EKONOMİ
12 Mayıs 2026 Salı - 21:16 Türkiye ile Belçika arasında 15 milyar dolarlık ticaret hedefi "Türkiye-Belçika İş Forumu" İstanbul’da gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle, çok sayıda bakan ve 200 firmadan 400’den fazla Belçikalı iş insanı ile birlikte Türkiye’ye gelen Belçika kraliçesi Mathilde’in katılımlarıyla gerçekleştirilen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen üst düzey temaslarda; Türkiye-Belçika ekonomik ve ticari ilişkilerinin stratejik boyutu kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde; ticaret hacminin 15 milyar dolara yükseltilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve enerjiden savunma sanayiine, lojistikten dijital ve yeşil dönüşüme kadar birçok alanda iş birliğinin daha da güçlendirilmesi yönündeki güçlü irade bir kez daha teyit edildi. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetleriyle Türkiye ye ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ve beraberindeki Belçikalı Bakanlar, üst düzey yetkililer ve iş dünyası temsilcileri ile "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da bir dizi temas ve programa katıldı. "Ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak irade teyit edildi" Program kapsamında Ticaret Bakanı Bolat, Belçika Kraliçesi Mathilde ile gerçekleştirdiği ilk görüşmede; Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaret ve Savunma Bakanı Theo Francken, Brüksel-Başkent Bölgesi Bakan-Başkanı Boris Dillis, Flaman Bölgesi Başbakanı Mathias Diependaele ve Valon Bölgesi Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet’ün de katılımlarıyla, Türkiye-Belçika ekonomik iş birliği ve ticaret ilişkileri stratejik boyutlarıyla ele alındı. Taraflar, mevcut ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak iradelerini bir kez daha teyit etti. "Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı" 2012 yılında gerçekleştirilen son Belçika Ekonomi Misyonu’nun ardından, 14 yıl sonra Belçika devletinin 200’ü aşkın Belçikalı şirketten 420 iş insanıyla yeniden Türkiye ye böylesine üst düzey bir ziyaret gerçekleştirmesi son derece önemli ve anlamlı olarak değerlendirildi. Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında düzenlenen, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği, "Türkiye-Belçika İş Forumu"nun resmi açılış programı, Belçika Kraliçesi Mathilde başta olmak üzere Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ve iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta, Türkiye ve Belçika’nın Avrupa ekonomisinin birbirini tamamlayan iki güçlü aktörü olduğu vurgulanarak; ticaret, yatırım, sanayi, enerji, dijital dönüşüm ve yeşil ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda iş birliğinin daha ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. ‘Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması’ imzalandı Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret alanında değil; yatırım, teknoloji ve ortak imalat ekseninde de giderek daha derin ve nitelikli bir yapıya kavuştuğu memnuniyetle değerlendirildi. Enerji, lojistik, dijitalleşme, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda yeni iş birliği fırsatları kapsamlı şekilde ele alınırken, özellikle e-ticaret ve küresel tedarik zincirleri bakımından iki ülkenin birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Program kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssüdür" Türkiye ve Belçika’nın köklü ekonomik ilişkilerini yeni bir vizyonla daha da güçlendirme iradesini güçlü biçimde ortaya koyduğu belirtilirken; Türkiye’nin üretim kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssü olarak öne çıktığı ifade edildi. Belçika’nın Avrupa’daki güçlü lojistik ve finans ekosisteminin ise bu ortaklığı daha da kıymetli hale getirdiği vurgulandı. 2025 yılında 9,2 milyar doları aşan ticaret hacmi ve karşılıklı artan yatırımların stratejik ortaklığın sağlam temelini oluşturduğu, ortak hedefin ise ticaret hacmini dengeli ve sürdürülebilir şekilde 15 milyar dolara çıkarmak olduğu kaydedildi. "Bölgemizde yaşanan son gelişmeler, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini gösteriyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katılım sağladığı görüşmede; Türkiye ile Belçika ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Belçika’nın ticari ilişkilerden savunma sanayiine, enerjiden tarıma kadar birçok alanda iş birliği potansiyeli bulunduğunu, ilişkileri geliştirmek için adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, bölgede yaşanan son gelişmelerin Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini bir kez daha gösterdiğini, tam üyeliğimize kadar geçecek süreçte Gümrük Birliği’nin yeni koşullara göre güncellenmesinin öncelikli başlıklardan biri olduğunu ve AB’nin savunma girişimlerine katılımımızın müşterek menfaat gereği olduğunu vurguladı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen "Yatırım Öğle Yemeği" programında da Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyasının önde gelen temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda, iki ülke arasındaki 9,2 milyar dolarlık toplam ticaret hacminin yanı sıra yatırım potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı. "İlişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaşıldığı ifade edildi" 719 Belçikalı firmanın Türkiye’de yaklaşık 5 milyar dolar tutarında doğrudan yatırım gerçekleştirmesi ve Belçika’nın Türkiye’ye yatırım girişlerinde 8. sırada yer almasının önemine dikkat çekildi. Türk firmalarının ise Belçika’da 750 milyon dolarlık yatırımla, Belçika’yı Avrupa Birliği ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerinde üs olarak değerlendirmelerinin önemli olduğu ifade edildi. Toplantıda ayrıca, Türkiye’nin yatırım reform süreciyle birlikte ortaya çıkan yeni fırsatlar ve Türk yurtdışı müteahhitlik sektörünün uluslararası tecrübesi çerçevesinde Belçika’da ve üçüncü ülkelerde geliştirilebilecek iş birlikleri değerlendirildi. Lojistik, enerji, petrokimya, sağlık, inşaat ve sanayi gibi stratejik sektörlerde karşılıklı yatırımların artmasının, ilişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaştığını açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret hacmiyle değil; karşılıklı yatırımlar, ortak projeler ve entegre üretim ağlarıyla daha ileri seviyeye taşınmasının hedeflendiği vurgulandı. "Türkiye, Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez stratejik bir ortak" Günün devamında, Belçika Kraliçesi Mathilde’in himayelerinde düzenlenen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaretten Sorumlu Savunma Bakanı Theo Francken ve beraberindeki Belçikalı Bakanlarla gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin stratejik derinliği ve geleceğe dönük ortak vizyon kapsamlı biçimde ele alındı. 200’e yakın Belçikalı şirketten 400’ü aşkın iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı ekonomi misyonunun, mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğini daha da derinleştirmeyi hedeflediği belirtilirken; Türkiye’nin Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez ve Belçika için stratejik bir ortak olduğu birlikte teyit edildi. "Ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı" Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Belçika’nın Türkiye’de 5 milyar dolarlık yatırımları ve 719 Belçikalı şirketin ülkemizdeki varlığı ekonomik entegrasyonun somut göstergesi olarak değerlendirildi. Karşılıklı yatırımların artırılması ve üçüncü ülkelerde ortak proje geliştirilmesi imkanları ele alınırken, "Türkiye-Belçika JETCO III. Dönem Toplantısı"nın 2027 yılında Brüksel’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. "‘Made in EU’ düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı" Enerji, lojistik, ulaştırma, bilgi-iletişim teknolojileri, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm alanlarında iş birliği potansiyeli değerlendirilirken; Avrupa Birliği ve küresel tedarik zincirleri bakımından Türkiye ile Belçika’nın birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Görüşmelerde ayrıca, Avrupa Birliği sanayi politikalarının geleceği açısından önem taşıyan "Made in EU" düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki derin entegrasyonu ve Avrupa değer zincirlerine sunduğu kritik katkının bu düzenleme içinde hakkıyla yansıtılması gerektiği vurgulandı. AB sanayi ve ticaret politikalarındaki güncel düzenlemeler ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunda kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu. Yeşil dönüşüm ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda iş birliğinin güçlendirilmesi, e-ticaret alanındaki düzenlemelerde ortak yaklaşım geliştirilmesi ve vize süreçlerinin iyileştirilmesi konularında daha yakın iş birliği tesis edilmesi hususlarında yapıcı bir anlayış geliştirildiği ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığını her alanda daha ileri taşımaya yönelik güçlü iradenin bir kez daha teyit edildiği belirtildi. "Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi" Programın sonunda, "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen resepsiyonda, Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi. Gün boyunca gerçekleştirilen İş Forumu, heyetler arası üst düzey ikili görüşmeler, çalışma toplantıları, Yatırım Öğle Yemeği ve firmalar arası B2B görüşmelerin son derece yoğun ve verimli geçtiği ifade edildi. Bu temasların, Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığının güçlü ve çok boyutlu yapısını açık biçimde ortaya koyduğu vurgulandı. "Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu vurgulandı" "Belçika Ekonomi Misyonu"nun, Belçika ile mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi ve yüksek seviyelere taşınması bakımından adeta bir mihenk taşı olduğu ifade edilirken; Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerinin gün boyunca sergilediği yüksek düzeyli katılım ve etkileşimin, ilişkilerin dinamizmini ve geleceğe dönük potansiyelini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı ve küresel değer zincirlerine entegrasyon vizyonu açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu, bu ortak zeminin yeni iş birliği alanlarını daha görünür kıldığı kaydedildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, program vesilesiyle Belçika Kraliçesi Mathilde’e, Belçikalı üst düzey mevkidaşlara ve "Belçika Ekonomi Misyonu" programına katılım sağlayan tüm Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerine teşekkürlerini ifade etti.
Manisa’da engelli bireylere yeni iş kapısı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:51 Manisa’da engelli bireylere yeni iş kapısı Manisa Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü ile Manisa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında, Engelsiz İşgücü Uyum Programı (İUP) hayata geçirildi. Programla birlikte engelli bireyler ve engelli çocuğu bulunan ebeveynler, Manisa merkezinde ve ilçelerde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı birimlerde görevlerine başladı. Program, engelli bireylerin istihdama erişimini kolaylaştırmayı ve kamu kurumlarında iş ile sosyal uyumlarını desteklemeyi amaçlıyor. Uygulama, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın "Engelsiz İŞKUR" vizyonu doğrultusunda yürütülüyor. Saha ziyaretiyle katılımcılarla bir araya geldiler Manisa İŞKUR İl Müdürü Günseli Kervan Tufan, Manisa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Kılıç ve Manisa Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü Buket İnce, program kapsamında görev yapan katılımcıları yerinde ziyaret etti. Ziyaretlerde, katılımcıların işbaşı süreçleri, görev tanımları ve uyum deneyimleri değerlendirildi. Kurum müdürleri, istihdama katılımın artırılması ve programın sürdürülebilirliği konusunda iş birliğini güçlendirme mesajı verdi. "Erişilebilir ve kalıcı bir istihdam modeli oluşturuyoruz" İŞKUR İl Müdürü Günseli Kervan Tufan, programın istihdam politikaları açısından önemine vurgu yaparak, "Engelsiz İşgücü Uyum Programı ile engelli vatandaşlarımızın iş yaşamına uyumunu kolaylaştırıyor, kalıcı istihdam imkanları oluşturuyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler teşkilatımızla kurduğumuz bu model, erişilebilir ve sürdürülebilir istihdamın güçlü bir örneği oldu." dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Kılıç ise programın sosyal etkisine dikkat çekerek, "Bu iş birliği hem hizmet kalitesini artırıyor hem de engelli bireyler ve aileleri için yeni bir güçlenme alanı oluşturuyor. Çalışanlarımızın sahadaki katkısı hepimiz için gurur verici." ifadelerini kullandı.
Başkan Çondur: "Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde ikinci sırada yer alıyor"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:50 Başkan Çondur: "Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde ikinci sırada yer alıyor" Zeytin ve zeytinyağında yaşanan sorunlar ve çözüm yollarının görüşüldüğü sektör toplantısı Aydın Ticaret Borsası’nda (ATB) gerçekleştirilirken, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, "Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde 2. sırada yer almakta olup ilimiz ise Türkiye zeytinyağı üretiminde 3. sıradadır" dedi. Zeytin ve zeytinyağı sektörüne dair sorun, çözüm önerileri ve talepleri tespit etmek üzere gerçekleştiren sektör toplantısı Aydın Ticaret Borsası ev sahipliğinde yapıldı. Aydın’ın önemli ürünlerinden olan zeytinde geçtiğimiz yılın sezon değerlendirilmesinin yapıldığı toplantıda, sektör temsilcileri sorun ve taleplerini iletti. Aydın Ticaret Odası Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, borsa olarak zeytin ve zeytinyağının tanıtılması adına çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini vurgulayarak, "Zeytin ve zeytinyağı üretimi, ülkemizin en önemli tarımsal faaliyetlerinden biri olmakla birlikte, ilimiz ekonomisine de önemli ölçüde katma değer sağlamaktadır. Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde 2. sırada yer almakta olup ilimiz ise Türkiye zeytinyağı üretiminde 3. sıradadır. Türkiye’de yağlığa ayrılan zeytin ağacı varlığının ve yağlık zeytin üretiminin yüzde 14’ünün ilimize ait olduğunu belirtmek isterim. Ülkemizde sofralığa ayrılan zeytin ağacı varlığının yüzde 9’u ilimizde yer almakta, sofralık zeytin üretiminin ise yüzde 13’ü ilimizden karşılanmaktadır. 2024 yılında ülkemizde 1 milyon 166 bin 318 ton sofralık zeytin üretimi gerçekleşmiş olup, bu üretimin yaklaşık 152 bin 362 tonu ilimize aittir. Ülkemiz, 2024-2025 Sezonunda; zeytinyağında 1 Kasım 2024 - 30 Eylül 2025 arasında 243 milyon 993 bin dolar sofralık zeytinde 255 milyon 309 bin dolar ihracat gerçekleştirmiştir İlimiz ise 2024 -2025 Sezonunda ülkemize; zeytinyağında yaklaşık 3 milyon 115 bin dolar, zeytinde ise yaklaşık 46 milyon 980 bin dolar katkı sağlamıştır. Aydın Ticaret Borsası’nda 2024-2025 sezonunda 29 bin 761 ton sofralık zeytin işlem görmüş olup, hms ortalama satış fiyatı 60 lira 13 kuruş olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde 17 bin 878 ton zeytinyağı işlem görmüş, hms ortalama satış fiyatı ise 159 lira 41 kuruş olarak gerçekleşmiştir. Ülkeler bazında, 2020-2024 yılları arasında ihracat ortalaması göz önünde bulundurulduğunda, en yüksek miktarda ihracatın 930 bin 197 ton ve yüzde 44’lük payla ispanya tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. İkinci sırada 330 bin 892 tonluk yıllık ortalama ihracat miktarı ve yüzde 15’lik pay ile İtalya, üçüncü sırada ise 214 bin 285 tonluk ortalama ihracat ve yüzde 10’luk pay ile Portekiz yer almaktadır. Ülkemiz, Portekiz ve Yunanistan’ın ardından 91 bin 86 tonluk ihracat miktarı ve yüzde 4’lük payla beşinci sırada bulunmaktadır" dedi. Çondur konuşmasının devamında, "Ülkeler arası bu ihracat rakamları maddi olarak ifade edildiğinde ise ilk sırada 4 milyar 390 milyon dolar ortalamayla İspanya bulunmakta olup, ihracattaki payı yüzde 40’tır. İkinci sırada bulunan İtalya ise 2 milyar 124 milyon dolarla yüzde 19,6’lık bir paya sahiptir. Üçüncü sırada bulunan Portekiz’in ise ortalama ihracat değeri 1 milyar 55 milyon dolar olup ihracattan aldığı pay yüzde 10’dur. Ülkemiz ise Tunus ve Yunanistan’ın ardından 404 milyon dolar ve yüzde 4’lük payla 6. sırada yer almaktadır. 2020-2024 yılları arasındaki ithalat ortalamaları incelendiğinde ise en yüksek miktarda ithalatın 514 bin 267 ton ve yüzde 24’lük payla İtalya tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. İkinci sıradaki ABD 378 bin 492 ton yıllık ortalama ithalat miktarına ve yüzde 18’lik paya sahiptir. Fransa ise 128 bin 954 ton yıllık ortalama miktarı ve yüzde 6’lık payla üçüncü sırada yer almaktadır. 2020-2024 yılları ithalat ortalaması göz önünde bulundurulduğunda değer olarak 2 milyar 314 milyon dolarlık ortalamayla ilk sırada İtalya bulunmaktadır. İthalattaki payı yüzde 20,7’dir. İkinci sırada bulunan ABD’nin ithalat değeri 2 milyar 39 milyon dolar ve yüzde 18,2’lik paya sahiptir. Üçüncü sıradaki İspanya’nın ise ortalama ithalat değeri 920 milyon dolar ve payı yüzde 8,23’tür. İlimizin tarımsal değerlerinin tanıtımı ve markalaşması, haksız rekabetten korunması, ulusal ve uluslararası platformda tanınması adına özverili çalışmalarını sürdüren borsamız; Aydın Memecik Zeytinyağını 17 Eylül 2020 tarihinde, Aydın Yamalak Sarısı Zeytini’ni 21 Nisan 2021 tarihinde, Aydın Memecik Zeytinini 7 Mayıs 2021 tarihinde, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirmiştir. Ülkemizde tescilini sağlayarak koruma altına aldığımız coğrafi işaretli ürünlerimizin dünya çapında tanınması adına Avrupa Birliği Coğrafi İşaret çalışmalarına büyük önem veren borsamız, Aydın Memecik Zeytinyağını, Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin 20.coğrafi işaretli ürünü olarak 5 Şubat 2024 tarihinde, Aydın Memecik Zeytinini, Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin 31. coğrafi işaretli ürünü olarak 12 Mart 2025 tarihinde tescil ettirmiştir. Avrupa Birliği Tescilli Aydın Memecik Zeytinyağını tanıtmak ve ayırt edici özelliklerini nihai tüketiciye aktarmak amacıyla, tadım panelistlerimizle birlikte ülkemizin farklı illerinde ’Aydın Memecik Zeytinyağı Tadım ve Tanıtım Günleri’ düzenlemekteyiz. Bugüne kadar 34 ilde başarıyla gerçekleştirdiğimiz bu etkinliklerle, coğrafi işaretli ürünümüzün bilinirliğini ve değerini artırmayı hedeflemekteyiz" diye konuştu. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürü Ayhan Temiz ise, "Aydınımız, bereketli toprakları uygun ekimi ve çalışkan üreticileri ile ülkemizin önemli tarım kentlerimizden biridir. Bu bereketin en güzel göstergelerinden birisi de şüphesiz ki zeytindir. İlimiz geçtiğimiz yıl ürettiği toplam 517 bin tonluk zeytinle ülke üretiminde sofralık zeytinde yüzde 13, yağlık zeytinde ise yüzde 14’lük bir katkıya sahiptir. Ülke zeytin üretimi sıralamasında 3’üncü olan ilimiz sahip olduğu Aydın Memecik ve Aydın Yamalak Sarısı zeytin çeşitleri ile de coğrafi işarete sahiptir. Aydın Memecik Zeytini ve zeytinyağımızın sahip olduğu coğrafi işaret Avrupa Birliği tarafından da tescil edilerek benzersizlikleri tescillenmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığımızın liderliğinde, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak bizler üreticimizin emeğini korumak, kaliteyi arttırmak ve sürdürülebilir üretimi desteklemek için tüm imkanlarımızla çalışarak sektörümüzün yanında olmaya devam edeceğiz. Ortak gayesi Aydın zeytin ve zeytinyağını sadece ülkemizde değil, dünya pazarlarında marka haline getirmek olan bizleri bir araya getiren bu toplantının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Daha sonra söz alan Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Yardımcısı Aişe Deliboran Zeytincilik Araştırma Enstitüsü faaliyetleri ve üreticinin yaşadığı sorunlar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Davut Er zeytin ve zeytinyağı sektör ihracatı konularında konuşmalar yaparken, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Aktan zeytin ve zeytinyağının ulusal ve uluslararası ticarette yeri konusunda sunum yaptı. Toplantı 2025-2026 sezonu zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunlar ve taleplerin görüşülmesi ile devam etti.
Gaziantep ve bölgede zeytin hasadı başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:41 Gaziantep ve bölgede zeytin hasadı başladı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep ve çevresinde zeytin hasadının başladığını duyurdu. Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, zeytinin yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da Gaziantep için kritik bir ürün olduğunu vurgulayarak, fıstıktan sonra bölge ekonomisine en fazla katma değer sağlayan tarımsal ürünün zeytin olduğunu ifade etti. GTB Başkanı Akıncı, zeytinin Gaziantep ve bölge tarımındaki önemine dikkat çekerek, "Şehrimizde Antep fıstığından sonra en fazla üretimi yapılan zeytin hem çiftçimizin geçim kaynağı hem de bölge ekonomisinin can damarlarından biridir" dedi. Türkiye genelindeki zeytin üretimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akıncı, "Türkiye, sofralık ve yağlık zeytin üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri konumunda. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) verilerine göre geçen yıl ülkemizde toplam 3 milyon 600 bin ton zeytin üretildi. Bunun 750 bin tonu sofralık, 2 milyon 850 bin tonu ise yağlık zeytin olarak gerçekleşti. Zeytinyağı üretimi yaklaşık 475 bin ton civarındaydı. Bu rakamlar, Türkiye’nin hem iç tüketimde hem de ihracatta ne kadar stratejik bir konumda olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. Bu yıl Türkiye genelinde zeytin üretiminde bazı bölgelerde rekolte farklılıkları yaşanabileceğini belirten Akıncı, "İklim ve üretim şartlarına bağlı olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinde kısmi rekolte düşüşleri öngörülüyor. Ancak üreticilerimiz hasada hazır ve kaliteyi koruma konusunda son derece bilinçli hareket ediyor" diye konuştu. Gaziantep özelinde de değerlendirmelerde bulunan Akıncı, "Soğuk hava, don ve iklim değişiklikleri zeytin üretimini etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Geçtiğimiz kış döneminde yeterli yağış alınamaması ve özellikle aşırı sıcaklık ile don olayları üretimi etkiledi" dedi. Gaziantep’in zeytin üretiminde markalaşma ve ürün kalitesinin korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, "Gaziantep zeytini, kendine has aroması ve yüksek yağ kalitesiyle öne çıkan bir üründür. Bu değerin korunması için üretimden tüketime kadar tüm zincirde titizlikle hareket edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Taklit ve tağşişe karşı farkındalığın artırılması gerektiğini dile getiren Akıncı, "Ürünlerimizin markalaşması sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir meseledir. Gerçek zeytinyağının değeri korunursa hem üreticimiz kazanır hem de tüketicimiz sofralarına güvenle kaliteli ürünü taşır" diye konuştu.
ATO Başkanı Baran: "Mesleki eğitim, bizzat iş dünyası ile aynı masada buluşuyor"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:35 ATO Başkanı Baran: "Mesleki eğitim, bizzat iş dünyası ile aynı masada buluşuyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, ATO ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan ‘Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi İş Birliği’ protokolüne ilişkin, "Bu protokolle mesleki eğitim, bizzat üretimle, ticaretle, iş dünyasıyla aynı masada bir araya geliyor" dedi. ATO Duatepe Salonu’nda düzenlenen törenle ATO ile Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında reel sektörün ihtiyaçlarına uygun nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine yönelik ‘Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi İş Birliği’ protokolü imzalandı. Protokole ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ile Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Salih Kaygusuz ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali imza attı. Protokol kapsamında Türkiye’de ilk kez uygulanacak ‘Mesleki Eğitimde Ankara Modeli’ne başlandı. "Mesleki eğitim, bizzat üretimle, ticaretle, iş dünyasıyla aynı masada bir araya geliyor" ATO Başkanı Gürsel Baran, törende yaptığı konuşmada Ankara Ticaret Odası ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle mesleki eğitim ve reel sektör iş birliğine örnek teşkil edecek güçlü bir modelin temellerini attıklarını belirterek, "Bu protokolle mesleki eğitim, bizzat üretimle, ticaretle, iş dünyasıyla aynı masada bir araya geliyor. Öğrencilerimiz daha okul sıralarındayken iş yaşamıyla doğrudan ve sistematik biçimde buluşacak" açıklamasında bulundu. Baran, protokolün reel sektör, mesleki eğitim ve istihdam sacayaklarının merkezine yerleşecek öncü bir adımı oluşturduğunu belirterek, "Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi İş Birliği Protokolü’nü imzalayarak, mesleki eğitim ve reel sektör iş birliğine örnek teşkil edecek güçlü bir modelin temellerini attık. Mesleki eğitim tarihinde yeni bir dönemi açacak ‘Mesleki Eğitimde Ankara Modeli’ni bugün burada resmen başlatıyoruz. Bu model ile Türkiye’de ilk kez ticaret odası olarak, il genelindeki tüm örgün mesleki ortaöğretim kurumlarını, sektörleri temsil eden 68 meslek komitemizle birebir eşleştirerek ‘Okul Hamiliği Projesi’ni uygulamaya geçiriyoruz. Bu iş birliğiyle mesleki eğitimi reel sektörün ihtiyaçlarıyla birebir uyumlu hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu sayede hangi alanda ne tür iş gücüne ihtiyaç olduğunu belirleyecek, buna göre eğitim içeriklerini güncelleyecek ve öğrencilerimize işletmelerde uygulamalı deneyim fırsatları sunacağız" diye konuştu. Baran, nitelikli iş gücü ihtiyacının hemen her sektörde önemli bir sorun haline geldiğini aktararak, "Oysa ülke olarak genç nüfusumuz var. Ama gençlerimiz, üretimin içinde yer alacak şekilde yetiştirilemiyor. Mesleki eğitim ne yazık ki uzun yıllar ötelenmiş ve gölgede kalmış. Ankara Ticaret Odası olarak bu konuyu her fırsatta dile getiriyorduk, bu konuda bir adım daha atarak Mesleki Eğitimde Ankara Modeli’ni başlattık. Reel sektörümüz, sağlıktan turizme, savunma-havacılıktan yazılım ve bilişime kadar hemen her alanda yetişmiş elemana ihtiyaç duyuyor. Öte yandan gençlerimiz iş bulamamaktan dertli. Bu çelişkiyi aşmanın yolu, mesleki eğitimi reel sektörle buluşturmaktan geçiyor. İşte tam da bu nedenlerle eğitim-istihdam-reel sektör hattını aynı koordinatta buluşturacak bu iş birliği protokolünü hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Mesleki eğitimi reel sektörün ihtiyaçlarıyla birebir uyumlu hale getirmeyi hedefliyoruz" Baran, iş birliği protokolü kapsamında hayata geçirilecek çalışmalar hakkında da bilgi vererek, "Bu iş birliğiyle mesleki eğitimi reel sektörün ihtiyaçlarıyla birebir uyumlu hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu sayede hangi alanda ne tür iş gücüne ihtiyaç olduğunu belirleyecek, buna göre eğitim içeriklerini güncelleyecek ve öğrencilerimize işletmelerde uygulamalı deneyim fırsatları sunacağız. Her meslek lisesi en az bir işletmeyle eşleşecek, sektör temsilcileri derslere katkı sağlayacak. Mezunların doğrudan istihdama geçişini destekleyecek, başarılı mezunları örnek olarak öne çıkaracağız. Bu iş birliğiyle nitelikli istihdamı artırmak, üretimi güçlendirmek ve gençlerimizi iş gücü piyasasına güçlü şekilde hazırlamak istiyoruz" şeklinde konuştu. Baran, projenin mesleki eğitim-reel sektör iş birliğinde yeni bir ekosistemin inşasına öncülük edeceğine inandıklarını da sözlerine ekledi. Törende ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurul Üyesi ve ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Güçlü, ATO Mesleki Eğitim ve Ahilik Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Abidin Memili, 61 No’lu Özel Eğitim-Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Mahmut Burkankulu, Komite Üyesi Adem Yavuz, ATO Genel Sekreter Yardımcısı Abdurrahman Karabudak ile Ankara İlçe Milli Eğitim müdürleri de yer aldı.
’Akademik’ patateslerin hasadı başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:20 ’Akademik’ patateslerin hasadı başladı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tarım Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yetiştirilen patateslerin hasadına başlandı. Satışa sunulan ürünlerden elde edilen gelirler ihtiyaç sahibi öğrencilere yemek bursu olarak verilecek. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tarım Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından ekimi gerçekleştirilen ve yetişen patateslerin hasadı başladı. Bilim, eğitim ve üretimi bir arada yürüten merkez, aynı zamanda yardımlaşma ve toplumsal katkı hedefleri doğrultusunda önemli bir tarımsal üretim sürecine imza attı. Merkezde üretilip tüm şehre satışa sunulan ürünlerden elde edilen gelirler ihtiyaç sahibi öğrencilere yemek bursu olarak verilecek. Tohumluk mor patates de üretildi Merkez bünyesinde gerçekleştirilen üretim ve hasat hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ahmet Demirbaş, "Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tarım Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak, bünyemizde birçok tarımsal ürünün üretimini gerçekleştiriyoruz. Bu ürünlerden biri de patatestir. Patatesi hem geleneksel tarım yöntemleriyle kimyevi gübre ve tarım ilaçları kullanarak hem de doğal yollarla çiftlik gübresi ve diğer organik materyallerle yetiştiriyoruz. Bugün bu doğal yöntemlerle üretimini gerçekleştirdiğimiz patatesin hasadını yapmaktayız. Üretimimizin büyük bir kısmı kızartmalık patates olmakla birlikte, küçük bir alanda mor patatesin tohumluk üretimini de sürdürmekteyiz. Bu çalışma, çeşitliliği artırmak ve tohumluk üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Yapılan diğer tarımsal üretim faaliyetlerine de değinen Prof. Dr. Ahmet Demirbaş, açıklamasının devamında; "Merkezimizde yaklaşık 600 dekar alanda tarımsal üretim yapılmaktadır. Bu üretim sürecine öğrencilerimiz de aktif şekilde katılmakta; tohumdan fideye, fideden seraya aktarma, çapalama ve hasat gibi tüm aşamalarda görev almaktadırlar. Böylece, derslerde edindikleri teorik bilgileri sahada birebir uygulama fırsatı bulmaktadırlar. Bu yaklaşım, hem eğitim hem de üretim açısından örnek teşkil eden bir model oluşturmaktadır. Bunun yanında, bu yıl merkezimizde 16 kovanla bal üretimi de gerçekleştirdik" dedi.
Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısı bin 781’e, AB’de tescilli ürün sayısı 38’e ulaştı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:04 Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısı bin 781’e, AB’de tescilli ürün sayısı 38’e ulaştı Antalya’da düzenlenen Coğrafi İşaretlerin Sürdürülebilirliği Çalıştayı’nda Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısının bin 781’e, AB’de tescilli ürün sayısının ise 38’e ulaştığı belirtildi. Antalya Ticaret Borsası Toplantı Salonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı, TOBB, FAO, TÜRKPATENT, YÜCİTA, Antalya Ticaret Borsası işbirliğiyle "Türkiye’de Coğrafi İşaretlerin Sürdürülebilirliği Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayın açılışında konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, Fırat ve Dicle nehirlerinin yer aldığı hattın insanoğlunun medeniyet serüveninin başlangıç noktası olduğunu belirterek, "Güneşi, suyu ve iklimiyle çok farklı ve özel bir coğrafyaya sahibiz. Coğrafyamızda coğrafi işaretlerin hedef kitlesi olan butik ve özel ürünler yetiştiriliyor. Sahip olduğumuz binlerce yıllık medeniyet birikimi ve kültür tasavvuru sayesinde bu ürünlerimizi işleyerek çok özel lezzetler, yani eşsiz bir gastronomi mirası ortaya çıkardık. Coğrafi işaret potansiyelimizi harekete geçirmek için önemli çalışmalar gerçekleştiren YÜCİTA Başkanımız Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu hocamızın öncülüğünde İl Tarım Müdürlüğümüzün ekipleri, kaymakamlıklarımız, Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezimiz ile ticaret odalarımızın çalışmaları sonucunda coğrafi işaretli ürün sayımızı yaklaşık 10 katına çıkardık" dedi. "Ürünlerimizin ekonomik boyutunu da iyi planlamalıyız" Coğrafi işaretli ürünlerin yalnızca tescil aşamasının değil, ekonomik ve pazarlama boyutunun da iyi planlanması gerektiğini ifade eden Vali Şahin, "Dünya hızla büyüyor ve kaliteli gıda ihtiyacı her geçen gün artıyor. Bu ihtiyaca cevap verebilmek için coğrafi işaret ve tedarik zinciri sistemimizi sağlam bir şekilde yapılandırmamız büyük önem taşıyor. Bu çalıştaydan çıkacak sonuçlar ve bundan sonra yapılacak benzeri bilimsel çalışmalar, bizim için bir yol haritası niteliğinde olacak ve bundan sonraki süreçte neler yapmamız gerektiği konusunda bize rehberlik edecek. Bu çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim" şeklinde konuştu. "Sistemin başarısı üretici bilincine bağlı" Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, konuşmasına TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun selamlarını ileterek başladı. Coğrafi işaretlerin sadece yöresel ürünleri koruma altına alan bir tescil sistemi değil, aynı zamanda üretim zinciri boyunca işleyen bir yönetişim modeli olduğunu kaydeden Çandır, coğrafi işaretli ürünlerin korunması kadar sürdürülebilirliğinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’de coğrafi işaret sisteminin valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, odalar, borsalar ve üniversiteler eliyle yürütüldüğünü belirten Çandır, sistemin başarısının üreticilerin tescile uygun üretim yapmasına ve denetim mekanizmalarının etkin işlemesine bağlı olduğunu söyledi. Çandır, "Sürdürülebilirlik için mevzuatın güçlendirilmesi, paydaş katılımına dayalı bir yönetişim modelinin yerleşmesi ve tüketici farkındalığının artırılması gerekiyor. Coğrafi işaretlerin ekonomik, kültürel ve toplumsal fayda üretebilmesi, üreticiden kamuya, meslek örgütlerinden tüketiciye kadar tüm tarafların katılımıyla mümkün olacaktır" şeklinde konuştu. "Tüm paydaşları aynı masada buluşturduk" Çalıştayda coğrafi işaretlerle ilgili güncel çalışmaların paylaşılacağını, sorunların ve çözüm önerilerinin tartışılacağını belirten Çandır, "Uluslararası örneklerden yararlanarak ortak akıl geliştireceğiz. Bu etkinliğin gerçekleşmesinde büyük emeği olan FAO’ya, başta Ayşegül Hanım ve ekibine, ayrıca YÜCİTA’ya, TOBB’a, Türk Patent ve Marka Kurumu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Antalya Valiliği’ne teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin bin 781 coğrafi işaretli ürünü var" Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısının bin 781’e, AB’de tescilli ürün sayısının ise 38’e ulaştığını ifade eden Çandır, bu alanda önemli yol alındığını söyledi. Ticarileşmeyle ilgili TOBB ve ATB olarak yoğun çaba gösterdiklerini vurgulayan Çandır, "Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerini buluşturduğumuz Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX 16 yıl önce yerelde başladı, bugün ulusal bir marka haline geldi. Bu yıl 19-21 Aralık tarihlerinde YÖREX’i Almanya Düsseldorf’a taşıyoruz" dedi. "Sürdürülebilirliğe odaklandık" Coğrafi işarette sürdürülebilirliğe odaklandıklarını belirten Çandır, "Üç yıl önce TOBB Başkanımız ‘nicelikten niteliğe geçiş’ vizyonunu açıklamıştı. Biz de sürdürülebilirliği bu vizyonun merkezine koyuyoruz" dedi. Coğrafi işaretlerin geleceğini güvence altına almak ve denetim gibi kurumsal sorunları çözmek için sürdürülebilirlik vizyonunun önemini vurgulayan Çandır, çalıştayın coğrafi işaretli ürünlerde sürdürülebilirliğin başlangıç adımı olduğunu söyleyerek, "Konuları olgunlaştırmak üzere kısa süre içinde Ankara’da bir takip toplantısı düzenleyeceğiz" dedi. Antalya’da coğrafi işaretli ürünlerin gerek sayısı, gerek niteliğinin artması için destek veren Antalya Valisi Hulusi Şahin ve tarım teşkilatına teşekkür eden Çandır, Türkiye’nin dört bir yanından gelen uzmanlara ve yöneticilere de teşekkür etti. Çandır, Çalıştayın başarılı geçmesini diledi. "Coğrafi işaretli ürünler sürdürülebilirliğin anahtarı" BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, dünyada hızla artan nüfusun nasıl besleneceğinin önemli bir sorun haline geldiğini belirtti. Gıda üretimi ve güvenliğinin her zamankinden daha fazla önem kazandığını vurgulayan Selışık, coğrafi işaretli ürünlerin bu dönemde önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Selışık, "Üreticilerin büyük çoğunluğu küçük üreticilerden oluşuyor. Bu üreticilerin güçlü bir şekilde üretime devam edebilmesi için desteklenmeleri gerekiyor" dedi. Dünyada 720 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini, beslenmedeki çeşitliliğin azaldığını ve obezitenin arttığını belirten Selışık, diğer yandan gıdanın üçte birinin israf edildiğine dikkat çekti. Coğrafi işaretli ürünlerin kırsal kalkınmada güçlü bir politika aracı olduğunu söyleyen Selışık, "Bu potansiyeli kullanmalıyız. Coğrafi işaretli ürünler, ürün fiyatını yüzde 20 ila 50 oranında artırarak küçük üreticiyi güçlendiriyor" şeklinde konuştu. "Gastronomide uluslararası bir destinasyon yapmak istiyoruz" YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Antalya’nın ilk kez kapsamlı bir coğrafi işaret envanterine sahip olduğunu belirterek, "Şu anda 150 başvuru bulunuyor. Bu konuda Valimiz Hulusi Şahin öncülük ediyor, kendisine teşekkür ediyorum" dedi. Antalya’nın sahip olduğu potansiyele rağmen bu zenginlikle örtüşen bir gastronomi kültürü oluşturamadığını kaydeden Tekelioğlu, "Amacımız, Antalya’yı uluslararası gastronomi sahnesinde güçlü bir destinasyon haline getirmek" ifadelerini kullandı. "Ticarileşme ve katma değer önceliğimiz" Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ahmet Turan Gürkan, coğrafi işaretli ürünlerin yüzde 90’ının tarım ve gıda ile ilişkili olduğunu belirtti. Bu ürünlerin ticarileşmesi ve sürdürülebilir biçimde üretiminin sağlanması için yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Gürkan, "Coğrafi işaretli ürünlerin üretimden pazarlamaya kadar her aşamasında sürdürülebilir bir modelin kurulması için çalışıyoruz" dedi. "Tescilden öte katma değer odaklıyız" Türk Patent ve Marka Kurumu Daire Başkanı Hakan Kızıltepe, kurum olarak artık tescil sayısını artırmaktan ziyade tescilli ürünlerin ekonomik değerini yükseltmeye odaklandıklarını söyledi. Kızıltepe, "Amacımız sadece tescil sayısını artırmak değil; bu ürünlerin ticarileşmesini sağlayarak ülke ekonomisine katkı oluşturmak. Tescilin sürdürülebilirlik odağında gerçekleşmesi büyük önem taşıyor" dedi. Çalıştayın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Ticaret Borsası Ali Çandır, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Türk Patent ve Marka Kurumu Daire Başkanı Hakan Kızıltepe, Tarım ve Orman Müdürlüğü Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ahmet Turan Gürkan, Antalya Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, BATEM Müdürü Abdullah Ünlü, oda borsa başkanları, ATB yönetim kurulu üyeleri ve kurum temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen katıldı.
Türkiye’nin sürdürülebilir gıda geleceği Uludağ’da şekillendi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:42 Türkiye’nin sürdürülebilir gıda geleceği Uludağ’da şekillendi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde gerçekleştirilen ‘Uludağ Gıda Zirvesi’, sektörün liderlerini bir araya getirdi. "Sürdürülebilir Gıda, Güvenilir Gelecek" temasıyla düzenlenen zirve, tarımdan sanayiye, tedarikten ihracata kadar gıda ekosisteminin tüm halkalarını aynı çatı altında buluşturdu. BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi’nin çalışmaları doğrultusunda iş dünyasının yaşam boyu eğitim merkezi Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlenen zirvede, iklim değişikliğinin tedarik zincirine etkileri, yerli üretimin güçlendirilmesi, gıda israfının önlenmesi ve sürdürülebilir arz modelleri gibi konular alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Kamu yöneticileri, akademisyenler, sektör temsilcileri ve yerel yöneticileri bir araya getiren zirvenin açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel dönüşüm çağında akıllı, yeşil ve sürdürülebilir üretimin geleceği şekillendirdiğini belirterek, teknoloji ve verimlilik temelli bir tarım-sanayi entegrasyonunun Türkiye’nin gıda güvenliği ve rekabet gücü için hayati öneme sahip olduğunu söyledi. "Köklü bir zihniyet dönüşümünden geçiyoruz" Başkan Burkay, günümüzde şirketlerin değerini toprakları ya da fabrikaları değil; veriyi yönetme gücü, yenilik üretme kabiliyeti ve dönüşümü öngörme becerisinin belirlediğini ifade etti. Bursa Business School’un, iş dünyasının geleceğe hazırlanmasında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan İbrahim Burkay, "Uludağ’ın kalbinde oluşturduğumuz bu vizyon okulu, bilgiyle güçlenen, yenilik üreten ve geleceğe yön veren bir düşünce platformudur. Enerjiden çevreye, dirençli şehirlerden girişimciliğe kadar uzanan zirvelerle burada köklü bir zihniyet dönüşümünü hep birlikte inşa ediyoruz" mesajı verdi. "Güvenlik ve refah meselesi haline geldi" İklim krizinin etkilerinin derinleştiği ve jeopolitik risklerin küresel ticareti yeniden şekillendirdiği bir dönemde gıda ve tarımın güvenlik ve refah meselesi haline geldiğine işaret ederek, Bursa’nın tarımsal üretim potansiyeline değinen İbrahim Burkay, su kaynaklarının tarımdaki kullanım oranının yüzde 70 seviyesinde olduğunu, bu nedenle verimlilik ve teknoloji odaklı planlamanın kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı. Başkan Burkay, en az enerji kadar stratejik hale gelen suyun da verimli kullanılması gerektiğini belirterek, Bursa’nın toplam 10 bin 800 kilometrekarelik yüzölçümünün içinde tarıma ayrılan payın yüzde 30,9 olduğunu, sektörün kent ekonomisindeki payının ise yüzde 5,9 seviyesinde gerçekleştiğine dikkat çekti. "Yüksek verimi planlama ve teknolojiyle sağlayabiliriz" Avrupa’da sınırlı su kaynaklarına rağmen tarım ve hayvancılık sektörlerinde teknolojik yatırımlar ve verimlilik esaslarıyla birbirinden başarılı örneklerin bulunduğunu dile getiren İbrahim Burkay, "Yüksek verim, sadece toprak ve suyla değil; bilgiyle, planlamayla ve teknolojiyle sağlanabilir. Altını özellikle çizmek isterim ki bizler sanayiyle tarımı birbiriyle rekabet eden değil, birbirini tamamlayan zenginlik alanı olarak görüyoruz. Sanayide küresel üretim ve inovasyonun merkezleri olan ABD, Almanya ve Çin, aynı zamanda tarım sektöründe de küresel verimlilik ve üretim liderleri arasında yer alıyor. Üretim zincirinin her halkası bir diğerini güçlendirdiğinde, hem sektörün tüm paydaşları kazanır hem de ülkemizin refahı artar" dedi. "Ne kadar verim aldın sorusuna yanıt vermek zorundayız" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilir gıda sistemlerinin teknoloji, veri ve ortak akılla güçlenmesi gerektiğini belirterek, "Artık ‘ne kadar destek verdin’ değil, ‘ne kadar verim aldın’ sorusuna yanıt vermek zorundayız" ifadelerini kullandı. Başkan Burkay, "Teknoloji ve verimlilik, üretimin standardı olmalı. Dijital toprak haritaları, akıllı sulama ve geri kazanım sistemleriyle üreticimizi teknolojiyle buluşturabilirsek, hem verim artar hem gıda fiyatları dengelenir hem de doğal kaynaklarımız korunur" dedi. İbrahim Burkay, konuşmasının son bölümünde Bursa Food Point Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı ile Turfood Horeca Fuarı’nın Uludağ Gıda Zirvesi’nin devamı niteliğinde olacağını ifade ederek, "Bu ekosistemi büyütmek, bilgi paylaşımını kalıcı hale getirmek ve Bursa’nın gıda sektöründeki küresel gücünü daha da artırmak istiyoruz" şeklinde konuştu. "Bursa, Türkiye’nin gıda üretiminde kilit bir merkez" BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan, zirvede yaptığı konuşmada Türkiye’nin bereketli toprakları, iklim çeşitliliği ve üretim potansiyeliyle dünyanın önde gelen tarım ülkeleri arasında yer aldığını vurguladı. Bursa’nın güçlü sanayisi, verimli arazileri ve gelişmiş lojistik altyapısıyla ülkenin gıda üretiminde kilit bir merkez konumunda olduğunu belirten Sayılgan, gıda sektöründeki başarıların kalıcı hale gelmesi için tüm paydaşların sürece dahil olması gerektiğine dikkat çekerek, "Üreticiden akademisyene, sanayiciden yerel yönetimlere kadar herkesin sürece katılımını sağlamalıyız. Politikaların üreticinin sesiyle, çiftçimizin tecrübesiyle şekillenmesi gerekiyor. Çünkü tarladaki emeği anlamadan sofradaki bereketin değerini bilemeyiz" ifadelerini kullandı. "Dünyada üretilen gıdanın 3’te biri israf ediliyor" Sürdürülebilir gıda ekosistemi inşasında güçlü bir iş birliğinin önemine işaret eden Sayılgan, ekonomide istikrar arayışlarının sürdüğü bir dönemde tarım sektörüne yönelik teşviklerin artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Teknolojik yatırımlar ve dijital tarım uygulamalarının sektörü geleceğe taşıyacak en güçlü adımlar olduğunu belirten Sayılgan, gıda israfının da önlenmesi gereken en kritik konulardan biri olduğunu söyledi. Dünyada üretilen gıdanın üçte biri, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 25 milyon ton gıdanın israf edildiğini ifade eden Sayılgan, Uludağ Gıda Zirvesi’nin bu anlamda önemli bir misyon üstlendiğini dile getirdi. "Akıl terine ağırlık vermeliyiz" Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ise Uludağ Gıda Zirvesi’nin sektörün geleceğine ışık tutan bir temayla düzenlenmesinin büyük anlam taşıdığını belirterek, "Bizim gelecekteki en önemli sıkıntımız su sorunudur. Dünyada su kıtlığı artıyor. Ülkemizde ve Bursa’da da artıyor. Suyun en verimli kullanıldığı yöntemleri geliştirmemiz ve bunun teknolojilerine gitmemiz şart. Bursa’mızda daha büyük ölçekte tarımsal faaliyetlerle yapılan üretimler yapan sektörümüz var. Bunlar gerçekten çok güzel çalışmalarla eksiği kapatmaya çalışıyor. Pandemide de gördüğümüz gibi insan hayatının olmazsa olmazı gıda. Gıda arzı ve bunun güvenilirliği çok önemli. Gıda arzında alın terimiz var ama akıl terimizi de kullanmamız gerekiyor. Mükemmel bir zirveye imza atıldı. BTSO Başkanı Sayın İbrahim Burkay’a teşekkür ediyorum. Bir işi doğru zamanda güzel bir merkezde yaptılar. Bursa her zaman her yönüyle örnek bir şehir" dedi. "İbrahim Burkay’ın erişilemez vizyonuyla tarihi bina büyük bir esere dönüşmüş" Uludağ Gıda Zirvesi, açılış konuşmalarının ardından "Güvenilir ve Sürdürülebilir Gıda İçin Kurumsal Yol Haritası" oturumuyla gerçekleştirildi. Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, zirvenin Bursa Business School’da düzenlenmesinin kendisi için farklı bir anlam taşıdığını belirterek, "Burada olmak benim için çok önemli. Bu yapının 50 sene öncesini hatırlıyorum. Öğrenciyken burada kalmışlığım var. Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’ın erişilemez vizyonuyla bu binayı böyle görmek, orijinalliğiyle çağın gerekli imkanlarıyla Bursa’mıza ve ülkemize yeniden kazandırılmış olması benim için gerçekten çok büyük mutluluk. Kendisini tebrik ediyorum. Uludağ’ın tazeleyen havasında güzel bir zirve geçirilmesini diliyorum" dedi. "Ortalama çiftçi yaşı 59’a yükseldi" Muharrem Yılmaz, sürdürülebilir gıda üretimi ve güvenilir tedarik zinciri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Dünyada 700 milyon insanın açlık çektiğini, her yıl 1.25 milyar ton gıda israf edildiğini, dünya nüfusunun yüzde 28’inin yeterli gıdaya ulaşamadığını belirten Yılmaz, buna mukabil yetişkinlerin yüzde 16’sının ise obezite ile mücadele ettiğine dikkat çekti. Muharrem Yılmaz, "Dünya nüfusunun 2050 yılında 9,8 milyara ulaşması bekleniyor. Ayrıca kırsal bölgeler boşalıyor ve dünyada gençlerin yüzde 40’ı tarımı bırakma eğiliminde. Çiftçiler yaşlanıyor. Ortalama çiftçi yaşı 59’a yükseldi. Türkiye’de genç çiftçilerin oranı yüzde 5 düzeyinde. Gelecek için kadroları da yetiştiremiyoruz" diye konuştu. "İş yapış biçimlerimizi dönüştürmek zorundayız" Küresel sıcaklık artışının devam ettiğini, dünyada tarım arazilerinin yüzde 33’ünde toprakların yıprandığını dile getiren Muharrem Yılmaz, "Her yıl ciddi sıcaklık dalgaları var. İklimde çok ciddi şoklar yaşıyoruz. Milyarlarca dolarlık tarımsal ürün kaybı yaşanıyor. Tüm bu sorunlar ve karşımıza çıkan tehditler dikkate alındığında sektörü sürdürülebilir kılmak, doğal kaynakları korumak, verimliliği artırmak, herkes için adil ve kaplayıcı bir gıda sistemi oluşturmak durumundayız. Bu nedenle iş yapış biçimlerimizi dönüştürmek ve gıda sistemlerimizi gözden geçirmeliyiz. Hepimiz aynı gemideyiz ve aynı zincirin halkasıyız. Güvenilir gıdayı herkes için erişilebilir hale getirmeliyiz" dedi. Sektörün gelecek stratejisi Uludağ’da ele alındı Zirve programı kapsamında ayrıca; "Gıda güvencesi için yerli hamle: Verimli tarım, yeni nesil kooperatifçilik ve ihracat odaklı üretim", "Tarladan sofraya sorumluluk: Bilinçli tüketim ve sürdürülebilir gıda için kooperatif vizyonu", "Gıdanın geleceği için sürdürülebilir gıda sanayinde dönüşüm" ve "Gıda arzında kırılganlık: İklim krizi, maliyetler, tedarik zinciri" başlıkları da alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Yerelden küresele sürdürülebilir büyüme Uludağ Gıda Zirvesi, Türkiye’nin gıda sektöründe sürdürülebilir üretim, dijitalleşme, yeni nesil tarım teknolojileri ve çevre dostu üretim modelleriyle küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Zirve, sektörün öncü kurumları arasında iş birliği ağlarının güçlendirilmesine, bilgi paylaşımının artırılmasına ve Türkiye’nin gıda stratejisinin yeniden şekillendirilmesine katkı sunuyor.
Yılmaz: "Çarşamba’nın ekonomik potansiyelini artırmak için iş birliğine hazırız"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:22 Yılmaz: "Çarşamba’nın ekonomik potansiyelini artırmak için iş birliğine hazırız" Çarşamba Ticaret Borsası (ÇTB) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Yılmaz, ilçenin ekonomik potansiyelini artırmak ve üretici ile tüccarların sorunlarına çözüm üretmek için tüm paydaşlarla iş birliği yapmaya hazır olduklarını söyledi. Göreve yeni gelen CHP Çarşamba İlçe Başkanı Bilgihan Bakır ve beraberindeki heyet, Çarşamba Ticaret Borsası’nı ziyaret etti. Ziyarette, ÇTB Başkanı Kazım Yılmaz, borsa meclis üyeleri ile birlikte heyeti ağırladı. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, ilçe ekonomisi, tarım ve ticaretin mevcut durumu ile bölgesel kalkınmaya yönelik iş birliği imkanları üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Başkan Kazım Yılmaz, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "İlçemizin ekonomik potansiyelini artırmak, üreticilerimizin ve tüccarlarımızın sorunlarına çözüm üretmek adına tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışmaya hazırız" ifadelerini kullandı. İlçe Başkanı Bilgihan Bakır ise nazik misafirperverliklerinden dolayı Başkan Yılmaz’a ve borsa yönetimine teşekkür ederek, "Çarşamba’nın ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunacak her türlü iş birliği için birlikte hareket etmeye hazırız" dedi. Ziyarete ÇTB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Şevket Zeren ve Selim Yılmaz, Yönetim Kurulu Üyeleri Erol Akça ve Sezai Atsan, Meclis Başkan Yardımcısı Murat Yaralı, Meclis Üyeleri Mehmet Çalışkan, Mehmet Arslan, Onur Bahattin Yılmaz, Hüseyin Işık ve İlhan Peker, Genel Sekreter Sercan Yaşar ve Kurucu Meclis Başkanı Nurettin Öztekin iştirak etti. Ziyaret, çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "TL’ye olan güven artmış durumda"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:10 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "TL’ye olan güven artmış durumda" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kur korumalı mevduatı artık sonlandırdık diyebiliriz, çok az bir şey kaldı. TL’ye olan güven artmış ve mevduatlarımızda TL’nin payı yükselmiş durumda" dedi. Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Düzce’ye gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Düzce Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni’nin ardından iş insanlarıyla bir araya geldi. "Temel amacımız enflasyonu aşağıya çekmek" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, programda yaptığı açıklamada, iş dünyasının sorunlarını tespit edip, dinamik politika üretim yolunu geliştirdiklerini ifade ederek, "Bir taraftan para politikaları, bir taraftan maliye politikaları, diğer taraftan mali dönüşümler var. Orta vadeli programımızın ana çerçevesi bütüncül bir çerçeve. Bu 3 ayağı da içeren bütüncül bir stratejimiz var. Temel amacımız ise enflasyonu aşağıya çekmek. Giderek tek haneli rakamlara doğru taşımak. Bunu yaparken büyümemizi, istihdamımızı devam ettirmek" dedi. "Dünyanın zor bir dönemden geçtiğiniz söylemeliyiz" Bütün bu çalışmaların insanların sosyal refahını kalıcı şekilde artırmak için yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, "Dünyanın gerçekten zor bir dönemden geçtiğiniz söylemeliyiz. Belirsizlik endeksi diye bir şey var şu anda hakikaten çok yüksek seviyelerde. Bir taraftan tarife savaşları, bir taraftan jeopolitik gerginlikler böyle bir dünyadayız. Bir geçiş sürecinde eski dünya artık geride kalıyor. Kurallara dayalı daha serbest bir dünya düzeni diyelim ciddi anlamda darbe yemiş durumda yeni bir dünya şekilleniyor. Bu da belirsizlikleri artırıyor" diye konuştu. "Dünya ekonomisine göre, her yıl 1,9 puan daha yüksek bir büyüme kaydetmişiz" Son 22 yılda dünya ekonomisinin yıllık ortama 3,5 seviyesinde büyüdüğünü ifade eden Cevdet Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye ekonomisi ise 5,4 büyüme kaydetmiş. Yani dünya ekonomisine göre, her yıl 1,9 puan daha yüksek bir büyüme kaydetmişiz. ’Bu bir yıl için çok önemli değil’ diyebilirsiniz ama 22 yıl boyunca her yıl, bunu gerçekleştirmek öyle kolay bir iş değil ve çok önemli. İşte bu ülkeler arasındaki farklılık, gelişmişlik farkı da öyle kapanıyor. Siz ileri giderken, diğerleri yerinde durmuyor. Herkes hareket ediyor, onlardan daha hızlı gitmelisiniz ki bu fark kapansın. Nitekim bugün, geçen yılki rakamlarla dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz, satın alma gücüne göre ise 12. ekonomisiyiz. Bunu 2024 rakamlarına göre söylüyorum. Geçtiğimiz gün IMF, dünya ekonomik görünüm raporunu yayınladı. Oradaki tahminlerin gerçekleşmesi halinde 2025 yılına ilişkin tahminlerin gerçekleşmesi halinde dünyanın, dolar bazında 16. büyük ekonomisi olacağız. Satın alma gücü paritesine göre de 11. büyük ekonomisi konumuna yükseleceğiz. Avrupa’nın da dördüncü büyük ekonomisi olacağız. Dediğim gibi bunların gerçekleşeceği varsayımları var. Tabii ki bunları söylüyorum ama artık yılın bitiminde de çok uzun bir süre kalmadı Türkiye bu anlamda iyi bir yolda" "İhracatımızın 273,8 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu yılki hedeflere de değinerek, "Bu yıl toplam ekonomik büyüklüğümüzün 1,5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz. Kişi başına gelirimizin de 17 bin doları aşmasını bekliyoruz. İhracatımızın 273,8 milyar dolara ulaşmasını, turizm gelirlerimizin 64 milyar dolara yükselmesini bekliyoruz. Bu yıl için tahminlerimiz bu yönde" şeklinde konuştu. "Cari açık geçen yıl 10 milyar dolara kadar düşürüldü" Cari açık meselesinin klasik sorun olduğunu aktaran Yılmaz, bu konuda ciddi bir iyileştirme sağlandığını kaydetti. Geçen yıl cari açığın 10 milyar dolara kadar düşürüldüğü bilgisini paylaşan Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu: "Milli gelirin 0,8’ine geldi, biri bile değil. Bu sene 1,4 civarında bitireceğiz. Tahminlerimize göre 2028’lerde 1,3 civarında olacak. Yani çok yönetilebilir bir seviyede kalmaya devam edecek. Bu önemli çünkü cari açık büyüyünce bu başka şeylere yol açıyor. Döviz ihtiyacımız artıyor, dış borçlarına ihtiyacınız artıyor, bu da finansal istikrarınızı bozmuş oluyor. Cari açık düştükçe dış borç ihtiyacınız düşüyor, riskleriniz azaldıkça da dış borçlanma maliyetleriniz düşmüş oluyor. Hem kamu için hem özel sektör için o açıdan çok kıymetli istihdamımız ile iyi gidiyor" "Birçok proje üreteceğiz" Konuşmasında istihdama da yer veren Yılmaz, "İstihdam konusunu 2005 yılında ölçmeye başlamışız. O yıllarda istihdam 19,4 milyonken, bu tarihlerde tüm Türkiye’nin istihdamı 32,6 milyon kişiye yükselmiş durumda ve uzun bir süredir tek haneli rakamlarda işsizliğimiz devam ediyor. Tabii ki önümüzdeki dönemde bunu korumak istiyoruz. Özellikle genç istihdamı, kadın istihdamı gibi alanlarda yeni atılımlarla bu piyasalarda yeni çalışma modellerini geliştirerek, bir kısmı uzaktan çalışmaya benzer birçok proje üreteceğiz. Atıl iş gücünü daha fazla piyasaya kazandırmak istiyoruz. İş insanlarımızdan şunu duyuyorum. ’Yeterince çalışan bulamıyoruz, aradığımız halde bulamıyoruz’ diyen çok sayıda işverenimiz var. Bizim mutlaka atıl iş gücünü iş gücü piyasasına yönlendirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "TL’ye olan güven artmış durumda" Cevdet Yılmaz, finansal açıdan bankacılık sisteminin güçlü olduğunu ve sermaye yeterlilik oranlarının da oldukça yüksek seviyelerde bulunduğunu ifade etti. Merkez Bankası rezervlerinin son dönemde ciddi bir birikimle 189,7 milyar dolarla tarihi rekor seviyeye ulaştığını belirten Yılmaz, bu durumun ekonomiyi şoklara ve ani hareketlere karşı daha dayanıklı hale getirdiğini söyledi. Yılmaz, "Kur korumalı mevduatı artık sonlandırdık diyebiliriz, çok az bir şey kaldı. TL’ye olan güven artmış durumda. Mevduatlarımızda TL’nin payı yükselmiş durumda, yüzde 60’lara yakın ve döviz mevduatının payı gerilemiş durumda. Bunlarda sağlıklı gelişmeler, en önemli meselemiz olan enflasyon konusunda da bir gelişme süreci içindeyiz. Geçen yıldan bu yıla enflasyonda 40 puan civarında bir düşüş var. Bu yıl sonu inşallah Merkez Bankamızın hedef aralığı içinde bir enflasyon olmasını ümit ediyoruz" sözlerine ekledi.
Muş’ta kültür ve turizm odaklı projeler hayata geçiyor
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:03 Muş’ta kültür ve turizm odaklı projeler hayata geçiyor Muş’ta İçişleri Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen üç yeni proje, kentin turizm potansiyelini ortaya çıkararak doğal ve kültürel değerlerin tanıtımına katkı sağlayacak. Muş’un doğal güzellikleri ve kültürel değerleri, sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde hazırlanan projelerle gün yüzüne çıkarılıyor. İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen projeler kapsamında üç dernek, kentin turizm potansiyelini geliştirmeye ve Muş’un zengin mirasını tanıtmaya yönelik çalışmalar yürütecek. Kentte faaliyet gösteren Genç Adımlar Derneği, Genç Fikirler Derneği ve Anzar Beldesi Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından yürütülecek projeler için İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nce sağlanan hibe desteğinin protokol imza töreni gerçekleştirildi. Valilik makamında düzenlenen törende konuşan Muş Valisi Avni Çakır, sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesinin önemine dikkat çekerek, 2025 yılı içerisinde bakanlık desteği kazanan dernek sayısının altıya ulaştığını söyledi. Vali Çakır, "Bugün imzaladığımız protokollerle birlikte, 2025 yılı içerisinde toplam 6 derneğimiz bakanlığımız tarafından destek almaya hak kazandı. Üç derneğimize toplamda 1 milyon 700 bin lira destek sağlandı. Mütevazi bir il olmamıza rağmen sivil toplum kuruluşlarımızın bu kadar güçlü destekler alması bizim için çok kıymetli" dedi. Sivil Toplumla İlişkiler İl Müdürlüğü ile sürekli istişare halinde olduklarını belirten Çakır, "Derneklerimizi nasıl güçlendirebiliriz, kadınlarımızı bu alanda nasıl destekleyebiliriz, ne tür projeler geliştirebiliriz diye sürekli fikir alışverişi yapıyoruz ve bunun meyvelerini hep birlikte almaya başladık" ifadelerini kullandı. Vali Çakır, imza altına alınan projelerin büyük kısmının turizm temalı olduğunu belirterek, "Muş’un turizm açısından büyük bir potansiyeli var. Ancak bu alan bugüne kadar yeterince değerlendirilemedi. İlimiz, yaylaları, vadileri, akarsuları, gölleri ve yaban hayatıyla bakir bir coğrafyaya sahip. Yapılaşmanın az olması aslında bizim için bir avantaj. Bu güzellikleri ortak akılla ilmek ilmek işleyeceğiz" şeklinde konuştu. Genç Adımlar Derneği tarafından yürütülecek "Adımlarla Keşfet" projesine 500 bin lira destek sağlandığını açıklayan Vali Çakır, proje kapsamında doğa yürüyüşlerinin canlandırılacağını söyledi. Anzar Beldesi Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından yürütülecek projenin gençlere yönelik kültür gezilerini içerdiğini belirten Çakır, "Bu proje kapsamında hem bölgemizde hem de Karadeniz’de çeşitli geziler düzenlenerek gençlerimizin sosyalleşmesi ve ülkemizin farklı güzelliklerini tanıması sağlanacak" diye konuştu. Genç Fikirler Derneği tarafından yürütülecek "1071 İzinde Muş Foto Maratonu" projesinin 504 bin liralık destek aldığını belirten Çakır, projenin yaklaşık 9 ay süreceğini söyledi. Çakır, "Bu projeyle ilimizin doğal, kültürel ve tarihi zenginlikleri profesyonel fotoğrafçılar tarafından dört mevsim boyunca kayıt altına alınacak. Ortaya çıkacak fotoğraflar, hem tanıtım hem de arşiv açısından önemli bir kaynak olacak" şeklinde konuştu. Vali Çakır, üç projenin de Muş’un kültürel ve turizm potansiyeline katkı sunacağını belirterek, "Bu projelerde görev alacak tüm ekipleri tebrik ediyorum. Onların başarısı, ilimizden yapılacak yeni proje başvurularına da örnek teşkil edecek. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu destekler artarak devam edecek" ifadelerini kullandı.
DAİMFED’de ‘Yeşil Dönüşüm ve Enerji Verimliliği’ konuşuldu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:00 DAİMFED’de ‘Yeşil Dönüşüm ve Enerji Verimliliği’ konuşuldu Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, "Yeşil dönüşüm artık bir gelecek vizyonu değil, bugünün zorunluluğudur. İnşaat sektörü, hem enerji tüketimi hem de kaynak kullanımı açısından sürdürülebilir kalkınmanın en belirleyici halkalarından biridir" dedi. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) tarafından düzenlenen bilgilendirme seminerinde, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, binalarda enerji yönetimi, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin 2025-2028 Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi üzerine sunum gerçekleştirdi. Genel Merkez Binası’nda gerçekleştirilen seminerde konuşan Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, inşaat sektöründe enerji yönetimi ve yeşil dönüşümün kritik önemine değindi. Dijital izlenebilirlik konularına odaklanmak gerek Doç. Dr. Demirdelen, binalarda enerji yönetim sistemlerinin (ISO 50001) uygulama adımlarını, enerji performans göstergelerinin izlenmesini ve bina bazlı karbon azaltım stratejilerini örneklerle anlattı. Ayrıca Demirdelen, Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde geliştirilen yeni düzenlemelerin inşaat sektörünü doğrudan etkileyeceğini, firmaların bu dönüşüme uyum sağlayabilmesi için enerji verimliliği, kaynak döngüselliği ve dijital izlenebilirlik konularına odaklanmaları gerektiğini vurguladı. Yeşil Bina Tasarımı ve Yaşam Döngüsü Seminerin bir diğer başlığı olan "2025-2028 Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı" kapsamında, inşaat sektörünün öncelikli alanlar arasında yer aldığını belirten Demirdelen, "Malzeme geri kazanımı, atık azaltımı, yeşil bina tasarımı ve yaşam döngüsü odaklı yaklaşım sektörün sürdürülebilir büyümesinde belirleyici unsurlar olacak" ifadelerini kullandı. "Yeşil dönüşüm bugünün zorunluluğudur" Binalarda enerji verimliliğini artıracak teknik çözümler, karbon ayak izinin düşürülmesi için alınabilecek önlemler ve yenilenebilir enerji entegrasyonunun finansal avantajları detaylı biçimde ele alındı. Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, "Yeşil dönüşüm artık bir gelecek vizyonu değil, bugünün zorunluluğudur. İnşaat sektörü, hem enerji tüketimi hem de kaynak kullanımı açısından sürdürülebilir kalkınmanın en belirleyici halkalarından biridir" dedi. Etkinlik daha sonra soru-cevap ile devam etti.
Atakumlu çiftçilere karakılçık buğdayı desteği
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:50 Atakumlu çiftçilere karakılçık buğdayı desteği Samsun’un Atakum Belediyesi, ata tohumlarının korunması ve yerel üretimin güçlendirilmesi amacıyla karakılçık buğdayı üretimini yaygınlaştırmak için çalışmalara hız verdi. Belediye ekipleri, Karaoyumca Mahallesi’nde üretilen karakılçık buğdayı tohumlarını, geçimini tarımla sağlayan ailelere teslim etti. Kırsal Hizmetler Müdürlüğü’nün öncülüğünde yürütülen çalışmada, Karaoyumca Mahallesi’nde bulunan 9 dekarlık alanın 5 dekarlık bölümünde yetiştirilen karakılçık buğdayının tohumları, üreticilere protokol karşılığı dağıtıldı. Her çiftçiye 5 dekar alanda ekim yapabilecek miktarda tohum verildi. Üreticiler, hasat sonrasında aynı miktarda tohumu geri teslim ederek döngüsel üretimin sürmesini sağlayacak. Atakum Belediyesi, karakılçık buğdayının ekim, yetiştirme ve hasat süreçlerinde çiftçilere teknik destek de sunacak. "Tarımsal üretimi yaygınlaştıracağız" Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, yerel üretimin artırılması için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, "Atakum’da tarımsal üretim alanlarını genişletmek, ata yadigarı tohumlarımızın üretimini artırmak ve tarımla geçinen ailelerimize destek olmak için canla başla çalışıyoruz. Yenimahalle Mahallesi’ndeki Ata Tohum Merkezimiz’de doğal tohumlar üretirken, Karaoyumca’da karakılçık buğdayı yetiştiriyoruz. Bu buğday hem besin değeri yüksek hem de halkımızdan büyük ilgi görüyor. Ürettiğimiz tohumları talep eden üreticilerimize dağıttık. Gelecek yıl daha fazla çiftçimize ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. Türkel, Atakum Belediyesi’nin tarımsal faaliyetleri desteklemeye devam edeceğini vurgulayarak, kentte ve ülkede tarımsal üretim bilincini artırmak için çalışmayı sürdüreceklerini sözlerine ekledi. Tohum desteğinden yararlanan üreticiler, tarıma verdiği katkıdan dolayı Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’e teşekkür etti.