EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49 Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11 Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11 Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48 Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
ASO Başkanı Ardıç: "Dünya artık sadece ne kadar ürettiğimizle değil, nasıl ürettiğimizle ilgileniyor"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:18 ASO Başkanı Ardıç: "Dünya artık sadece ne kadar ürettiğimizle değil, nasıl ürettiğimizle ilgileniyor" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Artık sadece üretmek yetmiyor, daha akıllı, daha temiz ve daha verimli üretmek gerekiyor. Dünya artık sadece ne kadar ürettiğimizle değil, nasıl ürettiğimizle ilgileniyor" dedi. ASO ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) iş birliğiyle ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda ‘KOBİ’ler için Destek ve Dönüşüm Programları’ bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantının açılışında konuşan Ardıç, Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 ile üretim sistemlerinin köklü bir dönüşümden geçtiğini belirtti. "Dünya artık sadece ne kadar ürettiğimizle değil, nasıl ürettiğimizle ilgileniyor" Veriye dayalı, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu döngüsel üretim modellerinin Türk sanayisinin rekabet gücünü belirleyen en temel faktörler haline geldiğini dile getiren Ardıç, "Artık sadece üretmek yetmiyor, daha akıllı, daha temiz ve daha verimli üretmek gerekiyor. Dünya artık sadece ne kadar ürettiğimizle değil, nasıl ürettiğimizle ilgileniyor. Enerji tüketiminden ham madde kullanımına, atık yönetiminden tedarik zincirine kadar her adımda sürdürülebilirlik ölçülüyor" diye konuştu. İkiz dönüşümün tüm dünyayı etkisi altına aldığına dikkati çeken Ardıç, "Enerji izleme sistemleri, akıllı üretim teknolojileri, atık geri kazanım çözümleri ve karbon izleme yazılımları gibi birçok temel altyapı unsurunun sanayimize entegre edilmesi, kritik önemdedir. KOSGEB başta olmak üzere destek kuruluşlarımızın ulusal politikalar doğrultusunda bu dönüşümü etkin bir şekilde desteklemesi ve yönlendirmesi, reel sektörün temel beklentisidir" şeklinde konuştu. Ardıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Son dönemde yapılan bir çalışmaya göre çalışan başına katma değer artışında Türkiye’nin performansı, maalesef dünya ortalamasının gerisinde kalmıştır. 2003-2017 döneminde Türk sanayisinde çalışan başına katma değer yıllık ortalama yüzde 3,25 artarken, 2017-2023 döneminde yüzde 0,35 oranında bir verimlilik kaybı yaşanmıştır. Oysa bizimle aynı gelir grubundaki ülkelerde bu oran 2003-2017 arasında yüzde 4,25, 2017-2023 döneminde ise yüzde 2,47 artış seviyesindedir. Dünya genelinde bir yavaşlama var, ama Türkiye bu yavaşlamayı çok daha sert yaşıyor; verimlilik artışından verimlilik kaybına geçiyoruz. Yani üretim yapıyoruz, ama her geçen yıl daha az katma değer üretiyoruz. Artık rakiplerimizle fiyat üzerinden değil, verimlilik üzerinden rekabet etmemiz gerekiyor. Verimlilik odaklı teşvik sistemine geçmemiz, KOBİ’lerimizin dijital dönüşümünü hızlandırmamız, Ar-Ge’ye dayalı üretimi yaygınlaştırmamız, yüksek katma değerli sanayi yatırımlarını önceliklendirmemiz gerekiyor." Türkiye’nin Dünya Rekabet Edebilirlik Endeksi’nde 2021 yılında 51. sırada iken, 4 yılda 15 basamak gerileyerek 2025 yılında 69 ülke arasında 66. sırada yer aldığının altını çizen Ardıç, "Bu tablo, rekabet gücümüzde ciddi bir zayıflama yaşandığını ve yapısal bir rekabet sorunumuzun bulunduğunu açıkça göstermektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’de ilk olan ASO Model Fabrika’nın hem Ankara’daki hem de diğer illerdeki firmaların verimliliğini artırmaya yönelik önemli bir işlev gördüğünü anlatan Ardıç, "Öğren Dönüş Programı başta olmak üzere farklı ürünlerle işletmelerimize destek olmak için gayret sarf ediyoruz. KOSGEB’in bu konuda sağlayacağı özel desteğin, bu sürecin daha fazla firmamıza yayılması ve verimlilik odaklı yaklaşımların sanayimizin genelinde kabul görmesi açısından kritik önemde olduğunu değerlendiriyorum" dedi. "Dijital ve yeşil dönüşüm farkındalığını artırmak için girişimlerimizi sürdürüyoruz" ASO olarak ikiz dönüşüm ve verimlilik artışını birlikte yürütmeyi sanayinin geleceği için stratejik bir öncelik olarak gördüklerini anlatan Ardıç, "Sanayicilerimizin dijital yetkinliklerini geliştirmek, karbon yönetimi konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamak, yerli yeşil teknoloji çözümlerine erişimini kolaylaştırmak için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca üniversiteler, teknoparklar ve Ar-Ge merkezleriyle iş birliği içinde dijital ve yeşil dönüşüm farkındalığını artırmak için girişimlerimizi sürdürüyoruz" dedi. ASO olarak bu dönüşümü sadece izleyen değil, aktif olarak yönlendiren bir pozisyonda olmayı önemsediklerini belirten Ardıç, sözlerini şöyle tamamladı: "TÜBİTAK ve KOSGEB iş birliği ile desteklenen Yeşil İnovasyon Mentorluk programıyla firmalarımızın üretimlerinin çevreye duyarlılığını ve yenilik yönetim kapasitesini ölçüyoruz; eksikleri noktasında öneriler sunan iki ayrı rapor hazırlıyoruz. Üyelerimizin KOSGEB ve TÜBİTAK gibi destek kuruluşlarımızın programlarından azami ölçüde yararlanabilmesi için teknik bilgilendirme ve proje geliştirme çalışmaları sürdürüyoruz, konusunda tecrübeli uzmanlarımız aracılığıyla ücretsiz yönlendirme ve danışmanlık hizmeti veriyoruz." KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise, konuşmasında kurumun yeni dönem vizyonunu paylaşarak, sanayisi gelişmiş illerden başlayarak tüm ülke genelinde ‘Destek ve Dönüşüm’ bilgilendirme toplantılarını gerçekleştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. İbrahimcioğlu, KOSGEB’in 2028 yılına kadar uzanan stratejik planı ve hedeflerinin paylaşıldığı bu toplantılarda yeni dönem KOSGEB stratejisi olarak belirlenen ‘destekle ve dönüştür’ yaklaşımı doğrultusunda yeniden yapılandırılan destek programlarına ilişkin detayları aktardı. "KOSGEB olarak vizyonumuzu ‘yalın, erişilebilir ve dijital bir kurum olmak’ üzerine inşa ettik" diyen İbrahimcioğlu, destek mekanizmalarını yalnızca kuruluş aşamasında değil, işletmelerin büyüme ve küresel ölçekte gelişim süreçlerinde de yanlarında olacak şekilde tasarladıklarını vurguladı. Toplantıya ASO Başkan Yardımcısı Mete Çağlayan, Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet Osmanbeyoğlu ile Halit Erol, KOSGEB Başkan Yardımcısı İmran Gezinti, ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, Genel Sekreter Yardımcıları Oktay Yaman ve Dr. Ahmet Dinçer ile çok sayıda ASO Meclis ve Komite üyesi sanayici katıldı.
ANTGİAD’tan istihdama destek
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:58 ANTGİAD’tan istihdama destek Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İŞKUR Bölge Müdürlüğü ve Azize Kahraman Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle yürütülen "İş Garantili Meslek Kursu" başladı. Program kapsamında ilk etapta 18 kursiyer, ön muhasebe alanında eğitimlerine başladı. ANTGİAD, nitelikli istihdam sorununa çözüm üretmek amacıyla başlattığı proje ile hem işverenler hem de iş arayan bireyler için bir fırsat oluşturdu. Kurs boyunca katılımcılar, sektörün ihtiyaçlarına uygun biçimde hazırlanmış müfredatla eğitim alacak ve kursu başarıyla tamamlayanlar ANTGİAD üyelerinin şirketlerinde istihdam imkânına kavuşacak. "Sivil toplum ve kamu iş birliğinin gücü" ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, projeyle ilgili yaptığı açıklamada, "ANTGİAD olarak hem iş dünyasının hem de toplumun her kesiminin yanında olmayı görev biliyoruz. İşverenlerimizin en büyük sorunlarından biri olan nitelikli eleman ihtiyacına çözüm üretirken, aynı zamanda gençlerimize yeni bir meslek kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu proje, sivil toplumun üretken gücünün kamu kurumlarıyla kurduğu iş birliği sayesinde nasıl büyük bir sinerji ve katma değer oluşturduğunun en somut örneğidir. Bu modelin tüm kentlerde ve tüm sivil toplum yapılarında örnek alınmasını diliyorum. 18 kursiyerimiz bugün eğitimlerine başladı. Kursu başarıyla tamamlayan her birey, hem kendi hayatında yeni bir sayfa açacak hem de Antalya ve Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak" dedi. ANTGİAD, önümüzdeki dönemde farklı meslek gruplarına yönelik yeni kurslar açılmasına öncülük ederek istihdamı artırmayı ve mesleki gelişimi desteklemeyi hedefliyor. Dernek, "toplum için üreten STK" anlayışıyla sosyal sorumluluk projelerine devam edeceğini vurguladı.
54 Afrika ülkesinin üst düzey yöneticileri ve yaklaşık 3 bin iş adamı İstanbul’da bir araya gelecek
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:41 54 Afrika ülkesinin üst düzey yöneticileri ve yaklaşık 3 bin iş adamı İstanbul’da bir araya gelecek İstanbul’da bu yıl 5’incisi gerçekleştirilecek "Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu (TABEF)", 54 Afrika ülkesinin üst düzey yöneticileri ve yaklaşık 3 bin iş adamını bir araya getirecek. Ticaret Bakanlığı, 2003 yılından bu yana uygulanan Afrika stratejisi çerçevesinde Türkiye’nin Afrika ile ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine öncelik veriyor. Bu çerçevede 2016 yılından bu yana en üst düzeyde ve yoğun katılımla düzenlenen "Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu"un beşincisi 16-17 Ekim tariflerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı forum, Türkiye ile 54 Afrika ülkesi ile bölgesel kuruluşlardan bakan, bakan yardımcısı ve genel sekreter seviyesinde üst düzey kamu temsilcileri ile 3 bin kadar özel sektör temsilcisini bir araya getirecek. Bu yıl foruma G20 dönem başkanlığını yürüten Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Paul Mashatile de katılacak. Ayrıca forumda düzenlenecek tematik Bakanlar Toplantısı’nın yanı sıra sektörel panellerde kıta ile ilişkilere yön verecek tartışmalar gerçekleştirilecek. Forum, küresel ekonomik belirsizliklerin ve siyasi gerilimlerin yoğun biçimde yaşandığı, korumacı ticaret uygulamalarının sıklıkla gözlendiği, kural bazlı uluslararası ticaret sisteminin dönüşümden geçtiği bir dönemde Türkiye ile Afrika arasındaki stratejik ortaklığın derinleştirilmesi açısından önemli bir rol üstleniyor. Bu doğrultuda "Küresel Ekonomik Belirsizlikte Yol Almak: Türkiye-Afrika Ortaklığının Güçlendirilmesi" ana başlığı altında gerçekleştirilecek forumda, Afrika ile ortak hedef doğrultusunda öncelikli konulara dair somut ve uygulanabilir çözümler geliştirilmesi amaçlanıyor. Türkiye ve Afrika’dan kamu, özel sektör ve STK’lardan en üst düzey yetkin panelistlerin katkılarıyla gıda güvencesi, altyapı finansmanı, teknoloji ve dijital imalat, ilaç ve tekstil değer zincirleri, enerji ve madencilik, lojistik ve sivil havacılık sektörleri ön planda olacak. Forumda Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tarım ve Ormancılık Bakanı İbrahim Yumaklı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sektörel panellerde Afrikalı bakanlarla birlikte forum katılımcılarına hitap edecek. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da forumda gerçekleştirilecek "Kadın Liderliği ve Girişimcilik Diyaloğu" oturumunda ekonomide kadınların artan rolünün Türkiye ve Afrika’nın kalkınmasına desteğini güçlendirecek politikalara değinecek.
Deli Group, 2025 Dünya Çapında Ofis Otomasyon Ortakları Konferansı’na ev sahipliği yaptı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:29 Deli Group, 2025 Dünya Çapında Ofis Otomasyon Ortakları Konferansı’na ev sahipliği yaptı Deli Group, Çin’in Zhejiang eyaletinin Ningbo şehrinde "İlham Veren İnovasyon" teması altında 2025 Dünya Çapında Ofis Otomasyon Ortakları Konferansı’na ev sahipliği yaptı. Deli Group, 12 Ekim’de Çin’in Zhejiang eyaletinin Ningbo şehrinde "İlham Veren İnovasyon" teması altında 2025 Dünya Çapında Ofis Otomasyon Ortakları Konferansı’nı gerçekleştirdi. Küresel bir kültür ve teknoloji endüstrisi grubu olan şirket, ekipman ve baskı alanındaki inovasyon trendlerini tartışmak ve küresel iş birliği için yeni fırsatları keşfetmek üzere 70’ten fazla ülke ve bölgeden üst düzey yöneticileri ve yaklaşık 200 seçkin distribütör temsilcisini bir araya getirdi. Deli Uluslararası İşletme Bölümü Genel Müdürü Charlie Huang, şunları söyledi: "Deli’nin dönüşümü sadece iş alanını genişletmekle ilgili değil, aynı zamanda tüm çalışma ve öğrenme senaryolarında teknolojiyi derinleştirmekle de ilgilidir. Yerelleştirilmiş operasyonları geliştirmek için ürünlere, pazarlara ve yeteneklere yatırımı artırarak, daha geniş bir perspektifle uluslararası pazar stratejimizi ilerleteceğiz." Fuar, lazer yazıcılar, mürekkep püskürtmeli yazıcılar, öğütücüler, kasalar, akıllı IoT cihazları, kasiyer ödeme sistemleri ve ofis yaşam tarzı ürünlerini kapsayan on profesyonel bölgeye ayrıldı. Yazıcıların ana kategorisinde şirket, çok sayıda lazer ve mürekkep püskürtmeli yazıcı serisini sergiledi. Dört temel baskı teknolojisinin tamamında uzmanlaşan ve eksiksiz bir ürün matrisi sunduğu belirtilen Çinli şirket, Rosa serisi lazer yazıcılarını öne çıkardı. Bu yazıcılar Bluetooth bağlantısı, kompakt bir tasarım ve yeniden doldurulabilir sarf malzemeleri ile evde kullanım ihtiyaçlarını maliyet kontrolü ile etkili bir şekilde dengeliyor. Akıllı ofis çözümlerinde akıllı POS sistemleri, çok senaryolu elektrik prizleri ve avuç içi damar izi takip sistemleri, profesyonel yanmaz kasalar ve "Endless Shred" öğütücüler gibi bir dizi akıllı ürünün de yer aldığı etkinlik, şirketin akıllı teknoloji entegrasyonu ve senaryo tabanlı uygulamalardaki sürekli atılımlarını gözler önüne serdi. Deli Group Başkan Yardımcısı Zhang Lei, konuşmasında şunları vurguladı: "Deli, ’küresel kültür ve teknoloji endüstri grubu’ olarak stratejik konumunu derinleştirmeye devam edecek, teknoloji yoluyla ürün yeniliklerini teşvik edecek ve ortaklıklar yoluyla ekosistem iş birliğini destekleyecektir. Deli’yi dünya çapında saygın bir marka haline getirmek için küresel ortaklarla birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz."
GSO heyeti, K 2025 fuarında uluslararası iş birliklerini güçlendirdi
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:18 GSO heyeti, K 2025 fuarında uluslararası iş birliklerini güçlendirdi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) tarafından yürütülen kümelenme projesi kapsamında Gaziantep Kimya Plastik İhracat Takımı, dünyanın en büyük plastik ve kauçuk endüstrisi fuarı olan ‘’K 2025 Düsseldorf Plastik ve Kauçuk Fuarı’’na katılım sağlayarak, uluslararası iş birliklerini geliştirme ve ihracat ağını genişletme yönünde önemli temaslarda bulundu. Gaziantep’ten 21 firma ve 36 küme üyesinin yer aldığı heyet, fuar süresince sektörün öncü firmalarıyla bir araya gelerek plastik ve kauçuk endüstrisindeki son teknolojik gelişmeleri, yenilikçi üretim yöntemlerini ve küresel pazar trendlerini yakından inceledi. Katılımcılar, yenilenebilir malzeme kullanımı, geri dönüşüm teknolojileri ve çevre dostu üretim çözümleri gibi alanlarda dünya genelindeki en güncel uygulamaları yerinde görme fırsatı buldu. Gerçekleştirilen temaslarda, Türk kimya ve plastik sektörünün güçlü üretim kapasitesi, kalite standartları ve yenilikçi yapısı tanıtılarak, Gaziantepli firmaların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik önemli adımlar atıldı. Katılımcı firmalar, fuar süresince birçok potansiyel iş bağlantısı kurarak yeni ihracat kanallarına erişim imkânı elde etti. GSO temsilcileri, fuarda stant açan Gaziantepli firmaları ziyaret ederek başarılı bir fuar geçirmeleri noktasında temennilerde bulundu. Program kapsamında, GSO Genel Sekreter Yardımcısı M. Sermest Çapan ve firma temsilcileri, Köln Ticaret ve Sanayi Odasını da ziyaret etti. Ziyarette Almanya’daki ticaret ortamı, iş kurma süreçleri, ortak yatırım fırsatları ve karşılıklı iş birliği imkanları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Heyet, programın son durağında T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu’nu ziyaret ederek Başkonsolos Ali İhsan İzbul ve Düsseldorf Ticaret Ataşesi Pınar Aslan ile bir araya geldi. Görüşmede, Türk firmalarının Almanya’daki ticari faaliyetleri, yurt dışı yatırım süreçleri, fuar ve tanıtım organizasyonlarının desteklenmesi gibi konular ele alındı. Gaziantep Sanayi Odası, yürüttüğü ihracat odaklı projeler, kümelenme çalışmaları ve uluslararası tanıtım faaliyetleriyle kent sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmaya devam ediyor. GSO, Gaziantep’in sadece Türkiye’nin üretim üssü değil, aynı zamandadünya pazarlarında söz sahibi bir sanayi kenti haline gelmesi hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.
Aras Kargo Starex Global’in tamamını satın aldı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:17 Aras Kargo Starex Global’in tamamını satın aldı Küresel pazarda etkinliğini artırmayı hedefleyen Aras Kargo, uluslararası kargo gönderim hizmeti sağlayan iştiraki Aras Global aracılığıyla Azerbaycan’ın önde gelen lojistik şirketi Star Global’in (Starex) tamamını satın aldı ve şirketin adı Aras Global olarak değişti. 2023 yılında Starex Global’in yüzde 75 hissesini devralarak Azerbaycan operasyonlarını başlatan Aras Kargo, bu satın almayla birlikte Orta Asya pazarındaki varlığını derinleştirdi. Türkiye’nin önde gelen kargo şirketlerinden Aras Kargo, iki yıl önce yüzde 75 hissesini satın aldığı Azerbaycan’ın önde gelen lojistik şirketlerinden Starex Global’in (Starex) kalan tüm hisselerini de devralarak şirketin tamamını bünyesine kattı. Yurt dışı kargo gönderim faaliyetlerini Aras Global çatısı altında sürdüren Aras Kargo, bu adımıyla Orta Asya pazarındaki varlığını kalıcı ve güçlü bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye’de uyguladığı kurumsal ve teknolojik altyapıya sahip kargo sistemini Azerbaycan’da da hayata geçirmeye hazırlanan şirket, ülkede lojistik sektöründe önemli bir dönüşüm başlatıyor. Bu adım, özellikle Türkiye merkezli e-ticaret şirketlerinin Azerbaycan ve çevre pazarlara doğrudan ve etkin erişimini kolaylaştırırken, bölgesel ölçekte güçlü bir lojistik altyapı ağının kurulmasına da zemin hazırlıyor. Starex Global artık Aras Global çatısı altında yoluna devam ediyor Bu gelişmenin ardından, şirketin yönetim yapısı ve ticari unvanı da netleşti. Starex Global bu önemli dönüşümün bir parçası olarak artık yoluna Aras Global ticari unvanı altında devam edecek. Aras Kargo, Avusturya, Türkiye ve Azerbaycan’dan yöneticilerin yer aldığı uluslararası yönetim kurulu yapısını sürdürürken, yeni yapılanma kapsamında Aras Kargo Uluslararası İşler, İş Geliştirme Başkanı ve Aras Global Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Altınay bu görevlerine ek olarak Aras Global Genel Müdürü rolüne getirildi. Şirket, Azerbaycan’daki mevcut yerel yönetim kadrosunu koruyarak, bölgesel uzmanlık ve operasyonel tecrübenin devamlılığını sağlamayı amaçlıyor. Aras Global’in bölgesel iştiraklerinin markaları da belirlendi. Azerbaycan’daki operasyon Starex Azerbaycan, Gürcistan’daki iştirak Aras Gürcistan ve Özbekistan’daki iştirak ise Aras Özbekistan adıyla faaliyetlerini sürdürecek. "Orta Asya ve Kafkaslar’a açılan stratejik bir lojistik köprü olacak" Azerbaycan merkezli Orta Asya yapılanmasının, iş ortaklığının ötesinde Aras Kargo’nun uluslararası büyüme stratejisinde kritik bir rol oynadığını vurgulayan Aras Kargo Uluslararası İşler, İş Geliştirme Başkanı ve Aras Global Genel Müdürü Ramazan Altınay, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "İki yıl önce Starex’in yüzde 75’ini devralarak başlattığımız süreci, bugün tüm hisseleri satın alarak tamamlamış bulunuyoruz. Bu stratejik yatırımla bölgedeki güçlü konumumuzu pekiştirirken, Aras Kargo’nun bölgesel büyüme stratejisinde kritik bir adım attık ve 2030 hedeflerimiz kapsamında bölgesel liderlik hedefimize bir adım daha yaklaştık. Türkiye’den Orta Asya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada, kargo altyapısını; rekabetçi fiyatlar, yüksek hız ve güçlü teknolojiyle yeniden şekillendirmeye devam ediyoruz. Türkiye merkezli e-ticaret şirketlerinin Azerbaycan pazarına doğrudan erişimini kolaylaştırırken, artık tamamına sahip olduğumuz Starex’in bölgesel gücünü de yanımıza alarak, Orta Asya ve Kafkaslar’a açılan stratejik bir lojistik köprü oluşturmayı hedefliyoruz. Gürcistan ve Özbekistan’da da kargo operasyonlarımızı başlattık. Bu pazarlardaki gelişmeleri yakından takip ederek, mevcut yatırımlarımızı bölgesel ihtiyaçlara göre ölçeklendireceğiz. Aynı zamanda yeni ülkelerde de fırsatları değerlendirmeye ve stratejik genişleme planlarımızı sürdürmeye kararlıyız" dedi. Azerbaycan’da eve teslimat oranı arttı Aras Kargo, bugün Nahçıvan dahil olmak üzere Azerbaycan’ın tüm şehirlerinde hizmet vererek ülke genelinde kapsamlı bir lojistik ağı yönetiyor. Bu şehirlerde yeni şubelerin açılmasıyla birlikte araç filosuna yönelik yatırımları da devreye aldıklarını belirten Ramazan Altınay, teslimat alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşandığını vurguladı. Altınay, "Aras Kargo olarak Azerbaycan’daki operasyonlarımızın başlamasıyla birlikte eve teslimat hizmeti hız kazandı. Faaliyetlerimiz öncesinde gönderilerin yaklaşık yüzde 95’i şubelerden teslim alınıyordu; bugün ise bu oran yüzde 50 seviyelerine kadar geriledi. Önümüzdeki dönemde eve teslimat hizmetimizi daha da geliştirerek müşteri deneyimini artırmayı hedefliyoruz" dedi.
EN YAKIT, elektrikli araç sürücülerinin deneyimini en yüksek seviyeye yükseltmeyi hedefliyor
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:15 EN YAKIT, elektrikli araç sürücülerinin deneyimini en yüksek seviyeye yükseltmeyi hedefliyor EN YAKIT, yeni nesil teknolojiler ve kapsama alanıyla elektrikli araç sürücülerinin deneyimini en yüksek seviyeye yükseltmeyi hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen elektrikli şarj ağı işletmecilerinden EN YAKIT, Türkiye’de En-ix (Tak ve Şarj Et) teknolojisiyle sektördeki faaliyetlerine devam ediyor. Şirketin En-ix teknolojisiyle desteklenen akıllı şarj sistemi, QR kodu veya RFID kartı gerektirmeden şarj işlemini başlatıyor. Öte yandan, şarj soketinin takıldığı anda aracın tanınması ve otomatik şarj başlatılması sayesinde kullanıcıların ek başlatma adımlarıyla uğraşmasına gerek kalmadığı aktarıldı. Kullanıcıların, enerji tüketimlerine göre kademeli indirimler sunan sadakat programından ve Türkiye’nin önde gelen markalarıyla yapılan iş birlikleriyle çeşitli avantajlardan faydalanabildiği belirtildi. EN YAKIT kurumsal müşterilerine de özel faaliyetlerini sürdürüyor. En-ix Filo Yönetim Platformu, büyük ölçekli araç filolarının yakıt ve elektrikli şarj tüketimini tek ekrandan izlemelerini, maliyet analizleri yapmalarını ve faturalandırmayı otomatikleştirmelerini sağlıyor. Bu sistem, elektrikli araç filosu kullanan şirketlere zaman, maliyet ve operasyonel kolaylık sağlıyor. 250’den fazla yüksek hızlı DC şarj istasyonuyla hizmet veriyor Bu hizmeti Türkiye genelinde yaygınlaştırmak için de çalışmalarına devam eden şirket, Türkiye’nin otoyollarında yüzde 95 kapsama oranıyla 250’den fazla yüksek hızlı DC şarj istasyonuyla hizmet veriyor. Bu istasyonların stratejik konumlandırılması ve en yüksek performansta çalışması sayesinde elektrikli araçların menzil kaygısının da azaltılması hedefleniyor. Yapılan açıklamaya göre; şarj istasyonlarının konum seçiminde, sürücülerin enerji aktarımı süresince dinlenebilecekleri, temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, hijyen ve temizlik standartları yüksek lokasyonlara öncelik veriliyor. Türkiye genelinde yüksek güçlü DC şarj altyapısını hızla yaygınlaştırılması kullanıcıların şarj sürelerini de minimuma indiriyor. İstasyonlarda sunulan 180 kW ve üzeri güç kapasitesi, birçok aracın 20 dakikadan kısa sürede yüzde 80 doluma ulaşmasını sağlıyor. Şirket, kullanıcıların hizmet kalitesini artırırken Türkiye’nin sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji hedeflerini destekliyor. Enerji kullanımının optimize edilmesi ve şebeke üzerindeki yükün azaltılması karbon emisyonlarını düşürmeye katkıda bulunuyor. EN YAKIT, sürdürülebilirlik vizyonunu altyapısında da uyguladığını duyurdu. Grup bünyesinde geliştirilen Güneş Enerjisi Santrali (GES) projeleri sayesinde istasyonlar, temiz enerjiyle şarj sağlama kapasitesine kavuşturuluyor. Şirket, gelecek dönemde istasyonlarının büyük bir kısmında yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklı şarj hizmeti sunmayı hedefliyor.
9 ülkeye ihraç edilen narın hasadı başladı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:07 9 ülkeye ihraç edilen narın hasadı başladı Adıyaman’dan dünyanın 9 ülkesine ihraç edilen narın hasadı başladı. Tansiyona iyi gelmesiyle bilinen narlar için Samsat ilçesine bağlı Göltarla köyünde hasat töreni düzenlendi. İri taneli ve bol sulu narlar kadınlar ve erkeklerin ortak çalışmasıyla hasat ediliyor. Kadınlar tarafından toplanarak kasalara yerleştirilen narlar erkekler tarafından taşınıyor. Traktör ve kamyonlar ile soğuk havca depolarına taşınan narlar burada seçilerek, sofralık veya sıkmalık olarak ayrılıyor. Adıyaman Valisi Osman Varol, Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Merkezi gençleriyle birlikte nar hasadı yaptı. Adıyaman’da 19 bin 250 dekarlık alanda yıllık 50 bin ton nar üretimi yapılıyor. Organik nar üretimi ise 5 bin 600 dekarlık alanda 12 bin ton nar üretimi var. Üreticilerin emekleriyle yetişen narlar, hem iç pazarda hem de ihracatta Adıyaman’ın tarımsal çeşitliliğine önemli bir katkı sağlıyor. Adıyaman’dan Amerika, Almanya, Irak, İspanya, Hollanda, başta olmak üzere 9 ülkeye ihracat yapılıyor. Hasatla ilgili açıklamalarda bulunan Adıyaman Valisi Osman Varol, "Nar ilimiz için önemli bir meyve türü. Meyvecilikte zaten ileri bir noktada malumunuz. Narda özellikle son yıllarda önem kazanmış bir tür. 19 bin 250 dekar kadar il genelinde alanımız var. Nar üretilen alanımız var. Üretilen türünde tamamen ihracata yönelik bir tür olduğunu ve Adıyaman üretiminin büyük oranda doğrudan ihracata gittiğini buradan belirtmek istiyorum" dedi. Adıyaman Tarım ve Orman Müdürü Abdulkadir Akkan ise "Şu anda yaklaşık 9 tane ülkeye ihracat yapıyoruz. Özellikle Irak, Almanya, Amerika, İspanya, Hollanda, başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine de nar ihracatı yapmaktayız. Soğuk hava depolarının olması tabi ki nar üretimini de ciddi şekilde arttırıyor. Çünkü daha önceden ekiliş alanlarımız vardı. Lakin depolamayla ilgili sıkıntılar çektiğimiz için üreticilerimiz zaman içerisinde nar üretiminden vazgeçmişti. Ancak bu tesisler yapılmaya başlandıktan sonra nar üretiminde ciddi şekilde artışlar kaydediliyor" diye konuştu.