Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
15 Ekim 2025 Çarşamba - 15:11
Kahramanmaraş’ta şeker pancarı sökümü başladı
Kahramanmaraş’ta şeker pancarı söküm işlemi başladı. Birçok ilde olduğu gibi Kahramanmaraş’ta şeker pancarı üreticinin önemli gelir kapıları arasında yer alıyor. Afşin ilçesinde de her yıl olduğu gibi bu sene de ekim yapan üreticiler hasada başladı. Tohumun toprakla buluşmasından söküm aşamasına kadar birçok aşamadan geçen şeker pancarının hasat edildikten sonra fabrikalara gönderildiği belirtildi. Şeker pancarı sökümü mesaisinin devam ettiğini belirten üretici Mehmet Çobanbeyli, "Tohumun toprakla buluşmasından söküm aşamasına kadar birçok aşamadan geçerek hasadını yapmaya başladık. Sulamasından, gübresine kadar her şeyi zamanında yapıyoruz. Verimini bol alıyoruz. Eskiye göre çiftçilik şimdi daha kolay olduğuna inanıyorum. Elle yapılan ve onlarca insanın günlerce yaptığı işi bugün makinelerle saatler içinde yapıyoruz. Sökümünü yaptığımız şeker pancarını kamyon ve traktörlere yükleyerek şeker fabrikasına teslim ediyoruz" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:53
5 kırsal mahallenin yol yapım çalışmalarında sona gelindi
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe Belediyesi ile koordineli olarak 5 kırsal mahallede 36 milyon 500 bin TL maliyetle başlattığı yol yapım çalışmalarında sona yaklaştı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde ulaşım konforunu artırmak amacıyla başlattığı yol yapım çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Menteşe ilçesindeki İkizce, Kozağaç, Çırpı, Yerkesik ve Çiftlik mahallelerini kapsayan projede, toplam 36 milyon 500 bin TL’lik yatırımla yürütülen çalışmaların büyük bir kısmı tamamlandı. Büyükşehir Belediyesi, Menteşe ilçesinde İkizce ve Kozağaç Mahallelerini birbirine bağlayan 2 bin 700 metrelik yol ile Çırpı-Maden Ocağı arasındaki bin metrelik yolda zemin düzenleme, plentmiks temel serimi ve birinci kat sathi kaplama imalatlarını tamamladı. Kozağaç-Baraj yolunda ise 16 bin metrelik zemin düzenleme ve plentmiks temel serimi çalışmaları tamamlanırken, ekipler sahada birinci kat sathi kaplama imalatına devam ediyor. Çiftlik ve Yerkesik mahallelerini birbirine bağlayan 7 bin metrelik güzergâhta da plentmiks temel serimi çalışmaları sürüyor. Bu etapta temel çalışmalarının ardından sathi kaplama imalatına başlanacak. Mahalle sakinleri çalışmalardan memnun İkizce Mahallesi sakinlerinden Fahri Demirel, "Yolumuz yenilendiği ve genişletildiği için çok mutluyuz. Eskiden iki araç yan yana zor geçiyordu. Büyükşehir Belediyemiz ve Menteşe Belediyemiz sağ olsunlar güvenli bir yola kavuşmamızı sağladı." Kozağaç Mahallesi sakinlerinden Çağdaş Bozkurt, "Orman yangınları döneminde kesim aşamasında yolumuz yıpranmıştı ve kullanılmaz haldeydi. Bu yıl yaptığımız talep doğrultunda Büyükşehir Belediyemiz ve Menteşe Belediyemiz yenileme çalışmalarına başladı. Çalışmaların çoğu tamamlandı. Kavaklıdere ile Merkez bağlantısı için kestirme bir yol oldu. Yeni yapılan yollar sayesinde hem güvenli seyahat edeceğiz hem de zaman kazanmış olacağız." İkizce Muhtarı Çakı: "Büyükşehir belediyemiz üst yapı çalışmalarını tamamladı" İkizce Mahalle Muhtarı Fatih Çakı, "Yolumuz önceden çok dar ve kışın kullanılamaz hale geliyordu. Menteşe Belediyemiz yolumuzun alt yapısını, Büyükşehir Belediyemizde üst yapı çalışmalarını tamamladı. Yolumuz çok güzel oldu ve rahatladık. Bu çalışmayla Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın kırsala verdiği önemi bir kez daha görmüş olduk. Ahmet Başkanımıza ve Gonca Başkanımıza teşekkür ederiz." dedi. Çırpı Muhtarı Şanlı: "Yolumuz yenilenince tozdan, çamurdan kurtulduk" Çırpı Mahalle Muhtarı Mehmet Şanlı, "20 yıldan beri taş ocağına kadar olan yolumuz kötü durumdaydı. Köylülerimiz bu yoldan çok şikayetçiydi. Yol kenarındaki zeytin ağaçları ve evler tozdan çok etkileniyordu. Seçim sürecinde yol yenileme talebimizi Ahmet Başkanımız ve Gonca Başkanımıza ilettik. Başkanlarımızda yolun yapılmasını sağladılar. Yolumuz yenilenince tozdan, çamurdan kurtulduk. Ahmet Başkanımız ve Gonca Başkanımıza mahallemiz adına çok teşekkür ederim." diye konuştu. Çiftlik Mahalle Muhtarı Recep Nuri Öztürk şu şekilde konuştu: "Yolumuz taşlı ve araçların güvenli ilerlemesine engelleyecek şekildeydi. Yağmur yağdığı zaman özellikle kullanılmaz hale geliyordu. Ekipler yolumuzu bitirmek için çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. Çalışmalar bitince güvenli bir yola kavuşacağız. Ahmet Başkanımız kırsala önem veriyor ve bizi yalnız bırakmıyor. Ahmet Başkanımız ve Gonca Başkanımıza bu çalışma için teşekkür ederiz." İnşaat Mühendisi Aydın: "Yol Yapım Çalışmalarımızda Sona Yaklaşıyoruz" Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşler Dairesi Başkanlığında görevli İnşaat Mühendisi İpek Dela Aydın, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak Menteşe Belediyesi ile koordineli yürüttüğümüz kırsaldaki 5 mahallemizde toplam 36 milyon 500 bin liralık yatırım ile başlattığımız yol yapım çalışmalarımızda sona yaklaşıyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın Muğla’mızın her noktasında vatandaşlarımıza güvenli ve konforlu bir ulaşım sunmak adına başlattığı çalışmalara hız kesmeden devam ediyoruz." dedi. Başkan Aras: "Günlük yaşamını kolaylaştırıyor ve kırsalın kalkınmasına katkı sağlıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızın her köşesine eşit hizmet götürmek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Kırsal mahallelerimizde vatandaşlarımızın güvenli, konforlu ve hızlı bir şekilde ulaşım sağlaması en büyük önceliklerimizden. Muğla’mızı mahalle mahalle, sokak sokak, insanımızla iç içe bir anlayışla yönetiyoruz. Menteşe’de yürüttüğümüz bu çalışmalarla hem bölge halkımızın günlük yaşamını kolaylaştırıyor hem de kırsalın kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Mahalle muhtarlarımızla, belediyelerimizle ve vatandaşlarımızla güçlü bir dayanışma içindeyiz. Muğla’mızın her köşesinde ilçe belediyelerimiz ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz." dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:44
Hotels.com Unpack 26: The Trends in Travel raporunu yayınladı
Hotels.com Unpack 26: The Trends in Travel raporunu yayınladığını duyurdu. Hotels.com yıllık Unpack 26: The Trends in Travel raporunu yayınladı. Her yıl hazırlanan bu küresel rapor, seyahatsever davranışlarındaki değişimleri, popülerliği yükselen destinasyonları ve 2026’da seyahat planlarına yön verecek trendleri ortaya koyuyor. Tarihi yapıların dönüştürülerek konaklama alanlarına çevrildiği "Yeniden Hayat Bulan Mekanlar", otellerin kendisinin destinasyon haline geldiği "Otelden Otele", ve seyahat planlarının ekranlardan ilham aldığı "Film ve Dizi Seti Gezi Trendleri" gibi başlıklar, geleceğin seyahat anlayışına ışık tutuyor. Her bir trend, 24 bin küresel gezginin katılımıyla elde edilen birinci el veriler ve iç görülerle destekleniyor. Yeniden hayat bulan mekanlar 2026’da gezginler, tarihi mimariyi modern konforla buluşturan otellerde konaklayarak "restorasyon" kelimesine gerçek anlamını kazandırıyor. Hotels.com’un "2026 Yılın Otelleri" listesi, eski okullar, tren istasyonları ve bankalar gibi tarihi yapılarda hizmet veren otellerin popülaritesinde gözle görülür bir artış olduğunu gösteriyor. Bu tür oteller, misafirlerine hem konfor hem de güçlü bir kültürel kimlik sunuyor. Hotels.com Küresel Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Melanie Fish, "Gezginler artık sadece uyuyacak bir yer değil, anlatacak bir hikâye arıyor. Yeniden Hayat Bulan Mekanlar bu anlamda karakter, kültür ve konforun mükemmel birleşimi. Bu yıl bir posta binasında, bir hapishanede ve bir depoda kaldım; geçmişin, konaklama sektöründe kesinlikle bir geleceği var" dedi. Fish, "Hotels.com verileri, seyahat planlayanların uygulama üzerinden bir otel rezervasyonu yaptıktan sonra aynı seyahat için ikinci bir otel daha eklediklerini gösteriyor. Üçüncü taraf araştırmalar, manzara, mahalle ve fiyat değişiminin, yeniden bavul hazırlamanın zahmetine değdiğini ortaya koyuyor" dedi. Hotels.com araştırmasına göre dünya genelinde gezginlerin yüzde 54’ü tek bir destinasyonda birden fazla otelde konaklayarak her seyahatinden maksimum keyif almayı hedefliyor. Verilere göre dünya genelinde gezginlerin yüzde 53’ü son bir yılda "Film ve Dizi Seti Gezi Trendleri" yapma isteğinin arttığını belirtiyor. Z ve Y Kuşağı seyahatseverlerinin yüzde 81’i tatil planlarını izledikleri yapımlardan etkilenerek oluşturuyor.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:32
İş Bankası’ndan Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’nde umut tazeleyen hikayeler
Türkiye İş Bankası, 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye’nin farklı bölgelerinde tarımsal üretime katkıda bulunan girişimci ve çiftçi kadınları "Kadının Gücü: Geleceğin Tarımı" etkinliğinde bir araya getirdi. Birleşmiş Milletler (BM), 2008 yılından bu yana çiftçi kadınların tarımsal üretimde, kırsal kalkınmada ve gıda güvenliğinin sağlanmasında üstlendiği kritik rolü görünür kılmak amacıyla her yıl 15 Ekim’de Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’nü kutluyor. Çevrelerini de kendileriyle birlikte üretime dahil eden, bulundukları köy, ilçe ya da şehrin kalkınmasına da katkıda bulunan çiftçi kadınların hikayeleri, yine BM tarafından birlikte üretmenin ve dayanışmanın önemine ithafen "Kooperatifler Yılı" olarak ilan edilen 2025 yılında daha da önemli hale geliyor. İkinci yüzyılına adım atan İş Bankası’nın, Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’nü kutlamak üzere bu yıl üçüncüsünü düzenlediği etkinlikte; çiftçi kadınlar geçmişten bugüne yolculuklarını paylaştı. "Kadın kooperatifleri yalnızca ekonomik değil, sosyal dayanışmanın da sembolü" Etkinliğin açılışında konuşan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, ülkemizde 5 milyon tarım üreticisinin 2 milyonunun kadın olmasına rağmen Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı kadın oranının yalnızca yüzde 15 seviyesinde bulunduğunu belirtti. Yılmaz, "Tarımın yükünü sırtlayan kadınlar gelir paylaşımı ve karar mekanizmaları söz konusu olduğunda hala arka planda kalıyor. Oysa Dünya Bankası ve FAO araştırmaları, eğer kadınlar erkeklerle aynı olanaklara sahip olsalardı tarımsal üretimden küresel ölçekte elde edeceğimiz gelirin en az 1 trilyon dolar daha fazla olacağını söylüyor. Kadın üretirse sadece üretimi değil kaliteyi, sürdürülebilirliği toplumsal refahı da artırıyor. Bu bakış açısıyla kadına pozitif yaklaşımımızı her zaman sürdüreceğiz" diye konuştu. Kadınların tarımsal üretimde güçlenmesinin, açlıkla mücadeleden iklim krizine kadar birçok küresel hedefin anahtarı olduğunu belirten Yılmaz, kadın kooperatiflerinin önemine dikkat çekerek kadın kooperatiflerinin yalnızca ekonomik değil, sosyal dayanışmanın sembolü olduğunu vurguladı. Üretici kadınlara çevrimiçi pazarlara kolay erişim imkânı Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları ile kadın üreticilere dijital pazarlama, markalaşma, finansal okuryazarlık eğitimleri verdiklerini belirten Sezgin Yılmaz, üretici kadınların İş Bankası iştiraklerinden çevrimiçi alışveriş platformu Pazarama aracılığıyla komisyon ve kargo ücreti ödemeden ürünlerini satabildiklerini, böylelikle Mart 2024’ten bu yana 7 milyon TL’yi aşkın gelir elde ettiklerini söyledi. Bu yıl düzenledikleri bir kampanya ile en fazla satış yapan 3 kadın üreticiyi tarım alanındaki başarılı örnekleri deneyimlemeleri için Hollanda’ya götürdüklerini; gelecek yıl 6 kadınla benzer bir teknik gezi gerçekleştirmeyi planladıklarını aktardı. "Kadınlar birlikte çalıştığında marka değeri oluşturuyor, daha çok kazanç elde ediyor" Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi Dr. Ayşegül Selışık da konuşmasında, dünyada gıdaya erişimin çok önemli bir sorun olduğuna işaret ederek 2024 verilerine göre hala 720 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini, bununla birlikte hem doğal kaynakların hem tarımda çalışan sayısının azaldığını söyledi. Selışık, sürdürülebilir bir geleceğin kırsal kesimde yaşayan kadınların güçlenmesiyle sağlanabileceğini vurguladı. Tarımın mutlaka önceliklendirilmesi ve çiftçi kadınların baş tacı edilmesi gerektiğini söyleyen Selışık, bu bakış açısıyla kadın liderliğindeki kooperatiflere yönelik bir program uyguladıklarını, özellikle yereldeki üretimin belirli standartlarla dijital pazarlara ulaştırılmasına yönelik eğitimler verdiklerini, şu anda 19 ilde 38 kooperatif ile çalıştıklarını anlattı. Selışık, "Kooperatifçilik önemli, kadınların dayanışması önemli. Kadınlar birlikte çalıştığında marka değeri oluşturuyor, katma değeri yüksek ürünler üretiyor, daha çok kazanç elde ediyor. El ele hareket edelim. Güç birliğine devam edelim. Bu sene ve sonrasında kooperatifçiliği güçlendirmeye gayret edelim" diye konuştu. Tarımın kadınlarından ilham veren hikayeler "Kadının Gücü: Geleceğin Tarımı" etkinliğinde tarımsal üretimin farklı alanlarında kendi hikayelerini yazan kadınlar umut tazeleyen yolculuklarını paylaştı. Antalya’da koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan Kamile Kıvrak, 60 keçi ile başlayan yetiştiricilik yolculuğunda 200 küçükbaştan oluşan bir sürüye sahip olduğunu anlattı. Koyunlarının kaybolması üzerine düğünlerde gördüğü dronu almaya karar verdiğini, kullanımını internetten öğrendiği gece görüş özelliğine sahip iki dron ile sürüsünü takip ettiğini anlattı. Burdur’da susuz tarım yapan, Toprağın Melekleri Dermokozmetik’in kurucusu ve CEO’su Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de Indiana Üniversitesi’nde akademisyenlik yaparken ailesindeki kayıpların ardından ata toprağına dönüş yapmasının ardından yanlış tarım uygulamaları nedeniyle kuraklık yaşayan 30 nüfuslu köyde kalarak çiftçilik yapma ve dönüşüm oluşturma hikayesini paylaştı. Van’ın Gevaş ilçesinde bulunan Artos Kadın Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin Başkanı Songül Güleç, 7 kadın ile birlikte kurdukları kooperatifte tamamen organik bal, polen gibi ürünlerin üretimini gerçekleştirdiklerini ve yurt dışına açılmayı hedeflediklerini anlattı. Kadınların arıcılık yapmasının ilk başta tepki aldığını ancak zamanla diğer kadınların da ilgi göstermeye başladığını ve çocuklarının da arıcılık yapmasını istediğini söyleyen Güleç, onları tarıma kazandırmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Uşak’tan göç ettiği Kırklareli Kayalı köyünde büyükbaş hayvan çiftliği kuran Çiğdem Onbey, beş inekle başlayan çiftlik hikâyesinde zamanla 70 hayvanı olduğunu ve bu yolculuğunda ailesinin desteğinin büyük olduğunu anlattı. Sabah beşte yağmur, çamur, soğuk demeden hayvanlara baktığını, samanını, yemini döktüğünü, ineklerine kızım-oğlum diye seslendiğini ifade etti. Köyde kahve işleten eşine kızlarıyla birlikte yardım ettiğini belirten Onbey, kahvehanede kadın olmasına başta köy halkından tepki geldiğini, ancak zamanla temiz ortam ve güzel çayın herkesin ilgisini çektiğini, ön yargının yıkıldığını paylaştı. Bodrum’da İso Babanın Çiftliği’nde tropikal meyve yetiştiriciliği yapan Cahide İmre, kalabalık bir ailede Mardin’de dünyaya geldiğini, 2,5 yaşına kadar yürüyemediği, annesinin desteğiyle tedavi için İzmir’e taşındığını, burada keçi sütüyle beslenmesiyle yürümeye başladığını anlattı. Bodrum’da ailesinden miras kalan arazi ile tüm zorluklara rağmen 8 yıldır tropikal meyve yetiştiren İmre, meyvelerden reçetesi kendisine ait olan reçel gibi ürünler elde ettiklerini, acı bibere Asya baharatı bile koyarak reçel yapabildiğini belirtti ve tüm bu başarının ise kadınların desteğiyle mümkün olduğunu söyledi. Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde küçük yaştan itibaren tarım ve hayvancılık yapan, solucan gübresi üretimi gerçekleştiren Menekşe Koyuncu, 500 kişinin katıldığı çiftçi kadınlar yarışmasından seçilerek, Viyana’ya eğitim almaya gittiğini ve ardından solucan gübresi yetiştirmeye başladığını anlattı. Koyuncu, ayrıca İç Anadolu bölgesindeki tüm sebzeleri bahçesinde yetiştirebildiğini, hiçbir zaman kimyasal gübre kullanmadığını, mühendis oğlunun da seracılık yapmak ve kompost üretmek istediğini belirterek toprağın ölmez bir ana olduğunu ifade etti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:57
Fındıkta rekolte ve randıman artıracak çalışma
Fındık üretiminde verimliliği artırmak ve kalite standartlarını yükseltmek amacıyla Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yürütülen "Çakıldak Fındık Çeşidinde Klon Seleksiyonu Projesi" devam ediyor. Enstitü yetkililerinden alınan bilgiye göre, proje kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda Çakıldak fındık çeşidinde verim ve meyve kalitesi açısından belirgin artışlar gözlemlendi. Uzman ekipler tarafından yürütülen seleksiyon çalışmaları sonucunda, 18 farklı ocaktan elde edilen fidanlar ile deneme parselleri oluşturuldu. Bu parsellerde budama ve terbiye işlemleri uygulanarak tek dal sistemi hayata geçirildi. Yapılan gözlemler, bazı klonların hem daha yüksek verim hem de daha iri ve kaliteli meyveler verdiğini ortaya koydu belirtildi. Proje kapsamında geliştirilen yeni klonlar sayesinde, hem üretici hem sanayicinin beklentilerine uygun nitelikte fındık çeşitlerinin üretimi hedefleniyor. Ayrıca, tek dal sistemi ile fındık üretiminde bakım kolaylığı sağlanırken, hasat verimliliği ve mekanizasyon imkanları da artıyor. Fındık Araştırma Enstitüsü yetkilileri, proje sonunda elde edilecek sonuçların bölge tarımı için büyük önem taşıdığını belirterek "Çakıldak fındık çeşidinde yürütülen klon seleksiyonu projemizle, yüksek verimli ve kaliteli bireylerin tespiti sağlanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda üreticilerimizin daha az emekle daha fazla ürün alması, aynı zamanda modern yetiştiricilik yöntemlerinin sahaya aktarılması hedeflenmektedir. Yalnızca verim artışıyla değil, sürdürülebilir tarım ve iklim koşullarına dayanıklı üretim modelleri açısından da büyük katkı sağlayacak. Çalışmalar önümüzdeki dönemde genişletilmesi ve elde edilen üstün klonların üreticilere ulaştırılması planlanıyor" denildi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:54
Edirne’de ceviz hasadı başladı
Edirne’nin İpsala ilçesine bağlı Karaağaç köyünde ceviz hasadı başladı. Ceviz üretiminin yoğun olduğu köyde yaşanan kuraklık sebebiyle bu yılki rekoltenin geçtiğimiz yıla göre azaldığı belirtildi. İpsala ilçesine bağlı Karaağaç köyünde 2010 yılından bu yana ceviz üretimi yapan Birol Koç, "Cevizde en önemli unsur su. Sulamayı tankerlerle taşıyarak yapıyoruz. Barajın bir an önce tamamlanmasını istiyoruz" dedi. Edirne İl Genel Meclis Üyeleri Cevdet Kurt ve İsmail Aliş ise, Karaağaç köyünde üreticilerin yoğun bir mesai içinde olduklarını belirterek, şunları söyledi: "Bölgemizin en önemli üretim alanlarından biri olan Karaağaç köyünde yaklaşık 2 bin dekar alanda ceviz üretimi yapılıyor. Bu yıl başında yağan kar ve yaz boyunca süren kuraklıktan üreticilerimiz ciddi şekilde etkilendi. Geçen yıllarda ağaç başına ortalama 20 kilogram ceviz alınırken, bu yıl verim 13-15 kilograma kadar düştü." İpsala ilçesinde bu sene cevizde toptan satış fiyatının 200 ila 250 TL arasında değiştiği bildirildi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:36
E-ticarette satış artıyor, kâr azalıyor: Satıcı kazandığını sanıyor
E-ticarette satış hacmi rekor kırarken, birçok satıcı aslında kâr ettiğini sanıyor. Görünmeyen maliyetlerin, kazancı sessizce erittiğini belirten uzmanlar yapılan satışların yanı sıra kâr oranın da takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’de e-ticaret hacmi hızla artarken, binlerce satıcı pazaryerlerinde her gün milyonlarca ürün satıyor. Ancak artan satışlara rağmen birçok işletme, gelirinin neden azaldığını anlamakta zorlanıyor. BirFatura CEO’su İbrahim Bayır, satıcıların kâr takibini ihmal ettiğini belirterek, "Satıcı satışlarını takip ediyor ama kârını takip etmiyor. Her gün işlem yapıyor, fatura kesiyor, ama sonunda kazandığını nerede kaybettiğini bilmiyor. Kâr, kasaya değil; sistemin içinde kayboluyor" dedi. BirFatura’nın saha analizine göre, pazaryerlerinde yapılan 100 liralık satışın yaklaşık 50 lirası komisyon, reklam, kargo, iade, yazılım ve vergi giderlerine gidiyor. "Satıcı kârını sanal kasada bırakıyor" sözleri ile durumu özetleyen Bayır, "Bir satıcı 100 lira satış yaptığında, elinde kalan çoğu zaman 40-45 lira. Geri kalanı sistemin diğer halkalarına gidiyor. Komisyonlar, reklam bütçeleri, kargo ve iade maliyetleri satıcının görünmeyen ortağı haline geldi" diye konuştu. E-ticaretin doğası gereği her satışta birçok kurumun pay aldığını belirterek, e-ticaretteki en büyük sorunlardan birinin operasyonel dağınıklık olduğunu vurgulayan Bayır, KOBİ’lerin satış, fatura, kargo ve stok yönetimini entegre sistemlerle yürütmesi gerektiğini söyledi. BirFatura platformunun bu süreci tek panelde toplayarak işletmelere zaman ve maliyet avantajı sunduğunu belirten İbrahim Bayır, "Satıcı kazandığını zannediyor, çünkü para hesabına giriyor. Ama aynı hızla geri çıkıyor. Kârı kim kazanıyor derseniz; cevap açık: sistem. Satıcı emeğini veriyor, ama gelirin önemli bir kısmı platformlar, bankalar ve reklam kanallarında kalıyor. KOBİ’ler için en büyük maliyet kalemi, zaman. Her şeyi tek yerden yönetebildiğinizde hata payı azalıyor, operasyon verimliliği artıyor. Bu da dolaylı olarak kârlılığı koruyan bir etki oluşturuyor" şeklinde konuştu. Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 itibarıyla 3 trilyon liraya yaklaştığını ancak birçok satıcının hâlâ gelir-gider dengesini manuel takip ettiğini sözlerine ekleyen Bayır, bu durumun yüksek satış hacmine rağmen düşük kârlılık sorununu derinleştirdiğini belirtti. Bu sürecin artık sadece teknik bir mesele olmadığını vurgulayan Bayır, "E-ticaret sadece satış yapmak değildir. Bu, aynı zamanda bir süreç yönetimi işidir. Kim sürecini iyi yönetirse, kârını da o korur. Satış rakamı değil, kârlılık konuşulmalı. E-ticarette kazanan, en çok satan değil; en doğru yöneten olacak. Satıcı, artık sadece ürün değil, zamanı ve süreci de yönetmek zorunda. Farkı oluşturacak olan ise kârını koruyabilen, sürecini dijitalleştiren ve kontrolü elinde tutan işletmeler olacak" ifadelerini kullandı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:20
Kamu müteahhitleri 2026 yılından umutlu
Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, 2026 yılında faizlerin düşmesiyle kamu yatırımlarının artmasını beklendiklerini ifade etti. KAMİAD Başkanı Ali Adıgüzel, kamu müteahhitlerinin 6 Şubat Kahramanmaraş’ta yasanan büyük yıkım sonrasında kamu yatırımlarının durdurulması veya yavaşlatılmasıyla zorlu bir süreç geçirdiğini hatırlattı. 2026 yılı için umutlu olduklarını belirten Başkan Ali Adıgüzel, faizlerin düşmesi ve kamu yatırımlarının yeniden artmasıyla inşaat sektöründe toparlanma beklediklerini ifade etti. Adıgüzel, "Hem afet bölgesi dışında kalan kamu müteahhitleri hem de ülke genelinde yüksek faiz oranları nedeniyle konut satamayan yatırımcı müteahhitler, son dönemde ciddi sıkıntılar yaşadı. Bu nedenle sektör, faizlerin düşmesini ve kamu yatırımlarının yeniden başlamasını dört gözle bekliyor. Önümüzdeki yıldan itibaren sektörde yeniden bir hareketlilik olacağına inanıyoruz," dedi. 6 ay icinde konut sayısının 450 bine ulaşması bekleniyor Kahramanmaraş depremleri sonrasında Türkiye genelinde inşaat faaliyetlerinde bir eksen kayması yaşandığını belirten Adıgüzel, devlet eliyle yapılan yatırımların büyük bölümünün deprem bölgesine yönlendirildiğini ifade etti. "Deprem sonrası bütçelerin önemli kısmı afet bölgesine aktarıldı. Son verilere göre 350 bin deprem konutu teslim edildi. Yaklaşık altı ay içinde bu sayının 450 bine ulaşması bekleniyor. Böylece hükümetimiz, 2,5-3 yıl gibi kısa bir sürede deprem konutlarındaki hedefini büyük ölçüde tamamlamış olacak" dedi. Afet bölgesindeki konut açığı 2026 yılının sonuna kadar tamamlanacak Adıgüzel , "Özel sektörde faaliyet gösteren yap-sat müteahhitleri, deprem sonrası dönemde pozisyon almakta zorlandı. Çünkü illerdeki farklı imar yönetmelikleri ve her kentin farklı imar dokusunu bir standarta getirerek çalışmalara başlamak kolay olmadı. Bu nedenle yerinde dönüşüm projeleri, kamu yatırımlarına oranla nispeten daha ağır ilerledi. Yerinde dönüşüm başvuruları haziran 2025’ te tamamlandı. Bu projelerin de 2026 yılının sonuna kadar tamamlanacağını öngörüyoruz. Bu sayede afet bölgesindeki konut açığının da çok büyük oranda kapanacağını düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. 2026 yılının sektör açısından kritik bir döneme işaret ettiğini belirten KAMİAD Başkanı, "Afet konutları dışında ülkemizdeki diğer yatırımlar duraksadığı için; Kamu müteahhitleri son iki yıldır ciddi bir durgunluk yaşadı. Kamu yatırımları azaldığı için, aşırı rekabetçi ortam nedeniyle birçok müteahhit maliyetine veya zararına çalışmak zorunda kaldı. Ancak afet konutlarının tamamlanması ve hükümetimizin açıkladığı 500 bin sosyal konut, bu alanda yeni bir sürecin başladığını göstermektedir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde kamu projeleri yeniden canlanacak ve sektöre moral verecektir." Suriye’de savaşın bitmesiyle birlikte savaşta yıkılmış şehirlerin inşaası; bilhassa bölgeye yakın illerdeki müteahhitler için büyük önem arz etmektedir. Devletimiz Suriye konusunda bugüne kadar hiçbir ülkenin göstermediği kardeşliği ve misafir perverliği göstermiştir. Şimdi de bu şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasında en büyük payı ülkemizdeki iş insanlarının alması için ön ayak olmalı ve sektörümüze destek olmalıdır. Kamuya iş yapan ve özel sektöre iş yapan tüm müteahhitlerin beklentisi bu yöndedir" dedi. Türkiye genelinde nüfus artışıyla birlikte konut açığının giderek büyüdüğünü söyleyen Adıgüzel, artan maliyetlerin ve yüksek faiz oranlarının konut satışlarını olumsuz etkilediğini vurguladı. "Orta ve dar gelirli vatandaşın konuta erişimi giderek zorlaşıyor. Faiz oranlarının düşmesiyle birlikte konut piyasasında hareketlilik başlayacak. Yukarıda bahsettiğim tüm bu gelişmeler doğrultusunda; 2026 yılının sektör açısından yeniden toparlanma yılı olmasını bekliyoruz," diye konuştu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:16
Mersin’de hava kargo ile ihracatçıya sunulan imkanlar tanıtıldı
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda (MTSO) ’Hava Kargo Taşımacılığı Bilgilendirme Toplantısı’ düzenlendi. Toplantıda, Çukurova Uluslararası Havalimanı’ndan yapılacak taşımalarda sektörlere özel sağlanan kargo çözümleri hakkında detaylı bilgi aktarıldı. 130’dan fazla ülkeye avantajlı ve sürdürülebilir ihracat taşımalarının detayları paylaşıldı. Dünyadaki ürün ticaretinin yüzde 33’ünün hava kargo ile gerçekleştirildiği kaydedilen toplantıda, bu taşıma modunun avantajları hız, verimlilik, esneklik, güven ve izlenebilirlik olarak sıralandı. Ardından Çukurova’dan sunulan hizmetlerin detayları hakkında bilgi verildi. Toplantı katılımcıların merak ettiği soruların yanıtlanmasıyla son buldu. "Kargo fiyatları rekabet için dünya standartlarına gelmeli" Toplantının açılışında konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’deki ihracat ve ithalat taşımalarının yüzde 99’unun kara ve denizyoluyla gerçekleştirildiğini, dünyada ise daha avantajlı imkanlar sunan hava kargoya talep olduğunu belirtti. Uzun süren lobi faaliyetleri sonrasında Uluslararası Çukurova Havalimanı’nın tamamlandığını ve hava kargo taşımasının bölgede de güçlenmeye başladığını belirten Çakır, "Artık bizim de ürünlerimiz sabah toplanıp öğleden sonra yurtdışındaki market raflarında yerini alabilecek" dedi. Çakır, böylesi önemli bir kazanımın sağlanabilmesi için kargo fiyatlarının dünya standartlarına getirilerek ihracatçılara rekabet gücü kazandırılmasını beklediklerini söyledi. Bu konuda teşvikler bulunduğunu ancak yeterli olmadığını kaydeden Çakır, rekabetçi fiyatlar oluşursa hava kargo taşımalarındaki ürün çeşitliliğinin de artabileceğine işaret etti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:06
Üniversite öğrencileri bu programla istihdam edilecek
Kastamonu Üniversitesi’nde imzalanan protokol kapsamında başlatılan 819 kontenjanlı İŞKUR Gençlik Programıyla üniversite öğrencileri istihdam edilecek. Kastamonu Üniversitesi ile Kastamonu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü arasında İŞKUR Gençlik Programı kapsamında protokol imzalandı. Kastamonu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen törende, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ile İŞKUR İl Müdürü Dilek Şehnaz Aşıcı tarafından protokol imzalandı. İmzalanan protokol çerçevesinde Kastamonu Üniversitesinde öğrenim gören 819 öğrenci, İŞKUR’un belirlediği kriterlere göre istihdam edilecek. Üniversite öğrencilerinin belirlenen faaliyet alanlarında İŞKUR Gençlik Programı yapılacak. Programda katılımcılar, ağır, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerin yanı sıra, temizlik işlerinde de görevlendirilemeyecek. Katılımcı olarak belirlenen her bir öğrencinin katılım günleri ve katılım gün sayıları belirlenirken, öğrencilerin ders programları ve talepleri göz önünde bulundurularak tüm program boyunca haftalık yararlanma süresi en fazla 22,5 saat ve 3 gün olarak uygulanacak. Program, 10 Kasım Pazartesi günü başlayacak ve 22 Mayıs 2026 tarihinde sonlanacak. Başvurular, 15 Ekim-19 Ekim tarihleri arasında yapılacak olup, katılımcılar geçerli başvurular arasından 23 Ekim tarihinde noter tarafından yapılacak kura çekilişi ile belirlenecek. Katılımcılara İŞKUR tarafından, program kapsamında çalıştıkları her gün için günlük net bin 83 TL ödeme yapılacak. Ayrıca, İŞKUR tarafından, katılımcıların iş kazası ve meslek hastalığı ile genel sağlık sigortası katılım sağladıkları gün üzerinden karşılanacak. İŞKUR Gençlik Programı kapsamında bir katılımcı toplamda en fazla 140 fiili gün programdan yararlanabilecek.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:00
Ceviz bahçeleri büyüyor üretici yüzü gülüyor
Tekirdağ İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, Çorlu ilçesi Seymen Mahallesinde bin 400 dekar alanda "Özel Ağaçlandırma" kapsamında kurulan ceviz bahçesini ziyaret etti. 2020 yılında tesis edilen ceviz bahçesinde teknik incelemelerde bulunan İl Müdürü Mehmet Aksoy, üreticilerle ceviz üretimi ve işletme yönetimi konularında bilgi alışverişinde bulundu. Ziyaret sırasında üreticilere, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanan destekleme ödemeleri hakkında bilgilendirme yapıldı. İl Müdürü Aksoy, "İl Müdürlüğü olarak her zaman üreticilerimizin yanında olmaya, onları teknik olarak desteklemeye ve verilen teşviklerin etkin kullanımını sağlamaya devam edeceğiz. Tarım ve hayvancılık ile ilgili her türlü konuda sizleri İl / İlçe Müdürlüklerimize bekleriz" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:57
Bursa gıda sektöründe önemli buluşmalara hazırlanıyor
Bursa, gıda sektöründe önemli buluşmalara hazırlanıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla, 23-25 Ekim 2025 tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Bursa Food Point Fuarı, ulusal ve uluslararası firmaları aynı çatı altında buluşturuyor. Fuar öncesinde 22 Ekim 2025’te Bursa Business School’da düzenlenecek Uludağ Gıda Zirvesi de sektörün geleceğine yön verecek stratejilerin ele alınacağı önemli bir buluşma noktası olacak. Bursa, güçlü sanayi altyapısı, lojistik avantajları ve yenilikçi girişim ekosistemiyle gıda sektörünün üretim ve bilgi üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bursa Food Point Fuarı’nda gıda ürünlerinden işleme teknolojilerine, mutfak ekipmanlarından ev dışı tüketim malzemelerine kadar geniş bir ürün yelpazesi sergilenecek. Food Point, Network Fuarcılık tarafından düzenlenen 6. Turfood Horeca Fuarı ile eş zamanlı olarak yapılacak. Fuarda yurt içi ve yurt dışından gelecek nitelikli alıcılarla yerli üreticiler arasında doğrudan iş bağlantıları kurulması hedefleniyor. İhracatta yeni hedefler, küresel ağlarda güçlü Bursa BTSO’nun Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü UR-GE projeleri kapsamında yıllardır başarıyla devam eden alım heyeti organizasyonlarının uluslararası marka değeri taşıyan bir fuara dönüşmesi, sektörün ihracat kapasitesinde önemli katkı sağladı. KFA Fuarcılık ve Network Fuarcılık işbirliğiyle düzenlenecek iki fuarda farklı coğrafyalardan alım heyetleri de ağırlanacak. Her iki fuarda 100’ü aşkın firma stant açması beklenirken, fuar ile sektörün kalbi 3 gün boyunca Bursa’da atacak. Uludağ gıda zirvesi Bursa Business School’da yapılacak BTSO öncülüğünde Uludağ Gıda Zirvesi bu yıl "Sürdürülebilir Gıda Arzı ve Güvenilirliği" temasıyla düzenleniyor. Etkinlikte; iklim değişikliğinin tedarik zincirine etkileri, yerli üretimin güçlendirilmesi, gıda israfının önlenmesi ve sürdürülebilir arz modelleri gibi konular alanında uzman isimler tarafından ele alınacak. Bursa Business School’un ev sahipliğinde gerçekleştirilecek zirve, kamu yöneticileri, akademisyenler, sektör temsilcileri ve yerel yöneticileri bir araya getirecek. "Gıda sektörünün ihracatı ve stratejileri Bursa’da konuşulacak" BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan, Bursa’nın gıda sektöründe bölgesel ve uluslararası ölçekte öne çıkan bir merkez haline geldiğini belirterek, her iki organizasyonun sektörün geleceğine önemli katkı sağlayacağını söyledi. "Bursa, üretim kabiliyeti, girişimci gücü ve yenilikçi vizyonuyla gıda sektörüne yön veren bir şehir." diyen Sayılgan, "BTSO olarak sektörümüzün küresel rekabetçiliğini artırmak, markalarımızı dünya pazarlarında daha görünür kılmak amacıyla uzun süredir önemli çalışmalar yürütüyoruz. Food Point Fuarı ve Uludağ Gıda Zirvesi, bu çalışmaların en somut örnekleri arasında. Bursa, bu organizasyonlarla hem üretim hem de bilgi ve strateji açısından Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerliyor" ifadelerini kullandı. "Turfood Horeca Fuarı her geçen yıl daha da güçleniyor" NETWORK Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda BTSO Turizm Konseyi Başkanı Hasan Eker, Bursa’nın fuarcılık kültürünü güçlendirmek ve kentin üretim potansiyelini uluslararası alanda tanıtmak amacıyla önemli adımlar attıklarını belirtti. Bursa’nın fuarcılık vizyonunu geliştirmek ve sektörlerin tanıtımına katkı sağlamak adına 2016 yılından bu yana önemli organizasyonlara imza attıklarını kaydeden Eker, "6. Turfood Horeca fuarımızın bir yenisini, bu yıl Bursa Food Point ile eş zamanlı olarak ziyaretçilerimizle buluşturacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bursa, sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı, tarımsal üretim kabiliyeti ve markalaşma potansiyeliyle gıda endüstrisinde liderliğe aday bir şehir. Bu potansiyeli uluslararası boyuta taşımak için fuarcılık büyük bir fırsat sunuyor. Her iki fuarla birlikte yalnızca yeni iş bağlantıları kurulmasını değil, aynı zamanda sektörümüzün ihracat vizyonuna ve uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder