EKONOMİ
MANULAŞ ve SPİLAŞ çalışanlarına 60 bin TL’lik promosyon müjdesi 14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:34:35 Manisa Büyükşehir Belediyesi iştirakleri MANULAŞ ve SPİLAŞ bünyesinde görev yapan çalışanları kapsayan banka promosyon anlaşması sonuçlandı. Halkbank ile yapılan protokol kapsamında 409 personele toplam 60 bin TL promosyon ödemesi yapılacağı açıklandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Halkbank arasında gerçekleştirilen anlaşma doğrultusunda MANULAŞ ve SPİLAŞ çalışanlarına 55 bin TL nakit maaş promosyonu ile 5 bin TL bonus olmak üzere toplam 60 bin TL ödeme yapılacak. 31 ayı kapsayan promosyon protokolünün çalışanlara önemli bir ekonomik katkı sağlaması bekleniyor. Manisa Büyükşehir Belediyesinde düzenlenen imza törenine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Başkan Danışmanı Ferhat Fırat, Belediye-İş Sendikası Manisa Şubesi temsilcileri ve banka yetkilileri katıldı. İmza töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, çalışanların emeğinin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, "Şehrimiz için canla başla çalışan mesai arkadaşlarımızın emeklerinin karşılığını en iyi şekilde almalarını sağlamak önceliğimizdir. Belediye-İş Sendikası ve Halkbank ile gerçekleştirdiğimiz görüşmeler neticesinde MANULAŞ ve SPİLAŞ şirketlerimizde görevli 409 personelimizi kapsayan 31 aylık promosyon protokolünü imzaladık. Toplamda 60 bin TL olarak belirlenen bu kazanımın tüm çalışma arkadaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Dutlulu, süreçte katkı sunan belediye yöneticilerine, sendika temsilcilerine ve banka yetkililerine teşekkür ederek, çalışanların yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:26 Bursa’da su faturalarına indirim 1 Haziran’dan itibaren geçerli olacak BUSKİ Genel Kurulu’nda hem su tarifesinde vatandaşın faturasında indirim sağlayacak kademe değişikliği, hem bakım bedellerinin kaldırılması hem de evsel katı atık toplama ve bertaraf bedellerinin de su faturalarından çıkarılmasına oy birliği ile karar verildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’na, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri ve BUSKİ yöneticileri katıldı. Gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurulda, su tarifesi kademe değişikliği ile evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleriyle ilgili önerge de görüşüldü. Doğrudan görüşülen önergeler, verilen arada Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Aranın ardından önergeler oy birliğiyle kabul edildi. Alınan karara göre, eskiden 0-12 metreküp olan birinci kademe 0-15 metreküpe, 13-20 metreküp olan ikinci kademe 16-20 metreküpe çıkartılırken, 21 metreküp ve üzeri olan üçüncü kademe aynı kaldı. Ayrıca fatura kalemleri içerisinde yer alan bakım bedeli de kaldırılmış oldu. Öte yandan 1 Ocak 2026 tarihinde su faturalarına dâhil edilen ve BUSKİ tarafından tahsil edilerek ilçe belediyelerine aktarılan evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de faturalardan çıkarıldı. Alınan kararlar, 1 Haziran 2026 itibarıyla yapılacak endeks okumalarında geçerli olacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 15 metreküpe kadar su kullanan kişi sayısının nüfusun 87’sine denk geldiğini açıkladı. Bunun da neredeyse Bursa’nın tamamına yakını olduğunu anlatan Başkan Vekili Biba, "15 metreküp kullanan bir kişiye, yapılan düzenleme ile yüzde 28 indirim sağlandı. Evinde daha az kişi olan, daha az tüketim yapanlara da yüzde 35 indirim sağlandı. Çok abartılı şekilde su kullananlar, 25 metreküp üzerinde tüketim yapanlara da yüzde 13 indirim yapıldı. Her 1 lira indirimin, 1,5 milyon abonesi olan kuruma 1,5 milyon lira maliyeti vardır. Tüm Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu, meclisin başarısıdır" dedi. Başkan Vekili Şahin Biba, su faturalarıyla ilgili her gün yüzlerce telefon aldığını söyledi. Vatandaşların bu konuda serzenişlerini de haklı bulduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, "Bir çalışma yaparak bununla ilgili bir düzenleme yaptık. Bundan sonra vatandaşlarımızın da tasarruf konusunda elini taşın altına koyması gerekir. Su, yalnızca günlük yaşamımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda geleceğimizin en stratejik ve en hayati kaynağıdır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan iklim değişiklikleri, kuraklık ve artan nüfus suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere güçlü şekilde göstermektedir. Artık suyu sınırsız bir kaynak gibi görme dönemi sona ermiştir" diye konuştu. Musluktan akan her damlanın arkasında büyük bir emeğin, maliyetin ve doğal kaynağın bulunduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, su tasarrufunun sadece bireysel tercih olmadığını, toplumsal bir sorumluluk da olduğunu dile getirdi. Belediyelerin de altyapı kayıplarını azaltma, kaçak ve israfın önüne geçme, park ve bahçelerde verimli sulama sistemlerini yaygınlaştırma, vatandaşlarda su bilinci oluşturma görevleri bulunduğunu anlatan Başkan Vekili Biba, "Özellikle çocuklarımıza küçük yaşta suyun değeri anlatılmalı, eğitim ve farkındalık çalışmaları artırılmalıdır. Bugün alınacak tedbirler, yarın yaşanabilecek büyük su krizlerinin önüne geçecektir. Su meselesi yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir. Unutmayalım ki suyu korumak hayatı korumaktır" dedi. Tasarruf edilen her damla suyun, geleceğe bırakılmış en değerli miras olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, bundan sonra Bursa’da suyla ilgili ayrı bir politika izlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Yapılan her çalışmanın ana merkezinde su olması gerektiğini söyleyen Başkan Vekili Biba, "Bugün barajlarımız yüzde 100 seviyesinde dolmuş vaziyettir. Cenab-ı Allah’a hamdolsun. Ancak bu sınırsız bir kaynak değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır. Büyükşehir Belediyesi’nin gayretiyle oluşturulan düzenleme haricinde vatandaşlarımızın da tasarruf konusunu dikkate alması gerekir. Yaptığımız düzenleme vatandaşımızın cebine yansıyacak. Bir nebze rahatlatacak. Düzenleme, BUSKİ’nin sürdürülebilirliğini de dikkate alan bir düzenlemedir" diye konuştu.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:35 Bursa’da su fiyatlarında ciddi indirim Bursa Büyükşehir Belediyesi Su Kanalizasyon İdaresi Genel Kurulu’nda su fiyatlarında yüzde 28 ile yüzde 35 oranında indirim sağlandı. Başkan Bozbey’in tutuklanıp görevden el çektirilmesi ve Büyükşehir Belediyesi yönetiminin Cumhur İttifakına geçmesinin ardından önemli bir karar alındı. Bugünkü Buski genel kurulunda su fiyatları yüzde 13 ile yüzde 35 arasında indirim oy birliği ile kabul edildi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba konuyla ilgili şunları söyledi; "Bundan sonra Bursa’da suyla ilgili ayrı bir politika izlememiz gerekiyor. Yaptığımız her çalışmanın ana merkezinde su olmalıdır. Evet, bugün barajlarımız yüzde 100 seviyesinde dolmuş vaziyette. Cenabı Allah’a hamdolsun diyoruz. Ancak bu sınırsız bir kaynak değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Bizim yaptığımız düzenleme hem vatandaşın cebine yansıyacak, bir derece rahatlatacak hem de BUSKİ’nin, idarenin sürdürülebilirliğini dikkate alan bir düzenlemedir. Bursalıların yüzde 87’si 15 metreküp kadar su kullanıyor. 15 metreküp kadar su kullanan kişilerin sayısı, yani yüzde 87 oranında bir kullanım var. Bu da ne demektir? Neredeyse Bursa’nın tamamına tekabül ediyor. Yaptığımız düzenlemeyle ilgili kişiye gelecek olan indirim faturasına yansıyacak rakam yüzde 28’dir. Yüzde 50’si ise emeklilerimiz veya evinde daha az kişi sayısında olan insanlar. Bakın onların indirim oranı ise yüzde 35’tir. Çok abartı bir şekilde su kullananlar bile, 25 metreküpten bahsediyorum. Onların bile yüzde 13 indirim var arkadaşlar. Her bir liranın bir buçuk milyon abonesinde bir buçuk milyon maliyeti vardır. Benim söylediklerimin varını hesabını siz yapın." Ayrıca katı atık su ve bakım bedelleri de oybirliğiyle kaldırıldı.
Samsun Valisi Tavlı: "Yüz yıl sonrasının temelleri atılıyor"
21 Ekim 2025 Salı - 09:38 Samsun Valisi Tavlı: "Yüz yıl sonrasının temelleri atılıyor" Samsun Valisi Orhan Tavlı, "Bugün küçük bir adım gibi görünse de aslında yüz yıl sonrasının adımlarını atıyoruz. Cumhuriyet’in 100. yılını gördük, şimdi ’Türkiye Yüzyılı’nı da yaşıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı’na dönüştüren siz Samsunlulardır" dedi. "Uyumlu çalışmanın bereketiyle Samsun’un her ilçesinde gelişim var" Çarşamba Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) Samsun Üniversitesi iş birliğinde kurulan Teknoloji Transfer Destek Ofisi, düzenlenen törenle açıldı. Törende yaptığı konuşmada uyumlu çalışmanın önemine vurgu yapan Vali Orhan Tavlı, "Bugün Samsun merkezde muhtarlarımızla bir araya geldik. 17 ilçenin muhtarlarıyla bir aradaydık. Yine Terme’yi, Salıpazarı’nı, Çarşamba’yı, Ayvacık’ı, merkez ilçeleri, 17 ilçeyi konuştuk. Hep beraber neler yapılabilir, uyumlu çalışmanın bereketi nasıl olur, üniversitelerimizin bilgisinden, hocalarımızın tecrübesinden nasıl istifade edebiliriz bunları değerlendirdik. Bu çalışmalarda muhtarlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, odalarımız, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızla birlikte, KOSGEB, OKA, Ticaret Odası, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü ve OSB temsilcileriyle istişare ediyoruz. Hep beraber Samsun için, bölge için neler yapılabilir, onları konuşuyoruz" diye konuştu. "Çarşamba bizim için özel bir yere sahip" Göreve başladığı günden itibaren organize sanayi bölgelerine özel önem verdiğini belirten Tavlı, "Çarşamba bizim açımızdan özel bir yer. 2023’te Samsun’da göreve başladığımızda 11 OSB’nin yönetim kurulu başkanı olarak oda başkanlarımızla, kaymakamlarımızla birlikte çalışmalara başladık. Çarşamba’daki ilk toplantımda dikkatimi çeken, burasının uygun bir alanda kurulmuş butik bir organize sanayi bölgesi olmasıydı. Uyumlu bir ekip vardı. Rektör Hocamız beyaz yaka, nitelikli insan kaynağından bahsetti. Öğrenmek ömür boyu süren bir süreçtir" şeklinde konuştu. Kaymakamlık yıllarına değinerek tecrübelerini paylaşan Tavlı şöyle devam etti: "Biz ilçe kaymakamları mesleğe kaymakam adayı olarak başlıyoruz. Üç yıl staj yapıyoruz. Bir yıl aday memurluğun ardından asalet tasdik ediliyor ama stajyerlik süreci üç yıl sürüyor. 1988 yılında kaymakam adayıyken düşündüm: Kaymakam olunca iş temposu içinde kimlerle bir araya gelemeyeceğim? O dönemde güvenlikçisinden danışmadaki personele, şoförlerden şube müdürlerine kadar herkesle birebir sohbet ettim. İnsanları tanıdım. İnsanın neler yapabileceğini, gayretli olursa işlerin nasıl bereketlendiğini gördüm. Sadece üst yöneticinin gayretiyle işler yürümüyor. 3 yıllık o stajda insanı tanımanın önemini kavradım." "İmkansızlık içinde iş yapmayı öğrendik" Tavlı, geçmiş yıllardaki tecrübelerinden bahsederek şu ifadeleri kullandı: "Belki İstanbul Siyasal’da aldığım eğitimin, hocalarımın yönlendirmesinin de etkisiyle gördüm ki sadece akademik bilgiyle yöneticilik, mühendislik öğrenilmiyor. 1980’li yıllarda imkansızlıklar içinde iş yapmayı öğrendik. Bu bizi geliştirdi. Bugün bolluk ve bereket içindeyiz, o dönemdeki kıt imkanlar bize çok şey öğretti." "Çarşamba OSB bereketli ve vizyoner bir yapıya sahip" Çarşamba OSB’nin donanımlı ve çalışkan bir ekibe sahip olduğunu belirten Vali Tavlı, "Burada uyumlu, bereketli bir çalışma ortamı var. İş dünyası, Ticaret ve Sanayi Odası, yatırımcılar, tüm paydaşlar çok güçlü bir sinerji oluşturmuş. Çarşamba’daki yatırımcıların cesareti bana da güç verdi. Burada 500 dönümlük bir alanda 36 fabrika var, 700 kişi çalışıyor. Bu sayı kısa sürede 2 bine, 3 bine çıkacaktır. Buradaki özgüven ve iş birliği diğer OSB’lerimize de vizyon kazandırdı" dedi. "Her insan ayrı bir dünyadır; artısıyla, eksisiyle öğretir" Çanakkale ve Muğla’daki görevlerinden örnekler veren Tavlı, "Ezine Gıda OSB ve Seydikemer Tarımsal Süt OSB’nin kuruluş süreçlerinde görev aldım. Tapu almak, resmi yatırım statüsüne getirmek kolay değil. Bu süreçte sahadaki işçiden mühendise kadar herkesten çok şey öğrendim. 1988’den beri şunu biliyorum: İnsan ayrı bir dünya. Artısıyla da, eksisiyle de öğretir. Akü de öyle çalışıyor zaten; artı ve eksiyle. Bize güç katan insanımız, bu artı değeri oluşturan insanımızdır" ifadelerini kullandı. "Bugün küçük bir adım atıyoruz ama yüz yıl sonrasının adımlarını da atıyoruz" Konuşmasının devamında Samsun Üniversitesi’ne teşekkür eden Tavlı, şunları kaydetti: "Bugün Samsun Üniversitesi Teknoloji Transfer Destek Ofisi’ni açıyoruz. Ondokuz Mayıs Üniversitesi şehrimizin köklü üniversitesidir; birçok üniversitenin kuruluşuna destek olmuştur. Samsun Üniversitesi ise 7-8 yılda bölgenin ve Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarından biri haline gelmiştir. Bu merkezle birlikte akademisyenlerimizin bilgi birikimi sanayiye aktarılacak. Akademisyenlerimiz sanayicilerimizle bilgi paylaşımı yapacak, iş dünyasına vizyon kazandıracak. Bu küçük gibi görünen adım aslında yüz yıl sonrasının adımıdır. Belki bugün farkında değiliz ama elli, yüz yıl sonra bu toplantı hatırlanacaktır." Tavlı, gençliğinde kendisine "Sizi Cumhuriyet’in 100. yılına yetiştiriyoruz" denildiğini hatırlatarak, "Biz de ‘Acaba görebilecek miyiz?’ diyorduk. Bugün Cumhuriyet’in 100. yılını gördük, Türkiye Yüzyılı’nı da yaşıyoruz. Devlet büyüklerimizin himayesinde, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türk milleti, sanayicisi, mühendisi, akademisyeniyle destan yazıyor. Artık üretimi, teknolojiyi, dijitali, uzayı konuşuyoruz" dedi. "Pozitif işler pozitif işleri artırıyor" Vali Tavlı, konuşmasının sonunda Samsun’daki kalkınma hamlesine dikkat çekti: "Uyumlu çalışmanın bereketiyle ilçe kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız, ticaret odalarımız, muhtarlarımız, tüm siyasi partilerimiz ve vatandaşlarımızla birlikte Büyükşehir Belediyemiz, milletvekillerimiz, Cumhurbaşkanlığı kabinemizle el birliğiyle çalışıyoruz. 17 ilçede eğitimden sağlığa, tarımdan teknolojiye kadar her alanda yatırımlar devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğümüzün verilerine göre 17 ilçemizde 15 binden fazla dönüm alan sanayi yatırımlarına ayrıldı. 11 OSB’miz 17 ilçeye hitap ediyor. Vezirköprü’de altyapı başlamadan 10 sanayiciye yer tahsis ettik. Çarşamba’daki bereket Yakakent’i, Terme’yi, Vezirköprü’yü de sardı. Demek ki pozitif işler pozitif işleri artırıyor." "Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı’na dönüştüren sizlersiniz" Tavlı sözlerini şöyle tamamladı: "Samsun’u kuzeyin üretim merkezi haline getiren sizlersiniz. Milletvekillerimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız, üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız, iş dünyamız ve vatandaşlarımızla birlikte büyük bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı’na dönüştüren siz Samsunlulardır. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Üniversitemizle, Çarşamba OSB’mizle birlikte yapılacak çalışmaların Samsun’a, bölgeye hayırlı olmasını diliyorum. İyi ki varsınız, bu başarı sizlerin." Açılışın ardından Vali Orhan Tavlı ve beraberindekiler, Çarşamba OSB’de faaliyet gösteren bir demir çelik fabrikasını ziyaret ederek, firma yetkililerinden üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Açılış törenine ayrıca, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, protokol üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman"
20 Ekim 2025 Pazartesi - 22:02 Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman" Son bir yılda dövize olan talebin düşmesiyle yatırımcının altına yöneldiğini belirten 30 yıllık kuyumcu Faruk Mamik, "Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik" dedi. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde faaliyet gösteren kuyumcu Faruk Mamik (50), son dönemde altın fiyatlarında yaşanan sert yükselişin vatandaşın yatırım ve düğün alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Yaklaşık 30 yıldır kuyumculuk sektöründe olduğunu belirten Mamik, son zamanlarda faizlerdeki düşüş ve yurt dışındaki belirsizliklerin altında büyük bir hareketliliğe neden olduğunu söyledi. Mamik, "Amerika’daki ekonomik sıkıntılar ve Çin’le yaşanan ticari gerilimler de fiyat artışını tetikledi" dedi. "Düğünler için yarım gram, 1 gram veya 22 ayar takılar tercih ediliyor" Fiyat artışlarının düğün alışkanlıklarını da değiştirdiğini ifade eden Mamik, vatandaşın artık çeyrek altın yerine daha küçük gram altınlara yöneldiğini dile getirdi. Mamik, şöyle konuştu: "Şu anda bir çeyrek altın 10 bin lira civarında. Artık insanlar yarım gram, 1 gram veya 22 ayar takıları tercih ediyor. Gram altınlar ortalama 6 bin lira civarına geldi. Bu nedenle yarım ve çeyrek gram altınlar daha çok takılmaya başladı." Dövize yatırım düştü Altının yatırım aracı olarak öne çıktığını ve dövize olan talebin düştüğünü belirten Faruk Mamik, "Önceden dövize, yani dolar ve euroya talep vardı. Ancak son bir yıldır dövizde ciddi bir artış görülmüyor. Bu nedenle altına büyük bir yönelim başladı. Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik. Artış hala devam ediyor" diye konuştu. "Altın uzun vadede her zaman kazandırır" Son bir aydaki fiyat farkına da dikkati çeken Mamik, "Altın kısa vadede dalgalanır ama uzun vadede her zaman kazandırır. Şu anda 1 kilo altın 6 milyon 100 bin lira civarında. Bir ay önce bu rakam 4 milyon lira civarındaydı. Yani sadece bir ayda gram fiyatı bin ila bin 200 lira arttı. Bu da 1 kiloda yaklaşık 1 milyon 200 bin liralık fark anlamına geliyor" şeklinde konuştu. "Panik yapmayın" Vatandaşlara panik yapmamaları tavsiyesinde bulunan kuyumcu Faruk Mamik, "Uzun vadeli düşünenler altınlarını bozdurmasınlar. Kısa vadede panik yapılmamalı. Altın, dünya genelinde hem devletlerin hem yatırımcıların güvenini kazanan bir değerdir. Her zaman güvenilir bir limandır" ifadelerini kullandı.
Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman"
20 Ekim 2025 Pazartesi - 22:00 Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman" Son bir yılda dövize olan talebin düşmesiyle yatırımcının altına yöneldiğini belirten 30 yıllık kuyumcu Faruk Mamik, "Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik" dedi. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde faaliyet gösteren kuyumcu Faruk Mamik (50), son dönemde altın fiyatlarında yaşanan sert yükselişin, vatandaşın yatırım ve düğün alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Yaklaşık 30 yıldır kuyumculuk sektöründe olduğunu belirten Mamik, son zamanlarda faizlerdeki düşüş ve yurt dışındaki belirsizliklerin altında büyük bir hareketliliğe neden olduğunu söyledi. Mamik, "Amerika’daki ekonomik sıkıntılar ve Çin’le yaşanan ticari gerilimler de fiyat artışını tetikledi" dedi. "Düğünler için yarım gram, bir gram veya 22 ayar takılar tercih ediliyor" Fiyat artışlarının düğün alışkanlıklarını da değiştirdiğini ifade eden Mamik, vatandaşın artık çeyrek altın yerine daha küçük gram altınlara yöneldiğini dile getirdi. Mamik, şöyle konuştu: "Şuanda bir çeyrek altın 10 bin lira civarında. Artık insanlar yarım gram, bir gram veya 22 ayar takıları tercih ediyor. Gram altınlar ortalama 6 bin lira civarına geldi. Bu nedenle yarım ve çeyrek gram altınlar daha çok takılmaya başladı" Dövize yatırım düştü Altının yatırım aracı olarak öne çıktığını ve dövize olan talebin düştüğünü belirten Faruk Mamik, "Önceden dövize, yani dolar ve euroya talep vardı. Ancak son bir yıldır dövizde ciddi bir artış görülmüyor. Bu nedenle altına büyük bir yönelim başladı. Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik. Artış hala devam ediyor" diye konuştu. "Altın uzun vadede her zaman kazandırır" Son bir aydaki fiyat farkına da dikkati çeken Mamik, "Altın kısa vadede dalgalanır ama uzun vadede her zaman kazandırır. Şu anda bir kilo altın 6 milyon 100 bin lira civarında. Bir ay önce bu rakam 4 milyon lira civarındaydı. Yani sadece bir ayda gram fiyatı 1000 ila 1200 lira arttı. Bu da bir kiloda yaklaşık 1 milyon 200 bin liralık fark anlamına geliyor" şeklinde konuştu. "Panik yapmayın" Vatandaşlara panik yapmamaları tavsiyesinde bulunan kuyumcu Faruk Mamik, "Uzun vadeli düşünenler altınlarını bozdurmasınlar. Kısa vadede panik yapılmamalı. Altın, dünya genelinde hem devletlerin hem yatırımcıların güvenini kazanan bir değerdir. Her zaman güvenilir bir limandır" ifadelerini kullandı.
Suriyelilerin gitmesi de kiraları düşürmedi
20 Ekim 2025 Pazartesi - 18:19 Suriyelilerin gitmesi de kiraları düşürmedi Esad rejiminin sona ermesiyle birlikte Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmeye devam ettiği Gaziantep’te boş ev sayısı artmasına rağmen kira fiyatları düşmedi. Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Türkiye’ye sığınan, yoğun olarak sınır illeri olan Gaziantep, Kilis, Hatay, Şanlıurfa ve Mardin’in yanı sıra İstanbul ile diğer illere yerleşen sığınmacılar, Suriye’deki rejim değişikliği sonrası ülkelerine dönmeye devam ediyor. TÜİK verilerine göre, İstanbul’dan sonra en çok Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Gaziantep’te yaşayan Suriyelilerin ülkelerine dönmesiyle, kiralık ev sorununun yaşandığı kentte boş daire sayısı çoğaldı. Suriyelilerin ardından kira fiyatlarının düşmesinin beklendiği Gaziantep’te kiralık ev fiyatlarında düşüş olmaması ve fiyatların daha da artması dikkat çekiyor. Birçok vatandaş, boşalan evler sayesinde kiraların düşmesini umut ederken Gaziantep’te kira fiyatları geçen yıla göre yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. Özellikle kenar mahallelerde kiralık evlerin arttığı kentte kira fiyatlarının daha da artmasına bir anlam veremeyen vatandaşlar, "Evler boşalıyor ama fiyatlar düşmüyor" diyerek tepkilerini dile getiriyor. Suriyelilerin ülkelerine geri dönmesi beklentisinin gayrimenkul piyasasında özellikle de kiralık evlerde fiyat düşüşü beklentisini gündeme getirdiğini ifade eden emlakçılar, kira fiyatlarındaki artışın nedenini artan maliyetlerin yanı sıra müstakil sobalı evler yerine doğalgazlı evlere olan talepten kaynakladığını söyledi. Suriyelilerin geri dönüşünün kira fiyatlarında düşüşe veya sabit kalmaya neden olmadığını ifade eden emlakçı Mehmet Çil, "Dairelere talep çoğaldı. Bundan dolayı geçen yıllara baktığımızda 10 veya 12 bin liralık olan bir kiralık daire ortalama 15-20 bin lira oldu. Bunun sebebi dairelere talep azalmadığı gibi tam tersine arttı. Yaşlılarımız müstakil evlere inip çıkamadıkları için müstakil evleri tercih etmiyorlar. Daireleri tercih ediyorlar. Daireleri tercih ettiklerinden dolayı kiralarda artış oluyor. Suriyelilerin geri dönmesi bir süre kira artışlarının biraz önüne geçti. Küçük artışlar halinde zam oldu. Fakat şu an bu durum değişti. Yeni evli çiftlerimiz genelde hepsi daire talep ettikleri için kiralarda artış var. Dairelerin biraz yükselmesinin sebebi maliyetlerin yüksek olması. Geçen sene 2 buçuk milyon TL olan bir dairemiz bu sene ortalama 3 buçuk milyonu buldu. Suriyelilerin gitmesinden dolayı piyasada biraz sakinlik oluştu. Daire fiyatları daha fazla yükselmez. Kira artışları da olmaz. Bir süre bu şekilde devam eder. İleriki dönemde dairelere talep olursa bir tık yükselmeler olabilir. Ama şu an bir süre bu şekilde kiralar sabit kalır" dedi. Kira fiyatlarında beklenen düşüşün olmadığını belirten Abdullah Kılıç ise "Suriyelilerin ülkelerine gitmesiyle vatandaş da ev kiraların düşmesi beklentisi oluştu ama bu beklenti karşılanmadı. Gittikçe daha çok artmaya başladı. Gaziantep bir metropol olduğu için her geçen gün bizim çevre illerden buraya göç oluyor. Bu nedenden dolayı konut sorunu var. Konut sorunundan dolayı her geçen gün kira artışı oluyor. Bir düşüş yok. Her ne kadar Suriyeliler gitmiş olsa da sonuçta göç geldiğinden dolayı kiralar bir türlü düşmüyor. Kira fiyatlarında herhangi bir değişiklik olmadığı gibi tam tersine yükselmeler oldu. İnsanlar, artık müstakil evleri istemiyor. Yeni evli çiftler doğalgazlı eve geçmek istiyor. Yaşlı insanlar da doğalgazlı eve geçmek istiyor. Müstakil evler boş olmasına rağmen fiyatlarda herhangi bir düşüş olmadı. Aksine dairelerde daha da yükselme oldu. Geçtiğimiz yıllarda 2+1 evler 12 bin TL civarı iken bu sene 14-15 bin TL civarı oldu. 3+1 evler geçen sene 15 bin TL civarı iken şu an 18-19 bin TL oldu" diye konuştu.
L’Oréal ve Kering’ten stratejik ortaklık
20 Ekim 2025 Pazartesi - 17:03 L’Oréal ve Kering’ten stratejik ortaklık L’Oréal ve Kering, uzun vadeli bir stratejik ortaklığa imza attıklarını duyurdu. L’Oréal ve Kering, lüks güzellik ve iyi olma hali (wellness) alanında uzun vadeli bir stratejik ortaklığa imza attıklarını duyurdu. Bu kapsamlı anlaşma; L’Oréal’in Creed markasını satın almasının yanı sıra Kering’in ikonik markalarına ait güzellik ürünleriyle parfüm lisanslarını ve iki grup arasında iyi olma hali ve longevity alanında ortak iş fırsatlarını kapsıyor. Yves Saint Laurent Beauté’nin başarısı üzerine inşa edilen bu iş birliği, Kering’in ikonik lüks markalarını L’Oréal’in dünya çapındaki güzellik uzmanlığıyla bir araya getirerek yeni değerler oluşturmayı hedefliyor. Anlaşma kapsamında Kering, Kering Beauté’yi (Creed markası dahil) L’Oréal’e satma hakkına sahip olacak. Dünyanın en köklü markalarından Creed, nadir doğal içeriklerin ustalıkla işlendiği yüksek kaliteli parfümleriyle tanınıyor. Creed, L’Oréal Luxe çatısı altında hem kadın hem erkek kategorilerinde global büyümesini daha da hızlandırmayı hedefliyor. Ortaklık, Gucci markası için 50 yıllık münhasır bir güzellik ve parfüm lisansını da içeriyor. Bu lisans, mevcut Coty anlaşmasının süresi dolduktan sonra devreye girecek. Ayrıca Bottega Veneta ve Balenciaga markaları için de anlaşmanın tamamlanmasıyla birlikte 50 yıllık lisansları L’Oréal’e devredilecek. Taraflar, bu stratejik iş birliğini koordine etmek ve ilerlemeyi takip etmek üzere ortak bir stratejik komite kuracak. Toplam değeri 4 milyar euro olan bu anlaşmanın 2026 yılının ilk yarısında tamamlanması bekleniyor. L’Oréal, lisanslı markaların kullanımı için Kering’e ayrıca telif ödemesi yapacak. L’Oréal ve Kering, lüks, iyi olma hali ve longevity alanlarında yeni keşifler gerçekleştirmek için de güçlerini birleştiriyor. Planlanan bu ortak girişim, L’Oréal’in inovatif gücü ile Kering’in lüks müşteri anlayışını bir araya getirerek öncü deneyimler ve hizmetler sunmayı hedefliyor. L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus anlaşmayla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Dünyanın en prestijli ve vizyoner lüks gruplarından biriyle bu uzun vadeli stratejik iş birliği kurmaktan mutluluk duyuyorum. Bu ortaklık, L’Oréal’i lüks güzellik alanında daha da güçlendirecek. İyi olma hali dünyasında ise yeni yollar açacak. Creed ile niş parfüm pazarında liderliğimizi pekiştirirken, Gucci, Bottega Veneta ve Balenciaga gibi olağanüstü markalarla lüks güzellikte yeni bir dönemi başlatacağız." Kering CEO’su Luca de Meo ise anlaşmayla ilgili olarak şunları söyledi: "Bu stratejik ortaklık, Kering için önemli bir dönüm noktası. Güzellik sektörünün küresel lider markası ile güçlerimizi birleştirerek, markalarımızın parfüm ve kozmetik kategorisinde büyümesini ve onların uzun vadeli potansiyellerinin ortaya çıkmasını sağlayacağız. L’Oréal’in uzmanlığıyla iyi olma hali alanında da yeni ufuklara yelken açıyoruz."
Tarımsal girdi enflasyonu Ağustos’ta yavaşladı
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:58 Tarımsal girdi enflasyonu Ağustos’ta yavaşladı Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Ağustos ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni değerlendirerek, "Son 6 aydır sürekli yükseliş gösteren yıllık girdi fiyatları, Ağustos ayında ilk kez düşüş gösterdi" dedi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ağustos ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarım-GFE’nin Ağustos ayında aylık yüzde 1,30 arttığını belirten Çandır, "Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren Ağustos ayları ortalamasının (1,94) oldukça altında bir artış olarak ilan edilmiştir. Böylece son 4 aydır sürekli artış gösteren aylık girdi fiyatları, Ağustos ayında ilk defa düşüş göstermiştir" dedi. Tarım-GFE’nin Ağustos ayında yıllık yüzde 34,09 ilan edildiğini kaydeden Çandır, "Bu yıllık rakam, son 10 yılın Ağustos ayları ortalamasının (33,85) bir miktar üzerinde ilan edilmiştir. Ancak son 6 aydır sürekli yükseliş gösteren yıllık girdi fiyatları ilk kez düşüş göstermiştir. Çandır, Ağustos ayı için açıklanan tarımsal girdi fiyat enflasyonunun 10 yıllık Ağustos ayı ortalamalarına göre aylıkta ortalamanın yüzde 30 altında, yıllıkta ise ortalamanın yüzde 1 üstünde artış göstermiştir" dedi. Ağustos’ta en yüksek artış gübrede Ağustos ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında, tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 1,55 ve yıllıkta ise yüzde 35,07 artış ilan edildiğini belirten Çandır, "Ağustos ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta 2023 ve yıllıkta ise 2022 yıllarından sonraki en yüksek rakamlar olmuştur" dedi. Çandır, Tarım-GFE’nin tohumda aylık yüzde 1,70, enerjide yüzde 0,45, gübrede yüzde 3,94, ilaçta yüzde 1,14, veteriner hizmetlerinde yüzde 0,3, yemde yüzde 1,38 ve diğer kalemlerde ise yüzde 3,01 olarak ilan edildiğini kaydederken, yıllık rakamlara bakıldığında tohumda yüzde 32,1, enerjide yüzde 19,11, gübrede yüzde 53,01, ilaçta yüzde 17,41, veteriner hizmetlerinde yüzde 59,79, yemde yüzde 38,27 ve diğer kalemlerde ise yüzde 39,60 arttığını söyledi. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde -0,37 ve yıllık yüzde 28,51’lik artış ilan edildiğini kaydetti. Üretici enflasyonu Ağustos’ta geriledi TÜİK tarafından Ağustos ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde -3,45 azaldığını hatırlatan Ali Çandır, "Bu rakam, 10 yıllık Ağustos ortalamasının (-0,69) ciddi düzeyde altında ilan edilmişti. Yıllıkta ise yüzde 41,55 ile 10 yıllık ortalamanın (26,3) üzerinde ilan edilmişti. Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak Mayıs ve Haziran aylarında bu aleyhte eğilim, üretici lehine çevrilmişti. Temmuz ayında olduğu gibi Ağustos ayında da durum ciddi boyutta üretici aleyhine dönmüştür. Bu durumu 10 yıllık ağustos ayları ortalaması ile karşılaştırırsak üreticinin maruz kaldığı ortalama aylık maliyet yüzde 1,94 düzeyinde artışken eline geçen brüt rakam ortalaması ise yüzde -0,69 düşüş olmuştur. Yani 10 yıl boyunca Ağustos aylarında üretici aylık ortalama en az yüzde 0,60 zarara uğrarken yıllık ortalama olarak ise en az yüzde 25 zarara uğramıştır" sözleriyle değerlendirmede bulundu. "Tarım sanayisindeki enflasyon tarımın gerisinde kaldı" Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE Ağustos’ta aylık yüzde 1,32 ve yıllık yüzde 28,01 arttığını, yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-FE’nin aylık yüzde 2,48 ve yıllık yüzde 25,16 arttığını belirtti. Çandır, "Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 3.52 ve yıllık ise yüzde 28.66 artmıştı. Bu durum, Ağustos ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha düşük seyrettiğini göstermektedir" dedi. Tüketici enflasyonu yüksek Ağustos ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,04 ve yıllık yüzde 32,95 arttığını kaydeden Çandır, "Son 20 yıllık Ağustos ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 1,07 ve yıllıkta ise yüzde 18,96 olduğu hatırlanırsa manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır" dedi. Makas daralıyor Tüketici gıda enflasyonunun Ağustos ayında aylık yüzde 3,02, yıllık yüzde 33,28 arttığına dikkat çeken Ali Çandır, işlenmemiş gıda enflasyonunun Ağustos’ta aylık yüzde 2,02, yıllık yüzde 34,94, yaş meyve sebze enflasyonunun ise aylık yüzde 2,25, yıllık yüzde 25,09 arttığını belirtti. Ali Çandır, "Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı yıllık enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki aradaki makas daralmaya başlamıştır. Yani yıllık olarak yüzde 34,09 düzeyindeki tarımsal girdi maliyet artışına karşılık yüzde 41,55’lik tarım üretici fiyat artışı ve yüzde 32,95’lik tüketici fiyat artışı söz konusu olmuştur. Ağustos ayında tarımsal üreticiler, aylıkta ciddi bir zarara uğrarken yıllıkta ise yüzde 7’lik bir lehte durum yaşamıştır" değerlendirmesinde bulundu.
Eski sistem anahtar tarihe karışıyor
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:57 Eski sistem anahtar tarihe karışıyor Dijitalleşmenin hayatın her alanına girdiği günümüzde eski tip anahtarlar da hızla tarihe karışıyor. Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde faaliyetlerini sürdüren Telcom Teknoloji Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yücel, başta konaklama, sağlık ve spor sektörleri olmak üzere kilit sektörünün hızla dijitalleştiğini belirtti. Firma olarak Türkiye’nin bu alandaki büyümesine katkı sağlamaya devam ettiklerini ve şu anda yüzde 65’i yerli üretimle üretilen dijital kilit sistemlerinin, hem iç pazarda büyümeyi sürdürdüğünü hem de uluslararası rekabete hazırlandığını kaydeden Yücel, "Ülkemiz bu konuda artık sadece kullanıcı değil aynı zamanda üretici ve ihracatçı bir konuma geldi. Türkiye’nin dijital güvenlik çözümlerinde önemli bir noktaya geldi. Özellikle son 5 yılda Türkiye, kartlı ve şifreli geçiş sistemlerinde önemli bir sıçrama yaşadı. Artık dışa bağımlı değiliz. Hem kendi iç pazarımıza hitap ediyoruz hem de dünya pazarlarında rekabet edecek ürünler geliştiriyoruz" dedi. "Bir kilidin içinde 400 parça var; yüzde 65’ini kendimiz üretiyoruz" Telcom Teknoloji’nin üretim sürecinde yerlilik oranının yüzde 65’in üzerine çıktığını vurgulayan Yücel, özellikle en çok zorlanılan parçalardan biri olan yay mekanizmasının da şirket bünyesinde üretildiğini söyledi. Yücel, "Kilit sistemlerinin en çok çalışan parçası yaydır. Biz bu parçayı da kendimiz üretmeye başladık. Böylece dışa bağımlılığı kaldırdık ve kalite kontrolünü tamamen ele aldık. Bu sayede ürünlerimize 100 bin açma kapama garantisi verebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Firmanın üretim tesislerinde pim, çark, kol gibi metal aksamlar da dahil olmak üzere yüzde 65 oranında yerli imkanlarla üretim yapıldığını belirten Yücel, bu üretim altyapısının firmalarını rakiplerinden ayırdığını kaydetti. "Boş kol sistemiyle kullanıcı hatalarına karşı çözüm sunduk" Yaygın kullanıcı hatalarından biri olan "kart okutmadan kolu zorlamaya" karşı geliştirdikleri "boş kol sistemi"nin, firmanın mühendislik odaklı yaklaşımının en iyi örneklerinden biri olduğunu ifade eden Yücel, sistemin işleyişini şöyle anlattı: "Kart okutulmadan kolu zorlayan kullanıcılar genelde sistemi kırıyor. Biz bu durumu önlemek için boş kol dediğimiz bir sistem geliştirdik. Kart okunmadan kol hareket ediyor ama kapı açılmıyor. Böylece sistem zarar görmüyor ve kullanıcı da yönlendirilmiş oluyor." "Hedefimiz: Global pazarda daha görünür olmak" İhracat odaklı büyüme stratejilerine de değinen Yücel, "Farklı sektörlerden gelen talepler, ürünlerimizin karşılık bulduğunu gösteriyor. Biz iç pazardaki liderliğimizi sürdürürken global pazarda da görünürlüğümüzü artırmak istiyoruz. Türkiye’nin bu alanda bölgesel üretim üssü olma potansiyeli var" diye konuştu.