EKONOMİ
Batı Akdeniz ihracatı yarım milyar dolara yaklaştı 05 Mart 2026 Perşembe - 12:46:09 Antalya, Burdur ve Isparta’yı kapsayan Batı Akdeniz ihracatı 2026 yılına iyi başladı. Bölgeden Ocak ve Şubat aylarında gerçekleşen toplam ihracat yarım milyar dolara yaklaşarak, yüzde 7,55 oranında artış ile 483.7 milyon dolar oldu. Yıla iyi başlayan Batı Akdeniz ihracatı Şubat ayında çift haneye ulaşıp, rekor bir artış sergiledi. Bölge ihracatı Şubat ayında yüzde 20,69 oranında artışla 247 milyon dolar oldu. Bölgeden en fazla ihracatı her zaman olduğu gibi bu dönemde de rekor artışla yaş meyve sebze sektörü gerçekleştirdi. Yaş meyve sebze sektöründe gerçekleşen rekor ihracat artışı sektörün en fazla ihracatını gerçekleştirdiği biber ürününde de yaşandı. Batı Akdeniz’den şubat ayında yüzde 76,94 oranında artışla 43 milyon dolarlık biber ihraç edildi. Biberi yüzde 6,66 oranında artış ve 22,7 milyon dolar ihracatla domates takip etti. Maden ve metaller sektörünün genelinde düşüş yaşanırken, sektörün gözde ürünü doğaltaş ihracatı yüzde 58,69 oranında artışla 23,3 milyon dolar oldu. Yıla iyi bir başlangıç yapan sektörlerin ihracatlarını ciddi oranda artırdı. Bölgeden sadece Şubat ayında 135 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirildi. Birleşik Devletler’e gerçekleşen ihracat neredeyse iki katına ulaşırken, doğaltaş ihracatı açısından büyük önem taşıyan Çin Halk Cumhuriyeti’ne ihracat yüzde 62,67 oranına ulaştı. En fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke verileri göz kamaştırırken, diğer ülkelere gerçekleştirilen ihracatta rekorlar kırdı. 8. sırada bulunan ve geçen yıl ticaret heyeti düzenlenen Polonya’da ihracat artışı yüzde 115,33, ihracat ise 10,2 milyon dolar oldu. 10. sırada yer alan Maldiv Adaları’na yüzde 743,49 oranında artış ve 7,5 milyon dolar ile rekor oranda ihracat gerçekleşti. 11. sırada yer alan ve yine geçtiğimiz yıl ticaret heyeti düzenlenen Fas’a gerçekleşen ihracatta yüzden 117,79 oranında artışla 6,8 milyon dolar oldu. İhracatın Şubat ayında yüzde 100’ün üzerinde arttığı bir diğer ülke de 16.sırada yer alan İspanya oldu. İspanya’ya Şubat ayında yüzde 113,85 oranında artışla 4,7 milyon dolar ihracat gerçekleşti. Geride kalan 2 ayda Batı Akdeniz’den gerçekleşen ihracat yüzde 7,5 oranında artış ile 483,7 milyon dolar oldu. Bölgeden en fazla ihracatı yüzde 19,28 oranında artış ve 190 milyon dolar ile yaş meyve sebze sektörü gerçekleştirirken, en fazla ihraç edilen ürün ise yüzde 58,69 oranında artış ve 73,9 milyon dolar ihracatla biber oldu. Son aylarda yaş meyve sebze sektöründe biber ihracatının ön planda olduğu görüldü. Bölge ihracatının önde gelen sektörlerinden olan maden ve metaller sektörü ihracatını kesintisiz bir şekilde sürdürürken, sektörün doğaltaş ve mermer ihracatı yüzde 31,73 oranında artış sergiledi ve 59,4 milyon dolar oldu. Yıllık bazda ihracatı ciddi oranda artan bir diğer sektörü de elektrik-elektronik oldu. Sektörün ihracatı yüzde 157,12 oranında artarak, 13,8 milyon dolar oldu. Gerçekleşen 2 aylık toplam ihracatın ülkelere göre dağılımına bakıldığında rakamların çoğunlukla küçümsenemeyecek oranda arttığı görüldü. Çift haneli atışlar gelecek adına umut verdi. İlk beşin dışında kalan ülkelerin verilerine bakıldığında 8.sıradaki Polonya’ya yüzde 76,15 oranında artışla 19,6 milyon dolar, 10.sıradaki Maldiv Adaları’na yüzde 815 oranında artışla 12,5 milyon dolar, 14.sıradaki İspanya’ya yüzde 63,22 oranında artışla 10,2 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi. 2 aylık dönemde 63 ülkede 1 milyon dolar barajı aşılırken, bu ülkeler arasındaki 26 ülkede 5 milyon dolar, 14 ülkede de 10 milyon dolar barajı aşıldı.
05 Mart 2026 Perşembe - 12:25 Orta Doğu’daki hava sahası krizi lojistik maliyetlerini artırabilir Orta Doğu’da art arda gelen hava sahası kapatma ve operasyonel kısıtlama kararları, küresel lojistik zincirinde yeni bir belirsizlik dalgası oluşturdu. Bölgedeki gelişmeler doğrultusunda birçok ülke sivil uçuşlara yönelik sınırlamalar getirdi. Uzmanlara göre, alternatif rotaların devreye alınması transit sürelerini uzatırken, navlun ve yakıt ek ücretlerinde artış riski de gündeme geliyor. Özellikle blok space planlamalarının yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Asset Air Cargo Operasyon Müdürü Ezgi Kaptan, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede Hürmüz Boğazı’nın küresel ticaret için kritik bir geçiş noktası olduğuna dikkat çekti. Kaptan, "Hürmüz Boğazı küresel deniz ticaretinin kilit noktası. muhtemel bir kapanma, deniz taşımacılığında ciddi aksamalara yol açar. Bu durumda zaman-kritik ve yüksek değerli yükler hızla hava taşımacılığına yönelir. Sonuç olarak hava kargoda talep artışı kaçınılmaz olur" dedi. Navlun ve kapasite baskısı gündemde Petrol fiyatlarında yaşanabilecek muhtemel artışın jet yakıtı maliyetlerini yukarı çekmesi beklenirken, deniz taşımacılığından havaya doğru yaşanabilecek yük kaymasının spot navlun fiyatlarında sert yükselişlere neden olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, kapasitenin daralabileceğini ve charter uçuşlara olan talebin artabileceğini öngörüyor. Krizler yeni fırsatlar da doğuruyor Sektör temsilcilerine göre kriz dönemleri kısa vadede maliyet baskısı oluştursa da, doğru kapasite planlaması yapan firmalar için hava kargo tarafında büyüme fırsatı oluşturabiliyor. Hızlı karar alabilen ve esnek operasyon kabiliyeti bulunan şirketlerin bu süreçte avantaj sağlayabileceği belirtiliyor. Öte yandan Orta Doğu’daki hava sahası kısıtlamalarının da hava kargo operasyonlarını doğrudan etkilediği ifade ediliyor. Bölgedeki mevcut tabloya göre İran, Irak, İsrail ve Katar sivil uçuşlara tamamen kapatılırken; Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün ve Lübnan’da ise operasyonların kısmen kısıtlı şekilde sürdüğü bildirildi. Uzmanlar, bölgedeki hava sahası ve operasyonel durumun dinamik şekilde değişmeye devam ettiğini belirterek, lojistik planlamaların güncel gelişmeler doğrultusunda anlık olarak revize edilmesinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 12:16 Türk Telekom, 2025 yılı finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı Türk Telekom, 242,2 milyar TL konsolide gelir ve 99,4 milyar TL konsolide FAVÖK elde etti. Şirket, 2025 yılını 75,8 milyar TL’lik yatırım performansıyla tamamlayarak bu alandaki güçlü konumunu devam ettirdi. 2025 yılında Türk Telekom’un net karı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 107,6 reel artışla 23 milyar TL olarak gerçekleşti. Şirket, toplam abone sayısını 2025’te 56,6 milyona yükseltti. Türk Telekom, 2025 yılı finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Buna göre,konsolide gelirleri yıllık bazda yüzde 14,5 reel artışla 242,2 milyar TL’ye yükselen şirketin FAVÖK’ü yüzde 20,2’lik güçlü reel artışla 99,4 milyar TL’ye ulaştı. FAVÖK marjı ise yıllık bazda 200 baz puan iyileşerek yüzde 41 ile son 4 yılın en yüksek seviyesine geldi. Şirket, 2025 yılını 75,8 milyar TL’lik yatırım performansıyla tamamlayarak bu alandaki konumunu devam ettirdi. Bu finansal sonuçların, şirketin uzun vadeli altyapı yatırımlarının, disiplinli mali yönetiminin ve değer odaklı büyüme stratejisinin somut bir göstergesi olduğu belirtildi. Açıklamaya göre, 2026 yılına ilişkin hedeflerini de açıklayan Türk Telekom, operasyonel gelirlerinde yüzde 8-9 bandında büyüme, konsolide FAVÖK marjında yüzde 41-42 aralığında seyreden bir oran ve yatırım harcamalarının satış gelirlerine oranında yüzde 33-34 seviyelerinde bir performans öngörüyor. Şirket 56,6 milyon abonesiyle sektördeki konumunu pekiştirirken, 5G’de abone başına en yüksek kapasite kullanım hakkına sahip operatör olarak 1 Nisan’daki 5G lansmanının ardından yeni dönemin de öncüsü olmayı hedefliyor. Şirket, güçlü fiber altyapısını 5G çağında stratejik bir kaldıraç olarak kullanarak; aralıksız devam eden yatırımları ve müşteri deneyimini odağına alan dijital çözümleriyle mobil pazardaki istikrarlı büyümesini 2025 yılında da sürdürdü. Altyapı gücünü mobil performansa yansıtan şirket, 2025 yılında mobildeki yükselişini pekiştirdi. Finansal ve operasyonel sonuçları değerlendiren Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "2025 hem Türk Telekom hem de sektörümüz açısından dönüm noktası niteliğinde bir yıl oldu. Sabit hat imtiyaz sözleşmemiz 25 yıllığına uzatıldı ve 5G ihalesinde mobil iş kolumuzu üstün müşteri deneyiminin bir sonraki evresine taşıyacak değerli frekansları elde ettik. Bu gelişmeler orta vadeli görünümü önemli ölçüde netleştirerek büyüme stratejimizin sağlam bir zemine oturmasını sağladı. Bu iki kritik konuda belirsizliğin ortadan kalkmasıyla, Türkiye’de yaşanan dijital dönüşümünün öngörülebilirliğini ve sürekliliğini de sağlamış olduk. Öte yandan 2025 yılını son derece başarılı finansal ve operasyonel sonuçlar ile tamamladık. yüzde 11,5’lik faaliyet gelir büyümesi yüzde 10 olan öngörümüzün üzerinde seyrederken, yüzde 41 FAVÖK marjı yıllık 200 baz puan iyileşme gösterdi. Yatırım harcamalarının satış gelirlerine oranı yüzde 29 olan tahminimizle uyumlu şekilde yüzde 28,8 seviyesinde gerçekleşti. Artan network kalitemiz ve müşteri deneyimi odaklı çalışmalarımızın sonucu olarak mobilde tarihi rekorlara imza attık ve mobil abone pazar payımızda süregelen yükseliş ile sektördeki sıralamayı değiştirdik. Sonuç olarak 2025’te attığımız adımlarla önemli kazanımlar elde ederek şirketimizi bir sonraki büyüme evresine hazır duruma getirmeyi başardık" dedi. "Herkes için en kapsayıcı 5G deneyimini sunacağız" Şahin, fiberdeki liderliğin ve mobilde yakalanan ivmenin, 5G ile birlikte toplumsal faydayı daha geniş kesimlere ulaştırma hedefinin temelini oluşturduğunu belirterek şöyle konuştu: "Türkiye’nin dijital geleceğini inşa eden Türk Telekom olarak güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle, yaşamın tüm alanlarında insanı merkeze alan çalışmalar yürütüyoruz. Ülkemizi kararlılıkla geleceğe taşırken, en büyük sorumluluklarımızın başında dijital çağın olanaklarını 81 ilin her köşesinde, tüm bireyler için erişilebilir kılmak geliyor. 1 Nisan’da hayatımıza 5G’nin getireceği fırsatlar, teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme vizyonumuzu yeni bir boyuta taşımamızı sağlayacak. 5G ihalesinde mobil iş kolumuzu üstün müşteri deneyiminin bir sonraki evresine taşıyacak değerli frekansları elde ettik. Bugüne kadar sağlıktan sanayiye, tarımdan spora, kültür-sanattan eğlenceye farklı alanlarda öncü 5G uygulamalarımızla herkes için 5G anlayışımızı ortaya koyduk; bu anlayışın somut örneklerinden biri olan 5G Engelsiz Tribün projemizle görme engelli vatandaşlarımızın statlarda aynı renklere gönül verdiği futbolseverlerle eş zamanlı aynı heyecanı hissedebilmesini sağladık. İştiraklerimiz, 5G alanında yetkin mühendislerimiz ve milli sorumluluk anlayışımızla, herkes için 5G anlayışımız doğrultusunda yaşamın tüm alanlarını ve geleceği iyileştiren projelerimizi sürdürüyoruz." Mobil pazarda büyüme ivmesi sürüyor Açıklamaya göre şirket, güçlü fiber altyapısını 5G çağında avantaja dönüştürerek stratejik yatırımları ve müşteri odaklı dijital çözümleriyle mobil pazardaki istikrarlı büyümesini 2025 yılında da sürdürdü. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yayımladığı 2025 yılı üçüncü çeyrek verilerine göre müşteri sayısında mobil pazarda ikinci sıraya yükselen şirket, Mobil Numara Taşıma’da da son dört yıldır en fazla müşteri kazanan operatörlerden oldu. Ebubekir Şahin, sabit internet gücünü mobil iş koluna taşıma stratejisi doğrultusunda sürdürülebilir büyüme sağladıklarını belirterek, son dört yıldır sektörün en çok yatırım yapan şirketi olarak 2025 yılında da Türkiye’nin dijital geleceği için güçlü yatırımlarını devam ettirdiklerini belirtti. Bu yükselişin stratejik ve istikrarlı bir değer artışı olduğunu vurgulayan Şahin, "Türkiye’nin dijital dönüşümünün lideri Türk Telekom olarak, yapay zeka destekli müşteri deneyimi yönetimiyle müşterilerimizin ihtiyaçlarını öngörerek, proaktif bir anlayışla bu ihtiyaçlara yönelik ürün ve teklifler tasarlamayı ve her temas noktasında müşterilerimize değerli hissettiren bir ekosistem sunmayı sürdürüyoruz" diye konuştu. "Sürdürülebilirlik alanındaki hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz" Ebubekir Şahin, şirketin sürdürülebilirlik çalışmalarını da değerlendirdi. Sürdürülebilirliği Türk Telekom’un temel stratejilerinden biri olarak gördüklerini vurgulayan Şahin, "Sürdürülebilirliği bir yükümlülük değil, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla gücünü geleceğe taşıma iradesi olarak görüyoruz. İklim kriziyle mücadele, enerji verimliliği ve kaynakların bilinçli kullanımı alanlarında yürüttüğümüz kapsamlı çalışmaların bir sonucu olarak, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu olan Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) İklim Değişikliği Programı’nda en yüksek not olan ‘A’ skorunu bu yıl da alarak ‘Global A’ listesindeki yerimizi koruduk. Ayrıca ilk kez katıldığımız Su Programı’nda ise A- notu alarak başarımızı perçinledik. 2020 baz yılına göre Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı 2030’a kadar yüzde 45 azaltma ve 2050’de Net Sıfır’a ulaşma hedeflerimiz doğrultusunda ilerlerken; emisyon hesaplamalarımızı güçlendiren veri iyileştirmeleri, risk ve fırsat çalışmaları ve çalışan seviyesine indirdiğimiz sürdürülebilirlik KPI’ları ile kurumsal dönüşümümüzü derinleştiriyoruz. Teknoloji ve inovasyon gücümüzle hem çevresel etkilerimizi azaltıyor hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine somut katkı sunuyoruz" dedi. 5G’nin teminatı geniş fiber ağ Açıklamaya göre şirket, güçlü fiber altyapısındaki gücünü mobile aktaran Türk Telekom 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonlarının oranını yüzde 61’e çıkardı. Dünyada 2030 için hedeflenen oranın şimdiden üzerine çıkan Türk Telekom, uzun yıllardır devam eden 5G’ye yönelik yatırımları ve farklı alanlardaki öncü çalışmalarıyla 5G’ye en hazır operatör durumunda. Şirket, kültür-sanat alanında, 5G teknolojisini yeni nesil deneyimlerle buluşturuyor. Ana destekçisi ve teknoloji sponsoru olduğu Atatürk Kültür Merkezi’ni 5G altyapısıyla güçlendiren şirket, kültür-sanatın dijitalleşmesine katkı sunuyor. 5G ile VR teknolojisinin bir araya getirildiği uygulamalar sayesinde, gösterilere geç kalan izleyiciler AKM’deki Türk Telekom Lounge alanında performansların ilk bölümünü salonla eş zamanlı olarak izleyebiliyor. Spor alanında ise Türkiye’de ilk kez bir maç yayını 5G teknolojisiyle seyircilere sunularak yeni nesil yayın deneyimleri hayata geçirildi. Endüstriyel alanda da çalışmalarını sürdüren şirket, Türkiye’nin ilk milli endüstriyel 5G şebekesi, limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım sistemleri gibi uygulamalarla sanayi ve lojistik alanlarında dijital dönüşümü destekliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 12:11 CW Enerji’den sanayiye yeşil enerji desteği CW Enerji, 6 milyon 708 bin 95 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu tamamladı. Proje ile yılda yaklaşık 629 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 4 milyon 165 bin 453 kg karbondioksit salınımını önlenecek. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan stratejik önem taşıdığını belirterek, güneş enerjisinin karbon emisyonlarının azaltılmasında kritik rol üstlendiğini vurguladı. Yılmaz, "Tamamladığımız her proje ile hem ülkemizin temiz enerji kapasitesine katkı sağlıyor hem de iş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına destek oluyoruz. Güneş enerjisi yatırımları, firmaların enerji maliyetlerini düşürürken karbon ayak izlerini azaltmalarına da imkân tanıyor. Türkiye’nin sahip olduğu yüksek güneşlenme potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmek için AR-GE ve üretim gücümüzü sürekli geliştiriyoruz. Yerli ve milli üretim kapasitemizle hem ülke ekonomisine katma değer sağlıyor hem de enerji arz güvenliğine katkıda bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir enerji projelerimizi artırarak temiz enerji dönüşümüne öncülük etmeyi sürdüreceğiz" dedi. Firmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı Yılmaz, bir firma için tamamladıkları 6 milyon 708 bin 95 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santrali projesinin yılda yaklaşık 629 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 4 milyon 165 bin 453 kg karbondioksit salınımını önleneceğini ifade ederek, "Sanayinin yeşil dönüşüm sürecinde GES yatırımlarının önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz. Bu yatırımlar, işletmelerin hem karbon ayak izlerini azaltmalarını hem de uzun vadede enerji maliyetlerinde önemli tasarruf sağlamalarını mümkün kılıyor" diye konuştu.
Adana’da taksicilerden korsan taksi eylemi
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:52 Adana’da taksicilerden korsan taksi eylemi Adana’da faaliyet gösteren taksiciler, korsan taşımacılığa tepki göstermek amacıyla eylem düzenledi. Taksiciler, kent genelinde konvoy yaparak korsan taşımacılığını protesto etti. Birçok uygulama üzerinden yapılan korsan taşımacılık, taksi esnafını mağdur ederek uygulamalardan yapılan taşımacılık, güvenlik zafiyeti de oluşturuyor. Adana’da kent merkezinde toplanan çok sayıda taksici, korsan taşımacılığın haksız rekabete yol açtığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. 01 Adana Taksicileri Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa İlhan, korsan uygulamalar üzerinden yapılan yolcu taşımacılığının mevcut mevzuata aykırı olduğunu ifade etti. "Yasal olmayan uygulamalara üye olmayın" İlhan, şehir içi yolcu taşımacılığının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, belediyelerce çıkarılan ulaşım yönetmelikleri ve UKOME kararları çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek, "Bu alanda faaliyet gösterebilmek için ticari araç ruhsatı, çalışma izni, tahsis belgesi ve denetim yükümlülükleri zorunludur. Ticari yolcu taşımacılığı yapma yetkisi bulunmayan özel araçlarla ücret karşılığı yolcu taşınması açıkça mevzuata aykırıdır. Yasal sorumluluklarını yerine getiren, vergisini ödeyen, ruhsatlı ve denetimli şekilde hizmet veren esnaf haksız rekabete maruz kalmaktadır. Meslektaşlarımızı, yasal olmayan uygulamalara üye olmamaları konusunda uyarıyoruz" dedi. "Destek bekliyoruz" İlgili kurumlara denetimlerin artırılması çağrısında bulunan İlhan, mevzuata aykırı faaliyetlere karşı idari ve hukuki işlemlerin kararlılıkla sürdürülmesini talep etti. İlhan ayrıca, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililerden destek beklediklerini söyledi. Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın yolcu taşımacılığını üstlenen HAVAMAŞ’ın taksileri adına eyleme gelen HAVAMAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Polat ise, "Korsan taksiler maalesef güvenlik zafiyetine yol açıyor. Taksiye binen kişilere sarkıntılık yapıldığı iddiaları hep gündemde. Bu olayların artık bir an önce son bulması lazım" diye konuştu. Basın açıklamasının ardından taksiciler araçlarıyla konvoy oluşturdu. Kent genelinde ilerleyen konvoy sırasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.
Şekerbank’ın yeni platformu ‘Yerinde Kredi’ ile çiftçilere finansman desteği
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:06 Şekerbank’ın yeni platformu ‘Yerinde Kredi’ ile çiftçilere finansman desteği Şekerbank, çiftçilerin tarımsal girdi ihtiyaçlarına yönelik nakit desteğine hızlı ve kolay erişimini desteklemek amacıyla geliştirdiği yeni platformu ‘Yerinde Kredi’yi hayata geçirdi. Kuruluşundan bugüne tarımsal üretimi destekleyen Şekerbank, yeni platformu ‘Yerinde Kredi’yi üreticilerin hizmetine sundu. Bu platform sayesinde bankanın anlaşmalı olduğu tarımsal girdi satan iş yerlerinden alışveriş yapan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçiler; şubeye gitmeden, hasat zamanına göre geri ödemeli ve 15 aya varan vadelerle masrafsız kredi imkânından anında yararlanabiliyor. Yapılan açıklamaya göre banka, ‘Yerinde Kredi’ platformundaki ilk iş birliğini Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) ile gerçekleştirdi. Türkiye genelinde PANKOBİRLİK’e bağlı kooperatif satış mağazalarının dahil olduğu iş birliğiyle Şekerbank, çiftçilerin finansmana erişimindeki engelleri ortadan kaldırarak nakit akışlarını güçlendirmeyi sürdürecek. Platformdan kredi başvurusunda bulunacak çiftçilerin PANKO yazıp aralarında boşluk bırakarak TCKN ve doğum tarihini (GGAAYYYY) 1953’e SMS göndermeleri yeterli oluyor. "Finansmana anında erişim imkânı sunuyoruz" Şekerbank Tarım Bankacılığı Grup Başkanı Emre Doğan konuya ilişkin şunları söyledi: "Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından üreticilerimizin ihtiyaç duyduğu anda, uygun koşullarla finansmana erişebilmesi büyük önem taşıyor. Çiftçilerimizin ihtiyaçlarına uygun dijital ürünler geliştirme hedefiyle hayata geçirdiğimiz ‘Yerinde Kredi’ platformuyla çiftçilerimiz tarımsal girdilerini temin ederken, şubeye gitmeden anında finansmana erişebilme imkânı buluyor. İlk olarak PANKOBİRLİK iş birliğimizle çiftçilerimizin kullanımına sunduğumuz bu platform sayesinde yeni iş birlikleri de gerçekleştirerek geniş üretici kitlelerine doğrudan ulaşıp, tarımsal üretimin kesintisiz şekilde devam etmesine katkı sunacağız." "Ülkemiz tarımına katkı sunmaya devam ediyoruz" PANKOBİRLİK Genel Müdürü Tolga Demirhan ise konuya ilişkin şunları söyledi: "Ülkemiz çiftçisinin tarımsal faaliyetlerinde kullandığı her türlü girdinin temini, dağıtımı ve koordinasyonunu yapan Pancar Ekicileri Kooperatiflerinin üst örgütü ve temsilcisi olan kooperatif olarak; ortaklarımızın tarımsal faaliyetlerini geliştirmek ve finansman yapılarına katkıda bulunmak amacıyla banka ile yapmış olduğumuz iş birliğini genişleterek ülke tarımına katkı sunmaya devam ediyoruz."
Merkez Bankası Başkanı Karahan: "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:03 Merkez Bankası Başkanı Karahan: "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz" Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Bankası Dr. Fatih Karahan, "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor" dedi. 2026 yılının ilk enflasyon raporu bilgilendirme toplantısı İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Türkiye Cumhuriyet Merkez Başkanı Fatih Karahan, 2025 yılında da sıkı para politikasının sonuçlarını kademeli bir şekilde alınmaya devam ettiğini söyledi. "Enflasyonda geçtiğimiz yıl kat ettiğimiz mesafeyi önemsiyoruz" "Talep şartlarının dezenflasyonist düzeyde seyrettiği bu dönemde, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının iyileşmesine de kritik önem atfettik." diyen Karahan, "Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda, enflasyonda geçtiğimiz yıl kat ettiğimiz mesafeyi önemsiyoruz. Özellikle de; enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli buluyoruz. Nitekim bu gelişme, dezenflasyon sürecinin bundan sonraki seyrinde anahtar unsurlardan biri olacak. Öte yandan, geride bıraktığımız yakın dönem yine gösterdi ki; hem yurtiçi hem de küresel dinamikler, enflasyonun seyri açısından, gelişmelere bağlı olarak farklılaşabilen etkiler ve riskler taşıyor. Bu ise, veri odaklı bir yaklaşımla sürdürmekte olduğumuz ihtiyatlı para politikası duruşumuzun önemini ortaya koyuyor. Dolayısıyla sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek amacıyla, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya hazır olduğumuzu, vurgulamak isterim" dedi. Dış ticarette korumacılık politikalarına bağlı olarak geçen yıl tırmanan belirsizliklerin varlığını koruduğunu ve dalgalanmalar gösterdiği bir süreçten geçildiğini belirten Karahan, "Ticaret gerilimlerinin kademeli olarak yatışmasıyla birlikte, küresel büyüme öngörülerinin de toparlandığına şahit olduk. Türkiye’nin dış talebi için gösterge niteliği taşıyan İhracat Ağırlıklı Küresel Büyüme Endeksi de benzer bir toparlanmaya işaret ediyor. Nitekim endeksin 2025 ve 2026 yılları için tahmin edilen büyüme patikası, 2025 yılının ikinci Enflasyon Raporu’nda en düşük düzeyine gerilemişti. Sonrasında ise görünümün tedricen iyileştiğini ve son veriler ışığında 2025 nisan öncesi döneme yakınsadığını görüyoruz. Buna rağmen halen, tarife adımlarının gündemde olmadığı 2024 son çeyreğine kıyasla daha yavaş bir büyüme patikasında ilerliyoruz. Diğer taraftan, son dönemde artan jeopolitik riskler küresel belirsizliği yukarı yönlü etkiliyor. Bu ise, küresel finansal piyasaları ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığından büyüme üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca, halihazırdaki korumacılık eğiliminin dış ticaret ile büyüme arasındaki bağlantıyı zayıflatmış olabileceğini dikkate alıyoruz" ifadelerini kullandı. Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam etmekte olduğunu aktaran Başkan Karahan şunları söyledi: "2025 yılının ilk üç çeyreğinde 2023 yılına kıyasla, tüketimin büyümeye katkısının belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise arttığını görüyoruz. 2025 küresel ticaret belirsizliklerinin etkisiyle bu dönemde net ihracatın katkısı negatife dönse de, sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut. Yılın son çeyreğine dair göstergelere bakacak olursak, Sanayi üretimi, son çeyrekte yatay bir seyir izledi. Hizmet üretim endeksi de ikinci çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte sürdürdü. İmalat sanayi kapasite kullanım oranına baktığımızda ise, son çeyrek ve ocak ayında sınırlı artışlar olmakla birlikte tarihi ortalamanın altındaki seyrin halen devam ettiğini görüyoruz. İşgücü piyasasına geçecek olursak, manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz." Başkan Karahan, "2026 yılında da dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerinden de kısaca bahsetmek istiyorum. Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti. Bu dönemde cari açığın millî gelire oranı ise ikinci çeyrekteki yüzde 1,3 olan seviyesini korudu. Oranın, son çeyrekte sınırlı ölçüde artsa da, yılı uzun dönem ortalamalarının oldukça altında kapattığını tahmin ediyoruz. 2026 yılında ise, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte cari denge üzerinde, altın ve enerji fiyatları ile ticaret belirsizlikleri kaynaklı riskler canlılığını koruyor" diye konuştu. "Tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi" 2024 haziran ayında başlayan dezenflasyon süreci devam ettiğinin altını çizen Karahan, " Bir önceki Rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi. Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergeleri de düşüş sergiledi. Tahmin aralığımız bazında değerlendirdiğimizde, enflasyon kasım ve aralık aylarında bir önceki raporda sunulan aralığın alt bandında gerçekleşti. Bu dönemde dağılım bazlı ana eğilim göstergelerinde de iyileşmelere şahit olduk. Ocak ayında ise aralığın üst bandına yaklaşan bir enflasyon görüyoruz" sözlerini kullandı. Başkan Karahan, "Gıda dışı enflasyondaki kademeli yavaşlama eğilimi sürerken, gıda enflasyonu özellikle son altı aylık dönemde oldukça oynak bir seyir izledi. Bildiğiniz gibi, gıda fiyatları, hava şartlarına bağlı olarak arz yönlü gelişmelerden önemli ölçüde etkileniyor. Döneminde de, bu anlamda özellikle sebze fiyatlarındaki gelişmeler öne çıktı. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava şartları sonucunda belirgin biçimde yükseldi. Gelişmenin şubat ayına sarkan etkileri de olacak. Ancak, ikinci çeyrekte arz şartlarındaki normalleşmeyle birlikte, bu etkilerin belli ölçüde tersine dönmesini bekliyoruz." dedi "Aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlama söz konusu" Aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlamanın olduğunu aktaran Başkan Karahan, "Bu raporda yer verdiğimiz "TÜFE kira enflasyonu ile rayiç kira bedelleri arasındaki ilişkiyi" incelediğimiz bir kutu çalışmasının sonuçlarını gösteriyor. Kutu çalışmamızda da ayrıntılarıyla göreceğiniz üzere, çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor. Eğitim tarafında ise; fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Nitekim bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Örneğin, düzenleme 2025 yılında yürürlükte olsaydı şeklinde bir karşıolgusal analize baktığımızda, eğitim enflasyonunun 16 puan civarında aşağıda olabileceği sonucuna ulaşıyoruz. Bu bakımdan, düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyon için belli bir alan olduğunu gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Altın fiyatlarındaki hızlı yükselişin etkisini, yabancı para mevduat gelişmelerinde de izlediklerini aktaran Karahan, " Bildiğiniz gibi, KKM’den çıkış sürecinde yabancı para mevduatta bir miktar artış öngörüyorduk. Bununla birlikte, 2025’teki artışın temel belirleyicisinin, altın fiyat hareketleri ve bunu takiben Euro/ABD doları paritesindeki yükseliş olduğu görülüyor. Nitekim altın/ONS fiyatı 2024 yılsonundan itibaren yüzde 97 artarken Euro/ABD doları paritesi ise yüzde 15 yükseldi. Böylece, 2024 yılsonuna göre YP mevduat bakiyesi 79 milyar dolar artarak 267 milyar dolara ulaşırken, parite ve fiyat etkisinden arındırıldığında artışın 21 milyar dolar düzeyinde kaldığını hesaplıyoruz" dedi. "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz" Konuşmasının sonunda yıllık enflasyon oranı tahminlerini açıklayana Başkan Karahan şu ifadeleri kullandı: "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik. Enflasyonun 2028 yılında yüzde 8’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz.2026 yılı tahmin aralığının güncellenmesinde, belli başlı risklerin belirginleşmesi ve varsayım revizyonlarımızın yanı sıra, TÜFE hesaplama yönteminde yapılan değişiklikler kapsamında hizmet grubunun sepet içindeki payının artması da rol oynadı. Her zaman altını çizdiğimiz üzere, dezenflasyon sürecinde, ara hedeflerimize ulaşmak için sıkı para politikası duruşumuzu sürdüreceğiz. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdüreceğimiz temkinli sıkı para politikası duruşumuz; talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecek."
Ev hanımları bu kooperatifte toplanarak ev ekonomisine yardımcı oluyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:44 Ev hanımları bu kooperatifte toplanarak ev ekonomisine yardımcı oluyor Bilecik’in Gölpazarı ilçesinde saat 09.00’da kooperatife gelen kadınlar, 17.00’a kadar yaptıkları baklavaları satarak ev ekonomisine yardımcı oluyor. Gölpazarı Nefsi-göl Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifini üyesi kadınlar başta ilçeye ait yöresel olmak üzere baklava, yufka, makarna, erişte, tarhana, börek, lokum gibi el emeği ürünleri yaparak ev ekonomisine yardımcı oluyor. Saat 09.00’da kooperatife gelen kadınlar 17.00’a kadar yaptıkları ürünleri yine kooperatif bünyesinde satış yerinde satışını gerçekleştiriyorlar. Bilecik ve diğer ilçelerinde birçok ürün gönderen kooperatif üyesi kadınlar adeta arı gibi çalışıyorlar. "Çok yoğun talep var, o yüzden karşılamaya çalışıyoruz" Gölpazarı Nefsi-göl Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi Hanife Özkan, kooperatifi 7 kadının bir araya gelmesinden kurulduğunu anlatarak, "Kooperatifimizi Gölpazarı’nı tanıtmak ve bir şeyler yapmak amaçlı kurduk. Bütün kadınlar adına, Gölpazarı kadınları adına bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yani güzel arkadaşlarımızla da aramızda muhabbetimiz var, iş hiç koymuyor, burada günlerimiz güzel geçiyor. Baklava yapmakla meşgulüz. Talepler karşısında çok talebimiz var ama başarmak için mücadele ediyoruz. Sabah dokuzda geliyoruz, akşam dört gibi, beş gibi bırakıyoruz. Zor ama güzel. Çok yoğun talep var, o yüzden karşılamaya çalışıyoruz" dedi. "Yufka olsun, makarna, erişte olsun, tarhana olsun, her şeyi yapmaya çalışıyoruz" Hanife Özkan açıklamasının devamında, "Aslında burası gözleme evi, haftada beş gün açık oluyor. Her türlü ihtiyaca cevap vermeye çalışıyoruz. Yufka olsun, makarna, erişte olsun, tarhana olsun, her şeyi yapmaya çalışıyoruz. İlçe dışına da gönderiyoruz. Bilecik’ten falan geçen sene bir göndermiştik, tanınınca talep oluyor. Yani kadın, kadının yurdudur" dedi.
Ev hanımları bu kooperatifte toplanarak ev ekonomisine yardımcı oluyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:36 Ev hanımları bu kooperatifte toplanarak ev ekonomisine yardımcı oluyor Bilecik’in Gölpazarı ilçesinde sabah 9’da kooperatife gelen kadınlar akşam 5’e kadar yaptıkları baklavaları satarak ev ekonomisine yardımcı oluyor. Gölpazarı Nefsi-göl Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifini üyesi kadınlar başta ilçeye ait yöresel olmak üzere baklava,yufka, makarna, erişte, tarhana, börek, lokum gibi el emeği ürünleri yaparak ev ekonomisine yardımcı oluyor. Sabah 9’da kooperatife gelen kadınlar akşam 5’e kadar yaptıkları ürünleri yine kooperatif bünyesinde satış yerinde satışını gerçekleştiriyorlar. Bilecik ve diğer ilçelerinde bir çok ürün gönderen kooperatif üyesi kadınlar adeta arı gibi çalışıyorlar. "Çok yoğun talep var, o yüzden karşılamaya çalışıyoruz" Gölpazarı Nefsi-göl Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi Hanife Özkan, kooperatifi 7 kadının bir araya gelmesinden kurulduğunu anlatarak, "Gölpazarı’nı tanıtmak amaçlı, yani bir şeyler yapmak amaçlı kurduk kooperatifimizi. Bütün kadınlar adına, Gölpazarı kadınları adına bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yani güzel arkadaşlarımızla da aramızda muhabbetimiz var, iş hiç koymuyor, yani burada günlerimiz güzel geçiyor. Baklava yapmakla meşgulüz. Çok talebimiz var, bayağı bir zorlanıyoruz talepler karşısında ama mücadele ediyoruz başarmak için. Sabah dokuzda geliyoruz, akşam dört gibi, beş gibi bırakıyoruz. Zor ama güzel. Çok yoğun talep var, o yüzden karşılamaya çalışıyoruz" dedi. "Yufka olsun, makarna, erişte olsun, tarhana olsun, her şeyi yapmaya çalışıyoruz" Hanife Özkan açıklamasının devamında, "Biz aslında burası gözleme evi. Haftada beş gün açık oluyor burası. Her türlü ihtiyaca cevap vermeye çalışıyoruz. Yufka olsun, makarna, erişte olsun, tarhana olsun, her şeyi yapmaya çalışıyoruz. İlçe dışına da gönderiyoruz. Bilecik’ten falan, hani böyle geçen sene bir göndermiştik, tanınca talep oluyor. Bilecik’ten falan gönderiyoruz. Yani kadın, kadının yurdudur" dedi. (CKT-
Fırat Kalkınma Ajansı personel alımı yapacak
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:23 Fırat Kalkınma Ajansı personel alımı yapacak Fırat Kalkınma Ajansı, TRB1 Bölgesi’nde görevlendirilmek üzere 4 uzman personel ve 1 destek personeli (programcı) alımı gerçekleştirecek. Fırat Kalkınma Ajansı tarafından yapılan duyuruda, personel alımının 15 Temmuz 2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili maddeleri ile Kalkınma Ajansları Personel Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yapılacağı bildirildi. Ajansın faaliyet alanının Bingöl, Elazığ, Malatya ve Tunceli illerini kapsadığı belirtilen açıklamada, TRB1 Düzey 2 Bölgesi’nin kalkınmasına ve gelişmesine katkı sunmak isteyen adayların başvuru yapabileceği kaydedildi. Duyuruda, takım çalışmasına yatkın, iletişim becerisi güçlü, analitik ve stratejik düşünme yeteneğine sahip, değişen çalışma şartlarına uyum sağlayabilen, organizasyon ve yönetim becerisi bulunan ve seyahat engeli olmayan adaylar arasından 4 uzman personel ile 1 destek personeli (programcı) alımı yapılacağı ifade edildi. Duyuruda ayrıca Merkezi Malatya’da bulunan Fırat Kalkınma Ajansı’nda sınavda başarılı olan adayların, Ajans Genel Sekreterliği’nin uygun göreceği Bingöl, Elazığ, Malatya veya Tunceli illerinden birinde görev yapmayı başvuruyla kabul etmiş sayılacağı ifade edilerek, detaylı bilgiye Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sayfasından ulaşılabileceği belirtildi.
Başkan Seçer: "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:45 Başkan Seçer: "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz" Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde düzenlenen ‘Köyümüz Atölye’ açılışında konuşan Başkan Vahap Seçer, "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz. Tüketen değil, üreten ülke olalım" dedi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer, Toroslar ilçesine bağlı Hamzabeyli Mahallesi’nde hayata geçirilen ‘Hamzabeyli Köyümüz Atölye Yerleşkesi Açılışı’na katıldı. Mersinden Kadın Kooperatifi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen projenin, Mersin Büyükşehir Belediyesinin kırsalda üretimi büyüten, kadın emeğini önceleyen ve yerel değerleri koruyan vizyonunun somut örneklerinden biri olarak öne çıktığı ifade edildi. Program, Başkan Seçer ile Meral Seçer’in coğrafi işaret tesciline sahip Mersin Kan Portakalının hasadını yapmasıyla başladı. "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz" Başkan Seçer, konuşmasında hayata geçirilen ‘Köyümüz Atölye’ projesinin amaçlarına değindi. Bu kapsamda yürütülen çalışma ve projelerin nihai hedefinin kırsal kalkınma olduğunu belirten Seçer, "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz. Burada üretim yapıldığı, verilen kadın emeği ve bu emeğin ne derece değerli olduğu bilinsin. Bu bölgede yaşayan herkesin bir tarafı üretime temas etmiştir. Üretim bana göre çok kutsal ve önemlidir. Üretim helal kazancın değerini öğretiyor. Alın teri döktüğümüz o emek bugün doğru kararlar almamıza yardımcı oluyor. Emeği, üretimi, işçiyi, çiftçiyi, helal kazancı öğretiyor. Biz de onu topluma aksettiriyoruz" diye konuştu. ‘Köyümüz Atölye’ projesinin ilk kez 2020 yılında Silifke ilçesine bağlı Çaltıbozkır Mahallesi’nde başlatıldığını hatırlatan Seçer, bölgedeki lavanta üretimine dair detayları aktardı. Projeyi, ‘Doğduğumuz yerde doymanın en önemli çalışması’ olarak tanımlayan Seçer, "Hamzabeyli ve çevre köylerde doğduysak yine burada üretelim. Üretime inovasyon, ürünlere katma değer katalım. Teknolojiyi kullanıp çağdaş pazarlama yöntemlerini uygulayalım. İyi tarım ve gıda uygulamalarını öğrenelim. Güvenilir ve rafta kendini gösteren sağlıklı ürünler üretelim. Dalında 1 lira olan üretimi kattığımız değer ile 10 liraya getirelim ve milli ekonomiye katkı sunalım, ülkemiz kalkınsın. Tüketen değil, üreten ülke olalım. Tarıma destek vermekle iş bitmiyor, biz balık tutmayı öğretiyoruz. Mutlaka çiftçi desteklenecek ama önemli olan üretimin en iyisini, en kalitelisini yapmalarını sağlamak" şeklinde konuştu. "‘Köyümüz Atölye’ projesinin kadın üreticiler açısından büyük önem taşıyor" Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer, Hamzabeyli’de hayata geçirilen ‘Köyümüz Atölye’ projesinin, üretici kadınlar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Kadın emeğinin görünür olması ve küçük çiftçilerimizin emeklerinin daha katma değerli hale gelmesi açısından bu proje çok kıymetli. Köyümüz Atölye projesi, Mersinden Kadın Kooperatifi olarak, bu sürecin içinde olduğumuz, daima desteklediğimiz ve birlikte hareket ettiğimiz bir proje. Köyümüz Atölye, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kuruldu ve bu süreç içerisinde biz de Mersinden Kadın Kooperatifi olarak paydaş olduk" diyerek duyduğu mutluluğu dile getirdi. ‘Köyümüz Atölye’ projesinin, kırsal kalkınma için örnek bir proje olduğunu vurgulayan Meral Seçer, köylerde yaşamın devam etmesi, çiftçilerin, gençlerin ve kadınların üretimden vazgeçmemesi adına oldukça kıymetli bir proje olduğunu söyledi. Meral Seçer, "Dünya Gıda Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre dünyanın yüzde 80’ini aile çiftçileri doyuruyor. Torosların eteklerinde çok sayıda aile çiftçisi var. Bu ailelerin üretimden vazgeçmemesi için onların desteklenmesi ve onlara yol gösterici olunması, rehber olunması çok önemli. Çünkü sizler olmazsanız hiçbirimiz doymayız. Ne ülkemiz ne de dünya doyar" diye konuştu. Kırsal bölgelerdeki gençlerin kendilerine bir yaşam alanı bulamadıkları için kentlere göç ettiğini de belirten Meral Seçer, "Gençlere fırsatla köylerinde, yani doğdukları yerde doymalarına fırsat verileceğini görüyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. Programda konuşmaların tamamlanmasının ardından Başkan Seçer ile Meral Seçer’e Hamzabeyli Mahalle Muhtarı Sencer Erdoğan tarafından, kan portakalının coğrafi tescil almasında sundukları katkılardan dolayı teşekkür plaketi takdim etti.
CloudOne "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:36 CloudOne "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi ATP’nin bağlı ortaklığı ATP Capital’in portföy şirketlerinden CloudOne, "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi. ATP’nin bağlı ortaklığı ATP Capital’in portföy şirketlerinden CloudOne, yapay zekâ girişimlerinin yalnızca fikir ve teknoloji geliştirmekle sınırlı kalmayıp doğrudan canlı pazarla buluşmasını hedefleyen yeni "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi. Model, umut vadeden fikirleri olan girişimci yetenekleri veya erken aşamadaki girişimleri ilk müşteriyle buluşturarak, CloudOne CVS çatısı altında geliştirilen ürünlerin gerçek kullanım koşullarında doğrulanmasını ve sürdürülebilir biçimde büyümesini amaçlıyor. İTÜ Teknokent ekosistemi içinde konumlanan CloudOne; akademik bilgi birikimi, girişimcilik kültürü ve kurumsal teknoloji deneyimini bir araya getirerek, erken aşama girişimlerin kritik ihtiyacının sermayeden önce gerçek kullanım senaryolarıyla beslenen veri, domain know-how’ı, ürünleşme hızı ve entegrasyon yetkinliği olduğu tespitinden hareketle kurgulanmış bütüncül bir yapı sunmayı hedefliyor. CloudOne Corporate Venture Studio, girişimcilerin ürünlerine odaklanmasını zorlaştıran ekip kurma, kaynak ve müşteri edinimi problemlerini çözerek; ürün geliştirme, teknik altyapı ve ticarileşme süreçlerinde kurucu ortak gibi hareket ediyor ve ürünleri laboratuvar ortamları yerine doğrudan pazarda, gerçek müşterilerle birlikte olgunlaştırıyor. CloudOne, Venture Studio kapsamında geliştirilen ürünleri; Burger King, Popeyes gibi önemli markaları bünyesinde barındıran TAB Gıda ekosistemini ve Amasya Et Ürünleri’ni bir kuluçka merkezi gibi kullanarak, yapay zekâ tabanlı ürünleri canlı kullanım ortamları ve kullanıcı verileriyle buluşturuyor. "Yapay zekâ ürünleri pazarda ölçekleniyor" ATP Capital CEO’su Alp Can Gökdeniz, Venture Studio modelinin stratejik önemini şu sözlerle değerlendirdi: "Yapay zekâda asıl değer, fikirlerin gerçek pazar koşullarında test edilip ticarileşmesiyle ortaya çıkıyor. Küresel yapay zekâ pazarının 2030 yılına kadar 1,8 trilyon dolara ulaşması ve küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolarlık katkı sağlaması bekleniyor. CloudOne’ın Venture Studio modeli, bu büyüyen pazarda girişimlerin ticarileşme eşiğini aşmalarını sağlayan güçlü bir yapı sunuyor." CloudOne Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ergen ise modeli şöyle özetledi: "Venture Studio modelimizle yapay zekâ girişimlerini, pazarda karşılığı olan ve ölçeklenebilir iş modelleri geliştiren uzun vadeli iş ortakları olarak konumluyoruz. İTÜ Teknokent’in sunduğu akademik altyapıyla TAB Ekosistemi’nin operasyonel gücünü bir araya getirerek, çözümleri doğrudan sahaya taşıyoruz." ATP Capital, CloudOne yatırımıyla birlikte; yapay zekâ tabanlı iş fikirlerini gerçek verilerle geliştirip sürdürülebilir şekilde ölçekleyen girişimlere odaklanan uzun vadeli yatırım vizyonunu güçlendirmeye devam etmeyi hedefliyor.
Gaziantep Büyükşehir’e Avrupa’dan yönetişim ödülü
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:35 Gaziantep Büyükşehir’e Avrupa’dan yönetişim ödülü Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin kenti yönetirken esas aldığı; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi 12 iyi yönetişim ilkesi, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülünü beraberinde getirdi. Büyükşehir Belediyesi, 12 ilke ve 97 kriter çerçevesinde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülüne layık görüldü. Ödül, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Abdulkadir Sökücü tarafından teslim alındı. Avrupa Konseyinin yerel yönetimlerde iyi yönetişim anlayışını teşvik etmek amacıyla geliştirdiği ELoGE, belediyelerin kurumsal yapısını ve uygulamalarını belirlenen kriterler doğrultusunda değerlendiriyor. Şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi 12 iyi yönetişim ilkesi esas alınarak verilen marka, uluslararası alanda önemli bir kalite göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye’de ELoGE süreci, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi koordinasyonunda yürütülüyor. Süreçte Türkiye Belediyeler Birliği, Avrupa Yerel Demokrasi Derneği ve Özyeğin Üniversitesi iş birliği yapıyor. Gaziantep modeli iyi yönetişim uygulamalarına örnek ELoGE süreci kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kapasitesi, katılımcı yönetim anlayışı, paydaşlarla kurulan iş birlikleri ve veri temelli yönetim uygulamaları incelendi. Değerlendirmede, Gaziantep Modeli olarak tanımlanan yerel yönetim yaklaşımının iyi yönetişim uygulamaları açısından örnek gösterildiği belirtildi. Başvuru sürecinde Büyükşehir Belediyesi bünyesinde oluşturulan çalışma grubu, mevcut uygulamaları analiz ederek geliştirilmesi gereken alanları belirledi. Büyükşehir katılımcı yönetim anlayışı kapsamında sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, muhtarlar ve vatandaş temsilcilerinin yer aldığı geniş paydaş haritaları oluşturdu. Kent Konseyi çalışmaları, saha anketleri, çalıştaylar ve gençlere yönelik projeler de değerlendirme sürecinde öne çıkan uygulamalar arasında yer aldı. ELoGE markası yerel yönetimlere bir yıl süreyle veriliyor. Gaziantep Büyükşehir, ödülün sürdürülebilirliği için çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.
L’Oréal Türkiye, Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nde genç kadınlarla buluştu
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:26 L’Oréal Türkiye, Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nde genç kadınlarla buluştu ’Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var’ yaklaşımıyla 24 yıldır ’Bilim Kadınları İçin’ Programını yürüten L’Oréal Türkiye, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nü özel bir etkinlikle kutladı. 40 yıldır kadının güçlendirilmesi vizyonuyla hareket eden şirket, STEM alanlarında eğitim gören 40 kadın öğrenciyi ofisinde ağırlayarak bilimin kapsayıcı gücüne dikkat çekti. L’Oréal Türkiye’nin Global Ar-Ge ve Bilim & Ruhsatlandırma departmanlarının uzmanlığı ile ‘Bilim Kadınları İçin’ Programının vizyonunu buluşturan etkinlikte; genç yetenekler, L’Oréal çatısı altındaki çok disiplinli çalışma kültürünü ve kariyer hikayelerini keşfetti. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda, bilimin yalnızca laboratuvarlarla sınırlı teknik bir alan olmadığını; şirketin bilimsel süreçlerinde de temel aldığı etik değerler ve yasal güvencelerle şekillenen çok boyutlu bir yapı olduğu vurgulandı. Genç kadınlar, bilimsel kariyer yolculukları, küresel Ar-Ge deneyimleri ve farklı disiplinlerin kesişim noktaları üzerine ilham verici paylaşımlarla bir araya geldi. "Bilimsel ilerlemenin sürdürülebilir olması; etik, güven ve sorumlulukla mümkün" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Hukuk, Bilim ve Ruhsatlandırma Direktörü Hande Karakülah, L’Oréal Türkiye’nin bilime olan bütünsel yaklaşımına dikkat çekti. Karakülah konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ilerlemenin sürdürülebilir olması; etik, güven ve sorumlulukla mümkün. L’Oréal Türkiye olarak bilimi, insan sağlığına, topluma ve çevreye saygı temelinde ele alıyoruz. Genç kadınların bilimin her alanında yer alması, daha adil ve kapsayıcı bir gelecek için büyük önem taşıyor." Global deneyimler ve rol modellerden ilham veren hikayeler L’Oreal Amerika, Araştırma ve İnovasyon Birimi, Ürün Güvenliği Kıdemli Bilim Uzmanı Dr. Zehra Kılıç, "Sınır Tanımayan Bilim: Ar-Ge’de Global Bir Kariyer Yolculuğu" başlıklı oturumunda Türkiye’den ABD’ye uzanan kariyer yolculuğunu, bu süreçte karşılaştığı kültürel ve bilimsel farklılıkları ve Ar-Ge’de inovasyon kültürünü aktardı. L’Oréal Türkiye Bilim & Ruhsatlandırma Direktörü Özlem Yılmaz ise kimya mühendisliğinden L’Oréal Türkiye Bilim ve Ruhsatlandırma Departmanı’na uzanan kariyer dönüşümünü, L’Oréal’in bilim ve inovasyona verdiği önemi ve bugün STEM alanında eğitim alan genç kadınlara yönelik en dürüst kariyer tavsiyelerini katılımcılarla paylaştı. Program, L’Oréal Türkiye ve UNESCO iş birliğiyle hayata geçirilen "Bilim Kadınları İçin" Programı’nın 23. yılı kapsamında ödüle layık görülen Doç. Dr. Banu İyisan’ın gerçekleştirdiği "Konfor Alanının Dışında Bilim: Deneyler, Hatalar ve Büyük Başarılar" başlıklı ilham verici konuşmayla devam etti. İyisan, konfor alanının dışına çıkmanın bilimsel gelişimdeki rolünü, deneme-yanılma süreçlerinin büyük başarılara giden yoldaki önemini, programın kariyerine katkılarını ve STEM alanında eğitim alan genç kadınlara yönelik samimi kariyer tavsiyelerini paylaştı. Şirket bilimin kapsayıcı gücüne destek olmaya devam ediyor Geçtiğimiz yıl 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında, L’Oréal Türkiye çocukların bilimle tanışmasını desteklemek amacıyla bilim setleri dağıtımı gerçekleştirilmişti. Bu adımla L’Oréal Türkiye, yalnızca üniversite çağındaki genç kadınlara değil, daha küçük yaş gruplarına da bilimi sevdirmeyi, merak duygusunu güçlendirmeyi ve bilime erişimde fırsat eşitliğini desteklemeyi hedefledi. 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında hayata geçirilen bu çalışmalarla L’Oréal Türkiye, bilimin kapsayıcı gücünü görünür kılmayı, kadınların ve kız çocuklarının bilim yolculuklarını desteklemeyi ve geleceğin bilim insanlarına ilham vermeye devam etmeyi hedefliyor.