın, 2001 yılında İş Bankası’nın Kurumsal Mimari Bölümü’nde Organizasyon ve Metot Uzman Yardımcısı olarak göreve başladı. Yalçın, 2009’da aynı Bölüm’de Müdür Yardımcısı, 2012’de Birim Müdürü oldu. 2018’de İşletme Bankacılığı Çevik Organizasyon Pilot Çalışması’nda Alan Liderliği yapan Yalçın, 2019’da Genel Müdürlük Bölüm Müdürü, 2020’de Çevik Yönetim Müdürü, Şubat 2021’de Kurumsal Mimari Müdürü ve Aralık 2021’de İnsan Kaynakları Yönetimi Müdürü olarak atandı.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:18
Sinop’ta motosiklet oranı hızla yükseliyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) motorlu kara taşıtları Ekim 2025 verileri, Sinop’ta motosiklet kullanımındaki hızlı yükselişi bir kez daha ortaya koydu. Kentte ay boyunca trafiğe kaydedilen 375 aracın yüzde 60,8’i motosiklet oldu. TÜİK, motorlu kara taşıtları Ekim 2025 verilerini açıkladı. Rapora göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Ekim ayı sonunda 83 bin 621 oldu. Verilere göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı toplam 83 bin 621 taşıtın yüzde 46,5’ini (38 bin 855) otomobiller oluşturdu. Kentteki diğer taşıt türlerinin oranları ise yüzde 22,3’ü motosiklet, yüzde 12,8’i traktör, yüzde 12,7’si kamyonet, yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Ekim ayında 375 araç trafiğe kaydedildi Kentte Ekim ayında 375 aracın trafiğe kaydı yapıldı. Ay boyunca kaydı yapılan araçlar içinde motosikletler yüzde 60,8 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 26,4 ile otomobil, yüzde 6,4 ile traktör ve yüzde 3,2 ile kamyonet takip etti. Sinop’ta Ekim ayında trafiğe kaydı yapılan araç sayısı, bir önceki aya göre 120 adet azaldı. Ekim ayında 99 otomobilin kaydı yapıldı. Aynı dönemde bin 950 adet taşıtın devri gerçekleştirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder