Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:41
Erciş’te kurulan cam atölyesi bölgenin ihtiyacını karşılıyor
Van’ın Erciş ilçesinde Erhan Babat ve Sacit Bedir tarafından kurulan cam atölyesinde üretilen temperli, sinerji ve ısı camlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. İlk defa 2007 yılında sektöre adım atan 32 yaşındaki girişimci Erhan Babat, 18 yıllık tecrübesini memleketi Erciş ilçesinde devam ettiriyor. 7 ay önce Erciş Organize Sanayi Bölgesinde bin metrekarelik atölyesini kuran Babat ve Bedir, bölgenin temperli, sinerji ve ısı cam ihtiyacını karşılıyor. Kurdukları atölyeden çıkan ürünleri Van başta olmak üzere Kars, Iğdır, Ağrı, Hakkari ve Şırnak gibi illere pazarlayan girişimciler, çalıştırdıkları atölyede 20 kişiye de iş ve istihdam sağlıyor. İşletme sahibi Erhan Babat, 2007’den beri cam işi yaptıklarını belirterek, "Yaklaşık 7 ay önce firmamızı geliştirmek için organize sanayi bölgesinde cam üretim atölyesi kurduk, Şu an temperli, sinerji ve ısı cam gibi tüm cam gruplarını yapıyoruz. Şu an burada yaklaşık 20 kişi çalışıyor. Ürettiğimiz camları Kars, Iğdır, Doğubayazıt, Ağrı, Van, Hakkari, Yüksekova, Şırnak gibi bölgelere gönderiyoruz" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:29
Hamside tehlike çanları çalıyor
Karadeniz’de hamsi stokları alarm veriyor. Hem bölge balıkçılığı hem de deniz ekosistemi için kritik öneme sahip olan türde av miktarı her geçen yıl azalıyor.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:17
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 41,8340 liradan, euro ise 48,6430 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarşı’da 41,8320 liradan alınan dolar 41,8340 liradan, 48,6410 liradan alınan euro ise 48,6430 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 41,83 liradan, euro ise 48,45 liradan satılmıştı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:16
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Kadın çiftçilerimiz kırsalın umudu, tarımın güvencesidir"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Kadın çiftçilerimiz kırsalın umudu, tarımın güvencesidir" dedi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, "Dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde, beslenmede, gelecek nesillere bilgiyi aktarmada, çocuk eğitiminde, hasta ve yaşlı bakımında kadınlar en önemli katkıyı sağlıyor. Kırsaldaki kadınların güçlendirilmesi, tarımsal kalkınma ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Ancak kadın çiftçilerimiz, üretimin merkezinde olmalarına rağmen sosyal güvenlikten yeterince yararlanamıyor; ekonomik ve toplumsal olarak ikinci planda kalıyor" dedi. TZOB Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye genelinde 754 ziraat odasına kayıtlı 956 bin 643 kadın çiftçi bulunduğunu belirten Bayraktar, "Bu rakam, tüm üyelerin yüzde 18,14’ünü oluşturuyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 59’a yükseldi. Erkek çiftçilerin yaş ortalaması 58, kadın çiftçilerimizin yaş ortalaması 61’dir. Yaş dağılımı tarımsal nüfusun hızla yaşlandığını gösteriyor. Çiftçilerimizin yüzde 35’i 65 yaş ve üzerinde, yüzde 35’i 50-64 yaş aralığındadır. Yalnızca yüzde 5’lik bir oran 18-32 yaş grubundadır. Bu tablo, tarım sektöründe genç nüfusun hızla azaldığını ve üretimin geleceği açısından ciddi bir sorun oluştuğunu gözler önüne seriyor. Son 30 yıldır hiç doğum gerçekleşmeyen köylerimiz bulunuyor, kış aylarında tamamen boşalan köylerin sayısı artıyor. Bu durum yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamın sosyal dokusunu da tehdit ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de 4/B kapsamındaki 427 bin 298 zorunlu tarım Bağ-Kur’lu çiftçinin yüzde 24,69’unu yani 105 bin 478’ini kadın çiftçilerimiz oluşturuyor. Veriler karşılaştırıldığında kadın çiftçilerin yalnızca yüzde 11’i Tarım Bağ-Kur primini ödeyebiliyor, geri kalan büyük çoğunluğu gelir yetersizliği nedeniyle sistem dışında kalıyor. 2024 yılı itibarıyla Tarım Bağ-Kur prim tutarı aylık 8 bin 971,90 lira, indirimli olarak 7 bin 671,60 liradır. Bu prim tutarları, düşük gelirli çiftçilerimiz için büyük bir mali yük oluşturuyor. Özellikle de kadın çiftçilerin sosyal güvenlik sistemine dahil olmasını zorlaştırıyor" dedi. Kadın çiftçilerin sosyal güvence sorunu "Kadın çiftçilerin büyük bölümü aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi statüsünde çalışıyor. Emekleri çoğu zaman ‘aile içi katkı’ olarak görülüyor. Bu da onların üretici kimliğini gölgeliyor" diyen Bayraktar, şunları kaydetti: "Kadın çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal statülerinin güçlendirilmesi, kırsalda göçün önlenmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önemdedir. Anayasa’nın 10. maddesi kadın-erkek eşitliğini, 60. maddesi ise sosyal güvenlik hakkını güvence altına alıyor. Buna rağmen kırsaldaki kadınlarımızın büyük oğunluğu hâlâ sosyal güvenceye sahip değil. Bu tablo, sadece bir tarım meselesi değil, aynı zamanda kırsal sosyo-ekonomik bir sorundur. Sorunun çözümü, kapsamlı ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesini gerektiriyor. Gençlerin tarıma kazandırılması için tarım arazisi edinimi kolaylaştırılmalı, düşük faizli kredi ve hibe destekleri artırılmalı, tarımsal girişimcilik ve teknoloji temelli eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Kadın çiftçilerin güçlendirilmesi için kadın çiftçilere özel prim desteği ve pozitif ayrımcılık uygulanmalı, kadın girişimcilere yönelik destek programları yaygınlaştırılmalıdır. Kırsal altyapının güçlendirilmesi için kırsal bölgelerde kreş, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri sağlanmalı, internet erişimi ücretsiz hale getirilmeli, sağlık, eğitim ve ulaşım hizmetleri güçlendirilmelidir. Tarımın saygınlığının artırılması için tarımın stratejik ve itibarlı bir meslek olduğu topluma yeniden anlatılmalı, tarım liseleri ve üniversitelerde tarım-teknoloji odaklı bölümler açılmalıdır." "Kadın çiftçilerimize yönelik Tarım Bağ-Kur prim desteği sağlanması, kırsalda yapılacak en büyük reform olacaktır" Bayraktar, "6270 Sayılı Kanun (2012) ile geçmişte aile reisi olmayan kadın çiftçilerimize borçlanma hakkı tanınarak mağduriyetleri giderildi. Doğum borçlanması hakkı üç çocuğa kadar genişletilerek, kadın çiftçilere altı yıla kadar borçlanma imkânı sağlandı. Kadın çiftçilerimize yönelik Tarım Bağ-Kur prim desteği sağlanması, kırsalda yapılacak en büyük reform olacaktır. Kadın çiftçilerimiz, yalnızca kendi evlatlarını değil, tüm ülkemizi doyuran; üretimin, emeğin ve direncin simgesidir. Onların emeği olmadan kırsalın geleceği inşa edilemez. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine erişiminin kolaylaştırılmasını, gelir düzeylerine uygun prim desteği sağlanmasını ve kırsalda yaşam koşullarının iyileştirilmesini acil öncelik olarak görüyoruz. Kadınlara fırsat verildiğinde liderliğin, üretimin ve değişimin öncüleri olurlar. Tüm kadın çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü kutluyor, alın teriyle toprağa can veren tüm kadın emekçilerimizi saygı ve minnetle selamlıyorum" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:08
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan yeni yönetmelik taslağı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Enerji Piyasaları ve Çevresel Piyasalarda Şeffaflığa ve Piyasa Bozucu Davranışlara İlişkin Yönetmelik Taslağı’nı kamuoyunun görüşlerine açtı. Geçtiğimiz aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından yapılan kanuni düzenlemeyle enerji piyasalarında ve çevresel piyasalarda piyasa bozucu davranışlarda bulunan kişiler için etkin ve caydırıcı yaptırımlar öngörülmüştü. Kanunda ayrıca konuya ilişkin uygulama usul ve esaslarının EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmişti. EPDK, konuya ilişkin hazırlıklarını tamamlayarak, yönetmelik taslağını kamuoyunun görüşlerine açtı. Yönetmelik taslağına göre enerji piyasalarında ve çevresel piyasalarda şeffaflığın artırılması öngörülüyor. Piyasa işletmecileri ve piyasa katılımcıları, enerji ve çevre ürünlerinin ticaretini etkileyen olay ve durumlar hakkındaki bilgileri Şeffaflık ve Dahili Bilgi platformlarında kamuoyuna açıklamakla yükümlü kılınıyor. Böylelikle piyasa katılımcılarının piyasa faaliyetlerini fırsat eşitliği çerçevesinde yürütebilmesi ve piyasa katılımcıları arasındaki bilgi asimetrisinin önlenmesi amaçlanıyor. Taslak düzenlemesinin diğer bir amacı da piyasa bozucu davranışların önüne geçmek. Taslakta piyasa bozucu davranışlar üç ayrı kategoride ele alınıyor. Buna göre enerji ve çevre ürünlerinin ticaretini etkileyen olay ve durumlara ilişkin bilgileri zamanında Dahili Bilgi Platformu’nda kamuoyuna açıklamayan katılımcılar için yaptırım öngörülüyor. Yine bu tarz bilgileri kamuoyuna açıklamayıp, bu bilgileri kendi veya bir üçüncü kişi lehine kullanarak bilgi suiistimalinde bulunan kişiler için de caydırıcı müeyyideler getiriliyor. Yaptıkları teklif, işlem ve beyanlarla piyasadaki ürünlerin arzı, talebi ve fiyatıyla ilgili yanlış ve yanıltıcı işaretler veren, piyasayı suiistimal ederek manipülasyon yapan kişiler de taslak yönetmeliğin kapsamında yer alıyor. Enerji ticaretinin ekonomik hacminin çok yüksek seviyelere ulaştığına dikkat çeken EPDK yetkilileri, yeni yönetmeliğin piyasadaki güven ve istikrarın korunması için çok önemli bir rol üsteleneceğini belirterek, "Türkiye’nin enerji borsası EPİAŞ’ta geçtiğimiz 2024 yılında yaklaşık 865 milyar liralık bir işlem hacmi oluşmuştu. Bu aşamada sadece borsadaki elektrik ve doğal gaz ticaretinin ekonomik boyutunu gösteren bu rakamın önümüzdeki yıllarda emisyon ticaret sistemi (karbon) piyasalarının işleme açılmasıyla birlikte çok daha yukarılara çıkacağını tahmin ediyoruz. Kamuoyu görüşüne açılan taslak düzenlemenin bu derece yüksek bir ekonomik hacmin oluştuğu enerji piyasaları ve çevresel piyasalardaki güven ve istikrarın korunmasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz" dedi. EPDK’nın internet sitesindeki duyuruyla kamuoyu görüşüne açılan yönetmelik taslağı için 31 Ekim tarihine kadar görüş bildirilebilecek.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 08:44
Van’da havaların soğumasıyla inci kefaline ilgi arttı
Dünyada yalnızca Van Gölü’nde yaşayan ve üreme döneminde suyun tersine yüzerek tatlı su kaynaklarına yaptığı göçle ilgi odağı olan inci kefali, havaların soğumasıyla birlikte tezgahları şenlendirdi. Van Gölü’nde yaşayan endemik tür olan inci kefali, uygun fiyatıyla tezgahları şenlendirmeye devam ediyor. Uygun fiyatı ve lezzetiyle vatandaşların ilgisini çeken inci kefali, kırmızı ete alternatif olarak tercih ediliyor. Van Gölü’nde yaşayan ve üreme döneminde suyun tersine yüzerek tatlı sulara göç eden inci kefali balığı, havaların soğumaya başlamasıyla vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Her yıl 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında uygulanan av yasağının ardından yeniden satışa sunulan inci kefali, hem fiyatı hem de lezzetiyle Vanlıların sofralarında yerini alıyor. Balıkçı esnafı, inci kefaline olan ilginin havaların soğumasıyla daha da artacağını belirtti. Balıkçı Yunus Altan, "İhtiyacı olan insanlar şu an alıyor ama havalar biraz daha soğuduğunda talep çok daha fazla olur. Van Gölü’nün inci kefali hem uygun fiyatlı hem de çok lezzetli. Balık, kırmızı ete ve tavuğa göre daha ucuz olduğu için vatandaşlar balığa yöneliyor. Buna ek olarak balığın kilosu 120 lira, hamsi 250, kırmızı et ise ortalama 500 TL’den satılıyor" dedi. Kırmızı ette yaşanan fiyat artışlarına da dikkat çeken Altan, "Kırmızı ette şu anda şap hastalığı nedeniyle sıkıntılar var. Bu yüzden balığa olan talep artıyor. Yeter ki balık bol çıksın. Balık bol olursa fiyatlar da düşer. Geçen yıl palamut çoktu, hamsi azdı ve pahalıydı. Bu sene hamsinin bol olacağı görünüyor. Fiyatlar düşerse vatandaş daha çok balık tüketir" diye konuştu. Altan, balığın sağlık açısından önemine de vurgu yaparak, "Balık kalp, şeker, tansiyon ve kolesterol için faydalıdır. Taze balık mevsimi başladı. Vatandaşlar taze taze yesin, sağlıklıdır, rahattır. Ben herkese balık yemesini tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
14 Ekim 2025 Salı - 16:56
Karabük’te ekmek 15 TL oldu
Karabük’te 200 gram ekmek fiyatı 15 TL olurken, yeni fiyat tarifesinin 15 Ekim’den itibaren geçerli olduğu belirtildi. Karabük Kahveci, Lokantacı, Otelci, Pastacı, Fırıncı ve Bakkallar Esnaf Odası’ndan alınan bilgiye göre Karabük’te 200 gram ekmeğin fiyatı 15 TL oldu. Yeni fiyatlar 15 Ekim 2025 Çarşamba gününden itibaren yürürlüğe girecek. Esnaf Odası tarafından yayımlanan fiyat listesine göre, 400 gram ekmek 30 TL, 300 gram köy ekmeği, çavdar ekmeği, kepekli ve tam buğday ekmeklerinin her biri yine 30 TL olarak belirlendi. 600 gramlık ürünler ise 60 TL’den satışa sunulacak.
14 Ekim 2025 Salı - 16:26
IMF, Türkiye’nin büyüme tahminlerini yükseltti
Uluslararası Para Fonu, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminini bu yıl için yüzde 3,5’e, gelecek yıl için yüzde 3,7’ye yükseltti.
14 Ekim 2025 Salı - 15:59
Fındıkta serbest piyasa düşüşte, Tarım Kredi en yüksek alımı yapıyor
Giresun’da serbest piyasada fındık fiyatları zirveyi gördükten sonra hızlı bir düşüşle 330 liraya kadar geriledi. Buna karşın, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri fındık alım fiyatlarını 345 lira olarak güncelleyerek piyasadaki en yüksek fiyatı açıkladı. Tarım Kredi’den alınan bilgilere göre, Giresun kalite fındığın fiyatı 50 randıman esasına göre kilogram başına brüt 345 TL olarak belirlendi. Ayrıca, 50 randıman üzerine her randıman için 6 lira 90 kuruş ilave ödeme yapılacağı kaydedildi. Uygulanan yüzde 2,01 oranındaki kesintinin ardından net fiyat 338 TL oldu. Levant kalite fındıkta ise 50 randıman için brüt 335 TL, kesintiler sonrası net 328 lira 26 kuruş fiyat açıklandı. Böylece Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, 50 randıman esasına göre piyasada en yüksek alım yapan kurum konumuna geldi. Öte yandan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) alım fiyatlarının serbest piyasanın oldukça altında kalması nedeniyle üreticilerden herhangi bir fındık teslimi yapılmadığı öğrenildi. TMO’nun 2025 yılı için belirlediği alım fiyatı Giresun kalite fındıkta 200 TL, levant kalite fındıkta ise 195 TL olarak açıklanmıştı.
14 Ekim 2025 Salı - 15:49
Artaş Holding perakendede 30’uncu yılını kutladı
Artaş Holding, 30’uncu yılında ‘Hafıza, Deneyim, Vizyon’ temasıyla perakende sektörünün dününü ve bugününü değerlendirirken geleceğe dair mesajlar verdi. Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul ve perakende yatırımcılarından Artaş Holding, perakende sektöründeki 30’uncu yılını İstanbul’da düzenlediği özel bir etkinlikle kutladı. 1995 yılında Carousel AVM ile başlayan yolculuğunu bugün Türkiye’nin en prestijli alışveriş merkezleriyle sürdüren holding, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da iş, ekonomi ve perakende dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. ’Hafıza, Deneyim, Vizyon’ temasıyla gerçekleşen etkinlikte, sektörün geçmişi, bugünü ve geleceğine dair önemli değerlendirmeler yapıldı. Süleyman Çetinsaya, etkinlikte yaptığı konuşmada, "Carousel için inşaata 1993’te başladık. 21 ayda 76 bin metrekare işi bitirecektik ancak pazarlamada desteğe ihtiyacımız vardı. 1995’in Eylül ayında inşaatı açmak zorundaydık ancak mağaza doluluk oranımız yüzde 20 idi. Açıldıktan sonra mağazalar gelmeye başladı ve AVM dolmaya başladı. Carousel’e ayda 1,5 milyon insan girdi, yılda AVM’yi ziyaret eden 15 milyon nüfus vardı" ifadeleriyle AVM’nin kuruluş hikayesini ve başarının formüllerini anlattı. "Bundan sonrasında yeni AVM yapmamız çok zor. Mevcut olanları yenileyerek, canlandırarak ilerleyeceğiz" diyen Çetinsaya, sektöre "450 bin metrekare kiralanır alanımız var, bize ait olan şirketler de var, ortaklarımız da var. 150 bin metrekare de cadde mağazalarımız var. Bizden hisse senedi alırsanız; indi çıktıya bakmayın. Borsada indi çıktılar olur. Kira geliri gibi düşünün" sözleriyle çağrı yaptı. "Değişen tüketici alışkanlığına göre aksiyon alınmalı" Açılış konuşmaları sonrası sunum yapan Ekonomist ve Stratejist Fatih Keresteci sözlerine "Ben mevcut duruma "değişim" demiyorum, "devinim" diyorum. Çok hızlı değişen bir dünya var, bizim de ona uyum sağlamamız lazım" ifadeleriyle başladı. "Sanayide son dönemde bir yavaşlama gözleniyor. Son 2-3 yıldır sektör bir dengelenme sürecinde. Bu süreçte rekabet gücümüzde bazı zorluklar yaşasak da, yeniden yapılanma ve verimlilik artışı açısından önemli fırsatlar da ortaya çıkıyor. Enflasyonda son günlerde sapmalar olsa da, finansal istikrarı korumak için kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz" diyen Keresteci, "Krizden söz etmek doğru olmaz; farklı tüketim sınıflarında değişen alışkanlıklar var. Bizler de bu yeni koşullara hızla uyum sağlayarak doğru aksiyonlar alacağız." ifadeleriyle durumu değerlendirdi. Keresteci ayrıca, "2026’nın ikinci yarısından itibaren sanayide toparlanmanın belirgin hale geleceğini öngörüyoruz." dedi. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, perakende sektörünün dönüşümü, yeni tüketici trendleri ve geleceğe dair stratejiler ele alındı. Holding’in 30’uncu yıl etkinliği, sektör temsilcileri için hem hafıza tazeleten hem de geleceğe ışık tutan bir buluşma olarak kayda geçti. Kariyer yolculuğunda babasının desteğinin büyük rol oynadığını vurgulayarak sözlerine başlayan Artaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya, "1982 yılında Artaş Şirketi’ni bana devrettiler. İlk işim, Beyazıt’ta Azak Sineması’nı kat karşılığı almak oldu. Ardından işler hızla gelişti; 1993’te Bakırköy’deki eski yağ fabrikası arsasını gösterdiler ve ‘Artık birinci lige geçebilirsin’ dediler. Böylece 76 bin metrekarelik Carousel projesiyle yeni bir döneme adım attık ve bugünlere ulaştık" dedi. Çetinsaya, "45’inci yılımda 45 bin konut ürettim; 50’nci yılımda bu sayıyı 50 bine çıkarmayı hedefliyorum" sözleriyle de gelecek hedeflerini paylaştı. "Babamın hastalığı nedeniyle dükkânı ben açmaya başladım. Ailem karar verdi, ben uyguladım." diyen Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, ailesinin bazı itirazlarına rağmen cesaretle risk aldığını ve her seferinde başarı çıtasını daha da yükselttiğini ifade etti. Kiğılı, perakende sektörünün sürdürülebilir büyümesi için AVM sahipleri ile şirketlerin iş birliğini güçlendirmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, "2009’da ilk yurt dışı mağazamızı Romanya’da açtık. Bugün 750-800’ü yurt içinde olmak üzere 1000’in üzerinde mağazamız var. 59 ülkede faaliyet gösteriyoruz ve bunların 24’ünde sektör lideriyiz" sözleriyle markanın küresel başarısını paylaştı. Küçük, "AVM’ler olmasaydı caddelerde büyümemiz mümkün olmazdı. Yurt dışında rekabet edebilir hale geldiysek, bu yurt içindeki başarılarımızın bir sonucudur. Bu nedenle perakende sektörü ile AVM’leri birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak görüyorum" dedi. AVM’lerin sosyal yaşamda üstlendiği role de dikkat çeken Küçük, "AVM’ler sadece alışveriş değil, aynı zamanda sosyal buluşma alanları haline geldi. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine aldı, esnek çalışma imkânı sundu ve yazılımcıdan kimyagere, mühendisten tasarımcıya kadar birçok alanda istihdam oluşturdu. Ekonomik olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz, ancak önemli olan etki alanımızda en iyisini yapmaya devam etmek" ifadelerini kullandı.
14 Ekim 2025 Salı - 15:46
Soma, Ege’nin yeni üretim üssü olma yolunda ilerliyor
Manisa’nın Soma ilçesinde resmen üretim faaliyetlerine başlayan Soma Organize Sanayi Bölgesi (OSB), maden gücü ile sanayiyi birleştirerek Ege Bölgesi’nin yeni üretim merkezi olmayı hedefliyor. Manisa’nın Soma ilçesinde kurulan Soma OSB’de üretim süreci resmen başladı. Soma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cem Doğan, yapılan yatırımların meyvesini vermeye başladığını belirterek, Soma’nın sanayi altyapısıyla birlikte Ege Bölgesi’nin yeni üretim üssü haline geldiğini söyledi. Başkan Doğan, yaptığı açıklamada, "Kuruluşundan bu yana kararlılıkla yürüttüğümüz çalışmaların ardından Soma OSB’de üretim resmen başlamıştır. 964 bin 566 metrekare planlı alanı ve 716 bin 269 metrekare yatırım alanıyla Soma OSB, modern altyapısı ve üretime geçen firmalarıyla bölge ekonomisine canlılık kazandırmaktadır." dedi. Doğan, Soma OSB’de sanayi parselleri, lojistik tesisler, sosyal alanlar, arıtma tesisi, mesleki eğitim merkezleri ve teknik altyapı sistemleriyle çağdaş bir üretim ekosistemi oluşturulduğunu vurguladı. Bölgede şu anda 32 firmanın yer aldığını, bunlardan 2’sinin üretime geçtiğini, diğerlerinin ise inşaat ve kurulum aşamasında olduğunu söyledi. Altyapı çalışmalarının büyük oranda tamamlandığını ifade eden Doğan, "Temiz su, atık su, doğalgaz, enerji nakil hatları, yollar ve telekom altyapısı, modern sanayi standartlarına uygun şekilde hazırlanmıştır." dedi. Soma OSB’nin stratejik konumuyla yatırımcılar için cazibe merkezi haline geldiğini belirten Doğan, bölgenin İstanbul-İzmir Otoyolu’na 1 km, Soma Tren İstasyonu’na 1 km, Lojistik Merkez’e 3 km ve Çandarlı Limanı’na 70 km uzaklıkta olduğunu kaydetti. Ayrıca, Çanakkale’ye bağlanacak yeni karayolu güzergâhının OSB’den geçecek olmasının, bölgeyi geleceğin üretim üssü haline getireceğini ifade etti. Soma OSB’nin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte 4 binden fazla doğrudan, yaklaşık 6 bin dolaylı istihdam oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Doğan, artan yatırımcı ilgisi nedeniyle genişleme süreci için hazırlıkların başlatıldığını da açıkladı. Doğan, "Soma OSB sadece bir sanayi alanı değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın güçlü bir örneği olacaktır." ifadelerini kullandı.
14 Ekim 2025 Salı - 15:43
Merkezefendi Halk Ekmek yeniden sofralarda
Merkezefendi Halk Ekmek Fabrikası’nda üretim tekrar başladı ve ekmekler, Halk Ekmek Büfeleri ile Halk Marketlerde yerini aldı. Sabahın erken saatlerinde Merkezefendi Halk Ekmek Büfelerini ziyaret eden Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Halkın ekmeği Merkezefendi Halk Ekmek yeniden sofralarımızda. Bize sonsuz güvenen ve destek veren tüm hemşehrilerimize teşekkür ederim" dedi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmetlerine devam eden Merkezefendi Belediyesi, ilçedeki faaliyetlerini sürdürüyor. Üretimin yeniden başlamasıyla birlikte ekmekler, Halk Ekmek Büfeleri ile Halk Marketlerde vatandaşlara sunuldu. Başkan Doğan, sabahın erken saatlerinde, ilçeye kazandırılan Merkezefendi Halk Ekmek Büfeleri’ni ziyaret etti ve vatandaşlarla bir araya geldi. Ziyaret sırasında Merkezefendililer, Başkan Doğan’a gayreti için teşekkür ederek, desteklerini ifade etti. "Daha fazla mücadele edeceğimize söz veriyorum" Sürecin ilk anından itibaren kendilerine büyük bir güven duyulduğunu ve destek verildiğini belirten Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Halk Ekmek Fabrikamız bir gün aradan sonra tekrar faaliyete girdi. Halkın ekmeği, Halk Ekmek Büfelerinde ve Halk Marketlerde satışa başladı. Merkezefendi Halk Ekmek bugün itibarıyla tekrardan halkın sofralarında yer alacak. Yeni büfelerimizle farklı mahallelerimizde hizmet vermeye devam edeceğiz. Bu süreçte bize sonsuz güvenen ve destek veren bütün hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Onlar için daha fazla mücadele edeceğimize söz veriyorum" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder