EKONOMİ
Kahramanmaraş’ta kurbanlık fiyatlarında esnaftan indirim kararı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:20:33 Kahramanmaraş’ta Kurban Bayramı öncesi yaklaşık 40 üyeden oluşan esnaf grubu, daha önce tavsiye niteliğinde açıklanan fiyatların altına inerek kurbanlık fiyatlarında indirime gittiklerini duyurdu. Kahramanmaraş’ta deprem sonrası ekonomik şartların zorlaştığı şehirde vatandaşların bayramda mağdur olmaması için harekete geçen Kahramanmaraş Kasaplar Odası bünyesindeki esnaflar, özellikle dar gelirli ailelerin de kurban kesebilmesini hedeflediklerini belirtti. Erkek çebiş ve toklu fiyatları 390 liradan 370 liraya düşürülürken, dişi hayvan fiyatları da 350 liradan 320 liraya çekildi. Bayram öncesi satışların şehirde belirlenen 3 ayrı noktada yapılacağı bildirildi. Kasaplar Odası Başkanı Mehmet Uyduran, Kurban Bayramı’na kısa süre kaldığını söyleyerek, "Hazırlıklarımız başladı burada bizi en çok memnun eden 40 üyemiz var ve bir araya gelerek önceki hafta şehrimizde tavsiye niteliğinde açıklanan fiyatlara istinaden indirim yaptık. Vatandaşlarımızın yanlarında olma noktasında indirimli fiyatlara gitmemiz bizleri mutlu etti. 390 lira olarak açıklanan erkek çebiş ve toklu fiyatlarını bugün 370 liraya çekildiğini halkımıza açıklıyoruz. Biz deprem geçirmiş bir şehiriz ve gelirimiz pek iyi değil. Özellikle evine et götürmeyen vatandaş kalmasın düşüncesindeyiz. Bayram öncesi 3 noktada satış işlemleri gerçekleşecektir" dedi. Esnaf Ahmet Kazancı da "İnşallah kurban kesmeyenler de kurban kessin. Kesmeye kalmasın. Onların da evleri şenlensin ve mutlu olsunlar" diye konuştu. Esnaf Ramazan Uyduran ise "Üretici fiyatları yüksek istiyor bizden biz alıp satanlardanız. Vatandaşlarımız daha uygun fiyatlarda kurbanlık almalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı. Servet Hançer isimli esnaf, "Esnaf arkadaşlarla ortak karar aldık tavsiye edilen karara uymayarak 390 lira olarak açıklanan erkek hayvanları 370 liradan, 350 lira olarak açıklanan dişi hayvanların ise 320 liradan satılmasını kararlaştırdık" dedi. Esnaf Mustafa Çarıklı ise 2026 yılı Kurban Bayramı’nda tüm hemşerilerine kurbanlıklarını kestireceğini söyledi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:03 Mersin’de kayısı hasadı başladı, üretici verimden memnun Mersin’in Mut ilçesinde tescilli sofralık kayısıda hasat başlarken, bu yıl 300 bin ton rekolte beklendiği, yaklaşık 3’te birinin de ise ihracat edilmesinin hedeflendiği öğrenildi. Türkiye’de sofralık kayısı üretiminin önemli bir bölümünün üretildiği Mersin Mut’ta açık bahçelerde hasat başladı. Coğrafi işaretli sofralık Mut kayısısının açık alandaki hasadına başlayan işçiler, tek tek topladıkları ürünleri hale gönderdi. Mikro klima özelliğine sahip, rengiyle, kokusuyla, görüntüsüyle dikkat çeken sofralık turfanda kayısının halden hem iç pazara hem de Orta Doğu ile, Rusya, Hindistan ve Avrupa ülkelerine ihraç edildiği belirtildi.77 bin 800 dekar alanda üretim yapılan sofralık kayısıda bu yıl rekoltenin 300 bin ton ve ihracatın ise yaklaşık 100 bin ton olmasının beklendiği kaydedildi. Bu yıl soğuklamasını iyi aldığı için verimli olan kayısının kilogramı kalitesine göre 120 ile 250 liradan alıcı bulduğu ve üreticilerini sevindirdiği öğrenildi. "Güzel rekolte bekliyoruz" Bahçede hasat yapan üreticilerden Bülent Yerebasmaz, "Mersin Mut bölgesi Karadiken bölgesindeyiz. Mut olarak yoğun bir şekilde sofralık kayısı hasadımıza başladık. Kayısılarımız biliyorsunuz erkenci çeşitlerimiz, şuan 230 dönüme yakın bir alanda üretim yapıyoruz. Güzel rekolte bekliyoruz, bütün üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun" dedi. Paketleme yapan işçilerden Sibel Çimen ise "İnşallah bereketli bir sezon olur. Kayısılarımızın fiyatları kalitesine göre 120-150, 200 ile 250 arası"diye konuştu. Kayısı alımına başlayan hal esnaflarından Gürkan Acar, "Şu anda hasadına başlanan mikado cinsi ve matador cinsi tezgahlarımıza gelmektedir. Fiyatlarımız şuanda 150 ile 250 TL. Boyuna ve cinsine göre değişmektedir. İnşallah güzel bir hasat yılı bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:00 Palandöken:"Yüksek nakit dolaşımı sahte para riskini artırıyor" Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde kurban pazarlarında yaşanabilecek risklere dikkat çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Kurban bayramı yaklaşıyor. Bu yıl tahminime göre 850 bin büyükbaş, yaklaşık 2,5 milyon da küçükbaş hayvan kesilecek" dedi. Kurbanlık fiyatlarının bu yıl oldukça yüksek seviyelere ulaştığına işaret eden Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bu sene fiyatlar biraz daha yüksek olacak. İstanbul’da 500-550 olarak kilogramı büyükbaşın. Yine küçükbaşlarda da 25 ile 40 bin TL arası. Bunun için tabi yanınızda o miktardaki paraları taşırken de büyük risk veyahut işte hayvanları emanet edilirken ki sağlıklı bir şekilde emniyet ettiğiniz insanların kimlikleri vesairelerini de kontrol etmek lazım. Ama yine yerel yönetimler, kolluk güçleri, hem de mobil araçlarda çok dikkat etmek lazım. En önemlisi tabi bu vecibeleri yerine getirirken üzüntüye girmemeniz için hem sağlıklı hayvan, hem de söylediğim gibi alışverişler biliyorsunuz biraz daha nakit oluyor. Nakit para taşırken yanınızda bildiğiniz üzere çok büyük miktarlardaki paralar olduğu için herhangi bir kapkaççının, herhangi bir yan kesiciyle karşılaşmadan inşallah ki bu kurban bayramını güzel şekilde geçirmenize neden olacak" şeklinde konuştu. "Gerekirse mobil denetim noktaları oluşturulmalı" Kurban pazarlarında sahte paraya karşı denetimlerin artırılması gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Tabii esnaf açısından bizim oradaki bulunan ilde, ilçede kurban pazarlarındaki esnaf sanatçılarının kimlik belgeleri olanlar tercih edilirse otokontrol sistemi olmuş olur. Yine aynı şekilde söylediğim gibi emniyet güçleri, aynı şekilde yerel yönetimleri, zabıta denetimleri, bu hijyen bakımından da hem kontrolü hem de sağlıktan kontrolleri de önemli. Herkese şimdiden bu bayramların bu güzel ulvi duygularını yerine getirebilecek imkanları olanların komşularıyla, yakınlarıyla, akrabalarıyla paylaşacakları bu kurban bayramının şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aman ha diyorum dikkatli bu tür kalabalık alanlara girip çıkarken de emniyetli bir şekilde hatta yanınızda çocuğunuz, eşiniz, arkadaşınız böyle kontrollü bir şekilde bu para sayma olayını söylediğim güvenilir olmayı kontrol etmek lazım" ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanlığı: "Tüketici Hakem Heyetleri kapatılmıyor; aksine, yeniden yapılandırılarak güçlendiriliyor"
14 Kasım 2025 Cuma - 14:09 Ticaret Bakanlığı: "Tüketici Hakem Heyetleri kapatılmıyor; aksine, yeniden yapılandırılarak güçlendiriliyor" Ticaret Bakanlığı, Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmayacağını, aksine yeni bir düzenlemeyle beraber daha etkin, hızlı ve ihtisaslaşmış bir yapıda güçlendirileceğini açıkladı. Ticaret Bakanlığı tarafından, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmasına yönelik söylemlere ilişkin açıklamada yayımladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmasına yönelik herhangi bir çalışmanın bulunmadığını, aksine tüketicilere sunulan hizmetin daha etkin, hızlı ve ihtisaslaşmış bir yapıda yürütülmesi amacıyla yeniden yapılandırılarak güçlendirildiği dile getirildi. Açıklamada, Tüketici Hakem Heyetlerinin kuruluşu, yetki alanı ve iş bölümü, mevzuat çerçevesinde Ticaret Bakanlığı tarafından belirlendiğini ve ihtiyaçlara göre Ticaret Bakanlığı’nın onayıyla kurulabildiği veya yeniden düzenlenebildiği bilgisi paylaşıldı. "Hakem heyetlerinin ticaret il müdürlükleri bünyesinde hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır" Tüketici Hakem Heyetlerinin hizmet kalitesini artırılması ve karar sürelerini kısaltılması hedefinin vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Ticaret Bakanlığımız tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda; tüketiciye sunulan hizmet kalitesinin artırılması, karar alma sürelerinin daha da kısaltılması, uygulamalarda yeknesaklığın sağlanması, ihtisaslaşmanın güçlendirilmesi gibi gerekçelerle hakem heyetlerinin il merkezlerinde, Ticaret Bakanlığımızın taşra teşkilatı olan ticaret il müdürlükleri bünyesinde hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede, büyükşehir statüsündeki 19 ilde, Tüketici Hakem Heyetlerinin, il merkezlerinde birleştirilmesi amacıyla 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde, yetki alanları yeniden düzenlenmiş, toplam 170 Tüketici Hakem Heyeti karar mercii olarak yetkilendirilmiştir." Açıklamada, Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmadığına dikkati çekilerek, il merkezlerinde karar mercii olarak yeniden yapılandırıldığı kaydedildi. Ayrıca ilçe kaymakamlıklarında başvuru ve irtibat noktaları hizmet vermeye devam ettiği de aktarılarak, tüketicilerin tüm il ve ilçelerde, başvurularını yapmaya devam edebileceği ve tüm bu başvuruların il merkezlerindeki heyetler tarafından karara bağlanacağı ifade edildi. "Yapılan yeni düzenleme ile tüketicilerimizin hak arama yollarında herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir" Bakanlıktan yapılan açıklamada, yapılan düzenlemenin, hakem heyetlerinin kapatılmasına ilişkin bir uygulama olmadığı, karar süreçlerinin tek merkezden daha hızlı, etkili ve uzmanlaşmış bir yapı ile yürütülmesine yönelik bir dönüşüm olduğunun altı çizildi. Yeni düzenlemeyle beraber tüketici lehine olumlu sonuçların doğacağı da belirtilen açıklama, şu şekilde devam etti: "Yapılan yeni düzenleme ile tüketicilerimizin hak arama yollarında herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir. Aksine, karar alma sürelerinin daha da kısalması ve uygulama birliğinin artması beklenmektedir. Sistem esnek bir yapıya sahiptir. İş yükü artması halinde, Tüketici Hakem Heyeti sayısı Ticaret Bakanlığımızın onayıyla her zaman artırılabilecektir. Ticaret Bakanlığı olarak, tüketici Hakem Heyetlerinin yeniden yapılandırılması sürecinde tüketicilerimizin hak arama yollarında herhangi bir kayba uğramaması için tüm tedbirler alınmıştır. Uygulamada yeni ihtiyaçların doğması halinde gerekli ilave adımlar da derhal hayata geçirilecektir."
Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması başvuruları devam ediyor
14 Kasım 2025 Cuma - 13:22 Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması başvuruları devam ediyor Garanti BBVA’nın, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Ekonomist Dergisi ile yürüttüğü ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ başvuruları 30 Kasım’a kadar uzatıldı. Kadın girişimcileri cesaretlendirmeyi odağına alan yarışma, ilham veren hikâyelerin geniş kitlelere ulaşmasını ve rol modellerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Garanti BBVA’nın KAGİDER ve Ekonomist iş birliğiyle düzenlediği yarışmanın yeni dönem başvuruları devam ediyor. ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’, kadınların ekonomik hayattaki varlığını güçlendirme, başarı hikâyelerini görünür kılma ve kadınlara ilham olma hedefiyle 19 yıldır düzenleniyor. Yapılan açıklamaya göre, bu sene kadın girişimcilere 5 ayrı kategoride toplam 3 milyon TL ödül sunulacağı duyuruldu. Ulusal çapta görünürlük kazanma fırsatı sağlayan yarışmanın başvuru süresi 30 Kasım 2025 tarihine kadar uzatılırken, başvurular garantibbvakadingirisimci.com üzerinden yapılabiliyor. Binlerce kadının girişimcilik serüvenine yön veren güç birliği Açıklamaya göre banka, KAGİDER ve Ekonomist iş birliğinde yürütülen yarışma; başarı hikâyelerinin görünürlüğünün artması ve böylece diğer kadınların ilham alması için bir destek ekosistemi sunuyor. Garanti BBVA’nın kadın girişimciliği konusundaki finansmandan eğitime, cesaretlendirmeden yeni pazarlara açılmalarına uzanan vizyonu, KAGİDER’in kadın girişimciliğini yaygınlaştırma konusundaki güçlü savunuculuğu ve Ekonomist dergisinin iş dünyasında kadının görünürlüğünü artırmaya yönelik yayıncılık anlayışı bir potada birleşerek, yarışmanın Türkiye’de kadın girişimciliğinin gelişimine uzun yıllardır katkı sunması sağlanıyor.
Yemeksepeti, ‘Türkiye’nin En Sevdiği Marka’ seçildi
14 Kasım 2025 Cuma - 13:05 Yemeksepeti, ‘Türkiye’nin En Sevdiği Marka’ seçildi MediaCat ve Ipsos işbirliğiyle hazırlanan Türkiye’nin Lovemark’ları 2025 araştırmasına göre Yemeksepeti, ‘Online Yemek Sipariş Markası’ kategorisinde Lovemark seçildi. Platform, bu yıl üçüncü kez Türkiye’nin en sevilen markalarından biri olurken, geçen yıla kıyasla Lovemark endeksindeki puanını 4 puan yükseltti. MediaCat önderliğinde Ipsos tarafından yürütülen ve Türkiye’yi temsil eden 2 bin kişilik bir örneklemle yapılan ‘Türkiye’nin Lovemark’ları 2025’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Yemeksepeti, "Online Yemek Sipariş Markası" kategorisinde yine ilk sırada yer alarak "Lovemark" unvanını korudu. Markaların tüketicilerin zihnindeki ve kalbindeki yerini ölçen araştırmaya göre platform, Lovemark endeksindeki puanını geçen seneye göre 4 puan yükseltti. Yapılan açıklamaya göre, Yemeksepeti’nin bu ödüle layık görülmesi, markanın tüketicilerle kurduğu bağın gücünü bir kez daha ortaya koydu. Araştırma, markanın zihin payı (akla ilk gelen marka olma), duygusal yakınlık derecesi, beklenti ve ihtiyaçları karşılama düzeyi ve tüketiciler için ne kadar vazgeçilmez olduğu gibi dört temel kritere dayanıyor. Bu kriterlerin belirli ağırlıklarla Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) kullanılarak analiz edilmesiyle markaların Lovemark skoru hesaplanıyor. Platform, elde ettiği bu güçlü performansla hem sektöründeki konumunu pekiştirdi hem de kullanıcılarının nezdinde bir kez daha ‘Türkiye’nin En Sevdiği Marka’ olduğunu kanıtladı. Markanın son dönemde "Keyfin Yerine Gelsin" iletişim yaklaşımıyla birlikte kullanıcılarıyla kurduğu samimi bağ daha da güçlendi. Bu yaklaşım, Yemeksepeti’nin hem markaya duyulan sevgi hem de akla ilk gelen marka olma skorlarında istikrarlı yükselişine katkı sağladı.
Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: ’’İhracatta yeni rota Afrika’’
14 Kasım 2025 Cuma - 13:00 Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: ’’İhracatta yeni rota Afrika’’ Ali Başyazıcıoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, Türk ihracatının sürdürülebilir büyümesi için Afrika’nın stratejik önemine dikkat çekerek, "Türkiye bugün üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve girişimci iş dünyasıyla yatırımcılar için güvenli bir liman konumunda. Ancak ihracatta kalıcı başarı için yeni pazarlara açılmak zorundayız. Afrika kıtası bu anlamda sadece ticaret değil, aynı zamanda uzun vadeli ortaklıklar için de büyük fırsatlar barındırıyor" dedi. Pandemi sonrası dönemde dünya ekonomisi çok sayıda zorlukla karşılaştı. Tedarik zincirlerinde meydana gelen kopmalar, gümrük işlemlerindeki sıkıntılar, politika yapıcıların uyguladığı kısıtlamalar ve son tüketicide yaşanan hızlı değişim, üretim ve ihracat süreçlerini doğrudan etkiledi. Süreci aktif bir şekilde yöneten Türk iş insanları, üretim ve ihracatta sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla yeni müşteriler ve yeni pazar arayışlarını sürdürdü. Bu kapsamda öne çıkan bölgelerden biri de Afrika kıtası oldu. Türk ihracatının sürdürülebilir büyümesi için Afrika’nın stratejik önemine dikkat çeken Ali Başyazıcıoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı, iş insanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, "Türkiye bugün üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve girişimci iş dünyasıyla yatırımcılar için güvenli bir liman konumunda. Ancak ihracatta kalıcı başarı için yeni pazarlara açılmak zorundayız. Afrika kıtası bu anlamda sadece ticaret değil, aynı zamanda uzun vadeli ortaklıklar için de büyük fırsatlar barındırıyor" ifadelerini kullandı. "Afrika, Türkiye için yükselen pazar konumunda" 2000’li yılların başından itibaren Türkiye ile Afrika arasındaki ticari ilişkiler istikrarlı bir şekilde artış gösteriyor. Başyazıcıoğlu, yatırım için güvenli liman olan Türkiye’nin ihracat potansiyelini artırmak için Afrika kıtasındaki fırsatlara daha fazla odaklanılması gerektiğini vurguladı. "Afrika ile her gün daha da ileriye giden bir ilişkimiz var. Ortak tarihimizden beslenen ilişkilerimiz, açılan elçilikler, Türk Hava Yolları’nın artan sefer sayısı ve yapılan ikili anlaşmalar sayesinde diplomatik iş birliğimiz en üst seviyeye taşındı. Şimdi bu süreci ekonomik açıdan daha ileriye götürüp, iki tarafın da kazançlı çıkabileceği alanları ön plana çıkarmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. Afrika’da 200 milyar dolarlık altyapı ihtiyacı Türkiye Müteahhitler Birliği’nin verilerine göre Afrika’da her yıl yaklaşık 200 milyar dolar değerinde altyapı yatırımı ihtiyacı bulunuyor. Enerji, gıda, otelcilik ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini ifade eden Başyazıcıoğlu, kıtada farklı projeler için fırsatları araştırdıklarını belirtti. Başyazıcıoğlu, Türk müteahhitlerin Afrika’da aldığı iş hacminin önümüzdeki dönemde hızla yükseleceğini öngörerek şunları söyledi: "Ekonomi yönetimimizin aldığı kararların etkisini yavaş yavaş görmeye başlayacağımızı düşünüyoruz. Bu kararların bir kısmı Eximbank ile ilgili. Hem sermayesinin artırılması hem de farklı ülkelerin Eximbank’larıyla yapılan anlaşmalar sayesinde yüklenici firmalarımızın finansmana erişimi geçmiş yıllara göre daha kolay hale geldi. Teminat mektubu konusunda da farklı çalışmalar yürütülüyor. Türk iş insanları olarak devletimizin de çok desteklediği bu süreçten çok umutluyuz." Türk şirketleri kıtada üretim yatırımlarını artırıyor İnşaatın yanı sıra Afrika kıtasında üretim alanında da Türk şirketleri önemli yatırımlara imza attı. Ağır sanayiden tekstile, hızlı tüketim mallarından perakendeye kadar farklı sektörlerde milyarlarca dolarlık yatırımlar gerçekleştirildi. Başyazıcıoğlu, bu sürecin ivme kazanarak devam edeceğini belirterek, "Afrika ülkeleri hammadde açısından zengin bölgeler. Bunun yanında sömürgeci şirketlerden kurtulup sahip oldukları madenleri millileştirme yolunda attıkları adımlar artıyor. Emtia fiyatlarının geldiği seviye ortada. Afrika’da çok sayıda ülke Türkiye ile savunma sanayi iş birliği anlaşması imzalıyor. Güvenlik anlamında daha net bir tablo çizen kıtada, hızla artan genç nüfus ile Türkiye gibi sanayileşmede tecrübeli bir ülkenin iş birliği sağlanabilirse, 2030’lu yıllarda Türkiye - Afrika ortaklığı büyüme ve değer oluşturma açısından dönüm noktası olabilir" şeklinde konuştu. "Türk finans kurumlarının Afrika’da daha cesur adımlar atması gerekir" Başyazıcıoğlu, Türk finans kurumlarının Afrika’da daha cesur adımlar atması gerektiğine dikkat çekti. Başyazıcıoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı: "Afrika kıtasında tam ölçekli faaliyet gösteren bir Türk bankası bulunmuyor. İşler çoğunlukla temsilcilik düzeyinde yürütülüyor. Oysa Fransız bankaları 25 ülkede, İngiliz bankaları ise 12 ülkede aktif olarak faaliyet gösteriyor. Türk bankalarının da Afrika’da daha etkin olması, hem ikili ekonomik ilişkilere hem de ülkemizin dış ticaretine önemli katkı sağlayacaktır."
GTB’den gıda ihracatçılarına "İhracatta Teknik Engeller" eğitimi
14 Kasım 2025 Cuma - 12:49 GTB’den gıda ihracatçılarına "İhracatta Teknik Engeller" eğitimi Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından finanse edilen ‘Üreten Şehirler Programı’ kapsamında, İpekyolu Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Gıda Analiz Laboratuvarının Modernizasyonu Projesi çerçevesinde gıda ihracatçılarına yönelik "İhracatta Teknik Engeller Eğitimi" düzenledi. GTB üye işletmelerinin dış pazarlara erişimini güçlendirmeyi amaçlayan eğitimde, gıda ihracatında firmaların sıklıkla karşılaştığı tarife ve tarife dışı engeller, sağlık sertifikaları, gümrük süreçleri, SPS-TBT uygulamaları ve lojistik kısıtlamalar kapsamlı biçimde ele alındı. Eğitim öncesi açıklamalarda bulunan Eğitmen ve Dış Ticaret Uzmanı Emre Aydoğdu, gıda sektöründe pazara giriş engellerinin diğer sektörlere kıyasla çok daha kritik olduğuna dikkat çekti. Aydoğdu konuşmasında, "Pazara giriş engelleri sadece teknik birer prosedür değildir; gıda sektöründe tüketici sağlığı ve güvenliği nedeniyle çok daha sıkı uygulanır. İhracatta başarı, ürün üretmek kadar, bu engelleri doğru analiz etmek ve mevzuatı eksiksiz yönetmekle mümkündür" ifadelerini kullandı. Aydoğdu, özellikle SPS (Sıhhi ve Fitosaniter Önlemler) ve TBT (Teknik Ticaret Engelleri) kurallarına uyumun hayati önem taşıdığına işaret ederek, sağlık sertifikaları, kalıntı limitleri, mikrobiyolojik kriterler, etiketleme zorunlulukları ve menşe kurallarının gıda ihracatının en kırılgan noktalarını oluşturduğunu söyledi. Aydoğdu, bu alanlarda yapılacak küçük bir hatanın, ürünün gümrükte reddedilmesine ve firmalar açısından ciddi mali kayıplara yol açabileceğini söyledi. Sağlık sertifikası denetimlerinde yaşanan gecikmelerin özellikle taze gıda ihracatında önemli sorunlar oluşturduğuna vurgu yapan Aydoğdu, sürecin hızlandırılması için güvenilir firmalara yönelik sistemsel kontrole geçilmesinin gerekliliğine değindi. Yetkilendirilmiş Yükümlü (YYS) ve benzeri statülere sahip işletmelerin denetimlerinin dijital risk analizine göre hızlandırılması gerektiğini aktaran Aydoğdu, bürokrasinin azaltılmasının hem ihracatçıya kolaylık sağlayacağını hem de güvenli gıdanın pazara daha hızlı ulaşmasına katkı sunacağını dile getirdi. Eğitimde ayrıca pazara giriş engellerinin tanımı, gıda sektöründe önem taşıyan TBT-SPS uygulamaları, sağlık ve fitosaniter sertifikalarının alınma süreçleri, analiz zorunlulukları, gümrük kontrolleri, tarife ve tarife dışı engellerin rekabet gücüne etkileri, gıda güvenliği ve sertifikasyon gereklilikleri gibi çok sayıda teknik konu detaylı şekilde işlendi. Helal, Koşer, Vegan gibi etik ve dini sertifikaların yanı sıra Fair Trade ve RSPO gibi sürdürülebilirlik sertifikaları, bürokratik izin süreçleri, menşe kuralları, serbest ticaret anlaşmaları, EUR.1 ve ATR uygulamaları, soğuk zincir gereklilikleri, depolama kısıtlamaları, kalıntı limitleri, mikrobiyolojik kriterler ve etiketleme zorunlulukları da eğitim kapsamında değerlendirilen başlıklar arasında yer aldı. Ayrıca sertifika denetimlerinin dijitalleşmesi, analiz bekleme sürelerinin azaltılması ve risk analizine dayalı kontrol modelleri hakkında da çözüm önerileri sunuldu. İnteraktif formatta gerçekleşen programda katılımcılar karşılaştıkları sorunları dile getirme fırsatı buldu; gümrük işlemleri, sertifika hataları, MRL uyumsuzlukları ve etiketleme problemleri üzerine gerçek vakalar konuşuldu. Eğitim, firmaların ihracat süreçlerini daha etkin, doğru ve hızlı yönetmesini destekleyecek uygulama örneklerinin incelenmesiyle sona erdi.
Denizli 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarında yerini aldı
14 Kasım 2025 Cuma - 12:41 Denizli 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarında yerini aldı Venezuela’nın başkenti Karakas’ta düzenlenen 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarı başladı. 13-15 Kasım tarihleri arasında düzenlenen fuara ilişkin DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, "Türk firmalarının bu tür organizasyonlara aktif katılımı, ülkemizin ihracat vizyonuna önemli bir ivme kazandırıyor" dedi. 13-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Venezuela’nın başkenti Karakas’ta düzenlenen 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB), Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) ortak stant alanı ile yer alarak Türk ihracatının gücünü birlikte sergiliyor. Fuar kapsamında değerlendirmelerde bulunan Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Latin Amerika’nın ihracatçılar açısından önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Latin Amerika bölgesi, ihracatçılarımız için büyük potansiyele sahip, dinamik ve gelişmekte olan pazarlardan biri konumunda. Türkiye’nin bu bölgedeki ticari görünürlüğünün artması, yalnızca yeni ticaret köprülerinin kurulmasına değil, aynı zamanda mevcut ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesine katkı sağlıyor. Türk firmalarının bu tür organizasyonlara aktif katılımı, ülkemizin ihracat vizyonuna önemli bir ivme kazandırıyor." "2024 yılında Venezuela’ya yıllık 1 milyon dolar bandında ihracat gerçekleştirdik" Venezuela’ya yönelik ihracat rakamlarına da değinen DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, "Denizli olarak 2024 yılında Venezuela’ya yıllık 1 milyon dolar bandında ihracat gerçekleştirdik. İhraç ettiğimiz ürünlerde çelik, seramik mamulleri, su ürünleri ve doğal taş öne çıkıyor ve toplam ihracatımızın büyük bir kısmını bu ürün grubu oluşturuyor. Bu durum, bölgede ürün çeşitliliğimizi artırdığımızın ve sektörlerimizin potansiyelini daha etkin kullandığımızın bir göstergesi" dedi. DENİB’in hedefi Venezuela ve bölge ülkelerde ihracatı çok daha yüksek seviyelere taşımak Denizli’nin Latin Amerika pazarında daha etkin bir şekilde yer almayı hedeflediğini belirten Hüseyin Memişoğlu, "Denizli olarak hedefimiz, Latin Amerika pazarlarında daha güçlü bir şekilde yer almak ve Venezuela başta olmak üzere bölge ülkelerine olan ihracatımızı çok daha yüksek seviyelere taşımak. Türk üreticilerinin kaliteli, yenilikçi ve rekabetçi ürünleriyle bu pazarlarda kalıcı bir yer edinmesi en büyük temennimiz. 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın ülkemiz ihracatına, firmalarımıza ve katılımcı tüm paydaşlara yeni iş birlikleri ve ticari fırsatlar getirmesini diliyor, fuarın başarılı ve verimli geçmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz: "ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir"
14 Kasım 2025 Cuma - 12:33 TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz: "ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir" TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, "Yatırım ortamının en önemli unsurlarından biri, sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerin garanti altına alınmasıdır. ICC’nin Milletlerarası Tahkim Sistemi bu açıdan önemli bir güvencedir" dedi. 19’uncu ICC Türkiye Tahkim Günü Konferansı İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, Türkiye’nin ICC tahkimindeki yükselişine dikkat çekerek, "ICC’nin hakem atamalarında Türk hukukçulara daha fazla yer vermesini bekliyoruz" dedi. Kopuz, ICC Tahkim Sisteminin yatırım ortamı için önemli bir güvence olduğunu da vurguladı. Kopuz konuşmasında, ICC’nin dünya ticaretinin gelişmesi için çalışan en büyük iş dünyası kuruluşu olduğunu belirterek, "170’den fazla ülkede, 45 milyondan fazla şirketi ve 1 milyardan fazla çalışanı temsil etmektedir. Birleşmiş Milletlerde Gözlemci Statüsünü kazanmış tek iş dünyası organizasyonudur" ifadelerini kullandı. ICC’nin küresel ölçekte kabul gören iş kuralları oluşturduğunu vurgulayan Kopuz, "ICC, anlaşmazlıkların çözümüyle, küresel ticaret ve yatırımların desteklenmesinde de önemli bir rol oynamıştır" dedi. ICC Milletlerarası Tahkim Divanı’nın uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde dünyanın önde gelen merkezlerinden biri olduğunu da belirten Kopuz, Divan’ın her kıtadan ve 100’den fazla ülkeden üyeyle en yaygın temsil edilen tahkim kuruluşu olduğunu hatırlattı. ‘‘ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir’’ Tahkimin yatırım ortamının temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Kopuz, "Yatırım ortamının en önemli unsurlarından biri, sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerin garanti altına alınmasıdır. ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir. ICC’nin Milletlerarası Tahkim Sistemi bu açıdan önemli bir güvencedir" dedi. ICC’nin iş dünyasının ihtiyaçlarına göre daha hızlı ve ekonomik mekanizmalar geliştirdiğini belirten Kopuz, özellikle ICC Seri Tahkim Mekanizması’nın (EPP) KOBİ’ler ve start-up’lar için uygun bir çözüm sunduğunu söyledi. Kopuz, ICC’nin 2024 istatistiklerine göre, ICC Tahkim Kuralları kapsamında 831 yeni dava açıldığını, Türkiye’nin ise 2023’te 56 olan dava sayısını 2024’te 80’e yükselterek ICC tahkimine taraf katılımında ilk 10 ülke arasına girdiğini aktardı. Kopuz, konuşmasının sonunda ICC’ye yönelik bir çağrıda bulunarak, "ICC tahkiminin iyi bir müşterisi olarak, ICC’nin hakem atamalarında ülkemiz hukukçularına daha fazla yer vermesini bekliyoruz, istiyoruz" dedi. TOBB ve ICC Türkiye olarak tahkimin bilinmesi ve yaygınlaşması için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Türk Telekom’dan 1 ayda 1,8 milyar dolarlık uluslararası finansman
14 Kasım 2025 Cuma - 12:09 Türk Telekom’dan 1 ayda 1,8 milyar dolarlık uluslararası finansman Türk Telekom, bir aylık kısa bir süre içinde sağladığı 1,8 milyar dolarlık kaynak ile uzun vadeli finansman programını tamamladı. Şirket, 7 yıl vadeli 600 milyon dolarlık yeşil eurobond ihracı ile yeşil finansman hacmini 1,1 milyar dolara çıkardı ve sektördeki en büyük yeşil finansman hacimlerinden birine ulaştı. Dijitalleşme vizyonunu çevresel sorumlulukla birleştiren Türk Telekom, yeşil dönüşüm, 5G teknolojisi ve altyapı yatırımlarını uzun vadeli ve maliyet etkin kaynaklarla destekleyerek yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de gözeten finansal stratejilerini sürdürüyor. Yapılan açıklamaya göre şirket, bir aylık kısa bir süre içinde toplam 1,8 milyar dolar tutarında uzun vadeli finansman programını tamamladı. Bu kapsamda 600 milyon dolarlık yeşil eurobond ihracı, 612 milyon dolar eşdeğerinde uzun vadeli kredi anlaşmaları ve 600 milyon dolarlık sukuk ihracı gerçekleştiren şirket, küresel yatırımcıların Türk Telekom’a duyduğu güveni bir kez daha ortaya koydu. Türk Telekom Finans Genel Müdür Yardımcısı Ömer Karademir, yapılan finansman adımlarına ilişkin şunları söyledi: "Şirket olarak dijitalleşme vizyonumuz doğrultusunda; yeşil dönüşümü, sabit hat imtiyaz sözleşmesinin yenilenmesi ve 5G frekans alımları gibi stratejik yatırımları destekleyecek bir finansman dönemini başarılı bir şekilde sonuçlandırdık. Eylül-Ekim 2025 döneminde, bir aylık bir sürede toplam 1,8 milyar dolar büyüklüğünde bir finansmanı temin ettik. Küresel ölçekte farklı piyasalardan uzun vadeli ve maliyet etkin kaynaklar oluşturarak hem yatırımlarımızı hızlandırıyor hem de sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu güçlendiriyoruz. Bu süreçte gerçekleştirdiğimiz 600 milyon dolarlık 7 yıl vadeli yeşil eurobond ihracı, yalnızca finansal değil, çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir eşik oldu. 3 kattan fazla talep gören bu ihraçla birlikte yeşil finansman portföyümüz 1,1 milyar dolara çıkardık ve telekom sektöründeki en büyük yeşil finansman hacmine ulaştık. Finansman kaynağı çeşitliliğimizi artırmak için, finans dışı sektörde uluslararası sermaye piyasalarında yapılan ilk sukuk (kira sertifikası) ihracını 5 yıl vadeli, 600 milyon dolar tutarındaki işlem ile gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra toplamda 612 milyon dolar tutarındaki uzun vadeli kredi anlaşmalarımızla finansman paketimizi tamamlayarak dijitalleşme ve altyapı odaklı yatırımlarımızın sürdürülebilir şekilde finanse edilmesini güvence altına aldık. 1 ay gibi kısa bir zaman diliminde gerçekleştirdiğimiz bu işlemler, uluslararası finans kuruluşlarının Türk Telekom’un sağlam bilançosuna, disiplinli mali yönetimine ve uzun vadeli stratejisine duyduğu yüksek güvenin somut bir göstergesi niteliğinde. Dijital geleceğin inşasına yönelik yatırımlarımıza ara vermeden devam ederken, çevresel ve finansal sürdürülebilirliği bir arada yürütmeye kararlıyız." Yeşil tahvil ve sukuk ihracına 3 kattan fazla talep Açıklamaya göre, Türk Telekom’un 600’er milyon dolarlık yeşil eurobond ve sukuk ihracı, 3 katın üzerinde talep alarak büyük ilgi gördü. 109 yatırımcıya tahsis edilen yeşil eurobond ihracının, yüzde 75’ini sürdürülebilir odaklı yatırımcılar karşıladı. Bu işlemle birlikte yeşil finansman portföyü 1,1 milyar doları bulan şirket, sektöründeki en büyük yeşil finansman hacmine ulaştı. Finansman çeşitliliğini artırmak amacıyla, finans dışı sektörün uluslararası sermaye piyasalarında yapılan ilk sukuk ihracını gerçekleştiren şirket, 5 yıl vade ile 600 milyon dolarlık ilave bir kaynak oluşturdu. Ayrıca, biri Finlandiya ECA (Export Credit Agency - İhracat Kredi Ajansı) kuruluşu Finnvera destekli, biri Çin ECA kuruluşu Sinosure destekli, diğeri ise Industrial and Commercial Bank of China’dan temin edilen krediler olmak üzere toplam 612 milyon dolar eşdeğerinde üç uzun vadeli kredi anlaşması imzalandı. Dijital geleceğin inşasına öncülük eden şirket, bu kaynaklarla 5G altyapısının geliştirilmesi, sabit şebeke imtiyazının uzatılmasına yönelik finansal planlamalar ve sürdürülebilirlik odaklı projelerin finansmanını hedefliyor.
Düzce Belediyesi’nin bütçesi 5 Milyar 385 Milyon 400 TL olarak onaylandı
14 Kasım 2025 Cuma - 11:59 Düzce Belediyesi’nin bütçesi 5 Milyar 385 Milyon 400 TL olarak onaylandı Düzce Belediye Meclisi, Kasım ayı 3. Birleşimi Meclis başkanvekili Av. Ali Dilber başkanlığında toplandı. Dört gündem maddesinin görüşüldüğü birleşimde Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edilen 2026 yılı Belediye Bütçesi ile 2026 yılı Gelir-Ücret Tarifesi ve Evsel Katı Atık Tarife Raporu meclise sunularak karara bağlandı. Düzce Belediye Meclisi Kasım ayı toplantıları 3. Birleşim ile sona erdi. Meclis Başkanvekili Av. Ali Dilber Başkanlığında yapılan birleşimde Düzce Belediyesi’nin 2026 yılı mali bütçesi ve gelir-gider denk bütçesi 5 Milyar 385 Milyon 400 TL olarak onaylandı. Bir önceki meclis tutanak özetinin oybirliği ile kabul edilmesinin ardından geçilen toplantının ilk gündeminde 2026 yılı mali performans programı görüşüldü. Komisyon raporunun okunmasının ardından geçilen oylamada madde kabul edilerek meclisten geçti. 2026 yılı belediye bütçesinin görüşüldüğü ikinci maddede, belediye kanunu, belediye meclis yönetmeliği, mahalli idareler bütçe muhasebe yönetmeliği gereği, ayrıntılı harcama programı dahilinde hazırlanan rapor meclis üyeleri ile paylaşıldı. Yapılan değerlendirmenin ardından gider ve gelir bütçeleri görüşülerek 2026 bütçesi 5 Milyar 385 Milyon 400 TL olarak karara bağlandı. Gündemin üçüncü maddesinde bir önceki toplantıda plan ve bütçe komisyonuna havale edilen 2026 yılı gelir-ücret tarifesi görüşüldü. Müdürlüklerde uygulanacak ücret tarifelerinin yer aldığı rapor okundu. Meclis üyelerinin oylarına sunulan tarife onaylandı. Gündemin son maddesinde ise 2026 yılı için geçerli olacak Evsel Atık Tarife Raporu görüşülerek karara bağlandı. Meclisin bir sonraki toplantısı 1 Aralık 2025 Pazartesi günü saat 18.00’da yapılacak.
Sivas’ta ülke ekonomisini değiştirecek 2 önemli keşif
14 Kasım 2025 Cuma - 11:44 Sivas’ta ülke ekonomisini değiştirecek 2 önemli keşif Sivas’ta rezervi yeni keşfedilen madenler, kentte heyecana neden oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın nadir toprak elementi rezervi açıklamasının ardından keşfi açıklanan 71 milyarlık altın rezervi sonrası Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Özdemir açıklama yaptı. Başkan Özdemir, "Madenler ile birlikte ekonomik olarak başka bir modellemeye geçeceğimizi ümit ediyorum" dedi. Son günlerde sıklıkla gündeme gelen ve stratejik bir öneme sahip olan nadir toprak elementleri, Sivas’ta da keşfedildi. Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar Sivas’ta nadir toprak elementi rezervi olduğunu söyledi. Yarı iletken madde olarak bilinen ve yüksek teknolojik uygulamalarda kullanılan nadir toprak elementlerinin devlet eliyle işleneceğini söyleyen Bakan Bayraktar, Sivas’ın yanı sıra Malatya’nın çeşitli bölgelerinde de rezerv olduğunu söyledi. "Türkiye’nin maden rezervi ve çeşitliliği açısından en önemli şehir Sivas’tır" Sivaslıları heyecanlandıran rezerv müjdesinin ardından Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Sivas’ın maden şehir olduğuna dikkat çeken Başkan Özdemir, "Sivas çok büyük bir coğrafya, Türkiye’nin maden rezervi ve çeşitliliği açısından en önemli şehir Sivas’tır. Bu yüzden nadir toprak elementleri son günlerde dünyanın gündeminde olan bir konudur. Nadir toprak elementlerinden, yarı iletken cihazların üretiminde kullanılan bir malzemedir. Günümüz teknolojisinin son günlerdeki gelişmesindeki bağlı olduğu tek şey yarı iletkendir. Yarı iletkenlerin üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinde Sivas’ta, bölgemizde, şehrimizde var olduğunu bilmek ve bu rezervlerin gündeme gelmesi bizi ziyadesiyle mutlu etti" dedi. "Ekonomik olarak başka bir modellemeye geçeceğimizi ümit ediyorum" Rezervin il ve ülke ekonomisine büyük katkı sunacağını ifade eden Başkan Zeki Özdemir, "Umarım önümüzdeki günlerde bu araştırmaların ve çalışmaların üretim anlamında ortaya çıkması, var olması, üretime girmesi ile birlikte ekonomik olarak başka bir modellemeye geçeceğimizi ümit ediyorum. Sivas’ta bulunacağını umduğumuz nadir toprak elementlerinin de en kısa zamanda üretime girecek hale geleceğini düşünüyoruz. Maden konusu kısa vadede sonuçları alınacak bir konu değildir. Bu süreç içerisinde rezerv çalışmalarının verimliliğin ve üretim planlamasının yapılacağını düşünüyor ve umuyorum. Bu nedenle çok kısa bir planlama olacağını düşünmüyorum ama orta uzun vadede bu çalışmaların yerini bulacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. 71,5 milyon liralık altın rezervi NTE rezervinin yanı sıra Kangal ilçesinde keşfedilen 424 bin onsluk altın rezervine ilişkin de konuşan Özdemir, "Sivas’ın Kangal ilçesinde bir altın rezervi bulduklarını açıkladılar. Borsada işlem gören bir şirket olduğundan mütevellit bunu resmi kanallar resmi açıklamalar yapmak durumundalardı. Ama bu çalışmalar geri döndüğümüzde belki 3-5 yıllık çalışmalar sonucu ortaya çıkıyor. İnşallah bu da Sivas ekonomisine katkı koyacak üretim planlaması ile yerini bulur diye düşünüyorum. Böylesi buluntular Sivaslılar olarak bizleri mutlu ediyor" diye konuştu.