Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:56
Yemek sanayinden öğrencilerine kariyer dersi
Karacabey Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen ’Kariyer Günleri’ çerçevesinde Yankı Yemek ve Catering, öğrencilerle buluşarak sektörel deneyimlerini paylaştı. Karacabey Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölümü tarafından Öğr. Gör. Nihal Kanat, Öğr. Gör. Dr. Kader Çetin ve Öğr. Gör. Cumhur Berberoğlu’nun koordinasyonunda düzenlenen ’Kariyer Günleri’ etkinlikleri, gıda sektörünün önde gelen firmalarını öğrencilerle buluşturdu. Etkinlikte yer alan firmalardan Yankı Yemek ve Catering, 35 yılı aşan tecrübesiyle öğrencilere ilham veren bir sunum gerçekleştirdi. Yankı Yemek ve Catering’i temsilen Genel Müdür Yardımcısı Leman Yurttaş ve Satış-Pazarlama Müdürü Selime Özdemir, gıda sektöründeki gelişmeler, toplu yemek hizmetlerinde kalite standartları, hijyen, gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim konularında kapsamlı bir sunum yaptı. Yurttaş, gıda sektöründe kalite ve güvenliğin önemine vurgu yaparak, Yankı Yemek’in bu alanlarda örnek gösterilen uygulamalarını paylaştı. Sunumda öğrenciler, toplu yemek sektöründe yer alabilecekleri çalışma alanları, kariyer fırsatları ve mesleki gelişim yolları hakkında bilgi edindi. Etkinliğin sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, öğrenciler sektörün geleceğine, staj imkânlarına ve istihdam imkanlarına dair sorular yöneltti. Program sonunda, Yankı Yemek yöneticilerine katkılarından dolayı Öğr. Gör. Nihal Kanat ve Öğr. Gör. Dr. Kader Çetin tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, öğrencilerin gıda sektörünü yakından tanımalarına, profesyonel yaşama dair bilgi edinmelerine ve iş dünyasıyla doğrudan iletişim kurmalarına imkan sağladı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:52
Gaziantep’e yapılacak ASELSAN yatırımında imza aşamasına gelindi
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve ASELSAN iş birliğinde Gaziantep’te yapılması kararı alınan,"Slip Ring-Kayar Bilezik" yatırımı için yürütülen süreçte imza aşamasına gelindi. Gaziantep’te ileri teknolojiye dayalı ve katma değeri yüksek üretime öncülük edecek olan, "Slip Ring-Kayar Bilezik" yatırımı için çalışmalar tüm hızıyla devam ederken önemli mesafeler katedildi. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, süreçle ilgili yaptığı değerlendirmede, "Gaziantep olarak sanayimizi ileri teknolojilerle buluşturmayı ve yerli üretimi güçlendirmeyi sürdürüyoruz. ASELSAN ile gerçekleştirmekte olduğumuz bu iş birliği, sadece kentimizin değil ülkemizin de savunma sanayi kapasitesine katkı sağlayacak. Kayar bilezik üretimi, yüksek teknoloji gerektiren ve katma değeri yüksek bir üretim alanı. Bu yatırım, Gaziantep’in üretim kabiliyetine yeni bir boyut kazandıracak. Bizler de bu doğrultuda Savunma Sanayi Başkanlığımız ve ASELSAN ile yürüttüğümüz yoğun görüşmeler sonucunda, şehrimizde hayata geçireceğimiz ‘Slip Ring-Kayar Bilezik’ yatırımı için protokol ve imza aşamasına ulaşmış bulunuyoruz" dedi. Atılacak bu adımın Gaziantep sanayisinin sektördeki rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağını ifade eden Ünverdi, "Yerli ve milli üretim anlayışıyla hareket ederek, savunma sanayimizin kritik parçalarının yerli imkanlarla üretilmesine katkı sağlamak her zaman bizim önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bu anlayışla hem kentimizin hem de ülkemizin stratejik üretim kapasitesini artırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bu noktada GSO ve ASELSAN’ın iş birliği ile yürütülen süreç sonucunda, nitelikli üretim kapasitesine katkı sağlayacak bu yatırım, radar ve silah sistemleri başta olmak üzere askeri ve sivil alanlarda kullanılacak kayar bileziklerin üretimini mümkün kılacak. Bu yatırım ile Gaziantep sanayisine, istihdamına ve üretim kabiliyetlerine yeni imkanlar kazandırmayı hedefliyoruz. Gaziantep sanayisinin daha güçlü ve rekabetçi bir geleceğe adım atmasında bu iş birliğinin önemli bir kilometre taşı olacağına yürekten inanıyoruz. Bu aşamaya gelinmesinde emek veren, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:50
Emet’te üreticiler için Simav’daki seralara teknik gezi
Emet İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce ilçede seracılık faaliyeti yapmak isteyen üreticilere yönelik olarak Simav ilçesinde bulunan seralara teknik gezi düzenlendi. İlçe Tarım Müdürlüğü yetkililerince yapılan açıklamada, üreticilerin bilgi ve tecrübelerini artırmaya yönelik çalışmaların devam ettiğine vurgu yapıldı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:50
Emet’te üreticiler için Tarım Sigortası Bilgilendirme Masası
Emet İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde üreticilerin tarım sigortaları konusunda bilgilendirilmesi amacıyla Tarım Sigortası Bilgilendirme Masası oluşturulduğu bildirildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde oluşturulan Bilgilendirme Masasında üreticilere Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Ayrıca tarımsal üretimde risk yönetimi konusunda farkındalık çalışmaları devam ediyor.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:49
Akıncı’dan Dünya Gıda Günü mesajı
Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından gıda üretimi, tüketimi ve açlıkla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla her yıl 16 Ekim’de kutlanan "Dünya Gıda Günü" dolayısıyla mesaj yayımladı. Akıncı, "Gıda, yaşamın temeli ve insan hakkıdır; yeterli ve güvenli gıdaya erişimde yaşanacak sıkıntılar, sadece bireylerin sağlığını değil, toplumların ekonomisini, güvenliğini ve gelecek nesillerin yaşamını da doğrudan etkileyecektir" dedi. Bu yıl 45’inci kez kutlanan Dünya Gıda Günü’nün ana temasının "Daha İyi Gıdalar ve Daha İyi Bir Gelecek İçin El Ele" olarak belirlendiğini kaydeden GTB Başkanı Akıncı, "Dünya Gıda Günü, insanlığın en temel haklarından biri olan gıda erişimini hatırlamak ve sürdürülebilir gıda sistemlerine odaklanmak için önemli bir fırsattır. Gıda, yalnızca bir ihtiyaç değil, sağlıklı bir yaşamın ve güçlü bir geleceğin de temelidir. Ne yazık ki bugün dünya genelinde yaklaşık 700 milyonun üzerinde insan yeterli ve güvenli gıdaya erişememekte ve açlıkla mücadele etmektedir. Pandemi süreci, küresel gıda sistemlerimizin kırılganlığını gözler önüne sererken, son yıllarda yaşanan iklim değişiklikleri tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Kuraklık, aşırı yağışlar ve diğer doğal afetler gıda kaynaklarını azaltmakta; artan dünya nüfusu ve yükselen gıda talebiyle birleştiğinde, gelecek nesillerin güvenliği için ciddi riskler oluşturmaktadır. Büyüyen küresel nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak, sınırlar, sektörler ve nesiller arası güçlü bir ekip çalışmasını gerektirmektedir. Bu nedenle gıda üretiminin sürdürülebilir şekilde artırılması, gıda israfının azaltılması, üreticilerin desteklenmesi ve yerel tarım sistemlerinin güçlendirilmesi bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Dünya Gıda Günü, yalnızca farkındalık oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda harekete geçme çağrısıdır. Her birey, kurum ve devlet, gıda hakkının evrensel bir hak olduğunu hatırlayarak, daha adil, sürdürülebilir ve güvenli bir gıda sistemi için sorumluluk almalıdır. Bugün atacağımız adımlar, yarının dünyasını doğrudan şekillendirecek; bu nedenle daha azıyla daha fazlasını üretmeli, daha kapsayıcı ve daha adil bir gelecek için hep birlikte çalışmalıyız. Bu sayede açlıkla mücadele, çevresel koruma ve toplumsal dayanışmayı birleştiren, daha sağlıklı ve güçlü bir gelecek inşa edebiliriz" ifadelerini kullandı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:34
Enerji ve Sanayi sektörleri 3’üncü Yeşil Enerji Zirvesi’nde buluştu
ATP GreenX ve Enerjide Dijitalleşme Derneği iş birliği ile düzenlenen 3’üncü Yeşil Enerji Zirvesi, İstanbul’da enerji sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Zirvede, karbon piyasalarındaki son gelişmeler, enerji ve sanayi sektörlerinin net sıfır hedeflerine yönelik stratejiler ile sürdürülebilir finansman olanakları ele alındı. Etkinlikte, yeşil dönüşüm sürecinde dijitalleşmenin ve iş birliklerinin önemine vurgu yapıldı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:31
Prof. Dr. Demir: "Gıda hakkı artık bir yaşam meselesi haline geldi"
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, "Dünya Gıda Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, küresel iklim krizi, savaşlar ve ekonomik dengesizliklerin dünyada gıda hakkını tehdit eden en önemli unsurlar haline geldiğini söyledi. Demir, "Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı artık sadece bir hedef değil, bir zorunluluktur" dedi. "Dünya nüfusunun yarısı ya aç ya da yetersiz besleniyor" Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) her yıl 16 Ekim’de kutladığı Dünya Gıda Günü’nün bu yılki temasının ’Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı’ olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Demir, "Dünya üzerindeki yetersiz beslenmeye, açlığa ve aç insanların acısına dikkat çekmek amacıyla kutlanan Dünya Gıda Günü, bugün her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor. İnsanlığın en temel hakkı olan beslenme, ne yazık ki 2025 yılı itibarıyla küresel ölçekte derin bir kriz halini almıştır. Dünya Gıda Programı’na göre 1 milyondan fazla insan yatağa aç giriyor. FAO verileri ise 3 milyardan fazla insanın sağlıklı beslenemediğini ortaya koyuyor. Bu iki grup, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’sine karşılık geliyor. Yani dünya nüfusunun yarısı ya aç, ya da yetersiz besleniyor. Bu tablo, insanlık için büyük bir çelişkidir çünkü dünya çiftçileri, aslında herkesi doyuracak kadar üretim yapmaktadır" diyerek küresel açlık gerçeğine dikkat çekti. "Bugünden alınacak tedbirler, gelecekteki gıda güvenliğimizi belirleyecek" Prof. Dr. Demir, iklim değişikliğinin gıda üretimini etkileyen en ciddi tehditlerden biri olduğunu belirterek, sürdürülebilir tarım politikalarının artık ertelenemeyeceğini vurguladı. Demir, şöyle devam etti: "Küresel iklim değişikliği, kuraklık, hızlı nüfus artışı, göçler, israf ve zoonotik hastalıklar gıda üretimi ve tüketiminin önündeki en büyük risklerdir. Dünya nüfusunun 2050’de 10 milyara ulaşması, Türkiye’nin de 2040 yılında 100 milyonu aşması bekleniyor. Bugünden alınacak tedbirler, gelecekteki gıda güvenliğimizi belirleyecek. İklim krizi, artık yalnızca bir çevre sorunu değil, doğrudan bir kalkınma ve yaşam meselesidir. Gıda üretiminde sürdürülebilir bir sistem kurmak, gelecek nesillerin sağlıklı beslenmesi açısından hayati önem taşımaktadır." "İklim krizi her geçen yıl daha fazla hissediliyor" Yaşanan kuraklık, don, dolu, fırtına gibi olayların tarımsal üretimde ciddi kayıplara yol açtığını belirten Prof. Dr. Demir, "İklim krizi her geçen yıl daha fazla hissediliyor. 2025 yılı içinde yaşanan kuraklık, zirai don, dolu, aşırı yağış ve fırtına gibi olaylar üst üste geldi. Bu felaketlerden tarımsal üretim büyük zarar gördü. Üretimde miktar, nitelik ve kalite ciddi şekilde düştü. Artık tarımsal üretim planlaması yalnızca pazar ihtiyaçlarına göre değil, iklim riskleri göz önünde bulundurularak yapılmalı" diye konuştu. "Sürdürülebilir gıda sistemi oluşturmak zorundayız" Demir, gıda üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması için teknolojik ve yapısal dönüşümün önemine vurgulayarak, "Türkiye, dünyanın dokuzuncu büyük tarım ürünleri üreticisidir. Tarım sektörü ülke ekonomisinin yüzde 6’sını, istihdamın ise yüzde 20’sini oluşturuyor. Bu nedenle tarım sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir dayanak noktasıdır. Ülkemizin hızla kapalı sistem sulamaya geçmesi, akıllı tarım uygulamalarını benimsemesi gerekiyor. Bu dönüşüm sadece çevresel bir zorunluluk değil, ekonomik bir gerekliliktir" şeklinde konuştu. "Gıda güvenliğimizi, çiftçilerimizin emeğini ve geleceğimizi korumak için bugünden harekete geçmeliyiz" Konuşmasının sonunda tüm kurum ve bireylere çağrıda bulunarak, gıda hakkının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yusuf Demir, açıklamasını şöyle tamamladı: "Her insanın sağlıklı ve yeterli beslenme hakkı vardır. Bugünden alınacak tedbirlerle gıda üretiminde sürdürülebilir, erişilebilir ve adil bir sistem kurmak zorundayız. Kuraklığa dayanıklı tohumlar, damla sulama sistemleri, agroekoloji ve permakültür gibi sürdürülebilir yaklaşımlar yaygınlaştırılmalıdır. Kırsal yaşam cazip hale getirilmeli, gençlerin tarıma dönmesi için eğitim ve finansal destekler sağlanmalıdır. Tarım, doğayla bağımızı koruyan bir yaşam alanıdır. Gıda güvenliğimizi, çiftçilerimizin emeğini ve geleceğimizi korumak için bugünden harekete geçmeliyiz; çünkü yarın çok geç olabilir."
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:06
Yılmaz: "Gıda yalnızca bir besin değil, bir yaşam hakkı"
"Dünya Gıda Günü" dolayısıyla açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, bu yılın temasının "Daha İyi Gıda ve Daha İyi Bir Gelecek İçin El Ele" olduğunu belirterek, "Gıda yalnızca bir besin değil, bir yaşam hakkıdır" dedi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde her yıl tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kutlanan "Dünya Gıda Günü" kapsamında açıklama yapan İl Müdürü Kemal Yılmaz, bu yılın temasının; doğanın, üreticinin ve geleceğin korunması gerektiğine vurgu yaptığını söyledi. "Her 9 kişiden 1’i açlıkla mücadele ediyor" Yılmaz, dünya nüfusunun 8 milyarı geçtiğini hatırlatarak, her 9 kişiden 1’inin açlıkla mücadele ettiğini ifade etti. Yılmaz, "Ne yazık ki üretilen gıdanın üçte biri israf edilmektedir. Bu durum, gıda üretimi kadar gıda bilincinin de ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir" diye konuştu. "Samsun’un bereketli topraklarında özveriyle çalışıyoruz" İl Müdürü Yılmaz, Samsun’un verimli topraklarında sağlıklı ve sürdürülebilir üretim için büyük bir gayret gösterdiklerini dile getirerek, "İl Müdürlüğü olarak üreticilerimizi bilinçlendirmeyi, yerel üretimi güçlendirmeyi ve gıda güvenliğini teminat altına almayı en temel görevimiz olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Gıdaya ve emeğe saygı geleceğe mirastır" Gıdanın yalnızca bir besin değil, bir yaşam hakkı olduğunu belirten Yılmaz, bu hakkın korunmasının herkesin sorumluluğunda olduğunu vurguladı. Yılmaz, "Evde, okulda, tarlada, pazarda nerede olursak olalım, gıdaya ve emeğe saygı göstermek, israfı önlemek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek geleceğe bırakabileceğimiz en büyük mirastır. Daha iyi gıda, daha iyi bir gelecek için el ele verelim. Üreticimizden tüketicimize, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar her bir paydaşımızla güvenli gıdaya, sağlıklı topluma ve sürdürülebilir bir geleceğe adım adım ilerleyelim" çağrısında bulundu. Yılmaz, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutlayarak, "Başta emekçi çiftçilerimiz olmak üzere, gıdanın her aşamasında alın teri döken tüm üreticilerimize gönülden teşekkür ediyorum" ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:44
TÜGAP Başkanı Alkış: "Sigortasız araçlar, trafikteki görünmez tehlike"
Girişimci Acenteler Platformu (TÜGAP) Başkanı Abdulcelil Alkış, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nun (TESK) gündeme getirdiği yaklaşık 6 milyon sigortasız araç gerçeğine dikkat çekerek, "Bu sadece bir istatistik değil, trafikte her an patlamaya hazır, hem can hem de cep yakan toplumsal bir saatli bombadır" dedi. Türkiye’de trafiğe kayıtlı her 5 araçtan 1’inin zorunlu trafik sigortası bulunmuyor. Yaklaşık 6 milyon aracın sigortasız şekilde trafiğe çıktığını belirten TÜGAP Başkanı Abdulcelil Alkış, bu tabloyu ’toplumsal bir saatli bomba’ olarak nitelendirdi. Alkış, "Sigortasız araçlar sadece sürücüsüne değil, trafikteki her bireye ekonomik ve can güvenliği açısından tehdit oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "6 milyon sigortasız araç, toplumsal bir saatli bombadır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nun (TESK) raporuna göre, trafikte sigortasız araç sayısı 6 milyona yaklaştı. TÜGAP Başkanı Abdulcelil Alkış, bu durumun toplumsal güvenlik açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirterek şu uyarıda bulundu: "Bu sadece bir sayı değil, trafikte her an patlamaya hazır bir tehlikedir. Sigortasız bir aracın neden olduğu kazada hem can hem mal kaybı büyük olur, faturası ise sigortalı vatandaşlarımıza kesilir." Sorumlu sürücünün sırtındaki görünmez yük ’Güvence Hesabı’ Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) 2025 yılı ilk dokuz ay verilerine göre, trafik kazaları ve hasar ödemeleri bir önceki yıla göre yüzde 70 oranında artış gösterdi. Alkış, sigortasız araçların bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını vurguladı. Alkış, sigortasız sürücülerin neden olduğu kazalarda mağdur vatandaşların zararlarının ’Güvence Hesabı’ tarafından karşılandığını hatırlatarak, "Ancak bu kaynak sınırsız değil. Bu fon, sigortasını düzenli yaptıran milyonlarca vatandaşın primlerinden ayrılan paylarla finanse ediliyor" diye konuştu. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) verilerine göre, ’Güvence Hesabı’nın 2025 yılı sonunda sigortasız araçlar nedeniyle ödeyeceği tazminat miktarının 10 milyar TL’yi aşması bekleniyor. Alkış, bu durumun sigorta primlerine dolaylı etki yaparak adil rekabeti zedelediğini dile getirdi. "Sigorta acentesi, poliçe satan değil, riski yöneten danışmandır" Vatandaşların sigortayı bir ’maliyet’ olarak değil, bir ’güvence’ olarak görmesi gerektiğini ifade eden Alkış, sigorta acentelerinin sektördeki rolünü şöyle tanımladı: "Biz sigorta acenteleri, sadece poliçe kesen aracılar değiliz. Vatandaşın ihtiyaçlarına göre en uygun teminatı sunan, hasar anında yanında olan ve haklarını savunan risk danışmanlarıyız. Sigorta, bir kazadan sonra yüz binlerce liralık borç yükünden koruyan en temel finansal güvencedir." Çözüm çağrısı Alkış, sorunun çözümü için somut adımlar atılması gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu: "Elektronik Denetleme Sistemleri (EDS) ve Plaka Tanıma Sistemleri (PTS) üzerinden otomatik sigorta kontrolünün 81 ilde aktif hale getirilmesi. Sigortasızlık oranını düşürmek amacıyla ilgili bakanlık, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sigorta sektörünün ortak bir bilinçlendirme kampanyası başlatması. Poliçe yenilemelerinde vatandaşlara ulaşarak danışmanlık hizmeti veren sigorta acentelerinin desteklenmesi." Alkış, sözlerini, "Unutmayalım ki, sigortasız bir araç, sadece sürücüsü için değil, trafikteki herkes için potansiyel bir tehdittir. Bu sorunu görmezden gelmek, daha büyük toplumsal ve ekonomik krizlere davetiye çıkarmaktır" diyerek tamamladı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:35
Garanti BBVA’dan 2 Yılda 2,45 milyar dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı
Garanti BBVA, başarıyla tamamlanan 700 milyon dolarlık yeni işlemle sermaye benzeri tahvil ihracı toplam tutarını iki yılda 2,45 milyar dolara ulaştırdı ve son yılların en yüksek Tier 2 ihraçlarından birini gerçekleştiren banka oldu. Garanti BBVA, uluslararası sermaye piyasalarındaki başarılı performansını 700 milyon dolar tutarındaki yeni sermaye benzeri (Basel III uyumlu) tahvil (Tier 2) ihracıyla sürdürdü. Yapışan açıklamaya göre banka, Şubat 2024’te 500 milyon dolar, Kasım 2024’te 750 milyon dolar, Haziran 2025’te 500 milyon dolar ve Ekim 2025’te 700 milyon dolar olmak üzere son iki yılda gerçekleştirdiği dört işlemle toplam 2,45 milyar dolar tutarında Tier 2 ihraç büyüklüğüne ulaştı. Bu güçlü performansla banka, son yıllarda Tier 2 sermaye ihraçlarında en yüksek toplam tutara ulaşan bankalardan biri konumuna geldi. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, "Son iki yılda dört Tier 2 ihracını art arda ve başarıyla tamamlamamız, yalnızca sağlam sermaye yapımızın değil, aynı zamanda uluslararası piyasalarda Türkiye’ye ve Garanti BBVA’ya duyulan güvenin açık bir göstergesi. Yüksek yatırımcı talebiyle tamamlanan bu işlemler, etkin sermaye planlamamızın ve uzun vadeli büyüme stratejimizin somut bir sonucu. Sermaye piyasalarındaki etkinliğimizi artırarak sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye, yatırımcılarla uzun vadeli ve şeffaf ilişkiler kurma ilkemiz doğrultusunda sermaye benzeri borçlanma araçlarını stratejik bir şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Güçlü bilanço ve kalıcı yatırımcı güveni Açıklamaya göre, Garanti BBVA’nın son iki yılda başarıyla tamamladığı üç adet Tier 2 işleminin ardından 15 Ekim’de sonuçlanan 700 milyon dolarlık ihracına karşılık 1,8 milyar dolar düzeyinde gelen güçlü taleple sağlam bilanço yapısını, etkin sermaye planlamasını ve uzun vadeli yatırımcı ilişkilerindeki başarısını gösterdi. İtfa tarihi 15 Nisan 2036 olan sabit faizli, 10,5 yıl vadeli 15 Ocak 2031 ile 15 Nisan 2031 tarihleri arasında geri çağırma opsiyonlu tahvilin kupon oranı yüzde 7,625 olarak belirlendi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:31
Yemeksepeti’nden The Hammers’ta beş ödül birden
Yemeksepeti, pazarlama ve iletişim dünyasının önemli ödül törenlerinden The Hammers Awards’ta 5 ödül birden kazandı. Şirket, projeleriyle iki Altın, iki Gümüş ve bir Bronz ödül kazandı. Türkiye’deki şirketlerin ekip başarılarını ödüllendiren The Hammers Awards, bu yıl da sektörün en iyilerini bir araya getirdi. Alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmeleriyle sonuçlanan yarışmada Yemeksepeti; pazarlamadan halkla ilişkilere, marka deneyiminden sadakat programlarına kadar geniş bir yelpazede yürüttüğü projelerle öne çıktı. Pazarlama ve marka deneyiminde başarı Yemeksepeti, The Hammers Awards’ta iki farklı projeyle Altın ödüle layık görüldü. "Yemeksepeti ile Keyfin Yerine Gelsin" kampanyası, Marka Deneyimi, Medya ve İçerik Bölümü’nde "Entegre Medyayı En İyi Kullanan Ekip" kategorisinde Altın ödülün sahibi oldu. Ayrıca, "Sepette100 ile Keyfin Yerine Gelsin" projesi ise Sektörel Kategoriler bölümünde "E-ticaret Sektöründe En İyi Pazarlama Ekibi" seçilerek ikinci Altın ödülü getirdi. Halkla ilişkiler ve içerik pazarlaması alanındaki projelere iki Gümüş ödül Marka, halkla ilişkiler ve içerik pazarlaması alanlarındaki projeleriyle iki Gümüş ödül kazandı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran "Yemeksepeti Keyif Haritası Araştırması ve Basın Gezisi", "En İyi PR Ekibi" kategorisinde Gümüş ödülle taçlandırıldı. Markanın önemli projelerinden biri olan ve büyük beğeni toplayan "Fav İkonu Dönere Dönüşüyor!" çalışması ise "En İyi İçerikle Pazarlama Ekibi" kategorisinde Gümüş ödülün sahibi oldu. Sadakat programı YeClub’a Bronz ödül Sadakat programı "YeClub", Yemeksepeti’ne bir diğer ödülü daha getirdi. Marka Deneyimi, Medya ve İçerik Bölümü altında değerlendirilen program, "En İyi Sadakat Programı Ekibi" kategorisinde Bronz ödüle layık görüldü.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:23
Bütçe Eylül ayında 309,6 milyar TL açık verdi
Eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 331 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 21,4 milyar TL ve bütçe açığı 309,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 222,2 milyar TL, bütçe gelirleri 9 trilyon 4,9 milyar TL ve bütçe açığı 1 trilyon 217,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2025 yılı Eylül ayı Merkezi Yönetim Bütçe Gelişmeleri’ni açıkladı. Buna göre, Eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 331 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 21,4 milyar TL ve bütçe açığı 309,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 94,4 milyar TL ve faiz dışı açık ise 73 milyar TL olarak gerçekleşti. Bütçe dengesi Merkezi yönetim bütçesi 2024 yılı Eylül ayında 100 milyar 464 milyon TL açık vermiş iken 2025 yılı Eylül ayında 309 milyar 643 milyon TL açık verdi. 2024 yılı Eylül ayında 48 milyar 213 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2025 yılı Eylül ayında 73 milyar 22 milyon TL faiz dışı açık verildi. Bütçe giderleri Merkezi yönetim bütçe giderleri Eylül ayı itibarıyla 1 trilyon 331 milyar 1 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 236 milyar 621 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 1 trilyon 94 milyar 380 milyon TL olarak gerçekleşti. 2025 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 14 trilyon 731 milyar 14 milyon TL ödenekten Eylül ayında 1 trilyon 331 milyar 1 milyon TL gider gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı ayında ise 932 milyar 68 milyon TL harcama yapıldı. Eylül ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,8 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2024 yılında yüzde 8,4 iken 2025 yılında yüzde 9 oldu. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39,7 oranında artarak 1 trilyon 94 milyar 380 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2024 yılında yüzde 8 iken 2025 yılında yüzde 8,6 oldu. Bütçe gelirleri Merkezi yönetim bütçe gelirleri Eylül ayı itibarıyla 1 trilyon 21 milyar 358 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 881 milyar 810 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 112 milyar 426 milyon TL oldu. 2024 yılı Eylül ayında bütçe gelirleri 831 milyar 603 milyon TL iken 2025 yılının aynı ayında yüzde 22,8 oranında artarak 1 trilyon 21 milyar 358 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Eylül ayı gerçekleşme oranı 2024 yılında yüzde 9,9 iken 2025 yılında yüzde 8 oldu. 2025 yılı Eylül ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20,4 oranında artarak 881 milyar 810 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2024 yılında yüzde 9,9 iken 2025 yılında yüzde 7,9 oldu. Ocak-Eylül Dönemi merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 222,2 milyar TL, bütçe gelirleri 9 trilyon 4,9 milyar TL ve bütçe açığı 1 trilyon 217,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 8 trilyon 559,8 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 445,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Bütçe dengesi Merkezi yönetim bütçesi 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde 1 trilyon 74 milyar 18 milyon TL açık vermiş iken 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde 1 trilyon 217 milyar 278 milyon TL açık verdi. 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde 161 milyar 332 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde 445 milyar 103 milyon TL faiz dışı fazla verildi. Bütçe giderleri Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 10 trilyon 222 milyar 202 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 1 trilyon 662 milyar 380 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 8 trilyon 559 milyar 822 milyon TL olarak gerçekleşti. 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42,8 oranında artarak 10 trilyon 222 milyar 202 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 oranında artarak 8 trilyon 559 milyar 822 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe gelirleri Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 9 trilyon 4 milyar 924 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 7 trilyon 753 milyar 506 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 1 trilyon 7 milyar 198 milyon TL oldu. 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde bütçe gelirleri 6 trilyon 84 milyar 619 milyon TL iken 2025 yılının aynı döneminde yüzde 48 oranında artarak 9 trilyon 4 milyar 924 milyon TL olarak gerçekleşti. 2025 yılı Ocak-Eylül dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51 oranında artarak 7 trilyon 753 milyar 506 milyon TL oldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder